Denemeler

25 Kasım 2016

Sınır Ve Ben

Sınır ilişkidir İlişki farklılıktır Farklılık çelişkidir Çelişki harekettir Hareket enerjidir [1]   Farklı hatta birbirleri için bir “başkası” olmuş belirlenimlerin aralarındaki gerilimin taşıyıcısı olduğu kadar, ortaklaştıkları nadir bir özelliktir sınır. Sınır tek bir yanın değil her iki yanın da sınırıdır. Hem bitiş hem de başlangıçtır. Hem şiddeti artabilen karşıtlıktır, hem de yakınlığın umududur. Her koşulda sınır bir bağdır. Farklılık kadar ilişkiyi de gösterir. “Her ilişki son çözümlemede ayırt edici bir […]
23 Kasım 2016

Burhan Oğuz Hocamızın Anısına; Belkemikli Omurgalı Aydın

(Türk Kültür Tarihçisi ve Mühendisi – 1 Mart 1919, İstanbul – 18 Şubat 2009, İstanbul) Sanatçı ve bilim adamı hem yaratı eylemiyle hem de vatandaş eylemiyle aydın sıfatı kazanabilir. Önemli olan, sanatçı ve bilim adamı kişiliğiyle aydın kişiliğinin çelişmemesi, örtüşmesidir. Hem yaratı eylemi hem de vatandaş eylemi bakımından aydın sıfatıyla çelişen durumlar da az değildir. Demek ki ressamlık, şairlik, bestecilik, doktorluk, mühendislik, öğretmenlik, marangozluk, işçilik, çiftçilik gibi “aydın oluş” durumu […]
23 Kasım 2016

Hıristiyan Teolojisini Anlayamamak Üzerine

Basit bir önermeyle de izah edilebilir. Musevîler Hz. Îsâ’nın mesihliğini kabul etmezler. Bunun nedeni açıktır. Onun kendi bekledikleri mesih olmadığını düşünürler. Ayrıca yalnızca kendilerine verildiğine inandıkları kitabın içinde de kendisini bulamazlar. Aynı nedenle Hıristiyanlar da Muhammed’i kabul etmezler. Zira İncil’in kendi içinde tam olduğunu, Îsâ’dan sonra gelip dinlerinde tamam edilecek bir eksiğin olmadığını düşünür. Ayrıca Muhammed’in adı İncil’de anılmaz. Ancak Musa’nın adı anılır. Çünkü İncil teolojik temelini Tora’da bulur. Müslümanlar […]
21 Kasım 2016

Sınırlarımızı Oluşturan Mantığımızdır

Belli bir ağırlığı, hacmi, rengi olan ve öznenin dışında kalan her cansız varlığa nesne denir. Aristoteles (M.Ö. 384 – M.Ö. 322) nesnelerin 10 tane “kategorya” adını verdiği özellikle tanımlanabileceğini ileri sürmüştür. Bu özellikler şunlardır: Cevher, nicelik, nitelik, görelik, mekân, zaman, durum, pozisyon, etki, edilgi. Bu 10 tane kategoriden hangileri sınırlı, hangileri sınırsızdır? Nicelik sayısal bir değer olduğundan sınırlıdır. Nitelik renk, koku gibi tanımlı özellikler içerdiğinden sınırlıdır. Görelik özelliği bağımsız olmayıp […]
20 Kasım 2016

Uygar İnsan Olmak

Uygar insan olmak bir diploma sahibi olmak ve bilgi biriktirmiş olmaktan öte bir yaşam tarzıdır. Bu açış konuş- masında uygar insan olmanın ölçütlerinden söz edeceğim. Zira uygar insan, insanca ya- şamanın ne demek olduğunu bilir ve o yönde ilerleme sağlamanın yöntemlerini hem araştırır hem de uygular. Uygar insan her şeyden önce düşünen, sorgulayan ve doğru olanı yapmaya çalışarak yaşamında gelişme sağlayan insandır. Sorgulamanın ise iki boyutu vardır. Birincisi, aktarılan bilgileri […]
20 Kasım 2016

Yabancılaşma ve Özcülük Hakkında Bir Deneme

Psikolojik ve ideolojik bir kavram olarak kabul edebileceğimiz yabancılaşmanın teorisi ve pratiği hakkında yapılan tartışmalar geçmişten günümüze dek genellikle yabancılaşmayla değil, özüne yabancılaşmış ve yabancılaşmamış ile ilgili olagelmiştir. Hâli hazırdaki bu tartışmalar yöntemleriyle (karşılaştırmayla) sadece özcülük tartışmalarına yol açıyor. Bundan dolayı bugün “yabancılaşma” ile ilgili (yani bütün normallik-anormallik) tartışmalar açık bir evrenselcilik ve örtük bir ahlâkçılık etrafında dönüp duruyor. Sonuçta, dün olduğu gibi bugün de yabancılaşma tartışmaları devlet-vatandaş, din-dindar ve […]
20 Kasım 2016

Sistematik Felsefe Açısından Bilim, Sanat, Din Ve Felsefenin Ayrımlı Birliği

Bilim, sanat, din ve felsefe aynı Birlik’in ayrımları oluşları ve nesnelerinin ortak oluşları bakımından, ancak birlikte ele alındıklarında kavranabilirler. İnsan, maddi dünya ile ilişkisinde bilim ve teknoloji, kendi kendisiyle ve diğer insanlarla ilişkisinde ise sanat, din ve felsefe üretir, bilimsel-teknolojik etkinlikleriyle bedensel ihtiyaçlarını doyurur ve konforunu yükseltir. Ama sanat, din, felsefe alanındaki etkinliklerimiz, estetik, etik ve anlam dünyamızın isteklerini tatmine yöneliktir. “Şimdi ‘Tanrı nedir?’ ya da ‘Adalet nedir?’ diye sorarsak, […]
20 Kasım 2016

Tarzan, Augustinus, Hegel ve Türlü Yabancılaşmalar…

“Beni ben yapan bütünü kavrayamıyorum,” der Aziz Augustinus. Bu cümleyi, İsa’dan sonra 354 ile 430 yılları arasında yaşamış, Batı kilisesinin en önemli filozof-ilâhiyatçılarından olan Augustinus’un ağzından duymak ilginçtir. Çünkü Augustinus pagan inancını terk ederek Hristiyanlığa iman etmiştir ve Ortaçağ filozoflarının yürüttüğü “iman ve akıl” tartışmalarında mantıksal önceliği iman etmeye (emin olmaya) vermiştir. “Credo ut intelligam” yani “inanıyorum ki kavrayabileyim” sözüyle bilinir. “Beni ben yapan bütünü kavrayamıyorum” ve “inanıyorum ki kavrayabileyim”. […]
20 Kasım 2016

Ötekileştir(me)me

Ben ve öteki; bütün kargaşanın doğduğu yer, nasıl bu hale geldik? Hep mi böyleydik? Gözler sürekli dışarıya bakıyor, akıl içerde hırlaşıyor, adeta devamlı kusur arıyor, eleştiriyor, beğenmiyor, küçümsüyor… Bitmek tükenmek bilmeyen bir solucan devamlı içimizi kemiriyor. İnanması zor ama aslında dünyaya gelişimiz ne dışarısı ile ne de içimizde bir kavga ile başlıyor. Psikolojik açıdan bakacak olursak obje ilişkileri teorisyenleri Melanie Klein, Margaret Mahler, Heinz Kohut, yeni doğanın bir obje gibi […]