Göğe Bakma Hali: Bulut ve Hafıza
Sembolizme yönelik çalışmalar, mutlak anlam sunma iddiası taşımamaktadır. Aksine bu çalışmalar, sembollerin insanda uyandırdığı anlam katmanlarını ve kadim metinleri imgeler aracılığıyla evrensel dil bağlamında okuma, yani yorumlama çabasıdır. Bu bakımdan bilim, mit ya da din birbirinden yalıtılmış alanlar olarak ele alınmamakta ve indirgemeci bir tutumdan kaçınılmaktadır. “İnsan zihni ancak somut nesneler üzerine düşünülerek soyut kavramlara erişebilir” (Jung, 2025). Burada erişilen anlamdır. Anlam ise katmanlıdır ancak soyutlar üzerinde düşünebilen aklın eşlik [...]
Aydınlanma Çağı’ndan Oyalanma Çağı’na: Modern Öznenin Çözülüşü ve Ağ-bilincin Yükselişi
Başlarken Oyalanma Çağı’na hoş geldik. Başlar başlamaz belirteyim, bireyin gerçek sandığı ile bağlarının hızla koptuğu ve artan bir şekilde bağlanma sorunu yaşadığı, eylemsiz ve amaçsız kaldığı döneme Oyalanma Çağı diyorum. Oyalanma Çağı kavramsal çerçevesinin (haliyle bu yazının) ana tezi de şudur: Oyalanma Çağı, modern öznenin çözülüşü ile Ağ-bilincin yükselişi arasındaki ontolojik[1] bir berzahtır. Bu geçiş dönemi üç temel dönüşümle karakterize edilir: Birincisi, süreç ontolojisinden akış ontolojisine kayış; ikincisi, topluluk yapısından [...]
Özgür Birey
Özgürlük ve özgür birey konusu çok işlenmişse de her defasında yeniden başka bir biçimde ele almakta yarar var. Kavramları diri tutmak için yeni ilişkiler, yeni bağlar içinde kullanmalıyız; bu sayede onların canlı kalacağını düşünüyorum. Atatürk’ten ve Türk devriminden söz edeceğimiz için, onun bu konudaki en meşhur sözüyle başlayalım: “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” Yeni bir devletin kurulmasının çekirdeğinde işte bu düşünce yer alır. Bu söz, Atatürk devrimlerinin özüdür. Unutulmamalıdır ki, [...]
Düşünüyorum, Öyleyse Var Mıyım?
“Düşünüyorum, öyleyse varım.” Descartes’ın bir dönemi kapatıp yeni bir dönemi açan bu önermesi, ilk bakışta basit bir mantıksal çıkarım gibi görünse de, arka planında son derece ağır bir tarihsel ve düşünsel yük taşır. Bu cümle yalnızca bireysel bir bilincin varlığı tespitini değil, kendisinden önceki tüm bir düşünme geleneğini sorgulayan ve onunla hesaplaşan bir isyanı da temsil eder. Descartes burada yalnızca bir önerme kurmaz; aynı zamanda Tanrı merkezli skolastik düşünceye karşı, [...]
Dijitalleşen Dünyada Sosyal Medyada Tarihçilik
İnsanlığın tarihsel açılardan dönüşümü önemli olaylar neticesinde şekillenmiştir. Bunlardan birisi de günümüz dünyasının vazgeçilmezi olarak büyük bir merhale kaydeden teknolojik gelişmelerdir. 20. yüzyılda kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ile birlikte bilgi paylaşımının artması ihtiyacı enformatik toplum söylemini ön plana taşımıştır. 21. yüzyılda ise yeni teknolojik gelişmelerin ışığında internetin aktif bir şekilde kullanımı ile beraber sanal ve ikincil bir sosyal etkileşim biçimi önem kazanmıştır. Bu bağlamda enformatik toplum bu yüzyılda biçim değiştirmiştir. [...]
















