1947 Sandıklı doğumlu olan Prof. Dr. Ahmet İnam, 1971’de ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü’nü bitirmiş olmasına rağmen, tercihini felsefeden yana kullanarak 1972’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne doktora öğrencisi olarak girmiştir. Aynı yıllarda, İstanbul Üniversitesi’nde Latince ve Grekçe derslerini takip etmiş, 1980 yılında yardımcı dalı Eski Yunan Edebiyatı, ana dalı Sistematik Felsefe ve Mantık olmak üzere, doktora sınavlarını başarıyla vererek “Edmund Husserl’de Mantığın Yeri” başlıklı çalışmasıyla doktora tezini tamamlamıştır. 1980’de Beşeri Bilimler Bölümü’ne asistan olarak giren İnam, aynı bölümde sırasıyla Kasım 1980’de öğretim görevlisi, Temmuz 1981’de yardımcı doçent ve Ekim 1983’de Sistematik Felsefe ve Mantık Ana Bilim Dalı’nda doçent olmuştur. Nisan 1989’da profesörlüğe atanarak 1994–2000 tarihleri arasında Felsefe Bölüm Başkanlığı yapmıştır.

Türkiye’de birçok akademik dergide yayın kurulu üyeliği, danışmanlık ve hakemlik görevi üstlenen İnam, uluslararası akademik derneklerde de görev almıştır. Prof. Dr. Ahmet İnam, mantıktan bilim felsefesine, teknolojiden kültür felsefesine kadar uzanan geniş bir ufuk içinde giderek estetik ve etik sorunlarla ilgilenmeye başlamış, bu çalışmaları da onu “Gönül Felsefesi” adını verdiği ve ölümüne kadar sürdüreceğini söylediği bir felsefi yaşantılar alanına götürmüştür. Sn. İnam, Haziran 2003 tarihinde başladığı ODTÜ Felsefe Bölüm Başkanlığı görevini hâlen sürdürmektedir.

“Ötekini Anlamak” başlığıyla Şubat ayı içerisinde bizlerle birlikte olan Prof. Dr. Ahmet İnam, insanın dünyaya geldiği andan itibaren karşılaştığı ilişki ağlarının, onu tüm yaşantısı içerisinde zorunlu olarak birtakım “bağlara” sevk ettiğini ve her insanın bu “bağlar” içinde kendi “beri-alanı”nı oluşturduğunu belirterek, bu beri-alanının zamanla insanın kendilik algısında tek bir gerçeklik zannına dönüşebildiğini ifade etti.

İnsanın kurduğu bağları, bir düşünme modeli olarak 7 temel kavram (özerklik, hazır olma, gönüllü olma, harekete geçme, bağı kurma, paylaşma, iktidar) üzerinden anlamaya ve açıklamaya çalıştığını söyleyen İnam, “Benim öte anlayışım alelade dünyanın ötesidir,” diyerek “öteki” kavramını alışılagelmiş anlamlarının dışında, insanın kendi farkındalığına giden bir imkân olarak ele aldı. Kişinin kendi beri-alanına uygulayacağı fenomenolojinin onun “kendi ötesini” yaratacağını ve bu beri-dünya’nın basıncı karşısında kişinin kaçışının yalnızca kendi ötesiyle mümkün olacağını vurguladı.

İnam, insanın tek gerçekliğinden bahsedilemeyeceğini, beri-dünyaya çakılıp kalmış gözleri ve ruhları öteye açabilecek tavırları, düşünceleri, hayat tarzlarını gösterebilmenin önemli olduğunu, bu konuda hakimlerin ve bilginlerin önemli görevler üstlenebileceğini belirtti. İnsanın ötekisini bulabilmesi için, onu öteki olarak görebilen, bir anlamda onu yutmayan, manipüle etmeye çalışmayan ve onun varlığına saygı duyan öteye gidip gelmişlere ihtiyacı olduğunu ifade etti. Bunun bu topraklarda Yunuslar, Mevlanalar tarafından başarılabildiğini söyleyen Prof. Dr. Ahmet İnam, bitimli insan mevcudiyetinde “öte”nin bitimsiz bir imkân olarak her an mümkün olduğunu, “yaşamın koşuşturması içinde hepimizin beri-lenmiş olmamıza rağmen, şimdi önemli olanın nasıl öte-leneceğimizi düşünmemiz gerektiği” olduğunu vurguladı.

Sadık Acar
+ Son Yazılar