İzzet Erş

Bu yazara ait 98 yazı bulundu.

Musahiplik Cemi

“Kardeşine kızan her adam hükme müstahak olacaktır; ve kardeşine hakaret ederse, icma-i ümmetin hükmüne müstahak olacaktır. Ve kim “ahmak” derse, cehennem ateşine müstahak olacaktır. İmdi, takdimeni Allah’ın huzurunda arz ederken, tam o esnada kardeşinle aranda olan bir husumet hatırına gelirse, takdimeni orada mezbahın önünde bırak ve git önce kardeşin ile [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-31T19:26:57+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 25 | Haziran 2012|

Kadın ve Toprak

Şehir insanı ile kırsal insanını ayıran en belirgin farklılık toprağın yaşamlarındaki yeridir. Büyük şehirlerde toprak gündelik hayatın içinde bir gerçeklik olmaktan uzaktır. Toprak alanlar ya kendi haline bırakılmış bakımsız arazilerdir ya da bakımı özenle yapılmış, mimari detaylar olduğundan aksesuar niteliğindedir. Şehirde toprak; üzerine basılması, ona dokunulması yasaklanmış, insana yabancılaşılmış bir [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-07-31T20:31:17+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Denemeler, Sayı 24 | Mayıs 2012|

Hezekiel’in Rüyeti

Otuzuncu yılın dördüncü ayında, ayın beşinci gününde efendisinin sevgili kulu Hezekiel’e, Allah’ın izzeti bir rüyet olarak göründü. Allah’ın izzeti bütün açıklığıyla dört sûrette göründü. Birinde aslan benzeyişi vardı, diğerlerinde öküz, kartal ve nihayet bir insan... Allah’ın yüce adaleti Hezekiel’e bir aslan sûretinde göründü. Aslanın kral olduğunu, krallığının iradesinden kaynaklandığını bir [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-08-01T17:34:32+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Alıntı ve Derlemeler, Sayı 23 | Nisan 2012|

Parlayan Yıldız

Kuran-ı Kerîm müminlerin Allah’a yönelişlerinde Meryem’i zikretmelerini buyurur ve ardından şöyle der: “O, ailesinden ayrılıp, şark mekânına çekilmişti.” (1) Yüzünü doğuya, güneşin doğduğu yere çevirmişti. Ailesinden, kendisini içinde bulduklarından uzaklaşıp, yüzünü öz benliğinden doğacak olana, İsa’ya çevirmişti. İsa, İncil’inde iyi haberin müjdesidir, bu müjdenin muhatabı ve habercisi ise Meryem olmuştur. [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-08-02T14:31:02+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 22 | Mart 2012|

Anakronik Bir Din Tarihi

“Ben kimim?” sorusunu kendine sormayı başarabilen her samimi talip, içinde bu soruya yanıt bulamadığı ifadelerden sıkılır. Bu nedenledir ki dinler tarihi veya daha geniş olarak ‘ölüm karanlığına karşı aydınlığı arayanların tarihi’, bu sorunun muhatabı olan samimi insanların tarihidir. Ve aynı samimiyetle yaklaşan her yolcu için tarih, geçmişten geleceğe akan bir [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-08-02T15:06:18+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 21 | Şubat 2012|

Allah’ın Kulu Olmak

Kimseden sorulmaz (sorulmayız) Ehli bilir biz kimiz... Medine’den Mekke’ye dönüş... Hz. Muhammed, meratibde en ulvî mertebenin kulluk (abdiyyet) olduğunu beyan etmiştir. Hatta söyleminin özüne bakıldığında kulluk insanın iradesine bağlı yegâne makam olarak öne çıkmaktadır. Tüm makam ve mertebeler Allah’ın takdiri ile insanlara bahşedilmiştir. Kulluk ise tüm bu makamlardan azade, her [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-08-02T19:33:38+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 19 | Aralık 2011|

Hicret: İnsanın İçsel Göçü

Hicret: bulunulan mahâli terk sûretiyle yeni bir mahâle göç etmek. Hz. Muhammed ve kendisine inzâl olan kelâm-ı ilâhîye biât eden müminler, Mekkeli müşriklerin baskılarına daha fazla dayanamayarak 622 yılında Medine’ye göç etmişlerdir. Her ne kadar Hz. Peygamber, “Ey Mekke, sen Allah katında yeryüzünün en hayırlı ve bana en sevimli yerisin; [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-08-02T21:59:09+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 18 | Kasım 2011|

Kitabı Yeniden Yazmak…

“Yazar iken furkanı; hurufat eder canı...” [1] Tevrat’ta, okuyanı en şaşırtan öykülerdendir: İshak yaşlanmıştır ve artık gözleri iyi görmemektedir. Ölüm vaktinin yaklaştığını anlayınca ikizlerinden büyük olan Esav’ı yanına çağırıp kendisi için bir hayvan avlamasını, pişirmesini ve yemek için sunmasını ister. Böylece onu kutsayacak ve bereketli kılacaktır. Esav’ın annesi Rebeka ise [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-08-03T17:56:50+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 17 | Ekim 2011|

Rabbin Sözünü Taşımak…

Tevrat-ı Şerif Musa Hazretlerine ciltli bir kitap olarak değil, vahiy sûretiyle verilen ilâhi sözdür.[1] Bu söz yazıya daha sonraları geçirilmiştir. Tevrat, kendi inişi ile ilgili olan bu bölümde “Allah’ın parmaklarıyla yazdığı Tora” ifadesini kullanır. Tasavvufta buna “Allah’ın Celâl ve Cemâl isimleri” denir ve Allah, kelamını bu esmâ cihetinden elleriyle mümin [...]

Yazar: İzzet Erş|2024-08-05T15:17:39+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 16 | Eylül 2011|
Go to Top