Generated by All in One SEO v4.9.10, this is an llms.txt file, used by LLMs to index the site. # Düşünüyorum AAV aylık bülten ## Sitemaps - [XML Sitemap](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sitemap.xml): Contains all public & indexable URLs for this website. ## Yazılar - [Stoacı Zihin Felsefesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/stoaci-zihin-felsefesi/) - [*] Bu yazı, https://iep.utm.edu/stoicmind/ internet sitesindeki Stoic Philosophy of Mind maddesinin birebir çevirisidir. Kaynakça için bkz. a.g.e. Çeviri: Sayit Hidayetoğlu Stoacılık, Eski Yunan ve Roma dünyasında ortaya çıkan en önemli ve en uzun ömürlü felsefe okullarından biriydi. Stoacıların ahlak felsefesine yaptıkları katkılar çok iyi bilinir ancak son zamanlarda mantık, dilbilgisi, dil felsefesi ve epistemoloji alanlarındaki - [Akıl Önyargıda Kalırsa](https://www.dusunuyorumdergisi.com/akil-onyargida-kalirsa/) - Canlı-cansız tüm varlıklar; nesneler, olaylar dışarıdan görülen sınırlarının içinde sırlarla dolu dururlar. Görünüşler sadece bir biçim olmaktan öte kendi içsel niteliklerini bir arada tutan örtücü bir yüzeydir. Bu yüzeyin altında onun özü, niteliklerinin, varlık enerjilerinin tamamı saklıdır. Bu anlamda tüm görünüşler bir anlamda “sır küpleridir.” Nesneler, olgu ve olaylar insanlar karşısında tarafsız, onlara eşit mesafede - [Seksek ve Bitmeyen Döngü](https://www.dusunuyorumdergisi.com/seksek-ve-bitmeyen-dongu/) - İnsan evladı eve dönmeyi özlüyor. Hangi eve? O her şeyin güllük gülistanlık olduğu, kopup geldiği huzur dolu ana evine. Bu benim kuruntum mu? Değil. Platon, Şölen diyaloğunda insanın bir zamanlar bütün olduğunu, sonra ikiye ayrıldığını ve o günden beri öteki yarısını aradığını söylüyor. Platon’un kuruntusu mu? Değil. “Nostalji” kelimesine baksanıza: Nostos eve dönüş, algos acı. - [İyilik ve Kötülük Kavramı: Hegel'in Efendi-Köle Diyalektiği ve Filibeli Ahmed Hilmi'nin Ahlak Felsefesi Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme](https://www.dusunuyorumdergisi.com/iyilik-ve-kotuluk-kavrami-hegelin-efendi-kole-diyalektigi-ve-filibeli-ahmed-hilminin-ahlak-felsefesi-uzerine-karsilastirmali-bir-inceleme/) - Mevcut araştırma, felsefe tarihinin en köklü ve tartışmalı meselelerinden biri olan iyi ve kötülük problemini, Batı ve Doğu düşünce geleneklerinin iki temsilci filozofu üzerinden karşılaştırmalı bir perspektifle incelemektedir. Georg Wilhelm Friedrich Hegel'in Tinin Fenomenolojisi'nde geliştirdiği efendi-köle diyalektiği ile Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi'nin İbn Arabi geleneğinden beslenen vahdet-i vücûd temelli ahlak anlayışı üzerinden özgürlük, tanınma, bilinç - [Göğe Bakma Hali II: “Kuş” Hafızanın Taşıyıcısı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/goge-bakma-hali-ii-kus-hafizanin-tasiyicisi/) - Kuşlar, her zaman özgürlüğün en belirgin temsillerinden biri olarak düşünülmüştür. Gökyüzünde serbestçe süzülebilmeleri, diledikleri anda yerle temaslarını kesebilmeleri, sabit bir noktaya bağlı kalmaksızın hareket edebilmeleri ve mevsimsel döngülerle birlikte uzun mesafeler kat edebilmeleri, onları insan nazarında hayranlık ve gıpta ile bakılan varlıklar hâline getirmiştir. Bu yönleriyle kuşlar, hayvanlar âlemi içinde yalnızca biyolojik özellikleriyle değil, aynı - [Rüstem’in Yedi Aşamalı Yolculuğu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/rustemin-yedi-asamali-yolculugu/) - Keykâvus isimli İran padişahı döneminde geçen bir mit. En yetkin ve güvenilir kişi Zal isimli pehlivan. Zal’ın oğlu tüm zamanların en güçlü genç savaşçısı Rüstem (Rostam) ve onun ayrılmaz yoldaşı, beyaz atı Rahş (Rakhsh). Hilekârlık sembolü beyaz dev (Div), çok güçlü ve muktedir olan padişahı, “Mazenderan’da (İran’ın kuzeyinde, Hazar Denizi’nin güneyinde halen çok yeşil - ["Âdem'in Yaratılışı" Freski: Anatomist Michelangelo Yaradılışı Nasıl Yorumladı?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ademin-yaratilisi-freski-anatomist-michelangelo-yaradilisi-nasil-yorumladi/) - Özet İtalyan sanatçı Michelangelo'nun Sistine Şapeli tavanındaki "Âdem'in Yaratılışı" freski, ilk insanın yaratılışını hem tıbbi hem de ezoterik boyutlarıyla ele alan eşsiz bir şaheserdir. Literatürde bu eserdeki beyin kesitini andıran bölüme yerleştirilmiş 12 insan figürünün ne anlama geldiğine dair kapsamlı bir değerlendirme bugüne dek yapılmamıştır. Bu çalışmada söz konusu 12 figürün, 12 kranial sinirin yönettiği - [İnsan ve Evrende Yedi Sayısı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/insan-ve-evrende-yedi-sayisi/) - Yukarısı nasılsa öyledir aşağı, Misal ona yedi renkli gök kuşağı. Aslı hem beyaz hem de siyahtır, Biri evden kovar, biri açar kucağı… Bilgeliğin 7 Sütunu “Yukarıdaki neyse aşağıdaki odur der kadim öğretiler.” Yani evreni tanıma amacıyla çabaladığımız uzun çağlar boyunca edindiğimiz bilgiler bize evren ve insanın aslında birbirinden soyutlanarak ele alınmaması gerektiğini göstermektedir. Sokrates’in “kendini - [İnsana Yolculuk: Kimdir Bu "İnsan" Denen Meçhul?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/insana-yolculuk-kimdir-bu-insan-denen-mechul/) - Geçtiğimiz 29 Ekim’de Cumhuriyet’in 102. yaşını kutladık, 10 Kasım’da ise Atatürk’ün ölümünün 87. yılının yasını tuttuk. Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet sadece “bir yönetim şekli” demek değil. Felsefeci Taylan Altuğ’a göre de Cumhuriyet sözcüğü sırf bir yönetim şeklini imlemez, çok daha büyük, çok daha öte bir anlam ifade eder ve bu anlam “yeni bir kültür ve uygarlık - [Nietzsche Yerleşkesinde İd, Ego, Süperego](https://www.dusunuyorumdergisi.com/nietzsche-yerleskesinde-id-ego-superego/) - Giriş Freud ve Nietzsche, modern düşünce tarihinde önemli yer tutan iki düşünürdür. Bu makalede Freud’un id, ego ve süperego modelini esas alarak, Nietzsche’nin yaklaşımlarının bu model içine yerleştirilmesi halinde nasıl bir tablo ortaya çıkacağını göstermeye çalışacağım. Modeli açıklamaya, düşünürleri ve makalede geçen kavramları tanıttıktan sonra geçeceğim. Freud Sigmund Freud, psikanaliz teorisinin kurucusu Avusturyalı bir nörolog - [Kuroş’un Silindiri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kurosun-silindiri/) - Kuroş’un (Cyrus the Great) Silindiri[1] Bütün gök ve yerin kralı olan Marduk (…yeş’te) düşmanlarını yok (viran; yıkmak, taş üstünde taş bırakmamak) ettiğinde (orduları ile). …………….. geniş görüşlü bilgeliği ile, … dünyayı izlediğinde (gözlemlediğinde) …………….. Belşezer, zayıf (karaktersiz / alçak) biri onu yurdunun hâkimi olarak atanmıştı. ……………… kendisine benzer (Nebuneid) biri onu atamıştı. Ur şehri ve - [Assos ve Filozofları](https://www.dusunuyorumdergisi.com/assos-ve-filozoflari/) - Tarih Boyunca Assos Assos (Behramkale), günümüzde Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde Antik Truva (Troad) yarımadasının güneyinde deniz kıyısında bir yerleşim yeri. Truva yarımadasında İlk Tunç Çağı başlarından itibaren (M.Ö. 3000), Assos’ta ise M.Ö. 2000’li yıllardan itibaren yerleşim olduğu biliniyor. Antik çağın coğrafyacısı Amasyalı Strabon, Assos’a M.Ö. 7. yüzyılda Midilli (Lesbos) adasının Midilli (Methymna) kentinden bölgeye toplu göçler - [İfadenin İfadesi Olarak Söz](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ifadenin-ifadesi-olarak-soz/) - I. İnsanın sözle eğitilen bir varlık olduğu söylenir. Bizler için söz söylemeden, söz duymadan, söz üretmeden yaşamak mümkün olur muydu? Buradan şu soru doğar: Söz, varoluşsal bir zorunluluk mu, yoksa kendiliğinden oluşan anlamsız bir ses mi? Yanıt net; bir zorunluluk olduğu açık. Sözü sesten ayırmak gerekir; her söz bir sestir, ama her ses bir söz - [Leh Leha, Galut, Gilgul](https://www.dusunuyorumdergisi.com/leh-leha-galut-gilgul/) - Tanrı, İbrahim’e babasının evinden ayrılmasını ve kendisine göstereceği diyara gitmesini söyler.[1] Bu “diyar” Tora’nın anlatımında mitsraim (מצרים) veya Mısır ülkesidir.[2] Coğrafi olarak bir ülke olan Mısır, simgesel olarak bir mahaldir. Yani sembolik içeriği itibariyle Mısır bir ülkenin değil, ruhsal bir durumun adıdır. İbrahim, baba evindeki sabitlikten Mısır’daki hareketliliğe geçer. Bu hareketlilik, dönüşümdür. Leh leha sadece - [Göğe Bakma Hali: Bulut ve Hafıza](https://www.dusunuyorumdergisi.com/goge-bakma-hali-bulut-ve-hafiza/) - Sembolizme yönelik çalışmalar, mutlak anlam sunma iddiası taşımamaktadır. Aksine bu çalışmalar, sembollerin insanda uyandırdığı anlam katmanlarını ve kadim metinleri imgeler aracılığıyla evrensel dil bağlamında okuma, yani yorumlama çabasıdır. Bu bakımdan bilim, mit ya da din birbirinden yalıtılmış alanlar olarak ele alınmamakta ve indirgemeci bir tutumdan kaçınılmaktadır. “İnsan zihni ancak somut nesneler üzerine düşünülerek soyut kavramlara - [Aydınlanma Çağı’ndan Oyalanma Çağı’na: Modern Öznenin Çözülüşü ve Ağ-bilincin Yükselişi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/aydinlanma-cagindan-oyalanma-cagina-modern-oznenin-cozulusu-ve-ag-bilincin-yukselisi/) - Başlarken Oyalanma Çağı’na hoş geldik. Başlar başlamaz belirteyim, bireyin gerçek sandığı ile bağlarının hızla koptuğu ve artan bir şekilde bağlanma sorunu yaşadığı, eylemsiz ve amaçsız kaldığı döneme Oyalanma Çağı diyorum. Oyalanma Çağı kavramsal çerçevesinin (haliyle bu yazının) ana tezi de şudur: Oyalanma Çağı, modern öznenin çözülüşü ile Ağ-bilincin yükselişi arasındaki ontolojik[1] bir berzahtır. Bu geçiş - [Özgür Birey](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ozgur-birey/) - Özgürlük ve özgür birey konusu çok işlenmişse de her defasında yeniden başka bir biçimde ele almakta yarar var. Kavramları diri tutmak için yeni ilişkiler, yeni bağlar içinde kullanmalıyız; bu sayede onların canlı kalacağını düşünüyorum. Atatürk’ten ve Türk devriminden söz edeceğimiz için, onun bu konudaki en meşhur sözüyle başlayalım: “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” Yeni bir - [Düşünüyorum, Öyleyse Var Mıyım?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dusunuyorum-oyleyse-var-miyim/) - “Düşünüyorum, öyleyse varım.” Descartes’ın bir dönemi kapatıp yeni bir dönemi açan bu önermesi, ilk bakışta basit bir mantıksal çıkarım gibi görünse de, arka planında son derece ağır bir tarihsel ve düşünsel yük taşır. Bu cümle yalnızca bireysel bir bilincin varlığı tespitini değil, kendisinden önceki tüm bir düşünme geleneğini sorgulayan ve onunla hesaplaşan bir isyanı da - [Dijitalleşen Dünyada Sosyal Medyada Tarihçilik](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dijitallesen-dunyada-sosyal-medyada-tarihcilik/) - İnsanlığın tarihsel açılardan dönüşümü önemli olaylar neticesinde şekillenmiştir. Bunlardan birisi de günümüz dünyasının vazgeçilmezi olarak büyük bir merhale kaydeden teknolojik gelişmelerdir. 20. yüzyılda kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması ile birlikte bilgi paylaşımının artması ihtiyacı enformatik toplum söylemini ön plana taşımıştır. 21. yüzyılda ise yeni teknolojik gelişmelerin ışığında internetin aktif bir şekilde kullanımı ile beraber sanal ve - [Borç: Aklın İflası ve Ontolojik İnsan Onurunun İhlali](https://www.dusunuyorumdergisi.com/borc-aklin-iflasi-ve-ontolojik-insan-onurunun-ihlali/) - Hukuk Sisteminin Ontolojik Çöküşü: Borçluluğun Sistematik İnşası I. Giriş: Çelişkinin Tespiti Bir bireyin, eylemleri, kararları ve seçimleri ile daima Hakikati ve İnsan Onurunu esas almayı bir yaşam düsturu haline getirmesi yalnızca felsefi düzeyde en yüksek etik taahhüt değil ontolojik bir zorunluluktur. Bu bilinçle dünyaya, topluma, doğaya ve insanlık onuruna katılan değer, şüphesiz ki yüksek değerde - [Kırmızı Gömlek Görünür...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kirmizi-gomlek-gorunur/) - İsa’nın “İlk taşı günahsız olanınız atsın”[1] sözünü örnek gösterirken, kendi elinde taşıdığı taştan bihaber olanın manevi yoldaki oyalanması, bu tatsız oyuna son vermeyi seçecek samimiyete gelene ve ötekileri eleştirme hakkını kendinde bulduğu her an, bu zehri bünyesine almak yerine aynada gerçekten kendine bakma edebine varana dek sürer... “Edep” başlığı, batıni gelenek kadar yaşamın içinde de - [Arkhe Sorunu ve Tanrı’nın Zâtına Dair](https://www.dusunuyorumdergisi.com/arkhe-sorunu-ve-tanrinin-zatina-dair/) - Mistiklerin asli gayesi Tanrı’yla birlik durumuna gelmektir.[1] Bu birlik kendini mutlak olarak inkâr etmek ve Tanrı’da eriyip yok olmak olarak tanımlanır. Bundan daha doğru bir tanımla, eriyip yok olacak olanın benlik (nefs) olduğu, zira benliğin asli olmadığı, hadis olduğu yönündedir. Benlik kazanılmış veya edinilmiştir. Sonradan olan ortadan kalkmaya yazgılıdır. Mistik bu yitirilişi hayattayken başarmayı ve - [Nasıl Düşünüyoruz? (Aklın ve Varlığın Temel İlkeleri)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/nasil-dusunuyoruz-aklin-ve-varligin-temel-ilkeleri/) - Aklın ve Düşünmenin Ortak Zemini İnsanlar hem zaman içinde hem de bulundukları yer olarak ayrık ve çok uzaklarda olsalar da birbirlerini anlayabilir ve iletişim kurabilirler. Eski Roma’da yaşamış Stoacı filozof Epiktetos’un bir öğrencisi, dinlediği dersleri kendi ifadesi ile “sözcüğü sözcüğüne” yazıya dökmüştür, bu notların bir bölümü günümüze kalmıştır. Epiktetos hocanın 1900 yıl önce söylediği sözler - [Felsefe ve Soru Kavramlarının İlişkisi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/felsefe-ve-soru-kavramlarinin-iliskisi/) - İşlevi sorgulama sanılan felsefe kavramının, sorgulama yeteneği sorgulanmalıdır. Sorgulama yüklemi felsefeye has bir yüklem midir? Belirli bir varlığın açık seçik bilgisini o varlığı oluşturan nedenlerin açık seçik bilgisi verir. Aynı yordamla “belirli” bir yokluğun bilgisini de o yokluğun açık seçik nedenleri verir. Belirli bir varlığın ve belirli bir yokluğun var olup olmadığını kavramı yoluyla, belirli - [Dünyanın İlk Tapınağı: Göbeklitepe*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gobeklitepe-dunyanin-ilk-tapinagi-notlar/) - Derleyen: Cem Gençler İnsanın Kendini Bilme Hikâyesi İnsanlık, bilişsel ve kültürel ilerlemelerini yazının icadı ve anıtsal yapılar inşa ederek belirgin hale getirmiştir. Homo sapiens, yani “bilen insan”, yaklaşık 200.000 yıl önce ortaya çıkmıştır. İnsan, evrimsel süreçteki en büyük ilerlemesini yaklaşık 5.000 yıl önce gerçekleştirmiştir. Bu dönemde çivi yazısı gibi yazılı sistemler gelişmeye başlamıştır. İnsanlık tarihinin - [Tasavvufta “Aşkınlık” Kavramı Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tasavvufta-askinlik-kavrami-uzerine/) - Tasavvuf düşüncesinde “aşkınlık” kavramının, insanın dünyevi benliğini aşarak ilâhî hakikate ulaşma çabasını kapsayan çok katmanlı bir kavram olduğu söylenebilir. Bu kavram, yalnızca Allah’ın “mutlak” ve “idrak ötesi” gibi niteliklerini değil, aynı zamanda insanın kendi beşerî sınırlarını aşarak ilâhi olana yönelmesini de ifade eder. Aşkınlık, hem ontolojik hem epistemolojik bir terimdir. Varlık bakımından Tanrı’nın mahlûkattan farklı - [Tutunup Kalmak mı? Bulanmadan Donmadan Akmak mı?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tutunup-kalmak-mi-bulanmadan-donmadan-akmak-mi/) - Güvenlik kaygısı, varlığımızın ve varoluşsal sürecimizin her aşamasında ve alanında dirimsel etkisini gösterir. Canlılar evreninin tüm birimlerinde içsel bir yaşam gücü, varoluşlarının özünde işlev gören bir dürtü olarak bulunur. Organik varlıkta devindirici kudret olan bu işlevli süreç doğal yasallık altında etkili olur, alışılmış bir ifadeyle söylersek içgüdülerin hükmünden söz etmiş oluyoruz. Beslenme, üreme ve korunma - [Neşet Eden Varlık, Varlık’tan Neşet Eden veyahut Neşet Ertaş’ın Türkülerinde Varlık](https://www.dusunuyorumdergisi.com/neset-eden-varlik-varliktan-neset-eden-veyahut-neset-ertasin-turkulerinde-varlik/) - İnsan aşıkken cennettedir, cennette değilse aşık değildir.[1] Cenneti bu dünyada nasıl tasavvur edersin deseler; anne karnında derim.[2] Aşkın ateşinde “aşk”la tanışılan o yer.[3] O cennette insan yoğrulur. Mayası sevgidir; anne sevgisi. “Bir anadan dünyaya gelen yolcu” Yolcu, Neşet Ertaş’ın kendi düşüncesi, duygusu, hissettikleri içinde, bir ruhun dünyaya gelişinden gidişine kadar kendi özünün bir ifadesidir.[4] Yolcu - [Bir "Çeviri" Tercümesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-ceviri-tercumesi/) - Hayır! Ucuz bir kelime oyunu yapmıyorum. Sizi, yaptığım çalışma üzerine düşünürken kendime ortak etmek istiyorum. Yıllar evvel Kur’an’ı anlamaya gayret ederek yaptığım okuma çabalarım bir türlü yol alamazken, Türkçeye çevrilmiş olan meallerin dil sorunlarından rahatsız olduğumu fark edip çeviri hatalarını düzelterek çalışmaya karar verdim. Bu yöntemle kendimi disipline edebilir, bu disiplinle Kur’an çalışabilir, sonuçta kendi - [Arkaya Bakmak ya da Bakmamak*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/arkaya-bakmak-ya-da-bakmamak/) - Tasavvuf ıstılahında kavramlar, felsefede olduğu gibi akli olanın sınırlarında kalmaz ve deneyimle birleşir. Deneyim terimi, yaygın kullanımda “doğa-üstünün” veya “doğa-ötesinin” deneyimi, bir nevi mistik tecrübe olarak algılansa da gerçekte deneyim, benliğe dışsal olanın karşıtı olarak, tam da özsel olanı tanımlamak için kullanılır. Yani deneyim, kişinin kendini, kendi düşüncesinin dışına atmak yerine, düşüncesinin nesnesi olmaya zorlayarak - [Arkana Bakma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/arkana-bakma/) - Başlık “Arkana Bakma[1]” olunca, bu benim için çok provokatif bir konuya dönüşüyor. “Arkana bakma” bir emir kipi olabilir. Eğer öyleyse bu benim iradem dışında demektir; ben karar vermemişim, yani birisi bana arkana bakma diyor. Yok, emir kipinde değilse “arkana bakma” bir nasihat olabilir. Sonuna bir de gizli bir “k” ekleyebilirim, parantez içinde bir “k” koyarsam, - [Sınır ve Adalet](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sinir-ve-adalet/) - Sınır, aslında ikiliğin ya da genel anlamıyla çokluğun olduğu yerde yani yaşamın her alanında karşılaştığımız ve deneylediğimiz bir olgudur. Yaşadığımız evrende zaman ve uzay belirlenimleri olarak, dünyada ülkeleri ve ulusları birbirinden ayıran gerçeklik olarak, ülke içerisinde coğrafi bölge ve şehirler olarak, toplumsal yaşamda düzeni oluşturan kısıtlamalar ve koşullar olarak, kendi bilincimizde ise kavramlar ve kategoriler - [Sanata Dair](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sanata-dair/) - Alıntılayan: Ayfer Akbaşoğlu Güzel sanatı uzak bir kaidenin üzerine koyarak yüceleştirmiş etmenler, sanatın kendi alanı içinde doğmadıkları gibi, etkileri de sanatlarla sınırlı değildir. Birçok insan için, “manevi ve ideal” olanı bir huşu ve gerçekdışılık aurası sarar. “Madde” ise, aksine, değersizleştirici bir terim halini almış, kendisi için mazeret veya özür dilenmesi gereken bir şey olmuştur. Resim - [Doğa, Hijyen ve Beslenme Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/doga-hijyen-ve-beslenme-uzerine/) - Doğamızı ne kadar ve neye göre tanıyoruz? Doğaya ilişkin bilgi ve farkındalığımızın sınırlarını sorgulamak, günümüz yaşam biçimlerinin doğayla ilişkisini anlamak açısından kritik öneme sahiptir. Özellikle içinde bulunduğumuz mekânlar ve kullandığımız maddeler, doğayla olan bağımızı doğrudan etkiler. Örneğin, istirahat ettiğimiz mekânların doğaya uygunluğu üzerine düşünmeliyiz. Fayans, cila gibi yüzey malzemeleri ve plastik kullanım oranı nedir? Bu - [Yürüyen Kabir: Kibir](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yuruyen-kabir-kibir/) - Cennetten kovulma miti biz insanların hiç eskimeyen ve eskimeyecek olan varoluş öyküsüdür. İçinden bal, şarap, su ve süt ırmaklarının aktığı, ölümsüz yaşamın olduğu, deyim yerindeyse yan gelip yattığı bir bahçeden kovulmasının sembolik anlatımıdır. Yorumbilim açısından değişik şekillerde ele alınan bu mitsel söyleme göre bunun ana rahmi olduğu da söylenebilir. Her insan bu karanlık dünyada her - [Hindu Metinlerde İnek Sembolü](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hindu-metinlerde-inek-sembolu/) - Bir kutsal metni veya bu metinlerde içerilen kavramları incelemek, öncelikle metnin dil özelliklerini çözümlemeyi zorunlu kılar. Zira metin bize ne anlatacaksa, bunu kendi dili “aracılığı” ile anlatacaktır. Dolayısıyla dilin kendisi aracı ve bize haberi taşıyandır. Kutsal metinler, daima belirli bir kültürün diliyle yazılırlar. İçerdikleri kültürel özellikler onların tarihsel ve coğrafi ilişkilerini yansıtır. Bu metinlerin tarihsel - [Eylem ve Günah](https://www.dusunuyorumdergisi.com/eylem-ve-gunah/) - Yaydan çıkan ok, ateşlenmiş bir silah… Bu eylemdir. Eylem bir kavramdır. Ve bir kavramı ortaya atıp ona “bu, şudur” gibi bir içerik yüklemek, üstelik bunu kavramın dizgesel bütünselliğine dayandırmadan hatta çıkarsamaya dahi gerek duymadan yapmak hatalı yargılara sürükler. Örneklemek ise daha ziyade edebiyatın işidir. Yine de düşünce her zaman şu veya bu disipline dayandırılmak istemez. - [Mintonetçi Kadınlarımız](https://www.dusunuyorumdergisi.com/mintonetci-kadinlarimiz/) - Milli Kadın Voleybol Takımımız, 2023 yılında, yüz yirmi sekiz yıl önce keşfedilen ve ilkin mintonette olarak adlandırılan voleybol dalında, Milletler Ligi şampiyonu, Avrupa şampiyonu ve Dünya şampiyonu (Olimpiyat Elemeleri) olarak, toplam üç kupa ile, Türkiye’nin milli takım sporlarında, gelmiş geçmiş en başarılı derecelerini elde etti. Bir yıl içinde dünya klasmanında elde edilen bu denli büyük - [Sabitesiz Göreceli Olabilir Mi?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sabitesiz-goreceli-olabilir-mi/) - Kutupsallık-karşıtların birliği, oluşun özüdür ama öz, öz olarak görülmez, hep bir görüngü – geçici form altındadır. Dönüşümler, enerji akışları kendi halleriyle duyulara açık olmaz, hep bir form altında dışlaşırlar: Söylenmek istenen; enerji akışları zıtların birliğinin yaratıcı gücü olarak, hep beliriş ve ortadan kalkış halinde işlev görürken olumlama-olumsuzlama biçiminde mekanik tekrarlar değil yaratıcı bir değişim; varolanın - [Klasik Felsefi İdealizme Göre İslam’ın Felsefi Bir Özü Var Mıdır?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/klasik-felsefi-idealizme-gore-islamin-felsefi-bir-ozu-var-midir/) - Klasik felsefe kavramından idealizm ve rasyonalizmi anlıyorum. Klasik felsefi idealizmde bilgi olanaklıdır ve bilginin bu olanağı tanıtlamadır; tanıtlama, bilginin varlığının gösterilmesidir. Bilgi akli olandır, ussal olandır. Felsefede, deneyime önsel olan bir us işlevi olan mantık etkindir. “İslam’ın felsefi bir özü vardır” savı felsefeye gönül vermiş olan insanlar için İslam’ın, özünde onaylanması ve olumlanmasıdır. Çok kere - [Göç: Zorunlu Bir Yolculuğun Yansımaları](https://www.dusunuyorumdergisi.com/goc-zorunlu-bir-yolculugun-yansimalari/) - Evren Gül ile Röportaj Serginizin temel teması olan göç kavramını nasıl tanımlıyorsunuz? Bu temaya yönelmenizdeki ilham kaynağı ne oldu? Bu temaya yönelmemin sebebi, medyada görmüş olduğum üzerine ateş açılan mülteci botları oldu. Daha sonra bu yaşananları bir araştırma ve çalışma serisine dönüştürme fikri gelişti. Göç kavramı için benim özel bir tanımım yok. Serginin genel içeriğinin - [Ütopya Kurmak ya da Godot'yu Beklemek](https://www.dusunuyorumdergisi.com/utopya-kurmak-ya-da-godotyu-beklemek/) - Yapım yılı 1966 olan Orson Welles imzalı filme adını veren “A man for all seasons” deyimi Türkçe’ye ironik bir şekilde “her devrin adamı” olarak çevrilir. Bu ironiktir, çünkü filmin içeriği ile ismi birbirini reddeder. Türkçede “her devrin adamı olmak” ifadesi pek de hoş karşılanmayan bir özelliğe karşılık gelir. Her devrin adamı olmak, omurgasız olmaktır; her - [Sanat ve Özgürlük](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sanat-ve-ozgurluk/) - Modern dünyada düşüncenin ve buna bağlı her şeyin kendisine yaslanarak inşa edildiği teorik zemin, cogito’nun kendisi olmuştur. Kendini kendinden hareketle kuran, yalnızca kendine yaslanan öznenin varlığına bağlı ortaya çıkan bu yeni kavrayış içerisinde, dünyanın da doğruluğu öznenin hakikatlerine dayalı olarak tesis ve temsil edilir. Modern temsiliyet, düşüncenin hakikatlerinin dışarısını belirlediği yeni bir doğruluk zeminidir. Modern - [Sophos Kimdir?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sophos-kimdir/) - Sophos’un bir kişiliği var mıdır? Kimdir sorusu sorulabilir mi, yoksa “sophos” bir sıfat mıdır? Metinlere baktığımızda "sophos" ifadesi ilk olarak Platon’un külliyatında geçiyor. Phaedrus diyaloğunda (278 d) sophos’un ancak Tanrı’ya ait bir sıfat olabileceğini ifade eder Sokrates. Symposium diyaloğunda ise (219 a) Sokrates Alkibiades'e şöyle söyler: “Alkibiades sen bakırı altınla değiştirdin.” Burada İlyada’daki bir pasaja - [Tartışma Sanatının İncelikleri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tartisma-sanatinin-incelikleri/) - Arthur Schopenhauer’ın (1788-1860) çeşitli eserlerindeki yazılarını bir araya getiren bu kitap, Say Yayınları’nın halihazırda yirmi kitaptan oluşan Schopenhauer Toplu Eserleri dizisi içerisindeki onuncu çalışma­dır. Dizinin çevirisi Ahmet Aydoğan tarafından üstlenilmiştir. Kitabın 2011’de birinci baskısı, 2017’de ise dördüncü baskısı yapılmıştır. Bu yazıda dördüncü baskı kullanılmıştır. Kitabın içeriği önsöz, sunuş ve ekler dâhil edilirse yedi bölümden oluş­maktadır. - [Can Hiçle Hep Arasında](https://www.dusunuyorumdergisi.com/can-hicle-hep-arasinda/) - İnsan bir can tohumu olarak doğar. Onda bitimsiz bir süre içinde oluşturup geliştirerek canını yaşama özelliği vardır. Canını yaşama, birey olarak insanın ölümüne dek süren ucu açık bir süreçtir. Can, insanın bu gezegende var oluşunun anlam ve değerini duyarak kendini oluşturma serüveninin adıdır. Can için yaşam kutsaldır. Yaşamak bu kutsallığın hakkını vermek için karşısına çıkan - [İnsanın “İlahi Senaryo”daki Rolüne Dair](https://www.dusunuyorumdergisi.com/insanin-ilahi-senaryodaki-rolune-dair/) - Derleyen: Defne Özdemir İlahi senaryonun amacını, bu senaryoya upuygun ve durmadan gerçekleşen öyküsündeki insanın rolünü, Üstatların dilinden, konunun akışına göre ve yazıyı olabildiğince makul uzunlukta tutmaya çalışarak en belirleyici cümlelerle sentezlemeyi denedim. Burada, ciltler dolusu içeriği olan ve insana dair böylesi önemli ve temel bir konuya eğilmemin amacı, sadece kavram örgüsü olan bir makale oluşturmak - [Batı’dan Doğu’ya Bir Bakış: Goethe](https://www.dusunuyorumdergisi.com/batidan-doguya-bir-bakis-goethe/) - “Üç bin yılın hesabını kendine, Vermeyi bilmeyen her kimse, Cahil kalır karanlıklar içinde, Günden güne yaşayıp gitse de.” -Goethe- Kendine üç bin yılın hesabını verenler dünyanın bir köşesinde yaşamazlar. Onların vatanı yeryüzünü bir uçtan bir uca sarıp sarmalar. Zaman, onlar için ne geçmişte kalan ne de henüz gelmemiş olandır. Onlar için zaman, üzerine kelimeler yazdıkları - [Düşünceyi Yazarak Zapt Etmeyi Denemek](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dusunceyi-yazarak-zapt-etmeyi-denemek/) - Bu kez derginin ismiyle müsemma bir “deneme” çabasının içerisindeyim: Düşünüyorum. Dolayısıyla yazıda affınıza sığınarak kaynaklara ağırlık verilmeyecek. Bu tabii ki başkalarının düşüncelerinden faydalanmadım demek anlamına gelmiyor. Sonuçta insan, bir ayağıyla tarihe uzanan bir varlık değil mi? Sözgelimi bugün bir kişi piyano çalmaya niyetlense, mağaradaki yankısıyla sesini bir melodi çıkarmak için temrin etmeye çalışan heyecanlı atasının - [Daryush Shayegan’in “Sona Ertelenmişlik” Makalesi Üzerine*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/daryush-shayeganin-sona-ertelenmislik-makalesi-uzerine/) - İnsanlık tarihinin en çok bilen öznesi şüphesiz modern dönemde bulunmaktadır. Bu tespiti hem bir kinaye olarak hem de tartışmasız bir gerçek olarak kabul edebiliriz. Bilgiye ulaşmanın bu denli kolay olduğu bir dönem yaşanmadı. Tarihimiz bir bilgiye ulaşmak, bir sırrı çözmek, bir bilene danışmak için yollarda heba olan insanlarla doludur. En yüksek sırların “en çok satanlar” - [Sonucu Kendimde Gördüğüm Bir Şeyin Nedeni Kendimin Dışında Olamaz](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sonucu-kendimde-gordugum-bir-seyin-nedeni-kendimin-disinda-olamaz/) - Gamze Alagöz ile “Gurdjieff - Hayat Ancak Ben Olduğumda Gerçektir” Kitabı Üzerine Bir Söyleşi Çağımızın en ilginç simalarından kabul edilen düşünür, yazar, mistik George Gurdjieff'in hayatını, bir anlamda monografi olarak kaleme alan Gamze Alagöz ile kitabı Hayat Ancak Ben Olduğumda Gerçektir ve Bay G. hakkında konuştuk. Kitap geçtiğimiz yıl Destek Yayınları felsefe serisinde yayımlandı. Düşün-ü-yorum için hazırlanan bu söyleşiyi değerli okurlarımızla paylaşıyoruz. - [Kuantum Tinselliği*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kuantum-tinselligi/) - Kuantum fiziğini artık kuantum tinselliği olmadan anlayamayız. Bilim, bugüne kadar tinselliği hep dışladı. Din de bilimi dünya işleri diye önemsiz, sıradan bir eğitim olarak gördü. Batıda modern bilim başlangıçta dindeki (Hristiyanlık) dogmalara karşıt olarak gelişti ve sürekli onunla çatıştı. İlk defa Madam Blavatsky, 19. yüzyılda, kuantum fizikten çok daha önce, hatta bilinci temellendiren Freud’dan da - [Bir Diyalektikçi Olarak Spinoza](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-diyalektikci-olarak-spinoza/) - Spinoza’ya karşı olan hayranlık nereden gelir? Filozofa ülkemizde de yeterince temellendirilmemiş bir hayranlık var ve bu bana öyle geliyor ki o zamanlar Yahudi topluluğu içinde maruz kaldığı ağır saldırılara karşı sergilediği tutarlı ve dik duruşundan kaynaklanıyor. Spinoza’ya ve felsefeye olan ilgi ve bilgilerini biraz daha artırmış olanlarda bu hayranlığın muhtemelen daha derin anlamı var. Spinoza, - [Sayı 47: Nisan 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-47-nisan-2014/) - İÇİNDEKİLER:Orfe Yazar: Orfe Osiris Miti Derleme Osiris Miti Üzerine Yazar: İzzet Erş Ayın Konuğu: Selim Bilal Yazar: Deniz Tipigil “Çocuklarım, Her Gece Dua Edin” Yazar: Sinan Meydan Büyük Özlem Üzerine Yazar: Friedrich Nietzsche Dinde Bir “Sine Qua Non”: LAİKLİK Yazar: Ayşe Acar “23 Nisan”ı Kutlamak Üzere Yazar: Elif Ersoy Bilim Hazırlayan: Deniz Tipigil Çocuklar Kralı Yazar: Fazıl - [Rüzgâr](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ruzgar/) - ah! bir rüzgar ki, bir nefes tutar elini geçer ormanın telaşından, bir patikanın yalınlığına erişir ki, bilir: ormanı beklemeye adanmış olgun meyve ağacı şüphesiz! kendilerini beklemektedir gökyüzü sürekli bir dengededir burada süzülüp kuşun bir daldan, bir dala konuşu gibi, biri başlarken bir diğeri anısını bırakır resim gibi gözlerde ve uçurumlar suskunluğunu emzirirken göğsünde mitolojiden çıkagelir - [Supta Virasana - Yatarak Uzanan Kahraman Pozisyonu - Reclining Hero Posture](https://www.dusunuyorumdergisi.com/supta-virasana-yatarak-uzanan-kahraman-pozisyonu-r/) - Bedenin birkaç bölgesine birden etki eden çok önemli pozlardan bir tanesidir. Yin tarzı yogada ‘saddle’ (eyer) poz olarak geçer. Patanjali’nin yoga sutralarında bahsettiği aydınlanmaya giden 8 yoldan birincisi Yama (hakim olmak) kavramındaki 5 etkenden birincisi olan “ahimsa”,yani zarar vermemek kuralına uyarak, bedene zarar vermeden pozun içine bilinçli girmek, pozda bir süre bedendeki değişimleri hissederek - [Kuantum Kuramı ve İnsan](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kuantum-kurami-ve-insan/) - 21. yüzyıla 10 yıldan beri girmiş bulunuyoruz. Bu yeni yüzyılda hem doğaya hem de insana farklı bir şekilde bakabilme ve yorumlayabilme zamanının gelmiş olduğu görüşündeyim. Artık madde adını verdiğimiz nesnel yapıların hem yer kaplayan, hem de dalgasal özellik gösteren enerji paketleri oldukları gerçeği ile yüzleşmek durumundayız. Dalga denilen yapıların nesne olmadıkları, bir enerji aktarımının dış - [Bir Film: Agora](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-film-agora/) - Öncelikle Anadolu Aydınlanma Vakfı'nın aylık bir bülten çıkaracağını duyunca çok heyecanlandığımı söylemek isterim. Eminim ki birbirinden güzel konuların ele alınacağı bu gazete de, Vakfın diğer yayınları gibi yine bizlere çok şey katacak. Hem kendim hem de herkes adına A.A.V.'na bu güzel süprizinden ötürü teşekkür ediyorum. Bültenimizin bu ilk sayısında ben de sizlere, bu sene izlediğim - [Sevgi (Mi?), Sevda (Mı?) Sorunsalının Gereksinimler Üzerindeki Düşün Etkileşmesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sevgi-mi-sevda-mi-sorunsalinin-gereksinimler-uzeri/) - Sevgi gereksinimi, insanoğlunun çocukluğundan beri giderek yoğunluğu azalan ama hiçbir zaman kaybolmayan temel bir gereksinimdir. Sevilmeyi her zaman sevmeye yeğleriz. Sevilme gereksinmemizden söz ederken kendimizi haklı görmekte tereddüt etmezken, sevmenin de en az onun kadar gereksinim olduğunu görmezden geliriz. Önemli olan bizi başkalarının sevmesidir (!) Sevdiklerimizle olan ilişkilerimizde karşılaştığımız sorunların çoğu onları sevdiğimiz için oluşur. - [Makrobiotik](https://www.dusunuyorumdergisi.com/makrobiotik/) - Makrobiotik nedir? Makrobiotik, beden tipi, yaşam koşulları, zamanlar, istekler ve besin enerjilerinin uyumlanması sanatıdır. Sanatıdır diyorum; o kadar çok değişken var ki, bunları analitik olarak bir araya getiremezsiniz. Mutlaka uyarlamanız, yorumlamanız gerekiyor. Yani, günün belirli bir saati belirli bir hapı almak ya da sürekli aynı yemeği belirli bir saatte yemek gibi yapılabilecek bir çalışma ya - [Tasavvuf](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tasavvuf/) - Soru: Tasavvufun günümüzdeki işlevi nedir? Metin Bobaroğlu: Tasavvuf, iman, ümit, sevgi ve Allah’ın rızasını kazanmak üzerine kurulmuş bireysel bir dini deneyim olduğu için, onun işlevi evrenseldir, herhangi bir zamanla sınırlı değildir diye düşünüyorum. Kanaatime göre, günümüzde tasavvufa daha çok gereksinim vardır. Çünkü günümüz modernizminin önderlik ettiği insan, “güç” ve “egemenlik” peşindedir. Doğayı ve insanı sömürmek - [Atatürk'ü Anmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ataturku-anmak/) - Bültenimizin bu ilk sayısına ulu önder Atatürk’ün bir “daveti” ile başlamak isterim. Onuncu yıl nutkunda şöyle demektedir Atatürk: “Türk Milleti çalışkandır. Türk Milleti zekidir...” Atatürk’ün ileri sürdüğü bu dolaysız tespitlerin analiz edilmesi gerekmektedir. Zira bir milletin tamamının zeki olması, tamamının akılsız veya dâhi olması kadar