Yazılar2024-07-01T13:54:12+03:00

Yazılar

Tarih Bilinci, Toplumsal Hafıza ve Üretimin Evrenselliği

Bu görsel yapay zekâ ile oluşturulmuştur. Giriş Tarih, olup bitmiş olayların toplamı olarak değil, insanın yaparak olduğu bir bilgi ve üretim alanı olarak düşünülebilir. Buradaki temel soru şudur: İnsan, yaptıklarıyla kendisini nasıl meydana getirir? Bu soru, tarih, üretim, bilgi, erdem, kendini bilme ve özgürlük arasındaki bağı açığa çıkarır. İnsanın yaptıklarıyla meydana getirdiği bu alanın ortak hafızayla nasıl tutulduğu ve yeniden kurulduğu ise oluşun sürekliliği sorusunu gündeme getirir. Bireysel [...]

Yazar: |Ekim, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Tarih Bilinci ve Toplumsal Hafıza

Dünyadaki tüm halkların bir geçmişi vardır ama kimilerinin yalnızca geçmişi, kimilerinin ise bir tarihi vardır. Tarih bilinci ve toplumsal hafıza, geçmişteki olay ve olguların bir envanterini çıkarmakla oluşmaz. Diğer yandan geçmişin kahramanlıkları ve başarılarının anımsanmasıyla da oluşmaz. Tarih bilinci şimdiden kalkarak, bir gelecek tasarımı için geçmişin eleştirel bir değerlendirmesini yapmakla oluşur. Toplumsal hafıza, kimlik verir; tarih bilinci ise ne yapacağımızı belirler. Toplumsal hafıza, kentlerimizde, mimari yapılar, müzeler, arşivler, kutlama günleri, [...]

Yazar: |Ekim, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Üç Saate Sığmayan Binlerce Yıl

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde üç saat geçirdim. Yetmedi. Zaten böyle bir müzeyi üç saatte gezip bitirmek mümkün mü? Bir salondan diğerine geçerken yalnızca eserlerin değil, zamanın da içinden geçiyorsunuz. Bir heykelin karşısında Antik Yunan’dasınız, birkaç adım sonra Babil’e, ardından Mısır’a, Fenike’ye, Anadolu’ya uzanıyorsunuz. Ama bugün müzede yalnızca tarihe bakmadım. Eserlere biraz da bugünün gözleriyle baktım. Bazıları beni yakaladı, bazıları ise bütün ihtişamına rağmen içimde bir karşılık bulmadı.[1] Demeter’in Sessizliği İlk aklımda [...]

Yazar: |Ekim, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Eş ve Çocukların Düşmanlığı

Tegâbün[1] Sûresi 64/14-15. Âyetleri Üzerine “Hikmetli oğul babasını sevindirir; akılsız oğul ise annesine kederdir.”[2] Kral Süleyman Kur’an-ı Kerîm kendi ifadesiyle apaçık ve anlaşılır bir kitaptır. Bu açık bir manifestodur ve bu iddiaya göre onu okuyan herkes zorlanmaksızın onu anlayabilecektir.[3] Metne daha derin yaklaşanlar, bu apaçık anlamın geçerliliğini inkâr etmezler ama her cümlenin ardında, doğrudan okumayla seçilemeyen daha derin anlamların barındığını, bunun anlayış ve deneyimle malum olduğunu beyan ederler.[4] Dolayısıyla kitap [...]

Yazar: |Ekim, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Nolan’ın Odysseus’u: Bir Mitin İtirafları

Uyarı: Bu yazı, 2026 yılında vizyona giren Christopher Nolan’ın yönettiği The Odyssey hakkında sürprizbozan içermektedir. Christopher Nolan'ın The Odyssey'ini izledikten sonra ilk iş yolculuğun güzergâhını çıkardım. Sonra düşüncelerimi de yazınca yıllardır yolumu aydınlatan bir dostum yayımlanmasını önerdi. Sorumluluk duygusuyla filmi ikinci kez izledim ve ayrıntılardan büyük zevk aldım. Önce "yönetmenin en iyi filmi mi?" tartışmasında nerede durduğumu söyleyeyim: Inception benim için hâlâ en önde; The Odyssey ise kaçırılmaması [...]

