Özet

İtalyan sanatçı Michelangelo’nun Sistine Şapeli tavanındaki “Âdem’in Yaratılışı” freski, ilk insanın yaratılışını hem tıbbi hem de ezoterik boyutlarıyla ele alan eşsiz bir şaheserdir. Literatürde bu eserdeki beyin kesitini andıran bölüme yerleştirilmiş 12 insan figürünün ne anlama geldiğine dair kapsamlı bir değerlendirme bugüne dek yapılmamıştır. Bu çalışmada söz konusu 12 figürün, 12 kranial sinirin yönettiği insan duyularının temel alanlarını simgelediği hipotezi tartışılmaktadır. Michelangelo’nun bu sayıya tümevarımsal bir sezgiyle ulaşmış olabileceği öne sürülmektedir. Beyin sınırını aşan yaşlı figürün ise bireysel zihni aşan tanrısal güç ve üst bilinci temsil ettiği yorumlanmaktadır. 12 sayısının nöroanatomik ve evrensel ve kadim önemi; dinler, kadim kültürler ve gündelik yaşam ekseninde incelenmektedir.

Anahtar kelimeler: “Âdem’in Yaratılışı”, Michelangelo, kranial sinirler, ezoterizm, nörobilim, üst bilinç, tanrısal güç

Giriş

İtalyan Rönesansı’nın büyük ustalarından Michelangelo, genellikle ressam, heykeltıraş, mimar ve şair olarak tanınmaktadır; ancak “Âdem’in Yaratılışı” adlı freski, onun üstün anatomi bilgisinin çarpıcı bir göstergesidir. 1511 yılında tamamlanan bu eser, Sistine Şapeli tavanında Eski Ahit’teki Yaratılış Kitabı’nı tasvir eden resimlerin merkezinde yer almaktadır. Yüzyıllar boyunca bu şaheser üzerine pek çok farklı yorum geliştirilmiştir.

Meshberger freske nöroanatomik açıdan yaklaşmış; Tanrı figürünü çevreleyen örtünün insan beyninin sagital kesitine benzediğini saptamış ve Tanrı’nın Âdem’e yaşam kıvılcımından ziyade “akıl” armağanını verdiğini öne sürmüştür (1990). Sonraki araştırmacılar bu yaklaşımı desteklemiş ve genişletmiştir (Fetz, 2012; Paluzzi ve ark., 2007; Ashford ve Tatem, 2022; Porter, 2023). De Campos ve arkadaşları eserde altın oranın kullanıldığını ortaya koymuş (2015); başka bir çalışmada Âdem’in figürü içine gizlenmiş kaburga kemiği anatomisine dikkat çekilmiştir (de Campos, 2019).

Freskte beyin kesitini andıran bölümde, tanrısal güç figürüyle birlikte toplam 12 insan figürü yer almaktadır (de Campos ve Da Costa Oliveira, 2018). Bu 12 sayısının tesadüf olmadığını, Michelangelo’nun derin anatomik sezgisinin bilinçli bir ürünü olduğunu düşünmekteyiz.

Michelangelo’nun Anatomik Bilgisi ve Eserin Yaratım Süreci

Michelangelo (Mikail meleği), 18 yaşından itibaren kendi başına kadavra diseksiyonu yapmaya başlamış; bu çalışmalar onun anatomi bilgisinin temelini oluşturmuştur (Eknoyan, 2000). Sanatçının yalnızca anatomik yapıları değil, kasların işlevsel dinamiklerini de incelediği bilinmektedir: “Musa” heykelinin ön kolu, küçük parmak kaldırıldığında görünür hale gelen ince kas kasılmalarını detayıyla yansıtmaktadır (Yammine, 2015). Michelangelo, dört yıl boyunca büyük bir özveriyle çalışarak Sistine Şapeli’nin tavanını bizzat tamamlamıştır (Fetz, 2012; Paluzzi ve ark., 2007).

