Sanat

19 Kasım 2016

Melankoli ve Müzik İlişkisi

Melankoli ile müzik arasındaki etkileşim konusunda Antikçağ sonrası düşünce ve sanat dünyasını belirleyen temel kaynak Tevrat’ın Samuel bölümünde, Saul ile David arasındaki ilişkiler oluşturmuştur. Burada melankolik bir insanla bir müzisyen arasındaki ilişkiler din kitabı kapsamı içinde anlatılmıştır: “Rabbin ruhu Saul’den ayrıldı ve Rab tarafından kötü bir ruh onu izliyordu. Saul’ün kulları kendisine dediler. İşte şimdi Tanrı tarafından kötü bir ruh seni üzüyor. Efendimiz karşısında olan kullarına emretsin, iyi arp çalan […]
19 Kasım 2016

Güzel Kardeşim

Yeryüzü insanı gergin, yeryüzü insanı savaşı çağırıyor kardeşim, Daha çok çiçek ekmeliyiz, daha çok müzik yapmalıyız, Tiyatro binaları, müzeler, sergi salonları kurmalıyız, Ekmeğimizden, aşımızdan arttırıp şehrin göbeğine ‘İnsan arıyorum’ diye haykıran, kocaman bir Diyojen heykeli dikmeliyiz. Domatesin kokusunu, horozun sokak aralarında ötüşünü unutmamalıyız kardeşim, Dede Efendi’den, Veysel’den, Yunus’tan rol çalmalıyız. Hattat Şeyh Hamdullah’a, Ressam Osman Hamdi Bey’e öğrenci olmalıyız, Hoca Nasrettin’den bilge bir tebessüm, Hacı Bayram’dan bir bayramlık almalıyız… Ekmeğe […]
19 Kasım 2016

Euripides’in “Bakkhalar” (Βάκχαι)’ı Üzerine

Euripides’in “Bakkhalar” adlı oyunu Yunan Tragedyası’na dair bir örnek teşkil etmektedir. Tragedyada, kısaca Yunanca “sofrosüyne” olarak tabir edilen ve özdenetim, denge ve ölçülülük anlamlarına gelen kavram ile esriklik ve çoşkuyla bütünleşen “mania” kavramının çelişki ve mücadelesini görürüz. Eser, Thebai kralı Pentheus1’un, kuzeni Dionysos2’un tanrılığını kabul etmemesi ve Dionysian külte karşı olması nedeniyle, Dionysos’un cezbesinde ne yaptığının farkında olmayan, birer mainad haline gelmiş Kadmos kızları (Pentheus’un annesi Agaue, teyzeleri) ve Bakkhalar tarafından öldürülmesini konu alır. Söz konusu […]
19 Kasım 2016

Feleklerin Müziği

Pythagorasçı felsefenin en yüce fakat en az bilinen kısmı, yıldızsal armoniklerdir. Kürelerin feleklerin müziğini, Pythagoras’tan başka hiçbir insanın duymadığı söylenir. Anlaşıldığı kadarıyla semavî cisimlerin gökyüzü boyunca vakur yürüyüşleri sırasında kozmik koroya katılımlarını ilk gören insanlar, Khaldeliler’dir. Yakup, “Sabah yıldızlarıyla şarkı söyledikleri an” diye bir vakti tarif eder. Ve “Venedik Tüccarı” adlı oyununda Shakespeare, şöyle yazar: “Gördüklerin arasında hareket ederken, bir melek gibi şarkı söylemeyen, tek bir küre yoktur.” Pythagorasçı semavî […]
19 Kasım 2016

Antik Yunan Tragedyası

Antik Yunan Tiyatrosu’nda üç tür mevcuttur: Komedi, Satür (Satirik Drama) ve Tragedya.  Komedi1, Dionysos Kültü ve Dionysos’a adanan phallik ilâhilerden kaynaklanmaktadır. Kır şenliklerinde köylüler birbirlerine kaba ve eğlenceli bir dil kullanırlar, phallus şekilli cisimler taşırlar ve Komoi (eğlenme) adlı Tanrı’ya ilâhiler söylerlerdi. Satirik drama (Satür/Satir2) ise adını satirler gibi giyinmiş oyunculardan almaktadır. Satirik drama; içinde hem komedi hem de trajedi öğeleri barındıran, Dionysos’la ve trajedi kahramanlarıyla dalga geçen, toplumsal ve […]
19 Kasım 2016

Sanat Hakkında

Modern Uygarlığı kuran dört temel unsur Spor, Bilim, Sanat ve Felsefedir. Spor hareketin disipliniyle, Bilim bilime özgü kavram ve terimlerle, Sanat imgeyle, Felsefe ise kavramlarla çalışır. Sanatsal uğraş, tarihin en eski dönemlerinden beri tüm kültürlerde vardır, ama sanat kendi bilincine Antik Yunan’da varmıştır. Bu bir rastlantı değildir, çünkü felsefe, yani insanın kendi düşüncesinin bilincine vardığı yer de burasıdır. “Sanat ideale özlem duyulan yerde ortaya çıkar ve gelişir,” der A.Tarkovsky. Sonra […]
18 Kasım 2016

Sanat

“Sanat, ideale özlem duyulan yerde ortaya çıkar ve gelişir,” der A. Tarkovsky. Sonra da şunu ekler: “Sanat olgusu, faydacı bir pratiğin bizden gizlediği tinsel gerçekle iç içe bu dünyanın bir simgesidir.” İdea çok tartışmalı bir kavram olmakla birlikte, sanat için idea en temelde, “birlik” ve “bütünlüğü” anlatır. Farklılıkları bir arada tutan “ortak-özü” veya “ortak-biçimi” dile getirir. Sanat yapıtı da kendi özüne bağlı bir bütündür; biriciktir, özgündür. Sanatsal uğraş, tarihinin en […]
18 Kasım 2016

Trajediden Absürde

Nasıl çıkmalı işin içinden? Kapıları, pencereleri hiçle tıkadılar, merdivenleri söktüler…” Jack ya da Boyun Eğme – E. Ionesco   1950’li yıllarda ortaya çıkmış olan absürt tiyatro, insanlığın geçmişi ve geldiği yerle derinden ilişkilidir. Temel çıkış noktasını insanın yeryüzündeki anlam sorunundan alan bu söylem, tiyatro tarihinde (belki de sanat tarihi içinde) en keskin biçimsel farklılaşmalardan birini ortaya koymuştur. Dünyaya atıldığı andan itibaren insanoğlu bu koca evrende kendini eğreti hisseder. Sanayi devrimi […]
18 Kasım 2016

Dövüş Kulübü ve Yabancılaşma

*2010 yılında Psikiyatrist Mutluhan İzmir’in blog’unda yayımlanan yazısından alıntılayan: Gülşen Geniş Kaynak: http://mutluhanizmir.blogcu.com/dovus-klubu-ve-yab… Film ABD’de yaşayan yabancılaşmış bireylerin günlük yaşantılarına odaklanarak başlar. Edward Norton filmde, ABD’de bir metropolde yaşayan ve büyük bir şirkette çalışan bekâr, genç bir beyaz yakalıyı canlandırmaktadır. Altı yaşında iken boşanan anne ve babasının fırtınalı aşk yaşamlarının seslerini duyarak büyümüş, sigara kullanmayan, aile ve arkadaş ilişkileri kopmuş, obsesif denebilecek düzeyde evinin düzenli ve temiz oluşuna, her gününün aynı biçimde geçmesine […]