Mustafa Alagöz

Bu yazara ait 47 yazı bulundu.

İnsan Kendine Yük Kendine Dost

Hata yapmayı göze alamayan kendine güven oluşturamaz, kaybetmeyi kabullenemeyen kendini bulamaz. “Hata yapmak” ve “kaybetmek” yaşamın can suyu; her insan her zaman bu deneyimi yaşamakla yüz yüzedir. Mademki “Allah her an bir şendedir”, yani varoluş halden hale geçip kesintisizce dönüşüp kendinden kendini doğurup durmaktadır, insan da bu akışın içindedir. Üstelik [...]

Yazar: Mustafa Alagöz|2024-07-27T20:00:07+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Denemeler, Sayı 35 | Nisan 2013|

O’yu Bu Yapmak

Yaşam, eğimli bir yüzeyde mekân tutmaya benzer. Bu eğimli yüzeyde sabit bir noktada durmak mümkün olmaz; insan ya aşağı yuvarlanmak ya da yukarı tırmanmak zorundadır.  Aşağısı içgüdülerimiz, doğal arzularımız, alışkanlıklarımız vb. güçlerin çekim alanıdır. Bunlar kendiliğinden devinirler. İnsanın bu yönde hareketlenmesi için emek sarf etmesine gerek yoktur; özel bir yetenek, [...]

Yazar: Mustafa Alagöz|2024-07-29T16:22:47+03:00Kasım, 2016|Kategoriler: Denemeler, Sayı 31 | Aralık 2012|

Kendin: Hak Olan

“Kendi bilincine bağlı olarak yaşamak” insanın kendi onurunu inşa etmesidir. Onur, kendi yetilerini kendin için işlevli kılabilmektir. Bireyin anlamı kendisinden ürettiği değerlerle yaratılır ve bu değerlere bağlılığı onun bütünlüğünü oluşturur. Bütünlük, bitmiş–tükenmiş durağan bir kütle değil, tersine kesintisiz bir eylemlilik sürecindeki şiirsellik ya da müzikal bir armonidir. Güzellik doğada yoktur, [...]

Yazar: Mustafa Alagöz|2024-07-30T22:32:04+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 26 | Temmuz 2012|

Üçlemenin Döngüsü

Olgular ve olaylar tanımlanır, ama insan tanınır. Tanımlamak muhatabı bir nesne haline getirir, tanımak ise özne kılar... Tanımlamak yöntem ve formalite oluşturup işlevli kılmayı ve onu kullanmayı gerektirir, tanımak ise anlayışla olur, anlayış geliştirir ve iletişim doğurur. Birincisi insan–nesne ilişki alanına aittir, ikincisi ise insan–insan ilişki alanına... Ve insan ilişkilerine, [...]

Yazar: Mustafa Alagöz|2024-07-31T20:35:49+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 24 | Mayıs 2012|

Ben’de Olan Sen’de de

Hayat… Hiçbir yere gitmeyen bir sabah yürüyüşüdür. (Osho) Kendi içimizde ne kadar derine inebilirsek o denli azaldığımızı görürüz. Bilincimizle varlığın hangi katmanına sızarsak sızalım, orada donuk varlıkları değil, sadece ‘oluşları’, ‘olmakta olanı’ izleriz. Bu sınırsız ‘yaratıcı-oluş’ sürecinde kendimizin sadece bir geçit, ‘evrensel bir ortam’, her şeyin üzerinde kalan bir ‘tanık’ [...]

Yazar: Mustafa Alagöz|2024-08-02T19:34:22+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Hikmet ve Tasavvuf, Sayı 19 | Aralık 2011|

Masumsan Aynasın

Nesneler ve olaylar dışımızda, imgeler ve duyumsamalar içimizdedir. Başlangıçta bunlar tam bir uyum halinde bulunurlar, ama örtük olarak. Bu durum özdeşlik halidir; masumdur, saftır, doğaldır, ama kördür. Kördür çünkü fark yoktur, yani farkındalık ve bilinç yoktur. Varoluş farka, yani ayrıma gelmek zorundadır. Ayrımın olduğu yerde ise gerilim, çatışkı, akan bir [...]

Yazar: Mustafa Alagöz|2024-08-03T22:29:41+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 15 | Ağustos 2011|

Saygıda Kendin Olmak, Yüceltmede Hiç Kimse

Varolma kaygısı içimizdeki en güçlü dürtülerden birisi. Bu dürtü bizi sürekli olarak uyarır ve bu uyarının itkisiyle belirli etkinlikler, giderek eylemler yaparız. İnsanın kendini var etmesi fıtratında olan yetilerini açığa çıkarması, bu yetileri birer yetkinliğe dönüştürmesidir. Kendimizi var etme sürecimiz diğer insanlarla ilişki yoluyla olmak zorundadır; çünkü sadece bir içgüdü [...]

Yazar: Mustafa Alagöz|2024-08-05T18:23:42+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 13 | Haziran 2011|

Bilgi ve Emek

Bilgi düşüncenin gıdasıdır, anlayış düşüncenin bahçesi, düşünce ise bu bahçenin çiçekleri. Hz. Mevlana’nın şu sözü zamana aşkın bir hakikatin ifadesi: “Ey insan! Sen bir düşünce varlığısın; gerisi et ile kemik.” Yaşamımıza birebir etki eden şeyler doğal olarak bizi daha çok uyarır ve dikkatimizi kendine çeker. Acıkırsınız, bunu hemen duyumsarsınız ve [...]

Yazar: Mustafa Alagöz|2024-08-06T21:06:40+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 07 | Aralık 2010|

Özümüz Kökümüz

Yaşam iradesi denen bir şey var. Herhangi bir canlı kendi canlılığını devam ettirebilmek için en azından organlarını bu yolda kullanmak zorunda kalıyor. Bir böceğin, bir kuşun bile doğal davranış olanaklarını kısıtladığınızda nasıl çırpındığını görebilirsiniz. Ters dönmüş bir tosbağa ya da sırtüstü düşmüş bir hamamböceğinin ayakları üzerine dikilmek için telaşına bir [...]

Yazar: Mustafa Alagöz|2024-08-08T15:48:44+03:00Ekim, 2016|Kategoriler: Sayı 02 | Temmuz 2010|
Go to Top