Eğitim, alçakgönüllülük bahşeder; insana, varlıklı olma imkanı sağlayacak şekilde yönetme yetkisi kazandırır. Bu yardımıyla yardımseverlik ve şefkat faaliyetleri verimli olabileceği gibi, bu sayede bu dünyada mutluluk ve bir sonrakinde de huzur kazanabilir. Dolayısıyla eğitim beşeriyet için büyük bir yapıcı güçtür. Fakat, reformcular ile yenilikçiler eğitim süreci ile öylesine oynadılar ki, eğitim artık kendisinin bir karikatürüne indirgendi. Eğitim sisteminin etkenliği ve eğitim sistemine bahşedebileceği nimetler kaale alınmamış ve ihmal edilmiştir. Eğitim adı, artık, nesnel dünyaya ilişkin bilgilerin toplanması hünerine verilmektedir.

* * *

Günümüzde, ücretini ödeyemeyen hevesliler eğitim sürecinden mahrum bırakılabilir. Öğretmen de belirli bir ayda ücretini almadığı takdirde, öğretmekle yükümlü olmadığı düşüncesine kapılır. Öğrenciler öğretim görmek için para öderlerken, öğretmenler de yaptıkları öğretim için para alırlar. Neyin öğretildiğine ve nasıl öğretildiğine para karar verir. “Öde ve al; paranı al ve ver!” Öğretmen ile ders veren arasındaki bağlantı budur. “Sevgi, saygı, şefkat”; bunların bu alışverişte hiçbir yeri yoktur.

* * *

Dağlar ve tepeler taş ve kaya parçaları ile doludur. Heykeltraş bunları toplar ve her birine, taşın neliğine ve özelliklerine bağlı olarak, yararlı ve güzel olan bir şey halinde biçim verir. Zan’atkâr, kaya parçalarından birini yontarak, kalabalık bir evin mutfağında, köşede duran dev bir dibek ile tokmağı ortaya çıkarır. Heykeltraş, bir başkasından, kem gözden koruyarak ürkünç bir obje olarak bir binaya yerleştirilen, kabaca yontulmuş bir çirkin yüz meydana getirir! Üçüncü bir taş ise, bir müzenin rafını süslemek amacıyla sevimli küçük bir dansçıya dönüştürülebilir. Bir başkası, usta bir heykeltraşın gözüne takılıp dikkatini çekerek, bir ilâhi tezâhürün kuşaklar boyunca milyonların hayranlığına mazhar olmak üzere bir mabede yerleştirilmeye lâyık olan heykel haline getirilebilir.

O taşlar tek bir tepenin çocukları olmalarına rağmen, her birinin, heykeltraşın ona gösterdiği ihtimama ve kendini adayışına bağlı olarak farklı bir kaderi vardır. Öğretmenler, kaya parçalarına güzel ve anlamlı, yararlı ve esinlendirici şeyler halinde biçim veren heykeltraşlardır.

* * *

Guru’nun bizzat Tanrı’nın kendisine eş tutarak övüldüğünü duyduk. Öğretmenden veya gurudan yerine getirilmeleri beklenen işi analiz ettiğimizde görebileceğimiz gibi; Guru, öğrencinin kalbine erdem, bilgelik ve imân tohumları eker. Dolayısıyla da Yaratıcının tabiatındandır, Brahma’dır.

… ayrıca öğrencinin her adımına dikkat etmesi, yanlış bir adım attığında veya kötü bir huy edindiğinde yahut aklına zararlı bir kuşku takıldığında onu uyarması da gurunun görevi icabıdır. Zararlı otların büyümesine veya zararlı böceklerin istilasına karşı tetikte olması gereken çiftçi gibi guru da tembellik ve sabırsızlık otlarını yok etmek üzere hep uyanık olmalıdır. “Öğretmen” kelimesi bu yüce rolleri ifade edemez.

* * *

Eğitimin amacı, çocuğa bir geçim yolu değil de, yaşamaya değer bir hayat temin etmektir.

* * *

Bazı öğretmenler bana, Bala Vikas sınıflarının tüm dinlere mensup çocuklara hizmet verebilip veremeyeceğini, yoksa sırf Hindu Dininden olan çocukları mı kabul edeceklerini sordular. Bu sorunun ortaya çıkmasının nedeni, soruyu soranların Hindu Dininin esasını bilmemeleridir. Unutmayın ki sadece tek bir din vardır ve o da Sevgi Dinidir.

* * *

Bir çocukla diğeri arasında bir ayrım olduğu düşüncesini onlara bulaştırmak sûretiyle çocukların temiz zihinlerini bulandırmaya kalkışmayın!

* * *

Mabud’un çeşitli tezahürlerini kıyaslayıp da Rama, Krişna’dan daha yücedir ve Şiva, Vişnu’dan daha üstündür diyerek yargıda bulunmayın. Bu tarz düşünce, yükselmek isteyen samimî kimseler için zehirli ve zararlıdır. Siz kendi benliğinizi tanımadığınız halde nasıl oluyor da hiçbir zaman deneyimlemediğiniz veya anlamadığınız şahsiyetler ile kudretler hakkında yargıda bulunmaya cesaret ediyorsunuz. Sizin için hem Rama’nın hem de İsa’nın kim oldukları mechuldür. Dolayısıyla en iyisi, sessiz kalıp her ikisine de aynı şevkle saygı göstermeniz olur. Çünkü, hepsi de aynı ilâhi görkemin tezahürleridirler.

Rajahmundry

03 Ocak 1974

+ Son Yazılar