Hikmet ve Tasavvuf

25 Ocak 2017

Büyük Özlem Üzerine

Ey ruhum, sana “bir zamanlar” ve “eskiden” dercesine “bugün” demeyi öğrettim ve bir de dansını tüm Burada, Şurada ve Oradakilerin üzerine etmeyi. Ey ruhum, seni tüm köşelerden kurtardım, tozu, örümcekleri, bulanık ışıkları üstünden aldım. Ey ruhum, seni küçük utançtan ve köşede kalmış erdemden temizledim ve güneşin gözleri önünde çıplak durmaya razı ettim. Adı “tin” olan fırtınayla, dalgalanıp kabaran denizine estim; bütün bulutları üfleyip kovdum, adı “günah” olan o boğucuyu kendi […]
25 Ocak 2017

Sevgi

Sevgi kelimesini sık sık kullanmamıza rağmen, çoğu zaman bu kelimenin anlamını doğru oturtamıyoruz. Sevgiyi, çıkarlarımız, arzularımız, korkularımız, beklentilerimiz için kullanabiliyoruz. Bu yanlış olmamakla beraber gerçeği, hakikati keşfedebilmek için engel oluşturabiliyor, oysa sevgiye ulaşmak için bir sebep aramamıza gerek yoktur. Sevginin iyileştirici gücü şefkattir. Şehvet ise tutku, arzu, paylaşamama, açgözlülük halidir ve içimizde bir sıcaklık ve ateş hissettirir ve bu ateşin etkisi hayatımızı yönlendirmeye başlar ve bizleri köleleştirir. Bu enerji halini […]
20 Aralık 2016

Astroloji ve Vahdeti Vücûd

“ Bizler astrologlara elzem olmayan şeyler hakkında danışmak için gideriz. Birisi astroloğa gidip ne zaman iş bulacağını danışır. Senin iş durumunla Ay’ın yahut yıldızların bir ilişkisi yoktur. ” – Osho   Astroloji, tüm sanıların ötesinde lojik olarak bir bilimin adıdır. Onun kendini dayandırdığı bilimsellik, her ne kadar tümden hurafelere ve boş inançlara itilmeye çalışıldıysa da temeli tümden varlığın doğası ile ilgilidir. Astroloji sıradan varsayımlar üzerine veya bulutsuz bir gökyüzünün hayalperestlerde uyandırdığı fantezilere […]
23 Kasım 2016

Kemter Dede’nin Sohbetinden Alıntı

Akıl ilimdir, akıl deryadır, akıl arş-ı âlâdır, akıl sidret’ül müntehadır, aklın ne kadar tarifini versek imkânını bulamazdık. Akıldır insanları her türlü varlığa vasıl eden. Aklın karşısında da bir düşman var nefs-i emmare. İşte mürşid-i kâmilden, anadan değil, mürşid-i kâmilin kelâmından doğduğu zaman, işte o evlâ, o aklın aşinası oluyor. Aklın mertebesine eriyor. Çünkü Âdem’in bedeni nun harfi, şu göbek nun harfidir. Buradan aşağı yedi kat yer… Buradan buraya kadar (göbekle […]
23 Kasım 2016

Muhammedî Din

Dinler, vahye mazhar olan Nebîler için bir inanç unsuru olmaktan ziyade, yaşamsal bir olgu, bir tecelli, yüksek bir idrak, ulvî bir keşif, âli bir deneyimdir. Bu idrak ve şuur kendilerine hariçten ihsan olsa idi, onlar da cemaatleri gibi kendilerine bildirilene itaatle memur olurlardı. Hâlbuki bilinmeyene itaat, gaybe imândan aşağıdır. Nebîyi, cemaatinden ayıran budur. Câmia Nebîyi bilir, Nebî Allah’ın kendisine nasip ettiğini. Cemaatler, inanç grupları Allah’ı mesellerle bilirler. Nebîler ise nefislerinde […]
23 Kasım 2016

Hıristiyan Tasavvufu

Saint Aurelius Augustinus (Ogüstinus 354–430): “Duyuncun pekinliği” eş deyişle insanın bilincini oluşturan iç deneyimlerinde (bellek, anlık, istenç) edimsel olarak pekin bilgi, us ya da ruha (ki bunlar özdeştirler) dolaysız pekinliği sunmaktadır. Ruh dirimli bireyin bütün kişiliğini kapsamaktadır. Birey, “öz–bilinç” yoluyla yalnızca olgusal ve bütünsel olarak var olan bir kişi olduğunu değil ama ayrıca bellek, anlık ve istenç gibi kendi etkinlik ve güçlerini pekinlikle bildiğini de öğrenmektedir. Böylece birey, kendinden kuşku […]
20 Kasım 2016

Tanrı’nın Bağışlaması Üzerine

Levinas’tan gelen bir mektup, bir inceleme yazısı. Daha önceden dikkatimi çekmeyen bir konuda düşünmeme neden oldu. … İnsanın Tanrı’ya karşı olan kabahatleri Kefaret Günüyle bağışlanır; insanın başkasına karşı kabahatleri Kefaret Günüyle bağışlanmaz, meğerki öncelikle o kişinin gönlünü almamış olsun. [1] Kutsal metin anlatımlarında tartışılmaz en yalın olarak bilinen ama anlamı sorgulandığında en bilinmez ve karmaşık olan yapı/kavram/olgu vs. Tanrı’nın kendisidir. Tanrı’nın sözlerinin veya Tanrısal olan sözlerin mahiyeti ve erekselliğini anlama […]
20 Kasım 2016

Yabancılaşma ve Dostluk

Denilir ki; bu dünya yaşantısı bir hac yolculuğudur. Yolculuğun gayesi bir dostluk aracılığıyla Allah’a kavuşmaktır (vuslat). Kâbesi de dostun gönlüdür. Bahsedilen dost, Allah dostudur.  Allah, Kur’an’da Hz. İbrahim için halil (dost) kelimesini kullanır1. “Dostluk” (hillet) ve “dost” (hal-il) kelimeleri “bir kimsenin bir diğerinin bütün özelliklerini, başka bir deyimle; hâl-ini, hal elbisesini (hülle) giymesi demektir(1)”. İbn-i Arabî Hazretleri kelimenin nüfuz etme, yayılma anlamlarına gelen köküne dikkat çeker 2. İbrahim peygamber Allah’ın […]
19 Kasım 2016

Ȃşık Kemter Yusuf’un Hayatından Kalemime Düşenler

XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren muhtelif etkenler vesilesiyle devlet ve toplum nezdinde başlayan değişim ve dönüşüm, haliyle âşıklık geleneğinin ve âşıkların da değişip dönüşmesini kaçınılmaz kılmıştır. Dolayısıyla pek çok unsurun terk edildiğini fakat birçok yeniliğin de geleneğe eklendiğini söylemek mümkündür. Sözgelimi bağlamanın elektro bağlamaya yaklaştığını, usta çırak ilişkisinin doğal ortamından çıkıp plak, kaset gibi araçlar aracılığıyla örtülü çırak ilişkisine dönüştüğünü bu vesileyle dinleyici kitlesinin daha fazla genişlediğini, kahvehane gibi dar […]