Yazılar
Özgür Birey
Özgürlük ve özgür birey konusu çok işlenmişse de her defasında yeniden başka bir biçimde ele almakta yarar var. Kavramları diri tutmak için yeni ilişkiler, yeni bağlar içinde kullanmalıyız; bu sayede onların canlı kalacağını düşünüyorum. Atatürk’ten ve Türk devriminden söz edeceğimiz için, onun bu konudaki en meşhur sözüyle başlayalım: “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” Yeni bir devletin kurulmasının çekirdeğinde işte bu düşünce yer alır. Bu söz, Atatürk devrimlerinin özüdür. Unutulmamalıdır ki, [...]
Düşünüyorum, Öyleyse Var Mıyım?
“Düşünüyorum, öyleyse varım.” Descartes’ın bir dönemi kapatıp yeni bir dönemi açan bu önermesi, ilk bakışta basit bir mantıksal çıkarım gibi görünse de, arka planında son derece ağır bir tarihsel ve düşünsel yük taşır. Bu cümle yalnızca bireysel bir bilincin varlığı tespitini değil, kendisinden önceki tüm bir düşünme geleneğini sorgulayan ve onunla hesaplaşan bir isyanı da temsil eder. Descartes burada yalnızca bir önerme kurmaz; aynı zamanda Tanrı merkezli skolastik düşünceye karşı, [...]
Dijitalleşen Dünyada Sosyal Medyada Tarihçilik
İnsanlığın tarihsel açılardan dönüşümü önemli olaylar neticesinde şekillenmiştir. Bunlardan birisi de günümüz dünyasının vazgeçilmezi olarak büyük bir merhale kaydeden teknolojik gelişmelerdir. 20. yüzyılda kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ile birlikte bilgi paylaşımının artması ihtiyacı enformatik toplum söylemini ön plana taşımıştır. 21. yüzyılda ise yeni teknolojik gelişmelerin ışığında internetin aktif bir şekilde kullanımı ile beraber sanal ve ikincil bir sosyal etkileşim biçimi önem kazanmıştır. Bu bağlamda enformatik toplum bu yüzyılda biçim değiştirmiştir. [...]
Borç: Aklın İflası ve Ontolojik İnsan Onurunun İhlali
Hukuk Sisteminin Ontolojik Çöküşü: Borçluluğun Sistematik İnşası I. Giriş: Çelişkinin Tespiti Bir bireyin, eylemleri, kararları ve seçimleri ile daima Hakikati ve İnsan Onurunu esas almayı bir yaşam düsturu haline getirmesi yalnızca felsefi düzeyde en yüksek etik taahhüt değil ontolojik bir zorunluluktur. Bu bilinçle dünyaya, topluma, doğaya ve insanlık onuruna katılan değer, şüphesiz ki yüksek değerde bir sosyal ve anlamsal kazanımdır. Mutlak Akıl'ın bu "İnsan olma zorunluluğu" prensibinin, mevcut düzen tarafından [...]
Kırmızı Gömlek Görünür…
İsa’nın “İlk taşı günahsız olanınız atsın”[1] sözünü örnek gösterirken, kendi elinde taşıdığı taştan bihaber olanın manevi yoldaki oyalanması, bu tatsız oyuna son vermeyi seçecek samimiyete gelene ve ötekileri eleştirme hakkını kendinde bulduğu her an, bu zehri bünyesine almak yerine aynada gerçekten kendine bakma edebine varana dek sürer... “Edep” başlığı, batıni gelenek kadar yaşamın içinde de o derece farklı boyut ve mertebelere yayılmıştır ki, tamamını konu edinmek güçtür. Tıpkı, anlamaya ve [...]
Rüstem’in Yedi Aşamalı Yolculuğu
Keykâvus isimli İran padişahı döneminde geçen bir mit. En yetkin ve güvenilir kişi Zal isimli pehlivan. Zal’ın oğlu tüm zamanların en güçlü genç savaşçısı Rüstem (Rostam) ve onun ayrılmaz yoldaşı, beyaz atı Rahş (Rakhsh). Hilekârlık sembolü beyaz dev (Div), çok güçlü ve muktedir olan padişahı, “Mazenderan’da (İran’ın kuzeyinde, Hazar Denizi’nin güneyinde halen çok yeşil ve verimli bir bölge) büyük zenginlikler seni bekler ve orayı alırsan zenginliğin artar,” vaadiyle kışkırtır. [...]
Arkhe Sorunu ve Tanrı’nın Zâtına Dair
Mistiklerin asli gayesi Tanrı’yla birlik durumuna gelmektir.[1] Bu birlik kendini mutlak olarak inkâr etmek ve Tanrı’da eriyip yok olmak olarak tanımlanır. Bundan daha doğru bir tanımla, eriyip yok olacak olanın benlik (nefs) olduğu, zira benliğin asli olmadığı, hadis olduğu yönündedir. Benlik kazanılmış veya edinilmiştir. Sonradan olan ortadan kalkmaya yazgılıdır. Mistik bu yitirilişi hayattayken başarmayı ve kendisine emaneten edileni aslına rücu etmeyi gaye edinir. Denir ki benlik ifna olursa, “Ben” zahir [...]
Nasıl Düşünüyoruz? (Aklın ve Varlığın Temel İlkeleri)
Aklın ve Düşünmenin Ortak Zemini İnsanlar hem zaman içinde hem de bulundukları yer olarak ayrık ve çok uzaklarda olsalar da birbirlerini anlayabilir ve iletişim kurabilirler. Eski Roma’da yaşamış Stoacı filozof Epiktetos’un bir öğrencisi, dinlediği dersleri kendi ifadesi ile “sözcüğü sözcüğüne” yazıya dökmüştür, bu notların bir bölümü günümüze kalmıştır. Epiktetos hocanın 1900 yıl önce söylediği sözler bugün okuduğumuzda bize sanki daha dün söylenmiş gibi canlı ve anlamlı gelir. Çok farklı ülkelerde [...]
Felsefe ve Soru Kavramlarının İlişkisi
İşlevi sorgulama sanılan felsefe kavramının, sorgulama yeteneği sorgulanmalıdır. Sorgulama yüklemi felsefeye has bir yüklem midir? Belirli bir varlığın açık seçik bilgisini o varlığı oluşturan nedenlerin açık seçik bilgisi verir. Aynı yordamla “belirli” bir yokluğun bilgisini de o yokluğun açık seçik nedenleri verir. Belirli bir varlığın ve belirli bir yokluğun var olup olmadığını kavramı yoluyla, belirli bir kavramın varlığını ya da yokluğunu ise, onun varlığının varlığı veya yokluğunun varlığı yoluyla bilebiliriz, [...]
Dünyanın İlk Tapınağı: Göbeklitepe*
Derleyen: Cem Gençler İnsanın Kendini Bilme Hikâyesi İnsanlık, bilişsel ve kültürel ilerlemelerini yazının icadı ve anıtsal yapılar inşa ederek belirgin hale getirmiştir. Homo sapiens, yani “bilen insan”, yaklaşık 200.000 yıl önce ortaya çıkmıştır. İnsan, evrimsel süreçteki en büyük ilerlemesini yaklaşık 5.000 yıl önce gerçekleştirmiştir. Bu dönemde çivi yazısı gibi yazılı sistemler gelişmeye başlamıştır. İnsanlık tarihinin kaydedilmesiyle yazılı tarih doğmuştur. Göbeklitepe, 12.000 yıl önce inşa edilmiştir ve bu dönemde insanlık için [...]









