İzzet Erş

Bu yazara ait 98 yazı bulundu.

Prometheus, İsa ve Sokrates

Özgürlük istemi, insanın kendini bilme ve insan olma yolundaki macerasıdır. Sokrates öncesi Sofistler haklı olarak şunu sorgularlar, insan bildiği bir şeyi, biliyor olduğundan onu arama ihtiyacı duyamaz. Ve bilmediği bir şey ise onun için bir muamma olduğundan neyi arayacağını bilemez. Sofistlerin “bir şey” diyerek genele yaydıkları o “şeye” Tanrı, erdem, [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-05T20:26:28+03:00Ocak, 2019|Kategoriler: Felsefe, Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 84 | Ocak – Şubat 2019|

Meselin Tahkîki

Hz. Mevlâna’nın Mesnevî’inde zikrettiği bir meselidir...[1] “Bir zaman Rûmî ve Çinli üstatlar arasında meslekî maharetleriyle alâkalı bir münâkaşa hâsıl olmuş ve netîcede mevzu’ pâdişâhın huzûruna intikâl etmiş. Pâdişâh da bu ustaları bir sınava tâbi tutup, davâsında kimin daha mâhir olduğunu görmek istemiş. Pâdişâh’ın emri ile her iki ümmetin usta ressamlarından, [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-08T16:20:01+03:00Mayıs, 2018|Kategoriler: Sayı 80 | Mayıs – Haziran 2018|

Muhkem ve Müteşabih Okuma

“Allah, sözün en güzelini, birbirine benzer, çoklu anlama gelen bir Kitap halinde indirdi... (O) bununla dilediğini doğru yola iletir. Ama Allah kimi sapıklığında bırakırsa artık ona yol gösteren olmaz.”[1] Kur’an-ı Kerim, âyetlerinin iki farklı biçim altında toplandığını belirtir. Bunlar hükmî yani genel geçer olmayan, doğrudan anlaşılan ve inanırı yorumsuz olarak [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-10T20:53:33+03:00Mart, 2018|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 78 | Ocak – Şubat 2018, Tanrıbilim|

Umut ve İyimserlik

Bir vesileyle düşündüm: Allah’ın kudret eli bende olsa, onunla dokunduğumu iyi etsem; kalkamayan kalksa, görmeyen görse. Ve Kelimetullah’ın kudreti ile söylesem, açlar doysa, yüzler gülse... Kalbim beni uyardı; Allah Kadirdir, her şeye kudreti yeter... Veliyullah’ın[1] kulağımıza çaldığı bir kelâm-ı kibarı hatırladım; “İcraatımı beğenmiyorsan, çık mülkümden dışarı!”.[2] Öyle ya icraatı beğenmemek [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-04-19T17:32:56+03:00Şubat, 2018|Kategoriler: Kavramsal, Umut - 2017|

Yakub’un Güreşi

Ve Yakub yalnız başına kaldı ve seher sökünceye kadar, bir adam onunla güreşti. Ve onu yenmediğini görünce, uyluğunun başına dokundu ve onunla güreşirken Yakub’un uyluk başı incindi. Ve (adam) dedi: Bırak gideyim, çünkü seher vakti oluyor. Ve (Yakub) dedi: Beni mübarek kılmadıkça seni bırakmam.  Ve ona dedi: Adın nedir? Ve [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-11T18:17:29+03:00Aralık, 2017|Kategoriler: Sayı 77 | Kasım – Aralık 2017|

Ahlak’ın Temeli Nedir?

Korkutulmuş İnsan Ahlak’ın temellerinin ne olabileceğini düşündüğümde, bu temelin farklı referanslara göre değiştiğini fark ettim. Toplumsal insan için ahlak, aile içi birey için ahlak, toplumdan bağımsız tikel birey bağlamında ahlak, tinsel varlık olarak insan için ahlak... Ahlak, öncelikle ailenin çocuğa öğrettiği yasaklar bütünü olarak vardır. Aile çocuğu yaşama hazırlamak için [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-03-01T19:54:35+03:00Ağustos, 2017|Kategoriler: Ahlak Sorunu|

Estetik Üzerine Derlemeler

Platon: - Güzellik esas olarak ruhlara yerleşmiştir. (Şölen) - Gerçekte her şeyin güzel olmasını sağlayan bir güzellik vardır. (Büyük Hippias) - Her şeyde ölçü ve oran, erdem gibi güzelliği de oluşturur. (Filebos) - Kendinde güzel, ne bir obje ne de herhangi başka bir şeydir, ama kendine özgü niteliğini ileten bir [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-03-26T19:00:02+03:00Ağustos, 2017|Kategoriler: Estetik Sorunu|

Dil Geleneği Ve Tarih Bilinci

Gadamer dili, tarihsel devamlılığın önemli bir koşulu olarak yorumlar ve bu nedenle dilin bir gelenek olduğu savını ileri sürer[1]. Toplumlar, medeniyetler, uygarlıklar vs. açısından dil bağlamında geleneğinin devamlılığını ve sürekliliğini sağlayacak olan o kültürün bağlı olduğu metinleri anlayabilme yeteneği ve başarısıdır. Dil, tarih bilinci ve uygarlaşma için öncelikli bir dinamiktir. [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-12T17:51:09+03:00Temmuz, 2017|Kategoriler: Kültür ve Toplumbilim, Sayı 75 | Temmuz – Ağustos 2017|

Happening ve Performans

Sanat ne zaman gerçekleşir? İlk sezgi sanatçıya ulaştığında mı? Bu sezgilerin bir eskize dönüşmesinde mi? Tüm eskizleri unutup sanatını icra edeceği araçlarının önüne geçtiğinde mi? Eseri hayata geçirme anında mı? Yoksa eser tamamlandığında mı? Hatta Marksist bir tavırla eserini sergilendiğinde ve izleyici onu kendine ait kıldığında mı? Çünkü bir eserin [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-12T18:37:59+03:00Mayıs, 2017|Kategoriler: Kavramsal, Sanat, Sayı 74 | Mayıs – Haziran 2017, Tanrıbilim|
Go to Top