Yazılar2024-07-01T13:54:12+03:00

Yazılar

Nietzsche Yerleşkesinde İd, Ego, Süperego

Giriş Freud ve Nietzsche, modern düşünce tarihinde önemli yer tutan iki düşünürdür. Bu makalede Freud’un id, ego ve süperego modelini esas alarak, Nietzsche’nin yaklaşımlarının bu model içine yerleştirilmesi halinde nasıl bir tablo ortaya çıkacağını göstermeye çalışacağım. Modeli açıklamaya, düşünürleri ve makalede geçen kavramları tanıttıktan sonra geçeceğim. Freud Sigmund Freud, psikanaliz teorisinin kurucusu Avusturyalı bir nörolog ve psikiyatrist olup felsefesi, insan zihninin doğası ve işleyişi üzerine derinlemesine bir incelemedir. Freud'un fikirleri, [...]

Yazar: |Nisan, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Kuroş’un Silindiri

Kuroş’un (Cyrus the Great) Silindiri[1] Bütün gök ve yerin kralı olan Marduk (…yeş’te) düşmanlarını yok (viran; yıkmak, taş üstünde taş bırakmamak) ettiğinde (orduları ile). …………….. geniş görüşlü bilgeliği ile, … dünyayı izlediğinde (gözlemlediğinde) …………….. Belşezer, zayıf (karaktersiz / alçak) biri onu yurdunun hâkimi olarak atanmıştı. ……………… kendisine benzer (Nebuneid) biri onu atamıştı. Ur şehri ve diğer şehirlerde Esagila tapınağının bir kopyasını (kutsal olarak) inşa etti. Burada (tanrılara ve tapınaklara) yakışıksız [...]

Yazar: |Nisan, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Assos ve Filozofları

Tarih Boyunca Assos Assos (Behramkale), günümüzde Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde Antik Truva (Troad) yarımadasının güneyinde deniz kıyısında bir yerleşim yeri. Truva yarımadasında İlk Tunç Çağı başlarından itibaren (M.Ö. 3000), Assos’ta ise M.Ö. 2000’li yıllardan itibaren yerleşim olduğu biliniyor. Antik çağın coğrafyacısı Amasyalı Strabon, Assos’a M.Ö. 7. yüzyılda Midilli (Lesbos) adasının Midilli (Methymna) kentinden bölgeye toplu göçler olduğundan söz ediyor. Assos bu tarihlerden itibaren yaklaşık 2700 yıldır bir yerleşim yeri olarak varlığını [...]

Yazar: |Nisan, 2026|Kategoriler: Yazılar|

İfadenin İfadesi Olarak Söz

I. İnsanın sözle eğitilen bir varlık olduğu söylenir. Bizler için söz söylemeden, söz duymadan, söz üretmeden yaşamak mümkün olur muydu? Buradan şu soru doğar: Söz, varoluşsal bir zorunluluk mu, yoksa kendiliğinden oluşan anlamsız bir ses mi? Yanıt net; bir zorunluluk olduğu açık. Sözü sesten ayırmak gerekir; her söz bir sestir, ama her ses bir söz değildir. Ses üç form altında gerçekleşir; doğa kaynaklı sesler, hayvan kaynaklı sesler ve insan kaynaklı [...]

Yazar: |Nisan, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Leh Leha, Galut, Gilgul

Tanrı, İbrahim’e babasının evinden ayrılmasını ve kendisine göstereceği diyara gitmesini söyler.[1] Bu “diyar” Tora’nın anlatımında mitsraim (מצרים) veya Mısır ülkesidir.[2] Coğrafi olarak bir ülke olan Mısır, simgesel olarak bir mahaldir. Yani sembolik içeriği itibariyle Mısır bir ülkenin değil, ruhsal bir durumun adıdır. İbrahim, baba evindeki sabitlikten Mısır’daki hareketliliğe geçer. Bu hareketlilik, dönüşümdür. Leh leha sadece gitmek değil, gitmek ve dönüşüme katılmak demektir. Zira “gitmek ve geri dönmek” sadece yolculuktur. Örneğin, [...]

