Tanrıların Binekleri – Vahanas

Hint kutsal metinleri olan Vedalar’da çok tanrıcılık ve bu tanrıların sembolik olarak anlamlandırıldığı görülmüştür. Max Müller Vedik tanrıları tabiat güçlerinin sıfatları olarak tanımlarken, din tarihçisi Oldenburg, tanrıların insan psikolojilerini yansıttığını düşünür. Tanrı sembolleri anlamlar taşıyan, beş duyu ile algılanıp görünür hale gelerek gerçekliğin kavranmasına yardımcı olan temsillerdir. Renkli Hint kültüründe, [...]

Yazar: Nilgün Çevik Gürel|2024-07-21T18:22:53+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Mitoloji, Sayı 50 | Temmuz 2014|

Yeryüzünün Yüksek Yerleri

 İblis İsa’yı yüksek bir dağa götürdü ve ona dünyanın tüm illerini ve onların izzetini gösterdi. Ve İblis ona dedi: Eğer bana secde edersen, bütün bu şeyleri sana veririm. [1] İblis, İsa’yı göğe yükseltir ve onu bir dağın zirvesine koyar. Ve Rabbe olan imanını işte bununla sınar. Denilir ki insanı kendi [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-21T18:19:05+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 50 | Temmuz 2014, Yorumbilim|

İçsel Arınma

Yaşam denilen süreç doğum ve ölüm ikilemini içerir ve bu ikisi arasında olanlar bizi gerçekliğe ya da hayal âlemine götürür. Gerçeklik ve hayal âlemi arasında düşünceler, duygular ve eylemler seçimlerimizi belirlememize rehberlik ederler. Zıtlıklar olmadan varoluş olamaz. Hint kutsal metinlerinde bahsedildiği gibi zıtlıkları gelişip dönüşebilmek için kullanabiliriz. Hint temel metinleri [...]

Yazar: Nilgün Çevik Gürel|2024-07-21T18:55:49+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Kavramsal, Sayı 49 | Haziran 2014|

Hint Felsefesi Samkhya

Birbirlerinden kilometrelerce uzakta yaşayan doğu ve batı insanı, tıpkı mesafelerde olduğu gibi kültürel açılardan da birbirlerinden uzak kalmışlardır.  Genelde batının ana ilkesi “bireycilik, ben”; doğunun ise “birlik, biz” olmuştur. Batı mantıksal, bilimsel ve akılcı davranırken, doğu felsefesi erdem üzerine inşa edilmiştir ve hayata özverili yaklaşımı tercih eder, diğerlerinin memnuniyeti önemlidir. [...]

Yazar: Nilgün Çevik Gürel|2024-07-22T20:16:12+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Felsefe, Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 48 | Mayıs 2014|

İhtiyar Bilge…

Bilen konuşmaz. Konuşan bilmez.[1] Lao Tzu, ihtiyar bilge. Onu tanımıyorum. Yüzlerce yıl önce yaşadığı için tanımıyor değilim üstelik. Bugün, burada yanı başımda olmasına rağmen tanımıyorum onu. Sözlerini okuyorum, ancak sesini işitmiyorum. Tao’nun sesini işitebilmek için çok sessiz olmam gerektiğini söylüyor. Tao’nun sesi, sessiz bir mekanda değil, dingin bir zihinde duyulur çünkü. [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-22T20:14:55+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 48 | Mayıs 2014|

Osiris Miti Üzerine

Mısır kozmogonisine göre “zamanın başlangıcından evvel”, mutlak karanlığın ve kaosun tanrısı olan Nun, yaratıcı tanrı Atum Ra’yı[1] var eder. Bundan sonra tanrı Shu (rüzgar) ve tanrıça Tefnut (su) yaratılarak onların iki çocukları olan Geb (yer) ve Nut (gök) hayata geldiler. Geb ve Nut’un birlikteliğinden Osiris, İsis, Seth ve Nepthis adlı [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-22T21:10:12+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 47 | Nisan 2014|

İknaton

Mısır uygarlığında firavunlar (kelime anlamı: büyük ev), inisiyasyon yoluyla “Tanrı Kral” olarak yetiştiriliyorlardı. Daha sonra bu dönem yerini inisiyasyonun ritüelini canlandırmak suretiyle Hanedan firavunların –kan bağı veya akrabalık vesilesi ile oluşan– topluma egemen olmasına bıraktı. Mısır firavunları çoğunlukla zorba, baskıcı, savaşçı ve acımasız kişilerdi. Ortak özellikleri, Mısır’ın çok tanrılı dinini benimsemeleri [...]

Yazar: Ayla Pakkan|2024-07-23T17:19:02+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 46 | Mart 2014|

AUM (OM Hecesi)

Aum yay, Ben ok, Brahman da hedeftir. [1] Brahman kültünün en yüce mantrası olarak bilinen Aum hecesi, sadece titreşimsel değeri yüksek, meditatif bir kelime değildir. Aum hecesi Upanişadlar’ın da bildirdiğine göre tamamlanmak (ekmeliyet) anlamını da taşımaktadır. Kâmil olan Aum yolunu tamamlayandır. Böylece Aum bir sonuç değil, ama sürecin kendisidir. Bu [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-23T17:16:43+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Mitoloji, Sayı 46 | Mart 2014|

Tasavvufî Söylemin Apophatic Karakteri: Söylenemeyenin Söylemi

Herhangi bir duyguyu hiç tecrübe etmemiş birine, o duygunun içinde barındırdığı keyfiyet ve değeri açıklamak mümkün değildir. Sözgelimi bir senfoninin ya da klasik müzik şaheserinin gerçek değerini idrak edebilmek için iyi bir müzik kulağına sahip olmak gerekir. Ya da âşığın ifadelerini hakikatiyle anlamak için bizzat âşık olmak gerekir. İyi bir [...]

Yazar: Gülşen Geniş|2024-07-23T17:16:07+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Kavramsal, Sayı 46 | Mart 2014|
Go to Top