olanaksızdır. Öyleyse, sözlerinde tutarlılığa ve kavramsallığa özellikle önem veren Atatürk - [Sayı 01: Haziran 2010](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-01-haziran-2010/) - İÇİNDEKİLER:Atatürk’ü Anmak Yazar: İzzet Erş Tasavvuf Metin Bobaroğlu ile röportaj Makrobiotik Yazar: Ümit Gürel Sevgi (Mi?), Sevda (Mı?) Sorunsalının Gereksinimler Üzerindeki Düşün Etkileşmesi Yazar: Hulusi Akkanat Bir Film: Agora Yazar: Gökçen Taviloğlu Kuantum Kuramı ve İnsan Yazar: Haluk Berkmen Supta Virasana – Yatarak Uzanan Kahraman – Pozisyonu Reclining Hero Posture Yazar: Nilgün Çevik Rüzgâr Yazar: Sedat - [Burhan Oğuz Hocamızın Anısına: Belkemikli Omurgalı Aydın](https://www.dusunuyorumdergisi.com/burhan-oguz-hocamizin-anisina-belkemikli-omurgali/) - (Türk Kültür Tarihçisi ve Mühendisi -1 Mart 1919, İstanbul - 18 Şubat 2009, İstanbul) Sanatçı ve bilim adamı hem yaratı eylemiyle hem de vatandaş eylemiyle aydın sıfatı kazanabilir. Önemli olan, sanatçı ve bilim adamı kişiliğiyle aydın kişiliğinin çelişmemesi, örtüşmesidir. Hem yaratı eylemi hem de vatandaş eylemi bakımından aydın sıfatıyla çelişen durumlar da az değildir. Demek - [Sevgi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sevgi/) - Eğer sevgin yok ise, yalnızlardan yalnızsın, Eğer sevgin var ise, herkesle barışıksın. Sen sev ki sevilesin, sevgisiz kim sevilir? Sevgisi olmayanı, bu âlemde kim bilir? Sevmeyen insan olmaz, ister söylesin eygi, Sevmeyenden ne çıkar, her şeyin başı sevgi. Sevmeyen yalnız kalır, zannetme ki överler, Eğer sevilmiyorsan, sen sev seni severler. Her işin başı sevgi, cihanı - [Paschimottanasana - Oturarak Öne Doğru Eğilme - Seated Forward Fold](https://www.dusunuyorumdergisi.com/paschimottanasana-oturarak-one-dogru-egilme-seated/) - Enerji akışını dengeleyen mükemmel bir duruştur. Yin tarzı yogada “Caterpillar (Tırtıl)” duruşu olarak bilinir. Bu pozda esnemesini istediğimiz bölgeler: bacaklarımızın arkasındaki kaslar (hamstringler), omurga ve sırt kasları. Yerde bacakları birbirine yakın uzatıp (dandasana) oturarak dümdüz bir sırt ile poza başlıyoruz. Bedenin üst kısmı yukarıya doğru uzuyor; birkaç derin nefes alarak göğüs kafesini üç boyutlu açıyoruz - [İslâm ve Bilim](https://www.dusunuyorumdergisi.com/islam-ve-bilim/) - İnsanoğlu’na ilk emir olarak “Oku” diye seslenen İslâm dini, Varlık’ın Allah’ın âyeti olarak, insan üzerinde tefekkür etsin diye yaratıldığını ifade etmiştir. Bu gayeyle “bilenlerle bilmeyenlerin bir olamayacağını” vurgulamış ve bilgi’nin insanlar arasındaki içtimaî-manevî hiyerarşi için bir referans noktası olduğunu belirtmiş; insanları daima “Yer ve Gökler ile arasında bulunanlar hakkında tefekkür etmeye” davet etmiştir. Diğer taraftan - [Sanattan Dine Avangart Bir Geçiş](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sanattan-dine-avangart-bir-gecis/) - Bu yazımda avangart kavramının literatürdeki tanımına girmeyeceğim. Onu zaten okurun belleğinde hazır ve nazır olarak kabul ediyorum. Yine de kısaca değinirsem, kavramın şimdiki tanım(lar)ı, başka pek çok kavram ve olgu gibi henüz kendi içinde kendi birliğini kurmuş değildir. Ama avangart’ı avangartça betimlemek gerekirse, onu Nasreddin Hoca’nın, bir kulenin nasıl inşa edileceğini açıklarken kuyuyu ters yüz - [Özümüz Kökümüz](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ozumuz-kokumuz/) - Yaşam iradesi denen bir şey var. Herhangi bir canlı kendi canlılığını devam ettirebilmek için en azından organlarını bu yolda kullanmak zorunda kalıyor. Bir böceğin, bir kuşun bile doğal davranış olanaklarını kısıtladığınızda nasıl çırpındığını görebilirsiniz. Ters dönmüş bir tosbağa ya da sırtüstü düşmüş bir hamamböceğinin ayakları üzerine dikilmek için telaşına bir bakın… Davranışları ve yaşam alanı - [Bir Gönül Adamı: Şeyh Abdülaziz Buhari](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-gonul-adami-seyh-abdulaziz-buhari/) - “Güçlü olmak demek, karşısındakinin şiddetini ve öfkesini, sevgi ve anlayışa dönüştürebilmek demektir... İşte gerçek cihad budur.” Abdülaziz Buhari (1949 - 2010) Onu Aşure sayesinde tanıdık. Metin Bobaroğlu ve Ayşe Acar’ın kadim bilgelik üzerine sohbetleri ile gerçekleşen Aşure programının “Kudüs” adlı bölümünde, kendisine özgü hoş bir şiveyle Türkçe konuşan, konuşurken hem yüzü hem gözlerinin içi - [Farklı Din ve Kültürlerde Oruç](https://www.dusunuyorumdergisi.com/farkli-din-ve-kulturlerde-oruc/) - Kültür, “insan-doğa” ve “insan-insan” ilişkisinde, insan emeğiyle üretilmiş yaşam diye tanımlanabilir. İnsan yaşamında en kapsamlı olgudur kültür. Bir bakıma kültür, insan için ikinci doğa gibidir; her insan tarihin belirli bir döneminde, belirli bir yerde, belirli bir kültürün içine doğar ve onun tarafından biçimlenir. Kültür, deneyim yoluyla ve bilincin gelişmesiyle paralel olarak çocukluktan itibaren alışkanlıklara kattığımız - [Kadim Bilgeliği Yeniden Keşfetmek](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kadim-bilgeligi-yeniden-kesfetmek/) - Aydınlatma değil ama bir “aydınlanma vakfı” olarak amacımız, her şeyden önce kendi üzerimize dönmektir. Her etki bir tepkinin, her olgu bir etkileşimin eseridir şüphesiz, yine de ötekini yargılamadan evvel kendine dönüp bakmalıdır insan. Ya da daha açık bir ifade ile, insan, dönüp kendisine bakandır. Ve Fernand Schwarz’ın eserine uygun bulduğu isim gibi, kadîm olan, her - [Sayı 02: Temmuz 2010](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-02-temmuz-2010/) - İÇİNDEKİLER:Kadim Bilgeliği Yeniden Keşfetmek Yazar: İzzet Erş Farklı Din ve Kültürlerde Oruç Yazar: Metin Bobaroğlu Bir Gönül Adamı: Şeyh Abdülaziz Buhari Yazar: Nurgül Demirdöven Özümüz Kökümüz Yazar: Mustafa Alagöz Sanattan Dine Avangart Bir Geçiş Yazar: Kaan Demirdöven İslâm ve Bilim Yazar: İhsan Fazlıoğlu Paschimottanasana – Oturarak Öne Doğru Eğilme – Seated Forward Fold Yazar: Nilgün - [Tahtacı Alevilerinde Yaşamın Kendisi Olan 'Ritüel'…](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tahtaci-alevilerinde-yasamin-kendisi-olan-rituel/) - Binlerce yıllık serüvene sahip bir geleneğin günlük yaşamı kapladığı ve bugün hâlâ dimdik ayakta durduğu, Tahtacı Alevi köylerinde gözlemlenebilen bir gerçektir. Balıkesir’in Zeytinli Beldesine bağlı Mehmetalan Köyünde ekmeğini ağaçtan çıkaran, ağacı kesmeden önce ondan özür dileyip rızalık isteyen Tahtacılar’ın günlük yaşamlarında pek çok ritüel bulunmaktadır. Esasında yaşamlarının tamamı bir ritüeldir demek daha doğru bir ifade - [Bir Doğa Ana Kaçamağı: Hızır Kamp](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-doga-ana-kacamagi-hizir-kamp/) - Mitolojik söylence açısından oldukça zengin Kazdağları (Tanrıların dağı / İda dağları) bölgesinde konumlanan, toprak yolları sürerek ulaşabildiğiniz Hızır Kamp’ın ahşap giriş kapısına yakın bir yerinde sizi ilk karşılayan, başında türlü şekillerde bağlanmış renkli yazmaları, kollarında uyandırılmış/uyandırılmamış mumları, ellerinde lokmalarıyla yörenin köylülerinin “Delikli Taş” ismiyle andıkları bir Yatır’dır. Onun hemen ilerisinde, kapıya daha da yakın tarafta, - [Oksijen Cenneti Kazdağları'nda Huzur Dolu Bir Mekan: Hızır Kamp](https://www.dusunuyorumdergisi.com/oksijen-cenneti-kazdaglarinda-huzur-dolu-bir-mekan/) - Hızır Kamp Homeros’un İlyada’sında “Binbir Pınarlı İda Dağı” olarak anlattığı, bugünkü adıyla Kazdağları’nın Kirişlik Vadisi eteğinde bir dinlenme ve arınma mekanı. Edremit’e bağlı Mehmetalan köyüne 2 km. uzaklıkta olan kamp, Kazdağı Milli Parkı sınırlarına yürüyüş mesafesinde. Milli Park’ta olduğu gibi Hızır Kamp’ta da ekosistem ilkeleri öncelikli. Tamamıyla doğal malzemeden yapılan ağaç ve ahşap evlerde konaklama - [Onun İsmi ile](https://www.dusunuyorumdergisi.com/onun-ismi-ile/) - Şu uzun hatta ne var; göz, kulak, saç sendin sen Bir taç bin baş içinmiş, demek ki taç sendin, sen Hallettin de bir yazı dağıttın o/telinde Hallaç, "enel hak" demiş, demek Hallaç sendin, sen Çeşmeden susuz akar, aç dökülür ekmekten Ben varlığına kandım, anladım; aç sendin, sen Ademi muhtaç kılmak, ona muhtaç olmakmış Ben ki - [Agnistambhasana - Kare Poz - Fire Log Pose](https://www.dusunuyorumdergisi.com/agnistambhasana-kare-poz-fire-log-pose/) - Sanskritçe’de, Agni ateş; Stambha heykel anlamına gelir. Yin tarzı yogada Square (Kare) poz olarak bilinir. Agnistambhasana pozunun içinde sorunsuz kalabilmek için battaniyenin üzerinde rahat bir bağdaş oturuşu, düz bir sırt (torso) ile poza başlıyoruz. Birkaç derin nefes alıp vererek bilincimizi duruşa hazırlıyoruz. Önce sol bacağımızı dizden kırarak kasıklardan uzağa yere yerleştiriyoruz, daha sonra sağ bacağımızı - [Geometri Sanatı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/geometri-sanati/) - Ezoterizm, yerin içine seyahat; geometri ise yerin ölçümlenmesidir. Ezoterizm bir seyahat iken; geometri, aklın içsel seyahatindeki kavramlarını konu eder. Geometrisiz bir ezoterik seyahat yapıldığını söylemek, seyahatin düzeninden habersiz olmaktır. Günümüzde birçok yazılı eserde, geometri, aritmetik ile beraber matematiğin bir bölümü olarak ele alınır. Bu durum kısmen doğru kabul edilse bile, geometrinin gerçek konumunu ve beraberce - [Aydınlanma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/aydinlanma/) - Karanlığa götüren yolu bırakıp “Işığa Götüren Yol”u takip eden bilge kişi, kendi evindeki yaşamı terkedip “Özgürlük Yaşamı”na girer. Tek başınalık içinde en üst sevince ulaşır. Sahip olma duygusundan, arzulardan, zihnini karartan her şeyden özgürleşir. Işığa götüren yolda zihnini iyi eğitmiş, bağlılıkların zincirinden kurtuluşta sevinç bulmuş, tutkuların karanlığından özgürleşmiş olan kişi, Işığın Yayılımında saf bir nur - [Ebru](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ebru/) - Ebru, birbiri içine geçmiş, ancak karışmamış, bakışla ayırt edilebilecek şekilde duran renk ve şekillere denir. Sanat olarak ebru, su üzerine serpiştirilen sıvı boyanın rastgele bezendiği şekillerin ve bu şekillere müdahale edilmesiyle meydana gelen figürlerin kâğıda aktarılarak sergilenmesidir. Ebru, “renklerin suyla dansının yarattığı bir ahenktir” aslında. Bir başka tanımlamaya göre ise “suyun gökkuşağına aşkına ebru denir”. - [Tasavvuf Edebiyatında Ceviz Simgesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tasavvuf-edebiyatinda-ceviz-simgesi/) - Bilindiği gibi dünya edebiyatında simgesel anlatım çok yaygındır. Bu, edebiyatın bir betimleme sanatı olmasıyla yakından ilgilidir. Felsefi kavramların açık seçik olmasına ve yalnızca insan usuna yönelik oluşturulmasına karşın, edebi metinler akıl ve duyguya aynı anda seslenebilmek için simgesel betimlemelere ağırlık vermiştir. Tasavvuf edebiyatının edebiyat yazımı içinde özgün bir yeri vardır; çünkü onun kullandığı simgeler yalnızca - [Iztırab Sahiplerine Ne Mutlu!](https://www.dusunuyorumdergisi.com/iztirab-sahiplerine-ne-mutlu/) - Duyulan, verilen, çekilen, artan ve azalan bir duygunun adı: ıztırab... Iztırab duyuyoruz, ıztırab çekiyoruz, bazen de başkalarına ıztırab veriyoruz... Öyle ki ıztırabımız bazen artıyor, bazen de azalıyor... Bu sözcük farklı şekillerde yazılabiliyor: ıztırab, ızdırab, ıztırap, ıstırap... Niçin? Bu, “lisan-ı dad” olarak da bilinen Arapça’daki ‘dad’ harfinin bir cilvesi... Bakınız biz bile Arapça’ya özgü bu sesi - [Savaşa Bulanmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/savasa-bulanmak/) - Dünyanın güneş ile olan konumuna ilgisiz olarak, uykuyla sonlanan bir günün ardından gelen her yeni gün, gözümüzü açtığımızda içine uyandığımız bir yepyeniliktir. İnsan, her sabah yepyeni bir güne uyanır. Önceki günün sorunları devam ediyor olsa da ben yeni günde yeniyimdir. Yine de hayatın yüklediği tüm sorumluluklar, verilmesi gereken hesaplar, uğrunda yaşanıldığı savunulan yüce yüce ilkeler - [Sayı 03: Ağustos 2010](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-03-agustos-2010/) - İÇİNDEKİLER:Savaşa Bulanmak Yazar: İzzet Erş Iztırab Sahiplerine Ne Mutlu! Yazar: Dücane Cündioğlu Tasavvuf Edebiyatında Ceviz Simgesi Yazar: Metin Bobaroğlu Ebru Yazar: Dilek Gürelli Aydınlanma Yazar: Cengiz Erengil Geometri Sanatı Yazar: Kutay Akın Agnistambhasana – Kare Poz – Fire Log Pose Yazar: Nilgün Çevik O’nun İsmi İle Yazar: İhsan Kanberoğlu Oksijen Cenneti Kazdağları’nda Huzur Dolu Bir - [Ada](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ada/) - Ayrılık vaktidir Aramıza ışık ve deniz girecek Kim hangi adaya aitse Oraya yolculuk Gözyaşlarını sararmış bir yelken silecek Oysa rüzgar cömert Bizse az için eğitilmişiz Ama bu yolculuk Ayrı olmak için Bizler ayrılık fenerleriyiz Bunun için seçilmişiz Bir yelken ipinin bahşettiği rüzgar Ne sana ne bana yetiyor Bir fırtınayla harap olmak içinse Çok şeyimiz eksik - [Ayın Konuğu: Tayfun Medeni](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-tayfun-medeni/) - DJ’lik, radyo programcılığı ve uluslararası pek çok şirketin Türkiye distribütörlüğünü üstlendiğiniz bir müzik şirketi sahibi (ZET Müzik) olmaya uzanan yolculuğunuzu bize nasıl anlatırsınız? 60’lı yılların başında yaklaşık 37 ekran televizyon boyutunda radyolar vardı; önleri seyrek dokunmuş ilginç bir kumaşla kapatılmış bu kutuların içine, oradan sesi gelen insanların ve onca müzisyenin nasıl sığdığına akıl sır erdiremediğim - [Upavistha Konasana - Oturarak Yapılan Geniş Açı - Wide Angle Seated Forward](https://www.dusunuyorumdergisi.com/upavistha-konasana-oturarak-yapilan-genis-aci-wide/) - Çok etkili; kalça, kasık, bacak arkası, bacak içi kaslarını açıp esneten bir duruştur. Yin tarzı yogada Dragonfly olarak bilinir. Bedene zarar vermemek için, poza girmeden önce özellikle üst bacakların içindeki kasları ısıtıp açmak gerekir. Yere bir battaniye serip, dizlerimizin üzerine oturup (Virasana) derin birkaç nefes alarak poza hazırlanıyoruz. Oturduğumuz yerden dizlerimizi yavaş yavaş birbirinden ayırıyoruz, - [Televizyon Ekranlarında Sohbet: AŞURE](https://www.dusunuyorumdergisi.com/televizyon-ekranlarinda-sohbet-asure/) - ‘Binlerce yıllık inanç ve kültür birikimine kucak açan Anadolu, dünyanın dört bir yanından coşkulu bir edayla akan nehirlerin buluştuğu bir ‘Vadi’, ya da devasa bir ‘Aşure Kazanı’dır. İçerisinde her biri ayrı bir değer ve lezzet taşıyan taneler, sentez olmadan, hiç biri diğerine öğütülmeden, Halil İbrahim Sofrasında yan yana bağdaş kurar gibi bir araya gelirler.’ - [Bilimde Yeni Paradigma Düşünüşü](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bilimde-yeni-paradigma-dusunusu/) - - Vay canına! Paradigma değişimi! Temel özellikleri Descartes, Newton ve Bacon tarafından formüle edildiği için, eski bilimsel paradigmaya Kartezyen, Newtoncu ve Baconcu diyebiliriz. Yeni paradigma için holistik (bütüncü), ekolojik veya sistemik denebilir. Ancak bu sıfatlardan hiçbiri onu bütün olarak tanımlayamaz. Bilimdeki Yeni-Paradigma düşünüşü aşağıdaki beş kriteri içerir. Bunlardan ilk ikisi bizim tabiata bakışımıza, diğer üçü - [Çiğnemek ya da Sindirememek... İşte Bütün Mesele Bu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/cignemek-ya-da-sindirememek-iste-butun-mesele-bu/) - Sağlıklı bir yaşam için bilgelerin öğüdü şu: “İçeceğinizi yiyin; yiyeceğinizi için.” Yani besinlerinizi sıvı hale gelinceye kadar çiğneyin; içeceklerinizi yavaş yudumlarla alın bedeninize. Neden mi? 1. Özellikle karbonhidratların sindirilmesi, yani salyamızdaki (alpha-amylase enzimi) enzimin karbonhidratları parçalayarak daha basit şekere dönüştürmeleri işlemi ağzımızda olur. Bunu yapamazsak, karbonhidratlardan gerekli şekeri alamayız, dolayısıyla dışarıdan daha fazla basit şeker - [Ferhâd ile Şirin](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ferhad-ile-sirin/) - Soru: Ferhâd sevgilisi Şirin için dağları delmiş. Dağı varlık olarak görürsek, bu dağı nasıl delmiştir? Buradan insanlığa nasıl bir mesaj veriliyor? Metin Bobaroğlu: Ferhâd ile Şirin öyküsü mitsel bir öyküdür; yâni arketipal, simgesel ve alegorik bir anlatım içerir. Tıpkı ‘Âdem ile Havva’, ‘Yusuf ile Züleyha’, ‘Kerem ile Aslı’, ‘Arzu ile Kamber’, ‘Leylâ ile Mecnûn’ gibi. - [Plotinus (MS. 203-270)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/plotinus-ms-203-270/) - “İnsanın en son amacı her şeyin üstünde olan Tanrıyla mistik bir birleşme olmalıdır. İnsan bu yüce erdeme ancak esrime yoluyla erişebilir.” Bu çalışmadaki amaç, öğretisinde kendisini insanlığın içsel (batıni) hakikatine adayan ve insan hayatının amacının esrime (extase) sayesinde Tanrı ile birleşmek olduğuna inanan Plotinus’un felsefesini ve düşüncesini (tinini) paylaşmaktır. M.Ö. 6. ve 7. asırda Antik - [Sohbet ve İlahi Söylem](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sohbet-ve-ilahi-soylem/) - Bir metni tarihsel herhangi bir metin olmaktan ayırıp onu kutsal kılan nedir? Klasik bir tarih metni kendisine zemin olarak zamanı alır. İnsanın zaman içindeki ve giderek tarih içindeki rolünü yorumlar. Oysa kutsal metinlerin savı, tam da bunların aksine, kendi kutsallıklarını tarihe (zamana) aşkınlıkta, insanın ebedi tinselliğinde (ya da tinselliğin ebediliğinde) sergilediği yönündedir. Bir metni kutsal - [Sayı 04: Eylül 2010](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-04-eylul-2010/) - İÇİNDEKİLER:Sohbet ve İlahi Söylem Yazar: İzzet Erş Plotinus (MS. 203-270) Yazar: Turgut Özgüney Ferhâd ile Şirin Metin Bobaroğlu ile söyleşi Çiğnemek ya da Sindirememek… İşte Bütün Mesele Bu Yazar: Ümit Gürel Bilimde Yeni Paradigma Düşünüşü Yazar: Fritjof Capra Televizyon Ekranlarında Sohbet: AŞURE Yazar: Ayşe Acar Upavistha Konasana – Oturarak Yapılan Geniş Açı – Wide Angle Seated - [Kendi Kendine Bir Papağan](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kendi-kendine-bir-papagan/) - Papağanın biri kedi gibi ses çıkarmayı öğrenmişti. Zaman zaman çok başarılı miyavlıyordu. Ancak bunu yapınca, taklidin başarısının büyüleyici etkisiyle, sesi çıkartanın kendi olduğunu unutuyor ve korkuya kapılıyordu. Kafesin en üst ve güvenli köşesine kaçıyordu. Sakinleşebilmesi ancak belli bir sürenin geçmesi ve gerçekte tehdit eden bir tehlikenin var olmadığını görmesiyle olabiliyordu. Ancak yaşadığını unutmuyor, kimi zaman - [Ayın Konuğu: Sevil Görür](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-sevil-gorur/) - Bültenimizin bu sayısında ayın konuğu Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi Öğretim Üyesi ve Anadolu Aydınlanma Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Sevil Görür Biliyoruz ki, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi’nde temel sanat eğitimi dersleri ile gençlere hizmet veren bir akademisyensiniz. Sanatla olan ilişkinizi, buraya kadarki yolculuğunuzu bize nasıl anlatmak istersiniz? Orta öğretimde resime olan ilgim hocalarım tarafından - [Tevfik Gelenbe Anısına](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tevfik-gelenbe-anisina/) - Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden ve Vakfımızın kurucu üyelerinden Tevfik Ağabeyimizi vefatının 6. yılında sevgiyle anıyoruz. Kendisi ile ilgili olarak kızı ve sevgili dostumuz Aslıhan Gelenbe Sekendiz’den kısaca babasını anlatmasını istedik... Tevfik Gelenbe, Tefo, Arap Bacı, Tevfik Ağabey, baba...Hangisini anlatsam? Sanırım en doğrusu babamı anlatmak olacak. Babam... Biraz farklı... Belki de her baba gibi... Duygularını kolayca - [Halasana Saban Duruşu Plow Pose](https://www.dusunuyorumdergisi.com/halasana-saban-durusu-plow-pose/) - Bütün omurgayı derinden esnetip rahatlatır. Genellikle yoga çalışmalarının bitirme pozu olarak uygulanır. Yin Yoga’da Snail (Salyangoz) poz olarak geçer. Boynunda problem olan kişiler, yüksek tansiyon hastaları, regl dönemindeki kadınlar, hamileler ya da hamile kalmayı planlayan kişilerce uygulanmamalıdır. Bütün yoga çalışmalarının yemeklerden en az bir iki saat önce ya da sonra, boş mide ile ve mümkünse - [Baudrillard'ın Simülasyon Kuramı'nın Karmaşıklık Eleştirisi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/baudrillardin-simulasyon-kuraminin-karmasiklik-ele/) - Düzensiz Duyarlı İnsani Davranışlar (Kaotik Farkındalık) Simülasyon Kuramı Işığında BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ* I. GİRİŞ İnsanoğlu internet, yazılı ve sözlü medya, sinema, moda ve eğlence, cep telefonları gibi iletişim teknolojileri ile gittikçe daha da karmaşıklaşan bir dünyada yaşamaktadır. İletişim, ulaşım, organizasyonlar, sivil toplum örgütlenmeleri gibi etkileşmelerle böylesine karmaşıklaşan dünyada insan davranışlarındaki duyarlılık ve düzensizlik gittikçe artmaktadır. - [Mitler](https://www.dusunuyorumdergisi.com/mitler/) - Antik Yunan’da Ksenophanes’in (İ.Ö. 565 - 470) Homeros ve Hesiodos’un tanrısal mitos anlatımlarını eleştirmesi ve yadsıması sonucunda, mitler din ve metafizikten arındırılmış ve bağımsız bir mitos öğretisi ortaya çıkmıştır. Ancak yaşamdan yansıtılarak oluşturulmuş mitoslar, bu kez yaşamdan kopuk ansal kurgular biçimini almıştır. Günümüzde psikolojide ortaya çıkan gelişmeler, insan davranışlarının arkasında simgesel (arketipal) bir altyapının etkin - [Prometheus…](https://www.dusunuyorumdergisi.com/prometheus/) - rivayet edilir ki insan kılığında bir cesaret bilinmez hala nedeni elinde bir demet ıtır çiçeği uzanır olympia’nın vazosuna taşar kokular bir beşik gibi sallanır koca dağ tanrılar gafletin uykusuna dalar ay çocuklarını toplar sokaktan perdeleri kapar kâh ufkun üstünde kâh önünde gözlerin dans edip durmaktadır bir kıvılcım zaman mekâna denk düştüğünde ateş olur bir mağaranın - [Tefekkür...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tefekkur/) - Tefekkür, derin düşünme. Nesnelerin algısından soyutlanıp bilincin kendini kendisine nesne yapabilme edimi. Kendinin ben olarak farkındalığına erişip varlığın birlik ve bütünlüğü ile bağ kurmak. Bu bağ ile a posteriori olmayan, ama a priori yani varlıksal epistemolojiye dayanan bilgiye ulaşmak. Öğretilmemiş, öğrenilmemiş, ama yaşanmış, yani nefiste deneyimlenmiş özsel bilginin eylemi... Tefekkür nasıl gerçekleşir? Öncelikle nesnenin bilinç - [Sayı 05: Ekim 2010](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-05-ekim-2010/) - İÇİNDEKİLER:Tefekkür… Yazar: İzzet Erş Prometheus Yazar: Sedat Sarıbudak Mitler Yazar: Metin Bobaroğlu Baudrillard’ın Simülasyon Kuramı’nın Karmaşıklık Eleştirisi Yazar: Gediz Akdeniz Halasana Saban Duruşu Plow Pose Yazar: Nilgün Çevik Tevfik Gelenbe Anısına Yazar: Aslıhan Gelenbe Sekendiz Ayın Konuğu: Sevil Görür Yazar: Deniz Tipigil Kendi Kendine Bir Papağan Yazar: Oğuz Atabek Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası - [Atatürk'ün Ardından...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ataturkun-ardindan/) - “Bir ulusun hayatında bu kadar az sürede bu denli kökten değişiklik pek seyrek gerçekleşir... Bu olağanüstü işleri yapanlar, hiç kuşkusuz kelimenin tam anlamıyla büyük adam niteliğine hak kazanmışlardır. Ve bundan dolayı Türkiye övünebilir.” (Eleftherios Venizelos, Yunanistan Başbakanı, 1933) “Bir insana ölümünden sonra bu derece sevgi ve yas gösterileri yapılması, milletler tarihinde az görülen şeylerdendir.” (Athinaika, - [Atatürk ve Geometri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ataturk-ve-geometri/) - Cumhuriyetin ilk yıllarında bilimin önemli bir alanı olan geometri, eski terimle Hendese, Arapça ve Farsça okul programlarından kaldırılmış olmasına rağmen, Arapça kök ve eklerle yapılmış bilim ve teknoloji terimleri geçerliliklerini korumuş, “zâviyatân-ı mütekabiletân-ı dâhiletân” (İçters Açılar) gibi tanımlamalar tekerleme olarak kalmıştı. Örneğin, “Müselles-i mütesâviyül adlâ” tanımlamasını çözümlemeli olarak Cumhuriyetin ilk yıllarında kim anlayabilirdi? Anlayış yolunun - [Kemâl...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kemal/) - On sekiz bin âlemin mir’âtı sensin yâ Kemâl, Bu deryâya nazargâh, musaffâsın yâ Kemâl. Ehl-i irfansın, cihan keyfiyyetin tahkîk edip, Âlem-i nâsut içinde, dürrüyektâsın yâ Kemâl. Ehl-i keyfin zulmünü reffeyledin bizden cüdâ, Lütf-u Haksın, pür tecellî Hak Cemâlsin yâ Kemâl. Her kimin gönlünde yoktur Hak sevgisi, olmaz felâh, Kalbi âmâdır anın, sen merd-i Şahsın yâ - [İki Satırlık Bir Telgrafın Yarattığı Bilim Adamı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/iki-satirlik-bir-telgrafin-yarattigi-bilim-adami/) - İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci olduğum sıralar, okul duvarında bir ilan gördüm: “Avrupa’ya talebe yollanacaktır.” “Allah, Allah!” dedim. Ülke yıkık dökük, her yer virane, Lozan yeni imzalanmış, bu durumda Avrupa’ya talebe... Lüks gibi gelen bir şey... Ama bir şansımı denemek istedim. 150 kişi içinden 11 kişi seçilmişiz. Atatürk, benim ismimin yanına “Berlin Üniversitesi’ne gitsin” diye yazmış. Vakit - [Hangi Nesil?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hangi-nesil/) - “Hürriyet”, “keyfiyet”in karşıtı olarak ilkeli olmayı zorunlu kılar. İlkeli olma zorunluluğu insanın kendini sınırlaması ve iradesini kullanmasını gerektirir. “İrfaniyet” kendiliğin bilgisidir. İnsanın kendisini “karakter” olarak konu edinmesi karşısındaki tüm düşünme ve anlama sürecidir. Bu süreçte irfaniyete bir yönelme olarak “fikir” ve sezgi olarak “vicdan” eşlik eder. Bunların da ilkeli olmaları irfaniyet için zorunludur. “İslam tasavvuf - [Salamba Sirsasana Destekle Baş Üzeri Duruş Supported Head Stand](https://www.dusunuyorumdergisi.com/salamba-sirsasana-destekle-bas-uzeri-durus-support/) - Yoga pozlarının “Kralı” olarak bilinen ve bütün bedeni etkileyen çok güçlü pozlardan bir tanesidir. Sirsasana pozu için öncelikle bulunduğumuz ortamı hazır hale getirmemiz bilincimizi de hazırlamamıza yardımcı olur. Poza açıkhavada ya da havalandırılmış temiz bir odada, yere yoga matımızı ya da battaniyemizi sererek başlıyoruz. Poza girerken dizlerimizin üzerinde oturuyoruz, derin bir nefes alıp yavaşça öne - [Bir Tohumu Yetiştirmek](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-tohumu-yetistirmek/) - Günümüzde, Toprak Ana’ya ve yarattıklarına emek vererek geçinebilme lüksüne sahip kırsallar dışında kalan milyarlar, ilk ve orta çağları aratan yaşam standartlarıyla hızla telef oldukları yapayalnız bir savaş veriyor. Milyonluk nüfuslarıyla şehirlerin sözde şanslı azınlıkları, ellerindeki uzaktan kumandalarla susturamadıkları vicdanlarının sesini, pimi her an çekilmeye hazır bir korkuya eşlik eden oyalanmalarla susturmaya çalışıyor. Aynı şehirlerin şanssız - [Sanat Tini ve Sufi Yolu...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sanat-tini-ve-sufi-yolu/) - Sanat mimes ile başlar, kallos’u amaç edinir ve katarsis ile son bulur. Bu en genel tanım yalın anlamıyla yüzyıllardır sanatın sınırlarını belirler. Taklitle soyutlanma yaşayan Tin, arı evrensellikle belirlenir (taklit insanı türünün eşsiz özelliği ile tanıştırır) ve ‘ben’, bu olumsuz belirlenimde özüyle buluşur. Bu yazımda nesnesi gerçeklik olan sanatın kavramsal duruşunu bir başka disiplin ile - [Atatürk'ün Toprak Reformu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ataturkun-toprak-reformu/) - İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, 20 Eylül 2010’da Birleşmiş Milletler’de yaptığı konuşmasında bilimsel tarımın önemini ve dünyanın geleceği üstündeki etkisini vurguladı: “Savaşların çoğu toprak için yapılır. Günümüzde bilim ve yaratıcılık bir refah kaynağı olan toprağın yerini aldılar. Toprakları fethedebilirsiniz. Bilimi değil. Bilim sınırsız ve küreseldir... Gıda olmadan barış olmaz. Devlet adamları politik göçlerini barış için seferber - [Atatürk'ün Hususiyetleri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ataturkun-hususiyetleri/) - İlk hatırladığım 10 Kasım Atatürk’ü anma töreni, yanılmıyorsam 1982 yılında Selanik’te Atatürk’ün evindeydi. Çok küçüktüm ve sadece izlemiştim. Yatak odasına girip Ata’nın eşyalarına öylece bakakaldığımı hatırlıyorum. 28 sene sonra Atatürk’ü daha çok tanıyarak ve anlayarak, yakınlarından birinin anılarını paylaşarak hürmetle anıyorum. Atatürk onu cephede hizmeti bittikten sonra yakınları arasına aldı. Son dakikaya kadar Atatürk’ün yanından - [Bir Kahraman Miti, Bir Kahramanın Miti...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-kahraman-miti-bir-kahramanin-miti/) - Mitler en yalın ve net ifadesiyle arketipal öykülerdir. Arketip demek insanın beşeri teferruatına değil, ama özüne ait olan demektir. Arketip demek insanın bir insan olarak şuurunun olmazsa olmaz adımları demektir. Arketip demek mekanı meçhul, mahali gönül olanın sarayına giden yol demektir. Pek tabii ki bu saray, onu kral kabul eden mümin için saraydır. Binaenaleyh, o - [Sayı 06: Kasım 2010](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-06-kasim-2010/) - İÇİNDEKİLER:Bir Kahraman Miti, Bir Kahramanın Miti… Yazar: İzzet Erş Atatürk’ün Hususiyetleri Yazar: Deniz Demirdöven Atatürk’ün Toprak Reformu Yazar: Selin Erş Sanat Tini ve Sufi Yolu… Yazar: Kaan Demirdöven Bir Tohumu Yetiştirmek Yazar: Deniz Tipigil Salamba Sirsasana Destekle Baş Üzeri Duruş Supported Head Stand Yazar: Nilgün Çevik Hangi Nesil? Yazar: Ekrem Genç İki Satırlık Bir Telgrafın - [Yeni Sevdalar Doğurur Hüzün](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yeni-sevdalar-dogurur-huzun/) - korkunun el yazısıydı şiirim şarkı olurdu çocuk sesimde canalıcının giysisiydi baykuş ve dua yerineydi şarkılar duymadınız geceler boyu büyüttüğüm hüzün gül oldu gün boyunca büyüdünüz düşlerim gölgelendi acının resmine açıldı pencerem renkler sevişiyordu kim ne söyledi mağarasına giysi değiştirdi baykuş nöbetçisini tutukladılar korkunun neredeydiniz yangın söndürücülerin geç kaldığı sokaklarda konakladım ahşap sevdalar doğurdu kör yanım - [Caz Senfonisi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/caz-senfonisi/) - Bitmek, tükenmek, durmak bilmeyen bir caz senfonisi hayat... Her an bir soliste gebe ve çözülemez bir sıra ile alıyor yerini her biri, orkestranın önünde. Bir serçe sitem ediyor arkadaşına, derken bir karga başlıyor konuşmaya. Bir arabanın motoru telaşı anlatıyor, sonra da kornasıyla kendini onaylıyor. Tam o sırada bir uçak geçiyor. Yerçekimini yenmenin gururu içindeki - [Ayın Konuğu: Mustafa Alagöz](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-mustafa-alagoz/) - Bültenimizin bu sayısında ayın konuğu Anadolu Aydınlanma Vakfı’nın internet sitesindeki ve Ayorum’daki yazılarından tanıdığımız Mustafa Alagöz. Sizi “İdeolojik Aklın Serüveni” adlı kitabınızdan, Anadolu Aydınlanma Vakfı’nın internet sitesindeki ve Ayorum’daki yazılarınızdan tanıyoruz.. Düşüncelerinizi, fikirlerinizi yazarak ifade etme yolculuğunuzu bize nasıl anlatmak istersiniz? Lise yıllarından beri okumayı çok severim. O yıllarda politik ortam çok canlıydı. Üniversitede okumak - [Selamımız Var Bir Güzele...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/selamimiz-var-bir-guzele/) - Vefatının birinci yılında kimi zaman hiç aramızdan ayrılmamış gibi hissettiğimiz, kimi zaman da uzun yılların hasretiyle aradığımız Osman Amcamızı sevgili dostu Aydın Arif’in kendisi hakkında kaleme aldığı bir yazı ile anmak istedik... Osman Amca, bana amcam mesafesinde, tanımaktan çok mutlu olduğum, hayat hamurumu şekillendiren önemli insanlardan biriydi. Elimden gelen yazmak; onu kendimce yorumladığım bir romanımda - [Navasana, Boat Pose Kayık Pozu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/navasana-boat-pose-kayik-pozu/) - Bütün bedeni bir arada tutan gövdemiz denge merkezimizi oluşturur. Yaşamsal organların çoğunun bulunduğu karın bölgesi, Uzak Doğu görüşlerinde ikinci beyin olarak nitelendirilir. Duygularımızın çoğunu karnımızda algılarız. Korktuğumuzda, sevindiğimizde, üzüldüğümüzde, bağırsakların çalıştığını, midemize kramplar girdiğini, karnımızın ağrıdığını düşünce gücü olmadan hissederiz. Beyni kafatası, kalbi kaburga kemikleri dışarıdan gelecek darbelere karşı korurken, karın bölgesinde hayati önem taşıyan - ['Sevdiğim...' Âşık Yusuf Kemter Dede…](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sevdigim-asik-yusuf-kemter-dede/) - İnsan var olduğu o günden bu yana kendini anlamak, anlamlı kılmak için kim bilir ne çok serüven yaşadı… Her bir bireyde yeniden yazılan ve bir diğerine benzemeyen serüven... serüvenler… Belki savaşlar çıkardı kendini anlamak için, yasalar yazdı, sayısız oyunlar keşfetti… Belki sorular sordu… Bazen vazgeçti sormaktan… Belki sustu… Susarak konuşmayı bazen resimle, bazen müzikle ve - [Fıtrat Dini](https://www.dusunuyorumdergisi.com/fitrat-dini/) - Mitsel metinlere dışsal kaldığımızda onların birileri tarafından yaşanmış kahramanlık öyküleri olduklarını anlarız. Bu öykülerde kahramanın karşısında mücadele ettiği, nüfuz hatta iktidar sahibi bir başkası vardır. Örneğin, Musa’nın karşısında Fir’avn, İbrahim’in karşısında babası ve Nemrut, Muhammed’in karşısında Ebu Cehil, Ali’nin karşısında Muaviye vardır. Buradaki mücadele önemlidir. Bu mücadele, yani kahraman olacak kişinin karşıtıyla cedel halinde olması, - [Kadim Bilgelik ve Modernizm](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kadim-bilgelik-ve-modernizm/) - Modernizm – projesi gereği – insanı tarihinden; gelenek, görenek ve törel değerlerinden kopardı. Sanayileşme “büyük aile”yi parçaladı; anne baba ve çocuktan oluşan çekirdek aile ortaya çıktı. Bu ise geçmişle gelecek arasındaki köprüyü yıktı; süreklilik kırıldı (dekadans). Dede torun bağı koptu. Ekin (kültür) aslında dede torun ilişkisinde sürekliliğini korur. “Dedesi koruk yer, torunun dişi kamaşır.” Modernizm, - [Terimsiz ve Yöntemsiz Düşünme](https://www.dusunuyorumdergisi.com/terimsiz-ve-yontemsiz-dusunme/) - Platon, Phaidros diyaloğunda, yazının Mısır tanrısı Thoth tarafından icat edilip Firavun’a sunulduğunda, Firavun’un pek çok açıdan bu yeni keşfe şiddetle itiraz ettiğini, en önemlisi de bilginin ehil olmayan kişilerin eline düşeceğinden korktuğunu dramatik bir biçimde anlatır ve ekler: Düşünce bir defa yazıldı mı artık sağda solda dolaşır; anlayanın anlamayanın eline düşer; kime bir şey söylemeli - [Bilgi ve Emek](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bilgi-ve-emek/) - Bilgi düşüncenin gıdasıdır, anlayış düşüncenin bahçesi, düşünce ise bu bahçenin çiçekleri. Hz. Mevlana’nın şu sözü zamana aşkın bir hakikatin ifadesi: “Ey insan! Sen bir düşünce varlığısın; gerisi et ile kemik.” Yaşamımıza birebir etki eden şeyler doğal olarak bizi daha çok uyarır ve dikkatimizi kendine çeker. Acıkırsınız, bunu hemen duyumsarsınız ve onu giderecek çareler ararsınız. Evsiz - [Yüreğe Yazmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yurege-yazmak/) - Tarih bilinci öznenin kendi üzerine dönmesi ile başlar. Bu dönüş başlangıçta her ne kadar öznelmiş gibi görünse de bu nevi bir etkinlik içindeki özne, toplumun özeğinde, onun dinamizmini taşır. Tarih bilinci, bilinçli bir etkinlik olduğundan, şüphesiz toplumun her ferdinde tam ve kâmil olarak bulunması beklenemez. Nitekim insan dünyaya bilinçsiz olarak gelir. Ondaki yegâne varsıllık, içine - [Sayı 07: Aralık 2010](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-07-aralik-2010/) - İÇİNDEKİLER:Yüreğe Yazmak Yazar: İzzet Erş Bilgi ve Emek Yazar: Mustafa Alagöz Terimsiz ve Yöntemsiz Düşünme Yazar: İhsan Fazlıoğlu Kadim Bilgelik ve Modernizm Yazar: Metin Bobaroğlu Fıtrat Dini Yazar: Ekrem Genç ‘Sevdiğim…’ Âşık Yusuf Kemter Dede… Yazar: Ayşe Acar Navasana, Boat Pose Kayık Pozu Yazar: Nilgün Çevik Selamımız Var Bir Güzele… Yazar: Aydın Arif Ayın Konuğu: - [Kemalettin Apak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kemalettin-apak/) - Bir şeb-i nûrânûr ki mahitabın sekriyle bedmestim bu gece, Hâlık-û hallâk ile vuslattayım, hem bezm-i ellestim bu gece… Dilde aşk, elde sâgar, her cür’ada Lebbaleb hayal-i cânanla, Âşık-u ma’şûkun bu ilahi vahdetinde sermestim bu gece… Bu nasıl cûş-u hurûş, bu ne cümbüş, bu ne nûr, bu nasıl kaynaşma? Cânan da can da aynı kadehteler, mehtab - [Her Vârın Anası Yokluk Değil Mi?