Michelangelo’nun çağdaşı Leonardo da Vinci, nöroanatomi konusundaki derin bilgisini pek çok çiziminde belgelemiştir (www.royalacademy.org.uk). İki ustanın Floransa’da yakın temas halinde olduğu bilinmekte olup Michelangelo’nun “Aydınlıkla Karanlığın Ayrılması” freskine sinir yapıları ve görme organlarını eklemiş olması, bu karşılıklı etkileşimin somut bir yansıması olarak yorumlanmaktadır (Suk ve Tamargo, 2010; 2018).

Michelangelo’nun Şaheseri “Âdem’in Yaratılışı” Freskine Nöroanatomik Bir Bakış

Şekil 1. Üst kısım: Âdem’in Yaratılışı; Vatikan’daki Sistine Şapeli’nin tavanında Michelangelo tarafından yapılan fresk (renkli). Alt kısım: Michelangelo Buonarroti (1475-1564), 1511 yılında “Âdem’in Yaratılışı”nı tamamlamıştır ve merkezinde Tanrı’nın yer aldığı freskin, 1990 yılında Meshberger tarafından beyni temsil ettiği rapor edilmiştir. Meshberger’e göre Tanrı, insan beyninin sagital bölümü olduğuna inandığı şekle sahip bir örtüyle çevrelenmiştir (Paluzzi A ve ark., 2007).

Tanrısal güç figürünün dışında kalan bölümde insan beyninin net bir taslağı gözlenmektedir (Şekil-1). Beyin sapı, hipofiz bezi, optik kiazma, baziler arter ve sulkusların ana hatları bu alanda seçilebilmektedir. Tanrısal güç figürünün eli Âdem’in eline dokunmamaktadır; iki parmak arasındaki boşluk, sinaps benzeri bir iletim anını simgelemektedir. Âdem’in bedeninde belli bir kas tonusu varken; gözleri ve vücudu, ruhun henüz üflenmediğini ve bilincin oluşmadığını yansıtmaktadır.

Tanrısal güç figürünün sol kolunun altında, duygusal merkezin anatomik karşılığı olan limbik sistemin konumlandığı bölgede endişeli bir insan figürünün yüzü dikkat çekmektedir. Tanrısal güç figürünün sağ kolu ise beynin en yaratıcı bölgesi olarak bilinen prefrontal korteksin ötesine doğru uzanmaktadır (Fetz, 2012). Tüm vücudu görülebilen bir meleğin sağ uyluğunun optik siniri, sağ dizinin optik kiazmayı, sağ bacağının optik yolu ve sol bifid ayağının hipofiz bezini temsil ettiği düşünülmektedir (Fetz, 2012). Altta sarkan yeşil kumaş vertebral arterle örtüşürken, yanındaki meleğin sırtı ponsu, kalça ve bacağı ise omurilik gibi aşağıya uzanmaktadır.

12 Figür, 12 Kranial Sinir ve İnsan Duyularının 12 Alanı

Yüksek omurgalıların (sürüngenler, kuşlar, memeliler) beyninde 12 çift kranial sinir bulunmaktadır. I., II. ve VIII. kranial sinirler yalnızca duyusal lifler taşırken; IV., VI., XI. ve XII. kranial sinirler saf motor liflerden oluşmaktadır. III. kranial sinir motor ve parasempatik lifler içerir; fakat V. kranial sinir (trigeminal) hem motor hem de duyusal işleve sahiptir. VII., IX. ve X. kranial sinirler ise motor, duyusal ve parasempatik lifleri birlikte barındırmaktadır (Paulsen ve Waschke, 2013).

Michelangelo’nun bu eseri oluştururken 12 kranial sinirin sistematik sınıflandırmasına doğrudan erişimi olmasa da bu durum, 12 figürün bilinçli yerleştirilmediği anlamına gelmez. Aksine, uzun yıllar boyunca kadavra çalışmaları yapan Michelangelo’nun beyin-sinir sistemini bütüncül biçimde kavramış olması son derece mümkündür. Tümevarımsal bir sezgiyle düşünüldüğünde sanatçı, “insan varoluşunu mümkün kılan temel duyusal ve işlevsel alanlar kaç tanedir?” sorusuna derin gözlemleriyle yanıt ararken 12 sayısına ulaşmış olabilir.