Yazar: |Mart, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Göğe Bakma Hali: Bulut ve Hafıza

Sembolizme yönelik çalışmalar, mutlak anlam sunma iddiası taşımamaktadır. Aksine bu çalışmalar, sembollerin insanda uyandırdığı anlam katmanlarını ve kadim metinleri imgeler aracılığıyla evrensel dil bağlamında okuma, yani yorumlama çabasıdır. Bu bakımdan bilim, mit ya da din birbirinden yalıtılmış alanlar olarak ele alınmamakta ve indirgemeci bir tutumdan kaçınılmaktadır. “İnsan zihni ancak somut nesneler üzerine düşünülerek soyut kavramlara erişebilir” (Jung, 2025). Burada erişilen anlamdır. Anlam ise katmanlıdır ancak soyutlar üzerinde düşünebilen aklın eşlik [...]

Yazar: |Mart, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Aydınlanma Çağı’ndan Oyalanma Çağı’na: Modern Öznenin Çözülüşü ve Ağ-bilincin Yükselişi

Başlarken Oyalanma Çağı’na hoş geldik. Başlar başlamaz belirteyim, bireyin gerçek sandığı ile bağlarının hızla koptuğu ve artan bir şekilde bağlanma sorunu yaşadığı, eylemsiz ve amaçsız kaldığı döneme Oyalanma Çağı diyorum. Oyalanma Çağı kavramsal çerçevesinin (haliyle bu yazının) ana tezi de şudur: Oyalanma Çağı, modern öznenin çözülüşü ile Ağ-bilincin yükselişi arasındaki ontolojik[1] bir berzahtır. Bu geçiş dönemi üç temel dönüşümle karakterize edilir: Birincisi, süreç ontolojisinden akış ontolojisine kayış; ikincisi, topluluk yapısından [...]

Yazar: |Mart, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Özgür Birey

Özgürlük ve özgür birey konusu çok işlenmişse de her defasında yeniden başka bir biçimde ele almakta yarar var. Kavramları diri tutmak için yeni ilişkiler, yeni bağlar içinde kullanmalıyız; bu sayede onların canlı kalacağını düşünüyorum. Atatürk’ten ve Türk devriminden söz edeceğimiz için, onun bu konudaki en meşhur sözüyle başlayalım: “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” Yeni bir devletin kurulmasının çekirdeğinde işte bu düşünce yer alır. Bu söz, Atatürk devrimlerinin özüdür. Unutulmamalıdır ki, [...]

Yazar: |Ocak, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Düşünüyorum, Öyleyse Var Mıyım?

“Düşünüyorum, öyleyse varım.” Descartes’ın bir dönemi kapatıp yeni bir dönemi açan bu önermesi, ilk bakışta basit bir mantıksal çıkarım gibi görünse de, arka planında son derece ağır bir tarihsel ve düşünsel yük taşır. Bu cümle yalnızca bireysel bir bilincin varlığı tespitini değil, kendisinden önceki tüm bir düşünme geleneğini sorgulayan ve onunla hesaplaşan bir isyanı da temsil eder. Descartes burada yalnızca bir önerme kurmaz; aynı zamanda Tanrı merkezli skolastik düşünceye karşı, [...]

Yazar: |Aralık, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Dijitalleşen Dünyada Sosyal Medyada Tarihçilik

İnsanlığın tarihsel açılardan dönüşümü önemli olaylar neticesinde şekillenmiştir. Bunlardan birisi de günümüz dünyasının vazgeçilmezi olarak büyük bir merhale kaydeden teknolojik gelişmelerdir. 20. yüzyılda kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ile birlikte bilgi paylaşımının artması ihtiyacı enformatik toplum söylemini ön plana taşımıştır.  21. yüzyılda ise yeni teknolojik gelişmelerin ışığında internetin aktif bir şekilde kullanımı ile beraber sanal ve ikincil bir sosyal etkileşim biçimi önem kazanmıştır. Bu bağlamda enformatik toplum bu yüzyılda biçim değiştirmiştir. [...]

Yazar: |Aralık, 2025|Kategoriler: Yazılar|
Go to Top