Metin Bobaroğlu

Bu yazara ait 43 yazı bulundu.

Hıristiyan Tasavvufu

Saint Aurelius Augustinus (Ogüstinus 354–430): “Duyuncun pekinliği” eş deyişle insanın bilincini oluşturan iç deneyimlerinde (bellek, anlık, istenç) edimsel olarak pekin bilgi, us ya da ruha (ki bunlar özdeştirler) dolaysız pekinliği sunmaktadır. Ruh dirimli bireyin bütün kişiliğini kapsamaktadır. Birey, “öz–bilinç” yoluyla yalnızca olgusal ve bütünsel olarak var olan bir kişi olduğunu [...]

Yazar: |2024-07-15T18:39:48+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 67 | Nisan 2016, Tanrıbilim|

Sanat Bilimi Üzerine

Bu yazı, 3 Ağustos 2015 tarihinde yapılan sohbetten alıntılanarak derlenmiştir. Genellikle Immanuel Kant’a kadar –gerçi antik dönemde Aristoteles’te de vardır ama– ağırlıklı olarak sanat; hep muhayyile, hayal gücünün ürünü olarak aklı devre dışı bırakan ve hayranlık uyandıran bir süreç gibi anlatılmış, nitekim literatürde de böyle yansıtılmıştır. Ama Kant’tan sonra, özellikle [...]

Yazar: |2024-07-17T19:26:27+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Felsefe, Kavramsal, Sanat, Sayı 62 | Eylül 2015|

İbn el-Arabî Düşünce Sisteminde İlahi Ben, Beşeri Ben

İlâhi Ben:  Kavranılamayan, anlatılamayan, mutlak (aşkın) olan bir “Zat” (essence) vardır ve “saf varlık” ancak ona aittir. O olmayan her şey, bizatihi (en-soi) yok olan (adem) ve bu yokluk (non-être: varlık olmayan) temelinde, içinde Zattan bir şeyler yansıttığı ölçüde bir varlığı kabul eder. İbn El-Arabî’nin düşüncesi modellerini Parmenides’in düşüncesinde bulmaktadır. Yeni Eflatunculuk (neo-Platonizm) [...]

Yazar: |2024-07-18T16:37:35+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 61 | Ağustos 2015|

Atatürk Önderdir

Aşağıdaki yazı, Sayın Metin Bobaroğlu’nun 10 Kasım 2005 tarihinde TV8 kanalında yayınlanan “Hülya Aydın ile Yeni Vizyon” programında Mustafa Kemal Atatürk’ün önderlik vasfı ve aydınlanmaya verdiği önem üzerine yaptığı konuşmanın metnidir. Öncelikle tabiî ulusumuza başsağlığı diliyorum, hatta bütün insanlığa başsağlığı diliyorum. Çünkü Atatürk sadece bizim ulusumuz için değil, bütün insanlık [...]

Yazar: |2024-07-20T17:37:52+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Denemeler, Kavramsal, Sayı 54 | Kasım 2014|

Sanat Hakkında

Modern Uygarlığı kuran dört temel unsur Spor, Bilim, Sanat ve Felsefedir. Spor hareketin disipliniyle, Bilim bilime özgü kavram ve terimlerle, Sanat imgeyle, Felsefe ise kavramlarla çalışır. Sanatsal uğraş, tarihin en eski dönemlerinden beri tüm kültürlerde vardır, ama sanat kendi bilincine Antik Yunan’da varmıştır. Bu bir rastlantı değildir, çünkü felsefe, yani [...]

Yazar: |2024-07-22T20:14:05+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Felsefe, Sanat, Sayı 48 | Mayıs 2014|

Sanat

“Sanat, ideale özlem duyulan yerde ortaya çıkar ve gelişir,” der A. Tarkovsky. Sonra da şunu ekler: “Sanat olgusu, faydacı bir pratiğin bizden gizlediği tinsel gerçekle iç içe bu dünyanın bir simgesidir.” İdea çok tartışmalı bir kavram olmakla birlikte, sanat için idea en temelde, “birlik” ve “bütünlüğü” anlatır. Farklılıkları bir arada [...]

Yazar: |2024-07-23T17:15:23+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Felsefe, Sanat, Sayı 46 | Mart 2014|

Değerler Sorunu

Bu yazı, Metin Bobaroğlu’nun, Us Düşün ve Ötesi dergisinin Değerler Sorunu konulu 6. sayısında yayınlanan “Değer Üreten Varlık Olarak Etik İnsan” adlı yazısından alıntıdır.  İnsan tarih sürecinde doğa, toplum ve kendisiyle olan ilişkilerinde yaşama biçim vererek “ekin” (kültür) ve “uygarlık” üretir; aynı zamanda yaşama “anlam” verir. İşte bu anlam verme [...]

Yazar: |2024-07-26T21:14:14+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Felsefe, Sayı 38 | Temmuz 2013|

Yeryüzünde Bir Yabancı*

“Toprağın ürününü yemek için ömür boyu zahmet çekeceksin.” - Tekvin: 3/17 İki dünya savaşının ardından ortaya çıkan kimlik bunalımı, insanı, kendisini nasıl tanımlayacağı ve neye inanacağı, neyi ümit edeceği konusunda kararsız kıldı. Ne din kurumu ne de devlet otoriteleri insanlığı bu büyük felâketlere karşı koruyabilmişti. Özellikle Fransız devriminden sonra tüm dünyada, ulusçu devlet örgütlenmeleri [...]

Yazar: |2024-05-01T17:05:50+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Kavramsal, Yabancılaşma (Sayı: 63)|

Dil ve Felsefe [1]

Schelling’e göre, “karışık yapılı, kendi içinden gelişmemiş bir dil düşünmeyi engeller, tutsak eder. Dil tutsaklığı, özgür düşünmeyi, dolayısıyla felsefeyi engeller. Özgürlüğün olmadığı yerde felsefe yapılamaz, insanın özü özgürlüktür.” Bedia Akarsu’ya göre “Dünyayla bağlantıyı kuran dilinin içten gelişmesi engellenmiş bir ulusun, düşünmeye dayanan felsefe alanında başarı sağlayamayacağı açıktır.”[2] Antik Yunan düşüncesinde [...]

Go to Top