Lâ taayyün rütbesine mebde-i ulâ menem
Âdem-i yektâ özünde nükte-i garrâ menem
Künh-i Zât’ım, derk olunmaz nokta-yi kübrâ menem
Resm ü sûretten mücerred âlem-i mânâ menem
Nefy edip ten milkini, isabet olan “İllâ” menem
Gûş-i câna söylenen telkinimi fehm eyledim
Hayder-âsâ kal’a-yı vehmi bütün hedm eyledim
Cümle ebvâb-ı zununu aşk ile redm eyledim
“Men aref”ten okuyup dersim bugün hatm eyledim
Küntü kenzin sırrına erdim bu dem, mollâ menem
Kenz-i mahfi’den olup cümle hakâyık âşikâr
Doldu iklim-i âdem, oldu bu kesret bî-şümâr
Cezbe-i tevhid ile gönlüm olunca neş’e-dâr
Mâsivâyı terk edip, varı yok ettim, yoğu var
Şimdi Kaf ü Ha’da cevlân eyleyen ankâ menem
Ey semend-i himmeti rah-i taharrîde yoran
Ey düşüp sahrâ-yı ye’se acz ü hayretle duran
Ey özün derk etmeyip çun ü çiradan dem vuran
Esselâ! Gelsin gelen, sırr-ı hakikatten soran
Bahr-i vahdet içre cana, dürr-i beynehümâ menem
Ma’din-i ruh-i fütûhum, feyz-i rahmet bulmuşam
Menzil-i vahy-i sünûhum, nûr-i hikmet bulmuşam
KENZÎ’yem, zâtımda bir özge hakikat bulmuşam
Kâdirîyem, kudret-i Kadir’le kuvvet bulmuşam
Himmet-i pîran ile gör kim aceb dânâ menem
Mini Sözlük
Bahr-i vahdet: Vahdet deryası
Bî-şümâr: Sayısız, pek çok
Cevlân: Şam’da bir dağ
Dânâ: Bilgili, âlim
Dürr-i beynehümâ: İnci(ler) arasında
Ebvâb-ı zunun: Can kapıları
Esselâ: Namaza davet nidâsı
Gûş-i cân: Can kulağı
Himmet: Manevi yardım
Kaf ü Ha: Arapçada sayı değeri 100 olan bir harf – mitsel bir dağ adı – Kuran’da bir sure
Kenz-i Mahfi: Gizli hazine
Künh-i Zât: Zâtın özü, cevheri
Lâ taayyün: Meydana çıkmamış, taayyün etmemiş
Ma’din-i: Allah’ın yerde halk ettiği
Mâsivâ: O’ndan gayrısı, dünyevi şeyler
Mebde-i ulâ: Evveliyâtın kaynağı, ilk başlangıç
Men aref: Kendini bilen
Nokta-yi kübrâ: Büyük nokta (Ekber’in müennesi)
Nefy: İnkâr etmek, olumsuzlamak
Nükte-i garrâ: Parlak, nurani söz
Rah: Sanmak, zannetmek – yol
Ruh-i fütûhum: Fetih ruhu, kurtarış ruhu
Sahrâ: Çöl
Semend-i himmet: Himmet atı
Taharrî: Araştırma, arama
Ten milki: Ten mülkü
Yektâ: Eşsiz, yalnız
Ye’s: Emelindek kesilmek, ümitsizlik
Vahy-i sünûh: Düşünmeden, kalbe gelen mânâ