Yazılar
Sophos Kimdir?
Sophos’un bir kişiliği var mıdır? Kimdir sorusu sorulabilir mi, yoksa “sophos” bir sıfat mıdır? Metinlere baktığımızda "sophos" ifadesi ilk olarak Platon’un külliyatında geçiyor. Phaedrus diyaloğunda (278 d) sophos’un ancak Tanrı’ya ait bir sıfat olabileceğini ifade eder Sokrates. Symposium diyaloğunda ise (219 a) Sokrates Alkibiades'e şöyle söyler: “Alkibiades sen bakırı altınla değiştirdin.” Burada İlyada’daki bir pasaja gönderme vardır (Hom. Ilyada. 6.236). Bu pasajda net olarak sophos'a bir gönderme yoktur ama Oğuz [...]
İnsanın “İlahi Senaryo”daki Rolüne Dair
Derleyen: Defne Özdemir İlahi senaryonun amacını, bu senaryoya upuygun ve durmadan gerçekleşen öyküsündeki insanın rolünü, Üstatların dilinden, konunun akışına göre ve yazıyı olabildiğince makul uzunlukta tutmaya çalışarak en belirleyici cümlelerle sentezlemeyi denedim. Burada, ciltler dolusu içeriği olan ve insana dair böylesi önemli ve temel bir konuya eğilmemin amacı, sadece kavram örgüsü olan bir makale oluşturmak değil, daha ziyade konunun zevkini yansıtan ve sezgi uyandıran bir içerik oluşturmak oldu. Varlıkta sergilenen [...]
Can Hiçle Hep Arasında
İnsan bir can tohumu olarak doğar. Onda bitimsiz bir süre içinde oluşturup geliştirerek canını yaşama özelliği vardır. Canını yaşama, birey olarak insanın ölümüne dek süren ucu açık bir süreçtir. Can, insanın bu gezegende var oluşunun anlam ve değerini duyarak kendini oluşturma serüveninin adıdır. Can için yaşam kutsaldır. Yaşamak bu kutsallığın hakkını vermek için karşısına çıkan belalarla, açmazlarla, sıkıntılarla baş etme çabasıdır. Bir göze alma tavrıyla yaşanır yaşam. Diridir, canlıdır, devingendir. [...]
Batı’dan Doğu’ya Bir Bakış: Goethe
“Üç bin yılın hesabını kendine, Vermeyi bilmeyen her kimse, Cahil kalır karanlıklar içinde, Günden güne yaşayıp gitse de.” -Goethe- Kendine üç bin yılın hesabını verenler dünyanın bir köşesinde yaşamazlar. Onların vatanı yeryüzünü bir uçtan bir uca sarıp sarmalar. Zaman, onlar için ne geçmişte kalan ne de henüz gelmemiş olandır. Onlar için zaman, üzerine kelimeler yazdıkları boş bir sayfadır. Johann Wolfgang von Goethe, dünya insanlık ailesinin en özel isimlerinden biridir. 1749 [...]
Bir Diyalektikçi Olarak Spinoza
Spinoza’ya karşı olan hayranlık nereden gelir? Filozofa ülkemizde de yeterince temellendirilmemiş bir hayranlık var ve bu bana öyle geliyor ki o zamanlar Yahudi topluluğu içinde maruz kaldığı ağır saldırılara karşı sergilediği tutarlı ve dik duruşundan kaynaklanıyor. Spinoza’ya ve felsefeye olan ilgi ve bilgilerini biraz daha artırmış olanlarda bu hayranlığın muhtemelen daha derin anlamı var. Spinoza, Öklitçi geometrik yöntemi benimsediği için tanımlarla çalışır. Bu, onun felsefesini nispeten daha açık ve [...]
Kuantum Tinselliği*
Kuantum fiziğini artık kuantum tinselliği olmadan anlayamayız. Bilim, bugüne kadar tinselliği hep dışladı. Din de bilimi dünya işleri diye önemsiz, sıradan bir eğitim olarak gördü. Batıda modern bilim başlangıçta dindeki (Hristiyanlık) dogmalara karşıt olarak gelişti ve sürekli onunla çatıştı. İlk defa Madam Blavatsky, 19. yüzyılda, kuantum fizikten çok daha önce, hatta bilinci temellendiren Freud’dan da önce bilim ve tinselliğin ayrılamayacağını söylemişti. Madam Blavatsky, Tibet’e gitmiş, orada karşılaştığı bilgelerin eğitiminden çok [...]
Sonucu Kendimde Gördüğüm Bir Şeyin Nedeni Kendimin Dışında Olamaz
Gamze Alagöz ile “Gurdjieff - Hayat Ancak Ben Olduğumda Gerçektir” Kitabı Üzerine Bir Söyleşi Çağımızın en ilginç simalarından kabul edilen düşünür, yazar, mistik George Gurdjieff'in hayatını, bir anlamda monografi olarak kaleme alan Gamze Alagöz ile kitabı Hayat Ancak Ben Olduğumda Gerçektir ve Bay G. hakkında konuştuk. Kitap geçtiğimiz yıl Destek Yayınları felsefe serisinde yayımlandı. Düşün-ü-yorum için hazırlanan bu söyleşiyi değerli okurlarımızla paylaşıyoruz. Gamze Alagöz kimdir, bize kısaca kendinizden bahseder misiniz? 1985’te, İstanbul Bakırköy'de dünyaya geldim. Çocukluğum Fatih [...]
Daryush Shayegan’in “Sona Ertelenmişlik” Makalesi Üzerine*
İnsanlık tarihinin en çok bilen öznesi şüphesiz modern dönemde bulunmaktadır. Bu tespiti hem bir kinaye olarak hem de tartışmasız bir gerçek olarak kabul edebiliriz. Bilgiye ulaşmanın bu denli kolay olduğu bir dönem yaşanmadı. Tarihimiz bir bilgiye ulaşmak, bir sırrı çözmek, bir bilene danışmak için yollarda heba olan insanlarla doludur. En yüksek sırların “en çok satanlar” rafına giremediği şaşırtıcı bir dönem yaşamaktayız. Bugün bilgi parmak uçlarımızda ama bilmeye ilgisiziz. Mutlaka bunun [...]
Düşünceyi Yazarak Zapt Etmeyi Denemek
Bu kez derginin ismiyle müsemma bir “deneme” çabasının içerisindeyim: Düşünüyorum. Dolayısıyla yazıda affınıza sığınarak kaynaklara ağırlık verilmeyecek. Bu tabii ki başkalarının düşüncelerinden faydalanmadım demek anlamına gelmiyor. Sonuçta insan, bir ayağıyla tarihe uzanan bir varlık değil mi? Sözgelimi bugün bir kişi piyano çalmaya niyetlense, mağaradaki yankısıyla sesini bir melodi çıkarmak için temrin etmeye çalışan heyecanlı atasının ruhuna borçlu sayılmaz mı hiç? İşte insan, böyle görünmez bir iple sıkı sıkıya bağlıdır koskoca [...]