Samsara

18 Kasım 2016
Sayı 42 - Kasım 2013

Varoluşun ve hayatın sorgulandığı, anlam arayışlarının en yoğun olduğu zamanlar genelde ölüm ile yüzleştiğimiz anlardır. Doğum ile bu dünyada başlayan macera, bebeklikten yaşlılığa kadar devam eden süreçlerden oluşur. Bu süreç içerisinde yaptığımız eylemler karma yasasına (nedensellik kuralına) göre bu hayatımızda ya da bir sonraki hayatımızda aynı derecede bir tepki yaratır. İyi ya da kötü sonuçları, kazanmayı ya da kaybetmeyi, yaptığımız eylemler ile kendi kendimize yaratırız. Hindu öğretilerine göre karma’da devamlı olarak ruhun göçüşü ve yeniden doğuş hayat döngüsü “samsara” olarak tanımlanır. Bedenlenmek anlamına gelen “enkarnasyon” tekrar tekrar gerçekleştiğinde ise “reenkarnasyon” durumu ortaya çıkar. Ruhun doğum ve ölüm sirkülasyonu ile tekrar varoluşa geçerek olgunlaşması ve gelişmesi ile kemalata ulaşacağı düşünülür. Ruh bir gezgin gibidir ve değişik hayatları deneyimleyerek kendini geliştirip, olgunlaştırıp aydınlanmaya (samadhi) ulaşarak, bu yeniden doğum ve ölüm döngüsünden, yani samsaradan kurtulur ve kaynağına geri döner. Hindu inanışına göre ruh, süptil beden ile yeni bedene taşınır.

Evrende her şeyin  değiştiği, bir halden diğer hale dönüştüğü bilimsel olarak da açıklanmaktadır. Mutlak gerçeği, değişmeyen, sabit olanı keşfetmek için samsara denilen bu döngüden çıkmak, her koşulda var olabilmek gerekir. Çocukluğumuzdan itibaren ailemiz, arkadaşlarımız, eğitmenlerimiz tarafından oluşturduğumuz kalıplar nedeniyle, zihnimiz samsara için eğitilmiştir. Kıskançlık, sahiplenmek, öfke, üzüntü, hırs gibi negatif duygular ve bu kalıplar, eğitimin ve alışkanlıkların yarattığı geçmişten ortaya çıkarlar. Eğer zihnimizi karışıklığa ve düzensizliğe adarsak, karmaşanın, olumsuzlukların ustası oluruz; eğer meditasyon yaparak zihnin kendisini yanılsamadan kurtarmaya adarsak, zamanla sabır, disiplin ve doğru eğitim ile zihnin kendini açmasını ve gerçek mutluluğa kavuşmasını sağlarız. Zihni eğitmek için onun nasıl çalıştığını anlamak gerekir, bunu algılayabilmek için de ruhsal öğretiler ve meditasyon yaparak kişisel deneyimlere ihtiyaç duyulur. Meditasyonda ustalaşabilmek için tıpkı bir balerinin ya da sporcunun egzersiz yapması gibi disipinli çalışmak gerekir. 

Samsara yolculuğundan, yani ölüm ve yeniden doğum döngüsünden kurtuluşu ve kaynağa dönüşü, “özgürlük” anlamına gelen mokşa ve “kurtuluş” anlamına gelen mukti terimleri tanımlar. Yoga felsefesinde kişinin yeryüzünden tekrar doğma ihtiyacından kurtulacak derecede gelişmiş, olgunlaşmış olması ise nirvana olarak bilinir. Karma yasasına artık bağlı olmayacak derecede arınmış olmak, acıların sebebi olan arzu ve isteklerin durulması ile aynı zamanda ölümden sonraki âlemde kazanılacak bir ödül olmayıp insanların ruhsal gelişimlerinin sonucu olarak bu dünyada ortaya çıkan yüksek bir hali de anlatır. Bütün anlayışları aşmak ise samadhi denilen aydınlanmaya ulaştırır. Samadhi’ye ulaşıldığında ise bu deneyimi ifade edebilecek sözcük bulunamamaktadır. Bu hale ulaşanların söyledikleri ise sadece “ne bu, ne de bu” anlamına gelen “neti neti” sözcükleridir.