AUM (OM Hecesi)

Aum yay, Ben ok, Brahman da hedeftir. [1]

Brahman kültünün en yüce mantrası olarak bilinen Aum hecesi, sadece titreşimsel değeri yüksek, meditatif bir kelime değildir. Aum hecesi Upanişadlar’ın da bildirdiğine göre tamamlanmak (ekmeliyet) anlamını da taşımaktadır. Kâmil olan Aum yolunu tamamlayandır. Böylece Aum bir sonuç değil, ama sürecin kendisidir. Bu süreç kişinin insan olma serüveninin bir özeti olarak betimlenir. Aum hecesi, üç harften oluşmaktadır. Bu harflerin her biri bir mantradır.

Şaivya Satyakama sordu: “Efendim, insanların biri ölene kadar Aum hecesi üstüne meditasyon [2] yapsa bununla ne kazanır?”

Rişi [3] cevap verdi: “Ey Satyakama, AUM hecesi yücedir ve Brahman’ın bir diğer ismidir… İlk Mantra (A) üstüne meditasyon yapanlar, yalnız bununla aydınlanmış olarak, çabucak yeryüzüne ulaşırlar… İkinci Mantra ile (AU) meditasyon yapanlar Manas’a ulaşır. Üçüncü Mantra (AUM) hecesi ile En Yüce Kişi üstüne meditasyon yapanlar ışığa ve güneşe ulaşırlar. Ve bir yılan nasıl derisinden sıyrılırsa onlar da kötülüklerinden sıyrılırlar.

Ayrı ayrı başvurulan ve birbirinden ayrı düşünülen bu üç Mantra sonludur; fakat harici veya ara eylemlerde onları iyi bir şekilde yerine getiren (tevhîd eden) bilgeler (muvahhidler) korkmazlar. [4]

Böylece Aum sadece bir kelime değil, insanın yaşadığı üç doğumun göstergesidir. Bu üç doğumun ilki kültür ortamıyla kuşatılmıştır. İkinci doğum eğitime doğmaktır; pedagojik, psikolojik ve bilimsel yöntemlerle insan biçimlendirilir. Üçüncü doğum, insanın kendisinden doğmasıdır ki bu da insanın kendi yaşamına kendi özgür istenciyle biçim vermesidir. [5]

Aum insanın kendi varoluşsal gerçekliğidir. İlk mantra ile yere iner. Bu belirli bir toplumun veya topluluğun içine doğmanın ifadesidir. İkinci mantra ile Manas’a yükselir. Manas, zihin demektir. Zihin bir yetenek olarak Batı felsefesinin anlığından ayrıdır. Upanişadlar’da zikredilen zihin yetisinin basit olarak algılar toplağı olduğu düşünülmemelidir. Hint kültüründe zekâ, zihnin tümelliğini taşır. Zekâ varoluşsal farkındalığın bütünselliğini, zihin ise o farkındalığın “şimdi ve burada”lığının ifadesidir. Bu zihin ile kişinin kendi olmasının zemini hazırlanır. Manas’a ulaşmak, genel bir ifadeyle, başta eğitim olmak üzere kişiyi kendisi olmaya hazırlayan tüm etkilerdir.

Üçüncü meditasyon ise kişinin dıştan gelen tüm eğitim ve biçimlendirmelerden sıyrılarak kendini inşa etmesi olarak tanımlanır. Upanişadlar bunu “kabuktan sıyrılmak” olarak ifade etmiştir. İncil ruhtan doğmak [6], İslâmî irfâniyet ise bunu bağımsız bir fert olmak şeklinde dile getirir. [7] Bu hâle ulaşan kişi Aum’dur. Ve Aum Brahman’ın mabedidir: “Her yanı bilgelik olan Aum, sen Brahman’ın mabedisin.” [8]

“Aum, Brahman demektir. Aum, bunların hepsi demektir. Aum, teslim demektir. Onlara “Aum, konuş,” dendiğinde konuşurlar. Aum’dan sonra Samanları okurlar. Aum’dan sonra ilâhiler okurlar. Aum’dan sonra Brahmin rahibi emirler verir. Aum’dan sonra kurban sahibi Agnihotra’nın [9] yerine getirilmesine izin verir. Bir Brahmin başlayacağı zaman der ki: “Aum, Brahman’ı kazanmayı dilerim.” Veda (hikmet) böyle kazanılır.” [10]

Aum, sürecin ve sürecin sonundaki vuslatın her ikisidir. Böylece Aum ne sadece süreçtir ne de sadece bir sonuç. O, tüm varlığın özüdür. Kesafet ve letafet üzerinden yapılan tasavvufî anlatımlarda katı maddenin, lâtif olan özün bir dışlaşması olduğu fikri vardır. [11] Lâtif olan ise ruha, ruh da mânâya daha yakındır. Bu fikrin benzer ifadesi Upanişadlar’da da ifade bulur:

“Tüm varlıkların özü toprak, toprağın özü su, suyun özü bitkiler, bitkilerin özü insan, insanın özü söz, sözün özü Rigveda, Rigveda’nın özü Samaveda [12], Samaveda’nın özü Udgitha , Udgitha’nın da Aum’dur.” [13]

Brahmanizm’de toprak gıdadır. Gıda ise insanın bedenini ve yaşamsal enerjisini temin ettiği bir lütuftur. Toprak algılanan ve elle tutulur olanın tamamına işaret eder. Gıda ise toprağın bu çoklu göstergelerinin tümünden beslenen canlılığın ifadesidir. Bu canlılık suyun özündeki “bitki” ile ifade bulur. Bitki, dirimliliğin simgesidir.

