İzzet Erş

Bu yazara ait 98 yazı bulundu.

Tora’da Amon Kavramı

“Yapıcı olarak onun yanında idim; Ve her gün onun sevinci idim. Her vakit onun önünde sevinirdim.” [1] Kral Süleyman şöyle der: “Ben anlayışım; kudret benimdir.” [2] Bu ifadenin ardında tanrısal anlayış ve insanî anlayış ayrımı yatmaktadır. Semitik gelenekte Tanrı, zâtı bakımından bir nitelenemezlik taşır. Her niteleme onun bir ismi veya [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-19T13:33:46+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Kavramsal, Sayı 58 | Nisan – Mayıs 2015, Yorumbilim|

Amitay oğlu Yunus

İbranice Amitay, Emet kelimesinden türetilmiş bir isimdir. Emet, hakikat anlamına gelir. Amitay ise hakikatten veya hakikatin anlamlarını taşır. Amitay oğlu Yunus isminin “Hakikatin oğlu Yunus” mânâsına geldiği düşünülebilir. Yunus’un taşıdığı hakikat, kendini arayan insana öz varlığının rubûbiyetten (Rab) seslenişi gibidir. İnsan, Allah’ın sevgilisidir. Allah’ın bu sevgisi insanın sırrını taşır ve [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-19T18:26:09+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Sayı 56 | Ocak 2015, Tanrıbilim, Yorumbilim|

Başlangıçta

“Bereshit Bara Elohim Et HaShamaim ve Et HaEretz” [1] Tora’nın ilk cümlesi Tanrı’nın başlangıçta Gökleri ve Yeri yarattığı bilgisi ile başlar. Düz anlamı bakımından bu bir durum bildirmesidir. Bu bildirime göre Tanrı (Elohim) dolaysızca vardır ve yaratışın ilk eylemi olarak Gökleri ve Yeri var eder. Bir görüşe göre bu edim [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-19T21:18:01+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Sayı 55 | Aralık 2014, Sembolizm, Tanrıbilim, Yorumbilim|

Fedon’dan Alıntılar / Platon

“Gizli olarak anlatılan bir öyküye göre biz insanlar bir tür hapishanede gibiyiz ve kendimizi özgür bırakmamalı ya da kaçmamalıyız; bu bana anlaşılması güç büyük bir giz gibi görünüyor.” [1] * * * “En bilge insanların dünyadaki en iyi gözlemciler olan tanrılar onları gözlerken hizmetlerini bırakmaya istekli olmaları usa uygun değildir. [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-20T18:03:56+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Alıntı ve Derlemeler, Sayı 54 | Kasım 2014|

Platonik Düşünce

“İnsan için gerçek yaşam, felsefi yaşam ya da bilgelik yaşamıdır, çünkü ancak felsefecidir ki gerçek evrensel bilime erişir ve olgusallığın ussal doğasını ayrımsar.” [1] Pitagoras’tan Platon’a geçiş: “Platon niçin Biçimleri Sayılar ile özdeşleştirdi? Biçimleri Sayılar ile özdeşleştirmedeki itkisi gizemsel ve aşkınsal Biçimler dünyasını ussallaştırma ve anlaşılır kılma güdüsü olarak görülebilir. [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-20T19:36:51+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Felsefe, Sayı 53 | Ekim 2014|

Platon’un Mağara Alegorisi

Uzun girişi, ışığa açılan bir çeşit yeraltı mağarasında yaşayan insanlar halet et. Bu adamların çocukluklarından beri ayaklarından ve boyunlarından prangalanmış olduklarını, bu nedenle hep aynı noktada kaldıklarını, sadece önlerine bakabildiklerini, prangalar yüzünden kafalarını çeviremediklerini düşün. Arkalarında, yüksek bir yerde yanan ateşten çıkan bir ışık olsun, ateşle mahkûmlar arasında uzanan bir [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-20T19:43:48+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Alıntı ve Derlemeler, Sayı 53 | Ekim 2014|

Kâbe’nin Sütunları

Gördünüz mü o Lât ve ‘Uzzâ’yı? Ve öteki üçüncü Menat’ı?[1] İslam dini, Kur’an-ı Kerîm’in tebliğinin daha ilk yıllarında iman eden müminleri bir kavim olmaktan kabile olmaya davet etmiştir. Bu davetteki mânâ aşiretlere bağlı ırsî birliktelik oluşturan topluluklar olmaktan, ortak bir kıbleye sahip olan, aşkın bir ilke etrafında toplanan bilinçli bir [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-20T21:26:21+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Sayı 52 | Eylül 2014, Sembolizm, Yorumbilim|

Yeruşalim

Ne mutlu barışı sağlayanlara! Çünkü onlara Tanrı oğulları denecek. [1] İşte, sana bir oğul doğacak, o barış adamı olacak; ve ona etrafındaki tüm düşmanlarından rahat vereceğim; onun adı Süleyman olacak ve onun günlerinde İsrail’e selâmet ve sükûn vereceğim.[2] Yeruşalim zahiri haritaların göstermediği, Allah’ın mübarek kıldığı toprağın adıdır. Onu kutsal yapan [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-21T17:13:37+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Sayı 51 | Ağustos 2014, Tanrıbilim|

Sokrates

Sokrates’e göre âlem, akli bir düzene göre kurulmuştur ve orada tesadüfün yeri yoktur. Âlemde her şey, mevcut bir gayeye, her gaye de diğer bir gayeye göredir. Âlemde fail illetler gâi illetlere bağlıdır ve yer ve gök buna göre hazırlanmıştır. Bütün bu gayeler de, toptan, son bir gayeye yönelmiştir. Bu en [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-21T17:12:48+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Felsefe, Sayı 51 | Ağustos 2014|
Go to Top