İsmail Güleç

4 Ağustos 2017

Lütfi Filiz ve Nasrettin Hoca Fıkralarına Farklı Bir Yaklaşım II (1)

Nasreddin Hoca Anadolu insanının hislerine tercüman olmuş büyük bir bilgedir. Fıkraları, yüzyıllardır anlatıla gelmektedir. Onun bir halk bilgesi olduğu ve fıkralarında birer gizli hikmet bulunduğu, hakkındaki ortak kanaattir. Nasrettin Hocanın fıkraları, genellikle ahlâk ve ibret bakımından değerlendirilmekte ve onun her fıkrasının son cümlesi adetâ atasözü gibi dillerde dolaşmakta ve yeri geldikçe de söylenmektedir. Hattâ bu son cümleler, adetâ herkesin bildiği kod numarası gibi, söylendiğinde fıkranın tamamını hatırlatmaktadır. Nasrettin Hoca fıkraları […]
3 Ağustos 2017

Atalar Sözü Boş Söylemez

Daha önceki yazılarımızda, sözlü halk edebiyatımızın fıkra ve masal gibi iki önemli türünün tasavvufî bir bakış açısıyla da yorumlanabileceğini örneklerle açıklamaya çalışmıştık. Bu yazıda ise, masal ve fıkra gibi halk kültürü ve edebiyatının önemli türlerinden olan atasözleri ve deyimlerin de tasavvufî bir bakış açısıyla yorumlanabildiğini üç mutasavvıftan alınan örneklerle gösterilmeye çalışılacaktır. Uzun deneme ve gözlemlere dayanarak söylenmiş ve halka mal olmuş sözlere ‘atasözü’ diyoruz. Tanımında da geçtiği gibi, kim tarafından […]
3 Ağustos 2017

Bir Varmış, Bir Yokmuş…

Masalların yorumlanması üzerine farklı bir yaklaşım Anonim halk edebiyatı ürünlerinden en yaygın olanlarından biridir masal. Kelime, dilimize Arapça’dan geçmiş. Onlara da Habeş ve Arami dillerinden. Dilimizdeki anlamı “bilinmeyen bir yerde, bilinmeyen şahıslara ve varlıklara ait olayların macerası” Zaten “bir varmış, bir yokmuş” ve “evvel zaman içinde” diye başlamaları da tanımı doğruluyor, -miş’li geçmiş zamanda anlatılması da belirsizliğini belirten özelliği. Masallar sadece insanları eğlendirerek hoşça vakit geçirmek üzere anlatılan lâf kalabalıklığı […]
2 Ağustos 2017

Bir Kitap Okudum, Düşüncelerim Değişti

Orta öğretimde felsefe eğitimi üzerine eleştirel bir bakış Bu yazıda, kendi deneyimlerimden yola çıkarak ortaöğretimde verilen felsefe dersleri üzerine düşüncelerimi dile getirmeye çalışacağım. Ortaöğretim düzeyindeki bir öğrencinin felsefe dersi ile ilişkisi, (hele bu öğrenci üniversitede felsefe bölümünü tercih etmeyecekse) ders programında bu ders için ayırılan iki saatlik süreyle sınırlı kalıyor. Sadece üçüncü sınıfta görülen felsefe derslerinde genel felsefe tarihi anlatılıyor. Hangi filozofun nerede, ne zaman yaşadığı ve düşünceleri öğretilmeye çalışılıyor. Sadece kuru […]
25 Ocak 2017

Âşık Kemter Yusuf Dede

Âşık Kemter Yusuf, Tunceli’nin Ovacık il- çesinde 1928 yılında dünyaya geldi. Babası Süleyman Bey ve eşi Gülsüm Hanım hayatlarını rençberlik yaparak sürdüren Anadolu köylüleriydiler. 1938 yılında Dersim olaylarının ardından Âşık Kemter Yusuf’un köyü Balıkesir’e ta- şındı. Burada dokuz yıl kaldıktan sonra, 1947 yılında, 17 yaşındayken babası ailesiyle Erzincan’a göç etti. İki kere evlenen Âşık Kemter Yusuf’un ilk hanımından bir erkek bir kız, ilk hanımının ölümünden beş sene sonra evlendiği ikinci […]
25 Ocak 2017

Hz. İbrahim Zalim Olabilir mi?

Böyle bir soru dünyanın önde gelen Müslüman entelektüellerinden biri olan Ziyaüddin Serdar’ın ”Mukaddes Belde Mekke” isimli eserini okuyana kadar ne aklıma gelmişti, ne de okuduğum herhangi bir kitapta tesadüf etmiştim. Soru, Serdar’ın adı geçen kitabında Hz. İbrahim’in öyküsünü anlattığı bölümde şöyle geçiyor: Muhâfazakâr İslâm’ın bu İbrahim (a.s.) öyküsünde bir hususu merak ederim. Tanrı’nın sadık bir kulu olduğu kabul edilen İbrahim, Hacer ve henüz bebek olan oğlunu susuz, yaşanmayan bir yere […]