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/her-varin-anasi-yokluk-degil-mi/) - Ölüm ölüm denen yoklukmuş meğer, Secde eden başlar yokluğa değer, Bütün varlık ordan gelirmiş meğer, Her vârın anası yokluk değil mi?.. İbret ile bakın bütün âleme, Bu yokluktan gayri başka hâl deme, Bütün bu varlıklar gidiyor kime? Her vârın anası yokluk değil mi?.. Güneş yoktan doğar, yokluğa batar, Mekânı yokluktur, yokluğa yatar, Bütün her varlığı - [Ayın Konuğu: Haluk Berkmen](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-haluk-berkmen/) - Bültenimizin bu sayısında ayın konuğu özellikle Kuantum Fiziği konusundaki derin bilgisi ve Kuantum Bilgeliği ve Tasavvuf adlı eseriyle tanıdığımız hocamız Doç. Dr. Haluk Berkmen Değerli hocam, sizi gerek internet üzerindeki bloglarda yayınladığınız makale ve yazılarınızdan, gerek 2009 yılında Sistem Yayınları’ndan çıkan Kuantum Bilgeliği ve Tasavvuf adlı kitabınızdan tanıyoruz; yirmi yıldan uzun süre, Viyana’daki Uluslararası Atom - [Ardha Adho Mukha Svanasana (Anahatasana) - Eriyen Kalp - Melting Heart](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ardha-adho-mukha-svanasana-anahatasana-eriyen-kalp/) - Dolaşım sisteminin motor görevini gören kalbimizin sağlığına her yaşta dikkat etmek gerekir. Kalbin sağlığını korumak için, tansiyon ve kolesterol yüksekliğini önlemek, stres, sigara ve alkollü içkilerden uzak durmak, sağlıklı beslenmek, kilo almamak ve spor yapmak gerekir. Fiziksel egzersiz damarların esnekliğini arttırmaya ve korumaya yardımcı olur. Ancak egzersize başlamadan önce yüksek tansiyonu olanların doktora danışmaları önerilir. - [Kara Enerji](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kara-enerji/) - “Kara enerji” nedir? Aslında en basit cevap, bilmiyor olduğumuz. Öyle görünüyor ki o, evrenin işleyişine ilişkin anlayışlarımızın çoğu ile çelişiyor. Hepimiz biliyoruz ki, ışık dalgaları, başka bir deyişle radyasyon (ışınım), enerji taşır. Sıcak bir yaz gününde dışarıya adım atar atmaz o enerjiyi hissedersiniz. Einstein’ın meşhur denklemi, E=mcô, bize madde ile enerjinin birbirine dönüştürülebilir olduğunu, aslında - [Günlük Yaşamda Mitoloji](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gunluk-yasamda-mitoloji/) - Vakfımız, 30 Kasım 2010 Salı günü “Mitolojinin Bugünkü Yaşantımıza Yansımaları” başlıklı konuşmasıyla Tıbbi Biyoloji Profesörü Tuncay Altuğ’u ağırladı. Tuncay Altuğ yaptığı sunumla mitolojik tanrıların isimlerinin ve öykülerinin tıp, astronomi, kimya, coğrafya ve diğer birçok bilim ve sanat alanında nasıl yer ettiklerini anlattı. Konuşma metninin ana hatlarını bültenimizin bu sayısında sizler için derledik... Yüzyıllardır dünya milletlerinin - [Peritroptikos](https://www.dusunuyorumdergisi.com/peritroptikos/) - Bir tek filozof kesin şeylerin kendilerini kopya eder; zirâ o şeylerin kendisini gözleyendir, onların kopyalarını değil. Güzel olmayan bir şeyin kopyası da güzel olamaz ve doğası gereği tanrısal ya da ebedi olmayan şeyin kopyası da ölümsüz ya da ebedi olamaz. Bütün zanaatkârlardan bir tek filozof öyle yaratılmıştır ki, sadece onun yasaları süreklidir ve sadece onun - [Buda ve Tasavvufun Nihayeti...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/buda-ve-tasavvufun-nihayeti/) - Tasavvuf, nihayetinde altın bir Buda’ya dönüşmektir... Mâbed mahiyetindeki tüm yapılarda olduğu gibi, Budist mâbetleri de belirli bir remz ve simge zemini üzerinde inşâ olunmuştur. Ve Budist mâbetlerinin tümü, merkezinde mutlaka altın bir Buda’yı tasvir eder. Neden altındandır Buda? Buna cevaben altının mikrop tutmadığı elbette söylenebilir. Zirâ kâmil şuurdur Buda. Onda kuruntular, vesveseler yer etmez. Aklın - [Yeni Yıl ya da Yine Yıl...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yeni-yil-ya-da-yine-yil/) - Hesaplamalar için ister güneşin, isterse ayın hareketleri esas alınsın; başlangıç noktası ister Hz. İsa’nın doğum günü, ister Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göçü, ister efsaneler, isterse dünyanın ve insanın yaratılışı olarak düşünülsün; “yıl döngüsü” tüm kültürlerin, tüm geleneklerin ve dinlerin hemfikir olduğu ve bir anlamda tabiatın yansımasında insanın kendini gözlemlediği âdeta bir ortak karar. Yeni bir - [Sayı 08: Ocak 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-08-ocak-2011/) - İÇİNDEKİLER:Yeni Yıl ya da Yine Yıl… Yazar: Arzu Cengil Buda ve Tasavvufun Nihayeti… Yazar: İzzet Erş Peritroptikos Yazar: Turgut Özgüney Günlük Yaşamda Mitoloji Yazar: Tuncay Altuğ Kara Enerji Yazar: Deniz Tipigil Ardha Adho Mukha Svanasana (Anahatasana) – Eriyen Kalp – Melting Heart Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Haluk Berkmen Yazar: Deniz Tipigil Her Vârın Anası - [Maske](https://www.dusunuyorumdergisi.com/maske/) - rivayet edilir ki zamanların ardında tanrıların katında bir balo tertiplenmiş evrenin tüm tanrıları davetliymiş geceye her birine birer maske verilmiş bittiğinde gece teslim edilmek üzere sayım tanrısı: “bir maske eksik!” demiş güneşlere, aylara, yıldızlara bakmışlar aramışlar evrenin dört bir yanını didik didik sonunda dünyada bulmuşlar izini dağı-taşı, bitkiyi-hayvanı yoklamışlar bir bir sıra insana gelmiş ne - [Lâm ile Elif'in Aşkı*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/lam-ile-elifin-aski/) - • Bil ki Lâm ve Elif birlikte yanyana durdukları zaman, dost olurlar ve her biri diğerine bir eğilim duyar. Bu eğilim hem bir tutkudur (heva), hem de bir ilgidir (garaz). Demek ki eğilim ancak bir aşk hareketinden doğmaktadır... Lâm bu babda Elif’ten daha güçlüdür, çünkü o Elif’ten daha çok âşıktır. Onun himmeti daha mükemmel bir - [Ayın Konuğu: Oğuz Atabek](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-oguz-atabek/) - 20 yılı aşkın bir süredir bir sigorta acentesi olarak hizmet vermenin yanı sıra, Anadolu Aydınlanma Vakfı da dâhil olmak üzere farklı sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarına yıllardır aktif olarak katıldığınızı biliyoruz. Kurumunuzun internet sitesindeki bir yazınızda, ‘sigortacılık sektörünün en temel kavramının güven olduğunu’ ifade ediyorsunuz. Bunca yıldır hizmet verdiğiniz bu mesleği seçmenizdeki temel nedeni bu cümle - [Sevgili Burhan Oğuz Hocamızı Vefatının Yıl Dönümünde Rahmetle Anıyoruz...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sevgili-burhan-oguz-hocamizi-vefatinin-yil-donumun/) - Birkaç cümle ile de olsa kendisini vefatının bu yıl dönümünde bir kez daha anmak istedik... Vakıfla ilgili bağlantılar ve yeni çıkarılacak eserleri ile ilgili olarak sık sık kendisiyle görüşme fırsatım olurdu. Bu buluşmalarda kendine özgü ikramları ve misafirperverliğiyle bende eşsiz anılar bıraktı. Şüphesiz bu anılar, en çok yaşayanlar ve kendisini tanıma fırsatını yakalamış kişiler için - [Mitolojik Sevgililer](https://www.dusunuyorumdergisi.com/mitolojik-sevgililer/) - …“Sevgi çok sabreder, lütufla muamele eder, sevgi haset etmez, sevgi övünmez, kibirlenmez, çirkin muamele etmez, kendi faydasını aramaz, hiddetlenmez, kötülük saymaz; haksızlığa sevinmez, fakat hakikat ile beraber sevinir; her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi ümit eder, her şeye sabreder.” …“Şimdi ise iman, ümit, sevgi, bu üçü kalıyor ve bunların en büyüğü sevgidir.” (Pavlus’un - [Bhujangasana Cobra Pose Kobra Pozu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bhujangasana-cobra-pose-kobra-pozu/) - Kobra pozu, omurgayı, özellikle alt omurların bulunduğu bel bölgesini güçlendiren, disk kaymaları veya bel sorunları yaşayan hastalar için doktorların da önerdiği bir pozdur. Yin yogada Seal (fok balığı) poz olarak adlandırılır. Pozu yaparken rahat olabileceğimiz yoga matını ya da battaniyeyi yere seriyoruz ve üzerine yüzüstü uzanıyoruz. Kollarımız bedenin iki yanında, çene yerde, gözler kapalı, birkaç - [Postmodern Bakış](https://www.dusunuyorumdergisi.com/postmodern-bakis/) - Avrupa’da 17. yüzyılda gelişen Aydınlanma dönemi düşünürleri, aklın ve mantığın esas -hatta tek- ölçüt olması gerektiği görüşünü savunmuşlardır. Akıl ve mantığı her türlü bilginin şekillendiricisi olarak kabul etmek felsefi bir bakıştan çok, bir ideoloji olmaktadır. Zira ideoloji, kısıtlayıcı, doktrine dayalı, tek yönlü bir bakış açısıdır. 17. yüzyıla kadar din ideolojisi her türlü dünyevi ve uhrevi - [Joseph Campbell'a Göre Monomitlerin Yapısı*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/joseph-campbella-gore-monomitlerin-yapisi/) - “Rüyalarımız kişisel mitlerimizdir, mitlerimiz kolektif rüyalarımızdır. Artık hepimize yol gösteren ortak mitlerimiz yok, ama her gece uykunun o gizemli dünyasına çekildiğimizde, kendi mitlerimizle baş başa kalırız.” (J. Campbell) Gerek Joseph Campbell ve gerekse Carl Gustav Jung mitlerle rüyalar arasındaki o çarpıcı benzerlikleri, bilimin ışığında ve eşsiz bir sezginin rehberliğinde gösterdiler. İnsanoğlu, yüzyıllardan damıtılmış bu bilgelik - [Hint İrfanı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hint-irfani/) - Dünyada çeşitli kültürler, dolayısıyla da çeşitli inanç, düşünce ve felsefeler vardır. Bu kültürlerin en eskilerinden biri de Hint Kültürü’dür. Çeşitli ırkların kaynaştığı ve birbirlerinin içinde eridiği Hindistan, genellikle ‘Dinsel Felsefe’nin beşiği sayılır. Hindistan’da en basit inançlar bile bir felsefe değeri taşır. Hint’e ait felsefenin ayırt edici özelliği bireysel oluşudur. Bu felsefenin dış görünüşü altındaki öz, - [Hızır'ı Görmek](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hiziri-gormek/) - Bildik bir öykü... Vakti zamanında adamın biri Hızır’ı görmeyi çok istermiş. Belki şu fani hayatında bir defa olsun görmek nasip olur diye yollara düşmüş, her gördüğüne Hızır’ı sorar olmuş. Arayıp sorarken bir zâta rast gelmiş. Kendisine ne aradığını soran zâta Hızır’ı aradığını söyleyince, bu sefer zât adama sormuş: “Ararsın da, görsen tanır mısın?” “Yok,” demiş, - [Sayı 09: Şubat 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-09-subat-2011/) - İÇİNDEKİLER:Hızır’ı Görmek Yazar: İzzet Erş Hint İrfanı Yazar: Metin Bobaroğlu Joseph Campbell’a Göre Monomitlerin Yapısı* Yazar: Dilek Yarcan Postmodern Bakış Yazar: Haluk Berkmen Bhujangasana Cobra Pose Kobra Pozu Yazar: Nilgün Çevik Mitolojik Sevgililer Yazar: Ayşe Doğu Sevgili Burhan Oğuz Hocamızı Vefatının Yıl Dönümünde Rahmetle Anıyoruz… Yazar: İzzet Erş Ayın Konuğu: Oğuz Atabek Yazar: Deniz Tipigil - [Erenler Sofrası](https://www.dusunuyorumdergisi.com/erenler-sofrasi/) - Erenler sofrası gül-ü gülşendir Ganidir çorbası, yiyen ruşendir Nurdur her lokması, feyz-i keremdir Canlar nasibini “Hû”dan alırlar Nimet deryasına himmet salarlar Erenler elinden bir lokma alan Rahmet denizinden rızkını bulan Boş iken derunu nur ile dolan Doymaz içi dolsa yine âşıklar Rıza lokmasını yiyen sadıklar Fânîyâ sofradan kalkmaz mı oldun Dost elinden yedin, doymaz mı - [Osho Diyor ki:](https://www.dusunuyorumdergisi.com/osho-diyor-ki/) - Hayatın kendi başına bir anlamı yok. Hayat bir anlam yaratma fırsatıdır. Anlamın keşfedilmesi değil, yaratılması gerekir. Anlamı, ancak onu yaratırsan bulursun. Orada bir çalının arasında durmuyor. Yani sağına soluna bakınca, biraz arayınca bulamazsın. O bulunacak bir kaya gibi durmuyor. O, yaratılacak bir şiir, söylenecek bir şarkı, edilecek bir danstır. Anlam bir danstır; taş değil. Anlam - [Ayın Konuğu: Şirin İskit](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-sirin-iskit/) - 1988 yılında, henüz yirmili yaşlarınızın başında, Paris Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nden mezun olduğunuzu biliyoruz. O günden bugüne bir ressam, kültür ve sanat etkinlikleri koordinatörü, tasarımcı gibi sanatın farklı alanlarında çalışmalar yaptığınızı ve eserler ürettiğinizi de… Bize 20 yılı aşkın süredir devam eden yolculuğunuzu, başlangıcından bu yana nasıl özetlemek istersiniz? Okuldayken kendime bir tarz bulmuştum, bulunduğum - [Eka Pada Rajakapotasana Tek Ayaklı Güvercin Pozu Pigeon Pose (Sleeping Pigeon)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/eka-pada-rajakapotasana-tek-ayakli-guvercin-pozu-p/) - Sanskritçe’de Eka bir, Pada ayak, Raja kral, Kapota ise güvercin anlamına gelir. Yoga Asana olarak bilinen hareketlerin çoğu doğadan etkilenerek tasarlanmıştır. Özellikle hayvanları gözlemlediğimizde, kendi kendine bedenlerinin ihtiyaç duyduğu hareketleri içgüdüsel olarak yaptıklarını görebiliriz. Kedilerin, köpeklerin omurgayı açıp canlandırmak için yaptığı hareketler gibi... Bu bakış açısıyla insanlar da hayvanları taklit ederek kendi bedenlerini iyileştirme yöntemlerini keşfetmişlerdir. - [Bilim ve Din](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bilim-ve-din/) - Bilim ve din yüzyıllardır, bazen birbirine karşıt, bazen de birbirinden beslenen iki söylem olarak tartışma arenalarında yerlerini almışlardır. Ortaçağdan günümüze bu arenada yer alan oyuncular temel olarak üç farklı elbise giymişlerdir: 1- Uhrevî cübbe: Din adamlarının bilimle yan dal olarak ilgilendikleri dönemi temsilen. 2- Uhrevî veya akademik cübbe: Birinin diğerini şiddetle ret ettiği dönemi temsilen. - [Mitos Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/mitos-uzerine/) - Mitoloji, mitlerin öznelerini tanrılar, yarı tanrılar ve kahramanlar olarak aktarır. Konusu da tanrıların doğumu (teogoni), evrenin doğumu (kozmogoni), insanın oluşumu (antropogoni) ve tüm bunların geleceğidir (eskatoloji). Yaygın olan mitlerden Yunan miti, İ.Ö. 750–700 yılları arasında yaşayan Homeros tarafından söylenmiştir. Homeros’a yapılan ilk eleştirilerin doğa filozoflarından (İ.Ö. 624–528) geldiği yazılır. İkincil eleştiriler de Platon tarafından (İ.Ö. - [Gnostisizm](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gnostisizm/) - Gnostisizm: Batınî bilgi (içsel). Gnosis: Bilme, bilgi, tanıma. Gnostik: Kendinin bilgisini bilenler anlamına gelir. Gnosis hakikatin deneysel bilgisidir. Gnosis bir varoluş halidir. İçsel bir bilgidir. Dışarıdan bakınca anlaşılmaz. Gnostik terimini ilk defa Pythagoras kullanmıştır. Atina’da Delph mabedinin alınlığına ‘Gnothi Seaton’, ‘Kendini Tanı’ diye yazdırmıştır. Sonra tilmizi (takipçisi) Parmenides kullanmıştır bu terimi ve genç Sokrates üzerinde - [Eyyûb'u da Zikret... [1]](https://www.dusunuyorumdergisi.com/eyyubu-da-zikret-1/) - “Feryat ediyorlar ama cevap veren yok. Gerçek, boş feryadı Allah dinlemez, ve Kadîr ona bakmaz.” [1] Eyyûb kimdir ki insan onu ansın? Derler ki Eyyûb bir kitaptır, bir öykü, bir mit, bir efsane. Birilerine göre masal, bir diğerlerine göre sadece söylenti. Denildiğine göre kâmil bir zâtmış, arif ve sâlihmiş üstelik. Kâmil ise kemalinden bana ne? - [Lâle Üzerine Notlar…](https://www.dusunuyorumdergisi.com/lale-uzerine-notlar/) - Batı kaynaklarına dayalı mitolojide lâle çiçeğinin, güneş ve bitki Tanrısı olan Adonis’in (Tammuz) can verdiği sırada akan kanlarıyla sulanan toprakta yeşeren bitki olduğu söylenir. Güneş ve bitki Tanrısı’nın adı olan Adonis, İbranice’de ‘efendi’ anlamına gelen Tammuz (Temmuz) adının Yunanca karşılığıdır. (3) Sümer ve Hitit kaynaklı söylenceye göre Adonis, 6 ay Afrodit’in yanında, yani yeryüzünde; 6 - [Sayı 10: Mart 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-10-mart-2011/) - İÇİNDEKİLER:Lâle Üzerine Notlar… Yazar: Elif Ersoy Eyyûb’u da Zikret… [1] Yazar: İzzet Erş Gnostisizm Yazar: Turgut Özgüney Mitos Üzerine Yazar: Ekrem Genç Bilim ve Din Yazar: Gülgün Pagy Eka Pada Rajakapotasana Tek Ayaklı Güvercin Pozu Pigeon Pose (Sleeping Pigeon) Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Şirin İskit Yazar: Deniz Tipigil Osho Diyor ki: Yazar: Ayşe Doğu - [Derdinde Derman Bulan](https://www.dusunuyorumdergisi.com/derdinde-derman-bulan/) - Derdinde dermanı bulan Lokmanı arzular mı hiç, Sırrında sırdaşı bulan seyranı arzular mı hiç. Dil mülkini fetheyleyüp cümle-i tevhid ile, Hükmü geçer kafdan kaf’a sultanı arzular mı hiç. Bağ-ı Adn olmuş dili arz-ı cemal eyler gülü, Mest-i müdam can bülbülü hayali arzular mı hiç. Ruhum cemal pervanesi dil aşkının viranesi, Mamur olup her hanesi ümranı - [Reform Çağında Özgürlük*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/reform-caginda-ozgurluk/) - (Ortaçağda kilisenin durumu şöyleydi:) ...kilise bir yandan suçluluk duygusunu kamçılarken, öte yandan da bütün çocuklarına yönelik koşulsuz sevgisi konusunda bireye güvence vermiş ve Tanrı tarafından bağışlandığı ve sevildiği inancını kazanma yolunu göstermiştir. Sermayenin belirleyici bir önem kazanmış olması gerçeği, insanların ekonomik ve bu nedenle kişisel kaderini, kişi üstü bir gücün belirlediği anlamına geliyordu. Sermaye bir - [Ayın Konuğu: Ümit Yılmaz](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-umit-yilmaz/) - Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Yüksek Lisans Bölümü’nde Özdemir Altan Atölyesi’nden 1986 yılında mezun olduğunuzu biliyoruz. Aynı yıllarda, bir yandan kendi yaptığınız gitarlarla müzik yapmaya başladığınızı da... 30 yıla yakın bir süredir yüzlerce öğrenciye ağırlıklı olarak müzik ve felsefe üzerinden hizmet veren bir usta, bir hoca olarak, resim ile başlayıp, müzik ve felsefe ile devam - [Padmasana - Lotus Pose - Meditasyon (Dhyana) Oturuşu, 1. Bölüm](https://www.dusunuyorumdergisi.com/padmasana-lotus-pose-meditasyon-dhyana-oturusu-1-b/) - 1. Bölüm: Padma Lotus çiçeği anlamına gelir. Kirli sularda yetişmesine rağmen, birçok kültürde kendini temizleyebilme özelliğinden dolayı saflığı sembolize eder. Çin simgeleri sözlüğünde, çiçeğin kendisinin bir mandala olduğu, yani fiziksel evreni simgelediği yazmaktadır. Ortadaki dişilik organı, evrenin ortasında bulunduğu sanılan Meru Dağı’nı, onu çevreleyen erkek polen üreten kısmı dağları, taç yapraklar ise kıtaları simgeler. Dört - [Değerli Oku-Yorumcu...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/degerli-oku-yorumcu/) - Bugün şunu görebiliyoruz ki; fizik biliminde de tıpkı diğer konularda olduğu gibi “anlaşıldığınız kadar anlatmış” oluyorsunuz ve aslında sır şuradadır ki; “anlaşıldığınız kadar da anlamış” oluyorsunuz. Fizik, doğa demek olduğuna göre ve insanın bir yönü doğada bulunduğuna göre, fiziği anlaması kadar doğal bir şey olamaz. Fiziği veya (bir ekleme yaparsak) matematiği anlatan, karşısındakiler tarafından ne - [İçsel Aydınlanma ve Bilgelik](https://www.dusunuyorumdergisi.com/icsel-aydinlanma-ve-bilgelik/) - ‘İçsel-aydınlanma’, tarihsel süreçte açığa çıkan aydınlanma devinimlerinin kişinin içsel dünyasında bulduğu yansıma olarak ortaya çıktığı gibi, tamamen ayrı yolda, ‘içrek-deneyim’ yöntemleriyle ezoterik ortamlarda, gözlerden gizlenmiş olarak, geleneksel bir tutumla uygulanagelmiştir. İçsel aydınlanmanın tarihsel kökenleri, doğu dünyası için ‘Sanskrit’, batı dünyası içinse ‘Hermetik’tir. Hikmete dayalı bu deneyimsel öğretilerin hedefi ‘bilgelik’tir. Bilgeliğin yolu ve yöntemi ‘içsel-özgür’lüğe, yetkinliğe - [Boş Kaplar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bos-kaplar/) - bayılıyorum boş kutulara. raf üstlerinde, kitap aralarında, çekmecelerde, büfelerde, masalarda. başucumdaki ceviz. kavi, sağlam… açınca kapağını, güzel, pırıl pırıl vernikli iki bölme. sol taraftakinde unutulmuş beyaz bir gömlek düğmesi. sağ tarafta ne idüğü belirsiz ıvır zıvır… oturma odasında, hoparlörün üstünde elimin yarısı kadar şeffaf (herhalde plastik falan…) kapağı korsan sandıkları-vâri bombeli, üstünde gümüş taklidi kasımpatı - [Işığın Kaynağı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/isigin-kaynagi/) - Işığın Kaynağı (Varlık - Yokluk) Ahad (Tek ses - Sessizlik) (Tek renk - Renksizlik) Şeylerin meydana çıktığı, ışığın kaynağından daha uzak kalındığı, gölgelerin, figürlerin, seslerin, renklerin meydana çıktığı yerdir. Ama hâlâ ışık tüm şeyleri kuşattığı için figürler arası bir temastan söz etmek olanaksızdır. Bunlara belki figür demek bile doğru değildir, çünkü figür bir temasın sonucudur. - [Felsefe ve Peygamberlik](https://www.dusunuyorumdergisi.com/felsefe-ve-peygamberlik/) - Filozofların aklî tefekkürleri ve peygamberlerin vahyî risaletleri üzerine... Hiçbir peygamber risaletini müminlerinin aklına hitaben yapmamıştır. Zira peygamberlik gönüllere hitabetin sanatıdır. Peygamberler akıllarına gelen bir düşünce veya tefekkürle ulaştıkları bir sonucun Allah’ın buyruğu olduğunu söylememişlerdir. Onlar kendilerine nasıl ihsan edildiyse öyle bildirmişlerdir. Vahiy kalbe bir anda inzal olur, nebilerin nübüvvetleri ise akıl filtresinden geçirmeden sözü muhatabına - [Cemre](https://www.dusunuyorumdergisi.com/cemre/) - Cemre, Arapça bir sözcük olup ‘kor halindeki ateş’ anlamına gelmektedir. Eskiler 365 günlük yılı ‘Kasım’ ve ‘Hızır’ günleri olarak ikiye ayırmışlardı. Kasım 179, Hızır ise 186 gündü. Yılın Kasım kısmı yani kış devresi 8 Kasım’da başlar, 6 Mayıs’a kadar sürerdi. 6 Mayıs’ta da Hıdrellez ile birlikte yaz devresi, Hızır günleri başlardı. Kasım adı Arapça ‘bölen’ - [Sayı 11: Nisan 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-11-nisan-2011/) - İÇİNDEKİLER:Cemre Yazar: Ayşe Doğu Felsefe ve Peygamberlik Yazar: İzzet Erş Işığın Kaynağı Yazar: Ümit Yılmaz Boş Kaplar Yazar: Aykut Yazgan İçsel Aydınlanma ve Bilgelik Yazar: Metin Bobaroğlu Değerli Oku-Yorumcu… Yazar: Kutay Akın Padmasana – Lotus Pose – Meditasyon (Dhyana) Oturuşu, 1. Bölüm Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Ümit Yılmaz Yazar: Deniz Tipigil Reform Çağında Özgürlük* - [Gökdelenin Boyu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gokdelenin-boyu/) - Bu soru Kopenhag’daki bir üniversitenin fizik sınavından alınmıştır: “Bir gökdelenin yüksekliğini barometre ile nasıl bulursunuz, anlatınız.” Öğrencilerden birinin cevabı: “Barometrenin ucuna bir ip bağlarsınız. Sonra gökdelenin tepesinden asıp sallarsınız. Barometre yere değdiğinde ipin boyuyla barometrenin boyunun toplamı gökdelenin yüksekliğini verecektir.” Bu oldukça orijinal cevap hocayı çileden çıkartmaya yetti ve öğrenci dersten kaldı. Öğrenci cevabının doğruluğu - [Menem...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/menem/) - Lâ taayyün rütbesine mebde-i ulâ menem Âdem-i yektâ özünde nükte-i garrâ menem Künh-i Zât’ım, derk olunmaz nokta-yi kübrâ menem Resm ü sûretten mücerred âlem-i mânâ menem Nefy edip ten milkini, isabet olan “İllâ” menem Gûş-i câna söylenen telkinimi fehm eyledim Hayder-âsâ kal’a-yı vehmi bütün hedm eyledim Cümle ebvâb-ı zununu aşk ile redm eyledim “Men aref”ten - ["Hiçbir şey oluyor / Ortada beden yok"](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hicbir-sey-oluyor-ortada-beden-yok/) - ayak-kapları ve kalıpları. bedensiz. sensiz bensiz. bilmiyorum. rivayet şöyle. “o kendini bilir” dediler. “bir” kendini ikiye böler ve hareket başlar. yapanla yapılan bir. arasan da bulamazsın yapanı. muamma orda başlar. yapıyorum dersin. ama gün gelir anlarsın. o sen değildin. o kimdi? renk. keskin ve kesin. zarif altın lekeler mi? birer ağıt gibi. ne sen varsın. - [Alın Yazısı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/alin-yazisi/) - İnsanların en çok ilgisini çeken konulardan birisi, belki de en çok ilgi uyandıranı, alın yazısı, yani ‘kader’dir; çünkü bu onların doğaları gereği böyledir. İnanç sistemlerine göre alın yazısı kesin olarak vardır ve Tanrı tarafından yazılmıştır. Bazı insanlar bu görüşü sorgusuzca kabul eder, bazıları ise bu görüşü reddederler. Bazıları da bir insanın alın yazısının kendi eylemleriyle - [Ayın Konuğu: Sadettin Demiray](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-sadettin-demiray/) - Sadettin Demiray 1962 yılında askeri öğrenci olarak Ankara Tıp Fakültesi’ni bitirdikten hemen sonra, Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde “Ruh ve Sinir Hastalıkları” uzmanlığı eğitimi aldı. 1980 yılına kadar Diyarbakır Askeri Hastanesi’nde Uzman ve Başhekim olarak görev yaptı ve aynı yıl emekli oldu. Demiray halen serbest olarak ruh ve sinir hastalıkları uzmanı olarak hizmet vermekte. Tıp eğitimini - [Göbeklitepe Dünyanın İlk Tapınağı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gobeklitepe-dunyanin-ilk-tapinagi/) - “Herkesin ve her şeyin anlatacak bir hikâyesi vardır. Bu hikâyelerden bazıları hiçbir zaman gün ışığına çıkmaz, sonsuza dek birer sır olarak kalırlar.” Yapımcılığını ve yönetmenliğini Ahmet Turgut Yazman’ın ve yapım tasarımını Bahar Vidinlioğlu’nun üstlendiği “Göbeklitepe - Dünyanın İlk Tapınağı” isimli belgesel film, pek çok ilke imza atmaya devam ediyor. Film, yaygın inanışları sorgulayan hikâyesiyle izleyiciyi - [Padmasana - Lotus Pose - Meditasyon (Dhyana) Oturuşu, 2. Bölüm](https://www.dusunuyorumdergisi.com/padmasana-lotus-pose-meditasyon-dhyana-oturusu-2-b/) - 2. Bölüm: Lao Tzu, “Tanımlanabilen Tao mutlak Tao olamaz, kelimelendirilen isim mutlak isim olamaz,” sözüyle kitabına başlar. Onu anlayabilmek için doğayı anlamamız gerekir. Varoluşumuzun farkına varabilmenin ve doğanın değişimleri ile uyum içinde yaşamayı öğrenmenin yoludur Tao. Lao Tzu’ya göre nesnelere ve kavramlara verdiğimiz anlamlar, arzuları ve amaçları doğururlar. İyi ve kötü, alçak ve yüksek, aydınlık - [Sayı 12: Mayıs 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-12-mayis-2011/) - İÇİNDEKİLER:Kutsalın Temeli Yazar: İzzet Erş ‘Kut’-sal Yazar: Selin Erş Ezber Bozan Bir Önder: Jiddu Krishnamurti Yazar: Deniz Demirdöven Krishnamurti: Meditasyon Üzerine Yazar: Jiddu Krishnamurti Padmasana – Lotus Pose – Meditasyon (Dhyana) Oturuşu, 2. Bölüm Yazar: Nilgün Çevik Göbeklitepe Dünyanın İlk Tapınağı Yazar: Ahmet Yazman Ayın Konuğu: Sadettin Demiray Yazar: Deniz Tipigil Alın Yazısı Yazar: Turgut - [Krishnamurti: Meditasyon Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/krishnamurti-meditasyon-uzerine/) - İngilizce’den Çeviren: Nurgül Demirdöven Meditatif bir zihin sessizdir. Bu, düşüncenin kavrayabileceği bir sessizlik değildir; dingin bir akşamın sessizliği de değildir. Düşüncenin, tüm imgeleriyle, sözcükleriyle, algılamalarıyla birlikte bütünüyle sona ermesi sonucu ortaya çıkan bir sessizliktir. Bu meditatif zihin dindar bir zihindir – fakat kiliselerin, tapınakların, ilahilerin yakınından bile geçmediği bir dindir bu. Dindar zihin sevgi patlamasıdır. - [Ezber Bozan Bir Önder: Jiddu Krishnamurti](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ezber-bozan-bir-onder-jiddu-krishnamurti/) - Jiddu Krishnamurti 12 Mayıs 1895 tarihinde Hindistan’da Brahman bir ailenin sekizinci çocuğu olarak dünyaya geldi. On yaşındayken annesini kaybetti. Babası Theosophical Society adlı bir derneğin üyesiydi. Helena Blavatsky tarafından 1831 yılında kurulan bu derneğin amacı, insanlığı Dünya Öğretmeni Maitreya’nın yeryüzüne yeniden gelişine hazırlamaktı. Blavatsky öldükten sonra bu sorumluluğu üstlenen Annie Besant ve C.W. Leadbeater, Krishnamurti’yi - ['Kut'-sal](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kut-sal/) - ‘Kut’, ‘ilahi bir kaynaktan gelen rahmet, bereket’ olarak tanımlanır. O zaman, ‘kut-sal’ da, bu rahmetle ilişki kurduran, bu rahmeti deneyimleten olmalıdır. ‘Kutsalın Temeli’ göz önüne alındığında, bir başkasının kutsal kabul ettiğinin kutsiyetini idrak etmek, tüm arka tasar anlamlara ve o anda yaşanılan deneyime vâkıf olunmadığı sürece imkânsızdır. Çünkü her insanın kutsal deneyimi kendine özel ve - [Kutsalın Temeli](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kutsalin-temeli/) - Mekke, Medine, Kâbe, Kudüs, vaat edilmiş topraklar, Ganj Nehri, Adem’in toprağı, Harun’un asası, Musa’nın çarıkları, Yusuf’un gömleği, İsa’nın kanı, Buda’nın incir ağacı, sedir ağacı, elma ağacı, hayat ağacı, iyiliği kötülüğü bilme ağacı vs., taşından kuşuna, gezegeninden yaprağına bir imgeyi kutsal kılan nedir? Aslında hiç teferruatlı değil, çok basit... Muhammed bir bal arısına baktı. O arıya - [Sai Sathya Baba'dan...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sai-sathya-babadan/) - “Tanrı ne ödüllerle ne de cezalarla ilgilenir. O sadece yansıtır, yankı yapar ve tepki gösterir. O ebedi tanıktır. Kendi kaderinizi kendiniz yaratırsınız. İyilik yapın, iyi olun, karşılığında iyilik görürsünüz. Kötü olun, kötü işler yapın, kötü sonuçlar biçersiniz. Tanrı’ya ne teşekkür edin, ne de O’nu suçlayın, kendinize teşekkür edin, kendinizi suçlayın. Plan’ı sadece Rab bilir, çünkü - [Dostlara dostuz biz düşmana düşman...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dostlara-dostuz-biz-dusmana-dusman/) - Dostlara dostuz biz düşmana düşman, Ateşim diyene volkan gibiyiz. Zalime karşıyız asla sevmeyiz, Mazlumu kurtaran ferman gibiyiz. Biz postu bir yere serdisek bir an, Âlemde mekân-ı tayyi gibiyiz. Dostumuz bir derde düştüğü zaman, Anında yetişen derman gibiyiz. Dost’a tan ederse bir herze zade, O herze otuna tırpan gibiyiz. Doğruyu sevdik mi gönlümüz hayran, Kötüye amansız - [Ayın Konuğu: Şeyma Bobaroğlu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-seyma-bobaroglu/) - Şeyma Bobaroğlu Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik-Cam Bölümünü 1981 yılında bitirdi. 1990 yılında aynı fakültede, Seramik Bölümünde araştırma görevlisi oldu. 1991 yılında merkezi İsviçre’de bulunan “Uluslararası Seramik Akademisi” üyeliğine Türkiye’den seçilen tek kişi oldu. 1993 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Seramik Bölümünde “Başlangıcından Hitit Dönemi’ne Kadar Anadolu’da Ana Tanrıça Kültü ve Toprak İdol” - [Ardha Matsyendrasana - The Half Spinal Twist - Omurga Çevirme](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ardha-matsyendrasana-the-half-spinal-twist-omurga/) - Birçok faydası olan “omurga çevirme” pozunun en önemli faydası, omurların arasını döndürerek açıp uzatması, omurganın hareket kabiliyetini koruyup iyileştirmesidir. Poza başlarken: 1- Yere oturup bacaklarımızı dümdüz öne doğru uzatıyoruz (dandasana poz). 2- İki kalçaya da eşit ağırlığımızı gönderiyoruz; önce sağ bacağımızı dizden kırarak (diz yere gelecek şekilde) sağ ayağımızı sol kalçaya yakın getiriyoruz, dikkatimiz kalçaların - [Sayı 13: Haziran 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-13-haziran-2011/) - İÇİNDEKİLER:İnisiyasyona Girmek… Yazar: İzzet Erş Hz. Eyyûb ve Kibir Yazar: Gülgün Pagy Anadolu’da Ezoterik Yapılanmalar Yazar: Bülent Gürkan Paralel Evrenler Yazar: Haluk Berkmen Saygıda Kendin Olmak, Yüceltmede Hiç Kimse Yazar: Mustafa Alagöz Sri Sathya Sai Baba Yazar: Selin Erş Ardha Matsyendrasana – The Half Spinal Twist – Omurga Çevirme Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Şeyma - [Sri Sathya Sai Baba](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sri-sathya-sai-baba/) - Hinduların en önemli ruhani liderlerinden Sri Sathya Sai Baba, 24 Nisan 2011 günü 85 yaşında vefat etti. Hindistan’da başbakandan elçilere, sporculardan film yıldızlarına ve halktan milyonlarca kişilik destekçi grubuna sahip Sai Baba’nın kurduğu Sathya Sai Organizasyonu’nun 144 ülkede 1500’den fazla sayıda ‘Sathya Sai Merkezleri’ olarak adlandırılan ibadethaneleri bulunmaktadır. Sri Sathya Sai Baba Kimdir? Sri Sathya - [Saygıda Kendin Olmak, Yüceltmede Hiç Kimse](https://www.dusunuyorumdergisi.com/saygida-kendin-olmak-yuceltmede-hic-kimse/) - Varolma kaygısı içimizdeki en güçlü dürtülerden birisi. Bu dürtü bizi sürekli olarak uyarır ve bu uyarının itkisiyle belirli etkinlikler, giderek eylemler yaparız. İnsanın kendini var etmesi fıtratında olan yetilerini açığa çıkarması, bu yetileri birer yetkinliğe dönüştürmesidir. Kendimizi var etme sürecimiz diğer insanlarla ilişki yoluyla olmak zorundadır; çünkü sadece bir içgüdü varlığı değil, aynı zamanda bir - [Paralel Evrenler](https://www.dusunuyorumdergisi.com/paralel-evrenler/) - • Yaşadığımız 3-boyutlu evrenle hem iç içe olan hem de onu kapsayan farklı bir evren var mıdır? • Varsa özellikleri nedir? Görülebilir mi? • Bu paralel evrenin görüntüsü nasıldır? • Algıladığımız fizik evrenden farklı bir evrenle etkileşmek mümkün müdür? • Hangi yetilerimiz bu etkileşmeyi sağlamaktadır? Paralel Evren konusuna girmeden önce - [Anadolu'da Ezoterik Yapılanmalar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/anadoluda-ezoterik-yapilanmalar/) - Önce konumuzun kavramsal çerçevesini oluşturmak, sonra da tarihsel ve kültürel sürecini ele almak kanımca yararlı olacaktır. Ezoterik (Bâtıni, içrek): Dışa kapalı, içe dönük demektir. Ezoterizm (Bâtıniye, içreklik): Kadim bilgelikle günümüze kadar gelen ve gerçeğin yalnızca seçkin ve söyleneni anlayacak kişilere verilebileceği anlayışına dayalı bir öğreti biçimidir. Toplumdaki akıldışı âdet ve bilgilerle çatışan ussal öğretiler zorunlu - [Hz. Eyyûb ve Kibir](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hz-eyyub-ve-kibir/) - Cizvit rahip Roberto Busa, Katolik inancındaki yedi büyük günahı esas alarak istatistiksel bir çalışma yapar ve sonuç olarak, kadınların en çok kibir nedeni ile günah çıkardıklarını ortaya koyar. Kibir cinsiyet ayrımı yapmadan, kendini düşünce ve duygu düzeyinde gösterir ve ‘büyüklük taslamak, yüksekten bakmak’ anlamına gelir. Bunun yanı sıra; ‘kabr’ mezar, ‘ucub’ ise kendini beğenmek demektir. - [İnisiyasyona Girmek...