Ayın Konuğu: Ayşe Acar

Sizi “Aşure” isimli TV programınızdan önce bir radyo programcısı, habercisi ve yöneticisi olarak tanıyorduk; bu nedenle öncelikle doğum yerinizden ve ilköğretim çağlarınızdan başlayarak radyoculuğa uzanan öykünüzü sorarak başlamak istiyorum röportajımıza... Dedelerim Dersim bölgesinden göç ederek epey bölge gezinmişler. Ben Tokat’ta doğdum. Tokatlı olduğumu söyleyemem çünkü orada bir köyümüz yok, yalnızca [...]

Yazar: |2024-07-30T22:33:33+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Sayı 26 | Temmuz 2012, Söyleşiler|

Bostanlar Nasıl Ziyan Olmaz?

Yaşlı bir teyze köyünden Erzurum’a gelince ezan sesini duymuş ve sormuş: “Bu ne bağirir?” Cevap vermişler: “Ezan ohinir.” “Mala davara zararı var mi?” “ Yoh.” “ Eyi eyi değmeyin ohusun,” demiş. Dinler arası diyalog üzerine düşünmeye başladığında insan, doğal olarak düşünme kapasitesini geniş tutmak zorunda kalıyor, çünkü konu neredeyse tüm [...]

Yazar: |2024-07-30T22:24:25+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 26 | Temmuz 2012|

Hâki Ol, Turâb Ol Ey Deli Gönül…

Nutuk 5  Mürşid-i Kâmil’den dersimi aldım Hakîkât bâbında irfâna girdim Ol güzel yârıma ikrarım verdim Hâki ol turâb ol ey deli gönül Şeriat bâbından içeri geçtik Tarikat erinden içtik bir dolu Dost cemâl görünce kaynayıp coştu Hâki ol turâb ol ey deli gönül Tarikat kapısı gülleri nûrdur Yârimin kurduğu bir [...]

Yazar: |2024-07-30T22:35:25+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 26 | Temmuz 2012, Şiir ve Doğuşlar|

Oruç

20 Temmuz’da Ramazan ayı başlıyor. İslam’ın şartlarından biri olan “oruç”, Bakara suresinde Müslümanlara farz kılınmıştır. Oruç Kuran’da “savm–sıyam” olarak geçer. Savm kelimesi “hareketsiz kalmak, susmak, nefsi tutmak” anlamlarına gelir. Sıyam ise savm kelimesinin çoğulu olarak kullanılır. Gün doğmadan niyet edilerek günbatımına kadar katı ya da sıvı herhangi bir gıda almadan [...]

Yazar: |2024-07-30T22:32:57+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sağlık, Sayı 26 | Temmuz 2012|

Kendin: Hak Olan

“Kendi bilincine bağlı olarak yaşamak” insanın kendi onurunu inşa etmesidir. Onur, kendi yetilerini kendin için işlevli kılabilmektir. Bireyin anlamı kendisinden ürettiği değerlerle yaratılır ve bu değerlere bağlılığı onun bütünlüğünü oluşturur. Bütünlük, bitmiş–tükenmiş durağan bir kütle değil, tersine kesintisiz bir eylemlilik sürecindeki şiirsellik ya da müzikal bir armonidir. Güzellik doğada yoktur, [...]

Yazar: |2024-07-30T22:32:04+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 26 | Temmuz 2012|

Ferdiyet ve Memnuniyet

Her aşk, aslında hakikati anlama fırsatıdır. Her evlilik, nizamı koruma çabasıdır. Ve her çocuk, kendi geçmişimizle yüzleşmeye davettir. Tanık olduğumuz her ölüm de kendi hakikatimizden koptuğumuzu hatırlatan bir uyarıdır. Konuya giriş babında, geçtiğimiz günlerde İstanbul Üniversitesi’nde verdiğim Hegel dersinin son bölümünden bir alıntı yapmak istiyorum. Hegel uzmanı ve yorumcusu Kojève’in [...]

Yazar: |2024-07-30T22:31:14+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Denemeler, Sayı 26 | Temmuz 2012|

Tabiatı Kavrayış ve İfade Etmede Yeni Yöntem ve Dil Arayışları [1]

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Newtoncu fiziğin açıklamakta yetersiz ya da başarısız kaldığı olguların giderek artması, sadece pozitivist–mekanist paradigmanın matematiksel–fiziksel tutarlılığı hakkındaki şüpheleri arttırmakla kalmamış, doğanın kavranışı ve tasvirine ilişkin, mantıksal, dilsel, yöntemsel ve kavramsal analiz biçiminde de derin kuşkulara yol açmıştır. Doğa bilimlerinde yaşanan kriz ve keşfedilen yeni olgular [...]

Yazar: |2024-07-30T22:30:27+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 26 | Temmuz 2012|

Seyr-i Sülûk Üstüne Notlar

“Melekler şöyle demiştir: ‘Her birimizin bilinen bir makamı vardır’ (es–Saffat, 37/164). İnsan ve cinler dışındaki her varlık böyledir. İnsan ve cin ise kendi makamlarında yaratılmış olsa bile, bu iki sınıfın Allah’ın ilminde belirli ve takdir edilmiş, fakat kendilerinden gizlenmiş makamları vardır. İnsan ve cinlerden her birey, nefesi bittiğinde o makama [...]

Yazar: |2024-07-30T22:29:11+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 26 | Temmuz 2012|

Bende Duran Günah…

Hepimiz günahkârız! Günahın ne olduğu irdelendiğinde, onun mahiyeti karşısında akıl sahibi her beşer bir günahkâr olduğunu kabul edecektir. Günah, teolojik bir kavram olmanın çok ötesindedir aslında. İnsanın ruhunu, evrimini, yaratılışını, güvendiği, inandığı, kendini dayandırdığı her şeyi kapsar. Ve insan, nefesi kendisinde olup, yaşadığını, yaşamın içinde var olduğunu, olmaya çalıştığını, olması [...]

Yazar: |2024-07-30T22:23:23+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Denemeler, Sayı 26 | Temmuz 2012|
Go to Top