Nitekim 12 kranial sinirin yönettiği alanlar, insan duyularının temel boyutlarını kapsamaktadır: Görme (II, III, IV, VI), işitme ve denge (VIII), koku (I), tat (VII, IX, X), yüz ifadesi ve duygusal iletişim (VII), konuşma ve dil (XII), yutma ve beslenme (IX, X), iç organ denetimi ile kalp-akciğer fonksiyonları (X -vagus). Tüm bu işlevler bireyin dış dünyayla kurduğu her türlü ilişkinin sinirsel altyapısını oluşturmaktadır. Michelangelo’nun 12 figürü bu bütüncül duyusal deneyimin simgesi olarak yerleştirmiş olabileceği hipotezi, hem nöroanatomik bulgularla hem de 12 sayısına yüklenen evrensel ve kadim anlamla güçlü biçimde örtüşmektedir.

Beyin Sınırını Aşan Figür: Tanrısal Güç ve Üst Bilinç

Freskte beyin bölümü içine sığdırılmış 12 figürün yanı sıra bu sınırı aşmış bir yaşlı erkek figürü de dikkat çekmektedir; toplamda 13 figür göze çarpmaktadır. Bu yaşlı figür, diğer 12 figürden hem konumu hem görünümü itibarıyla belirgin biçimde ayrışmakta; beyin materyalinin sınırlarının ötesine taşmaktadır. Bu nedenle söz konusu figürün, bireysel zihni yöneten ama onun içine sıkışıp kalmayan bir tanrısal gücü ve üst bilinci -evrensel aklı- temsil ettiği düşünülebilir.

Bu yorum, Jung’un arketip sistemiyle de örtüşmektedir: “Yaşlı Bilge” (The Wise Old Man) arketipi, bireysel bilincin ötesinde yer alan ve kolektif bilinçdışı bilgeliğini taşıyan figürdür. Neoplatoncu gelenekte ise bu figür, tüm maddi biçimlerin üzerinde konumlanan ve her şeyi yaratan nous (evrensel akıl) ile özdeşleştirilebilir. Freskin nöroanatomik iskeletini aşan bu tanrısal figür, Michelangelo’nun mesajını tamamlamaktadır: Beyin insanın organıdır ama onu yöneten güç beynin kendisini aşar.

Michelangelo’nun Şaheseri “Âdem’in Yaratılışı” Freskine Ezoterik Bir Bakış

Batı sanatında “Tanrı Baba” figürünü bu denli somut biçimde resme aktaran az sayıda sanatçıdan biri Michelangelo’dur. O günlerin yaşam koşulları böylesine cesur bir yansıtmadan kaçınılmasını zorunlu kılmaktaydı. Aynı şekilde Michelangelo “Aydınlıkla Karanlığın Ayrılması” freskinde de tanrısal gücü insan suretinde çizmiş; bazı yorumlara göre kendi portresini yansıtmıştır. “Âdem’in Yaratılışı” tasvirinde de hem tanrısal figürün hem Âdem’in aynı yüze sahip olduğu gözlemlenmektedir. Bu çizim formu, Eski Ahit’teki “Tanrı insanı kendi suretinde yarattı” (Tekvin 1:26) ilkesiyle birebir örtüşmektedir. İslam geleneğinin bazı önemli akımlarında da kuvvetle yer bulan “Allah, Âdem’i kendi suretinde yarattı” (Buhari, İstizan 1; Müslim, Bir 115) rivayeti aynı anlayışı pekiştirmektedir.

