Elif Ersoy

27 Haziran 2023

Jung ve Mandala

Kelime anlamı olarak “daire” anlamına gelen “mandala” sözcüğü, Sanskrit kökenli bir kelime olup öz, kuvvet anlamlarına gelen “manda” ve yakalamak, kab anlamlarına gelen “la” sözcüklerinin birleşmesinden oluşur (1,3). Bir yorumla, “mandala” kelimesinin, “özü içeren kab” anlamına geldiği ifade edilir (2). Hint dinlerinin pek çok ritüelinde kullanılan mandalalar; kare, yıldız, sekizgen olabilecekleri gibi genellikle dairesel formlarda karşımıza çıkar (3). Hint dinlerinin ritüellerinde, resmedilen, yahut dans ile biçimlendirilen ya da herhangi bir […]
13 Temmuz 2020

Üstbenlik Kavramı

Freud, 1923’te geliştirdiği “yapısal kuram”ında, ruhsal aygıtta birbiriyle bağlantılı çalışan 3 yapıdan bahsetmiştir: altbenlik, benlik ve üstbenlik. Altbenlik, doğuştan sahip olduğumuz, hayatımızın ilk yıllarında ruhsal aygıtımızın tümünü kapsayan yapıdır. Zaman ilerledikçe ruhsal aygıtta altbenlikten farklılaşarak ayrı işlevsel özellikler kazanan birimler oluşur. Bu birimler benlik ve üstbenliktir.[1] Oluşma süreci 5-6 yaşlarında büyük ölçüde tamamlanan, ancak gelişimi çocukluk hatta erişkinlik dönemi boyunca da devam eden üstbenlik, kişiliğin, toplumsal değer yargılarını, ahlak normlarını […]
11 Mayıs 2020

Freud’un Din Anlayışı

Bu yazıda Freud’un sadece batılı beyaz ırkın güncel Hristiyan din anlayışını göz önüne alıp dinin diğer tüm biçimlerini bir kenara bırakarak kaleme aldığı[1] “Bir Yanılsamanın Geleceği: Bilim ve İman” adlı eserinde din üzerine olan görüşlerinin kısa bir özetinin sunulması amaçlanmaktadır. Freud’a göre insanların doğa tehlikelerinden korunabilmek amacıyla biraraya gelip kurduğu “uygarlığın” iki bileşeni vardır: 1) topluluğun sahip olduğu bilgi/yetenekler ve 2) toplum içi ilişkileri düzenleyen kurallar. Uygarlığın varlığını devam ettirebilmesinin […]
2 Mart 2020

Psikolojide Narsisizm Kavramına Kohut Öncesi Bakış

Narsisizm sözcüğü, Narkisos söylencesine göndermede bulunarak kişinin kendi imgesine yönelik sevgisini ifade eder.[1] Narsisizm sözcüğü psikiyatride ilk kez 1898’de Havelak Alleis tarafından bir psikiyatrik patolojiyi belirtmek için kullanılmıştır. Bu terimi Paul Nacke, 1899’da, kendi bedenine genellikle cinsel bir nesnenin bedenine davranıldığı gibi davranan, yani kendi bedenine tam bir tatmin elde edene kadar bakan, onu okşayan, seven bir insanın tutumunu tanımlamak üzere kullanmıştır.[2] Psikanalitik literatüre girmesi Sadger’ın 1908’deki “Viyana Psikanaliz Kurumu” […]
10 Ocak 2020

Hakkım Dilimde

İnsan haklarının temelinde “saygı” kavramının yattığı söylenebilir. İnsan, varolduğu için, yani, kültürü, etnisitesi, ahlakı, ırkı, eğitim düzeyi, biyolojik yapısı gibi niteliklerden bağımsız olarak, sadece varolduğu için özünde bir saygıyı hakeder. Bunun sebebinin, insan varoluşunun, düşünebilme, hayal kurabilme, içgörü gibi yüksek becerileri potansiyel olarak barındırması olduğu söylenebilir. Dünyada yaşayan başka hiçbir varlık, insan varlığı kadar üst düzeyde yetilerle donatılmamıştır. Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nde sözü edilen tutum ve davranışlar da, insana ancak […]
26 Temmuz 2019

Max Scheler’in İnsan Anlayışı

“İnsan, gerçekliğe hayır diyebilen ebedi isyankârdır” Max Scheler “İnsan nedir?” sorusu, felsefenin doğumundan beri sorulmakta olan bir sorudur ama bu sorunun bir disiplin dalı içerisinde incelenmesine, 20. yüzyılda, Max Scheler’in (1874-1928) kurucusu kabul edildiği felsefi antropoloji dalının ortaya çıkışıyla başlanır. Bu yazıda, Scheler’in felsefi antropoloji hakkındaki görüşlerinin yer aldığı “İnsanın Kosmostaki Yeri” isimli kitabındaki görüşlerinin kısaca özetlenmesi amaçlanmaktadır. Scheler’in “İnsanın Kosmostaki Yeri” isimli kitabında sorduğu ana sorular, “İnsan nedir?”, “Bitki […]
15 Mart 2019

Ütopya, Bir Delilik Hali mi?

Ütopya yaratma arzusu, kökenini, gerçeklikte bir değişim yaratma arzusundan alır. Peki, deneyimlenen gerçeklikte bir değişim yaratma arzusu nereden kaynaklanır? Gerçeklikte bir değişim yaratma arzusu, kökenini, hiç şüphesiz, o anki gerçeklikten duyulan hoşnutsuzluktan alır. İçinde yaşadığı gerçeklikten hoşnut olan biri, onu değiştirmeyi düşlemez. Algılanan gerçeklikten duyulan hoşnutsuzluğun giderilme yolları ise türlü türlüdür; bu yolların kimi sağlıklı ve işlevseldir kimi ise patolojik diyebileceğimiz, işlevsiz ve zarar verici yollardır. Nevrotik ve psikotik durumların […]
8 Ekim 2018

Antrenör-Sporcu İlişkisinde Şiddet

Genç bir sporcunun antrenörü ile olan ilişkisi, hayatındaki en önemli ilişkilerden biridir. Antrenör- sporcu ilişkisinde antrenörün otoritesinin varlığı ve sporcunun, antrenörün davranış ve direktiflerini sorgulamayışı akademik araştırmalarla da desteklenmiş bir bilgidir.(1,2)   Spor camiasında antrenöre itaat ve sadakat bir normdur ve sporcular, ebeveynler ve spor kurumları, bu kısıtlamaları rıza ile benimseyerek kabullenir. Sporcuların başarılı olabilmeleri için antrenörlerinin bilgi ve becerilerine ihtiyaçları olduğu şüphesizdir; ama bu durum aynı zamanda sporcuların antrenörlerine […]
14 Mayıs 2017

Ana Tanrıça Kültü

“Bir zamanlar, Gökler, denizler ve kayalar, Birbirlerinden ayırt edilemeyecek halde imişler. Fakat birdenbire ortada bir musiki ötmüş; Gökler ve denizler gene bir kâinat teşkil etmekle beraber birbirinden ayrılmışlar. O esrarengiz mûsıkî, Kybele’nin doğduğunu ilân ediyormuş. Onun sembolü de ay imiş.” İlk insan topluluklarının anaerkil düzende bir yaşantılarının olup olmadığı 19. yüzyıldan günümüze dek hâlâ tartışılmakta olan bir konudur (1). Bachofen, 1861 yılında yayınladığı “Analık Hakkı” (Das Mutterrecht) adlı eserinde, insanlık […]