Anasayfa2026-06-26T17:23:49+03:00

Nolan’ın Odysseus’u: Bir Mitin İtirafları

Christopher Nolan'ın The Odyssey'ini izledikten sonra ilk iş yolculuğun güzergâhını çıkardım. Sonra düşüncelerimi de yazınca yıllardır yolumu aydınlatan bir dostum...
Devamını oku
Nolan’ın Odysseus’u: Bir Mitin İtirafları

Gözyaşı: Zaafın Değil, Yaratılışın Suyu

Her şeyi ölçmeye çalıştığımız bir dönemde yaşıyoruz. Beynimizin kaç milyon nöron taşıdığını biliyor, genomun harflerini tek tek diziyor, kalp atışlarımızı...
Devamını oku
Gözyaşı: Zaafın Değil, Yaratılışın Suyu

İsmail Emre Doğuşları Üzerine Açıklamalar

Doğuş No: 0640 "Ne kadar medhetsek, az…" Birinci Dörtlük Ne kadar medhetsek, az… Hakikat hiç pas tutmaz; Bu “gönül ağacı”nda...
Devamını oku
İsmail Emre Doğuşları Üzerine Açıklamalar

Akıl Önyargıda Kalırsa

Canlı-cansız tüm varlıklar; nesneler, olaylar dışarıdan görülen sınırlarının içinde sırlarla dolu dururlar. Görünüşler sadece bir biçim olmaktan öte kendi içsel...
Devamını oku
Akıl Önyargıda Kalırsa

Seksek ve Bitmeyen Döngü

İnsan evladı eve dönmeyi özlüyor. Hangi eve? O her şeyin güllük gülistanlık olduğu, kopup geldiği huzur dolu ana evine. Bu...
Devamını oku
Seksek ve Bitmeyen Döngü

Arkana Bakma

Başlık “Arkana Bakma[1]” olunca, bu benim için çok provokatif bir konuya dönüşüyor. “Arkana bakma” bir emir kipi olabilir. Eğer öyleyse bu benim iradem dışında demektir; ben karar vermemişim, yani birisi bana arkana bakma diyor. Yok, emir kipinde değilse “arkana bakma” bir nasihat olabilir. Sonuna bir de gizli bir “k” ekleyebilirim, parantez içinde bir “k” koyarsam, “arkana bakma(k)” olur. O zaman gerçekten alternatifli, problematik bir başlık elde ederim. Hangi perspektiften bakarsanız [...]

Yazar: |Ağustos, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Sınır ve Adalet

Sınır, aslında ikiliğin ya da genel anlamıyla çokluğun olduğu yerde yani yaşamın her alanında karşılaştığımız ve deneylediğimiz bir olgudur. Yaşadığımız evrende zaman ve uzay belirlenimleri olarak, dünyada ülkeleri ve ulusları birbirinden ayıran gerçeklik olarak, ülke içerisinde coğrafi bölge ve şehirler olarak, toplumsal yaşamda düzeni oluşturan kısıtlamalar ve koşullar olarak, kendi bilincimizde ise kavramlar ve kategoriler olarak bu sınırlarla sürekli karşılaşır ve onları içselleştiririz. Bütün bu içselleştirmeler ile de kendimizi ve [...]

Yazar: |Ağustos, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Sanata Dair

Alıntılayan: Ayfer Akbaşoğlu Güzel sanatı uzak bir kaidenin üzerine koyarak yüceleştirmiş etmenler, sanatın kendi alanı içinde doğmadıkları gibi, etkileri de sanatlarla sınırlı değildir. Birçok insan için, “manevi ve ideal” olanı bir huşu ve gerçekdışılık aurası sarar. “Madde” ise, aksine, değersizleştirici bir terim halini almış, kendisi için mazeret veya özür dilenmesi gereken bir şey olmuştur. Resim sanatıyla ilgili en yaygın yanlış anlaşılma çizimin doğası konusundadır. Tanımayı öğrenmiş, fakat estetik biçimde algılamayı [...]

Yazar: |Temmuz, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Doğa, Hijyen ve Beslenme Üzerine

Doğamızı ne kadar ve neye göre tanıyoruz? Doğaya ilişkin bilgi ve farkındalığımızın sınırlarını sorgulamak, günümüz yaşam biçimlerinin doğayla ilişkisini anlamak açısından kritik öneme sahiptir. Özellikle içinde bulunduğumuz mekânlar ve kullandığımız maddeler, doğayla olan bağımızı doğrudan etkiler. Örneğin, istirahat ettiğimiz mekânların doğaya uygunluğu üzerine düşünmeliyiz. Fayans, cila gibi yüzey malzemeleri ve plastik kullanım oranı nedir? Bu maddeler doğallıktan uzaksa, doğayla ilişkimizi desteklemek yerine engelliyor olabilirler. Giydiğimiz kıyafetler ve ayakkabılar da bu [...]

Yazar: |Temmuz, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Neşet Eden Varlık, Varlık’tan Neşet Eden veyahut Neşet Ertaş’ın Türkülerinde Varlık

İnsan aşıkken cennettedir, cennette değilse aşık değildir.[1] Cenneti bu dünyada nasıl tasavvur edersin deseler; anne karnında derim.[2] Aşkın ateşinde “aşk”la tanışılan o yer.[3] O cennette insan yoğrulur. Mayası sevgidir; anne sevgisi. “Bir anadan dünyaya gelen yolcu” Yolcu, Neşet Ertaş’ın kendi düşüncesi, duygusu, hissettikleri içinde, bir ruhun dünyaya gelişinden gidişine kadar kendi özünün bir ifadesidir.[4] Yolcu olan insan, bu dünyaya “ana”dan gelmektedir. Ana, “yaratan can” olarak insanı rahminde yoğurandır. “Gelen/doğan” ise [...]

Yazar: |Mayıs, 2025|Kategoriler: Yazılar|
Go to Top