Bu freskteki kompozisyon, Hermes Trismegistus’a (Hz. İdris Peygamber) atfedilen iki ayrı kadim öğretiyle derin bir uyum içindedir. Zümrüt Tablet‘te (Tabula Smaragdina) yer alan, “yukarıda ne varsa aşağıda da vardır; aşağıda ne varsa yukarıda da vardır; bu sayede tek şeyin mucizeleri gerçekleşir” ilkesi, freskin anatomik düzeniyle birebir örtüşmektedir: Yukarıda kafatası -ve içindeki beyin- konumlanırken aşağıda Âdem yer almaktadır. Beyin neyi barındırıyorsa Âdem’in varoluşu onu yansıtmaktadır; mikrokozmos ile makrokozmosun bu aynalaşması Hermetik geleneğin özüdür.

Corpus Hermeticum’un insanın ikili doğasına ilişkin öğretisi -ölümlü beden ile ölümsüz ruhun bir arada varoluşu- Âdem figürünün halsiz ve bilincini henüz kazanmamış haliyle tanrısal güç figürünün kararlı, canlı ve hedefli duruşu arasındaki zıtlıkta görünür kılınmaktadır.

Freskte beyin sınırları içine yerleştirilmiş 12 insan figürü ile bu sınırı aşmış tanrısal güç figürü toplamda 13 figür oluşturmaktadır. Figürlerden ikisinin yüzü görülmemekte; diğer 11 figürün yüz ifadeleri ise olayın farkında ve kaygılı olduklarını yansıtmaktadır. Buna karşın Âdem figürü, sanki yeni bedenlenmiş bir haldeymiş gibi halsiz ve amaçsız gözükmektedir. Parmağı dizinin üzerinde olduğu için öne uzanmış ve o yöne bakmasına karşın, kendisine yönelen ilahi hareketi henüz fark etmemiş ya da bunu değerlendirip yorumlayacak bilince kavuşmamıştır. Oysa tanrısal güç figürü bu ilahi teması gerçekleştirmek için ciddi bir çaba içindedir. Bu sahnenin bütününü Michelangelo’nun bilinçli tasarladığı açıktır: Adem’in yaratılış süreci henüz tamamlanmamıştır; gerçek bir insan olabilmesi için ilahi temasın gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu son dokunuş tasavvufta da ifade edildiği gibi “kendinden kendine” bir geçiştir.

İşaret Parmağı, Jüpiter ve Teolojik Dokunuş

Batı sanatındaki pek çok tasvirde işaret parmağı hem yönelimi hem de ilahi işareti simgelemektedir (Cooperrider, 2020). Geleneksel astroloji ve ezoterizmde işaret parmağı Jüpiter parmağı olarak adlandırılmaktadır. Jüpiter; ilahi otorite, bilgelik, genişleme ve ruhsal rehberlik ilkesini temsil etmektedir. Bu bağlamda tanrısal güç figürünün işaret parmağının ilahi anlamı yalnızca dinsel bir simge olmanın ötesine geçmektedir: Hava elementini taşıyan ve Jüpiter’in ilahi niteliğiyle bezeli bu parmak, Âdem’e yönelik ruhsal iletimin ta kendisidir. Teolojik açıdan bu dokunuş, kutsal kitaplarda yer alan Rabb’in kendi ruhundan üflemesini çağrıştırmaktadır: Toprak ve sudan oluşan bedene hava elementi aracılığıyla ruh üflenerek insanın var olması (Hicr Suresi, 29. Ayet). İki parmak arasındaki sinaps benzeri boşluk, maddi ile manevi arasındaki geçişi -beynin nöronal iletişimini ve ruhsal teması- aynı anda simgeleyen muazzam bir görsel yoğunlaşma noktasına dönüşmektedir.

