Anasayfa2026-06-26T17:23:49+03:00

Akıl Önyargıda Kalırsa

Canlı-cansız tüm varlıklar; nesneler, olaylar dışarıdan görülen sınırlarının içinde sırlarla dolu dururlar. Görünüşler sadece bir biçim olmaktan öte kendi içsel...
Devamını oku
Akıl Önyargıda Kalırsa

Seksek ve Bitmeyen Döngü

İnsan evladı eve dönmeyi özlüyor. Hangi eve? O her şeyin güllük gülistanlık olduğu, kopup geldiği huzur dolu ana evine. Bu...
Devamını oku
Seksek ve Bitmeyen Döngü

İyilik ve Kötülük Kavramı: Hegel’in Efendi-Köle Diyalektiği ve Filibeli Ahmed Hilmi’nin Ahlak Felsefesi Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme

Mevcut araştırma, felsefe tarihinin en köklü ve tartışmalı meselelerinden biri olan iyi ve kötülük problemini, Batı ve Doğu düşünce geleneklerinin...
Devamını oku
İyilik ve Kötülük Kavramı: Hegel’in Efendi-Köle Diyalektiği ve Filibeli Ahmed Hilmi’nin Ahlak Felsefesi Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme

Göğe Bakma Hali II: “Kuş” Hafızanın Taşıyıcısı

Kuşlar, her zaman özgürlüğün en belirgin temsillerinden biri olarak düşünülmüştür. Gökyüzünde serbestçe süzülebilmeleri, diledikleri anda yerle temaslarını kesebilmeleri, sabit bir...
Devamını oku
Göğe Bakma Hali II: “Kuş” Hafızanın Taşıyıcısı

“Âdem’in Yaratılışı” Freski: Anatomist Michelangelo Yaradılışı Nasıl Yorumladı?

Özet İtalyan sanatçı Michelangelo'nun Sistine Şapeli tavanındaki "Âdem'in Yaratılışı" freski, ilk insanın yaratılışını hem tıbbi hem de ezoterik boyutlarıyla ele...
Devamını oku
“Âdem’in Yaratılışı” Freski: Anatomist Michelangelo Yaradılışı Nasıl Yorumladı?

Arkhe Sorunu ve Tanrı’nın Zâtına Dair

Mistiklerin asli gayesi Tanrı’yla birlik durumuna gelmektir.[1] Bu birlik kendini mutlak olarak inkâr etmek ve Tanrı’da eriyip yok olmak olarak tanımlanır. Bundan daha doğru bir tanımla, eriyip yok olacak olanın benlik (nefs) olduğu, zira benliğin asli olmadığı, hadis olduğu yönündedir. Benlik kazanılmış veya edinilmiştir. Sonradan olan ortadan kalkmaya yazgılıdır. Mistik bu yitirilişi hayattayken başarmayı ve kendisine emaneten edileni aslına rücu etmeyi gaye edinir. Denir ki benlik ifna olursa, “Ben” zahir [...]

Yazar: |Eylül, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Nasıl Düşünüyoruz? (Aklın ve Varlığın Temel İlkeleri)

Aklın ve Düşünmenin Ortak Zemini İnsanlar hem zaman içinde hem de bulundukları yer olarak ayrık ve çok uzaklarda olsalar da birbirlerini anlayabilir ve iletişim kurabilirler. Eski Roma’da yaşamış Stoacı filozof Epiktetos’un bir öğrencisi, dinlediği dersleri kendi ifadesi ile “sözcüğü sözcüğüne” yazıya dökmüştür, bu notların bir bölümü günümüze kalmıştır. Epiktetos hocanın 1900 yıl önce söylediği sözler bugün okuduğumuzda bize sanki daha dün söylenmiş gibi canlı ve anlamlı gelir. Çok farklı ülkelerde [...]

Yazar: |Eylül, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Felsefe ve Soru Kavramlarının İlişkisi

İşlevi sorgulama sanılan felsefe kavramının, sorgulama yeteneği sorgulanmalıdır. Sorgulama yüklemi felsefeye has bir yüklem midir? Belirli bir varlığın açık seçik bilgisini o varlığı oluşturan nedenlerin açık seçik bilgisi verir. Aynı yordamla “belirli” bir yokluğun bilgisini de o yokluğun açık seçik nedenleri verir. Belirli bir varlığın ve belirli bir yokluğun var olup olmadığını kavramı yoluyla, belirli bir kavramın varlığını ya da yokluğunu ise, onun varlığının varlığı veya yokluğunun varlığı yoluyla bilebiliriz, [...]

Yazar: |Ağustos, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Dünyanın İlk Tapınağı: Göbeklitepe*

Derleyen: Cem Gençler  İnsanın Kendini Bilme Hikâyesi İnsanlık, bilişsel ve kültürel ilerlemelerini yazının icadı ve anıtsal yapılar inşa ederek belirgin hale getirmiştir. Homo sapiens, yani “bilen insan”, yaklaşık 200.000 yıl önce ortaya çıkmıştır. İnsan, evrimsel süreçteki en büyük ilerlemesini yaklaşık 5.000 yıl önce gerçekleştirmiştir. Bu dönemde çivi yazısı gibi yazılı sistemler gelişmeye başlamıştır. İnsanlık tarihinin kaydedilmesiyle yazılı tarih doğmuştur. Göbeklitepe, 12.000 yıl önce inşa edilmiştir ve bu dönemde insanlık için [...]

Yazar: |Ağustos, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Tasavvufta “Aşkınlık” Kavramı Üzerine

Tasavvuf düşüncesinde “aşkınlık” kavramının, insanın dünyevi benliğini aşarak ilâhî hakikate ulaşma çabasını kapsayan çok katmanlı bir kavram olduğu söylenebilir. Bu kavram, yalnızca Allah’ın “mutlak” ve “idrak ötesi” gibi niteliklerini değil, aynı zamanda insanın kendi beşerî sınırlarını aşarak ilâhi olana yönelmesini de ifade eder. Aşkınlık, hem ontolojik hem epistemolojik bir terimdir. Varlık bakımından Tanrı’nın mahlûkattan farklı oluşunu (tenzih), bilgi açısından ise insanın kendi sınırlı anlayışını aşarak Tanrı’yı deneyimlemesini ifade eder. Aşkınlık [...]

Yazar: |Ağustos, 2025|Kategoriler: Yazılar|
Go to Top