Nasıl Düşünüyoruz? (Aklın ve Varlığın Temel İlkeleri)

Aklın ve Düşünmenin Ortak Zemini İnsanlar hem zaman içinde hem de bulundukları yer olarak ayrık ve çok uzaklarda olsalar da birbirlerini anlayabilir ve iletişim kurabilirler. Eski Roma’da yaşamış Stoacı filozof Epiktetos’un bir öğrencisi, dinlediği dersleri kendi ifadesi ile “sözcüğü sözcüğüne” yazıya dökmüştür, bu notların bir bölümü günümüze kalmıştır. Epiktetos hocanın [...]

Yazar: |2025-09-03T08:08:12+03:00Eylül, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Arkaya Bakmak ya da Bakmamak*

Tasavvuf ıstılahında kavramlar, felsefede olduğu gibi akli olanın sınırlarında kalmaz ve deneyimle birleşir. Deneyim terimi, yaygın kullanımda “doğa-üstünün” veya “doğa-ötesinin” deneyimi, bir nevi mistik tecrübe olarak algılansa da gerçekte deneyim, benliğe dışsal olanın karşıtı olarak, tam da özsel olanı tanımlamak için kullanılır. Yani deneyim, kişinin kendini, kendi düşüncesinin dışına atmak [...]

Yazar: |2025-08-13T07:45:38+03:00Ağustos, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Arkhe Sorunu ve Tanrı’nın Zâtına Dair

Mistiklerin asli gayesi Tanrı’yla birlik durumuna gelmektir.[1] Bu birlik kendini mutlak olarak inkâr etmek ve Tanrı’da eriyip yok olmak olarak tanımlanır. Bundan daha doğru bir tanımla, eriyip yok olacak olanın benlik (nefs) olduğu, zira benliğin asli olmadığı, hadis olduğu yönündedir. Benlik kazanılmış veya edinilmiştir. Sonradan olan ortadan kalkmaya yazgılıdır. Mistik [...]

Yazar: |2025-09-06T08:23:18+03:00Eylül, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Tutunup Kalmak mı? Bulanmadan Donmadan Akmak mı?

Güvenlik kaygısı, varlığımızın ve varoluşsal sürecimizin her aşamasında ve alanında dirimsel etkisini gösterir. Canlılar evreninin tüm birimlerinde içsel bir yaşam gücü, varoluşlarının özünde işlev gören bir dürtü olarak bulunur. Organik varlıkta devindirici kudret olan bu işlevli süreç doğal yasallık altında etkili olur, alışılmış bir ifadeyle söylersek içgüdülerin hükmünden söz etmiş [...]

Yazar: |2025-08-17T11:36:39+03:00Ağustos, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Tasavvufta “Aşkınlık” Kavramı Üzerine

Tasavvuf düşüncesinde “aşkınlık” kavramının, insanın dünyevi benliğini aşarak ilâhî hakikate ulaşma çabasını kapsayan çok katmanlı bir kavram olduğu söylenebilir. Bu kavram, yalnızca Allah’ın “mutlak” ve “idrak ötesi” gibi niteliklerini değil, aynı zamanda insanın kendi beşerî sınırlarını aşarak ilâhi olana yönelmesini de ifade eder. Aşkınlık, hem ontolojik hem epistemolojik bir terimdir. [...]

Yazar: |2025-08-20T08:08:05+03:00Ağustos, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Sınır ve Adalet

Sınır, aslında ikiliğin ya da genel anlamıyla çokluğun olduğu yerde yani yaşamın her alanında karşılaştığımız ve deneylediğimiz bir olgudur. Yaşadığımız evrende zaman ve uzay belirlenimleri olarak, dünyada ülkeleri ve ulusları birbirinden ayıran gerçeklik olarak, ülke içerisinde coğrafi bölge ve şehirler olarak, toplumsal yaşamda düzeni oluşturan kısıtlamalar ve koşullar olarak, kendi [...]

Yazar: |2025-08-07T08:15:24+03:00Ağustos, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Sanata Dair

Alıntılayan: Ayfer Akbaşoğlu Güzel sanatı uzak bir kaidenin üzerine koyarak yüceleştirmiş etmenler, sanatın kendi alanı içinde doğmadıkları gibi, etkileri de sanatlarla sınırlı değildir. Birçok insan için, “manevi ve ideal” olanı bir huşu ve gerçekdışılık aurası sarar. “Madde” ise, aksine, değersizleştirici bir terim halini almış, kendisi için mazeret veya özür dilenmesi [...]

Yazar: |2025-07-31T22:56:34+03:00Temmuz, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Doğa, Hijyen ve Beslenme Üzerine

Doğamızı ne kadar ve neye göre tanıyoruz? Doğaya ilişkin bilgi ve farkındalığımızın sınırlarını sorgulamak, günümüz yaşam biçimlerinin doğayla ilişkisini anlamak açısından kritik öneme sahiptir. Özellikle içinde bulunduğumuz mekânlar ve kullandığımız maddeler, doğayla olan bağımızı doğrudan etkiler. Örneğin, istirahat ettiğimiz mekânların doğaya uygunluğu üzerine düşünmeliyiz. Fayans, cila gibi yüzey malzemeleri ve [...]

Yazar: |2025-07-31T22:53:22+03:00Temmuz, 2025|Kategoriler: Yazılar|

Neşet Eden Varlık, Varlık’tan Neşet Eden veyahut Neşet Ertaş’ın Türkülerinde Varlık

İnsan aşıkken cennettedir, cennette değilse aşık değildir.[1] Cenneti bu dünyada nasıl tasavvur edersin deseler; anne karnında derim.[2] Aşkın ateşinde “aşk”la tanışılan o yer.[3] O cennette insan yoğrulur. Mayası sevgidir; anne sevgisi. “Bir anadan dünyaya gelen yolcu” Yolcu, Neşet Ertaş’ın kendi düşüncesi, duygusu, hissettikleri içinde, bir ruhun dünyaya gelişinden gidişine kadar [...]

Yazar: |2025-08-17T11:35:50+03:00Mayıs, 2025|Kategoriler: Yazılar|
Go to Top