Upanişadlar’ın Aum’u varlığın özüne koyan bu ifadesi hem kozmogonik, hem de sibernetiktir. Aum, insanın doğması için kendini açığa çıkarmıştır. Bu ise öncelikle Aum’un bir hece (Udgitha) olarak bilinmesini ve ilâhi bir kelâm olarak tecelli ve tezahür etmesini gerektirmekteydi. Rigveda ve özü olan Samavedalar kelimeler değil, kelimelerin ruhlarıdır. Böyle olduğu için Rik söz, Saman nefes, Udgitha da Aum hecesidir. Sözle nefes, yani Rik ile Saman’ın ilişkisi ayrımlı bir birlik oluştururlar. Ve bu çift Aum hecesinde birleşirler. İki insan bir araya geldiğinde onların arzularını yerine getirmeleri gibi… [14]

Ve insan Aum ile yaşam çarkına girmiştir. Aum’a ulaşmak için, Aum’un yardımıyla bu çarktan kurtulacak ve Aum olan Brahman’a ermeyi dileyecektir. Bu dileği samimi bir kalp ile istediğinde Brahman ona yüzünü açacaktır .[15] Bu nedenle Upanişad’lar Yama’nın [16] şu sözünü aktarmaktadır:

“Tüm Vedaların kat ettiği, tüm kefaretlerin açıkladığı, müritlerin de arzuladığı o sözcüğü sana kısaca anlatacağım; o Aum’dur. O ölümsüz hece Brahman, o hece yüce Brahmin[17] demektir. O heceyi bilen dileğine erer. En iyi ve en yüce dayanak budur; bu dayanağı bilen Brahma dünyasında büyür.

Bilen Öz varlık, ne doğar ne ölür; O yokluktan doğdu, yokluk da O’ndan. Kadim olan doğmamıştır, bâkidir, ebedîdir; beden ölse de O ölmez.” 18]


Dipnotlar:

[1]  Upanişadlar, Mundaka Upanişad. s.63

[2]  Meditasyon kelimesinin Türkçe kullanım karşılığı “ibadet” demektir. Meditasyon yapmak, ibadet etme eylemine verilen genel addır. Brahman kültünün ibadeti sadece bilindiği anlamıyla yokluğa çekilmekle sınırlı değildir. Doğru düşünmenin, doğru eylemin, doğru sözün vb. eylemlerin her biri ibadet olarak kabul edilmektedir.

[3]  Rişi; Brahminler içinde hikmetli vaizlere verilen genel bir addır. Bu kişiler Upanişadlar’da doğaüstü formlara da bürünmektedirler.

[4]  Upanişadlar, Praşna Upanişad. s.75

[5]  Metin Bobaroğlu, İnsan Üç Kez Doğar. “Us Düşün ve Ötesi – Eğitim Sorunu”. AAV Yay., s. 119.

[6]  İncil, Yuhanna 3:5-8.

[7]  Muhyiddin İbn-i Arabî, Füsusü’l Hîkem. Muhammed kelimesindeki Hikmet-i Ferdiyye.

[8]  Upanişadlar, Taittiriya Upanişad. s.102.

[9]  Agnihotra; Ateş ilahı Agni’ye verilen takdime. Ateşli takdime.

[10]  Upanişadlar, Taittiriya Upanişad. s.104

[11]  Ahmet Avni Konuk, Füsûsü’l Hîkem Şerhi. Giriş Bölümü.

[12]Samaveda; Veda’larda kurban merasimi esnasında söylenan ilahilerin içerildiği bir bölümdür. Veda’ların üçüncüsüdür. Yine de kutsiyet ve ritüelik açıdan Rigveda’dan sonra en önemli Veda bölümü olarak kabul edilir. Samaveda yüksek sesle okunur.

[13]  Upanişadlar, Chhandogya Upanişad. s.143

[14]  Upanişadlar, Chhandogya Upanişad. s.143

[15]  Upanişadlar, Brihadaranyaka Upanişad. s.327: “Brahman’ın yüzü altın kursla örtülüdür. Onu aç ki, ey Puşan, Hakikatin doğasını görelim”.

[16]  Yama; (veya Yamaraya) Vedik mitlerde ölüm ilahı olarak anılan Tanrı. Upanişadlar’da büründüğü karakterle ölümü yendiği için ölüm hakkında konuşabilen bir bilge olarak da ortaya çıkmaktadır.

[17]  Brahmin, Brahman’ın rahiplerine verilen isimdir. Sıradan birer din adamları gibi algılanmamalıdır. Brahman kültünde Brahmin Brahman’ı bilendir ve “Brahman’ı bilen Brahman olur”. (Ref. Upanişadlar, Mundaka Upanişad. s.66)

[18]  Upanişadlar, Katha Upanişad. s.48