İzzet Erş

Bu yazara ait 100 yazı bulundu.

Kitabı Yeniden Yazmak…

“Yazar iken furkanı; hurufat eder canı...” [1] Tevrat’ta, okuyanı en şaşırtan öykülerdendir: İshak yaşlanmıştır ve artık gözleri iyi görmemektedir. Ölüm vaktinin yaklaştığını anlayınca ikizlerinden büyük olan Esav’ı yanına çağırıp kendisi için bir hayvan avlamasını, pişirmesini ve yemek için sunmasını ister. Böylece onu kutsayacak ve bereketli kılacaktır. Esav’ın annesi Rebeka ise [...]

Yazar: |2024-08-03T17:56:50+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 17 | Ekim 2011|

Rabbin Sözünü Taşımak…

Tevrat-ı Şerif Musa Hazretlerine ciltli bir kitap olarak değil, vahiy sûretiyle verilen ilâhi sözdür.[1] Bu söz yazıya daha sonraları geçirilmiştir. Tevrat, kendi inişi ile ilgili olan bu bölümde “Allah’ın parmaklarıyla yazdığı Tora” ifadesini kullanır. Tasavvufta buna “Allah’ın Celâl ve Cemâl isimleri” denir ve Allah, kelamını bu esmâ cihetinden elleriyle mümin [...]

Yazar: |2024-08-05T15:17:39+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 16 | Eylül 2011|

Felsefe ve Peygamberlik

Filozofların aklî tefekkürleri ve peygamberlerin vahyî risaletleri üzerine... Hiçbir peygamber risaletini müminlerinin aklına hitaben yapmamıştır. Zira peygamberlik gönüllere hitabetin sanatıdır. Peygamberler akıllarına gelen bir düşünce veya tefekkürle ulaştıkları bir sonucun Allah’ın buyruğu olduğunu söylememişlerdir. Onlar kendilerine nasıl ihsan edildiyse öyle bildirmişlerdir. Vahiy kalbe bir anda inzal olur, nebilerin nübüvvetleri ise [...]

Yazar: |2024-08-06T15:42:40+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 11 | Nisan 2011|

Amel-i İnsânî

Ey kâfirler, nefsine uyanlar, müşrikler, müminler, putperestler, ateşe tapanlar, Nasrâniler, Yahûdiler, Hidâyet ehilleri, Müslümanlar, İsrâiloğulları, Âdemoğulları, Allah’ın sevdikleri, ilhâm verdikleri, razı oldukları, kendinden razı olanlar, emin olanlar, tatmin olanlar ve ey nefslerini kendilerine ilâh edinenler... Hitap - muhatap ilişkisinde okunur her kitap. Okunan, bu irtibat ile okunduğunda anlamlıdır, ancak o [...]

Yazar: |2024-08-03T22:28:05+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 15 | Ağustos 2011|

Yeruşalayim, Rabbin Sağ Eli…

“... seni unutursam ey Yeruşalayim, sağ elim hünerini yitirsin.” (Mezmur 137:5-6) Rabbine bu yemin ile seslenir Davud. Bu nida, bu yakarış bir ahitleşmedir. Davud’un Rabbi ile kestiği vefa ahdidir bu. İnisiyasyona kabulüdür. Bir cümlede söylenen bu söz, tek hamleyle başını vermektir O’nun ismi uğruna. Nedir ki Yeruşalayim? Bir toprak mı? [...]

Yazar: |2024-08-05T15:31:27+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 14 | Temmuz 2011|

İnisiyasyona Girmek…

İnnel insâne le fî husrin. [1] Ne ararsa arasın veya neyi aradığını söylerse söylesin, aslında tüm ibadetler, peşinden koşulan tüm Tanrılar her zaman insanın kendini arayışıdır. Ritüeller, yeminler, elde mum ile mânâ arayışları insanın kendisine dair bir ipucu dilemesidir. Bu ipuçlarından kendini bulma emelidir inisiyasyon. Özünde inisiyasyon mürşide dâhil olmaktır, [...]

Yazar: |2024-08-05T18:19:22+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 13 | Haziran 2011|

Kutsalın Temeli

Mekke, Medine, Kâbe, Kudüs, vaat edilmiş topraklar, Ganj Nehri, Adem’in toprağı, Harun’un asası, Musa’nın çarıkları, Yusuf’un gömleği, İsa’nın kanı, Buda’nın incir ağacı, sedir ağacı, elma ağacı, hayat ağacı, iyiliği kötülüğü bilme ağacı vs., taşından kuşuna, gezegeninden yaprağına bir imgeyi kutsal kılan nedir? Aslında hiç teferruatlı değil, çok basit... Muhammed bir [...]

Yazar: |2024-08-05T19:48:59+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 12 | Mayıs 2011|

Eyyûb’u da Zikret… [1]

“Feryat ediyorlar ama cevap veren yok. Gerçek, boş feryadı Allah dinlemez, ve Kadîr ona bakmaz.” [1] Eyyûb kimdir ki insan onu ansın? Derler ki Eyyûb bir kitaptır, bir öykü, bir mit, bir efsane. Birilerine göre masal, bir diğerlerine göre sadece söylenti. Denildiğine göre kâmil bir zâtmış, arif ve sâlihmiş üstelik. [...]

Yazar: |2024-08-06T16:37:01+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 10 | Mart 2011|

Hızır’ı Görmek

Bildik bir öykü... Vakti zamanında adamın biri Hızır’ı görmeyi çok istermiş. Belki şu fani hayatında bir defa olsun görmek nasip olur diye yollara düşmüş, her gördüğüne Hızır’ı sorar olmuş. Arayıp sorarken bir zâta rast gelmiş. Kendisine ne aradığını soran zâta Hızır’ı aradığını söyleyince, bu sefer zât adama sormuş: “Ararsın da, [...]

Yazar: |2024-08-06T18:23:42+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 09 | Şubat 2011|
Go to Top