Denemeler

14 Mart 2019

ütopya için deneme

öyle zannediyorum ki, bu seferki temaya, yapılabilecek olan her türlü girizgahta dostlarımın bir çoğu konuya girmeden ya da girerken önce kelimenin ehemmiyetine binaen etimolojik değerini (!) yazacaklardır. yani grekçe οὐ à yok τόπος àyer olduğunun mutlaka altını çizeceklerdir. (ben niye yazdım o halde!?) daha sonra herhalde mutlaka politeia yazarı ve ütopya’nın babası sayılan muhterem eflatun’u anmadan geçmeyeceklerdir. ama tabii baş köşeye kelimenin mucidi ve kitabın müellifi thomas more’u koyacaklarından, hem kendisinden […]
14 Mart 2019

Ütopya; Şimdi.

İnsana dair her şey gibi ütopya da diyalektik bir formda ifşa eder kendini. Soru yalınca kimin ütopyasının kimin distopyası olduğunu anlamaya dönüşür şuur için. Dönüşmezse kuramaz kendi ütopyasını; birilerinin ütopyasının ya da distopyasının şuursuz enerji kaynaklarından biri olur, ister istemez. Yapay zekâ eşliğinde, tekno-genetik ve robotik unsurlarla yeni erk alanlarını, yeni kavram ve kurumlarını tanımlamaya çalışan ‘bugünün dünyasından’ bilmem kaç yıl sonra bu gezegende ve/veya evrende bir başka yerde konumlanmış […]
14 Mart 2019

Yeryüzü Cenneti Mümkün mü?

İdeal bir ülke olarak önerilen Platon’un “Devlet” adlı eseri ilk ütopya örneklerinden biri sayılır. Bireyin olmadığı, toplum üyelerinin olduğu bu ülkede aslolan toplumun güvenliğini ve birliğini sağlamaktır ve toplum daha çok bir organizma olarak görülmektedir. Thomas More’un “Ütopya”sı (1516) ideal bir toplumu tarif etme çabası olarak Platon’un Devlet’ine benzese de Devlet’ten farklı olarak sınıfsız bir toplumu tasvir etmektedir. Para ve mülkiyetin olmadığı bu ülkede, her bir yurttaş üretimle meşguldür. More’un […]
14 Mart 2019

Vazgeçmek*

Üzerinde sektirdiğim her taş varlık denizinin karanlıklarında yitti. Ne gam, taşlar hep yitmek için değil midir? Dindarlığı bir iktidar söylemi olarak kavramak başka, bir muhalif söylem olarak kavramak çok daha başkadır. Bir iktidar söylemi olarak dindarlığın bir hülyası, bir ütopyası yoktur, olamaz. Üstesinden gelmek zorunda olduğu tek endişesi sürekliliğini sağlamaktır, yani gerçekliği zabt u rabt altına almak. Hangi gerçekliği? Elbette katlanabildiği kadarıyla gerçekliği. İktidarların görmek zorunda kaldığı gerçeğin miktarı, muhaliflerin […]
14 Mart 2018

Metafizik Açıdan Yabancılaşma Sorunu

“Ben Bir Ceviz Ağacıyım Gülhane Parkında” hikâyesi… Nazım Hikmet Gülhane Parkındaki bir ceviz ağacının altında sevgilisi ile buluşmak üzere randevulaşır. Buluşacakları gün Gülhane Parkına gider ve ceviz ağacının altında beklemeye başlar, tam bu sırada polisler de orada devriyeye çıkmıştır. O dönemlerde Nazım Hikmet arananlar listesinde olduğu için polislerden gizlenmek durumunda kalır ve bu ceviz ağacına çıkar. Nazım Hikmet ağacın tepesindeyken sevdiceği gelip her şeyden habersiz ceviz ağacının altında beklemeye başlar. […]
11 Şubat 2018

Umut

  Baylar! Umutsuz, düzensiz ve biletsiz böyle nereye? Edip Cansever   Hakikaten nereye? Ben neşesizliği de eklemek isterdim doğrusu! Duygusal durumdalığımızın etkileyemediği bir nihayeti, yaşayan olarak ölüme doğru gidişi ve bunun kendimizdeki algılanışını, ona yüklediğimiz, kaçındığımız ya da düpedüz ilgilenmediğimiz gibi şeyleri bir kenara bırakırsak, elimizde ortak payda olarak zamanla sınırlanmış ömrümüz kalıyor. Aynı çağın çocuklarıyız. Zamanımız olduğunu varsayabiliyoruz, şu anda nefesteysek, bu kabuldür. Elimizde ‘zamanımız’ var ve kendimize ilişkin […]
11 Şubat 2018

Sevgi-Ter

  Çalışkan üretici toplumları bekleyen tüketim alışkanlığına dair bir kaosun hikâyesi…   İnsanların insan sayıldığı bir dünyada yaşıyorlardı. Ne hırsızlık bilirlerdi ne de yalancılık. Hiç bir kötülük yaşamıyordu oralarda. Sevgi dolu insanların emeği paylaştıkları bir dünyaydı bu. O dünyada ne eroin vardı ne de nikotin. Kötü alışkanlıkların olmadığı dünyamızda birlikte üretip, birlikte tüketirlerdi. Kötü alışkanlıkları olmayan sevgi insanları kendi alin terleriyle üretirler, dengeli tüketirler ve bol bol kitap okurlardı. O […]
11 Şubat 2018

Ben Seninleyim. Sen Seninle Misin? / I Am With You. Are You With You?

Hayatımda, bulunduğum noktada çok şey oluyor. Dönüşüm ve değişiklikleri gizemli yollardan, beraberinde getiren bir süreç içerisindeyim. Bu süreç acı dolu, korkuları ve üzüntüyü de beraberinde getiren ama mutluluk, yeni kaynaklar ve varolduğunu bilmediğim güçlerimi de ortaya koyan bir süreç aynı zamanda. Kul Nesimi’nin sözleriyle: Gâh çıkarım gökyüzüne, seyrederim âlemi Gâh inerim yeryüzüne, seyreder âlem beni Günlük hayatımda sıklıkla insanların yaşadıkları acılara tanıklık ediyorum. İnsanlar bazen duygusal bir hâl içerisinde takılıp […]
11 Şubat 2018

Ne Umduk, Ne Bulduk?

İnsan içinde yaşadığı Dünya’yı, kendini daima güvende, rahat ve mutlu hissedebileceği bir ortama dönüştürmek arzusundadır. Bilimdeki ve teknikteki ilerlemelerde, sanatta, eğitimde, dinde ve devlet yönetiminde görünürde hep aynı gaye vardır. Peki o halde insan neden sömürünün ve zulmün ortadan kalktığı, barış dolu bir dünya inşa etme umuduyla geçen bin yılların ardından, hâlâ bu arzusuna kavuşamamıştır? Nasıl oluyor da tarih boyunca ektiğimiz tohumlar beklediğimizden farklı ürünler veriyor? Acaba hak etmediğimiz bir […]