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/inisiyasyona-girmek/) - İnnel insâne le fî husrin. [1] Ne ararsa arasın veya neyi aradığını söylerse söylesin, aslında tüm ibadetler, peşinden koşulan tüm Tanrılar her zaman insanın kendini arayışıdır. Ritüeller, yeminler, elde mum ile mânâ arayışları insanın kendisine dair bir ipucu dilemesidir. Bu ipuçlarından kendini bulma emelidir inisiyasyon. Özünde inisiyasyon mürşide dâhil olmaktır, zira inisiyasyon denilen seyir hariçte - [Dilek](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dilek/) - ko, ey sevgili, kapının eşiği olayım bas üstüme ki yerle yeksan olayım gayri bildim: hikmetindendir himmetin ne buyurursan ona razı olayım ister odun gör, ateşlere at beni ister adama say, ateşinle ısınayım usta sensin, yont ki kirimi bir şekil alayım dilinden dökülene yetişen kadehlere say beni vaktidir de, göster kapıyı, çıkayım ben benden ki bakıp - [Bir Dost Bir Post Yeter Bana](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-dost-bir-post-yeter-bana/) - Bütün dünya sizin olsun Bir dost bir post yeter bana Atlas diba senin olsun Bir dost bir post yeter bana Beyler tahtından inerler Ayaksız ata binerler Toprağa gömüp dönerler Bir dost bir post yeter bana Sanır mısın kalsam gerek Bilir misin n’olsan gerek Bin yıl yaşar ölsen gerek Bir dost bir post yeter bana Karun - [Ayın Konuğu: Hulusi Akkanat](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-hulusi-akkanat/) - Hulusi Akkanat, İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü ve Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümlerinde Lisans Eğitimini tamamladı. Ressam, Yazar ve Şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun özel öğrencisi oldu ve atölye çalışmalarına katıldı. Yüksek Lisans Tezini Marmara Üniversitesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bilim Dalı’nda “Üstün Yetenekli Olan ve Olmayan Ergenlerin Algıladıkları Anne-Baba Tutumları ile Uyum Düzeyleri Arasındaki İlişkilerin - [Parivrtta Janu Sirsasana - Revolved Head-to-Knee Pose - Omurgayı Çevirerek Başı Dize Değdirme Pozu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/parivrtta-janu-sirsasana-revolved-head-to-knee-pos/) - Yoga hareketlerini yaparken ve yaptıktan sonra çoğunlukla biraz acı hissederiz, o yüzden birçok insan bu acılar nedeniyle pozlardan kaçar korkarlar, kendilerine zarar vereceklerini düşünürler, ama asıl zararı kendilerini hareketsiz bırakarak hiçbir şey yapmadan yavaş yavaş bedenin hareket kabiliyetini azaltarak verirler. Bedenimiz, kasları, kemikleri, eklemleri her gün soğan zarına benzeyen bir dokuyla örmektedir; buna “Fuzz” denir. - [Gurular ve Öğretmenler](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gurular-ve-ogretmenler/) - Eğitim, alçakgönüllülük bahşeder; insana, varlıklı olma imkanı sağlayacak şekilde yönetme yetkisi kazandırır. Bu yardımıyla yardımseverlik ve şefkat faaliyetleri verimli olabileceği gibi, bu sayede bu dünyada mutluluk ve bir sonrakinde de huzur kazanabilir. Dolayısıyla eğitim beşeriyet için büyük bir yapıcı güçtür. Fakat, reformcular ile yenilikçiler eğitim süreci ile öylesine oynadılar ki, eğitim artık kendisinin bir karikatürüne - [Pi, Sonsuza Kadar…](https://www.dusunuyorumdergisi.com/pi-sonsuza-kadar/) - Öyle bir sayı hayal edelim ki iki sonlunun arasında döne döne sonsuzluğa yol alsın. Öyle bir sayı hayal edelim ki binlerce yıl önce keşfedilmiş kadim bir sırrın ince hesabını yapmaya devam edebilmek için, bilgisayar teknolojisi sürekli kendini geliştirmeye çalışsın. Yalınlıktaki Karmaşıklık Üzerine çok da fazla düşünme imkanı verilmeden bellediğimiz sayılar içinde, belki de en önemlisidir - [Hitabiler](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hitabiler/) - “Nefs ölmez, o Âşık olur, o zaman nefis olur.” - Behlül (bilge-deli) Üzerine düşündüğümüz her konunun bir tarihi olduğunu görebiliriz. İlk nerede ortaya çıkmıştır, kimler tarafından geliştirilmiştir, hangi aşamalardan geçmiştir gibi… Her şeyin bir tarihi olur da her şeyin sahnelendiği insanlığın tarihi olmaz mı? Olur elbet! Lakin burada bir insanlık tarihi yapma girişiminde bulunmayacağım kesin. - [İlm-i Hak ve Mükellefiyet](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ilm-i-hak-ve-mukellefiyet/) - Hal sahibi olmak insana özgü bir niteliktir. Her düşünce değil, ancak değer yüklediğimiz düşüncelerimiz psişemiz üzerinden yansıyarak, hangi değere yöneldiğine bağlı olarak, bizde farklı hallerin oluşmasına yol açarlar. Aslında hallerimizin zuhuruna, çocukluğumuzdan beri alıp kabul ettiğimiz temel beğeni ve reddedişlerimizle kendi yönelimlerimiz üzerinden kendimiz aracılık ederiz. Haller yerleşik hale geldiğinde makam adını alırlar. Bazı hallerimiz - [Yeruşalayim, Rabbin Sağ Eli...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yerusalayim-rabbin-sag-eli/) - “... seni unutursam ey Yeruşalayim, sağ elim hünerini yitirsin.” (Mezmur 137:5-6) Rabbine bu yemin ile seslenir Davud. Bu nida, bu yakarış bir ahitleşmedir. Davud’un Rabbi ile kestiği vefa ahdidir bu. İnisiyasyona kabulüdür. Bir cümlede söylenen bu söz, tek hamleyle başını vermektir O’nun ismi uğruna. Nedir ki Yeruşalayim? Bir toprak mı? Ya da bir krallık? Yeruşalayim - [Sayı 14: Temmuz 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-14-temmuz-2011/) - İÇİNDEKİLER:Yeruşalayim, Rabbin Sağ Eli… Yazar: İzzet Erş İlm-i Hak ve Mükellefiyet Yazar: İbrahim Alagöz Hitabiler Yazar: Sadık Acar Pi, Sonsuza Kadar… Yazar: Deniz Tipigil Gurular ve Öğretmenler Yazar: Sai Sathya Baba Parivrtta Janu Sirsasana – Revolved Head-to-Knee Pose – Omurgayı Çevirerek Başı Dize Değdirme Pozu Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Hulusi Akkanat Yazar: Deniz Tipigil - [Rabbin Sözünü Taşımak...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/rabbin-sozunu-tasimak/) - Tevrat-ı Şerif Musa Hazretlerine ciltli bir kitap olarak değil, vahiy sûretiyle verilen ilâhi sözdür.[1] Bu söz yazıya daha sonraları geçirilmiştir. Tevrat, kendi inişi ile ilgili olan bu bölümde “Allah’ın parmaklarıyla yazdığı Tora” ifadesini kullanır. Tasavvufta buna “Allah’ın Celâl ve Cemâl isimleri” denir ve Allah, kelamını bu esmâ cihetinden elleriyle mümin kulunun kalbine yazar. Bu eller - [Ruh Kasidesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ruh-kasidesi/) - Yücelerden sana gururlu, nazlı Bir güvercin indi, bülbül avazlı. Elçisi mi Rabb’in, yoksa nuru mu? Hayatın esrarı hep ondan gizli. Varlığı besbelli, bir bak yörene, Aşk olsun fark edip onu görene! Âlemde ne ulvi hakikatler var, Ne bilsin gafiller, bundan köre ne... İndiği haneyi zamanla tanır, Alışamaz önce, soğuk davranır, Nihayet benimser ten kafesini Ayrılırken - [Ayın Konuğu: Gürsel ve Birsen Çelik](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-gursel-ve-birsen-celik/) - Röportajımıza yaşam öykünüzün başladığı yerden başlamak istiyorum; bize çocukluk yıllarınız, okul ve meslek hayatınıza girişiniz ile ilgili neler anlatmak istersiniz? Erzurum’da doğdum. İki yaşına kadar Erzurum’daydım, iki yaşından sonra İstanbul’a geldik ve ondan sonra hep İstanbul’da yaşadık. Bir kez daha dokuz yaşında gittim Erzurum’a, hatta kurt gördüm o zaman da. Ağustos’un 15’inden sonra kar başlar - [Nefes 1. Bölüm](https://www.dusunuyorumdergisi.com/nefes-1-bolum/) - 1. Bölüm Çoğu zaman hiç dikkatimizi çekmeyen nefesler kusursuz bir mekanizma ile sürekli işler. Nefeslerimizi izlemek var olduğumuzu hissettirir. Nefes teknikleri ile alınıp verilen nefesler değil, hiç çaba sarf etmeden doğal, basitçe alıp verdiğimiz nefesleri izlemek bize bunu daha iyi hissettirir. Bir solukta havada bulunan oksijen içeri girer, yani dünyamızı saran atmosferi, havayı içimize çekeriz - [Antimadde Deneyinde Dönüm Noktası](https://www.dusunuyorumdergisi.com/antimadde-deneyinde-donum-noktasi/) - Avrupa Parçacık Araştırma Merkezi CERN’deki fizikçiler, antihidrojen atomlarını 15 dakikadan daha uzun süre gözlemleyebilmeyi başardılar. Daha önceki gözlem süresi, saniyenin beşte biri kadar bir süreydi. Nature Physics dergisinin yer verdiği habere göre CERN’deki ALFA araştırma ekibinden uzmanlar, laboratuvar ortamında geliştirdikleri antihidrojen atomlarını, her tür sıcaklık etkisinin ortadan kalktığı mutlak sıfırın (-273.16 santigrat derece) 0,5 derece - [Masumsan Aynasın](https://www.dusunuyorumdergisi.com/masumsan-aynasin/) - Nesneler ve olaylar dışımızda, imgeler ve duyumsamalar içimizdedir. Başlangıçta bunlar tam bir uyum halinde bulunurlar, ama örtük olarak. Bu durum özdeşlik halidir; masumdur, saftır, doğaldır, ama kördür. Kördür çünkü fark yoktur, yani farkındalık ve bilinç yoktur. Varoluş farka, yani ayrıma gelmek zorundadır. Ayrımın olduğu yerde ise gerilim, çatışkı, akan bir süreç ve dönüşüm vardır. Aslında - [Felsefenin Düşüşü Sinemanın Yükselişi Fragman](https://www.dusunuyorumdergisi.com/felsefenin-dususu-sinemanin-yukselisi-fragman/) - ''Ya hikaye anlatmanın bir kez daha mümkün olduğunu gösteririm ya da çenemi kapatırım. Sonraki iki filmde kendime hedef olarak bunu seçtim. Artık hikaye ile anlatım metodu arasında bağlantı kurmaya özen göstermeyen ve film dilinin hayat ile olan ilgisini tutkulu ve emin bir şekilde benimseyen bir anlatımı denemek… Her şeyi izleyici hasılatının belirlemesine izin vermekten ziyade, - [Amel-i İnsânî](https://www.dusunuyorumdergisi.com/amel-i-insani/) - Ey kâfirler, nefsine uyanlar, müşrikler, müminler, putperestler, ateşe tapanlar, Nasrâniler, Yahûdiler, Hidâyet ehilleri, Müslümanlar, İsrâiloğulları, Âdemoğulları, Allah’ın sevdikleri, ilhâm verdikleri, razı oldukları, kendinden razı olanlar, emin olanlar, tatmin olanlar ve ey nefslerini kendilerine ilâh edinenler... Hitap - muhatap ilişkisinde okunur her kitap. Okunan, bu irtibat ile okunduğunda anlamlıdır, ancak o zaman bir mânâ ifade eder. - [Oruç Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/oruc-uzerine/) - Oruç sözcüğü kökenbilim olarak Farsça’dan alınmış ‘rôcik’ sözcüğünün Türkçe’deki söylenişidir. Kuran’da savm ve sıyam olarak geçmektedir. Oruç, Kuran’a göre, “Niyetlenip, gündoğumundan önceki alacakaranlıktan (tan yeri ağarmaya başlamasından) günbatımından sonraki alacakaranlığa değin katı-sıvı hiçbir şey yememek ve içmemek” demektir. [Bakara Suresi, 187] Ramazan ayına girdiğimiz bugünlerde üç sevgiliden; Lütfi Filiz, Muhiddin Gür ve İsmail Emre’den oruç - [Sayı 15: Ağustos 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-15-agustos-2011/) - İÇİNDEKİLER:Oruç Üzerine Yazar: Ayşe Doğu Amel-i İnsânî Yazar: İzzet Erş Felsefenin Düşüşü Sinemanın Yükselişi Fragman Yazar: Kaan Demirdöven Masumsan Aynasın Yazar: Mustafa Alagöz Antimadde Deneyinde Dönüm Noktası Yazar: Gökhan Ünel Nefes 1. Bölüm Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Gürsel ve Birsen Çelik Yazar: Deniz Tipigil Ruh Kasidesi Yazar: İbn-i Sinâ Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten - [Hanîf Dîn Depremi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hanif-din-depremi/) - İçten dışa sızınca fer, Başlar senden sana sefer! Korkunç bir ses işitirsin! Her noktandan fışkırır ter! Nabzın olur eksi sıfır! Yoktur ölüm bundan beter! İpofizin ışıldayıp! Tûr dağına asar fener! “Asânı at!” Emri verir! Belkemiğin olur ejder! ZÜLFİKÂR bu! Kından çıkmış! Radyasyonu Arşa gider! Voltajdan sen, tam ölürken! Sâkin ol! Ben “Sekîne” der! İner Cibril - [Ayın Konuğu: Kamil Kalyoncu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-kamil-kalyoncu/) - Röportajımıza Kadıköy Belediyesi Başkan Yardımcısı olarak hizmet verdiğiniz yıllarla başlamak istiyorum ama önce o makama kadar olan yolculuğunuzu bize kısaca özetlemenizi rica etsem… İktisat okudum İstanbul’da, ondan sonra 3 sene Devlet İstatistik Enstitüsü’nde çalıştım İstanbul Bölge Müdürlüğü’nde 1978-79-80 yıllarında. Ondan sonra kısa dönem askerlik yaptım, dönüşte Neşriyat A.Ş.’de başladım, bu Cem Uzan’ların Ses ve Hayat - [Nefes](https://www.dusunuyorumdergisi.com/nefes/) - 2. Bölüm Bu yazıyı okumadan önce derin bir nefes alın ve tutabildiğiniz kadar tutun. Ne kadar tutabiliyorsunuz? Belki en fazla bir dakika… Kendi denemelerim 70 saniyeye kadar çıktı. Sonrasında patlayacak gibi hissetmeye başlarız. Eksikliği hissedilene kadar kimse takdir etmez ve soluk alıp vermenin ne kadar değerli olduğunu sadece nefessiz kaldığımızda anlarız. Oysa biz fark etmeden - [Bilimin Yöntemi Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bilimin-yontemi-uzerine/) - “...Wolfgang (Pauli) bir keresinde bana Einstein’ın “Görecelik” kuramını anlayıp anlamadığımı sordu. Bunun üzerine “anlamak” sözcüğünün bizim doğabilimimizde ne anlama geldiğini bilmediğimi söyledim. “Ama matematiksel çatıyı bilirsen,” diye itiraz etti Wolfgang, “o zaman verilen her deneyde hareketli gözlemciyle hareketsiz gözlemcinin neler algılayacaklarını hesaplayabilirsin. Ayrıca gerçek bir deney, matematiksel hesapların öngördüğü biçimde sonuçlanacaktır. Daha ne istiyorsun?” “Benim - [Yaşam Ağacı Etz Hayim](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yasam-agaci-etz-hayim/) - Söz ettiğiniz bu ağaç nedir? Tüm İlahi Kuvvetler katmanlar halinde tıpkı bir ağaç gibi sıralanmaktadır, Nasıl ki bir ağaç sulandığında meyve verirse, Tanrısal kuvvetler de Tanrının suyuyla dolunca meyve verir. Bahir Kitabı, Provence, 12. yüzyıl Yaradılışa göre (Kutsal Kitap, Yaradılış 1:27) insan, Tanrının suretinde yaratıldı. Yahudi Tasavvufuna (Kabballah’a) göre de Yaşam Ağacı olarak betimlenen Sefirot - [Melankoli](https://www.dusunuyorumdergisi.com/melankoli/) - resimde dürer’in “melencoliah” isimli bakır oyma-baskısında, yukarıda sağda, çanın hemen altında, ressamın oraya belli bir amaçla koyduğu 16 rakamlı sihirli karede, dört sayının toplamıyla 34 rakamının elde edilebilmesi söz konusudur. belli dört sayı çizgilerle birbirlerine bağlandıklarında belli “çizgi desenleri” ortaya çıkmaktadır, her ortaya çıkan “çizgi desenine” koşut olarak da 34 toplamını veren karşıt “çizgi deseni” - [Kâmile Bayramı Sorduk…](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kamile-bayrami-sorduk/) - Bayram, “özel olarak kutlanan gün” olarak tanımlanır. Peki ya kadim bilgelikte, âşıklık geleneğinde ne denir bayram için? Ne zaman bayram olur? Hangi gün bayramdır? Âşıklık geleneğinin günümüzdeki temsilcilerinden Erzincanlı Âşık Yusuf Kemter Dede’ye orucu, arifeyi, bayramı sorduk… İnsan ebedi oruç olmalı. Eline oruç olmalı, diline oruç olmalı, gözüne oruç olmalı, beline oruç olmalı. Oruç tutan, - [Sayı 16: Eylül 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-16-eylul-2011/) - İÇİNDEKİLER:Kâmile Bayramı Sorduk… Yazar: Elif Ersoy Rabbin Sözünü Taşımak… Yazar: İzzet Erş Melankoli Yazar: Aykut Yazgan Yaşam Ağacı Etz Hayim Yazar: Arzu Cengil Bilimin Yöntemi Üzerine Yazar: Werner Heisenberg Nefes Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Kamil Kalyoncu Yazar: Deniz Tipigil Hanîf Dîn Depremi Yazar: M. H. Uluğ Kızılkeçeli Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | - [Muhiddin İhya Efendi'den...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/muhiddin-ihya-efendiden/) - İhya bağının hem sümbülü hem bülbülü olan yavrularım! Şeyhülekber Kaddesallah ordusundan levendiz Ehlitevhid ummanından bir bendiz. Ben yok, sen var Ya Rabbi! Benim varlığım, senin varlığının şahididir. Beni sevip de halk eden Rabbim Beni bana müstakil Beni bende serbest bırakan Rabbim Sana kendimin hayrat olduğunu ilân ederim. Beni benden al! Beni - [Mitolojide Bozdağ](https://www.dusunuyorumdergisi.com/mitolojide-bozdag/) - Kimi yetenekleri konusunda Apollon çok kıskançtır. Phrigyalı Marsyas’a karşı öfkesi ve acımasızlığı şöyle anlatılır: Athena, bir gün, kendi yarattığı söylenen kavalı çalarken suda imgesini görür. Kaval yanaklarını şişirip çirkinleştirdiği için, onu alıp dereye atar. Marsyas, çalgı aletini alıp çalmaya başlar. Çala çala bu sanatta o kadar ilerler ki, tanrı Apollon’un liriyle yarışmayı bile göze alır. - [Ayın Konuğu: Nurgül Demirdöven](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-nurgul-demirdoven/) - Nurgül Demirdöven, Boğaziçi Üniversitesi İngilizce Mütercim-Tercümanlık Bölümü’nü 1996 yılında bitirdi. 1997–2002 yılları arasında aynı bölümde araştırma görevlisi olarak çalıştı. 1996 yılından itibaren Ayna Yayınevi, Adam Yayınları, Ayrıntı Yayınları, AAV Yayınları gibi farklı yayınevleri tarafından basılan J. Krishnamurti, J.G. Ballard, Zygmunt Bauman, John White, David Bohm gibi farklı yazarların eserlerinde ve dergilerde çevirmen ve/veya editör olarak - [​Anadolu Bilgeliği Sunumu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/anadolu-bilgeligi-sunumu/) - Sevgili Dostlar, Bizleri bu güzel aşrama ve aranıza davet etmenizden şeref duyuyoruz. Bildiğiniz gibi Türkiye’den, İstanbul’dan geliyoruz. Oradaki bütün dostlarımızın sevgi ve selâmlarıyla... Geldiğimiz bölgenin coğrafi adı Anadolu’dur. Anadolu, Batı ile Doğu arasında sadece coğrafi değil, aynı zamanda kültürel ve tinsel bir köprü oluşturmuştur ve hâlâ bu rolünü sürdürmektedir. Antik Yunan felsefesi bu topraklarda doğmuş, - [Gomukhasana - Cow Face Pose - İnek Başı Duruşu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gomukhasana-cow-face-pose-inek-basi-durusu/) - Bedenin ön tarafını açıp esneten bir önceki ‘garudasana’ pozunu dengeleyen bir duruştur, aynı zamanda bacaklar, ayak bileği ve kalçaları da açıp esnetir. Fakat bu bölümde sadece üst bedeni çalıştıran duruşu anlatacağım. Omurgamızı düz halde tutabilecek şekilde yerde ya da sandalyede rahatça oturuyoruz. Sağ kolumuzu dirsekten bükerek sırtımızın arkasına yerleştiriyoruz, elimizi ulaşabildiği kadar yukarıya doğru uzatıyoruz. - [Garudasana - Eagle Pose - Kartal Duruşu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/garudasana-eagle-pose-kartal-durusu/) - Günümüzde teknolojinin sağladığı avantajların yanında en önemli dezavantaj, fiziksel bedenimizi çok fazla kullanmıyor olmamızdır. Kullanmadığımız bölgeler zamanla fonksiyonunu yitirir, görevini doğru yapamaz hale gelir. Beden hareket kabiliyetini yavaş yavaş yitirmeye başlar, bunun yanında duruş bozuklukları da fiziksel problemlere neden olur. Özellikle bilgisayar karşısında aynı pozisyonda uzun süre oturan kişilerin ortak problemi, omuzlardaki ve üst sırttaki - [Viktimoloji (Mağdurbilim)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/viktimoloji-magdurbilim/) - Viktimoloji kısaca mağduru inceleyen bilim dalıdır ve dilimizde “Mağdurbilim” olarak da adlandırılmaktadır.(1) “Viktimoloji” sözcüğü, Latince “victima” ve Yunanca “logos” sözcüklerinden oluşmaktadır.(1) Kriminolojide “victima”, başka bir kişinin eyleminden zarar görmüş, acı çekmiş ya da ölmüş kişi, yani mağdur anlamına gelir.(1) Önceleri kriminolojinin bir dalı olarak incelenen, günümüzde ise bağımsız bir kimlik kazanma yolunda olan viktimolojinin (mağdurbilim) - [Doğa Kampı Etkinliğimiz Bozdağ Subatan Yaylası](https://www.dusunuyorumdergisi.com/doga-kampi-etkinligimiz-bozdag-subatan-yaylasi/) - Anadolu Aydınlanma Vakfı, 14-17 Eylül tarihleri arasında, Ege Bölgesi Bozdağ’da bulunan Subatan Yaylası’na bir gezi düzenledi. Subatan Yaylası, adını yayladaki suların toplanarak battığı küçük bir düdenden alıyor. Bozdağ’ın yaylaları Osmanlının ilk zamanlarından beri, devirlerinin iki büyük kültür merkezi olan Manisa ve Birgi’nin hem yazlık dinlence yeri olmuş, hem de yol ortası soluklanacak konaklama yeri olarak - [Jung'un Arketip Kavramı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/jungun-arketip-kavrami/) - Jung’un psikoloji dünyasına kazandırdığı “arketip” terimi, psikoloji literatüründe, algılamamızı örgütleyen, bilinç içeriklerini düzenleyen, değiştiren ve geliştiren yapılar olarak tanımlanmaktadır.(1) Jung, kollektif bilinçdışından süzülüp biçimlenen mitolojik temalara arketip adını vermeden önce, “başlangıçtan beri var olan imgeler” ve “kollektif bilincin hakimleri” isimlerini kullanıyordu. Daha sonra, St. Augustinus’un “ideae principales”ı tanımlayışından esinlenerek, “arketipler” adını kullanmayı tercih etmiştir. Jung’un - [Momentum](https://www.dusunuyorumdergisi.com/momentum/) - Momentum, nesnenin kütlesinin sabit kalırken hızının değişmesi sonucu ortaya çıkan enerji miktarıdır. Ancak vektöreldir, yani her zaman bir yönü olan büyüklüktür. Enerjinin vektörel, yani bir yönelime sahip olması, onun biriktirilmesi ve yoğunlaşması anlamına da gelir. Mekanik hareketin açıklanmasında kullanılan momentum terimi,fizik bilimin gelişmesine bağlı olarak giderek özel ve genel görelilikte, kuantum mekaniğinde ve kaosun fiziğinde - [Sayı 17: Ekim 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-17-ekim-2011/) - İÇİNDEKİLER:Hindistan’a Yolculuk… Yazar: Feyyaz Yalçın Kitabı Yeniden Yazmak… Yazar: İzzet Erş Momentum Yazar: İbrahim Alagöz Jung’un Arketip Kavramı Yazar: Elif Ersoy Doğa Kampı Etkinliğimiz Bozdağ Subatan Yaylası Yazar: Berna Öztan Viktimoloji (Mağdurbilim) Yazar: Elif Ersoy Garudasana – Eagle Pose – Kartal Duruşu Yazar: Nilgün Çevik Gomukhasana – Cow Face Pose – İnek Başı Duruşu Yazar: - [Kitabı Yeniden Yazmak...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kitabi-yeniden-yazmak/) - “Yazar iken furkanı; hurufat eder canı...” [1] Tevrat’ta, okuyanı en şaşırtan öykülerdendir: İshak yaşlanmıştır ve artık gözleri iyi görmemektedir. Ölüm vaktinin yaklaştığını anlayınca ikizlerinden büyük olan Esav’ı yanına çağırıp kendisi için bir hayvan avlamasını, pişirmesini ve yemek için sunmasını ister. Böylece onu kutsayacak ve bereketli kılacaktır. Esav’ın annesi Rebeka ise bu duayı sevdiği oğlu Yakub’un - [Hindistan'a Yolculuk…](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hindistana-yolculuk/) - Hindistan ve Uzakdoğu bilgelik öğretilerini küçük yaşlarımda kitaplardan tanımış, yoga ve meditasyon tekniklerini deneyimlemiştim. Bu erken tanışıklık içten içe bir zevke dönüşmüştü. Sathya Sai Baba organizasyonunun Anadolu bilgeliği ve semâ ritüeline yıllardır gösterdiği yakın ilgi bu yıl nihayet bir davete dönüştü. Bizler de bağımsız semazen ve müzisyen dostlarla 10 kişilik bir grup oluşturup, Bengalore üzerinden - [Sözümüzde İma Ne Gezer, Ne Gördük Onu Söyleriz](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sozumuzde-ima-ne-gezer-ne-gorduk-onu-soyleriz/) - Gözlerindendir yansıması varılmazlığının, Uzakların kararsızdır, ürkütür insanı tenhaların, İndirildi mi kirpikler bir kere upuzun yere, Bakışsızlığından muhtemel, anlaşılmaz imaların. Ne kadar dönüşsüz olsa o kadar fena oluyor gidişlerin, Ne kadar gidersen git, akıldan çıkmıyor örtülü gülüşlerin. Kasım 1997, İstanbul - [Dolphin Pose Ardha Adho Mukha Svanasana Yunus Balığı Pozu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dolphin-pose-ardha-adho-mukha-svanasana-yunus-bali/) - Dizlerin üzerine oturup gözlerimizi kapatarak birkaç derin nefes alıp poza başlıyoruz, dizlerin üzerine oturmak, ayak bileklerimizi, dizlerimizi, bacaklarımızın ön tarafındaki dokuları açıp esnetmeye başlar. Nefeslerimizi dinleyerek bilincimizi kendi içimize yöneltmeye başlamak, pozları meditatif halde, yüksek farkındalıkla yapmamıza yardımcı olur. Ellerimizi dizlerden biraz uzağa yerleştirerek dört ayak üzerine (satangasana) geliyoruz, parmaklarımızı genişçe açıp, ellerimizi omuzların altına - [2011 Nobel Fizik Ödülleri ve Evren'in Kaderi*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/2011-nobel-fizik-odulleri-ve-evrenin-kaderi/) - Özetleyerek Çeviren: Elif Ersoy “Kimileri dünyanın ateşle sona ereceğini söylüyor, Kimileri ise buzla.” (Robert Frost, Fire and Ice, 1920) Evrenin kaderi nedir? Bu yılki Nobel fizik ödülü sahipleri Saul Perlmutter, Brian Schmidt ve Adam Riess’in teorilerine göre Evren buzlar içerisinde sona erecek. Nobel ödüllü araştırmacılar, Süpernovalar[1] üzerinde yaptıkları araştırmalarda, Evren’in hızla genişlediği sonucuna vardılar. 1998 - [Kutsal Topraklarda...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kutsal-topraklarda/) - 22-25 Eylül tarihleri arasında dostumuz Eliko Dönmez’in düzenlemiş olduğu İsrail Gezisine 11 kişilik bir grup oluşturarak katıldık. Tel Aviv havaalanına indikten sonra ilk durağımız Kudüs Zeytinlik Dağı oldu. Kudüs, tarihsel sürece ev sahipliği yapmış bütün peygamberlerin yaşadığı ve üç dinin de ortaya çıktığı yer, işte tüm görkemi ile karşımızdaydı. Zeytinlik Dağı’ndan baktığımızda, karşımızda Mescid-i Aksa, - [Gizemli Etrüsk Dili](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gizemli-etrusk-dili/) - Etrüsk kültürü ve dili üzerine 1927’den beri İtalya’nın Floransa kentinde ciddi bilimsel çalışmalar yapılmaktadır. L’İnstituto di Studi Etruschi ed Italici her yıl Studi Etruschi adlı bir dergi yayınlamakta, en son buluşların tartışıldığı kongreler ve bilimsel toplantılar düzenlemektedir (1). Etrüsk halkı hakkında bilinen, İtalya’nın şimdiki Toskana bölgesinde yaklaşık M.Ö. 1000 ile M.Ö. 100 yılları arasında yaşamış - [Hicret: İnsanın İçsel Göçü](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hicret-insanin-icsel-gocu/) - Hicret: bulunulan mahâli terk sûretiyle yeni bir mahâle göç etmek. Hz. Muhammed ve kendisine inzâl olan kelâm-ı ilâhîye biât eden müminler, Mekkeli müşriklerin baskılarına daha fazla dayanamayarak 622 yılında Medine’ye göç etmişlerdir. Her ne kadar Hz. Peygamber, “Ey Mekke, sen Allah katında yeryüzünün en hayırlı ve bana en sevimli yerisin; eğer çıkmak zorunda bırakılmasaydım, senden - [Sayı 18: Kasım 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-18-kasim-2011/) - İÇİNDEKİLER:Hicret: İnsanın İçsel Göçü Yazar: İzzet Erş Gizemli Etrüsk Dili Yazar: Haluk Berkmen Kutsal Topraklarda… Yazar: Berna Öztan 2011 Nobel Fizik Ödülleri ve Evren’in Kaderi* Yazar: Elif Ersoy Dolphin Pose Ardha Adho Mukha Svanasana Yunus Balığı Pozu Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Sedat Sarıbudak Yazar: Deniz Tipigil Sözümüzde İma Ne Gezer, Ne Gördük Onu Söyleriz - [Kasap Elinde](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kasap-elinde/) - Kasap elinde koyunum yâ sen beni yâ ben seni Cellâd önünde boyunum yâ sen beni yâ ben seni Irz ü vekar mal ü menal yağma olundu cümlesi Soyunmuşum bu yolda ben yâ sen beni yâ ben seni Cisme bugün kırk erbâin oldu tamam Deccâl lâin Kıldı beni Rabb’im emin yâ sen beni yâ ben seni - [Ayın Konuğu: Seçil Nebioğlu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-secil-nebioglu/) - Röportajımız için internet sitenizi incelerken (www.secilnebioglu.com) rahmetli dedenizin ve babanızın çalışmalarını okuduğum sırada aklıma gelen ilk soru ile başlamak istiyorum; ilk olarak nasıl ve ne zaman karar verdiniz kendi sözlerinizle “acısını, umudunu toprağa yazan” bir sanatçı olmaya? Akademide öğrenci iken, model-alçı-kalıp dersleri veren rahmetli hocamız Ünal Cimit, “Seramik, toprakla şiir yazmaktır,” dediğinde çok etkilenmiştim. Gözlerim - [Anjaneyasana - Low Lunge Pose - Aşağıda Hamle Pozu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/anjaneyasana-low-lunge-pose-asagida-hamle-pozu/) - Yin yogada ‘dragon pozu’ olarak adlandırılan bu pozu yapmak için, kalın bir battaniyenin üzerinde dizlerimizin üzerine oturuyoruz, birkaç dakika gözlerimizi kapatıp nefeslerimize odaklanarak zihnimizi sakinleştiriyoruz, yavaşça gözlerimizi açıp yapacağımız poza tüm dikkatimizi yönlendiriyoruz. Ellerimizi omuzların altına gelecek şekilde yere yerleştirerek dört ayak (satangasana) üzerine geliyoruz ve sağ dizimizi bükerek sağ ayağımızı öne doğru, ellerin arasına - [23. Mânâ](https://www.dusunuyorumdergisi.com/23-mana/) - Görmüş olduğum mânâdan sonra anladım ki, insanın işlemiş olduğu amelinin nasıl olduğunu o insan bilse de bilmese de, amelin kendisi, işleyen insandan kendisini daha iyi biliyor. Yani amel neyse müsemması ona göre sergileniyor. Kişi ne kadar iyi kötü yaptım dese de yapılan neyse odur. Onun için de bunu bil de, her hareketinin vücutlu olduğunu anla - [Aromaterapi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/aromaterapi/) - Aromaterapi, bitkilerde bulunan uçucu yağlarla yapılan tedavi sistemidir. Uçucu yağlar oda sıcaklığında buharlaşırlar ve eterik yağ, esans veya esansiyel yağ olarak da isimlendirilirler. Aromaterapi, Eczacılık Fakültelerinin 3. ve 4. sınıflarında okunan Farmakognozi dersinin pratikteki uygulanışı olan Fitoterapi’nin (bitkilerle yapılan tedavi sistemi) bir yan koludur ve destekleyici tedavi yöntemidir. Uygulamada kullanılan yağlar bitkilerin kök, çiçek, yaprak - [Beyin: Bir Genetik Mozaik](https://www.dusunuyorumdergisi.com/beyin-bir-genetik-mozaik/) - Nature dergisi Ekim sayısında yayımlanan yeni araştırma bulgularına göre beyin birbirinden farklılık gösteren ve zamanla değişime uğrayan sinir hücrelerinden oluşan genetik bir mozaiktir (1). Edinburgh’daki Roslan Enstitüsü’nün Hollanda, İtalya, Avustralya, Japonya ve ABD’deki bilim adamlarıyla birlikte yürüttüğü araştırmada, beyin hücrelerimizin genetik yapısının hayatımız boyunca binlerce kez değiştiği bulundu. Ayrıca ilk kez bu araştırmada beyin hücrelerinin - [Zohar'dan Seçmeler](https://www.dusunuyorumdergisi.com/zohardan-secmeler/) - Zohar ya da tam söylenişiyle Sefer HaZohar yani Işımanın Kitabı, Yahudi İrfanı olan Kabballah’nın en temel kitabıdır. Eğer mistisizm kendi bilgeliği, yoğunluğu ve dirimli haliyle bir din olarak kabul edilirse, Zohar’da kapsanan ve öğretilen Yahudi İrfanı da Yahudiliğin en yoğun ve dirimli halidir. Ağırlıkla toplamına TaNaKh dediğimiz biblikal metinler yani Taà Torah, NaàNeviim (Nebiler) ve - [Ben'de Olan Sen'de de](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bende-olan-sende-de/) - Hayat… Hiçbir yere gitmeyen bir sabah yürüyüşüdür. (Osho) Kendi içimizde ne kadar derine inebilirsek o denli azaldığımızı görürüz. Bilincimizle varlığın hangi katmanına sızarsak sızalım, orada donuk varlıkları değil, sadece ‘oluşları’, ‘olmakta olanı’ izleriz. Bu sınırsız ‘yaratıcı-oluş’ sürecinde kendimizin sadece bir geçit, ‘evrensel bir ortam’, her şeyin üzerinde kalan bir ‘tanık’ olduğumuzu deneyimleriz. ‘Azalmak’ derken neyi - [Allah'ın Kulu Olmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/allahin-kulu-olmak/) - Kimseden sorulmaz (sorulmayız) Ehli bilir biz kimiz... Medine’den Mekke’ye dönüş... Hz. Muhammed, meratibde en ulvî mertebenin kulluk (abdiyyet) olduğunu beyan etmiştir. Hatta söyleminin özüne bakıldığında kulluk insanın iradesine bağlı yegâne makam olarak öne çıkmaktadır. Tüm makam ve mertebeler Allah’ın takdiri ile insanlara bahşedilmiştir. Kulluk ise tüm bu makamlardan azade, her nevi ihsan ve üstünlüğü yine - [Acı ve Hakikat](https://www.dusunuyorumdergisi.com/aci-ve-hakikat/) - “Acı her zaman bir kopmadır.” Geçtiğimiz günlerde çok sevdiğim bir dostumu kaybettim. Severek, neşe içinde yaşardı. Hayat oyunundan çekildi işte. Ardında anılar kaldı. Ölüm yegâne hakikatimiz. Şu içinde bulunduğumuz evrende her şey, bir oluştan diğerine devinip dönüşür. Ölüm de kendi hakikatine dönüşmektir bir anlamda. Hakikatin nasıl bir şey olduğunu bilmeyen biz canlılar için ise, bir - [Sayı 19: Aralık 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-19-aralik-2011/) - İÇİNDEKİLER:Acı ve Hakikat Yazar: Ahmet Kip Allah’ın Kulu Olmak Yazar: İzzet Erş Ben’de Olan Sen’de de Yazar: Mustafa Alagöz Zohar’dan Seçmeler Yazar: Arzu Cengil Beyin: Bir Genetik Mozaik Yazar: Elif Ersoy Aromaterapi Yazar: Nimet Özata 23. Mânâ Yazar: Muhiddin Gür Anjaneyasana – Low Lunge Pose – Aşağıda Hamle Pozu Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Seçil - [İçten Doğuşlar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/icten-doguslar/) - Bak bu dünya alanı, çarşı pazar. Tâlipler hep dolaşır bir şeyler arar. Kimi alışverişten bezer mi? Bezer. Kimisi de cehlinden azar mı? Azar. Evyen kişi bilmez ki aradığını. Boş yere bilgisizce gezer mi? Gezer. Yere düşmüş bir bağcık pazar içinde, Kimse bilmez halini aldırmaz geçer. Gelen basar üstüne ezer mi? Ezer. Hep Âşıklar yüzünü sürmüştür - [Partner Yoga Eşli Yoga](https://www.dusunuyorumdergisi.com/partner-yoga-esli-yoga/) - İnternet ufkumuzu açtı, sınırlarımızı genişletti, özgürleştirdi. Hiç gitmediğimiz yerleri görebilme, hiç bilmediğimiz insanları tanıma fırsatı, sınırsız bilgiye ulaşabilme imkânı sağladı, insanlık gelişimi için çok önemli bir devrim oldu. Teknoloji sayesinde iletişimin çok kolaylaştığı bu dönemde, telefon ve bilgisayar başında binlerce arkadaşa sahip olabiliriz artık. Onların neler yaptıklarını öğrenebiliriz. Yaptıklarına, yazdıklarına yorumlar yapabiliriz, yazılanları, yapılanları anında - [Dağdan Aşağıya İnmek İyileştirici Bir İnsanlık Doğuyor](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dagdan-asagiya-inmek-iyilestirici-bir-insanlik-dog/) - İngilizce’den Çeviren: Arzu Cengil “Sözde ortalama insan” mitini bir kez daha ve kesin olarak çözümleyelim: Her insan biricik bir yaratıdır. Sizin nitelikleriniz başka hiç kimsede yoktur. Sizin deneyimleriniz başka hiç kimsede bulunmaz. Yeryüzü üzerinde başka hiç kimsede sizin özgün bakış açınız olamaz. Sizin biricik deneyiminiz kolektif evrim sürecimiz için altın değerindedir. Sizin öğrendikleriniz tüm varoluşun - [Tarih Yazımının Çeşitleri*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tarih-yaziminin-cesitleri/) - Özetleyerek Alıntılayan: Elif Ersoy Üç tarih yazımı tarzını birbirinden ayırt ediyorum: - Kaynaktan Tarih - Düşünce Dolaylı (reflektierte) Tarih - Felsefi Tarih 1) Kaynaktan Tarih Hemen örnek verecek olursam, örneğin Herodotos, Thukydides ve benzerlerini söylemek istiyorum, yani betimledikleri eylemleri, verileri ve durumları kendileri yaşamış, onların içinde yaşamlarını sonuna kadar sürdürmüş, kendi varlıklarıyla bu verilerin ve - [Dil ve İnsan](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dil-ve-insan/) - İnsan, kimliğini kullandığı dil ile kazanır ve yine onu dille ifade eder. En yüksek ifade şekillerinden biri şiirdir. Daha önce hiç kendimizi o şekilde ifade etmemiş olsak bile, okuduğumuz bir şiirin tıpkı bizi ifade ettiğini düşünebiliriz. Bazı şiirlerde kendimizi buluruz. Her ne kadar bir şairin şiirsel ifadesinde kendimizi bulsak da, orada anlatılan bize göre biz - [Sayı 20: Ocak 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-20-ocak-2012/) - İÇİNDEKİLER:Hüseyin… Yazar: Ayşe Acar Düşünce ve Dil Yazar: Metin Bobaroğlu Dil ve İnsan Yazar: Gökçen Taviloğlu Tarih Yazımının Çeşitleri* Yazar: Georg Wilhelm Friedrich Hegel Dağdan Aşağıya İnmek İyileştirici Bir İnsanlık Doğuyor Yazar: James O’Dea Partner Yoga Eşli Yoga Yazar: Nilgün Çevik İçten Doğuşlar Yazar: Osman Altav Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları - [Düşünce ve Dil](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dusunce-ve-dil/) - Bütün sanat olguları içinde dışlaşan ve sonra bunların ekol, okul, disiplin olmalarını sağlayan, onları tarihsel sürece entegre eden dışlaşmalar aslında insanın kendisindeki dışlaşmalardır. İnsan kendisini dışlaştırıyor ve bu dışlaştırdıklarından izlenimler alıyor; yani duyu diyen de haklıydı, duygu diyen de, bilinç diyen de, ama bunların ayırımları nedir? Biz bu ayırımların içinde yaşamı nitelerken giderek onu kategorize - [Hüseyin...