İzzet Erş

Bu yazara ait 100 yazı bulundu.

Allah İçin…

Bismillahirrahmânirrahîm... Kendimi yolun ortasında şaşkın buldum. Saat sabahın körü olacak ki henüz kimseler yok sokaklarda. Oysa farz-ı ayniyyeyi eda icabetiyle ne kadar erken olsa da en azından bir iki mümin olurdu sokakta. Sorgulamadan öylece yürürken, camlarından içeriyi seyrettim dükkânların. Bir kündekâr gördüm. Önündeki eski ahşap bir kapıyı yatırmış masası üzerine. [...]

Yazar: |2024-07-27T20:01:06+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 35 | Nisan 2013|

Miryam ve Meryem…

Kur’an-ı Kerim’de, peygamberlerin anılmaları yapısal olarak Tora’ya göre farklılıklar göstermektedir. Tora, peygamberlerin hayatlarını ayrıntılarıyla aktarırken, Kur’an, Tora’da geçen öncelikli peygamberlerin hayatlarından önemli kıssalarını anmaktadır. Bu öncelik ve önemlilik üstünlükten ziyade, Kur’an’ın kendi tipolojisi ve erekselliği bağlamında kurulmuş bütünsel bir dizgeyi göstermektedir. Bu dizgede adı Kitapta anılan tek kadın Meryem’dir. Ancak [...]

Yazar: |2024-07-28T14:33:43+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Denemeler, Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 34 | Mart 2013|

Prof. Avram Galanti’nin ‘Arabî Harfleri Terakkimize Mânî Değildir’ Kitabına Eleştiri*

Günümüzde, Mustafa Kemal’in önderliğinde başarılmış dil devrimiyle ilgili en geniş kapsamlı eleştiri; bu devrimin bizi tarihimizden, Osmanlı kültür mirasından ayırdığı yönündedir. Her medeniyetin olduğu gibi Osmanlının da dünya mirasına kendine has katkıları ve kazandırdığı zenginlikleri olmuştur. Ancak her devrimin olduğu gibi dil devrimimizin de olumlu ve olumsuz sonuçları değerlendirilmelidir. Cumhuriyete [...]

Yazar: |2024-05-02T15:28:43+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Felsefe, Türkiye’de ve Türkçede Felsefe (Sayı: 57)|

Âsâyı Taşa Vurmak…

“Öfkelenme ya Rab ve fesadı ebediyen anma; İşte, yalvarıyoruz, bak, hepimiz senin kavminiz.” (İşaya 64:9) Çoğu hikâyecinin hayatlarındaki en çaresiz anlar, hikâyelerine güçlü bir giriş bulmaya çalıştıkları sırada başlangıçta kulaklarına çok hoş gelmesine karşın zamanla etkisini yitirdiğini fark ettikleri cümle ormanlarını onarmaya çalışırken gelir başlarına. Nispeten güçlü bir fikrin etrafındaki [...]

Yazar: |2024-07-28T14:58:22+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 33 | Şubat 2013|

Süzülerek Gelen Taş

Hacerü’l Esved mi? Bir göze benzer, Âdem ü Havva mı? Hep bize benzer... İsmail Emre, Doğuşlar 2, No: 750 Bana anlatılana sadık kalarak, sadece duyduklarımı aktarmaya çalışacağım. Sevdiğim dostumun Kâbe’yi ziyaretinde, ufak bir çocuğun dedesine sorduğu soruya cevaben, ihtiyarın anlattığı bir efsane ile ilgili, başka hiçbir yerde rastlayamadığım tuhaf bir [...]

Yazar: |2024-07-28T18:37:58+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 32 | Ocak 2013|

Hadîs’in Doğası Üzerine…

Sözlü rivâyet terimi ya da şifâhi rivâyet, bir durumu; olay, kanı, görgü, tasvir, sonuç belirtici öznel bir üslupla kendi seviyesine bağlı bir aktarımdır... Yazı’ya bağlanan kaybetme sürecindeki söz’ün ilk anlamı, ya da asıl anlama en yakın anlamı, sona doğru ise artık ilk’el sözel yapısının ifade ettiğinden bambaşka bir yapıya kavuşur. [...]

Yazar: |2024-07-29T16:19:45+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 31 | Aralık 2012|

Mustafa Kemal’in Cumhuriyeti

Cumhuriyet fazilet-i ahlâkiyeye dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. Sultanlık korku ve tehdide dayanan bir idaredir. Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuskâr insanlar yetiştirir. Sultanlık korkuya ve tehdide dayandığı için korkak, zelil, sefil, rezil insanlar yetiştirir. Aradaki fark bundan ibarettir.[1] Mustafa Kemal Atatürk Dinsel tarih açısından değil ama insanlık tarihi açısından Musa’nın [...]

Yazar: |2024-07-29T22:01:06+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Alıntı ve Derlemeler, Sayı 29 | Ekim 2012|

Süleyman’ın Hüküm ve Adâleti

İbnu Amr İbni’l-As anlatıyor: “Resûlullah buyurdular ki: ‘Hz. Süleyman Beyt’ül Makdis’i bina ettiği zaman, Allah’tan kendisine üç imtiyaz vermesini istedi: İlahi hükme müsadif olacak hüküm talep etti; bu kendisine verildi. Kendisinden sonra kimseye verilmeyecek bir saltanat talep etti; bu da kendisine verildi. Son olarak Mescidin inşaatını bitirdikten sonra bu mescide [...]

Yazar: |2024-07-29T19:19:21+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 30 | Kasım 2012|

Her Şey Tanrı İçin…

Dinsel inançlar temel alındığında, kullar Tanrı’nın sözlerini, arzularını, isteklerini veya emirlerini sorgusuzca kabullenip yerine getirirler. İyi bir kul olmak çoğu zaman uygulamada sorgusuzluğu gerektirmektedir. Kendi adıma bir Hıristiyan keşişini veya bir dervişi anlayışından dolayı eleştirmek yerine, nasıl olur da böyle bir soyutlanabilme kudretini iradesinde toplayıp nefsine hükmedebildiğine şaşırırım. Yahudiler her [...]

Yazar: |2024-07-30T20:00:04+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 28 | Eylül 2012|
Go to Top