Âşık Kemter Yusuf Dede

Âşık Kemter Yusuf, Tunceli’nin Ovacık il- çesinde 1928 yılında dünyaya geldi. Babası Süleyman Bey ve eşi Gülsüm Hanım hayatlarını rençberlik yaparak sürdüren Anadolu köylüleriydiler. 1938 yılında Dersim olaylarının ardından Âşık Kemter Yusuf’un köyü Balıkesir’e ta- şındı. Burada dokuz yıl kaldıktan sonra, 1947 yılında, 17 yaşındayken babası ailesiyle Erzincan’a göç etti. [...]

Yazar: İsmail Güleç|2024-07-17T17:00:40+03:00Ocak, 2017|Kategoriler: Anı ve Güncel, Sayı 64 | Ocak 2016|

Âdem’in Kafası

  "Sultânım, Âdem’in dört kafası vardır. Birincisi Taş Kafa. Laf ona gider gider geri gelir. İkincisi Boş Kafa. Laf bir kulaktan girdiği gibi öbür kulaktan çıkar gider. Üçüncüsü Man Kafa. Laf onda durur kalır ama onda hâl olmaz. Dördüncüsü Hoş Kafa. Sultânım, Onlar lafı kulaktan alıp kalbe taşır. Asıl Âdem [...]

Yazar: Âşık Kemter Yusuf|2024-07-17T16:59:58+03:00Ocak, 2017|Kategoriler: Sayı 64 | Ocak 2016, Şiir ve Doğuşlar|

Gönülden Devrâna Geldim*

Gönülden devrâna geldim Gonca güllerin dermeye Sînemdeki dost yaraları Gonca gülleri dermeye geldim Ol tabip yaramı sarar Âşıklar ma´şûkun arar Gönül eylemiştir karar Gonca gülleri dermeye geldim Dost gülünü hem derdiler Ârifleri haber verdiler Ol irfâna dost erdiler Gonca gülleri dermeye geldim Dost elinde kızıl güller Ârifler her zaman söyler [...]

Yazar: Âşık Kemter Yusuf|2024-07-17T17:03:39+03:00Ocak, 2017|Kategoriler: Sayı 64 | Ocak 2016, Şiir ve Doğuşlar|

Kemter Dede’nin Sohbetinden Alıntı

Akıl ilimdir, akıl deryadır, akıl arş-ı âlâdır, akıl sidret’ül müntehadır, aklın ne kadar tarifini versek imkânını bulamazdık. Akıldır insanları her türlü varlığa vasıl eden. Aklın karşısında da bir düşman var nefs-i emmare. İşte mürşid-i kâmilden, anadan değil, mürşid-i kâmilin kelâmından doğduğu zaman, işte o evlâ, o aklın aşinası oluyor. Aklın [...]

Yazar: Sadık Acar|2024-07-17T16:55:17+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Anı ve Güncel, Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 64 | Ocak 2016|

Ȃşık Kemter Yusuf’un Hayatından Kalemime Düşenler

XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren muhtelif etkenler vesilesiyle devlet ve toplum nezdinde başlayan değişim ve dönüşüm, haliyle âşıklık geleneğinin ve âşıkların da değişip dönüşmesini kaçınılmaz kılmıştır. Dolayısıyla pek çok unsurun terk edildiğini fakat birçok yeniliğin de geleneğe eklendiğini söylemek mümkündür. Sözgelimi bağlamanın elektro bağlamaya yaklaştığını, usta çırak ilişkisinin doğal ortamından [...]

Yazar: Mahir Cankaya|2024-07-17T17:08:55+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Kültür ve Toplumbilim, Sayı 64 | Ocak 2016|

Dedem Yusuf…

Kısacık hayatlarımızda, kocaman anılar taşıyoruz... Kendisini ilk defa vakıf toplantısında uzaktan izlemiştim, daha sonra da bir ev sohbetinde yakından tanıma fırsatım oldu. Tarihin içinden çıkıp gelen duruşu beni çok çekmişti. Görmek için göze ihtiyaç olmadığını anladığımda henüz yirmili yaşlarımın başındaydım. Yaklaşmak, beni onun dünyasına sokmaya yetmezdi belli ki. Uzaktan daha [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-17T17:06:24+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Alıntı ve Derlemeler, Sayı 64 | Ocak 2016|

Alevîlikte Bedenin Sırlanması

“Bismi Şah Allah Allah! Ber cemal-i Muhammed, kemal-i İmam Hasan, Şah Hüseyin, Ali’yi pir bilene verelim candan salavat... Dünya geçicidir, ahiret yurdu kalıcı. Tanrı'nın hükmü yürüdü. Ulu Tanrı seni kutlu bir menzile yetirsin. Kabrin ışıklı, mekânın cennet olsun. Şah-ı Merdan seni sancağı altında saklasın, beklesin. Gerçeğe Hü!...”   Muhabbettir mürşitlerin [...]

Yazar: Ayşe Acar|2024-07-17T17:05:45+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 64 | Ocak 2016|

Âkıbetin mevt olur hey deli gönül

Sakın meyil verme fânî dünyaya Âkıbetin mevt olur hey deli gönül Aldanma sakın ağyârın hâline Âkıbetin mevt olur hey deli gönül Nice Süleymanlar konup göçtüler Ecel şarabını canlar içtiler Nice kimseler bu hep benim dediler Âkıbetin mevt olur hey deli gönül Bakmaz mısın çarh-ı gerdûn hâline Kimse dayanmaz ol feleğin [...]

Yazar: Âşık Kemter Yusuf|2024-07-17T17:04:18+03:00Eylül, 2016|Kategoriler: Sayı 64 | Ocak 2016, Şiir ve Doğuşlar|

Osman Çoban’ın Kemter Dede ile Tanışması

Nasıl anlatılır bilmem ki... Kemter Dede ile 1969-1970 yıllarında rehberim vasıtası ile tanıştık. Terzi kalfası olarak çalıştığım yıllarda müstakil dükkân açmaya karar verdim. Dükkânı tuttuğum çarşıdaki esnafın hepsini tanıyorduk ama çok yakın değildik. Karşımdaki komşum da içine kapanık, kendi hâlinde, çok da dışarı ile alâkası olmayan, biraz da celâlî meşrepli [...]

Yazar: Eraydın Erdoğan|2024-07-17T17:12:03+03:00Eylül, 2016|Kategoriler: Alıntı ve Derlemeler, Sayı 64 | Ocak 2016|
Go to Top