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/huseyin/) - 10 Ekim 680 (Hicri 10 Muharrem 61) günü Hz. Hüseyin son hazırlıklarını yaptı ve Yezid’in ordusuna yaklaşarak onlara hitap etmek istedi. Ancak bu çok veciz konuşma gözleri dönmüş azgınlardan oluşan orduyu etkilemedi. Hz. Hüseyin atını sürerek iki ordu arasında bir yerde durdu ve Yezid’in ordusuna hitaben şöyle dedi: “Ey Kufe halkı, benim kim olduğumu ve - [Dört Kitabın Manası](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dort-kitabin-manasi/) - Miskinlikte buldular, kimde erlik var ise Merdivenden ittiler, yüksekten bakar ise Gönül yüksekte gezer, dem be dem yoldan azar Dış yüzüne o sızar, içinde ne var ise Ak sakallı koca bilemez hali nice Emek yemesin hacca, bir gönül yıkar ise Sağır işitmez sözü, gece sanır gündüzü Kördür münkirin gözü, âlem münevver ise Gönül çalab’ın - [Ayın Konuğu: Feyyaz Yalçın](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-feyyaz-yalcin/) - Röportajımıza 1979 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Fotoğraf Bölümü’nü birincilikle kazanma öykünüzle başlamak istiyorum; oldukça hareketli ve renkli bir çocukluğunuz olduğunu da bilen biri olarak, fotoğrafı daha ilk gençliğinizde meslek olarak seçmenize zemin olan ilk nedenleri sorsam? İstanbul’da doğup büyüdüm. Yedi yaşımda Stanford Üniversitesi’nden master bursu alan babamla birlikte ailecek Amerika’ya gidişimiz, Batı medeniyetiyle ilk karşılaşmam oldu. - [Shavasana Corpse Pose Ceset Pozu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/shavasana-corpse-pose-ceset-pozu/) - Bültenimize bu ay yazacağım konuyu düşünürken, Gandhi’nin şu sözünü okudum: “Bugün o çok endişelendiğin yarın. Değer miydi?” Evet, yarınlar iyi de olsa, kötü de olsa her iki duruma da uyum göstermemiz gerekir. Bir sonraki anın neler getireceğinden emin olamıyoruz, bu bilinmezlik karşısında korkuyoruz, endişeleniyoruz, kaygılanıyoruz, arzularımızı gerçekleştirebilmek için hırslanıyoruz, bütün bu tepkiler strese dönüşüyor. Stres - [Sophia'yla Tanışmam...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sophiayla-tanismam/) - 1998 yılı yazında, Fethiye Kelebekler Vadisi’nde masaları temizlemeye karar verip işe koyulduğum bir gece, boş bira şişelerinin içinden sarkan bir kâğıt dikkatimi çekti. Bunu Kutsal Ruh’tan gelen bir mesaj olarak algılayıp hemen kaydıma geçtim: “12 colours views of St.Sophia.” İşimi bitirip yavaş yavaş kumsalda yürürken, St. Sophia’nın kim olabileceğine dair düşünüyordum. O sırada arkadaşım Noyan’a - [Değerli Taşlar ve Kristaller -I](https://www.dusunuyorumdergisi.com/degerli-taslar-ve-kristaller-i/) - Mineraloji sözcüğü ‘mineralis’ kelimesinden gelir. Latince ‘yer kabuğundan çıkarılan cisim’ anlamındadır. Mineral, belli bir kimyasal bileşimi ve düzgün geometrik yapısı olan inorganik bir oluşumdur. Organik bir bileşim olan kehribar, mercan ve inci dışında değerli taşlar ve kuvars kristalleri birer işlenmiş mineraldirler. Minerallerin birleşmesinden kayaçlar meydana gelir. Kayaçlar yerkabuğunun önemli bir bölümünü oluştururlar. Kökenlerine, madensel bileşimlerine - [Anakronik Bir Din Tarihi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/anakronik-bir-din-tarihi/) - “Ben kimim?” sorusunu kendine sormayı başarabilen her samimi talip, içinde bu soruya yanıt bulamadığı ifadelerden sıkılır. Bu nedenledir ki dinler tarihi veya daha geniş olarak ‘ölüm karanlığına karşı aydınlığı arayanların tarihi’, bu sorunun muhatabı olan samimi insanların tarihidir. Ve aynı samimiyetle yaklaşan her yolcu için tarih, geçmişten geleceğe akan bir deniz değil, şimdi ve burada - ["Aşkın Şehidi İlk Kerbelâ Romanı" ve Edebiyatta Kutsalın Dili](https://www.dusunuyorumdergisi.com/askin-sehidi-ilk-kerbela-romani-ve-edebiyatta-kuts/) - “Edebiyatta kutsalın dili nasıl kurulabilir?” veya daha da genel haliyle “Edebiyat nedir?” sorusunu; yazan, okuyan herkes kendine göre bir şekilde cevaplandırabilir. Kanaatim, zevkim ve anlayabildiğim; edebiyatın ‘öğrenmek ve öğrendikçe paylaşmak’ olduğudur… ...Ortadoğulu edebiyatların, özellikle de Türk -İslam edebiyatının kutsala girmekte biraz çekingen olduğunu gözlemliyoruz. Batı medeniyeti Hz. İsa yahut Hz. Musa’yı başkarakter kılarak romanlar yazabilmiş. - [Sayı 21: Şubat 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-21-subat-2012/) - İÇİNDEKİLER:“Aşkın Şehidi İlk Kerbelâ Romanı” ve Edebiyatta Kutsalın Dili Yazar: Ahmet Turgut Anakronik Bir Din Tarihi Yazar: İzzet Erş Değerli Taşlar ve Kristaller -I Yazar: Nimet Özata Sophia’yla Tanışmam… Yazar: Nazile Serna Onur Shavasana Corpse Pose Ceset Pozu Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Feyyaz Yalçın Yazar: Deniz Tipigil Dört Kitabın Manası Yazar: Yunus Emre Bülteni - [Yirmi Altıncı Sofra](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yirmi-altinci-sofra/) - Niyazî-i Mısrî’nin İrfan Sofraları adlı eserinden derleyen: Ekrem Genç İnsan vücudunun devamlı olarak kafilelerin gelip geçtiği dört yol ortasında bulunan büyük bir şehre benzetilmesi hakkındadır. Kafileler bu yolların birinden şehre girip ötekinden çıkarlar. Mü’minin vücudu şehrine giren kafilelerle muamelesini ve münafıkın bu kafilelerle muamelesini, yani bu kafilelerin şehre ne suretle girip çıktıklarını beyan etmektedir. Bil - [Ayın Konuğu: Nursel Nacar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-nursel-nacar/) - Çok genç yaşlarda öğretmen olduğunuzu ve yaklaşık 10 yıl kadar bu mesleği icra ettiğinizi biliyorum; nasıl gelişti bu tercih ve neler anlatmak istersiniz bize okul yıllarınız hakkında diye sorarak başlayalım mı röportajımıza? Deniz'ciğim, ben 1955–56 yılı Haziran mezunuyum, bugünden bakıldığında bir 56 sene daha ediyor galiba. O zaman öğretmen okulları vardı ortaokuldan sonra, Köy Enstitüleri - [Yoga Öğretilerinde Beslenme](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yoga-ogretilerinde-beslenme/) - Sağlıklı kalabilmek için doğru yiyecekleri tüketmek gerekir ve bunun için birçok beslenme tarzı önerilmektedir. Geleneksel ya da bilimsel olarak araştırılmış, denenmiş, istatistiklerle incelenmiş beslenme çeşitleri bir genelleme içerirler, fakat doğrulukları yüzde yüz ispatlanamaz. Hiçbir besinin yeteri kadar sağlıklı olduğundan emin olamayız, çünkü yediğimiz yiyecekleri birçok etken etkiler. Örneğin, sebze ve meyvelerde; yetiştirildiği toprak, kullanılan gübreler, - [Sayı 22: Mart 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-22-mart-2012/) - İÇİNDEKİLER:Hac Ritüelinde “Dişil Öğe” Kavramı Yazar: Metin Bobaroğlu Parlayan Yıldız Yazar: İzzet Erş Fatıma-tüz Zehra Yazar: Ayşe Acar Hz. Asiye Yazar: Elif Ersoy Hz. Rabiatü’l Adeviyye Yazar: Elif Ersoy Kutsal Metinlerde “Tanrısal Olan’ın Dişil Yanı”nın Bastırılışı Yazar: Cengiz Erengil Değerli Taşlar ve Kristaller – II Yazar: Nimet Özata Yoga Öğretilerinde Beslenme Yazar: Nilgün Çevik Ayın - [Değerli Taşlar ve Kristaller - II](https://www.dusunuyorumdergisi.com/degerli-taslar-ve-kristaller-ii/) - Tarih boyunca değerli taşlar renkleri ve göz alıcı görünüşleri ile ilk çağlardan beri insanların ilgisini çekmişlerdir. Bazı taşlar çok nadir bulunmaları ve güzellikleri sebebiyle, yüzyıllardır ‘tılsım’ olarak kullanılmışlardır. O zamanlarda insanlar için her değerli taşın özel bir anlamı vardı. Örneğin; Tevrat’ta Harun’un göğüslüğünde belli bir düzende 4 sıra halinde yerleştirilmiş 12 parça değerli taşın ona - [Kutsal Metinlerde & Tanrısal Olan'ın Dişil Yanının Bastırılışı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kutsal-metinlerde-tanrisal-olanin-disil-yaninin-ba/) - Anadolu’daki Ana Tanrıça figürlerinden biri Aphrodite’dir. Arkeolojik kazılarda bulunan bir heykelde, Tanrıça Aphrodite sağ elini bir Roma kralının başının üzerine koyarak onu kutsamakta, toprak ve su unsurlarının bereketlerini aktarmaktaydı. Ataerkil monoteizm tarafından reddedilen Tanrıça enerjisi, aslında Kutsal Kitap içindeki metinlerde, her biri İbrani dünyasının dışından çıkıp gelmiş olan Kenanlı Tamar, Kenanlı Rahab, Moavlı Ruth ve - [Hz. Rabiatü'l Adeviyye](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hz-rabiatul-adeviyye/) - 8. yüzyılda Basra’da büyüyüp Kudüs’te vefat eden Hz. Rabia, sevgiye dayalı tasavvuf düşüncesinin ilk savunucularındandır. Zühd ve Allah korkusundan ibaret olan ilk dönem tasavvufunu, Allah aşkı ve Allah’a kavuşma arzusuyla zenginleştirerek gelişmesine yardımcı olan Hz. Rabia’dır (1). Rabia, Allah sevgisini tasavvufun merkezi haline getirmiştir ve gerek sözlerinde, gerekse şiirlerinde sevgi kavramını açıkça kullanan ilk kişidir - [Hz. Asiye](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hz-asiye/) - “Allah, inananlara da Firavun’un karısını misal gösterdi. O: ‘Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap; beni Firavun’dan ve onun (kötü) işinden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar!’ demişti” (Kuran-ı Kerim; Tahrim 66/11) Asiye, Kuran-ı Kerim’e göre Firavun’un karısı; Tevrat’a göre ise Firavun’un kızıdır (1). Kuran-ı Kerim’de kendisinden iki ayette (Kasas, 28/9, Tahrîm, 66/11) ‘Firavun’un karısı’ - [Fatıma-tüz Zehra](https://www.dusunuyorumdergisi.com/fatima-tuz-zehra/) - Tanrı kâinatı yarattığında, daha kara parçaları yokken, yer ve gök su iken, Kandilde bir Nur parladı. Bu nur’un içinde bir kadın gözüktü. Başında bir Taç, iki kulağında iki Küpe, belinde de bir Kemer vardı. Cebrail Nur içinde Kadın’ı görünce hayrete düştü. Hakk’a niyaz etti, kim olduğunu bilmek istedi. Hakk’dan bir nida geldi; dedi: “Ey Cibril, - [Parlayan Yıldız](https://www.dusunuyorumdergisi.com/parlayan-yildiz/) - Kuran-ı Kerîm müminlerin Allah’a yönelişlerinde Meryem’i zikretmelerini buyurur ve ardından şöyle der: “O, ailesinden ayrılıp, şark mekânına çekilmişti.” (1) Yüzünü doğuya, güneşin doğduğu yere çevirmişti. Ailesinden, kendisini içinde bulduklarından uzaklaşıp, yüzünü öz benliğinden doğacak olana, İsa’ya çevirmişti. İsa, İncil’inde iyi haberin müjdesidir, bu müjdenin muhatabı ve habercisi ise Meryem olmuştur. Meryem yüzünü Rûhullah’a (neşamah) dönendir. - [Hac Ritüelinde "Dişil Öğe" Kavramı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hac-rituelinde-disil-oge-kavrami/) - Tasavvuf ıstılâhında, kaynağa gittiğimizde dişil öğeyi, anneyi buluruz; anne “um”, evlât “umme”dir. Um-Üm-Ümmî-Ümmet birbirinden türeyen kavramlardır. Türkler “ümmet”in sonundaki “t”yi okur ama Araplar okumazlar, “ümmet” demezler, “ümme” derler. Evlât tekil söylenen çoğuldur; velet çocuk, evlât çocuklar demektir, ama tek bir sözcükle söylenir ve anlamı “safiyette birlik”tir. Herkes safiyette bir olursa “ümmet”tir; safiyette bir değilse birleşmemiştir, - [Uykudan Uyanmak, Gözünen Değil.](https://www.dusunuyorumdergisi.com/uykudan-uyanmak-gozunen-degil/) - Uykudan uyanmak, gözünen değil, Kuşdili öğrenmek, sözünen değil; Secdei Rahmânı, nerde buyurmuş, Bilip görmek lâzım, dizinen değil. Bütün mahlûk eder, söze itaat, Bilir bilmez eder, o emre dikkat, Her taraftan gider, yerli yerine, Sırat dedikleri, köprü: (Doğru Hat). “Lisân-ı hâl” ile tarif eden var: Kıl gibi değildir, geniş; değil dar; Görüp seyredene, tatlı seyrangâh, Her - [Ayın Konuğu: Leyla ve Ercan Özaksoy](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-leyla-ve-ercan-ozaksoy/) - Nasıl başladı müziğe olan sevginiz ve öğreniminizi müzik üzerine almakla ilgili kararınız diye sorarak başlayalım mı röportajımıza? Aksaray’dan Topkapı’ya giden caddenin adı Millet Caddesi idi. Onun ortasından Vatan Caddesi gider, onun bir yukarısı da Fatih’tir. O ortadaki Vatan Caddesi sazlıktı, dere akıyordu oradan benim çocukluğumda. Oradan kamış kopartır, düdük yapardım kendime. İlk müzisyenlik böyle başladı - [Shankha Prakshalana - Geleneksel Yoga Detoksu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/shankha-prakshalana-geleneksel-yoga-detoksu/) - Baharın gelmesiyle beraber bedenimizin de temizlenmeye ve yenilenmeye ihtiyacı olur. Uzun seneler yogayı kendi hayatında uygulayan çok değer verdiğim dostum Zoltan Zajva’dan öğrendiğim çok özel bir detoks çalışmasını sizlere aktarıyorum. Shankha Prakshalana çok eski bir bağırsak temizleme yoludur. Orijinali 5 litre su ile yapılıyor. 1 litre suyla başlangıç yapabilirsiniz. Bağırsakların temizlenmesinin yanında, manevi arınma ve - [Görmeyi Öğrenmek](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gormeyi-ogrenmek/) - 17. yüzyılda, karısı kör olan filozof William Molyneux, dostu John Locke’a şu soruyu sordu: “Doğuştan kör bir adamın, şimdi yetişkin olduğunu ve eliyle dokunmak suretiyle küreyi küpten ayırabildiğini varsayalım. Bu kişi görme yeteneğini kazandıktan sonra, elleriyle dokunmadan hangisinin küp, hangisinin küre olduğunu söyleyebilir mi?”(1) John Locke 1690’da kaleme aldığı “İnsanın Anlama Yeteneği Üzerine” adlı denemesinde - [Fantastik Realizm](https://www.dusunuyorumdergisi.com/fantastik-realizm/) - Günümüzde plastik sanatlardan sinemaya kadar neredeyse tüm sanat dallarını etkileyen ve 2. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra ortaya çıkan Fantastik Realizm akımını ele alabilmek için kısaca Dadaizm ve Sürrealizm akımlarından bahsetmek faydalı olacaktır. Dada, Dadaizm veya Dadacılık, 1. Dünya Savaşı yıllarında başlamış, kültürel ve sanatsal bir akımdır. Dada 1. Dünya Savaşı’nın barbarlığına, sanat alanındaki ve gündelik hayattaki entelektüel katılığa ve - [Uykudan Uyanmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/uykudan-uyanmak/) - “İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar.” Hz. Muhammed Yaşadığımız sürece uykuda oluşumuz, mağaradaki yedi uyurların ve onların bekçiliğini yapan Kıtmir isimli köpeğin hikâyesine benzer. Beş duyumuzla zihnimiz ve irademiz gaflet uykusundayken, akıl onların bekçiliğini yaparak, uyanmayı sağlayacak etkilere karşı bizi korur. Uyanmamızın gecikmesi biraz da bundandır. İnsan ancak rüyadan uyandığında gördüklerinin hayali bir imge olduğunu anlayarak, nesnelerin - [Hezekiel'in Rüyeti](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hezekielin-ruyeti/) - Otuzuncu yılın dördüncü ayında, ayın beşinci gününde efendisinin sevgili kulu Hezekiel’e, Allah’ın izzeti bir rüyet olarak göründü. Allah’ın izzeti bütün açıklığıyla dört sûrette göründü. Birinde aslan benzeyişi vardı, diğerlerinde öküz, kartal ve nihayet bir insan... Allah’ın yüce adaleti Hezekiel’e bir aslan sûretinde göründü. Aslanın kral olduğunu, krallığının iradesinden kaynaklandığını bir ses ona evvelce bildirmişti. Zira - [Rab ile Buluşma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/rab-ile-bulusma/) - Çıktığımız manevi yolculukta hepimizin tüm nefs düzeylerine ihtiyacı vardır, çünkü bizi biz yapan onlardır. İhlasımızı bulmak, biricikliğimize ulaşmak için kullanmamız gereken aletler gibidir bu düzeyler. Kabbala’da beş nefs düzeyi vardır: nefeş, ruah, neşamah, hayah ve yehidah. İhlasımızda olmak biricikliğimizde, yehidah düzeyinde olmak demektir. İhlas, yani samimiyet, Rabbimle bağlantıda olduğum, ancak arada hiçbir sözcüğün, aracının, dilin, - [Sayı 23: Nisan 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-23-nisan-2012/) - İÇİNDEKİLER:Hezekiel’in Rüyeti Yazar: İzzet Erş Rab ile Buluşma Yazar: Meir Elhadad Uykudan Uyanmak Yazar: Gökçen Taviloğlu Fantastik Realizm Yazar: Nuray Leyla Şimşek Görmeyi Öğrenmek Yazar: Ayşe Doğu Shankha Prakshalana – Geleneksel Yoga Detoksu Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Leyla ve Ercan Özaksoy Yazar: Deniz Tipigil Uykudan Uyanmak, Gözünen Değil. Yazar: İsmail Emre Bülteni PDF olarak - [Ahmed Kuddûsî Divanı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ahmed-kuddusi-divani/) - Ârif olamaz her hoca ilmi kesîr olsa dahi Kâmil olamaz her hoca şeyh-i kebîr olsa dahi Işksız gidilmez bu yola giden ulaşmaz menzile Gelmez hulûs bî-ışk dile âbid fakîr olsa dahi Kal ehli olmaz ehl-i hâl bilmez nedir râh-ı visâl Var pendi sen âriften al merd-i fakîr olsa dahi Zâhid heman sûret bezer virmez kemâl - [Ayın Konuğu: Güzin Sokullu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-guzin-sokullu/) - Tiyatro ve müzik ile tanışmanızı, mesleğinizi sanat üzerinden seçmeye karar verme öykünüzü sorarak başlamak istiyorum röportajımıza. Ben Ankara doğumluyum, 5 yaşında geldim İstanbul’a. Babam –başvekalet diyorlardı o zaman– Başbakanlık’ta çalışıyormuş Ankara’da. Sonra buraya Merkez Bankası’na geldi, Bankalar Caddesi’ndeki. İlkokula, Üsküdar’da Halil Reşit İlkokulu’na gittik. Bir de ağabeyim var, benden 2,5–3 yaş büyük. Sonra Ortaokul, - [Karma Yoga - Hizmet Yogası](https://www.dusunuyorumdergisi.com/karma-yoga-hizmet-yogasi/) - Kişinin çalışmalarının meyvelerini Tanrı’ya adayarak Tanrı’yı idrak etmesinin yolu Bültenimizin sağlık bölümünde, genelde fiziksel bedenimizle ilgili yazılar yazmış olmama rağmen, bu ay ruhsal bedenimizi iyileştirmeye yönelik bir konudan bahsetmek istiyorum. Sanskrit destanı Mahabharata’nın bir bölümü olan Bhagavad-Gita’nın metinlerinde Krişna, Tanrısal sırları ve hayatın anlamını Arjuna’ya anlatır. Karma yoga ile ilgili bölümünde, Arjuna Krişna’ya sorar: “Ey - [Zihin–Beden İlişkisi ve Psikonöroimmünoloji](https://www.dusunuyorumdergisi.com/zihinbeden-iliskisi-ve-psikonoroimmunoloji/) - Bireyin yaşadığı stres ve ruh durumunun, onun bedensel fonksiyonlarında büyük bir etki yaratabileceği –hatta kanser, koroner kalp hastalıkları ve mide-bağırsak rahatsızlıklarına sebep olabileceği– inancı İlkçağdan bu yana genellikle benimsenen bir inanç olmuştur. Yaklaşık 2000 yıl önce Yunanlı hekim Galen, melankolik kadınların, o dönemlerde melankoliye sebebiyet verdiğine inanılan ‘kara safra’larındaki artıştan ötürü, özellikle üreme organları kanserlerine - [Üçlemenin Döngüsü](https://www.dusunuyorumdergisi.com/uclemenin-dongusu/) - Olgular ve olaylar tanımlanır, ama insan tanınır. Tanımlamak muhatabı bir nesne haline getirir, tanımak ise özne kılar... Tanımlamak yöntem ve formalite oluşturup işlevli kılmayı ve onu kullanmayı gerektirir, tanımak ise anlayışla olur, anlayış geliştirir ve iletişim doğurur. Birincisi insan–nesne ilişki alanına aittir, ikincisi ise insan–insan ilişki alanına... Ve insan ilişkilerine, eğer sonsuza açılan iki kapı - [Kendini Bilmek: Bilim mi, Sanat mı?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kendini-bilmek-bilim-mi-sanat-mi/) - Auguste Rodin’in; “Taşın fazlasını yontup atıyorum, geriye heykel kalıyor,” mealindeki tanımı gereği, kendi fazlalığımızı, yükümüzü atarız, geriye ‘insan’ kalır. İnsan yapma, sanatların en büyüğüdür, esasında yegâne sanattır. Şöyle seslenir Tanrı: “Sandaletlerini çıkar Musa, burası kutsal Tûva Vadisi’dir.” Çıplaklık, sanatın ana temasıdır. Bilim insanı haklıdır; bilimsel akılla biyolojik gerçeğimizin bilgisine ulaşırız. Ve yine bilimsel akıl bize - [Bilgeliğin Yüceliği ve Görkemi Karşısında Beşerin Durumu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bilgeligin-yuceligi-ve-gorkemi-karsisinda-beserin/) - Bilgeliğin yüceliği ve görkemi karşısında beşerin; yani zâtı, hakikati bilmeyenin durumu trajik bir görünüm verir. Bu görkem, büyük bir gökdelenin yanında insanın kendini ne denli küçük hissetmesi gibidir. Bilgeliğin, daha doğrusu bilgenin yüceliği ve bu yüceliğin doğal sonucu olan mutlak doğruluk, güzellik, iyilik, dürüstlük, adalet, hayır, rıza, sevgi, şefkat, merhamet üzere yaşama, her şeyi ve - [Sayı 24: Mayıs 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-24-mayis-2012/) - İÇİNDEKİLER:Bahar Ayları, Bayram Ayları Yazar: Ekrem Genç Kadın ve Toprak Yazar: İzzet Erş Nekrofili ve Kavram Yazar: Sadık Acar Bilgeliğin Yüceliği ve Görkemi Karşısında Beşerin Durumu Yazar: Vatan Özgül Kendini Bilmek: Bilim mi, Sanat mı? Yazar: Ahmet Kip Üçlemenin Döngüsü Yazar: Mustafa Alagöz Zihin–Beden İlişkisi ve Psikonöroimmünoloji Yazar: Elif Ersoy Karma Yoga – Hizmet Yogası - [Nekrofili ve Kavram](https://www.dusunuyorumdergisi.com/nekrofili-ve-kavram/) - Parafili çeşitlerinden biri olan nekrofili, necro (ölü) kelimesinden türetilmiş bir tür cinsel yönelim bozukluğu çeşididir. Nekrofili insanlar, ölü insanlara karşı ilgi duymaktadır. Özellikle bu cinsel sapkınlığa yönelen insanlar, genel olarak cinsel ihtiyaçları için cinayet işleme yoluna gitmektedir. Dünya tarihindeki seri katillerin büyük bir kısmının, nekrofili ihtiyaçlarını gidermek için cinayet işledikleri bilinmektedir. Bu anlamıyla psikoloji bilimince - [Kadın ve Toprak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kadin-ve-toprak/) - Şehir insanı ile kırsal insanını ayıran en belirgin farklılık toprağın yaşamlarındaki yeridir. Büyük şehirlerde toprak gündelik hayatın içinde bir gerçeklik olmaktan uzaktır. Toprak alanlar ya kendi haline bırakılmış bakımsız arazilerdir ya da bakımı özenle yapılmış, mimari detaylar olduğundan aksesuar niteliğindedir. Şehirde toprak; üzerine basılması, ona dokunulması yasaklanmış, insana yabancılaşılmış bir olgudur. Şehrin modern insanı için - [Bahar Ayları, Bayram Ayları](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bahar-aylari-bayram-aylari/) - Güneşin kendisini daha yakından hissettirdiği şu günlerde tabiatın neşesi insanoğluna da bayram yaşatıyor. Doğanın neşesine tanık olan bizler bu coşkunun içinde kendimizi buluveriyoruz. Acaba bu durum insanın gerçekten de bayram eden bir varlık olduğuna bir işaret midir? Aslında kadim gelenek, insanın sadece zahiri etkilerin neden olduğu bayramlarla değil, aynı zamanda kendisindeki zenginliğin farkındalığı ile de - [Düşünce](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dusunce/) - Düşünüyorum aralıksız. Düşüneni düşünüyorum, düşüncenin kendini, düşüncenin düşüncesini düşünüyorum gücüm yettiğince. Gidebildiğimce gerilere gidiyorum, ilk düşünceye, en başa gidiyorum. İLK DÜŞÜNENİ, İLK DÜŞÜNCEYİ düşünüyorum. İlk düşüncenin evrenin tasarısı olduğunu, ilk sözün de “Ol!” sözü olduğunu düşünüyorum. Sonra gelen tüm düşüncelerin, tüm sözlerin başlangıcın yansımaları, giderek ve katlanarak yansımaların yansıması, sözün sözleri, oluşların oluşları olduğunu düşünüyorum. - [Hicran Destanı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hicran-destani/) - Hicran destanını kendinden oku, Mecnun’dan duyup da rivayet etme. Aşkın Leyla’sını gördünse söyle. Söz temsili bulup hikâyet etme. Yüz bin Leyla doğar âlemde her gün, Senin aradığın zevk, sefa, düğün. Tutacağın işi önceden düşün; Daha ilk adımda nedamet etme. Sevdanın oduna pek güvenilmez, Tutuşursan eğer kolay sönülmez. Bu yolun hükmüdür geri dönülmez, Canına kıymazsan seyahat - [Ayın Konuğu: Ali Osman Çoban](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-ali-osman-coban/) - Röportajımıza yaşam öykünüzün doğumunuzdan meslek seçiminize kadarki bölümünü sorarak başlamak istiyorum. İnsanın kendini anlatması en zor şeylerden bir tanesi ama anlatmaya çalışayım. Evet, 1941’de Uşak’ın Eşme ilçesinin Kolankaya köyünde 6 çocuklu bir ailenin 3. çocuğu olarak doğmuşum. İlk doğduğum zaman köyde bir hadise olmuş. O hadiseden dolayı annemin sütü kesilmiş ve ben çok zor şartlar - [Yoga ile Temizlenme - Shatkarma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yoga-ile-temizlenme-shatkarma/) - “Her zaman önce bedenini, sonra zihnini ve sonunda ruhunu temizle.” Bedenimiz bir makine gibi çalışır ve düzenli olarak temizliğe ihtiyacı vardır. Toksinler bedenden mukus, gaz, asit, ter, idrar ve dışkı olarak atılır ve bu sistemin iyi çalışması, sağlıklı kalabilmemizi sağlar. Hatha Yoga beden temizliği için Shatkarmas denilen bazı teknikler önermiştir. Sanskrit dilinde Shat “6” (altı) - [NLP'yi Anlatmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/nlpyi-anlatmak/) - “Görünce tanırım, İşitince anlarım, Yapınca öğrenirim.” Çin Atasözü En kısa tanımı ile “insanın kendi beynini kullanma kılavuzu” olan NLP (Neuro Linguistic Programming: Nöro Dilbilimsel Programlama) takdir edersiniz ki salt yazıya gelen bir öğreti değil. Burada yazacağım her şey eksik ya da bir tür tahrife uğramış olacaktır bu nedenle. Bir başka deyişle, NLP yapılarak iyi anlaşılır - [Sayı 25: Haziran 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-25-haziran-2012/) - İÇİNDEKİLER:Musahiplik Cemi Yazar: İzzet Erş Erdem (Arete) Yazar: Turgut Özgüney Bir Anadolu Sohbet Geleneği Olarak Dialogos Yazar: Metin Bobaroğlu Tarihte ve Türk Ceza Kanunu’nda İntihar Yazar: Elif Ersoy NLP’yi Anlatmak Yazar: Şule Nilgün Aytaç Yoga ile Temizlenme – Shatkarma Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Ali Osman Çoban Yazar: Deniz Tipigil Hicran Destanı Yazar: Neyzen Tevfik - [Tarihte ve Türk Ceza Kanunu'nda İntihar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tarihte-ve-turk-ceza-kanununda-intihar/) - “İntihar” kelimesi Arapça’da, boğazına vurmak, boğazlamak, kurban etmek ve tam zamanında yapmak anlamına gelen nahr sözcüğünden gelmektedir ve Türkçe’ye Tanzimat döneminde girmiştir. İntihar eylemleri tarih boyunca farklı kültürler tarafından kâh büyük bir günah olarak, kâh saygı duyulan bir hareket olarak görülmüştür. İslamiyet, Musevilik ve Hıristiyanlık intiharı yasaklar. Eski Yunan ve Roma uygarlıklarında intiharın devlete karşı - [Bir Anadolu Sohbet Geleneği Olarak Dialogos](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-anadolu-sohbet-gelenegi-olarak-dialogos/) - Bir insanın, kendisini avutmadan, kandırmadan kendi bilincinin eleştirisini yapabilmesinin, kendi bilincinin üzerine dönebilmesinin yolu nedir? Bunu dialogos’tan başka hiçbir yöntem çözemez. Dialogos, iki bilinç arasındaki konuşma (ya da yazışma) demektir. Eğer bilincimizi başka bir bilince, hele hele daha yetkin bir bilince açmıyorsak, bilinçler arasılık kurmuyorsak, kendi üzerine dönen düşünmeyi yapma olanağına sahip değiliz. Kendi bilincimizin - [Erdem (Arete)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/erdem-arete/) - Antik Yunan’da bir şeyin yetkinliği anlamına gelirdi erdem. Kendine uygun olan işi yapana, kendine özgü işlevi yerine getirene Arete’si olan, yani yetkin olan, erdemli insan denirdi. Örneğin; bıçağın Arete’si iyi kesmektir, çünkü bıçak bu amaç için imal edilmiştir. İnsan söz konusu olduğunda erdem şu şekilde tanımlanır: “İnsana özgü faaliyet türü, hareket, büyüme, üreme değildir, çünkü - [Musahiplik Cemi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/musahiplik-cemi/) - “Kardeşine kızan her adam hükme müstahak olacaktır; ve kardeşine hakaret ederse, icma-i ümmetin hükmüne müstahak olacaktır. Ve kim “ahmak” derse, cehennem ateşine müstahak olacaktır. İmdi, takdimeni Allah’ın huzurunda arz ederken, tam o esnada kardeşinle aranda olan bir husumet hatırına gelirse, takdimeni orada mezbahın önünde bırak ve git önce kardeşin ile barış ve o vakit gel, - [Hâki Ol, Turâb Ol Ey Deli Gönül...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/haki-ol-turab-ol-ey-deli-gonul/) - Nutuk 5 Mürşid-i Kâmil’den dersimi aldım Hakîkât bâbında irfâna girdim Ol güzel yârıma ikrarım verdim Hâki ol turâb ol ey deli gönül Şeriat bâbından içeri geçtik Tarikat erinden içtik bir dolu Dost cemâl görünce kaynayıp coştu Hâki ol turâb ol ey deli gönül Tarikat kapısı gülleri nûrdur Yârimin kurduğu bir ince yoldur Dört kapı kırk - [Sayı 26: Temmuz 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-26-temmuz-2012/) - İÇİNDEKİLER:Bende Duran Günah… Yazar: İzzet Erş Bostanlar Nasıl Ziyan Olmaz? Yazar: Ayşe Acar Seyr-i Sülûk Üstüne Notlar Yazar: Akın Candan Tabiatı Kavrayış ve İfade Etmede Yeni Yöntem ve Dil Arayışları [1] Yazar: Elif Ersoy Ferdiyet ve Memnuniyet Yazar: Ahmet Kip Kendin: Hak Olan Yazar: Mustafa Alagöz Oruç Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Ayşe Acar Yazar: - [Ayın Konuğu: Ayşe Acar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-ayse-acar/) - Sizi “Aşure” isimli TV programınızdan önce bir radyo programcısı, habercisi ve yöneticisi olarak tanıyorduk; bu nedenle öncelikle doğum yerinizden ve ilköğretim çağlarınızdan başlayarak radyoculuğa uzanan öykünüzü sorarak başlamak istiyorum röportajımıza... Dedelerim Dersim bölgesinden göç ederek epey bölge gezinmişler. Ben Tokat’ta doğdum. Tokatlı olduğumu söyleyemem çünkü orada bir köyümüz yok, yalnızca amcam ve babam hayvan besiciliği - [Oruç](https://www.dusunuyorumdergisi.com/oruc/) - 20 Temmuz’da Ramazan ayı başlıyor. İslam’ın şartlarından biri olan “oruç”, Bakara suresinde Müslümanlara farz kılınmıştır. Oruç Kuran’da “savm–sıyam” olarak geçer. Savm kelimesi “hareketsiz kalmak, susmak, nefsi tutmak” anlamlarına gelir. Sıyam ise savm kelimesinin çoğulu olarak kullanılır. Gün doğmadan niyet edilerek günbatımına kadar katı ya da sıvı herhangi bir gıda almadan tutulan oruç, üreme ve konuşma - [Kendin: Hak Olan](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kendin-hak-olan/) - “Kendi bilincine bağlı olarak yaşamak” insanın kendi onurunu inşa etmesidir. Onur, kendi yetilerini kendin için işlevli kılabilmektir. Bireyin anlamı kendisinden ürettiği değerlerle yaratılır ve bu değerlere bağlılığı onun bütünlüğünü oluşturur. Bütünlük, bitmiş–tükenmiş durağan bir kütle değil, tersine kesintisiz bir eylemlilik sürecindeki şiirsellik ya da müzikal bir armonidir. Güzellik doğada yoktur, orada “güzel” vardır. Güzeller geçici, - [Ferdiyet ve Memnuniyet](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ferdiyet-ve-memnuniyet/) - Her aşk, aslında hakikati anlama fırsatıdır. Her evlilik, nizamı koruma çabasıdır. Ve her çocuk, kendi geçmişimizle yüzleşmeye davettir. Tanık olduğumuz her ölüm de kendi hakikatimizden koptuğumuzu hatırlatan bir uyarıdır. Konuya giriş babında, geçtiğimiz günlerde İstanbul Üniversitesi’nde verdiğim Hegel dersinin son bölümünden bir alıntı yapmak istiyorum. Hegel uzmanı ve yorumcusu Kojève’in düşünce tarihi hakkındaki görüşüyle bitirmiştim - [Tabiatı Kavrayış ve İfade Etmede Yeni Yöntem ve Dil Arayışları [1]](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tabiati-kavrayis-ve-ifade-etmede-yeni-yontem-ve-di/) - 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Newtoncu fiziğin açıklamakta yetersiz ya da başarısız kaldığı olguların giderek artması, sadece pozitivist–mekanist paradigmanın matematiksel–fiziksel tutarlılığı hakkındaki şüpheleri arttırmakla kalmamış, doğanın kavranışı ve tasvirine ilişkin, mantıksal, dilsel, yöntemsel ve kavramsal analiz biçiminde de derin kuşkulara yol açmıştır. Doğa bilimlerinde yaşanan kriz ve keşfedilen yeni olgular sonucunda, Newtoncu fiziğin tasvir ettiği - [Seyr-i Sülûk Üstüne Notlar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/seyr-i-suluk-ustune-notlar/) - “Melekler şöyle demiştir: ‘Her birimizin bilinen bir makamı vardır’ (es–Saffat, 37/164). İnsan ve cinler dışındaki her varlık böyledir. İnsan ve cin ise kendi makamlarında yaratılmış olsa bile, bu iki sınıfın Allah’ın ilminde belirli ve takdir edilmiş, fakat kendilerinden gizlenmiş makamları vardır. İnsan ve cinlerden her birey, nefesi bittiğinde o makama ulaşır. Herkesin son nefesi, üzerinde - [Bostanlar Nasıl Ziyan Olmaz?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bostanlar-nasil-ziyan-olmaz/) - Yaşlı bir teyze köyünden Erzurum’a gelince ezan sesini duymuş ve sormuş: “Bu ne bağirir?” Cevap vermişler: “Ezan ohinir.” “Mala davara zararı var mi?” “ Yoh.” “ Eyi eyi değmeyin ohusun,” demiş. Dinler arası diyalog üzerine düşünmeye başladığında insan, doğal olarak düşünme kapasitesini geniş tutmak zorunda kalıyor, çünkü konu neredeyse tüm dünya insanını ve onun tarih - [Bende Duran Günah...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bende-duran-gunah/) - Hepimiz günahkârız! Günahın ne olduğu irdelendiğinde, onun mahiyeti karşısında akıl sahibi her beşer bir günahkâr olduğunu kabul edecektir. Günah, teolojik bir kavram olmanın çok ötesindedir aslında. İnsanın ruhunu, evrimini, yaratılışını, güvendiği, inandığı, kendini dayandırdığı her şeyi kapsar. Ve insan, nefesi kendisinde olup, yaşadığını, yaşamın içinde var olduğunu, olmaya çalıştığını, olması gerektiğini her fark ettiğinde kendisine - [Nutk-u Şerif](https://www.dusunuyorumdergisi.com/nutk-u-serif/) - Hakk sûretidir âlem-i imkân ile Âdem, Bundan güzeli nerde ki Cennet’te mi sandın? Her yer ne güzel menba-ı hüsn, insan güzeli, Sen de bu cemâli, huri gılmanda mı sandın? Her yerde, fakat arifin kalbindedir Allah, Yoksa sen onu arz u semâvâtta mı sandın? Dünya diyerek geçme sakın, burdadır her şey, Mîzân ü sırât’ı mutlaka orda - [Aşk-ı Kübra](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ask-i-kubra/) - Aşkıdır insana, kamil namını tevcih eden Aşkıdır insanı, terk-i cennete teşvik eden Aşkıdır rüsva eden nefsin tekebbür tavrını Aşkıdır ihsan eden ummman-ı feyzin gavrını Ehl-i aşkın gam-küsari bil ki çeşmi yaşıdır Bu sebepten aşıkın, gam muhterem yoldaşıdır Hasret-i maşuk, ken’an aşıkı giryan eden Firkat-i canandır ancak kalbleri suzan eden - [Ayın Konuğu: Akın Candan](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-akin-candan/) - Röportajımıza çocukluğunuzla başlayalım. İlkokulu takiben orta öğretiminizi Almanya ve Ankara’da tamamladığınızı çok yeni öğrendim. O yaşlarda bir yandan öğreniminiz sürerken yaşadığınız yurtdışı yaşam deneyimleriniz, gözlemleriniz nasıl etkiler bırakmıştı üzerinizde? Öğrenim maceram biraz karışık. İlkokul ile Lise 2. sınıf arasını dönem dönem ailemin yanında veya yatılı olarak her iki ülkede birçok farklı okulda okudum. İlk ve - [İstanbul Kadıköy Çok Sesli Korosu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/istanbul-kadikoy-cok-sesli-korosu/) - Müzik, kelimelerle anlatılamayan duygu ve düşüncelerin seslerle anlatılması sanatı... İnsanlığın doğuşundan beri var ve hep var olacak olan... Herkesin anlayabildiği ve anlayabileceği, dünya üzerindeki yegâne dil... Dil, din ve ırk fark etmeksizin direkt olarak duygulara hitap eden, ruhlarımızı titreten, gönüllerimizi kaynaştıran, duygusal olarak algılanışının yanı sıra aynı zamanda akıl ile de kavranabilen en etkin sanat dallarından - [Malasana - Squat Pose - Çömelme Pozu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/malasana-squat-pose-comelme-pozu/) - Güçlü bir gövdeye sahip olmayı hepimiz çok isteriz. Bunun için ağırlık kaldırırız, mekik çekeriz ve daha bir sürü değişik sporlarla üçgen bir vücut, yağsız bir karın, açık ve geniş bir göğüs kafesi oluşturmak için gayret gösteririz. Bu çalışmaların tabii ki yararları var bedenimize, fakat unutmayalım ki güçlü bir gövdeyi taşıması için güçlü bacaklara, ayaklarımızın yere - [Güzel İnsanlar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/guzel-insanlar/) - İnsanı ve kâinatı matematik ile kavrama ve anlamlandırma tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul edilen Pythagoras’ın (İ.