bumerang

Toprak ananın bağrına bir çizgi çekti biri, sonra çevirip içine kapandı. Yeryüzü haritalandı... Çizilen çizgiler; savunma, güven ve hayatta kalabilişinin sınırlarıydı. Cömertti toprak ana; bağrında büyüttüklerini, büyütenleri büyütebiliyordu. Onu sahiplenmek, belki onun bizi sahiplenmesinin garantisiydi. Bu garantilenme, ölümün bilinmeyene savurmasının, bir türlü hazır olunamayan noktasının geciktirilmesi ve varoluşun hayata içgüdüsel [...]

Yazar: Suzan Çal|2024-05-01T12:43:33+03:00Ocak, 2017|Kategoriler: Denemeler, Sınır - 2016|

İnsanın Sınırları

İnsan beşerî varlığı bakımından varoluşsal sınırlar ile koşulludur. Bu sınırlar her birimiz için aynı ve değişmezdir. Beslenme, barınma, üreme, doğanın kuvvetleri ve çevre, hayatın devamı için zorunlu sınırlarımızdır. Yine de, insanı sadece bu sınırlar içinde kalarak tanımlamak mümkün olmaz, hatta onu ‘tanım’a sığdıramayız. Çünkü insan-nesne ilişkisi tanım, insan-insan ilişkisi ise [...]

Yazar: İbrahim Alagöz|2024-05-01T12:34:11+03:00Ocak, 2017|Kategoriler: Denemeler, Kavramsal, Sınır - 2016|

Karanlığın Sınırı

Toprağından, vatanından, kültüründen, evladından ayrılarak, her gün, o gün ölebileceğini bile bile o bilinmez engin, hırçın, aldatıcı denizlere açılıyorlar. İlyada destanı gibi anılmayacak onların hikâyeleri! Çoktan gazetelere manşet oldular. Tarihin en gerçek, yorumsuz yazımını başardık. Vicdanı olan sıradan bir insan, bir kral kadar âşinâ vahşetin kurgulayıcılarına ve niyetlerine. Bin yıl [...]

Yazar: Özlem Alagöz|2024-04-29T19:09:08+03:00Ocak, 2017|Kategoriler: Denemeler, Sınır - 2016|

Ölmeden evvel ölünüz!

İnsanı kendi bütünselliğine evrilmekten alıkoyan her şey onu kendine yabancılaştırır. İnsan tininin ve yabancılaşmanın eş zamanlı tarihi dil ile başlar. Çünkü bilincin kendine dışsal olan nesnelere duyduğu yabancılıktan kurtulması için onları kavramsallaştırarak yeniden bilincine taşıması gerekir. Fakat dil, gündelik hayatta alışılageldiği gibi sezgisel anlamda kullanılmaya devam ettiği için bu ereğini [...]

Yazar: Gökçen Taviloğlu|2024-05-01T16:52:50+03:00Ocak, 2017|Kategoriler: Denemeler, Yabancılaşma (Sayı: 63)|

Sonsuzluğun Bitimi

Doğmadan önce nereden geldiğimizi bilemediğimiz gibi, öldükten sonrada ne olacağımızı bilemiyoruz. Doğum ile ölüm arasındaki boşlukta ise yaşantımız sınırlanır ve burada ilk sorumluluğumuz hayatta kalabilmektir. Hayatta kalabilmek için ise başka bir canlı varlığı tüketerek besin zincirinin birer halkası haline gelip, özgürlük ve sınırların anlamını, hayatta kalabilme, var olabilme isteği ile [...]

Yazar: Nilgün Çevik Gürel|2024-04-30T12:54:07+03:00Ocak, 2017|Kategoriler: Denemeler, Sınır - 2016|

Kendini (sınır[lar/ın]da) Tanı!

Sınır” sözcüğünü, şu dönemin, ancak kısa yazı “okuyucuları” için sınırlanmış olması gerektiğinin bilinci ve kabulüyle başlatayım fakat değinilmesi gereken başlıkların paylaşımı için “çerçeve”(lendirme) sözcüğünü kullanmayı yeğleyerek başlayalım, sınırlara olan yolculuğumuza. Varolan(lar)ın dikkate alınmasıyla başlamak durumundayız, herhangi bir sınırdan ve/veya “sınır” kavramından bahsedeceksek. Evrendekileri ve kendimizi, duyularımızla, daha çok da dokunabildiklerimiz, görebildiklerimiz üzerinden algılamaya başladığımızı ve düşünebilmeyi becerebildiğimizi göz önünde [...]

Yazar: B Biledeğil|2024-04-30T12:32:46+03:00Ocak, 2017|Kategoriler: Denemeler, Sınır - 2016|

Felsefeyle TitreŞen Şiir

Şiir felsefesiz de yazılır. Nasıl yaşanıyorsa yaşam, felsefeye değmeden. Şiirin şiir olarak değerini göstermez, felsefeden beslenişi ya da yoksun kalışı. Felsefe, Batıda, üç bin yıla yakın geçmişi olan bir etkinlik. Kendine özgü dili, tavrı var. Şiir daha eski. En eski. Önce şiir vardı. Şiir yaşamsız yazılamaz. Yaşam can suyu. Salt sözcüklerle görünemez şiir. Şiire [...]

Yazar: Ahmet İnam|2024-04-30T12:34:25+03:00Ocak, 2017|Kategoriler: Denemeler, Sınır - 2016|

Büyük Taarruz

30 Ağustos zaferine çok az kalmıştır. Düşmanın 4 yandan kuşatıldığı haberini alır almaz Mustafa Kemal Afyon’dan Dumlupınar’a Birinci Ordu Komutanlığı’na gelir ve eşyaları Afyon’da kalmasına rağmen bir geceliğine bile geri dönmez. Geceyi harap bir kulübede geçirir. Kulübede ne bir yatak ne de bir örtü vardır. Yanında iki yaveri vardır: Salih [...]

Yazar: Derleme|2024-07-26T20:33:12+03:00Ocak, 2017|Kategoriler: Denemeler, Sayı 39 | Ağustos 2013|

David, Goliath ve Caravaggio

"Genç Hasta Baccus", Tuval üzerine yağlıboya, 67 x 53 cm, Galeri Borghese, Roma, 1593 Kitâb-ı Mukaddeste, 1. Samuel bahsi, Efraim dağlığından Elkara isimli bir adam ile başlar. İki karısı vardı; Hanna ve Pennina. Pennina’nın çocukları vardı fakat Hanna’nın olmuyordu. Ve adam orduların Rabb’ine secde kılmak ve kurban kesmek [...]

Yazar: Evren Gül|2024-07-13T19:41:33+03:00Aralık, 2016|Kategoriler: Denemeler, Sanat, Sayı 71 | Kasım – Aralık 2016, Tanrıbilim|
Go to Top