İfadenin İfadesi Olarak Söz

I. İnsanın sözle eğitilen bir varlık olduğu söylenir. Bizler için söz söylemeden, söz duymadan, söz üretmeden yaşamak mümkün olur muydu? Buradan şu soru doğar: Söz, varoluşsal bir zorunluluk mu, yoksa kendiliğinden oluşan anlamsız bir ses mi? Yanıt net; bir zorunluluk olduğu açık. Sözü sesten ayırmak gerekir; her söz bir sestir, [...]

Yazar: |2026-04-03T08:07:04+03:00Nisan, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Leh Leha, Galut, Gilgul

Tanrı, İbrahim’e babasının evinden ayrılmasını ve kendisine göstereceği diyara gitmesini söyler.[1] Bu “diyar” Tora’nın anlatımında mitsraim (מצרים) veya Mısır ülkesidir.[2] Coğrafi olarak bir ülke olan Mısır, simgesel olarak bir mahaldir. Yani sembolik içeriği itibariyle Mısır bir ülkenin değil, ruhsal bir durumun adıdır. İbrahim, baba evindeki sabitlikten Mısır’daki hareketliliğe geçer. Bu [...]

Yazar: |2026-03-30T14:18:34+03:00Mart, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Göğe Bakma Hali: Bulut ve Hafıza

Sembolizme yönelik çalışmalar, mutlak anlam sunma iddiası taşımamaktadır. Aksine bu çalışmalar, sembollerin insanda uyandırdığı anlam katmanlarını ve kadim metinleri imgeler aracılığıyla evrensel dil bağlamında okuma, yani yorumlama çabasıdır. Bu bakımdan bilim, mit ya da din birbirinden yalıtılmış alanlar olarak ele alınmamakta ve indirgemeci bir tutumdan kaçınılmaktadır. “İnsan zihni ancak somut [...]

Yazar: |2026-03-30T08:20:59+03:00Mart, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Aydınlanma Çağı’ndan Oyalanma Çağı’na: Modern Öznenin Çözülüşü ve Ağ-bilincin Yükselişi

Başlarken Oyalanma Çağı’na hoş geldik. Başlar başlamaz belirteyim, bireyin gerçek sandığı ile bağlarının hızla koptuğu ve artan bir şekilde bağlanma sorunu yaşadığı, eylemsiz ve amaçsız kaldığı döneme Oyalanma Çağı diyorum. Oyalanma Çağı kavramsal çerçevesinin (haliyle bu yazının) ana tezi de şudur: Oyalanma Çağı, modern öznenin çözülüşü ile Ağ-bilincin yükselişi arasındaki [...]

Yazar: |2026-03-26T09:54:13+03:00Mart, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Özgür Birey

Özgürlük ve özgür birey konusu çok işlenmişse de her defasında yeniden başka bir biçimde ele almakta yarar var. Kavramları diri tutmak için yeni ilişkiler, yeni bağlar içinde kullanmalıyız; bu sayede onların canlı kalacağını düşünüyorum. Atatürk’ten ve Türk devriminden söz edeceğimiz için, onun bu konudaki en meşhur sözüyle başlayalım: “Özgürlük ve [...]

Yazar: |2026-01-01T14:01:55+03:00Ocak, 2026|Kategoriler: Yazılar|

Düşünüyorum, Öyleyse Var Mıyım?

“Düşünüyorum, öyleyse varım.” Descartes’ın bir dönemi kapatıp yeni bir dönemi açan bu önermesi, ilk bakışta basit bir mantıksal çıkarım gibi görünse de, arka planında son derece ağır bir tarihsel ve düşünsel yük taşır. Bu cümle yalnızca bireysel bir bilincin varlığı tespitini değil, kendisinden önceki tüm bir düşünme geleneğini sorgulayan ve [...]

Yazar: |2025-12-26T08:22:32+03:00Aralık, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Dijitalleşen Dünyada Sosyal Medyada Tarihçilik

İnsanlığın tarihsel açılardan dönüşümü önemli olaylar neticesinde şekillenmiştir. Bunlardan birisi de günümüz dünyasının vazgeçilmezi olarak büyük bir merhale kaydeden teknolojik gelişmelerdir. 20. yüzyılda kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ile birlikte bilgi paylaşımının artması ihtiyacı enformatik toplum söylemini ön plana taşımıştır.  21. yüzyılda ise yeni teknolojik gelişmelerin ışığında internetin aktif bir şekilde [...]

Yazar: |2025-12-14T21:25:59+03:00Aralık, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Borç: Aklın İflası ve Ontolojik İnsan Onurunun İhlali

Hukuk Sisteminin Ontolojik Çöküşü: Borçluluğun Sistematik İnşası I. Giriş: Çelişkinin Tespiti Bir bireyin, eylemleri, kararları ve seçimleri ile daima Hakikati ve İnsan Onurunu esas almayı bir yaşam düsturu haline getirmesi yalnızca felsefi düzeyde en yüksek etik taahhüt değil ontolojik bir zorunluluktur. Bu bilinçle dünyaya, topluma, doğaya ve insanlık onuruna katılan [...]

Yazar: |2025-12-09T10:32:50+03:00Aralık, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Kırmızı Gömlek Görünür…

İsa’nın “İlk taşı günahsız olanınız atsın”[1] sözünü örnek gösterirken, kendi elinde taşıdığı taştan bihaber olanın manevi yoldaki oyalanması, bu tatsız oyuna son vermeyi seçecek samimiyete gelene ve ötekileri eleştirme hakkını kendinde bulduğu her an, bu zehri bünyesine almak yerine aynada gerçekten kendine bakma edebine varana dek sürer... “Edep” başlığı, batıni [...]

Yazar: |2025-12-06T10:08:06+03:00Aralık, 2025|Kategoriler: Yazılar|
Go to Top