Âdem’in Göbeği: Kaynağa Bağlılığın Paradoksu

Tüm ezoterik geleneklerde göbek kordonu, yalnızca biyolojik bir bağ olarak değil, varoluşun kaynağıyla kurulan köklü bağın simgesi olarak yorumlanmıştır. Hermetik gelenekte “gümüş kordon” (silver cord) adıyla bilinen ve fiziksel bedeni ruhsal bedene bağlayan bu kavram Vaiz Kitabı’nda da (12:6) metaforik biçimde yer almaktadır. Hint geleneğindeki Sushumna ve Brahma nadi gibi enerji kanalları da benzer şekilde ilahi kaynakla sürekliliği simgeler. Bu çerçevede Âdem’in göbeği; hangi koşulda var olursa olsun her varlığın kaynağıyla ayrılmaz biçimde bağlı olduğunun -Zümrüt Tablet’in deyimiyle “yukarı ile aşağının kesintisiz birliğinin”- görsel ifadesi olarak okunabilir.

12 Sayısının Evrensel ve Kadim Önemi

12 sayısı tüm dünyada kadim toplumların ezoterik inanışlarında merkezi bir konum taşımaktadır. Dinler tarihi açısından değerlendirildiğinde; Hz. Musa’nın 12 kavmi, Hz. İsa’nın 12 havarisi ve İslam’ın bazı geleneklerinde kuvvetle yer bulan 12 imam bu sayının kutsallığını somutlaştırmaktadır (www.britannica.com). Dört kutsal kitabın nüzulünden önceki kadim kültürlerde de bu örüntü süregelmektedir: Hindularda 12 Aditya, Mısır’da 12 büyük tanrı bunların başında gelmektedir (Air Marshal Nehra, 2013). Gündelik yaşantımızda 12 ay, 12 burç ve antik gün bölümlemesindeki 12 saatlik ritimler bu kadim sayıyı hâlâ canlı tutmaktadır. Çağdaş psikiyatrist Carl Gustav Jung’un insan doğasının evrensel örüntülerini 12 arketipte toplamış olması da bu derin sayısal mirasın modern bir yansımasıdır (Clemens ve ark., 2016).

Beyin ve İlahi Düzen

Beyin, insanın bilincine danışmaksızın vücudun sayısız işlevini 12 kranial sinir aracılığıyla düzenler. (Paulsen ve Waschke, 2013). Bağışıklık yanıtları, hormonal denge, yara iyileşmesi, kalp ritmi ve sindirim sistemi gibi süreçler insan iradesinin çok ötesinde, kendine özgü bir düzen içinde işler. Vagus siniri bu bağlamda özellikle dikkat çekicidir: Kalp, akciğer ve sindirim sistemi gibi hayati organları beyne bağlayan X. kranial sinir, bilinçdışı otonom düzenlemenin en kapsamlı hattını oluşturmakta; hem fiziksel hem ruhsal denge üzerindeki etkisiyle Hermetik gelenekteki “yukarı-aşağı” köprüsünü anatomik düzlemde somutlaştırmaktadır. Michelangelo’nun freski bu gerçeği de yansıtıyor olabilir: Beyin içine yerleştirilmiş tanrısal güç figürü, yalnızca akıl armağanını değil, insan bilincinin kavrayamadığı ama içinde yaşadığı derin ilahi düzeni de simgelemektedir. Üstat Michelangelo’ya en derin saygılarımızla…

Şekil 2. A. Sol; On iki kranial siniri ifade eden 12 figürün yer aldığı “Âdem’in Yaratılışı” freskinin karakalem çizimi. Tahralı bu karakalem çiziminde dikey beyin kesitinde tanrısal figürü ve 12 kranial siniri insan figürü olarak resmetmiştir. Kesitin merkezinde yer alan figür tanrısal gücü ifade etmektedir. Tahralı’nın çizdiği parmak, yeryüzünde insanı temsil eden Âdem’in parmağıdır ve akıl, sinaps benzeri oluşum üzerinden ilahi güçten Âdem’e aktarılmaktadır. Sağ; Kranial sinir çekirdekleri şeffaf kağıt üzerine yumuşak pastel tekniği kullanılarak boyanmıştır. (Her iki çizim de İlhan Tahralı, M.Sc. tarafından yapılmıştır). Bu çizimde, Tahralı vertikal beyin kesitinde 12 insan benzeri figür ile kranial nukleusları ifade etmiştir. Ek olarak, sinaps-benzeri oluşum da çizimde yer almaktadır. B. Her iki çizim de kranial sinirlerin çıktığı bölgeleri net ve belirgin göstermek amacıyla longitudinal beyin kesitine yerleştirilmiştir. Michelangelo’nun eseri “Âdem’in Yaratılışı”nda beynin içinde görünen insansı figürler ile kranial nukleusların yerleşimleri arasında bağlantı kurulmuştur. Bu şekilde Tahralı sağ ve sol figürlerin üst üste binen formunu ortaya koymuştur. C. “Âdem’in Yaratılışı” freskinde ilahi güç ile Âdem’in parmaklarının neredeyse birbirine değdiği alanda nörolojik sinaps benzeri oluşum şematize edilmiştir (commons.wikipedia.org).

