Denemeler

5 Şubat 2017

Nereye Dönsem Ardımda Ölüm

“Ben bir gün giderim ki neyim kalır Eksik bıraktığım her şeyim kalır.” Turgut Uyar (Uyar, 2011) Gündelik uğraşlar ve yapıp etmelerimiz ya da Heidegger’in diliyle ilgilenim (besorgen), ‘Dünyaya doğru olmaktır’. Gündelik uğraşlar hiç bitmez; vapura yetişiriz, yarınki toplantı için bir sunum hazırlarız, yeni bir ayakkabı alırız, hafta sonu hangi filmi izleyeceğimizi, yazın tatile nereye gideceğimizi planlarız, ne zaman ütü yapacağımızı düşünürüz, derken bir çay daha koyarız. Farkında olsak da olmasak […]
5 Şubat 2017

Perdeyi Kaldır

Şu garibim madde ve şu şıkırdım enerji nereye gitsin? Ama hakikat hep orada hep içimizde yaşarken takla atıp durmuyor mu? Keşke ‘fenâ’ halde olsam ve hep öyle kalsam? En azından ‘yokluk’ makamının kapısının eşiğinde durur, hiçlikle terbiye edebilirim kendimi desem de nâfile! ‘Kesret’ denilen bu yabancılıktan, ‘vahdet’ denilen o hiçliğe, o birliğe yolculuk kolay mıdır? Yüzlerce perdeyi kaldırsam da önümden, önüme düşen yine bir perde! Kesif bir kalabalığın kabalığı yüzüme […]
5 Şubat 2017

Kaygının İçinden

Yazıyorum ama yazımın beğenileceğinden emin değilim. Beklentilerim var, başarabilmek istiyorum. Ya yapamazsam diye kaygılanıyorum. Beklenti mi yaratıyor yoksa bu durumu? Hiçbir isteğim hiçbir beklentim olmasaydı kaygı duymazdım herhalde. O zaman, yani beklentisiz olduğumda sanırım ümitlerim de olmazdı. Kaygı ve ümit beklentiden doğuyor demek ki. Şu halde beklenti nereden çıkıyor? Her şey değişiyor. Gelecek aklımı kurcalıyor. Ne olabilir? Daha önce ne olmuştu ki? Pekiyi, “başkaları neler yaşamış? Tam emin olamayınca aklım […]
5 Şubat 2017

Kaygıdan Huzura

Rahman ve Rahim olan ismiyle bizi yokluğumuzdan varoluşumuza getiren isim ve sıfatlarıyla donatıp sonsuzluğa âşık eden yüce yaratıcımızı tesbih ederek başlamak istiyorum satırlarıma. İnsan, çok şanslı ve seçilmiş bir varlık olarak ilk mücadelesini milyonlarca spermi aşıp bir yumurtanın içinde döllenmesiyle verir. Allah’ın, “Şefkatimin kırkta birini annelere verdim” dediği annesinin güvenlikli, korunaklı, şefkatli rahminden bir bilinmezliğin içine, dünyaya doğar ve ilk kaygısını, korkusunu ağlayarak dile getirir. Aslında daha ilk nefesinde edinip […]
5 Şubat 2017

Kaygıdeğer Dünya

Kaygı; doğada yalnızca insana hastır. Çünkü insan ne diğer canlılar gibi kendi ile özdeştir ne de kendine verili olarak dünyaya gelmiştir. Onun her şey olma potansiyeline sahip olarak doğuşu ve onca olasılık içinden seçtikleri ile kendini var edecek oluşu, insanı yükümlülük altına sokar. Kaygı duyuşunun altında da bu sorumluluk duygusu yatar. Bir bilinç varlığı olduğu için bebeklik evresinden itibaren duyuları ve zihni ile dış dünyaya açılmaya başlayan insan zamanla kendi […]
5 Şubat 2017

İnsan’ın Kaygısını Anlamak…

Yeryüzü ve uzayın aslında harikulade fakat, yozlaşmış kabuklanmalar dâhil çok yönlü ilişkileri-etkilerine muhatap; İnsanın KAYGI’sını anlamak..   “Bütün bu gelip geçen anlarda Hakkın gayrisi yoktur…” İbn-i Arabî, Mir’at-ül İrfan * * * “Gerçek bir arayış içinde olan kişi, kendini arayan kişidir. Ben kimim? Dışında sorulardan vazgeç ‘Ben’ kesindir. ‘Ben buyum’ ise değildir. Ne olduğunu bilmek için ise önce ne olmadığını araştırıp bilmelisin.” Sri Nisargadatta Maharaj – Bombay, 16 Ekim 1973 * * […]
5 Şubat 2017

Gereksinimden Kaygıya

Kaygılarımız neredeyse soluğumuz, kan dolaşımımız kadar yakındır bize, benliğimizin her yanına nüfuz ederek bütün ilişkilerimizin içine sızabiliyor. Beğenilme kaygısı, başarma kaygısı, gelecek kaygısı, anlatma-iknâ etme kaygısı, farklı olma kaygısı… Neredeyse kendi farkındalığımızı kaygılarımızla duyumsarız. Bunun iyi mi yoksa kötü bir şey mi olduğu sorusunu sormak, herhangi bir yargıda bulunmak yerine, onun nereden kaynaklandığı, iç dünyamızda yarattığı gerilim ve yaşamımızda yol açtığı yüklerin neler olduğunu anlayabilmek daha önemli olsa gerek. İnsanın […]
5 Şubat 2017

Kaygı değil/yerine Saygı

Yaşamımıza, varoluşta ve doğada, herhangi bir canlının, varoluşunun sürekliliğini sağlamak üzere, özünde işleyen ve gerekli olan KORKU ile ancak “insan”ın yaşam alanında bulunan, fakat tek bilgi, bilinç ve gücümüz olan, ne yapmayacağının bilgisi [direnç/ihtiyâr] ile gereksiz ve işletilmeyebilecek bir sürecin, yani “KAYGI”nın farkını, sürekli anımsayarak devam edebiliriz. Hepimizin, her zaman, zemin ve koşulda, herhangi bir konuda düşünebilmesi için, konunun ya da durumun kökenini, sürecini/tarihçesini, farklarını, terimlerini ve kavramsallığını bilerek ve de anımsayarak […]
5 Şubat 2017

Kaygısızlar

Hermetik öğretinin Tanrısı şöyle seslenir: “…Evi ve içerdiklerini, sana göstereceğim örneğe göre tıpatıp uygun yap… Her şeyi sana dağda gösterilen örneğe göre yapmaya dikkat et.” Tanrı mabedin mimarisini gösterdiğinde girişinde, iki sütun bulunuyordu. Hz. Musa’nın mişkanında da Hz.Süleyman’ın beyt el makdesinde de bu böyledir. İki sütun arasından geçilmeden mabedin diğer bölümlerine erişilemez. Bu sütunların ne olduklarına dair çok çeşitli yorum ve açıklamalar mevcuttur. Süleyman mabedinin inşası üzerinden geçen iki bin […]