Ö. 580–497) kendisini tanımlamak için kullandığı filozof kelimesinin de isim babası olması tesadüf olmamalı. Tarihin en etkili ve en gizemli kişiliklerinden biri olan Pythagoras, sayıların gerçek dediğimiz dünyadan özgür olarak var olduğunu ve bu nedenle algı hatalarından etkilenmeden akıl - [Sibernetik ve Ebû'l İz İbni İsmail İbn-i Rezzaz El Cezerî](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sibernetik-ve-ebul-iz-ibni-ismail-ibn-i-rezzaz-el/) - Sibernetik kavramı Yunanca kübernetes’ten gelir. Kübernetes “iyi yönetimde bulunmak”, “gemiyi yöneten kaptan” ve “dümenci” anlamındadır.1 Platon, “gemiyi yönetenin” geminin gidiş-dönüşü boyunca çevreden aldığı ve gördüğü bilgilere dayanarak gemisini yönlendireceğini, dalgaların ve akıntıların şiddetine göre onu ayarlayacağını ve sonuçta da salimen hedefine ulaştırabileceğini düşünür.2 “Bilgi iletimi”, “haberleşme” ve “gelen bilgilere göre yönetimde bulunma” sibernetik bilim ve - [Sayı 27: Ağustos 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-27-agustos-2012/) - İÇİNDEKİLER:Nesnel Tarih Okumalarındaki İki Yanılgı: Anakroni[1] ve Nekrofili Yazar: İzzet Erş Nevruz’da Süt İçme Geleneği Yazar: Elif Ersoy Thomas Aquinas Doctor Angelicus (M.S. 1225-1274) Tanrı’ya İlişkin Bilgi (Etkin ve Edilgin Akıl) Yazar: Turgut Özgüney Sibernetik ve Ebû’l İz İbni İsmail İbn-i Rezzaz El Cezerî Yazar: Ekrem Genç Güzel İnsanlar Yazar: Deniz Tipigil Malasana – Squat - [Thomas Aquinas Doctor Angelicus (M.S. 1225-1274) Tanrı'ya İlişkin Bilgi (Etkin ve Edilgin Akıl)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/thomas-aquinas-doctor-angelicus-ms-1225-1274-tanri/) - İki farklı akıldan söz edebiliriz: 1- Ruh ve bedenden oluşmuş insanın “yaratılmış aklı” 2- Bu aklın nedeni olan “tanrısal akıl” Birincisi “sınırlı” ve fenomenal dünyaya bağlıdır, ikincisi “sınırsız” bir yapıdır. Buradaki sorun sınırlı bir varoluşun başlangıçta sınırlı olarak tanımlanmış bir şeyi kavrayıp kavrayamayacağı sorunudur. Yani yaratılmış insan aklının kendisine nesne olarak aldığı her anlaşılabilir olan - [Nevruz'da Süt İçme Geleneği](https://www.dusunuyorumdergisi.com/nevruzda-sut-icme-gelenegi/) - Türk tarihinin bilinen en eski bayramı olan Nevruz, baharın geliş günü ve yılbaşı olarak kutlanmaktadır. Nevruz, baharın ilk günüdür ve ekinoks yani gece ile gündüzün birbirine eşit olduğu gündür. Farsça, nev (yeni) ve ruz (gün) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen “Nevruz” sözcüğü “yeni gün” anlamına gelmektedir. Nevruz “yeni gün”dür; yani eski, dolayısıyla alışılagelmiş olanın karşısındaki, daha - [Nesnel Tarih Okumalarındaki İki Yanılgı: Anakroni[1] ve Nekrofili](https://www.dusunuyorumdergisi.com/nesnel-tarih-okumalarindaki-iki-yanilgi-anakroni1/) - Tarih nesnel bir bilim midir? Tarih tinsel bir bilim olarak kabul edilebilir mi? Tarih okumalarında özne, nesnesi olan tarihe nesnel konumda kalabilir mi? İnsan psişik bir varlık olduğundan ve nesnelliğe karşı duruşu dahi bu öznel gerçekliğinin bir kararı, bir yansıması olacağından tarafsız, nesnel bir tarih okuması mümkün olabilir mi? Tarihi anlamak, geçip gitmiş olana düşünsel - [Evet Dostum](https://www.dusunuyorumdergisi.com/evet-dostum/) - Evet dostum Ne zaman kesildiyse başları dağların Öksüz kaldıysa tepeler Sardıysa zehirli sarmaşıklar gövdesini ağacın Ve dağda yüz tutmaya başladıysa meyvesi Ve ne zaman yanlış bir sokağı süpürülmek istendiyse tüm olan ve olacak olan İşte o zaman boyunlarında fermanları uçurumlarının kenarında çiçek açan Gül kokulu gelincikler yetiştirdi insanlık. Böyle böyle aktı zaman Şimdi de büyük - [Ayın Konuğu: Özlem Aydın](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-ozlem-aydin/) - Karadeniz doğumlu olduğunuzu hatırlıyorum, röportajımıza doğum yeriniz, ilk ve orta öğretim yıllarınızdan başlayalım mı? Dedemin Trabzon’a tayin olması ve 13 yaşındaki kızını (annem Sevin Aydın’ı) bir Karadenizliye kaptırmasıyla başlamış benim doğum hikayem... Dünyaya geldiğimde eczacı olan babam, anneme, bir erkek evlatları olana kadar doğum yapmasını dilediğini söylemiş. Karadeniz hali ne de olsaJ Neyse ki benden - [Vrksasana - Ağaç Pozu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/vrksasana-agac-pozu/) - Bu sabah melek yüzlü, melek huylu bir arkadaşımın, sevgili Buket’in ölüm haberini aldım. Hiç yakıştıramadım ona ölmeyi, kendi gibi güzel masmavi engin deniz bağrına bastı, ayırdı bizi. Ölüm ve yaşam döngüsü, kavramakta zorlandığımız, korktuğumuz, merak ettiğimiz, anlamaya çabaladığımız bir bilgi ve bu döngüyü en güzel ağaçlarda gözlemleyebiliriz. Her mevsim yaşamın belirli dönemlerinden bize bir şeyleri - [Sibernetik](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sibernetik/) - Güdüm bilimi de denilen Sibernetik sözcüğü; yöneten, gerekli yönü veren, yol gösteren anlamlarını içinde barındıran Yunanca kybernétes (dümenci) sözcüğünden gelir. Sibernetik, tıpkı bir dümencinin yaptığı gibi denetleme, haberleşme, kontrol, ayarlama ve denge kararlarının verildiği, 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmış karmaşık sistemlerle ilgili bir tür yönetim ve denetim bilimidir. Sibernetik sistemlerde süreç içinde, sonuçların geri - [Bir Edebi Eseri Sinemaya Uyarlamak ya da Bir Metin Diriltmesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-edebi-eseri-sinemaya-uyarlamak-ya-da-bir-metin/) - “Sinema mit üretir,” diyor Joseph Campbell, öte yandan “Sinema da mitle üretilir,” diyorum; çünkü sinema, bir sanat sürecinin sonucu (son ucu) değil ama bir anlamlandırma sürecinin sanatsal ifadesi olarak karşımıza çıkar. Öyleyse, onu basmakalıp bir biçimde “çok denklemli bir işlem” olarak ele almak yerine, içinde birçok işlemin yeni bağlamlar kazanıp çok dilli bir yaratım sürecine - [Boğa / Sığır Simgesi -1](https://www.dusunuyorumdergisi.com/boga-sigir-simgesi-1/) - Aswır Abhazca’da anaç bir kelimedir. Yurt adıdır ve zamanla Sawır ve Tawır olarak da söylenmiştir. Bu iki kelime birçok ulusun adı da olmuştur, ayrıca Abhaz Malı, Abhaz Serveti, Abhaz Sığırı demek olan Apsiwa- raxu’nun köküdür. Apsiva-raxu bir hayvan cinsi olarak anlaşılır ve Sawır ya da Tawır kökünden Sıwır (Sığır), Tawar (Davar), Dawı (Deve) ve Taur - [Sayı 28: Eylül 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-28-eylul-2012/) - İÇİNDEKİLER:Gitarın Genç Dâhisi: Celil Refik Kaya Yazar: Ayşe Doğu Her Şey Tanrı İçin… Yazar: İzzet Erş Gadab Kavramı Yazar: Elif Ersoy Aslan Sembolü Üzerine Yazar: Elif Ersoy Boğa / Sığır Simgesi -1- Yazar: Ekrem Genç Bir Edebi Eseri Sinemaya Uyarlamak ya da Bir Metin Diriltmesi Yazar: Kaan Demirdöven Sibernetik Yazar: Selin Erş Vrksasana – Ağaç - [Aslan Sembolü Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/aslan-sembolu-uzerine/) - Tarih boyunca pek çok kültürde aslan figürüne rastlarız. Aslan, mitolojide karşımıza kutsal addedilen mekânların ve hükümdar tahtlarının bekçisi, tanrı/tanrıçaların biniti ve koruyucusu, hayvanlar kralı, güneş sembolü olarak çıkabilmektedir. Mısırlılar korunma amacıyla kapılarını kükreyen aslan motifleriyle süslemiş ve tapınaklarında da aslan figürleri kullanmışlardır (1). Budist gelenekte yasaları koruyan aslandır (1). Aslan, Budist mitolojide bazen Tanrı’yı, bazen - [Gadab Kavramı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gadab-kavrami/) - “Azabından affına, Gadabından rızana, Senden sana sığınırım.” (Hz. Muhammed) Gadab Arapça bir kelime olup, “öfke, sinirlenme, kızma” anlamlarına gelir. Gadab kelimesinin karşılığı olarak Türkçe’de sıklıkla “öfke” sözcüğü kullanılır. Gadab kavramı, İslamî yol üzerinden kadim bilgeliğe bağlı filozoflar arasında da ele alınmış bir kavramdır. Hz. Muhammed, ilk mağdubların yani gadaba uğrayanların, Yahudiler yani Hz. Musa’nın - [Her Şey Tanrı İçin...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/her-sey-tanri-icin/) - Dinsel inançlar temel alındığında, kullar Tanrı’nın sözlerini, arzularını, isteklerini veya emirlerini sorgusuzca kabullenip yerine getirirler. İyi bir kul olmak çoğu zaman uygulamada sorgusuzluğu gerektirmektedir. Kendi adıma bir Hıristiyan keşişini veya bir dervişi anlayışından dolayı eleştirmek yerine, nasıl olur da böyle bir soyutlanabilme kudretini iradesinde toplayıp nefsine hükmedebildiğine şaşırırım. Yahudiler her yıl defalarca kendilerini açlıkla sınarlar. - [Gitarın Genç Dâhisi: Celil Refik Kaya](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gitarin-genc-dahisi-celil-refik-kaya/) - Celil Refik Kaya 1991 yılının Kasım ayında müzisyen bir ailede dünyaya geldi. Babası rebap ustası Mehmet Refik Kaya, amcası neyzen Ahmet Kaya’dır. Müzisyen bir ailede ve 60’tan fazla telli sazla dolu bir evde olmak, Celil’in Tanrı vergisi yeteneğini tetiklemek için gerekli ortamı yeterince sağlıyordu. Celil, henüz 6 yaşındayken boyundan büyük bir gitarla babasının yanına gelip - [Yavaş Yavaş Ölürler](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yavas-yavas-olurler/) - Yavaş yavaş ölürler Seyahat etmeyenler, Yavaş yavaş ölürler okumayanlar, Müzik dinlemeyenler, Vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar. Yavaş yavaş ölürler, İzzeti nefislerini yıkanlar Hiçbir zaman yardım İstemeyenler. Yavaş yavaş ölürler Alışkanlıklara esir olanlar, Her gün aynı yolları yürüyenler, Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler, Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen, Veya bir yabancı ile konuşmayanlar. Yavaş yavaş ölürler İhtiraslardan - [Ayın Konuğu: Elif Ersoy](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-elif-ersoy/) - Bir psikolog olarak bana hak vereceğinizi düşünerek röportajımıza çocukluğunuzla başlamak istiyorum. 1982 Kastamonu doğumlusunuz. Tam da o zamanlardan yüksek öğreniminizde Psikoloji bölümünü seçmeye karar verene kadar olan yürüyüşünüzdeki köşe başlarını sorsam? Bulgaristan göçmeni bir ailenin çocuğu olarak Türkiye’de dünyaya geldim. Çocukluğumu düşündüğümde, bende canlanan ilk sahnelerden biri Bulgaristan’a her gidişimizde ziyaret ettiğimiz Demirbaba Türbesi’nin görüntüsüdür. - [Denge: Garudasana - Eagle Pose - Kartal Pozu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/denge-garudasana-eagle-pose-kartal-pozu/) - Varoluşun başlangıcından beri dengeler bulunmaktadır. Yaşam enerjisi dediğimiz güç bölünerek iki farklı enerjiyi oluşturmuştur. Taoizm bu karşıtlığı çok anlaşılabilir şekilde yin ve yang olarak sembolize etmiştir. Bu iki karşıtlığı her yerde görebiliriz. Örneğin, “Karanlık ve Aydınlık”, “Gündüz ve Gece”, “Güneş ve Ay”, “Kadın ve Erkek” gibi. Biri olmadan diğeri var olamaz ve her ikisi de - [Kartal Simgesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kartal-simgesi/) - “Cesaretiniz var mı ey kardeşlerim? Yürekli misiniz? Tanıklar önündeki cesaret değil, hiçbir tanrının tanıklık etmediği bir münzevi cesareti, bir kartal cesareti gerekli. Soğuk gönüllere, katırlara, körlere, sarhoşlara yürekli demem ben. Korkuyu bilen ama korkuyu yenendir, uçurumu gören ama ona gururla bakandır yürekli kişi. Uçurumu gören ama uçuruma kartal gözleriyle bakandır, uçurumu kartal pençeleriyle kavrayandır cesareti - [Türkiye'de Nanoteknoloji Uygulamaları[1]](https://www.dusunuyorumdergisi.com/turkiyede-nanoteknoloji-uygulamalari1/) - Nanoteknoloji kavramı, etimolojik kökleri açısından, Yunanca “cüce” anlamına gelen “nano” ile “teknoloji” kavramının bileşiminden oluşmaktadır. Nano, fiziksel bir büyüklüğün bir milyarda birini ifade etmek için kullanılmaktadır. Nanometre, 1 metrenin milyarda biri ölçüsünde bir uzunluğu temsil etmekte ve yaklaşık olarak ardarda dizilmiş 5 ila 10 atom boyutlarındadır. Genel görüşe göre nanoteknoloji 100 nanometreden küçük boyutlarda maddelerin - [Bireyleşme İlkesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bireylesme-ilkesi/) - Thomas Aquinas (1225-1274) bireyleşme ilkesi olarak maddeyi (materia) göstermiş, varlık bakımından değil bilme bakımından önemine değinmiştir. Bireyleşme, belli bir türe ilişkin özelliklerin o tür içinde yer alan bireylerde tek tek kendilerini gösterme sürecidir. Bireysellik ise bu sürecin bir sonucu olarak görülebilir. Aquinas bireyleşme sorununu Boethius üzerinden irdelemiştir. Boethius, Aristoteles’in kategorileri üzerinden yaptığı çalışmasında, “ilinekler”in bireyleşmelerinin - [Uygarlıkta Akıl, Vicdan ve Cesaret](https://www.dusunuyorumdergisi.com/uygarlikta-akil-vicdan-ve-cesaret/) - Dünyada ortaya çıkan iki temel dünya görüşü, iki temel dil vardır: biri Sanskrit temelli Doğu uygarlığının, diğeri Antik Mısır temelli Batı uygarlığının dili. Bunların çeşitlenmeleri kendi içindedir. Hint-Avrupa dilleri terimi hem İskender’in seferlerinden, ipek yolundan dolayı iki uygarlık arasındaki ilişkiyi hem de bunların birbirlerinden farklılıklarını gösterir. Mısır’da Hermetik-ezoterik, kapalı, sadece inisiyasyon yoluyla bilgiyi, tutumu, hâli, - [Mustafa Kemal'in Cumhuriyeti](https://www.dusunuyorumdergisi.com/mustafa-kemalin-cumhuriyeti/) - Cumhuriyet fazilet-i ahlâkiyeye dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. Sultanlık korku ve tehdide dayanan bir idaredir. Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuskâr insanlar yetiştirir. Sultanlık korkuya ve tehdide dayandığı için korkak, zelil, sefil, rezil insanlar yetiştirir. Aradaki fark bundan ibarettir.[1] Mustafa Kemal Atatürk Dinsel tarih açısından değil ama insanlık tarihi açısından Musa’nın büyüklüğü, bir nedenle Mısır gibi - [Sayı 29: Ekim 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-29-ekim-2012/) - İÇİNDEKİLER:Mustafa Kemal’in Cumhuriyeti Yazar: İzzet Erş Uygarlıkta Akıl, Vicdan ve Cesaret Yazar: Metin Bobaroğlu Bireyleşme İlkesi Yazar: Turgut Özgüney Türkiye’de Nanoteknoloji Uygulamaları[1] Yazar: Elif Ersoy Kartal Simgesi Yazar: Evren Gül Denge: Garudasana – Eagle Pose – Kartal Pozu Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Elif Ersoy Yazar: Elif Ersoy Yavaş Yavaş Ölürler Yazar: Pablo Neruda Bülteni - [Yaşasın Cumhuriyet!](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yasasin-cumhuriyet/) - Gölköy adında bir yer varmış Gelibolu’da Televizyonda gösterdiler geçen gün. Gelenek edinmiş köy halkı, “Ben kendimi bildim bileli bu böyledir” diyor muhtar, 29 Ekim’de toptan sünnet ederlermiş çocuklarını... Derken ekranda entarili bir çocuk belirdi Kirvesi tutmuş kolundan Yatırdılar bir kamp yatağına, Ardından sünnetçi olacak zat boy gösterdi elinde bıçağıyla, Çocuk kaldırdı başını, bağırdı: “Yaşasın cumhuriyet!” - [Hayat](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hayat/) - Hayat ne fazla gülmek ne de yasa girmektir, Mevzuatı çiğnemek, tarihi devirmektir, Dünyayı parmağının ucunda çevirmektir, Yaşamak, yatağından seller gibi taşmaktır. İnsan ki gelip geçer dünyadan nefes gibi, Ne büyük ıstıraptır yaşamak herkes gibi, “Yükseksin” tatlı bir ses olamaz bu ses gibi, Yaşamak, kartal gibi göklerde dolaşmaktır. Hâlik ki mahlûktan başka yarattı bizi, Zaman bir - [Ayın Konuğu: Kutay Akın](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-kutay-akin/) - Bu sene vakfımızın çalışma konusu malumunuz “Uygarlıklar Arasında İnsan”. Tam da buradan yükselerek 1960’lı yıllarda doğduğunuz ve ilkokul eğitiminizin sonuna kadar yaşadığınız Trabzon’un coğrafi ve kültürel yapısının, ilk çocukluğunuzdan bu yana yaşam yürüyüşünüz üzerindeki evrensel etkilerini sorarak başlamayı diliyorum röportajımıza... Aslında insanlar her ne kadar evrensel değerler üzerinden yücelebilseler de, bedenen içine doğdukları coğrafya ve kültürden - [Yoga Tarihi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yoga-tarihi/) - Arkeolojik kazılar sonucunda bulunan, yoga yapan insan figürleri incelendiğinde, yoganın tarihinin en az 5000 yıllık bir geçmişe sahip olduğu görülmüştür. Hint felsefesine göre yaşadığımız dünya ve hatta evren kalıcı değildir, belirli dönemlerde yok olup tekrar var olmaktadır. Genelde dünya su basmaları ile yok olur ve sular çekildikten sonra tekrar yeni bir yaşam medeniyeti ortaya çıkar. Bir - [Atatürk Üzerine...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ataturk-uzerine/) - Muhabbetullah çiği pişirir. Hak dostları böyledir. Anadolumuz ve Türk toplumu, tarih boyunca bu büyük insanları çok fazla doğuran bir annedir. Hiçbir ülkede ve toplumda bizim kadar Allah dostu çok olmamıştır ve olmayacaktır. Onun için Türk kelimesi büyük, yüksek, âli ve güzel bir kelimedir. Türk’ün karakteri yüksektir. Atatürk bu gerçeği görmüş, “Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk - [Sayı 30: Kasım 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-30-kasim-2012/) - İÇİNDEKİLER:Bugün İnceden Bir Hüzün Yazar: Ahmet Kip Süleyman’ın Hüküm ve Adâleti Yazar: İzzet Erş Mustafa Kemal Atatürk Yazar: Ayşe Acar Beyân (B-Y-N) Yazar: Metin Bobaroğlu Balarısı Dilinin Şifresinin Çözülmesi Yazar: Melek Merve Toktamış Uygarlıklar Arasında Toplum Yazar: Haluk Berkmen Atatürk Üzerine… Yazar: Aziz Mehmet Dumlu Yoga Tarihi Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Kutay Akın Yazar: - [Uygarlıklar Arasında Toplum](https://www.dusunuyorumdergisi.com/uygarliklar-arasinda-toplum/) - Bilgi-Varlık ikilemi, üzerinde durulması gereken bir konudur. Bu ikilemin önemi şu sorudan dolayıdır: “Önce bilgi mi gelir? Varlık mı?” Maddeci bakış önce varlığın, yani çevrenin, doğanın ve tüm varlık alanının geldiğini iddia eder. İdealistler ise düşüncenin ve onun ürünü olan bilginin önce geldiğini iddia ederler. Benim görüşüm bilgi ile yaşamın iç içe olduğu ve kitabî - [Balarısı Dilinin Şifresinin Çözülmesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/balarisi-dilinin-sifresinin-cozulmesi/) - Karl von Frisch’in 12 Aralık 1973 tarihli Nobel Konferansı’nda yaptığı konuşmanın özet çevirisidir. Çiçeklerin açık renklerini sadece renge karşı duyarlı ziyaretçiler için bir adaptasyon olarak anlamak mümkündür. Bu durum, arının renk duyarlılığı konusundaki deneylerin başlangıcı olmuştu: Deneyler ve Araştırmalar: Arılar renklere karşı duyarlı mıdır? Dışarıda bir masa üzerine, grinin farklı tonlarından kâğıtların arasına bir renkli - [Beyân (B-Y-N)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/beyan-b-y-n/) - Fasih Arab dili: Arab belâgati: Meani, Beyân, Bedii. Beyân ehli: dilciler, nahivciler, belâgatçılar, usul-u fıkıhçılar ve kelâm âlimleri. İrfân ehli: mutasavvıflar, bâtıniler, işrakîler. Burhân ehli: mantıkçılar ve filozoflar. “Beyân” câmi (kapsayıcı) bir ilimdir; anlatma, tebliğ yanında anlama, öğrenme, düşünme faaliyetlerini kapsar. Kitâbu’l mubîn (beyân edici kitap): Kur’ân. Beyân ilmi: Arap İslâm kültürü içerisinde, bir dünya - [Mustafa Kemal Atatürk](https://www.dusunuyorumdergisi.com/mustafa-kemal-ataturk/) - Gazi Paşa’nın aziz hatırasına... Özneler tüm yaşamlarını insanlık adına hayal kurmaya adarlar. Bu hayal Tanrı’ya aittir ve Tanrı’nın insan’a dokunmasının yegâne yoludur. Özne tümelin hayalini tikel olarak duyumsayan ve kendi karakterinde bunu hüviyet olarak açığa çıkaran kişidir. Toplumların tarih serüveninde yaşadıkları tüm deneyimler şuur düzeyine ancak bir özne yaratımı ile taşınabilir. Özne, toplumun niyet düzeyinde - [Süleyman'ın Hüküm ve Adâleti](https://www.dusunuyorumdergisi.com/suleymanin-hukum-ve-adaleti/) - İbnu Amr İbni’l-As anlatıyor: “Resûlullah buyurdular ki: ‘Hz. Süleyman Beyt’ül Makdis’i bina ettiği zaman, Allah’tan kendisine üç imtiyaz vermesini istedi: İlahi hükme müsadif olacak hüküm talep etti; bu kendisine verildi. Kendisinden sonra kimseye verilmeyecek bir saltanat talep etti; bu da kendisine verildi. Son olarak Mescidin inşaatını bitirdikten sonra bu mescide sırf namaz kılmak için gelenlerin, - [Bugün İnceden Bir Hüzün](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bugun-inceden-bir-huzun/) - İlkokul arkadaşım Serdar Güçar şöyle yazmıştı bir keresinde: “Kasım geliyor, tine değecek belli.” Her kasım ayında Serdar’ın bu cümlesi gelir aklıma. Kasım hüzün ayıdır. Büyükler unuttu belki, ama çocuklar için Kasım, Mustafa Kemal’i anma ayıdır. Yalandan üzüntü gösterileri yapılır, uyduruk birkaç şiir okunur. Eğer becerilebilirse, çocukların kafasına bir Atatürk miti sokulur. Sonra her şey unutulur, - [Ayın Konuğu: Melek ve Bozkurt Nuhoğlu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-melek-ve-bozkurt-nuhoglu/) - Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin Yüksek Mimarlık Bölümünden mezun olduğunuzu biliyorum. Daha öncesinden başlayalım diliyorum yaşam öykünüze; ilk, orta ve lise dönemindeki yaşamınızı, mimarlık tercihinin nasıl doğduğunu merak ediyorum. Melek Nuhoğlu: Of doğumluyum. 5 kardeşiz; 2 erkek, 3 kız. Ben 4. çocuğuyum ailemin. Ben doğduktan sonra Trabzon’a yerleşmişiz. İlkokulu ve ortaokulun ilk yılını Trabzon’da okudum. Ağabeylerim - [Hindistan Goa](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hindistan-goa/) - Vakfmızın geçen ayki bülteninde kısaca bahsettiğim Ari uygarlığının ortaya çıktığı bölge olmasa da, Kasım ayının başında, o bölgeye yakın bir yere, Hindistan Goa’ya geldim. Uzun yıllar yoga ile iç içe olmama rağmen bu kültürün içine girme düşüncesi, hayatımda yoga ile yakaladığım dengeyi bozabileceği, abartılı bulabileceğim ve içimdeki isteği yok edebileceği korkusunu uyandırırdı. Ama yine de - [Boğa Simgesi - 2](https://www.dusunuyorumdergisi.com/boga-simgesi-2/) - Boğa simgesi, Taurus1 ile ilişkilidir. Hem tarihsel hem de ruhbilimsel açıdan oldukça karmaşık bir simgeselliğe sahiptir ve Bâtıni Gelenek açısından önemli bir yere sahiptir. Hyperboreanlar 2 tarafından Negroların3 ejderhasına karşı bir totem olarak kullanılmıştır; ormanın ve göğün oğlu Tanrı Thor’a denk tutulur. Bu simgesel kullanım memelilerin sürüngenler ya da Aryanların Negrolar üzerindeki üstünlüğünü anlatır. Temel - [Sayı 31: Aralık 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-31-aralik-2012/) - İÇİNDEKİLER:Hadîs’in Doğası Üzerine… Yazar: İzzet Erş İsmail Güleç ile “Kaç Nasreddin Hoca Var?” Yazar: Sevgi Genç O’yu Bu Yapmak Yazar: Mustafa Alagöz Türkiye Öğrenci Kulüpleri Sayesinde Evrimle Tanıştı Yazar: Deniz Tipigil Düşmüş Yıldızlar Yazar: Turgut Özgüney Boğa Simgesi -2 Yazar: Ekrem Genç Hindistan Goa Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Melek ve Bozkurt Nuhoğlu Yazar: Deniz - [Düşmüş Yıldızlar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dusmus-yildizlar/) - “Tanrı bir dosta gereksinim duymaz; çünkü tanrılık O’nun öz iyiliğidir. Oysa, biz dost ya da dostlara gereksinim duyarız; çünkü iyilik bizim çok ötemizde bir şeyi kapsar.” Bu görüş Aristoteles’e aittir ve bizi erdemli veya faziletli olup olmadığımızı düşünmeye teşvik eder gibi görünmektedir. Peki biz bu konuda ne düşüneceğiz? Gündelik hayatımız ile gelecek kaygısı arasında gidip - [Türkiye Öğrenci Kulüpleri Sayesinde Evrimle Tanıştı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/turkiye-ogrenci-kulupleri-sayesinde-evrimle-tanist/) - İnsanlık tarihi sahnesinde yer almış ve almakta olan tüm kültürler, insanın diğer formlardaki canlıların ve evrimin kökeni, yaratılışı ve süreçleri hakkında düşünerek emek vermiş ve açıklamalar yapmaya çalışmamış olsa, insanlık tarihi sahnesinden bahsediyor dahi olamazdık şüphesiz. Söz konusu tarihin belki de ilk sorularından olan kökenler, yaradılış ve süreçleri hakkında binlerce yıldır ister yazılı kayıtlarda ister - [O'yu Bu Yapmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/oyu-bu-yapmak/) - Yaşam, eğimli bir yüzeyde mekân tutmaya benzer. Bu eğimli yüzeyde sabit bir noktada durmak mümkün olmaz; insan ya aşağı yuvarlanmak ya da yukarı tırmanmak zorundadır. Aşağısı içgüdülerimiz, doğal arzularımız, alışkanlıklarımız vb. güçlerin çekim alanıdır. Bunlar kendiliğinden devinirler. İnsanın bu yönde hareketlenmesi için emek sarf etmesine gerek yoktur; özel bir yetenek, zekâ keskinliği gibi şeyler de - [İsmail Güleç ile "Kaç Nasreddin Hoca Var?"](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ismail-gulec-ile-kac-nasreddin-hoca-var/) - Vakfımızın 13 Kasım 2012 tarihli toplantısının konuğu Sakarya Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. İsmail Güleç oldu. 2000 yılında Metin Bobaroğlu ve Mansur Yalçın ile Cem Radyo’da yaptıkları Amâk-ı Hayal sohbetlerinden tanıdığımız Güleç, “Kaç Nasreddin Hoca Var?” başlıklı konuşmasında Nasreddin Hoca’nın Biri Bir Gün isimli kitabının ortaya çıkış serüvenini anlattı. İsmail Emre “Sohbetler”i ile Lütfi Filiz’in - [Hadîs'in Doğası Üzerine...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hadisin-dogasi-uzerine/) - Sözlü rivâyet terimi ya da şifâhi rivâyet, bir durumu; olay, kanı, görgü, tasvir, sonuç belirtici öznel bir üslupla kendi seviyesine bağlı bir aktarımdır... Yazı’ya bağlanan kaybetme sürecindeki söz’ün ilk anlamı, ya da asıl anlama en yakın anlamı, sona doğru ise artık ilk’el sözel yapısının ifade ettiğinden bambaşka bir yapıya kavuşur. Söz; söz’ü duyanı, aktaranı, aktarılanı; - [Barbarları Beklerken](https://www.dusunuyorumdergisi.com/barbarlari-beklerken/) - Neyi bekliyoruz böyle toplanmış pazar yerine? Bugün barbarlar geliyormuş buraya. Neden hiç kıpırtı yok senatoda? Senatörler neden yasa yapmadan oturuyorlar? Çünkü barbarlar geliyormuş bugün. Senatörler neden yasa yapsınlar? Barbarlar geldi mi bir kez, yasaları onlar yapacaklar. Neden öyle erken kalkmış imparatorumuz, şehrin en büyük kapısında neden kurulmuş tahtına, başında tacı, törene hazır? Çünkü barbarlar geliyormuş - [Sayı 32: Ocak 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-32-ocak-2013/) - İÇİNDEKİLER:Süzülerek Gelen Taş Yazar: İzzet Erş Propriosepsiyon (Özduyum) Yazar: Ayşe Doğu Eleştirel Aklın Eleştirisi Yazar: Gökçen Taviloğlu Cemevi Sohbeti Yazar: Elif Ersoy Enerji Yazar: Nilgün Çevik Metin Bobaroğlu’ndan Yazar: Metin Bobaroğlu Ayın Konuğu: Turgut Özgüney Yazar: Deniz Tipigil Âdem Dedikleri Yazar: Kaygusuz Abdal Barbarları Beklerken Yazar: Constantino Kavafis (Çeviren: Cevat Çapan) Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık - [Âdem Dedikleri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/adem-dedikleri/) - Bu Âdem dedikleri El ayakla baş değil Âdem mânâya derler Surat ile kaş değil. Gerçi et ve deridir Cümlenin serveridir Hakkın kudret sırrıdır Gayre bakmak hoş değil. Âdem mânâ-ı mutlak Âdemdedir nutk-u Hak Âdemden gafil olma O hayal ya düş değil. Âdem gerek su gibi Arı olsa arınsa Âdem oldur ey hoca Nefsi de serkeş - [Ayın Konuğu: Turgut Özgüney](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-turgut-ozguney/) - Ailenizin önceki nesilleri ve sizin için Fatih semtinin yerini ve önemini bilen biri olarak, Fatih’le ilgili ailenizin ve sizin ilk çocukluk anılarınızla başlayalım mı röportajımıza?.. Ailem aslında Sultanahmetlidir. Dedem Hikmet bin Muhittin Efendi II. Abdülhamid döneminde gümrükte çalışıyormuş. Dedemin Sultanahmet’te bir konağı varmış. Atına biner, ince altın çerçeveli gözlüklerini takar, işine öyle gidermiş. Cumhuriyet döneminde - [Metin Bobaroğlu'ndan](https://www.dusunuyorumdergisi.com/metin-bobaroglundan/) - Derleyen: Nurgül Demirdöven Vakfımızın 2012-2013 döneminin “Uygarlıklar Arasında İnsan” başlıklı çalışma konusu kapsamında konuşmalarına devam etmekte olan sevgili Metin Bobaroğlu, çalışmalarımızın en başında dikkatimizi “Kültür ve Uygarlık” kavramlarının birbirinden ayırt edilmesinin önemine çekti. “Somut olan ayırt edilmiş olandır ve Kavram sınırları belli olandır. Eğer bilincimiz ayırt etmeye gitmemişse henüz bu gereksinimi duymamış demektir,” diyerek bu - [Enerji](https://www.dusunuyorumdergisi.com/enerji/) - Hindistan’da bulunduğum süre içinde aldığım akupunktur eğitimi sırasında, enerjinin bedenlerimizdeki etkisini görebilmenin verdiği heyecanla bu bölümde enerjiden bahsetmek istedim. Yaklaşık iki aydır, tedavi için gelen hastalar üzerinde küçücük iğneleri doğru noktalara yerleştirip enerji akışlarını düzenleyerek yaşadıkları olumlu değişimi gözlemlemek, enerji hakkındaki bilgimi somut olarak destekledi. Evrende her şeyin titreşimlerden var olduğunu artık biliyoruz. Bu titreşimlerin - [Cemevi Sohbeti](https://www.dusunuyorumdergisi.com/cemevi-sohbeti/) - 10 Ekim 680 tarihinde İmam Hüseyin yanındaki 72 kişi ile birlikte savundukları, hak bildikleri değerler uğruna şehid edilmiştir. İmam Hüseyin, hak bildiğini yapmış ve uğruna ölünebilecek değerleri bize göstermiş, önderimiz olmuştur. İmam Hüseyin’e ve Kerbelâ vakasına dair çok değerli çalışmalar mevcuttur ve okunmalıdır. Ama üzerinde düşünmeye değer bir diğer mesele de, bizlerin bugün Kerbelâ’ya, Hz. - [Eleştirel Aklın Eleştirisi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/elestirel-aklin-elestirisi/) - Çok seslilik, demokrasinin ve medeniyetin olmazsa olmazıdır. Fikri, irfanı ve vicdanı hür olarak yaşamak herkesin hakkıdır. Ancak bu hakkın da bir sınırı vardır. Eğer ki aynı hakkı bir başkasının elinden ilkesizce alıyorsak, bu keyfîlik zalimliği getirir. Nitekim tarihte zalim olmayan bir diktatör yoktur. Tehlike, siyasal ve ekonomik gücün böyle bir zihniyet tarafından ele geçirilmesi ile - [Propriosepsiyon (Özduyum)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/propriosepsiyon-ozduyum/) - Propriosepsiyon: Eklemlerin boşluktaki pozisyonunu, konumunu, hareketini algılama duyusudur. Sinir-kas kontrolünün sağlanması için gerekli motor planlamaya ve kas refleksine katkıda bulunarak dinamik eklem stabilitesini sağlayan duyudur. Proprioseptif duyu: Vücut farkındalığı olarak da adlandırılabilir. Kaslarda ve eklemlerde yer alır ve vücudumuzun nerede olduğunu söyler. Bununla birlikte vücut parçalarının nerede olduğu ve nasıl hareket ettiklerine ilişkin bilgi verir. - [Süzülerek Gelen Taş](https://www.dusunuyorumdergisi.com/suzulerek-gelen-tas/) - Hacerü’l Esved mi? Bir göze benzer, Âdem ü Havva mı? Hep bize benzer... İsmail Emre, Doğuşlar 2, No: 750 Bana anlatılana sadık kalarak, sadece duyduklarımı aktarmaya çalışacağım. Sevdiğim dostumun Kâbe’yi ziyaretinde, ufak bir çocuğun dedesine sorduğu soruya cevaben, ihtiyarın anlattığı bir efsane ile ilgili, başka hiçbir yerde rastlayamadığım tuhaf bir öykü. Elinden tuttuğu torunu işaret - [Ayın Konuğu: Mehmet Refik Kaya](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-mehmet-refik-kaya/) - Röportajımıza yüksek öğreniminiz için Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel bölümünü tercih etmenizin nedenlerini, o yıllara kadar ve o yıllarda müzikle nasıl bir ilişki içinde olduğunuzu sorarak başlamak istiyorum... Sevgili Deniz, öncelikle bu güzel röportaj için Anadolu Aydınlanma Vakfı’na ve sana teşekkür ediyorum. Ben bildiğin gibi sanatçı bir aileden geliyorum. Dedem Refik Ergin Bey - [Organlar ve Kaderimiz](https://www.dusunuyorumdergisi.com/organlar-ve-kaderimiz/) - İç organlarımızın fiziksel fonksiyonlarını az çok biliriz. Peki, psikolojik etkilerinin olabileceğini hiç düşündünüz mü? İç organlarımız içeriden ya da dışarıdan algıladığı bilgiler sayesinde oluşan enerji dengeleri ile davranışlarımızı ve karakterimizi, dolayısıyla kaderimizi belirlerler. Daha önce de bahsettiğim gibi her şey enerjiden meydana gelir ve bu enerji negatif ve pozitif kutuplardan oluşur. Taoizme göre bu iki - [Beşiktaş Topluluğu (Beşiktaş Cemiyet-i İlmiyesi)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/besiktas-toplulugu-besiktas-cemiyet-i-ilmiyesi/) - XVIII. yüzyıl sonu ile XIX. yüzyıl Osmanlı Devleti’nde öğrenim hayatına dikkatle bakıldığında göze çarpan yapı, temelde medreseler ve Enderun tarafından yürütülen örgün eğitim ve bu eğitimle yetinmeyenlerin devam ettikleri çeşitli yerlerden oluşmaktadır. Devletin öğrenim kurumları dışında faaliyet gösteren yerlere örnek olarak camiler, tekkeler, zaviyeler, konaklar ve yalılar verilebilir. Viyana bozgunu sonrası Osmanlı Devleti’nde ortaya çıkan - [Ana Tanrıça ve İslam](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ana-tanrica-ve-islam/) - Hz. Âsiye, Hz. Meryem, Hz. Hatice, Hz. Fatıma, Hz. Kübrâ ve Hz. Rabiâ üstün ahlâk sahibi kadınlardır ve övülmüştürler. Kocaları veya babaları için anılan günahlar onlar için anılmamıştır. Kadınlıkla temsil edilenin tamlığını ve kusursuzluğunu imlerler. Hz. Havva’nın, Hz. Âdem’in kaburga kemiğinden yaratıldığı günden itibaren, “emmare” düzeyinden başlayan nefs, bir kadın evliyâ sûretine bürünerek evrimini tamamlamıştır. - [Sayı 33: Şubat 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-33-subat-2013/) - İÇİNDEKİLER:Prof. Dr. Betül Çotuksöken ile “Antropontoloji / İnsan Varlık Bilgisi Açısından İnsan-Kültür İl Yazar: Sadık Acar Âsâyı Taşa Vurmak… Yazar: İzzet Erş Bir Mûzip (A)Gnostik: Mutasavvıf Nasreddin Yazar: Bilgin Saydam Ana Tanrıça ve İslam Yazar: Gülgün Türkoğlu Pagy Beşiktaş Topluluğu (Beşiktaş Cemiyet-i İlmiyesi) Yazar: Ekrem Genç Organlar ve Kaderimiz Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Mehmet - [Bir Mûzip (A)Gnostik: Mutasavvıf Nasreddin](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-muzip-agnostik-mutasavvif-nasreddin/) - Mizahın iki doğal eşlikçisi, kahkaha ve gülümseme arasındaki fark salt niceliksel değildir; yani kahkahada daha çok olan, gülümsemede daha az değildir. Bu iki duygu boşalım biçimi nitelikte uyuşmazlar. Kahkaha sürükler, (gülen/güldür(t)en) özneyi, (gülünen) nesnesiyle birleştirir. Bu birleşme tek taraflıdır: Nesnenin tanımla(n)masını özne yapmaktadır; özne nesneyi hiç’leyerek, onu işgal eder. Kahkaha patlayıcı, bazen ürkütücüdür; karşı çıkmayı - [Âsâyı Taşa Vurmak...