Yazılar
Sabitesiz Göreceli Olabilir Mi?
Kutupsallık-karşıtların birliği, oluşun özüdür ama öz, öz olarak görülmez, hep bir görüngü – geçici form altındadır. Dönüşümler, enerji akışları kendi halleriyle duyulara açık olmaz, hep bir form altında dışlaşırlar: Söylenmek istenen; enerji akışları zıtların birliğinin yaratıcı gücü olarak, hep beliriş ve ortadan kalkış halinde işlev görürken olumlama-olumsuzlama biçiminde mekanik tekrarlar değil yaratıcı bir değişim; varolanın özünün saklanıp korunarak, olumsuzlamanın olumsuzlanması şeklinde olabilir. Her şey görünüşteki haliyle kendinde özdeştir. Ancak hiçbir [...]
Klasik Felsefi İdealizme Göre İslam’ın Felsefi Bir Özü Var Mıdır?
Klasik felsefe kavramından idealizm ve rasyonalizmi anlıyorum. Klasik felsefi idealizmde bilgi olanaklıdır ve bilginin bu olanağı tanıtlamadır; tanıtlama, bilginin varlığının gösterilmesidir. Bilgi akli olandır, ussal olandır. Felsefede, deneyime önsel olan bir us işlevi olan mantık etkindir. “İslam’ın felsefi bir özü vardır” savı felsefeye gönül vermiş olan insanlar için İslam’ın, özünde onaylanması ve olumlanmasıdır. Çok kere felsefi olan şey felsefeci için değerli bilgiyle insanlığın özüyle ilgili, gelişime olanak veren şey olarak [...]
Göç: Zorunlu Bir Yolculuğun Yansımaları
Evren Gül ile Röportaj Serginizin temel teması olan göç kavramını nasıl tanımlıyorsunuz? Bu temaya yönelmenizdeki ilham kaynağı ne oldu? Bu temaya yönelmemin sebebi, medyada görmüş olduğum üzerine ateş açılan mülteci botları oldu. Daha sonra bu yaşananları bir araştırma ve çalışma serisine dönüştürme fikri gelişti. Göç kavramı için benim özel bir tanımım yok. Serginin genel içeriğinin aksine göçün bendeki karşılığı olumlu bir tanımdır. Benim yaşamımda yerleşik bir dönem, mevsim olarak hiç [...]
Ütopya Kurmak ya da Godot’yu Beklemek
Yapım yılı 1966 olan Orson Welles imzalı filme adını veren “A man for all seasons” deyimi Türkçe’ye ironik bir şekilde “her devrin adamı” olarak çevrilir. Bu ironiktir, çünkü filmin içeriği ile ismi birbirini reddeder. Türkçede “her devrin adamı olmak” ifadesi pek de hoş karşılanmayan bir özelliğe karşılık gelir. Her devrin adamı olmak, omurgasız olmaktır; her devir, her iktidar, her güç değişimiyle değişen insanları tarif eder. Oysa filmde anlatılan Thomas More’un [...]
Sanat ve Özgürlük
Modern dünyada düşüncenin ve buna bağlı her şeyin kendisine yaslanarak inşa edildiği teorik zemin, cogito’nun kendisi olmuştur. Kendini kendinden hareketle kuran, yalnızca kendine yaslanan öznenin varlığına bağlı ortaya çıkan bu yeni kavrayış içerisinde, dünyanın da doğruluğu öznenin hakikatlerine dayalı olarak tesis ve temsil edilir. Modern temsiliyet, düşüncenin hakikatlerinin dışarısını belirlediği yeni bir doğruluk zeminidir. Modern felsefeyi başlatan Descartes’ın, bir başlangıç ilkesi, daha çok bir arkhe olarak cogito’nun varlığını tespit etmiş [...]
Sophos Kimdir?
Sophos’un bir kişiliği var mıdır? Kimdir sorusu sorulabilir mi, yoksa “sophos” bir sıfat mıdır? Metinlere baktığımızda "sophos" ifadesi ilk olarak Platon’un külliyatında geçiyor. Phaedrus diyaloğunda (278 d) sophos’un ancak Tanrı’ya ait bir sıfat olabileceğini ifade eder Sokrates. Symposium diyaloğunda ise (219 a) Sokrates Alkibiades'e şöyle söyler: “Alkibiades sen bakırı altınla değiştirdin.” Burada İlyada’daki bir pasaja gönderme vardır (Hom. Ilyada. 6.236). Bu pasajda net olarak sophos'a bir gönderme yoktur ama Oğuz [...]
İnsanın “İlahi Senaryo”daki Rolüne Dair
Derleyen: Defne Özdemir İlahi senaryonun amacını, bu senaryoya upuygun ve durmadan gerçekleşen öyküsündeki insanın rolünü, Üstatların dilinden, konunun akışına göre ve yazıyı olabildiğince makul uzunlukta tutmaya çalışarak en belirleyici cümlelerle sentezlemeyi denedim. Burada, ciltler dolusu içeriği olan ve insana dair böylesi önemli ve temel bir konuya eğilmemin amacı, sadece kavram örgüsü olan bir makale oluşturmak değil, daha ziyade konunun zevkini yansıtan ve sezgi uyandıran bir içerik oluşturmak oldu. Varlıkta sergilenen [...]
Can Hiçle Hep Arasında
İnsan bir can tohumu olarak doğar. Onda bitimsiz bir süre içinde oluşturup geliştirerek canını yaşama özelliği vardır. Canını yaşama, birey olarak insanın ölümüne dek süren ucu açık bir süreçtir. Can, insanın bu gezegende var oluşunun anlam ve değerini duyarak kendini oluşturma serüveninin adıdır. Can için yaşam kutsaldır. Yaşamak bu kutsallığın hakkını vermek için karşısına çıkan belalarla, açmazlarla, sıkıntılarla baş etme çabasıdır. Bir göze alma tavrıyla yaşanır yaşam. Diridir, canlıdır, devingendir. [...]
Batı’dan Doğu’ya Bir Bakış: Goethe
“Üç bin yılın hesabını kendine, Vermeyi bilmeyen her kimse, Cahil kalır karanlıklar içinde, Günden güne yaşayıp gitse de.” -Goethe- Kendine üç bin yılın hesabını verenler dünyanın bir köşesinde yaşamazlar. Onların vatanı yeryüzünü bir uçtan bir uca sarıp sarmalar. Zaman, onlar için ne geçmişte kalan ne de henüz gelmemiş olandır. Onlar için zaman, üzerine kelimeler yazdıkları boş bir sayfadır. Johann Wolfgang von Goethe, dünya insanlık ailesinin en özel isimlerinden biridir. 1749 [...]
Bir Diyalektikçi Olarak Spinoza
Spinoza’ya karşı olan hayranlık nereden gelir? Filozofa ülkemizde de yeterince temellendirilmemiş bir hayranlık var ve bu bana öyle geliyor ki o zamanlar Yahudi topluluğu içinde maruz kaldığı ağır saldırılara karşı sergilediği tutarlı ve dik duruşundan kaynaklanıyor. Spinoza’ya ve felsefeye olan ilgi ve bilgilerini biraz daha artırmış olanlarda bu hayranlığın muhtemelen daha derin anlamı var. Spinoza, Öklitçi geometrik yöntemi benimsediği için tanımlarla çalışır. Bu, onun felsefesini nispeten daha açık ve [...]









