Yoga hareketlerini yaparken ve yaptıktan sonra çoğunlukla biraz acı hissederiz, o yüzden birçok insan bu acılar nedeniyle pozlardan kaçar korkarlar, kendilerine zarar vereceklerini düşünürler, ama asıl zararı kendilerini hareketsiz bırakarak hiçbir şey yapmadan yavaş yavaş bedenin hareket kabiliyetini azaltarak verirler.

Bedenimiz, kasları, kemikleri, eklemleri her gün soğan zarına benzeyen bir dokuyla örmektedir; buna “Fuzz” denir. Eğer bu dokuları esneterek eritip yırtmazsak her gün üst üste gelen bu soğan zarına benzeyen dokular, kasları ve kemikleri hareket edemeyeceği şekilde kaplamaya başlayacaktır. Kaslar, kemikler, eklemler fizyolojik olarak işlevini yitirmeye başlayacaktır. Yaşlılık dediğimiz hareket edememe durumu da aslında bundan kaynaklanmaktadır. Boynumuzu çevirdiğimizde bir acı  hissediyorsak boynumuzu çevirmek istemeyiz, dizimizi kırdığımızda bir acı hissediyorsak dizimizi kırmak istemeyiz, kolumuzu arkaya götürdüğümüzde bir acı hissediyorsak kolumuzu hareket ettirmek istemeyiz ve hareket etmeye etmeye gittikçe bu bölgeleri kullanmak  daha da zorlaşır ve sonunda doktora gittiğimizde ya ameliyat olmamız gerekir ya da sizin acınızı hiç umursamayan bir fizik tedavi uzmanı, o korktuğunuz bölgeleri acımadan itip çekerek açmaya çalışır.

Acıdan korkmayın. Acı bizleri geliştiren bir tepkidir. Bedeninizi iyi tanıyın, limitlerinizi hissedin, bunu sadece gözlerinizi kapatıp kendi bedeninizi ayak başparmağınızdan başınıza kadar tarayarak, hissederek, dinleyerek yapabilirsiniz. Bedenin kendi doğası kendini iyileştirmeye yönelik çalışmaktadır. Neye ihtiyacı olduğunu hissettirir. Acıktığımızı bildiğimiz gibi herhangi bir yeri iyileştirmek gerektiğinde de ne yapmamız gerektiğini aslında biliriz. Tek yapmamız gereken dinlemek, neye ihtiyacı olduğunu anlamak. Örneğin, ağrıyan bir bölgeye elinizle dokunup belki de biraz parmağınızla baskı yapmak o bölgeyi düzeltmeye yetecektir. Bunu sadece kendi bedenimizi hissederek, dinleyerek bilebiliriz. Fakat şunu unutmamalıyız: Nasıl hareketsiz kalmak beden hareket kabiliyetini azaltıp zarar veriyorsa, çok fazla egzersiz yapmak, zorlamak da eklemleri aşındırıyor, kaslara aşırı yük bindirerek dokuyu bozuyor.

Yoga hareketleri bizim daha sağlıklı ve yaşlandığımız zaman da hareketli olmamızı sağlarlar. Yaşlandığımızda başkalarına ihtiyaç duymadan kendi işlerimizi yapabilmemizi, kendimize olan güvenimizi kaybetmememizi, günlük hayatımıza gençliğimizde olduğu gibi devam edebilmemizi sağlarlar.

Yukarıdaki önerileri de dikkate alarak pozumuza başlayabiliriz.

Half Butterfly pozu, bedenin yan tarafını ve aynı zamanda uzattığımız bacağın arkasındaki kasları  derinden açan, esneten bir pozdur. Bazen etki bacağın iç tarafındaki (addüktör) kaslarda da görülür.

Poza başlarken: Omurga yukarı doğru uzun, göğüs kafesi geniş, iki bacağımızı da öne doğru uzatarak yere oturuyoruz, sağ bacağımızı dizden bükerek sağ ayağımızı sol uyluk (üst bacak) kasının içine yerleştiriyoruz, eğer dizimizde keskin bir acı hissetmiyorsak, rahatsa sağ ayağımızı öne değil dizden çevirip arkaya sağ kalçaya doğru yerleştiriyoruz.

Daha sonra bütün bedenimizi sağ bacağımıza doğru çeviriyoruz, derin bir nefes alıp kollarımızı yukarı doğru kaldırıyoruz, nefesi boşaltırken göğüs kafesi sağ tarafa karşıya bakacak şekilde uzun olan sol bacağın üzerine yan olarak eğiliyoruz. Sol elimizle sol ayağımızı yakalayabiliriz, eğer ulaşıyorsa başın üzerinden sağ kolumuzu da uzatıp sol ayağımızı yakalayabiliriz, ya da kollarımız  rahatça sol bacağın üzerinde kalabilir, sağ kol başın üzerinden sarkarak ağırlaşabilir ve bedenin sağ tarafında bulunan oblik kasları yavaş yavaş esneyerek açılmaya başlar. Dizi bükmeden sol bacağı dümdüz uzatarak bacakların arkasındaki kasların esnemesini de sağlar. Pozun içinde birkaç dakika kalabiliriz.

Pozdan çıkarken: Başın üzerinden uzattığımız sağ kolumuzu yavaş yavaş yerine getirirken, bedeni de yukarı doğru kaldırmaya başlıyoruz. Tamamen yukarı doğru kalktığımızda, sağ ayak bileğinden yakalayarak sağ bacağımızı sol bacağın yanına uzatıyoruz, iki bacak da uzun oturma pozuna geldikten sonra ellerin yardımıyla yavaşça sırt üstü yere uzanıp bedendeki değişimi izleyerek birkaç dakika açılan bölgelerin tekrar yerine oturmasına izin veriyoruz.

Dinlendikten sonra diğer tarafı yapmak için aynı sıralamayı takip ediyoruz.

Pozun faydaları: Bedenin yan tarafındaki, omurganın etrafındaki, koltuk altındaki kasları dokuları açıp esnetir, bacak arkasındaki hamstring kaslarını esnetir. İç organları, özellikle böbrek ve karaciğeri uyarır. Omuz ve kol eklemi, omurganın hareket kabiliyetini geliştirir.

Sindirim sisteminin çalışmasına yardımcı olur, ishal durumunda pozun yapılmaması önerilir.

Pozdayken bedeni dinleyerek, esneme acısı yerine kendimize zarar verdiğimizi hissettiğimiz keskin bir acıda pozdan çıkarak yere sırt üstü uzanarak acıyan bölgeleri rahatlatmak gerekir. Siyatik problemini tetikleyebilir, eğer kalçaların altına bir yastık yerleştirip kalçaları dizden yukarı kaldırırsanız siyatik sinirini zorlamamış olursunuz. Enerjetik olarak; bacakların arkasından geçen idrar kesesi meridyeni, eğer esnemeyi bacak içlerinde ve kasıklarda da hissediyorsak karaciğer ve böbrek meridyenleri de uyarılmış olur.

Nilgün Çevik Gürel
+ Son Yazılar