Yazar: |Eylül, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Gözyaşı: Zaafın Değil, Yaratılışın Suyu

Her şeyi ölçmeye çalıştığımız bir dönemde yaşıyoruz. Beynimizin kaç milyon nöron taşıdığını biliyor, genomun harflerini tek tek diziyor, kalp atışlarımızı saniyesi saniyesine kaydeden akıllı saatleri bileklerimizde taşıyoruz. Bu telaş ve hız çağında insana dair her şeyi bir veriye, bir sayıya ve grafiğe indirgedik. Tabii hâlâ verilere dökemediğimiz şeyler de var; mesela gözümüzden süzülen bir damla tuzlu suyu hâlâ tam bir yere oturtabilmiş değiliz. Bir damla tuzlu suyu bir zayıflık ve [...]

Yazar: |Ağustos, 2026|Kategoriler: Yazılar|

İsmail Emre Doğuşları Üzerine Açıklamalar

Doğuş No: 0640 "Ne kadar medhetsek, az…" Birinci Dörtlük Ne kadar medhetsek, az… Hakikat hiç pas tutmaz; Bu “gönül ağacı”nda Her kuş yuva yapamaz. Açıklama İsmail Emre bu Doğuşa, hakikatin değişmezliği ve insanın hakikati taşıyabilme kabiliyeti üzerine dikkat çekerek başlamaktadır. “Hakikat hiç pas tutmaz.” sözü, hakikatin zamana bağlı olarak eskimeyeceğini, insanların ona yaklaşımının değişebileceğini; ancak hakikatin kendisinin hiçbir zaman değişmeyeceğini ifade etmektedir. Lütfi Filiz de hakikati, varlıkların kendisi değil; bütün [...]

Yazar: |Ağustos, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Akıl Önyargıda Kalırsa

Canlı-cansız tüm varlıklar; nesneler, olaylar dışarıdan görülen sınırlarının içinde sırlarla dolu dururlar. Görünüşler sadece bir biçim olmaktan öte kendi içsel niteliklerini bir arada tutan örtücü bir yüzeydir. Bu yüzeyin altında onun özü, niteliklerinin, varlık enerjilerinin tamamı saklıdır. Bu anlamda tüm görünüşler bir anlamda “sır küpleridir.” Nesneler, olgu ve olaylar insanlar karşısında tarafsız, onlara eşit mesafede durarak kendini sergiler. Onun için gerçekler insanlara gelmez, insanlar gerçeklere giderler. Ona kavuştukları oranda sırlarına [...]

Yazar: |Temmuz, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Seksek ve Bitmeyen Döngü

İnsan evladı eve dönmeyi özlüyor. Hangi eve? O her şeyin güllük gülistanlık olduğu, kopup geldiği huzur dolu ana evine. Bu benim kuruntum mu? Değil. Platon, Şölen diyaloğunda insanın bir zamanlar bütün olduğunu, sonra ikiye ayrıldığını ve o günden beri öteki yarısını aradığını söylüyor. Platon’un kuruntusu mu? Değil. “Nostalji” kelimesine baksanıza: Nostos eve dönüş, algos acı. Eve dönememenin acısı yani. Ama işin paradoksu da burada. Paradoks, para ve doxa’dan geliyor; beklenenin, [...]

Yazar: |Temmuz, 2026|Kategoriler: Yazılar|

İyilik ve Kötülük Kavramı: Hegel’in Efendi-Köle Diyalektiği ve Filibeli Ahmed Hilmi’nin Ahlak Felsefesi Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme

Mevcut araştırma, felsefe tarihinin en köklü ve tartışmalı meselelerinden biri olan iyi ve kötülük problemini, Batı ve Doğu düşünce geleneklerinin iki temsilci filozofu üzerinden karşılaştırmalı bir perspektifle incelemektedir. Georg Wilhelm Friedrich Hegel'in Tinin Fenomenolojisi'nde geliştirdiği efendi-köle diyalektiği ile Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi'nin İbn Arabi geleneğinden beslenen vahdet-i vücûd temelli ahlak anlayışı üzerinden özgürlük, tanınma, bilinç ve ahlaki sorumluluk kategorileri çerçevesinde analiz edilmiştir. Araştırma, nitel bir yaklaşımla yürütülen doküman analizi tekniğine [...]

Yazar: |Temmuz, 2026|Kategoriler: Yazılar|
Go to Top