Anasayfa2026-06-26T17:23:49+03:00

Tarih Bilinci ve Toplumsal Hafıza

Dünyadaki tüm halkların bir geçmişi vardır ama kimilerinin yalnızca geçmişi, kimilerinin ise bir tarihi vardır. Tarih bilinci ve toplumsal hafıza,...
Devamını oku
Tarih Bilinci ve Toplumsal Hafıza

Üç Saate Sığmayan Binlerce Yıl

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde üç saat geçirdim. Yetmedi. Zaten böyle bir müzeyi üç saatte gezip bitirmek mümkün mü? Bir salondan diğerine...
Devamını oku
Üç Saate Sığmayan Binlerce Yıl

Eş ve Çocukların Düşmanlığı

Tegâbün[1] Sûresi 64/14-15. Âyetleri Üzerine “Hikmetli oğul babasını sevindirir; akılsız oğul ise annesine kederdir.”[2] Kral Süleyman Kur’an-ı Kerîm kendi ifadesiyle...
Devamını oku
Eş ve Çocukların Düşmanlığı

Nolan’ın Odysseus’u: Bir Mitin İtirafları

Christopher Nolan'ın The Odyssey'ini izledikten sonra ilk iş yolculuğun güzergâhını çıkardım. Sonra düşüncelerimi de yazınca yıllardır yolumu aydınlatan bir dostum...
Devamını oku
Nolan’ın Odysseus’u: Bir Mitin İtirafları

Gözyaşı: Zaafın Değil, Yaratılışın Suyu

Her şeyi ölçmeye çalıştığımız bir dönemde yaşıyoruz. Beynimizin kaç milyon nöron taşıdığını biliyor, genomun harflerini tek tek diziyor, kalp atışlarımızı...
Devamını oku
Gözyaşı: Zaafın Değil, Yaratılışın Suyu

Assos ve Filozofları

Tarih Boyunca Assos Assos (Behramkale), günümüzde Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde Antik Truva (Troad) yarımadasının güneyinde deniz kıyısında bir yerleşim yeri. Truva yarımadasında İlk Tunç Çağı başlarından itibaren (M.Ö. 3000), Assos’ta ise M.Ö. 2000’li yıllardan itibaren yerleşim olduğu biliniyor. Antik çağın coğrafyacısı Amasyalı Strabon, Assos’a M.Ö. 7. yüzyılda Midilli (Lesbos) adasının Midilli (Methymna) kentinden bölgeye toplu göçler olduğundan söz ediyor. Assos bu tarihlerden itibaren yaklaşık 2700 yıldır bir yerleşim yeri olarak varlığını [...]

Yazar: |Nisan, 2026|Kategoriler: Yazılar|

İfadenin İfadesi Olarak Söz

I. İnsanın sözle eğitilen bir varlık olduğu söylenir. Bizler için söz söylemeden, söz duymadan, söz üretmeden yaşamak mümkün olur muydu? Buradan şu soru doğar: Söz, varoluşsal bir zorunluluk mu, yoksa kendiliğinden oluşan anlamsız bir ses mi? Yanıt net; bir zorunluluk olduğu açık. Sözü sesten ayırmak gerekir; her söz bir sestir, ama her ses bir söz değildir. Ses üç form altında gerçekleşir; doğa kaynaklı sesler, hayvan kaynaklı sesler ve insan kaynaklı [...]

Yazar: |Nisan, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Leh Leha, Galut, Gilgul

Tanrı, İbrahim’e babasının evinden ayrılmasını ve kendisine göstereceği diyara gitmesini söyler.[1] Bu “diyar” Tora’nın anlatımında mitsraim (מצרים) veya Mısır ülkesidir.[2] Coğrafi olarak bir ülke olan Mısır, simgesel olarak bir mahaldir. Yani sembolik içeriği itibariyle Mısır bir ülkenin değil, ruhsal bir durumun adıdır. İbrahim, baba evindeki sabitlikten Mısır’daki hareketliliğe geçer. Bu hareketlilik, dönüşümdür. Leh leha sadece gitmek değil, gitmek ve dönüşüme katılmak demektir. Zira “gitmek ve geri dönmek” sadece yolculuktur. Örneğin, [...]

Yazar: |Mart, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Göğe Bakma Hali: Bulut ve Hafıza

Sembolizme yönelik çalışmalar, mutlak anlam sunma iddiası taşımamaktadır. Aksine bu çalışmalar, sembollerin insanda uyandırdığı anlam katmanlarını ve kadim metinleri imgeler aracılığıyla evrensel dil bağlamında okuma, yani yorumlama çabasıdır. Bu bakımdan bilim, mit ya da din birbirinden yalıtılmış alanlar olarak ele alınmamakta ve indirgemeci bir tutumdan kaçınılmaktadır. “İnsan zihni ancak somut nesneler üzerine düşünülerek soyut kavramlara erişebilir” (Jung, 2025). Burada erişilen anlamdır. Anlam ise katmanlıdır ancak soyutlar üzerinde düşünebilen aklın eşlik [...]

Yazar: |Mart, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Aydınlanma Çağı’ndan Oyalanma Çağı’na: Modern Öznenin Çözülüşü ve Ağ-bilincin Yükselişi

Başlarken Oyalanma Çağı’na hoş geldik. Başlar başlamaz belirteyim, bireyin gerçek sandığı ile bağlarının hızla koptuğu ve artan bir şekilde bağlanma sorunu yaşadığı, eylemsiz ve amaçsız kaldığı döneme Oyalanma Çağı diyorum. Oyalanma Çağı kavramsal çerçevesinin (haliyle bu yazının) ana tezi de şudur: Oyalanma Çağı, modern öznenin çözülüşü ile Ağ-bilincin yükselişi arasındaki ontolojik[1] bir berzahtır. Bu geçiş dönemi üç temel dönüşümle karakterize edilir: Birincisi, süreç ontolojisinden akış ontolojisine kayış; ikincisi, topluluk yapısından [...]

Yazar: |Mart, 2026|Kategoriler: Yazılar|
Go to Top