Sonuç

“Adem’in Yaratılışı” freski, beyin anatomisini yaratılış teolojisiyle buluşturan eşsiz bir eserdir. Bu çalışmada öne sürülen hipoteze göre Michelangelo, 12 insan figürünü bilinçli bir tercihle freskin beyin bölümüne yerleştirmiştir; bu figürler 12 kranial sinirin yönettiği insan duyularının temel alanlarını -görme, işitme, koku, tat, denge, konuşma, yüz ifadesi, yutma ve iç organ düzenini- simgelemektedir. Kranial sinirlerin klasik sınıflandırması henüz tamamlanmamış olsa da Michelangelo’nun, derin gözlem ve diseksiyon deneyimiyle bu bütüncül yapıya tümevarımsal bir sezgiyle ulaşmış olabileceği düşünülmektedir.

Beyin sınırını aşan yaşlı figür, bireysel zihni aşan tanrısal gücü ve üst bilinci temsil etmektedir. Bu figürün 12 figürden konumu ve görünümü bakımından belirgin biçimde ayrışması, Michelangelo’nun bu ayrımı kasıtlı olarak resme yansıttığını düşündürmektedir. Freskin anatomik iskeletinin tepesindeki kafatası ile zemindeki Âdem figürü arasındaki mesafe, Zümrüt Tablet’in “yukarıda ne varsa aşağıda da vardır” ilkesinin görünür kılınışıdır.

İnsanı hareketsiz bedenden yaşayan ve düşünen bir varlığa dönüştüren şey, dört kutsal kitabın da teyit ettiği üzere ruhtur. İnsan; görme, işitme, koku alma, dokunma ve tatma duyularıyla ve hayatta kalmasını sağlayan tüm organlarıyla var olmaktadır. Bütün bunlar beyin ve onun muhteşem sinir ağı sayesinde gerçekleşmektedir. Michelangelo bu eseriyle anatomiyi, teolojik derin anlamı ve evrensel ve kadim 12 sayısını bir arada işleyerek hem bir sanat şaheseri hem de gizemini koruyan bir mesaj bırakmıştır (Şekil-2). İnsanı insan yapan ilahi dokunuş -akıl ve ruh- yüce Rabb’in eseridir.

 

Çıkar Çatışması Bildirimi

Bu araştırma için herhangi bir finansman kuruluşundan özel bir hibe alınmamıştır. Yazarlar beyan edilecek rakip çıkarının bulunmadığını bildirmektedir.

 

Yazarlar

Sema Bilgiç Gazioğlu1,2, İlhan Tahralı1,3, Gaye Erten Yurdagül1, Cansın Arda4, Burçak Vural5

1 İstanbul Üniversitesi, Aziz Sancar Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü, İmmünoloji AD, İstanbul, Türkiye

2İstanbul Nişantaşı Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Mikrobiyoloji AD, İstanbul, Türkiye

3İstanbul Medipol Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Mikrobiyoloji AD, İstanbul, Türkiye

4Şahin Aile Sağlığı Merkezi, Çankaya/Ankara — [email protected]

5 İstanbul Üniversitesi, Aziz Sancar Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü, Genetik AD, İstanbul, Türkiye

 

Kaynaklar

Air Marshal (Retd) RK Nehra (2013). Hinduism — An Overview. Hinduism & its Military Ethos. Lancer Publishers. ISBN-13: 978-1-935501-23-7.

