Ahmet Kip

25 Ocak 2017

Sözümüzde İma Ne Gezer, Ne Gördük Onu Söyleriz

  Gözlerindendir yansıması varılmazlığının, Uzakların kararsızdır, ürkütür insanı tenhaların, İndirildi mi kirpikler bir kere upuzun yere, Bakışsızlığından muhtemel, anlaşılmaz imaların. Ne kadar dönüşsüz olsa o kadar fena oluyor gidişlerin, Ne kadar gidersen git, akıldan çıkmıyor örtülü gülüşlerin. Kasım 1997, İstanbul
20 Kasım 2016

Felsefi Tinin Yabancılaşması Üzerine Bir Deneme

Yabancılaşma; 19. yy.da Hegel’in kurgul düşüncesinde varoluşsal bir mahiyet kazanarak felsefi anlamda kavramlaştığı kabul edilen, Marx’ın iktisadi temellere oturtmasıyla politik aklın eline düşen ve oradan da popüler bilince yerleşen, Varoluşçu Felsefeyi benimseyen yazarlarla edebiyat dünyasına aktarılan, bugün farklı anlam öbeklerine ayrılmış bir şekilde herkes tarafından kullanılan bir terim. Hakkında, özenli-özensiz pek çok akademik çalışma yayımlandı. Bunlar arasında felsefi nitelikte olanların genel akışı, konuyu Hegel’den başlatarak kısaca Feuerbach’a değinip oradan Marx’a […]
19 Kasım 2016

Karanlık Dağda Bir Düşkün

Felsefi bir yazı mı olmalı bu, yoksa edebi bir yazı mı? Felsefi bir yazı olursa; yabancılaşma düşüncesinin ta Plotinos’a ve Aziz Augustinus’a kadar geri götürülebileceğinden; 19. yy. Alman düşüncesinde kavramsallaştığından; ilk kez Hegel’in çalışmalarında, insanın kendini gerçekleştirmeye çalışan yönüyle başkaları tarafından etkilenip yönlendirilen yönü arasındaki ayrışma olarak ele alındığından; Feuerbach’ın, insanın Tanrı fikri yüzünden kendine yabancılaştığı, dolayısıyla dinin, yabancılaşmanın nedeni olduğu düşüncesinden; Marx’ın, yabancılaşma kavramını üretim ilişkilerinde temellendirip emekçinin kendi […]
19 Kasım 2016

Teknoloji bilim mi?

“Evrim gerçeği eğitim programlarından çıkartılıyor. Bütün toplumlarda mistik ve bilim dışı düşünceye olan ilgi arttı. Oysa modern toplumlar bilimin keşfettiği zenginlikleri ve güçleri çoktan kabul ettiler; fakat bilimin en derin mesajını dinlemediler: “[Modern toplumlar] Bilim’e borçlu olduğu tüm zenginliklerin keyfini sürerken, toplumlarımız bilimin kendisi tarafından kökten çürütülmüş değer sistemlerini yaşamaya ve öğretmeye devam etmekteler.” Modern toplumlardaki bu ikiyüzlülüğe dikkat çeken Monod’ya göre insanlar bir yandan bilimin sağladığı bütün olanakları kullanırken, […]
30 Ekim 2016

Bugün İnceden Bir Hüzün

İlkokul arkadaşım Serdar Güçar şöyle yazmıştı bir keresinde: “Kasım geliyor, tine değecek belli.” Her kasım ayında Serdar’ın bu cümlesi gelir aklıma. Kasım hüzün ayıdır. Büyükler unuttu belki, ama çocuklar için Kasım, Mustafa Kemal’i anma ayıdır. Yalandan üzüntü gösterileri yapılır, uyduruk birkaç şiir okunur. Eğer becerilebilirse, çocukların kafasına bir Atatürk miti sokulur. Sonra her şey unutulur, ta bir dahaki Kasım’a kadar. Kemalistlerin mesnetsiz yüceltmeleri, dîni-darların kötülemeleri, sosyalistlerin eleştirel vesveseleri arasında sürüklenir […]
30 Ekim 2016

Ferdiyet ve Memnuniyet

Her aşk, aslında hakikati anlama fırsatıdır. Her evlilik, nizamı koruma çabasıdır. Ve her çocuk, kendi geçmişimizle yüzleşmeye davettir. Tanık olduğumuz her ölüm de kendi hakikatimizden koptuğumuzu hatırlatan bir uyarıdır. Konuya giriş babında, geçtiğimiz günlerde İstanbul Üniversitesi’nde verdiğim Hegel dersinin son bölümünden bir alıntı yapmak istiyorum. Hegel uzmanı ve yorumcusu Kojève’in düşünce tarihi hakkındaki görüşüyle bitirmiştim konuyu. Kojève’e göre bütün teolojiler zorunlu olarak birer antropolojidir. Aslında, mitsel düşüncenin de dinsel düşüncenin […]
30 Ekim 2016

Kendini Bilmek: Bilim mi, Sanat mı?

Auguste Rodin’in; “Taşın fazlasını yontup atıyorum, geriye heykel kalıyor,” mealindeki tanımı gereği, kendi fazlalığımızı, yükümüzü atarız, geriye ‘insan’ kalır. İnsan yapma, sanatların en büyüğüdür, esasında yegâne sanattır. Şöyle seslenir Tanrı: “Sandaletlerini çıkar Musa, burası kutsal Tûva Vadisi’dir.” Çıplaklık, sanatın ana temasıdır. Bilim insanı haklıdır; bilimsel akılla biyolojik gerçeğimizin bilgisine ulaşırız. Ve yine bilimsel akıl bize der ki: “Bundan gayrı da bir gerçeğimiz yoktur.” Böylece deriz ki: “Mânâ da maddi (fiziksel) […]
27 Ekim 2016

Acı ve Hakikat

“Acı her zaman bir kopmadır.” Geçtiğimiz günlerde çok sevdiğim bir dostumu kaybettim. Severek, neşe içinde yaşardı. Hayat oyunundan çekildi işte. Ardında anılar kaldı. Ölüm yegâne hakikatimiz. Şu içinde bulunduğumuz evrende her şey, bir oluştan diğerine devinip dönüşür. Ölüm de kendi hakikatine dönüşmektir bir anlamda. Hakikatin nasıl bir şey olduğunu bilmeyen biz canlılar için ise, bir sevdiğimizin ölümü derin bir ruhsal acı demektir. Oysa ölüm sıradan, biraz feylesofça bir bakışla da, […]