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/asayi-tasa-vurmak/) - “Öfkelenme ya Rab ve fesadı ebediyen anma; İşte, yalvarıyoruz, bak, hepimiz senin kavminiz.” (İşaya 64:9) Çoğu hikâyecinin hayatlarındaki en çaresiz anlar, hikâyelerine güçlü bir giriş bulmaya çalıştıkları sırada başlangıçta kulaklarına çok hoş gelmesine karşın zamanla etkisini yitirdiğini fark ettikleri cümle ormanlarını onarmaya çalışırken gelir başlarına. Nispeten güçlü bir fikrin etrafındaki düşünceler sözsüz, yazısız ama tertemiz - [Prof. Dr. Betül Çotuksöken ile "Antropontoloji / İnsan Varlık Bilgisi Açısından İnsan-Kültür İl](https://www.dusunuyorumdergisi.com/prof-dr-betul-cotuksoken-ile-antropontoloji-insan/) - Vakfımız tarafından yürütülen “Uygarlıklar Arasında İnsan” temalı çalışmalarımızda Ocak ayı içerisinde “Antropontoloji / İnsan-Varlık Bilgisi Açısından İnsan Kültür İlişkileri” konu başlığıyla Maltepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Betül Çotuksöken bizlerle birlikte oldu. Antropontoloji’nin bir disiplin olmakla beraber aynı zamanda bir bakış açısı olduğunu belirten Çotuksöken, kendi çalışmalarında daha çok insan - [Ey Sevgilim](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ey-sevgilim/) - Ey Sevgilim, kaç kez seni çağırdım ama sen beni işitmedin, Kaç kez kendimi gösterdim ama sen bana bakmadın, Kaç kez kendimi rayiha kıldım ama sen beni koklamadın, Kaç kez kendimi gıda kıldım ama sen beni tatmadın. Nasıl oluyor da dokunduğun şeylerde beni hissetmiyorsun... Beni nasıl görmüyor, nasıl işitmiyorsun... Ben tatlı olan her şeyden daha - [Sayı 34: Mart 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-34-mart-2013/) - İÇİNDEKİLER:Ahmet İnam ile “Ötekini Anlamak” Yazar: Sadık Acar Miryam ve Meryem… Yazar: İzzet Erş Tasavvuf Geleneğinde Akl-ı Meaş ve Akl-ı Mead Yazar: Çağrı Dörter Kara Benekli At Yazar: Evren Gül Nasıl Öğrenir ve Nasıl Hatırlarız? Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: B Yazar: Deniz Tipigil Ey Sevgilim Yazar: Muhiddin İbn’ül Arabi Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten - [Ayın Konuğu: B](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-b/) - İki ayrı ülkede geçen bir çocukluk yaşadığınızı bilen biri olarak söyleşimize, bu yılın çalışma konusu da olan “Uygarlıklar Arasında İnsan” başlığımıza uygun bir soruyla başlayalım istiyorum. Neler paylaşmak istersiniz bizimle, lise öğreniminize kadar olan yıllarda, ilk uygarlıklar arası gözlemlerinizden, deneyimlerinizden? Uygarlığın en önemli göstergesi olan irfandan, ikisinin de beşiği olan Anadolu’dan ve Anadolu insan(lar)ından başlamak - [Nasıl Öğrenir ve Nasıl Hatırlarız?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/nasil-ogrenir-ve-nasil-hatirlariz/) - Günümüzde teknoloji sayesinde bilgiye ulaşmak ne kadar kolaylaştıysa bu bilgileri öğrenmek, hafızada tutabilmek ve hatırlamak isteği de bir o kadar arttı. Beyne ne kadar bilgi yüklersek yükleyelim, hücreler arasında bağlantılar olmazsa, düşünce, yargılama, akıl yürütme gibi işlemler yapılamaz. Öğrendiklerimizi kullanamamak ya da ihtiyacımız olduğunda hatırlayamamak kendimizi yetersiz hissetmemize ve değersizlik duygusuna kapılmamıza sebep olur. Oysa - [Kara Benekli At](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kara-benekli-at/) - Sibirya Yakut Türkleri’ne ait bir Şaman duası Kara benekli at, sergeye (atın bağlandığı direk). Yuvarlak başlı, çatal akağaçlar yere saplanır, çaput bağlanır, dokuz kova yağlı kımız konulur. Kutsal toprağımın ruhu, Yolculuk günü geldi. Kalem kirpikli, Ak bıyıklı, Bilge akıl hocası, Güneş ateşi alevli, İlâhi ateş kokulu Güneş gibi bey dedeme Yalvarmak için geldim. Çirkefi, kötülüğü - [Tasavvuf Geleneğinde Akl-ı Meaş ve Akl-ı Mead](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tasavvuf-geleneginde-akl-i-meas-ve-akl-i-mead/) - 1 Tohum her ne kadar her meyvenin içinde varsa da, meyveden dışarı çıkıp ereğine varması için önce uygun bir toprağa düşmesi, sonra uygun şartlarda filizlenmesi, ardından uygun şartlarda büyümesi gerekir ki sonunda kendini ağaç olarak tekrar bulabilsin. Elbette bu süreçte dış kabuğun yerini, koruduğu özün açığa çıkan ifadesine bırakması gerekecektir. Ancak çoğu meyve düştüğü yerde - [Miryam ve Meryem...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/miryam-ve-meryem/) - Kur’an-ı Kerim’de, peygamberlerin anılmaları yapısal olarak Tora’ya göre farklılıklar göstermektedir. Tora, peygamberlerin hayatlarını ayrıntılarıyla aktarırken, Kur’an, Tora’da geçen öncelikli peygamberlerin hayatlarından önemli kıssalarını anmaktadır. Bu öncelik ve önemlilik üstünlükten ziyade, Kur’an’ın kendi tipolojisi ve erekselliği bağlamında kurulmuş bütünsel bir dizgeyi göstermektedir. Bu dizgede adı Kitapta anılan tek kadın Meryem’dir. Ancak Kur’an-ı Kerim iki farklı Meryem’den - [Ahmet İnam ile "Ötekini Anlamak"](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ahmet-inam-ile-otekini-anlamak/) - 1947 Sandıklı doğumlu olan Prof. Dr. Ahmet İnam, 1971’de ODTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü’nü bitirmiş olmasına rağmen, tercihini felsefeden yana kullanarak 1972’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne doktora öğrencisi olarak girmiştir. Aynı yıllarda, İstanbul Üniversitesi’nde Latince ve Grekçe derslerini takip etmiş, 1980 yılında yardımcı dalı Eski Yunan Edebiyatı, ana dalı Sistematik Felsefe ve Mantık olmak - [Mustafa Hüznî'den "ULUĞ"a... Birinci Velâdetnâme](https://www.dusunuyorumdergisi.com/mustafa-huzniden-uluga-birinci-veladetname/) - “Kâf-u Nûn” sırrını tefsir edecek Kur’ansın! Cism-i Kürsîde bir Arş dersi veren irfansın! Kitabın dışta mecâz içte icâz mahsenidir! En büyük mûcize “Âdem” buna pürîmansın! “Küntü kenz” sırrını fâş etmede mevcûdiyetin, Bu sıfatınla onun Zâtına bir ilânsın! “Hâl-i âmâ”yı yıkıp vâcibi izhâr ettin; Kuvveden fi’le çıkan bir eser-i imkânsın! Öyle bir zerre imişsin ki cihanlar - [Ayın Konuğu: Şevkat Masrafçı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-sevkat-masrafci/) - Doğduğunuz yerden ve ailenizden başlayalım mı röportajımıza? Filibe’ye 12 km. mesafede 7000 nüfuslu Kuklen köyünde doğdum, bugün de adı aynı köyümüzün. Filibeli Ahmet Hilmi ile aynı havayı solumuşuz yani. Çok güzeldi köyümüz, dağın eteklerinde, yeşillikler içinde. Roma döneminden kalma banyolar, kalıntılar vardı. Annem ve babamın (Ümmügül Hanım ve Ömer Bey) özel bir mesleği yoktu; toprakla, - [Vedalar (2. Bölüm)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/vedalar-2-bolum/) - Geçen bölümde en eski kutsal metinler olan Vedalar’ın ortaya çıkış yerinden bahsetmiştik. Bu bölümde ise Eski Önasya Dilleri ve Arkeolojisi ana bilim dalından mezun Doç. Dr. Kürşat Demirci’nin Vedalar ile ilgili yaptığı bilimsel araştırmaları topladığı “Hinduizmin Kutsal Metinleri Vedalar” adlı eserinden Vedalar’ın kelime anlamı ve içeriği hakkında kısaca bilgi verdikten sonra diğer bölümlerde bu içerikleri - [Vedalar 1. Bölüm](https://www.dusunuyorumdergisi.com/vedalar-1-bolum/) - Dünyanın en eski kutsal metinleri olan Vedaları, onların nerede, nasıl ortaya çıktığını incelerken, gizemli, üstün yeteneklere ve zamanımızda bile sahip olmadığımız zekâ seviyesine sahip, belki de başka bir üst gezegenden gelen bir uygarlığı hayalimde canlandırdım. Birçok araştırmacının anlamlandırmakta zorlandığı bu metinler gizemini hâlâ korumaktadır. Aslında Hinduizm’e ait kutsal metinlere ve Vedalar’a inanan birçok Hindu da - [Kendini Bil](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kendini-bil/) - “Cennet krallığı içinizdedir ve kendini bilen onu bulacaktır.” Delf’teki antik Pagan mabedi üstünde “Kendini bil” sözcükleri yazılıydı. Bu öğüt, hem Pagan hem Yahudi hem de Hıristiyan Gnostikler tarafından Gnostisizmin temel meydan okuması olarak görülüyordu. Platon’a göre, Sokrates’i “hakiki bilgi” anlayışına yönelten Gnothi Seanton şeklindeki Delfi öğütüydü (Platon, Apology). Platon’a göre, bu Delfi atasözü insandaki tanrısal - [Homo 'Dertsiz'US](https://www.dusunuyorumdergisi.com/homo-dertsizus/) - “Modern insan dertsizdir dedi bilge!” Cennetten kovulan her âdemin kendi macerası kendi ameli mucibincedir. Ve her âdem kendi eğrisinden yarattığı hevâsına koşarak kendi dünyasının denîsi olur. Kendi kimsesizliğine merhemi kendinden almayanın bulamayacağı sır kendidir. Aziz dostum, bu söz bana! Aklın nasıl işletildiği ve işletilmesi gerektiği üzerine yapılan mantık çalışmaları bir hayli fazla. Bugün hâli hazırda - [Allah İçin...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/allah-icin/) - Bismillahirrahmânirrahîm... Kendimi yolun ortasında şaşkın buldum. Saat sabahın körü olacak ki henüz kimseler yok sokaklarda. Oysa farz-ı ayniyyeyi eda icabetiyle ne kadar erken olsa da en azından bir iki mümin olurdu sokakta. Sorgulamadan öylece yürürken, camlarından içeriyi seyrettim dükkânların. Bir kündekâr gördüm. Önündeki eski ahşap bir kapıyı yatırmış masası üzerine. Yarısı oyulmuş, yarısı oyulmayı beklemekte. - [İnsan Kendine Yük Kendine Dost](https://www.dusunuyorumdergisi.com/insan-kendine-yuk-kendine-dost/) - Hata yapmayı göze alamayan kendine güven oluşturamaz, kaybetmeyi kabullenemeyen kendini bulamaz. “Hata yapmak” ve “kaybetmek” yaşamın can suyu; her insan her zaman bu deneyimi yaşamakla yüz yüzedir. Mademki “Allah her an bir şendedir”, yani varoluş halden hale geçip kesintisizce dönüşüp kendinden kendini doğurup durmaktadır, insan da bu akışın içindedir. Üstelik hem nesne hem de özne - [Bir Güzel İnsanın Ardından: Rabbi Menachem Froman](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-guzel-insanin-ardindan-rabbi-menachem-froman/) - Sevgili dostumuz Rabbi Menachem Froman’ın ardından yazmaya oturduğumda aklıma ilk gelen, hastalığı belli olduktan sonra haberi verirken kullandığı o çok sevdiği cümle idi: “Allah’ın yolları bizim anlayışımızın ötesindedir, gizemlidir.” Bir başka deyişle söylersek, umduklarımız hep beklemediğimiz biçimlerde gerçekleşir. İnsanlar vardır toprağına bağlı, bir de insanlar vardır toprak onlara bağlı. Öyle ki onları bilinmeyen âleme uğurladığınızda, - [Rabbi Froman ve Barışa Adanan Bir Ömür](https://www.dusunuyorumdergisi.com/rabbi-froman-ve-barisa-adanan-bir-omur/) - Rabbi Menachem Froman (1945 - 4 Mart 2013) hayatını İsrailli Yahudi ve Filistin halkları arasında barışın tesis edilmesine adamış bir din adamı ve barış elçisi idi. Batı Şeria’nın Tekoa yerleşim biriminin baş hahamı olan Rabbi Froman, iki halkın bir arada yaşayabileceği ve bunun yolunun da dinlerin kardeşliğinden geçtiği inancını hayatının sonuna kadar hiç kaybetmedi. Rabbi - [Sayı 35: Nisan 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-35-nisan-2013/) - İÇİNDEKİLER:Rabbi Froman ve Barışa Adanan Bir Ömür Yazar: Nurgül Demirdöven Bir Güzel İnsanın Ardından: Rabbi Menachem Froman Yazar: Arzu Cengil İnsan Kendine Yük Kendine Dost Yazar: Mustafa Alagöz Allah İçin… Yazar: İzzet Erş Homo ‘Dertsiz’US Yazar: Sadık Acar Kendini Bil Yazar: Turgut Özgüney Vedalar 1. Bölüm Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Şevkat Masrafçı Yazar: Deniz - [Ayın Konuğu: Dücane Cündioğlu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-ducane-cundioglu/) - Bir düşünür olarak uzun yıllardır sürdürdüğünüz çalışmalarınızın ürünü olan kitaplarınıza, yazılarınıza, kısaca Dücane Cündioğlu’nun geçmişten bugüne düşünce dünyasına, fikirlerine ulaşmamız mümkün. Bültenimizin röportajları ise, malumunuz, konuklarımızın yaşam öykülerini duymaya ve duyurmaya da odaklı. Hem de ilk hatırladıkları anılarından, aile öykülerinden başlayarak... İlk evimiz Anadolu Hisarı’nda, Göksu Deresi’nin kenarındaydı, hatırlayabildiğim ilk anım da oradan. 3-4 yaşlarındayken - [Yetinmezlik – Çatışkı – Modernlik](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yetinmezlik-catiski-modernlik/) - Yetinmezlik, huzursuz ve gergin bir yaşama açılan kapıdır. Bu duygu, insanın olduğu haliyle kendisiyle barışık olamamasından, kendisini olduğu gibi kabul edememesinden doğar. Yetersizlik doğal gereksinimlerin karşılanamaması halidir. Herhangi bir insani gereksinimimizi karşılamaya ya da üstlendiğimiz bir sorumluluğu yerine getirmeye güç yetiremeyebiliriz; bu yetersizliktir. Yetinmezlik bundan farklı: Yetinmezlik; var olanla doyum bulamamak, hep olması gerekene odaklanmaktır. - [''Dalalet'' kavramı üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dalalet-kavrami-uzerine/) - Arapça d-l-l( ضلل ) kökünden gelen “ḍalalet” ( ضلالة ), “yoldan çıkma, sapma; azma; bir şeyi yitirme, kaybetme; ölme, helak olma; toprak olma; unutma; hata yapma; evi, yurdu bilmeme, bulamama; batıl olma” anlamlarını taşır. “Dalalet” kelimesi Türkçeye “sapkınlık” olarak çevrilmiştir. Arapçada d-l-l fiilinden türeyen diğer kelimeler arasında, dalâl (doğru yoldan bilerek ya da bilmeyerek az - [Sibernetik Teoloji](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sibernetik-teoloji/) - Felsefi bir anlayış disiplini olarak sibernetik, ontolojik düzeyde sonucun sebebi etkilemesi olarak özetlenir. Bu anlamıyla sibernetik, yeni bir düşünce paradigması olmaktan çok, kadim bir anlayışın kavramsallığa dönüşmesidir. İdealist düşünce bunu töz–erek ilişkisi üzerinde kurar. Ona göre erek, tözün evrilerek kazandığı bir form değildir. Evrilerek kazanılan form sadece bir ara sonuçtur. Oysa erek kendini tözde ortaya - [Beni Hatırlayınız!](https://www.dusunuyorumdergisi.com/beni-hatirlayiniz/) - Milliyetçilik ırkların üstünlüğüne dayalı, insanları bölüp parçalayan ilkel bir unsur mudur? Ya da insanları çağlar boyu “toplumsal anomiye” sürüklenmekten koruyan, tarihle bugün arasında köprü kurarak kimlik / varlık tanımlaması yapılmasını sağlayan evrensel bir unsur mudur? Latincede natio kavramı dilimizde iki kelime ile günlük kullanımda karşılığını bulmaktadır: Arapça bir kelime olan “millet” ve aynı anlamda Türkçe - [Sayı 36: Mayıs 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-36-mayis-2013/) - İÇİNDEKİLER:Beni Hatırlayınız! Yazar: Ayşe Acar Sibernetik Teoloji Yazar: İzzet Erş ”Dalalet” kavramı üzerine Yazar: Elif Ersoy Yetinmezlik – Çatışkı – Modernlik Yazar: Mustafa Alagöz Vedalar (2. Bölüm) Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Dücane Cündioğlu Yazar: Deniz Tipigil Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Üç Kere Yüce Hermes'in Son Deyişleri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/uc-kere-yuce-hermesin-son-deyisleri/) - “Bilgece sözler, yazılmış olsalar da benim çürüyen elimle, yok olmadan kalırlar zaman içinde; doludurlar ölümsüzlük ilacıyla Âlemlerin Sahibinden gelen. Görünmez ol ve keşfedilmemiş kal gelip geçecek bütün herkes için, gezip dolaşacaklar için hayatın çorak topraklarında. Gizli kal, daha yaşlı bir gökyüzünden insanlar doğana kadar, sana ait bilgeliğe lâyık olan insanlar.” Dualarını dile getirdi elinin emeğinin - [Sayı 37: Haziran 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-37-haziran-2013/) - İÇİNDEKİLER:ZORBALIK Akıl, Fikir ve Kurum Yazar: Sadık Acar Türk Müziğinin İnsan Üzerindeki Etkisi Yazar: Nevcivan Sevindik Özel Kölelik ve Çıkış… Yazar: İzzet Erş Vedalar’ın İçeriği (3. Bölüm) Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Kaan Demirdöven Yazar: Deniz Tipigil Üç Kere Yüce Hermes’in Son Deyişleri Yazar: Hermes Trimegistes Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları - [Vedalar'ın İçeriği (3. Bölüm)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/vedalarin-icerigi-3-bolum/) - En eski kutsal metinlerden olan Vedalar’ın içerdiği kelimeler incelenip analiz edildiğinde, Rig Veda, Sama Veda, Yacur Veda ve Atharva Veda’dan oluşan metinlerin her birinin farklı zamanlarda ve farklı bölgelerde ortaya çıktığı anlaşılmıştır. İlk kitap olduğu kabul edilen Rig Veda çoğunlukla ilâhi şeklindeki cümleleriyle tanrılara atfedilen duaları ve övgüleri içine alır. Sama Veda veya ikinci Veda, - [Ayın Konuğu: Kaan Demirdöven](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-kaan-demirdoven/) - İlk çocukluk yıllarınızdan üniversite yıllarınıza, meslek tercihinize kadar olan yaşam öykünüzle başlayalım mı röportajımıza? Çocukluk yıllarım çok hareketli... Almanya’da doğup bir sene içinde kardeşimin doğum yeri olan Elazığ’a taşınmışız. 80 öncesi Ankara’da ikamet edip 80’de Selanik’e yerleşmişiz. 3 yıl sonra da tahsilime başladığım İstanbul’a. Tabii az çok Ankara’yı hatırlıyorum, kış günleri evimizin önündeki Alparslan İlkokulu’nun - [Kölelik ve Çıkış...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kolelik-ve-cikis/) - “Ve o su ile ölü bir ülkeye can verdik. İşte Çıkış tam budur.” (Kâf Sûresi’nden)[1] Tora’da yer alan mitsel öykülerin en can alıcısı İsrailoğulları’nın Mısır ülkesinden kaçışlarını konu alır. Hem Tora hem de kendisinden sonra gelen tüm kabul edilmiş metinler Mısır ülkesini (Mitsraim / מצרים) “kölelik evi” olarak tanımlarlar [2]. Yine de Mısır’ın gerçek bir - [Türk Müziğinin İnsan Üzerindeki Etkisi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/turk-muziginin-insan-uzerindeki-etkisi/) - İnsanoğlu, yüzlerce yıldır hastalıklarla baş edebilmek için çeşitli yol ve yöntemler denemiş; çeşitli otlardan, hayvanlardan, deniz ürünlerinden şifa bulmaya çalışmıştır. Bu şifa arayışlarının içinde en ilginç olanlardan birisi de “müzikle tedavi”dir. Hem hekim hem de müzikolog kimlikleriyle İslâm tarihinin önemli kilometre taşlarından olan Zekeriya er-Razî (854–932), Farabî (870–950) ve İbn-i Sina (980–1037) müziğin tedavi edici - [ZORBALIK Akıl, Fikir ve Kurum](https://www.dusunuyorumdergisi.com/zorbalik-akil-fikir-ve-kurum/) - Zorbalık en kolay ulaşabileceğiniz ve en çabuk karşılaşabileceğiniz eylem biçimidir. Tanık olmak için doğruyu künhüyle yalnızca kendinde gören bir kültür alanında sokağa çıkın, yeter. Zorbalık aslî içgüdülerden, şiddetten, bu toprağın diliylesöylersek gazaptan mülhemdir. Alelâde, çapsız ve sığ bir eylemdir. Esasında bir regresyondur. Çocuksu, laf anlamaz ve bencildir. Bu nedenle de insani bir iş olan “emeği” - [Çocuklar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/cocuklar/) - Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil, Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları. Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller. Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil. Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır. Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil. Çünkü ruhlar yarındadır, Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz. Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama - [Gandhi'nin Duası](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gandhinin-duasi/) - Tanrım! Güçlülerin yüzüne gerçeği söylemek için ve zayıfların alkışını ve sevgisini kazanmak için ve yalan söylememek için bana yardım et. Eğer bana para verirsen mutluluğumu alma ve eğer bana güçler verirsen muhakeme yeteneğimi çıkarma. Eğer başarı verirsen alçak gönüllüğü çıkarma. Eğer bana alçakgönüllüğü verirsen saygınlığımı çıkarma. Görünenin diğer yüzünü tanımama yardım et. Benim düşüncelerime katılmıyor diye bana karşı olanları hainlikle suçlayarak, onların karşısında suçlu duruma düşmeme izin verme. - [Kahraman](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kahraman/) - (...)Büyük tarihsel ilişkiler açısından durum başka türlüdür. Burası tam olarak kalıcı, tanınan ödevler, yasalar ve haklar ile bu dizgeye karşıt olan, zamanda iyi, büyük ölçekte kazançlı, özsel ve zorunlu bile görünebilen bir içerik taşıyan olanaklar arasında büyük çarpışmaların olduğu yerdir. Bu olanaklar tarihsel olgular olurlar; kendi içlerinde bir ulusun ya da Devletin kalıcılığı için temeli - [Bir'de Donmak Birlikte Akmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/birde-donmak-birlikte-akmak/) - Güvenlik ve özgürlük, bilincimizi sürekli gerilimlere sokan ve varoluşumuzdan fışkıran iki yaşamsal güçtür. Biri diğerinin hem karşıt kutbu hem de vazgeçilmez eşidir. Güvenlik, kazanımları korumak eksenli davranır; biriktirmek ve biriktirdiklerini koruyup dokunulmaz kılmak onun temel eğilimidir; dolayısıyla tutucu, tedirgin, kapalı ve hesaplıdır; bağrında öfke ve saldırganlık tohumları taşır. Özgürlük ise var olan sınırın ötesine geçmek, - [Değerler Sorunu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/degerler-sorunu/) - Bu yazı, Metin Bobaroğlu’nun, Us Düşün ve Ötesi dergisinin Değerler Sorunu konulu 6. sayısında yayınlanan “Değer Üreten Varlık Olarak Etik İnsan” adlı yazısından alıntıdır. İnsan tarih sürecinde doğa, toplum ve kendisiyle olan ilişkilerinde yaşama biçim vererek “ekin” (kültür) ve “uygarlık” üretir; aynı zamanda yaşama “anlam” verir. İşte bu anlam verme işi ile “değerler” üretilir. Bu - [Modern Zamanda Felsefe Yapmak...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/modern-zamanda-felsefe-yapmak/) - Kabul edilmiş özgün tanımlarından biriyle “tüm bilimlerin aklı olarak felsefe” yaşadığımız modern zamanda geçerliliğini korumakta mıdır? Felsefe bugün insana ait bir yarayı tedavi edebilmekte midir? Genel olarak felsefenin ne olduğu, nasıl yapıldığı ve neye karşı, neyin yanında yer aldığı gibi sorulara samimi olarak yanıt arayan bir kişi, anlamak adına bunların cevaplarını zihninde belirgin hale getirmelidir. - [Bir ''Hayır'' ile Başladı Her şey ve Mizah](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-hayir-ile-basladi-her-sey-ve-mizah/) - İnsan formunu diğer formlardan ayıran en belirleyici özellik, insanın kendini üretebilen, yani bireysel ve toplumsal olarak dönüştürebilen tek form olmasıdır. Her insan varoluşsal özellikleri itibariyle biriciktir. Tüm diğer insanlarla paylaştığı ortak özellikleri ve yetileri, her bir insanın biricik olduğu hakikatinin karşısında delil oluşturmaz. Bilimsel, felsefi, sanatsal bir gerçekliktir artık bu günümüzde. İnsan kendini “Hayır”ları ile - [Sayı 38: Temmuz 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-38-temmuz-2013/) - İÇİNDEKİLER:Değerler Sorunu Yazar: Metin Bobaroğlu Bir ”Hayır” ile Başladı Her şey ve Mizah Yazar: Deniz Tipigil Bir’de Donmak Birlikte Akmak Yazar: Mustafa Alagöz Modern Zamanda Felsefe Yapmak… Yazar: İzzet Erş Kahraman Yazar: Georg Wilhelm Friedrich Hegel Gandhi’nin Duası Yazar: Mahatma Gandhi Çocuklar Yazar: Halil Cibran Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Çocukken](https://www.dusunuyorumdergisi.com/cocukken/) - Çocukken, Çoğu kez bir Tanrı kurtarırdı beni Bağırışlarından ve sopalarından insanların, Sonra oynardım güzelce ve güvenle, Korudaki çiçeklerle, Ve havası göklerin Oynardı benimle. Ve nasıl sevindirirsen Yüreklerini bitkilerin, Sana uzattıklarında Narin kollarını, Sevindirirdin yüreğimi öyle, Baba Helios! ve Endimion gibi, Sevgilindim senin, Kutsal Luna! Ah, tüm siz sadık Dost Tanrılar! Bir bilseydiniz, Ruhum nasıl - [Sayı 39: Ağustos 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-39-agustos-2013/) - İÇİNDEKİLER:Melik ve Mâlik Yazar: İzzet Erş Erk ve Ağ Yazar: Güney Aldoğan Övün Çalış Güven Yazar: Oğuz Atabek Mutluluk Üzerine Yazar: Ekrem Genç Hindu Vedik Bilgilerine Göre Zaman Döngüleri Yazar: Nilgün Çevik Büyük Taarruz Yazar: Tanımsız Derleyen Ayın Konuğu: Ahmet Haluk Atalay Yazar: Deniz Tipigil Çocukken Yazar: Friedrich Hölderlin Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası - [Ayın Konuğu: Ahmet Haluk Atalay](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-ahmet-haluk-atalay/) - İlk çocukluk yıllarınızdan başlayarak, Hukuk Fakültesi’nde okuma kararınıza kadarki anılarınızı sormak istiyorum önce; aileniz, ilk arkadaşlarınız, ilk oyunlarınız, büyüdüğünüz yerlere dair imgeleri, anıları... Çocukluğuma ait birçok imge var doğal olarak. Ama onlardan birkaçı öne çıkar hep... Tırtıllarla, karıncalarla uzun saatler geçirmelerim hatırıma gelir ilkin. Babamın muzip gülüşü... Eski model arabalar ve onların sürüldüğü ferah, bol - [Büyük Taarruz](https://www.dusunuyorumdergisi.com/buyuk-taarruz/) - 30 Ağustos zaferine çok az kalmıştır. Düşmanın 4 yandan kuşatıldığı haberini alır almaz Mustafa Kemal Afyon’dan Dumlupınar’a Birinci Ordu Komutanlığı’na gelir ve eşyaları Afyon’da kalmasına rağmen bir geceliğine bile geri dönmez. Geceyi harap bir kulübede geçirir. Kulübede ne bir yatak ne de bir örtü vardır. Yanında iki yaveri vardır: Salih Bozok ve Muzaffer Kılıç. Kaputlarını - [Hindu Vedik Bilgilerine Göre Zaman Döngüleri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hindu-vedik-bilgilerine-gore-zaman-donguleri/) - Hint anlayışına göre, evren Yuga adı verilen farklı dönemlere sahiptir. Tıpkı dünyada 1 yıl 4 mevsimden oluştuğu gibi, evren de tekrar eden 4 döneme sahiptir. En büyük Kozmik Döngü Maha Yuga (Büyük Çağ)dır. Ve bu dönem Krita Yuga, Treta Yuga, Dvapara YugaveKali Yuga olarak 4 döngüden oluşur. Bu dönemler eşit sürelerden oluşmazlar. Vedik anlayışla yapılan - [Mutluluk Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/mutluluk-uzerine/) - Platon’un Devleti’nden Alıntılayan: Ekrem Genç Sokrates: Şimdi, dedim, zorbanın kendini anlatmak kalıyor: Bu insan demokrasi insanından nasıl çıkar? Çıkınca ne olur? Nasıl yaşar? Mutlu mu olur, mutsuz mu? Glaukon: Evet, bu kaldı incelenecek. Sokrates: Ama biliyor musun ne eksiğimiz var? Glaukon: Nedir o? Sokrates: İstekler üstüne bir şey. İsteklerin özünü ve çeşitlerini yeterince aydınlatmak. Bu - [Övün Çalış Güven](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ovun-calis-guven/) - *Bu makalede hatalı kullanılan bir terim yazarın kendisi tarafından tespit edilmiş olup, doğru içeriğiyle yazının sonuna bir düzeltme notu olarak eklenmiştir. Atatürk’ün bu sözünün dizgesel olduğunu, yani belli bir amaca uygun olarak özenle sıralandığını ve sözcüklerin yerlerinin oynatılamayacağını düşünüyorum. Oysa ilk akla gelen, “övün” sözcüğünün, henüz bir şey yapılmamış, bir şey başarılmamışken en başa konmasının - [Erk ve Ağ](https://www.dusunuyorumdergisi.com/erk-ve-ag/) - Bir “cümbüş” içinde bulunduğumuz artık her düzeyde alenileşmiştir. Modern disiplin toplumlarının bireyleri sınırlama ve onlara tahakküm etme anlayışının yerine, post-modern denetim toplumlarının bireyleri kendi kendilerine tahakküm edecekleri bir aşamaya getirip öylece salıverme edimi geçmiştir. Bu olgu ekonomik değerin yapısındaki değişim üzerinden de izlenebilir. Kullanım değeri, değişim değeri aşamasından geçerek bir sembolik değere dönüşmüştür. Bu değer - [Melik ve Mâlik](https://www.dusunuyorumdergisi.com/melik-ve-malik/) - “Elif Allah, Lam Kâinat, Mim Muhammed” [1] Arabî lisandaki melik ve mâlik kavramları, günlük kullanımları itibariyle aynı mânâya işaret etseler de bu kavramların ihtiva ettiği esas mânâlar Kuran’daki kullanımlarında farklılıklar göstermektedir. Asıl itibariyle irade sahibi anlamında kullanılırlar. Zira hem mâlik hem de melik mülk sahibi demektir. Mülk, melekût ile ilişkili olduğundan sadece maddi sahipliğin değil, - [Ayın Konuğu: Fikret Tüblük](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-fikret-tubluk/) - Ailenizden, doğum yerinizden, çocukluğunuza, ilk gençliğinize dair anılarınızdan başlayalım mı röportajımıza? Selanik doğumlu (1907) bir babanın ve Kars doğumlu (1922) bir annenin Kars’ın Kağızman ilçesindeki buluşmaları sonucu dünyaya merhaba demişim. Çocukluğum 2. Dünya Savaşı sonrasının yokluk ve sıkıntıları içinde geçti. Babam bir memur maaşıyla 6 çocuklu ailesini geçindirebilmek için memuriyetini, ben liseyi bitirene kadar (1963) - [Anayasası İnsanın](https://www.dusunuyorumdergisi.com/anayasasi-insanin/) - (21 Ağustos 1926 - 16 Ağustos 1999) “Ustamız Eluard’ın izinden” Kan yasası bu insanın: Üzümden şarap yapacaksın Çakmak taşından ateş Ve öpücüklerden insan! Can yasası bu insanın: Savaşlara yoksulluklara Ve bin bir belaya karşın İlle de yaşayacaksın! Us yasası bu insanın: Suyu şavka döndürüp Düşü gerçeğe çevirip Düşmanı dost kılacaksın! Anayasası bu insanın Emekleyen çocuktan - [Sayı 40: Eylül 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-40-eylul-2013/) - İÇİNDEKİLER:Aydınlanma Nedir? Yazar: John White Musa ve Tahayyülündeki Rab Yazar: İzzet Erş İlkeler İlkesi Özgürlük Yazar: Coşkun Özdemir Biz İliklerimize Kadar Demokrat Bir Milletiz Yazar: Nevcivan Sevindik Özel Karma Yasası Yazar: Nilgün Çevik Anayasası İnsanın Yazar: Can Yücel Ayın Konuğu: Fikret Tüblük Yazar: Deniz Tipigil Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Karma Yasası](https://www.dusunuyorumdergisi.com/karma-yasasi/) - Bir an durup geçmişle yüzleştiğimizde, bugün bulunduğumuz konuma gelirken hayatımızda hissettiklerimizin, düşündüklerimizin, yaptıklarımızın ne derece etkili olduğunu anlayabiliriz. Ve eğer geçmişe gidebilme şansımız olsaydı neleri değiştirmek isterdik, çok net biliriz. Geçmişe takılmadan bugüne tekrar gelelim ve bugün düşündüklerimiz, hissettiklerimiz ve yaptıklarımızla geleceğimizi şekillendirmeye başlayalım. Nasıl bir yaşam isterdiniz? Akıl sağlığı yerinde olan hiç kimse kötü - [Biz İliklerimize Kadar Demokrat Bir Milletiz](https://www.dusunuyorumdergisi.com/biz-iliklerimize-kadar-demokrat-bir-milletiz/) - Biz ezelden beri demokrat, hem de iliklerine kadar demokrat bir milletiz. Aşiretler, boylar halinde yaşadığımız zamanlarda, kurduğumuz ilk devletlerde; idare şekli hep demokrasi idi. Her boyun bir halk meclisi vardı. Her fert, bu meclisin tabii azası idi. Aşiret reisleri, boy beyleri, hanlar, yani devlet reisleri bu meclisler tarafından seçilirdi. Bunlardan işlerinde başarı göstermeyenler yine halk - [İlkeler İlkesi Özgürlük](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ilkeler-ilkesi-ozgurluk/) - “Aklınızı kullanma cesaretini gösteriniz.” Kant “Tinin ereği özgürlüktür.” Hegel “Özgürlük benim karakterimdir.” Atatürk Bu üç büyük adamın söylemiş olduğu bu üç güzel sözdeki düşünsel öz aynıdır. Kant özgürlüğün önündeki engelin aklı kullanmaktan duyulan korku olduğunu anlamış, Hegel özgürlüğün evrensel biçimiyle insanlığın asıl hedefi olduğunu görmüş, Atatürk ise o evrensel amacı kendi karakteri olarak olgusallaştırmıştır. Büyük - [Musa ve Tahayyülündeki Rab](https://www.dusunuyorumdergisi.com/musa-ve-tahayyulundeki-rab/) - Kâle inneke len testetîa maiye sabrâ Ve keyfe tesbiru alâ mâ lem tuhıt bihî hubrâ [1] Kur’an-ı Kerîm’in Kehf Sûresinde Hızır ile Musa’nın öyküsü anlatılır [2]. Öyküde Hızır’ın ismi geçmese de, her nevi yeniliğe, doğuma gebe olduğundan onun Hızır (yeşillenen) olduğuna kanaat getirilir. Zira Kur’an’da Hızır isminde bir kişi anılmaz, ancak hudrin olarak kullanılan kelime - [Aydınlanma Nedir?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/aydinlanma-nedir/) - “Aydınlanma nedir?”in ebedi soru olması gibi, yanıtı da ebedi bilgelik olarak adlandırılmıştır. Tinsel yolculuğun hedefi budur: insan deneyiminin kalbine erişerek, elmasın kesilmiş her yüzünün aydınlanması gibi, varoluşun anlamına ve gerçekliğin doğasına ilişkin tüm kuşkuyu gideren köklü bir anlayış. Bu, olgusal bir bilgi sorunu olmaktan çok bilgelik duygusu sorunudur; her şeyi bilmek değil, ama pekinliktir. Ebedi - [Orpheus'a Soneler](https://www.dusunuyorumdergisi.com/orpheusa-soneler/) - (Türkçesi: A.Turan Oflazoğlu) Gelir Tanrının elinden. Ama nasıl, de bana, kişi Tanrıyı dar çengiyle nasıl izler ki? Uyumsuzluk onun usu. Kesiştiği yerde iki yürek-yolunun, tapınak yoktur Apollon uğruna. Türkü, senin öğrettiğin gibi, arzu değil, değil üstüne düşülen, sonunda kazanılan; türkü varlıktır. Kolay gelir Tanrıya, bil. Peki ne zaman varız biz? Tanrı ne zaman yerle yıldızları - [Ayın Konuğu: Hakkı Ekşi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-hakki-eksi/) - Yaşam öykülerinin en başından başlıyoruz röportajlarımıza bildiğiniz gibi. Size de aynı merakla ilk çocukluk yıllarınızdan üniversite seçiminize kadarki öykünüzü sormak istiyorum... Nikolai Gogol 1809’da ‘en eksi 139’ yaşındayken doğmuş. O da Karadenizliydi. Denizdaşız. O beni hiç tanımadı, ben onu on beş yaşında tanıdım. O Karadeniz’den Petersburg’a, ben Kars’a gittim on iki yaşındayken. Onun Petersburg yolculuğundaki - [Kundalini Enerjisi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kundalini-enerjisi/) - Kundalini hakkında birçok bilgi bulunmasına rağmen bu bilgilerin çoğu yanlış, varsayıma dayalı ya da deneyimlenmemiştir. Ekonomik çıkarlar uğruna açılan birçok ruhani merkezde nefes ve egzersiz teknikleri kullanılarak kundalini enerjisini uyandırma çalışmaları, aydınlanma peşinde olan insanlara duygusal ve fiziksel zararlar yaşatabilmektedir. Hindu öğretilerinde ve diğer dünya kültürlerinde kundalini bir yılan olarak sembolize edilir. Ayrıca “gizemli, sarmak, - [Bir Olan Bütündür](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-olan-butundur/) - En büyük sıradışılık en küçük sıradanlıkla mümkündür. Var olan her şey var olduğu haliyle hem bir sır hem de eşsizdir. Evrende birbirinin tekrarı ne bir nesne, ne bir süreç vardır. Yaşamın güzelliği ve gizemi buradan kaynaklanıyor olsa gerek. Aslında var olmak varlığın sürekli yeni görünüşler ve formlar altında görünüp yok olma serüvenidir. Her şey varlık - [''Türkiye Cumhuriyeti İlelebet Payidar Kalacaktır!''](https://www.dusunuyorumdergisi.com/turkiye-cumhuriyeti-ilelebet-payidar-kalacaktir/) - 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldığı sırada yeni Türk devletinin adı henüz konulmamıştı. Hükümet, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti adını taşımakta, hükümet başkanlığını ise meclis başkanı yapmaktaydı. Yürürlükte olan siyasî rejime uygun devlet şeklini bulmak artık bir zorunluluktu. Millî Mücadele dönemindeki olağanüstü şartların bir ürünü olan meclis hükümeti sistemi işlemez olmuştu. Bakanlar Kurulunun - [Kendini Değerli Kılmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kendini-degerli-kilmak/) - Bir değere adanmak; herhangi bir an için değil, bir dönem için değil, yaşam boyu adanmak. Demek ki bu değer her zaman için anlamlı olmuş ve olacak olan bir değer olmalı. Çiçekler gibi zamanla solmamalı. Güneş gibi batmamalı. Ay ve yıldızlar gibi gün ışığına yenilmemeli. Değişime dayanan olduğuna göre değişmeden kalan bir ruhu, bir özü olmalı. - [Transandantal Sosyoloji](https://www.dusunuyorumdergisi.com/transandantal-sosyoloji/) - Alıntılayan: İzzet Erş Din, bebeksi büyü ve çocuksu mite geri dönüş veya bu aşamalardaki zihinsel saplantılarla açıklanmaktadır. Çocuksu mit özellikle Oedipal obje ilişkileriyle belirtilmiştir ve bu sebeple babalık ve ataerkil özdeştirmelere (introjection) ve daha sonra gelen seven, intikamcı, kıskanç, affedici gibi nitelikler yüklenen Tanrı (Yahova) hakkında bilmeyi istediğimiz her şey, yani semavî bir Tanrı gibi düşüncelere - [Sam'ın Çadırında Oturan Yafet...