İzzet Erş

Bu yazara ait 98 yazı bulundu.

Bir Kahraman Miti, Bir Kahramanın Miti…

Mitler en yalın ve net ifadesiyle arketipal öykülerdir. Arketip demek insanın beşeri teferruatına değil, ama özüne ait olan demektir. Arketip demek insanın bir insan olarak şuurunun olmazsa olmaz adımları demektir. Arketip demek mekanı meçhul, mahali gönül olanın sarayına giden yol demektir. Pek tabii ki bu saray, onu kral kabul eden [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-08-07T18:19:20+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 06 | Kasım 2010|

Tefekkür…

Tefekkür, derin düşünme. Nesnelerin algısından soyutlanıp bilincin kendini kendisine nesne yapabilme edimi. Kendinin ben olarak farkındalığına erişip varlığın birlik ve bütünlüğü ile bağ kurmak. Bu bağ ile a posteriori olmayan, ama a priori yani varlıksal epistemolojiye dayanan bilgiye ulaşmak. Öğretilmemiş, öğrenilmemiş, ama yaşanmış, yani nefiste deneyimlenmiş özsel bilginin eylemi... Tefekkür [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-08-07T18:53:23+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 05 | Ekim 2010|

Sohbet ve İlahi Söylem

Bir metni tarihsel herhangi bir metin olmaktan ayırıp onu kutsal kılan nedir? Klasik bir tarih metni kendisine zemin olarak zamanı alır. İnsanın zaman içindeki ve giderek tarih içindeki rolünü yorumlar. Oysa kutsal metinlerin savı, tam da bunların aksine, kendi kutsallıklarını tarihe (zamana) aşkınlıkta, insanın ebedi tinselliğinde (ya da tinselliğin ebediliğinde) [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-08-07T19:51:50+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 04 | Eylül 2010, Tanrıbilim|

Savaşa Bulanmak

Dünyanın güneş ile olan konumuna ilgisiz olarak, uykuyla sonlanan bir günün ardından gelen her yeni gün, gözümüzü açtığımızda içine uyandığımız bir yepyeniliktir. İnsan, her sabah yepyeni bir güne uyanır. Önceki günün sorunları devam ediyor olsa da ben yeni günde yeniyimdir. Yine de hayatın yüklediği tüm sorumluluklar, verilmesi gereken hesaplar, uğrunda [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-08-08T15:20:46+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 03 | Ağustos 2010|

Kadim Bilgeliği Yeniden Keşfetmek

Aydınlatma değil ama bir “aydınlanma vakfı” olarak amacımız, her şeyden önce kendi üzerimize dönmektir. Her etki bir tepkinin, her olgu bir etkileşimin eseridir şüphesiz, yine de ötekini yargılamadan evvel kendine dönüp bakmalıdır insan. Ya da daha açık bir ifade ile, insan, dönüp kendisine bakandır. Ve Fernand Schwarz’ın eserine uygun bulduğu [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-08-08T15:46:36+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 02 | Temmuz 2010|

Atatürk’ü Anmak

Bültenimizin bu ilk sayısına ulu önder Atatürk’ün bir “daveti” ile başlamak isterim. Onuncu yıl nutkunda şöyle demektedir Atatürk: “Türk Milleti çalışkandır. Türk Milleti zekidir...” Atatürk’ün ileri sürdüğü bu dolaysız tespitlerin analiz edilmesi gerekmektedir. Zira bir milletin tamamının zeki olması, tamamının akılsız veya dâhi olması kadar olanaksızdır. Öyleyse, sözlerinde tutarlılığa ve [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-08-08T19:20:29+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 01 | Haziran 2010|

Kilise Babaları

Felsefe tarihi, Batının genel düsturuyla Antik Yunanda ve ilk isim olarak Thales’le başlatılır. Bu, Thales’ten önce kimsenin düşünmediği iddiasıyla değil, ama bütünsel bir felsefe tarihi kurgulayabilmek adına yapılan bir tercihtir. Batı dinî, siyasî vs. tercihlerin yanında, kendi içinde bu bütünlüğü sağlayan bir düşünce tarihi oluşturmayı da başarmıştır. Yine de buna [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-15T17:39:16+03:00Ağustos, 2016|Kategoriler: Sayı 68 | Mayıs – Haziran 2016, Tanrıbilim|

Rab Korkusu, Rab Sevgisi ve Tanrının Vaadi Üzerine

Soru: İslâm’daki Esma kavramı Batı’da Jung’un arketipleri ve Grek’deki Tanrı ve Tanrıçalar gibi görülüyor. Hıristiyanlıktaki tecelliler de çok etkin. Metin Bobaroğlu: burada tecelli yönünden bakıyoruz yani Tanrı’nın tecelli etmesi epifani, hiyerofani, teofani dedikleri. Bir zuhur var, bir tecelli var biliyorsunuz. Doğa zuhur kaydındadır, bir nev’i ontoloji ama epistemoloji tecelli kaydıdır. Tecellide [...]

Go to Top