Ashford JW, Tatem SB. (2022). Michelangelo’s Presentations in the Sistine Chapel: Brain Evolution and the Relationship of the Brain to Specific Cognitive Functions. Neuroscientist. doi:10.1177/10738584221136091.

Britannica Editors. Ithnā ʿAshariyyah summary. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/summary/Twelver-Shia.

Britannica Editors. Apostle. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/topic/Apostle.

Britannica Editors. Twelve Tribes of Israel. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/topic/Twelve-Tribes-of-Israel.

Clemens B, Farinelli G, Daniel RD, Frey M. (2016). Advertising between Archetype and Brand Personality. Adm Sci, 6, 5. doi:10.3390/admsci6020005.

Cooperrider K. (2020). Fifteen Ways of Looking at a Pointing Gesture. PsyArXiv. doi:10.31234/osf.io/2vxft.

De Campos D. (2019). A hidden rib found in Michelangelo Buonarroti’s fresco The Creation of Adam. Clin Anat, 32(5), 648-653. doi:10.1002/ca.23363.

De Campos D, Da Costa Oliveira M. (2018). Michelangelo Buonarroti’s code in the frescoes of the Sistine Chapel. Clin Anat, 31(7), 948-955. doi:10.1002/ca.23251.

De Campos D, Malysz T, Bonatto-Costa JA ve ark. (2015). More than a neuroanatomical representation in The Creation of Adam by Michelangelo Buonarroti, a representation of the Golden Ratio. Clin Anat, 28(8), 967-971. doi:10.1002/ca.22612.

Eknoyan G. (2000). Michelangelo: art, anatomy, and the kidney. Kidney Int, 57(3), 1190-201. doi:10.1046/j.1523-1755.2000.00947.x.

Fetz EE. (2012). Artistic explorations of the brain. Front Hum Neurosci, 6, 9. doi:10.3389/fnhum.2012.00009.

Hermes Trismegistus. Tabula Smaragdina (Zümrüt Tablet). [Latince çeviri: Hugo of Santalla, 12. yüzyıl].

Hermes Trismegistus. Corpus Hermeticum. [Türkçe çeviri referansı için bkz. Yıldırım R. Hermetik Felsefe, Ankara, 2010].

Leonardo da Vinci. Anatomical Drawings From the Royal Collection. https://www.royalacademy.org.uk/art-artists/archive/leonardo-da-vinci-anatomical-drawings-from-the-royal-collection-2

Meshberger FL. (1990). An interpretation of Michelangelo’s Creation of Adam based on neuroanatomy. JAMA, 264(14), 1837-1841. doi:10.1001/jama.1990.03450140059034.

Paluzzi A, Belli A, Bain P, Viva L. (2007). Brain “imaging” in the Renaissance. J R Soc Med, 100(12), 540-3.

Paulsen F, Waschke J. Sobotta Atlas of Human Anatomy; Head, Neck and Neuroanatomy — 15th Edition. Urban & Fischer, 2013.

Porter R. “A Reflection and Analysis on the ‘Creation of Adam’ Sistine Chapel Fresco.” Flinders University. https://www.biblicaltheology.com/Research/PorterR04.pdf.

Suk I, Tamargo RJ. (2010). Concealed neuroanatomy in Michelangelo’s Separation of Light From Darkness. Neurosurgery, 66(5), 851-61.

Suk I, Tamargo RJ. (2018). Neoplatonic Symbolism by Michelangelo in Sistine Chapel’s Separation of Light from Darkness. J Biocommun, 42(1), e2.

Yammine K. (2015). The prevalence of the extensor digiti minimi tendon of the hand and its variants in humans. Anat Sci Int, 90(1), 40-6.

 

 

+ Son Yazılar