Assos ve Filozofları
Tarih Boyunca Assos Assos (Behramkale), günümüzde Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde Antik Truva (Troad) yarımadasının güneyinde deniz kıyısında bir yerleşim yeri. Truva yarımadasında İlk Tunç Çağı başlarından itibaren (M.Ö. 3000), Assos’ta ise M.Ö. 2000’li yıllardan itibaren yerleşim olduğu biliniyor. Antik çağın coğrafyacısı Amasyalı Strabon, Assos’a M.Ö. 7. yüzyılda Midilli (Lesbos) adasının Midilli (Methymna) kentinden bölgeye toplu göçler olduğundan söz ediyor. Assos bu tarihlerden itibaren yaklaşık 2700 yıldır bir yerleşim yeri olarak varlığını [...]
İfadenin İfadesi Olarak Söz
I. İnsanın sözle eğitilen bir varlık olduğu söylenir. Bizler için söz söylemeden, söz duymadan, söz üretmeden yaşamak mümkün olur muydu? Buradan şu soru doğar: Söz, varoluşsal bir zorunluluk mu, yoksa kendiliğinden oluşan anlamsız bir ses mi? Yanıt net; bir zorunluluk olduğu açık. Sözü sesten ayırmak gerekir; her söz bir sestir, ama her ses bir söz değildir. Ses üç form altında gerçekleşir; doğa kaynaklı sesler, hayvan kaynaklı sesler ve insan kaynaklı [...]
Leh Leha, Galut, Gilgul
Tanrı, İbrahim’e babasının evinden ayrılmasını ve kendisine göstereceği diyara gitmesini söyler.[1] Bu “diyar” Tora’nın anlatımında mitsraim (מצרים) veya Mısır ülkesidir.[2] Coğrafi olarak bir ülke olan Mısır, simgesel olarak bir mahaldir. Yani sembolik içeriği itibariyle Mısır bir ülkenin değil, ruhsal bir durumun adıdır. İbrahim, baba evindeki sabitlikten Mısır’daki hareketliliğe geçer. Bu hareketlilik, dönüşümdür. Leh leha sadece gitmek değil, gitmek ve dönüşüme katılmak demektir. Zira “gitmek ve geri dönmek” sadece yolculuktur. Örneğin, [...]
Göğe Bakma Hali: Bulut ve Hafıza
Sembolizme yönelik çalışmalar, mutlak anlam sunma iddiası taşımamaktadır. Aksine bu çalışmalar, sembollerin insanda uyandırdığı anlam katmanlarını ve kadim metinleri imgeler aracılığıyla evrensel dil bağlamında okuma, yani yorumlama çabasıdır. Bu bakımdan bilim, mit ya da din birbirinden yalıtılmış alanlar olarak ele alınmamakta ve indirgemeci bir tutumdan kaçınılmaktadır. “İnsan zihni ancak somut nesneler üzerine düşünülerek soyut kavramlara erişebilir” (Jung, 2025). Burada erişilen anlamdır. Anlam ise katmanlıdır ancak soyutlar üzerinde düşünebilen aklın eşlik [...]
Aydınlanma Çağı’ndan Oyalanma Çağı’na: Modern Öznenin Çözülüşü ve Ağ-bilincin Yükselişi
Başlarken Oyalanma Çağı’na hoş geldik. Başlar başlamaz belirteyim, bireyin gerçek sandığı ile bağlarının hızla koptuğu ve artan bir şekilde bağlanma sorunu yaşadığı, eylemsiz ve amaçsız kaldığı döneme Oyalanma Çağı diyorum. Oyalanma Çağı kavramsal çerçevesinin (haliyle bu yazının) ana tezi de şudur: Oyalanma Çağı, modern öznenin çözülüşü ile Ağ-bilincin yükselişi arasındaki ontolojik[1] bir berzahtır. Bu geçiş dönemi üç temel dönüşümle karakterize edilir: Birincisi, süreç ontolojisinden akış ontolojisine kayış; ikincisi, topluluk yapısından [...]