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/samin-cadirinda-oturan-yafet/) - Kendi döneminin kâmili Hz. Nuh’un üç oğlu olur. Bu oğulları Tora’da Sam, Ham ve Yafet isimleriyle zikredilirler [1]. Tora’nın ifadesinden, büyük tufan ile ortadan kalkan beşerî nüfusun, Nuh’un bu üç oğlu ile yeniden çoğaldığı ve “dünyayı” doldurduğu anlaşılır. Dolayısıyla bunlar; Âdemî zürriyetten gelen Nuh’un bu üç oğlu, milletlerin babaları olarak kabul edilirler. Tora bu oğulların - [Sayı 41: Ekim 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-41-ekim-2013/) - İÇİNDEKİLER:Sam’ın Çadırında Oturan Yafet… Yazar: İzzet Erş Transandantal Sosyoloji Yazar: Ken Wilber Kendini Değerli Kılmak Yazar: Oğuz Atabek ”Türkiye Cumhuriyeti İlelebet Payidar Kalacaktır!” Yazar: Ayşe Acar Bir Olan Bütündür Yazar: Mustafa Alagöz Kundalini Enerjisi Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Hakkı Ekşi Yazar: Deniz Tipigil Orpheus’a Soneler Yazar: Rainer Maria Rilke Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten - [Ayın Konuğu: Emre Cömert](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-emre-comert/) - Yaşam öykülerinin en başından başlıyoruz röportajlarımıza bildiğiniz gibi. Size de aynı merakla ilk çocukluk yıllarınızdan üniversite seçiminize kadarki öykünüzü sormak istiyorum... Nikolai Gogol 1809’da ‘en eksi 139’ yaşındayken doğmuş. O da Karadenizliydi. Denizdaşız. O beni hiç tanımadı, ben onu on beş yaşında tanıdım. O Karadeniz’den Petersburg’a, ben Kars’a gittim on iki yaşındayken. Onun Petersburg yolculuğundaki - [Samsara](https://www.dusunuyorumdergisi.com/samsara/) - Varoluşun ve hayatın sorgulandığı, anlam arayışlarının en yoğun olduğu zamanlar genelde ölüm ile yüzleştiğimiz anlardır. Doğum ile bu dünyada başlayan macera, bebeklikten yaşlılığa kadar devam eden süreçlerden oluşur. Bu süreç içerisinde yaptığımız eylemler karma yasasına (nedensellik kuralına) göre bu hayatımızda ya da bir sonraki hayatımızda aynı derecede bir tepki yaratır. İyi ya da kötü sonuçları, - [Nuh'un Gemisi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/nuhun-gemisi/) - “Ve Nuh Allah’ın kendisine emrettiği her şeye göre yaptı.” [1] Tora’nın ifadelerine göre Tanrı, Nuh zamanında insanların itaatsizliklerine kızması nedeniyle yeryüzüne bir tufan indireceğini söyler. Bunun için kendi döneminin kâmil bir zâtı olan Nuh’u, bu kararını kavmine tebliğ etmesi konusunda görevlendirir. Zira tufan geldiğinde yeryüzünde yaşayan hiçbir can kalmayacaktır. Ancak Nuh’un çağrısına uyanlar müstesnadır. Tebliğine - [İnanç ya da İnançsızlık (Yüzleşme) Umberto Eco ve Kardinal Martini](https://www.dusunuyorumdergisi.com/inanc-ya-da-inancsizlik-yuzlesme-umberto-eco-ve-ka/) - Kardinal Martini: Tanrı’ya bağlılık duymadan ve ebedi hayat düşüncesine sahip olmadan, bir insan iyi davranışlarda bulunmak için –özellikle insan nefsinin sınırlarının zorlandığı anlarda– gerekli olan ışığı ve gücü nereden buluyor? Neden kendinden çok başkalarına değer verme düşüncesi, içtenlik, adalet, başkalarına saygı ve bağışlama, iyiyi temsil ediyor ve neden bu değerler diğerleri karşısında tercih ediliyor? Neden - [Kutsala Dokunmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kutsala-dokunmak/) - İnsan, tabiatla ve onun fenomenleriyle ilişkisini yalnızca gündeliğin ihtiyaçlarını gidermek üzere kurgulamaz. Tabiat ve kültür görüngülerinin belirgin olmayan derinliği, çoğu zaman yalnızca inisiye olmuş bir ruh tarafından anlaşılır ve rüsuh sahipleri tarafından bilince taşınabilir. Toplumların genelinin alışkanlıklarında yaşam formları olarak gömülü olan hiyerofanilerin, bu ergin ruhlar tarafından toplumsal farkındalığa aktarılması aynı zamanda toplumun törel inşâsına - [Bilmeye Açık Kalmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bilmeye-acik-kalmak/) - Ben bilinci insanın ayrıcalığıdır. Başka hiçbir varlığın böyle bir farkındalığı yoktur. Bu ayrıcalık bir o ölçüde de bize sıkıntı yaratır. Ne zaman “ben” desek aynı anda “ben olmayan”ı da koymuş oluruz. Böylece, “ben”in mutlaklığı ile “ben olmayan”ın değişkenliği arasındaki karşıtlığa dayalı ilişkilerin doğurduğu sorunlarla yüz yüze gelmekten kurtulamayız. Bu sorunlu süreç pek çok ruhsal sıkıntının, - [Sayı 42: Kasım 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-42-kasim-2013/) - İÇİNDEKİLER:Bilmeye Açık Kalmak Yazar: Mustafa Alagöz Kutsala Dokunmak Yazar: Sadık Acar İnanç ya da İnançsızlık (Yüzleşme) Umberto Eco ve Kardinal Martini Yazar: Ayşe Doğu Nuh’un Gemisi Yazar: İzzet Erş Samsara Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Emre Cömert Yazar: Deniz Tipigil Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [İbrahim](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ibrahim/) - ibrâhîm içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim güneş buzdan evimi yıktı koca buzlar düştü putların boyunları kırıldı ibrâhîm güneşi evime sokan kim asma bahçelerinde dolaşan güzelleri buhtunnasır put yaptı ben ki zamansız bahçeleri kucakladım güzeller bende kaldı ibrâhîm gönlümü put sanıp da kıran kim - [Ayın Konuğu: Deniz Demirdöven](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-deniz-demirdoven/) - Malumunuz röportajlarımıza doğum yeriniz, çocukluk yıllarınıza dair anılarınız, bizlerle paylaşmayı dilediğiniz aile öykülerinizle başlıyoruz... 1976 Elazığ doğumluyum. Babam memur olduğu için genelde gezgindik. Elazığ’da doğmuş olmama rağmen babam Üsküdar diye yazdırmış doğum yerimi, bir de adımı Deniz koyarak kendince bir öykü yazmış rahmetli. Üsküdar’ı ve denizi çok severdi. Çocukluğumla ilgili anlatabileceğim en önemli anılarımdan biri, - [Chitta Vritti Nirodha](https://www.dusunuyorumdergisi.com/chitta-vritti-nirodha/) - Yoga zihin dalgalanmalarını sakinleştirmenin bir metodudur. Chitta Zihin, Vritti Düşünce akımları, Nirodha Zihni sakinleştirmek, iki düşünce arasındaki boşluğun farkına varmak, an’ı algılamak demektir. Peki, zihin nedir? Düşünce ve düşünce akımları nedir? Zihin neden sakinleştirilmelidir? “Aslında zihin yoktur. Sadece düşünceler var, düşünceler öyle hızla hareket ediyor ki, sen sürekliliği olan bir şeyin var olduğunu düşünüyor ve - [Alevilik Üzerine Yapılan Çalışmalarda Tanım ve Yöntem Sorunu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/alevilik-uzerine-yapilan-calismalarda-tanim-ve-yon/) - Son yıllarda Alevilik ve Aleviler üzerine yapılan çalışmalardaki artış dikkat çekicidir; artışın yaşandığı alanlardan biri de akademik alandır. Ülkemizde “Alevilik” üzerine yapılan ilk tez çalışması 1994 yılına aittir ve 2011 yılına kadar bu konuda yayınlanan tez sayısı yılda bir iki tane iken, 2011 yılında bu sayı yediye çıkar.[1] Aleviliğe dair yakın zamanda yapılan akademik çalışmalardan - [Hindu Tanrılar Neden Renklidir?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hindu-tanrilar-neden-renklidir/) - İbrahimî dinler ile Hindû dinlerin Tanrı anlayışı arasında teolojik ve teozofik bağlar olduğu gibi, farklılıklar da bulunmaktadır. İbrahimî dinler Allah’ın mutlaklığını kabul eder ve insanın ancak Tanrının sûretinde var olabileceği fikrinde birleşirler. Buna göre insan Allah’ın Kadîr, Hâkîm, Basîr vs. isimleriyle özdeşleşemez. Zira Kadîr olan Allah’tır [1] ve o Hakîm’dir [2], Semî’dir, Basîr’dir [3] vs... - [3 Şeytan 3 Cemre](https://www.dusunuyorumdergisi.com/3-seytan-3-cemre/) - Hac ritüeli, belirli bir vakitte insan ömründe bir kez yapılan bir ritüel olarak tanımlanır. Hac’a gitme koşullarına uyum gösterebilen kişi bir niyet üzerine Hac ziyareti için bu zorunlu vakitte yola çıkar ve gittiği yerde Telbiye, Tavaf, Sa’y, Vakfe ritüellerini yerine getirir. Zorunlu vakit dışında yapılan Hac ziyareti olan Umre’de (Küçük Hac/ Hacc-ı Asgar) Hac’ın Vakfe - [Cumhuriyet Devrimleri, Demokrasi ve Kürt Sorunu İlişkisinde Töz ve İlinek (Esas Olan ve İkincil Olan)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/cumhuriyet-devrimleri-demokrasi-ve-kurt-sorunu-ili/) - 1) Töz; bir varlıkta, nesne ya da olguda esas olandır. Kendisi olmayınca varlık da olmayandır. Var olan öyle sağlam bir şeye dayanmalı ki tüm öz onun gelişimi olmalıdır. Onu kaldırdığınız zaman varlıksal yapı sadece yıkılmayacak, tümden yok olacaktır; hiç olacaktır, yani olmayacaktır. İlinek ise adından anlaşılacağı gibi töz’e ilişmiş olandır; bağlanmış olan, ikincil olan (Bu - [Sayı 43: Aralık 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-43-aralik-2013/) - İÇİNDEKİLER:Cumhuriyet Devrimleri, Demokrasi ve Kürt Sorunu İlişkisinde Töz ve İlinek (Esas Olan ve İkincil Olan) Yazar: Coşkun Özdemir 3 Şeytan 3 Cemre Yazar: Ayşe Acar Hindu Tanrılar Neden Renklidir? Yazar: İzzet Erş Alevilik Üzerine Yapılan Çalışmalarda Tanım ve Yöntem Sorunu Yazar: Elif Ersoy Chitta Vritti Nirodha Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Deniz Demirdöven Yazar: Deniz - [Hint Vedik ve Epik Dönem Tanrıları](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hint-vedik-ve-epik-donem-tanrilari/) - Hint kutsal metinlerinin ilki olan Vedalar ile birlikte Vedik dönem başlamıştır. Vedalarda, çok tanrıcılık sembolik olarak ifade edilir. Din bilimci Max Müller bu çoktanrıcılığı, doğa güçlerinin sıfatlarının ifadesi olarak düşünmüştür. Din tarihçisi Hermann Oldenberg’e göre ise tanrıların ortaya çıkmasının sebebi, insanın kendi iç çatışmaları, yani vicdanıdır. Bir başka din bilimci olan Rudolf Otto’ya göre ise; - [Vedantik Hinduizm İçindeki İnanç Tipleri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/vedantik-hinduizm-icindeki-inanc-tipleri/) - James L. Cox’un “Kutsalı İfade Etmek” adlı kitabından özetleyen: Sadık Acar Vedanta, kelime olarak “Vedaların Sonu” anlamına gelir. Yaklaşık M.Ö. 6. yüzyıl civarında ortaya çıkan Hinduizm’in felsefi tipine gönderme yapar. Vedalar, Hinduizm’in bütün şekilleri için otorite kabul edilen yazılı kutsal metinlerdir. Vedalar’ın içindeki edebiyat çok büyüktür ve Aryan halklarının merkezi Asya’dan yaklaşık M.Ö. 2000 yılı - [Logos](https://www.dusunuyorumdergisi.com/logos/) - Logos: Antik Yunan düşüncesinde söz, konuşma, düşünce, akıl, anlam, açıklama, bir şeyin her ne ise o olmasını sağlayan nedenler, belli bir disiplinde fenomenleri açıklamak amacıyla kullanılan yöntem ve ilkeler, bir şeyi bizim için anlaşılır kılan temel dayanak anlamına gelen sözcük. Yunan dininde bir tanrı ya da tanrıların insanlara tinsel esin, bilgelik ve yol göstericilik sağlayan - [İdea ve İdeoloji](https://www.dusunuyorumdergisi.com/idea-ve-ideoloji/) - Felsefi kavramsallık içinde ideal olan, ideanın kendini bütünlemesi olarak ifade bulur. Bu bütünleme edimsel olan ideanın kendi gerçekliğini ereğinde gerçekleştirmesidir. Çünkü idea bir süreçtir. Psikolojik, sosyolojik vs. bilimsel tüm paradigmaların belirleyicisi ve her birinin aklı olan felsefenin bir kavramı olan idea, düşüncenin öz malzemesi olarak arı kavramdır ve kavramın kavranabiliyor olmasının da zeminidir. Düşünme etkinliği - [Einstein'ın Beyninin Farkı Neydi ve Bu Farklılık Onun Yaratıcılığı Açısından Ne Denli Önemliydi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/einsteinin-beyninin-farki-neydi-ve-bu-farklilik-on/) - “Hayal gücü bilgiden önemlidir, çünkü bilgi sınırlıdır,” diyen Albert Einstein’ın bilimsel eserleri hakkında fizik tarihinin köşe taşlarından Neils Bohr şöyle der: “Albert Einstein’ın eseri sayesinde insanoğlunun ufku sonsuz genişledi ve bununla birlikte uzay hakkındaki görüşlerimiz şimdiye kadar sadece hayal edebildiğimiz derecede bir bütünlüğe ve uyuma kavuştu.” Bu iki büyük fizikçinin bilginin sınırları ve insan ufkunun - [Hegel'in Modern Birey Modeline Erken Çocukluk Döneminden Katkılar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hegelin-modern-birey-modeline-erken-cocukluk-donem/) - Avrupa toplumları “Aydınlanma Devrimi” gibi bir dönem geçirdikleri için, bilimde, sanatta ve felsefede Doğulu toplumlardan daha ileride olarak kabul edilirler. Bu kabul yaygın ve benimsenmiş bir kabul olduğu için, Doğulu toplumlarda modernite, Batıya öykünmek ile eş tutulur. Doğulu toplumların modern oldukları varsayılan bireyleri, Batılı görünüm sergilemeleri, Batının değer yargılarını pratiğe geçirmiş olmaları, Batılı kültür unsurlarını - [Atma ve Brahma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/atma-ve-brahma/) - Vakfımızın çalışmaları tüm güzelliğiyle sürüyor. Birkaç haftadır “gnosis”in (irfan) Hint kültüründeki seyranını bizlerle buluşturan Sayın Metin Bobaroğlu ve sevgili İzzet Erş, sunumlarıyla konunun kavramsal düzeyde anlaşılmasını sağladıkları gibi, ayrıca kadim bilgeliğin Hint coğrafyasındaki bu zevkini kendi kültürümüz üzerinden sezebilmemizin kapılarını da bizlere aralıyorlar. Brahma öğretisinin konuşulduğu bugünlerde Sayın Metin Bobaroğlu’nun konuşmalarında geçen ifadelerden bazıları şöyle: - [Sayı 44: Ocak 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-44-ocak-2014/) - İÇİNDEKİLER:Atma ve Brahma Yazar: Sadık Acar Hegel’in Modern Birey Modeline Erken Çocukluk Döneminden Katkılar Yazar: Gülgün Türkoğlu Pagy Einstein’ın Beyninin Farkı Neydi ve Bu Farklılık Onun Yaratıcılığı Açısından Ne Denli Önemliydi Hazırlayan: Deniz Tipigil İdea ve İdeoloji Yazar: İzzet Erş Logos Yazar: Turgut Özgüney Vedantik Hinduizm İçindeki İnanç Tipleri Yazar: Sadık Acar Hint Vedik ve - [Ama sessiz olalım...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ama-sessiz-olalim/) - böyle bitmesi gerekirmiş derim benim meselim kendimi teselli ederim o günden, bu güne... hem gündüz hem gece hem gündüz hem gece... ayniyle vakti dostum böyle poz verdim ben insanlığın önünde elbette masum da değildim, cani de... kimine göre de yazgısına karşı çıkan ilk insandım ben bakan ne görür bilemem ben ise kazıdım gördüklerimi şu duvara - [Okuma Kitabı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/okuma-kitabi/) - Kitapların şaheseri Aşkın kitabıdır. Pür dikkat okudum onu: Pek az yaprağı neş’e, Tüm metin ıstırap; Bir bölümü ise hicran ile dolu. Visal! Küçük bir fasıl, Parça halinde! Lakin ciltler dolusu gamın Şerhini uzatmış, Binihayet, bihesap. Ey Nisami! -ahir Doğru yolu buldun: Hallolunmaz mes’ele, kim çözer bu düğümü? Âşıklar, elbet kavuşur birbirine. - [Dharma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dharma/) - Büyük Hint destanı olan Mahabharata (Maha: büyük, her şeyi kapsayan) şiirsel anlatımı ile mitolojik Hint kralı Bharata’nın (Sanskrit dilinde eğitilmiş anlamındadır, aynı zamanda Hintliler Hindistan’a Bharat derler) soyundan gelenler arasında iyiliğin ve kötülüğün çatışma ve savaşını anlatan bir destandır. Bharata’nın, birey olarak bakıldığında insanlığın öyküsünü, tanrıların ve kullandıkları ilginç silâhların savaşta yer alması açısından bakıldığında - [Sayı 45: Şubat 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-45-subat-2014/) - İÇİNDEKİLER:Prometheus… Yazar: Sedat Sarıbudak Yüzeyde Dağılmak Yazar: Mustafa Alagöz Karali Kali Yazar: İzzet Erş Felsefenin Değeri Yazar: Turgut Özgüney Ayın Konuğu: Sedat Sarıbudak Yazar: Deniz Tipigil Dharma Yazar: Nilgün Çevik Okuma Kitabı Yazar: Goethe Johann Wolfgang von Ama sessiz olalım… Yazar: Sedat Sarıbudak Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Ayın Konuğu: Sedat Sarıbudak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-sedat-saribudak/) - Önce şairleşme öykünüzden bahsetseniz, dilinizi şiirleştiren yolculuğun köşe taşlarını merak ediyorum… İşim vardı, param vardı, bekârdım, etrafımda hoş kadınlar vardı, fizik olarak da hiç fena değildim, üstelik ağzım da lâf yapardı, yine de hayat sanki hiç o kadar sıkıcı olmamıştı. Kadıköy’deydim. Rakı-Roka-Balık için akşam henüz o kadar da akşam değildi. Balıkçılar Çarşısı’nın hemen yakınında bir - [Felsefenin Değeri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/felsefenin-degeri/) - Felsefe sözcüğünü işitir işitmez, birçok insanın ilk tepkisi biraz da alaycı bir dille felsefenin hiçbir işe yaramadığını söylemek olur. Felsefeden maddi değerlerin ve zenginliklerin meydana getirilmesine, maddi anlamda refahın oluşturulmasına doğrudan doğruya katkıda bulunması elbette beklenemez. Fakat maddi zenginlik ve refahın insan tarafından bir değer cetvelinin en tepesine yerleştirilen bir şey olmadığı unutulmamalıdır. Zira insanlar, - [Karali Kali](https://www.dusunuyorumdergisi.com/karali-kali/) - Karanlıkta yaşayan, kibirleri içinde kendilerini arif sanan ahmaklar, körlerin kılavuzluk ettiği körler gibi bir ileri bir geri tökezleyerek dolanırlar. [1] Dehşetli karanlık veya kara cahillik, zulmet-i âlâ. İnsanın en derin karanlığı, varoluş serüveninin henüz başındaki, rahimdeki bebeğin gözünde olan karanlık gibi değildir. Çünkü bebek karanlıktan aydınlığa çıkar. Uykudan uyanıklığa veya uyanıklıktan uykuya... Her iki durumda - [Yüzeyde Dağılmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yuzeyde-dagilmak/) - Sedat’a (Sarıbudak)… Bilmeye yönelik sorular nesne ve olaylar hakkında olur. Bu alanda her yanıt yeni sorular doğurur. Böylece bilgi birikimi giderek dallanıp yayılır. Bilinç bu yolla bir yandan daralmış anlamda uzmanlaşır, bir yandan da içine kapanıp bütünlükle olan organik bağını unutabilir. Anlama, bir yanıyla uzmanlıkların ve dağılıp yayılmış bilgilerin içsel bağını kavramaktır. Bunların yoluyla ve - [Prometheus](https://www.dusunuyorumdergisi.com/prometheus-45/) - rivayet edilirdi ki insan kılığında bir cesaret bilinmez hâlâ nedeni elinde bir demet ıtır çiçeği uzanır olympia’nın vazosuna kokular taşar bir beşik gibi sallanır koca dağ tanrılar gafletin uykusuna dalar ay çocuklarını toplar sokaktan perdeleri kapar kah ufkun üstünde kah içinde gözlerin dans edip durmaktadır bir kıvılcım zaman mekana denk düştüğünde ateş - [Sevgi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sevgi-46/) - Sevgi kelimesini sık sık kullanmamıza rağmen, çoğu zaman bu kelimenin anlamını doğru oturtamıyoruz. Sevgiyi, çıkarlarımız, arzularımız, korkularımız, beklentilerimiz için kullanabiliyoruz. Bu yanlış olmamakla beraber gerçeği, hakikati keşfedebilmek için engel oluşturabiliyor, oysa sevgiye ulaşmak için bir sebep aramamıza gerek yoktur. Sevginin iyileştirici gücü şefkattir. Şehvet ise tutku, arzu, paylaşamama, açgözlülük halidir ve içimizde bir sıcaklık ve - [Yaşayan Kozmos](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yasayan-kozmos/) - Yaşayan Kozmos Asli Zihin, Hayat ve Işık olan, iki cinsiyetli olarak, doğurdu Kozmos’un Zihnini. Asli Zihin devimsizdir her zaman, sonsuz ve değişmezdir, kendisi içerir bu Kozmik Zihni, duyular için algılanamaz olan. Duyularla algılanan Kozmos bir kopyası ve suretidir bu sonsuz Kozmik Zihin’in, aynadaki bir yansıma gibi. Her şeyin ilkidir ve başlangıcı olmayandır Atum. İkincisi Kozmos’tur, - [Sayı 46: Mart 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-46-mart-2014/) - İÇİNDEKİLER:Sanat Yazar: Metin Bobaroğlu Tasavvufî Söylemin Apophatic Karakteri: Söylenemeyenin Söylemi Yazar: Gülşen Geniş AUM (OM Hecesi) Yazar: İzzet Erş Hologram Evren Yazar: Gülgün Türkoğlu Pagy İknaton Yazar: Ayla Pakkan Mısralar Yazar: Maksut Hulusi Efendi Ayın Konuğu: Nilgün Çevik Gürel Yazar: Deniz Tipigil Göze Yazar: Ercan Özaksoy Yaşayan Kozmos Yazar: Hermes Trimegistes Sevgi. Yazar: Nilgün Çevik - [Göze](https://www.dusunuyorumdergisi.com/goze/) - güz boyalarında küflü üzümler taş çiçekleri toprak filizleri ufak patika yollar ayaklar altında yalvaran kum taneleri geleceğin özlemi geçmişin anlaşılamaz duygu yığınları ufukta sinen güneşe ağaçlardan çözülüp uçuşan yapraklar sen ey! içimde susmayan özlemin türküsü derununda fosilleşmiş katmanlardan sızan kaynağı belirsiz pınar… - [Ayın Konuğu: Nilgün Çevik Gürel](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-nilgun-cevik-gurel/) - İlk çocukluk anılarınızla, ilk meslek seçiminize kadar olan yıllarınızla başlayalım mı röportajımıza? Ülkemin soğuk şehirlerinden biri olan Eskişehir’de dünyaya geldim. Çocukluğumla ilgili en sık hatırladığım şey kar, soğuk, soğuktan donan kulaklarım ve parmaklarımdır nedense. Buna rağmen yaşadığımız mahalledeki insanlarla aile sıcaklığı ve uyum içinde olduğumuz günler de hep özlem duyduğum şeylerden biridir. Yürümeye başladığım andan - [Mısralar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/misralar/) - Lûtfet bize müstean, hayrette kaldı aşikan İlmi ledünden dem uran, çoktur bugün ehli lisan Surette kalmış nicesi, davayı hak eğlencesi, Dünyayı tutmuş pençesi, kalbinde yok aşktan nişan Ahir zaman dervişleri, nefsi heva cümbüşleri Derler yapan Hak işleri, daim ararlar nevcivan Gaflet içinde özleri, dünyayı gözler gözleri Uşşaka taklit sözleri, sankim onlardır arifan Aşkı hemen lâf - [İknaton](https://www.dusunuyorumdergisi.com/iknaton/) - Mısır uygarlığında firavunlar (kelime anlamı: büyük ev), inisiyasyon yoluyla “Tanrı Kral” olarak yetiştiriliyorlardı. Daha sonra bu dönem yerini inisiyasyonun ritüelini canlandırmak suretiyle Hanedan firavunların –kan bağı veya akrabalık vesilesi ile oluşan– topluma egemen olmasına bıraktı. Mısır firavunları çoğunlukla zorba, baskıcı, savaşçı ve acımasız kişilerdi. Ortak özellikleri, Mısır’ın çok tanrılı dinini benimsemeleri ve bu din sayesinde kendilerini - [Hologram Evren](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hologram-evren/) - Geçtiğimiz günlerde, dünyanın en prestijli bilimsel dergilerinden birisi olan Nature dergisinde, bir grup fizikçinin, evrenimizin tamamının aslında büyük bir projeksiyon olduğuna dair şimdiye kadarki en net kanıtı elde ettiği yayınlandı. Heyecanla okuyup, sosyal medyada üst üste paylaştığımız bu çalışma, hızlı tüketim çağının eğilimlerine uygun bir şekilde tüketilerek arşivlerde yer almaya başladı. Belki de yapılması “en - [AUM (OM Hecesi)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/aum-om-hecesi/) - Aum yay, Ben ok, Brahman da hedeftir. [1] Brahman kültünün en yüce mantrası olarak bilinen Aum hecesi, sadece titreşimsel değeri yüksek, meditatif bir kelime değildir. Aum hecesi Upanişadlar’ın da bildirdiğine göre tamamlanmak (ekmeliyet) anlamını da taşımaktadır. Kâmil olan Aum yolunu tamamlayandır. Böylece Aum bir sonuç değil, ama sürecin kendisidir. Bu süreç kişinin insan olma serüveninin - [Tasavvufî Söylemin Apophatic Karakteri: Söylenemeyenin Söylemi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tasavvufi-soylemin-apophatic-karakteri-soylenemeye/) - Herhangi bir duyguyu hiç tecrübe etmemiş birine, o duygunun içinde barındırdığı keyfiyet ve değeri açıklamak mümkün değildir. Sözgelimi bir senfoninin ya da klasik müzik şaheserinin gerçek değerini idrak edebilmek için iyi bir müzik kulağına sahip olmak gerekir. Ya da âşığın ifadelerini hakikatiyle anlamak için bizzat âşık olmak gerekir. İyi bir müzik kulağına ve aşkı bizzat - [Sanat](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sanat/) - “Sanat, ideale özlem duyulan yerde ortaya çıkar ve gelişir,” der A. Tarkovsky. Sonra da şunu ekler: “Sanat olgusu, faydacı bir pratiğin bizden gizlediği tinsel gerçekle iç içe bu dünyanın bir simgesidir.” İdea çok tartışmalı bir kavram olmakla birlikte, sanat için idea en temelde, “birlik” ve “bütünlüğü” anlatır. Farklılıkları bir arada tutan “ortak-özü” veya “ortak-biçimi” dile - [Tanrının Çocukları "Dokunulmazlar"](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tanrinin-cocuklari-dokunulmazlar/) - Gücü ve ulaşılamazlığı çağrıştıran ‘’Dokunulmaz’’ kelimesi, Hindistan’da var olan kast sistemine göre, değeri olmayan ve dokunulduğunda kirlenildiğine inanılan bir insan gurubunu tanımlamaktadır. Yüksek bilinç ve hoşgörü felsefesine sahip Hindistan’da, Hindu Kutsal metinleri olan Vedalar’da rastlanılmayan bir türde olan bu ayrımcı görüşün nasıl ortaya çıktığı çok net bilinmemekle birlikte, kast kelimesinin anlamı araştırıldığında bazı fikirler oluşmaktadır. - [Çocuklar Kralı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/cocuklar-krali/) - Tutun eteklerimden kalkıyorum, Kuşlara doğru ve Allah’a. Gecelerin sonsuz selameti Beklesin biraz daha. Tacım nerde benim, giydirin, Yıldızlarla ve altın başaklardan. Aşka ait gemiler gönderdim, Ülkemiz olan uzaklardan. Davet etsin, yaşamamı, nur olup, Karşı sahillerden, rüzgâr. Gölgelerini seyretmek istiyorum, Ağaçlarımın ki, sallanmasınlar. Ve neden balıklar yüzüyor bu saatte, Haber getirsin amiralim. Severdik mavi yeleleriyle atları - [Bilim](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bilim/) - Bilimsel gelişmelerin dünya gündemde kapladığı yer adına, uzun zamandır büyük bir heyecanla beklenen Higgs bozonunun bulunmasının tarihe geçtiği 2012 yılı kadar yoğun bir yıl olmasa da, geçtiğimiz yıl bilimsel keşifler açısından çok önemli gelişmelere tanık oldu. İnsan aklı ve teknolojisi güneş rüzgarlarını aşarak, güneş sisteminin sınırlarına yaklaşmaya devam ederken, insan bedenine nakledilebilen biyobozunur elektronik devreler - ["23 Nisan"ı Kutlamak Üzere](https://www.dusunuyorumdergisi.com/23-nisani-kutlamak-uzere/) - Mustafa Kemal Atatürk, 23 Nisan 1929’da “23 Nisan” gününü tüm dünya çocuklarına armağan eder; böylece 23 Nisan günü 1929’dan itibaren, ulusal egemenliğin yanı sıra “Çocuk Bayramı” olarak da kutlanmaya başlanır. Bir günü “bayram” olarak kutlamanın olmazsa olmaz ön koşulu tabii ki var olabilmektir. Bayramın kutlanabilmesi için bu, “yaşamda olabilme” önkoşulunun yanına bir de “emniyette hissetme” - [Dinde Bir “Sine Qua Non”: LAİKLİK](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dinde-bir/) - Fransız tarihçi ve sosyolog Jean Baubérot Dünyada Laiklik isimli eserinde şöyle bir tespitte bulunur: “Franco-Fransız bakış açısına sahip olanlar, Laicité (Laiklik) kelimesinin uluslararası bir dil olan İngilizce başta olmak üzere belli dillere tercüme edilemez olduğunu iddia ederler”. Bu tespitinden sonra Laiklik terimini ise şöyle açıklar: “Bu terim Yunanca Laos kelimesinden ve kilise Latincesinden gelir. “Kilisenin buyruklarını - [Büyük Özlem Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/buyuk-ozlem-uzerine/) - Ey ruhum, sana “bir zamanlar” ve “eskiden” dercesine “bugün” demeyi öğrettim ve bir de dansını tüm Burada, Şurada ve Oradakilerin üzerine etmeyi. Ey ruhum, seni tüm köşelerden kurtardım, tozu, örümcekleri, bulanık ışıkları üstünden aldım. Ey ruhum, seni küçük utançtan ve köşede kalmış erdemden temizledim ve güneşin gözleri önünde çıplak durmaya razı ettim. Adı “tin” olan - ["Çocuklarım, Her Gece Dua Edin"](https://www.dusunuyorumdergisi.com/cocuklarim-her-gece-dua-edin/) - Mustafa Kemal, Konya Yetimler Yurdu ziyaretinde çocuklarla birlikte yemek yemiş, her birinin tabağından birer kaşık pilav alıp saçlarını ve omuzlarını okşayarak yetim yavruları sevindirmiş, onların gönlünü kazanmıştır. Çocuklar yataklarına giderken Mustafa Kemal onlara, “Çocuklarım her gece dua edin” demiştir. Birkaç gün sonra çocuklar Mevlana Türbesi’ni ziyarete götürülmüşlerdir. Bu sırada çocukların Mustafa Kemal Atatürk için dua - [Ayın Konuğu: Selim Bilal](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-selim-bilal/) - Sevgili Hocam, ilk çocukluk yıllarından lise Bültenler sonuna kadarki yaşam öyküleriyle, anılarıyla başlıyoruz Ayın Konuğu röportajlarımıza malumunuz; doğup büyüdüğünüz yerler, aileniz, arkadaşlarınıza dair anılarınız sormak istiyorum size de önce. Evet, oldukça zor bir soru bu, çocukluğum, muhteşem yıllar. Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde ve hatta bir köyünde doğmuşum. Ibras köyü. Babamın öğretmenlik yaptığı bir köy burası, daha sonra - [Osiris Miti Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/osiris-miti-uzerine/) - Mısır kozmogonisine göre “zamanın başlangıcından evvel”, mutlak karanlığın ve kaosun tanrısı olan Nun, yaratıcı tanrı Atum Ra’yı[1] var eder. Bundan sonra tanrı Shu (rüzgar) ve tanrıça Tefnut (su) yaratılarak onların iki çocukları olan Geb (yer) ve Nut (gök) hayata geldiler. Geb ve Nut’un birlikteliğinden Osiris, İsis, Seth ve Nepthis adlı dört tanrı doğar. Ve onlarla - [Osiris Miti](https://www.dusunuyorumdergisi.com/osiris-miti/) - Zamanın başlangıcından evvel, mutlak karanlığın ve kaosun tanrısı olan Nun, yaratıcı tanrı Atum Ra’yı var eder. Bundan sonra tanrı Shu (rüzgar) ve tanrıça Tefnut (su) yaratılarak onların iki çocukları olan Geb (yer) ve Nut (gök) hayata geldiler. Geb ve Nut’un birlikteliğinden de Osiris, İsis, Seth ve Nepthis adlı dört tanrı doğdu. Ve onlarla birlikte Dünya’daki - [Orfe](https://www.dusunuyorumdergisi.com/orfe/) - “Eşyanın prensiplerine, lekesiz esir içinde alevlenen büyük Triad’a kadar yükselmek için kendi içinin derinliklerine kıvrıl. Bedeni, düşüncenin ateşiyle yak! Kendini, odununu kemiren alev gibi maddeden sıyır! O vakit ruhun, ebedi sebeplerin saf esiri içinde Jüpiter’in tacındaki kartal gibi atılacaktır. Sana, alemlerin sırlarını, tabiatın ruhunu ve Tanrı’nın özünü açıklamak istiyorum. Derin semada, arzın uçurumunda tek bir - [Ayın Konuğu: Murat Kanberi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-murat-kanberi/) - Ortaokul ve Lise öğreniminizi İtalyan Lisesi’nde, üniversiteyi ise İşletme dalında Bilkent Üniversitesi’nde tamamladığınızı biliyorum. Merak ediyorum nasıl gelişti bu kararlar? İlk çocukluk yıllarınızdan başlayalım mı röportajımıza? 8 Kasım 1967 İstanbul doğumluyum. Annem Priştineli, Boşnak. Babam Tebrizli, Azeri. Özel Dost İlkokulu’nu bitirince, devamında okuyacağım okulun tespiti için bir hayli imtihana maruz kalıp, sonunda üç Fransız Koleji - [Hint Felsefesi Samkhya](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hint-felsefesi-samkhya/) - Birbirlerinden kilometrelerce uzakta yaşayan doğu ve batı insanı, tıpkı mesafelerde olduğu gibi kültürel açılardan da birbirlerinden uzak kalmışlardır. Genelde batının ana ilkesi “bireycilik, ben”; doğunun ise “birlik, biz” olmuştur. Batı mantıksal, bilimsel ve akılcı davranırken, doğu felsefesi erdem üzerine inşa edilmiştir ve hayata özverili yaklaşımı tercih eder, diğerlerinin memnuniyeti önemlidir. Batı sahip olmak ister, doğu - [Bir Bedende İki Beyin: Biri Kafatasımızda, Diğeri Karnımızda](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-bedende-iki-beyin-biri-kafatasimizda-digeri-ka/) - İki beyin, bir beyinden iyidir. En azından, biri omuriliğin üzerinde, diğeri ise karın bölgesinde (mide ve bağırsakların bulunduğu ve “Enterik Sinir Sistemi” olarak adlandırılan bölgede) yer alan iki beynin, yakın, hatta bazen çok yakın ilişkisini anlatmanın mantığı bu diyebiliriz. İkinci Beyin isimli kitabın yazarı olan ve Columbia Üniversitesi Hücre Biyolojisi Departmanını yöneten Dr. Michael Gershon - [İhtiyar Bilge...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ihtiyar-bilge/) - Bilen konuşmaz. Konuşan bilmez.[1] Lao Tzu, ihtiyar bilge. Onu tanımıyorum. Yüzlerce yıl önce yaşadığı için tanımıyor değilim üstelik. Bugün, burada yanı başımda olmasına rağmen tanımıyorum onu. Sözlerini okuyorum, ancak sesini işitmiyorum. Tao’nun sesini işitebilmek için çok sessiz olmam gerektiğini söylüyor. Tao’nun sesi, sessiz bir mekanda değil, dingin bir zihinde duyulur çünkü. Diyor ki bana, Tao’ya tapınmak istiyorsan - [Sanat Hakkında](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sanat-hakkinda/) - Modern Uygarlığı kuran dört temel unsur Spor, Bilim, Sanat ve Felsefedir. Spor hareketin disipliniyle, Bilim bilime özgü kavram ve terimlerle, Sanat imgeyle, Felsefe ise kavramlarla çalışır. Sanatsal uğraş, tarihin en eski dönemlerinden beri tüm kültürlerde vardır, ama sanat kendi bilincine Antik Yunan’da varmıştır. Bu bir rastlantı değildir, çünkü felsefe, yani insanın kendi düşüncesinin bilincine vardığı - [Okul Eğitiminde Kadim Bilgelik İzi: Bilinçli Farkındalık Uygulamaları](https://www.dusunuyorumdergisi.com/okul-egitiminde-kadim-bilgelik-izi-bilincli-farkin/) - Çağımızda ergenler, ebeveynlerine yabancılaşma, beden imajı üzerinden kurulan kendilik bilinci, antisosyal ya da riskli davranışlara meyil, ailenin ve toplumun değerleriyle uyuşmayan davranışsal beklentiler yaratan medya gibi fiziksel ve duygusal pek çok zorlukla yüz yüzeler. (2) Amerikan Pediatri Birliği, ergen sağlığını tehdit eden faktörlere dair 2001’de yayınladığı raporunda yeni maddelere yer verdi; bunlar, okul problemleri (öğrenme - [Sayı 50: Temmuz 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-50-temmuz-2014/) - İÇİNDEKİLER:Antik Yunan Tragedyası Yazar: Celal Eldeniz Hindu Gelenek Üzerine Yazar: Celal Eldeniz Yeryüzünün Yüksek Yerleri Yazar: İzzet Erş Güneş Kültü ve Tanrıçalar Yazar: Haluk Berkmen Feleklerin Müziği Yazar: Turgut Özgüney Tanrıların Binekleri – Vahanas Yazar: Nilgün Çevik Bak bu sözler ne ediyor Yazar: İsmail Emre Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Sayı 49: Haziran 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-49-haziran-2014/) - İÇİNDEKİLER:Pitagoras’ın Sayıları Yazar: İzzet Erş Fizik ve Kimyanın Kesiştiği Alan: Periyodik Tablo Yazar: Deniz Tipigil Dostlarla Yedi Kiliseler’e Yolculuk Yazar: Özlem Alagöz İdeoloji Yazar: Sadık Acar İçsel Arınma Yazar: Nilgün Çevik Philon’un Alegori Yöntemi Yazar: Turgut Özgüney Ayın Konuğu: Dilek Yarcan Turan Yazar: Deniz Tipigil Altın Şiir Yazar: Pythagoras . Pythagoras Yazar: Tanımsız Derleyen Bülteni - [Sayı 48: Mayıs 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-48-mayis-2014/) - İÇİNDEKİLER:Okul Eğitiminde Kadim Bilgelik İzi: Bilinçli Farkındalık Uygulamaları Yazar: Elif Ersoy Sanat Hakkında Yazar: Metin Bobaroğlu İhtiyar Bilge… Yazar: İzzet Erş Bir Bedende İki Beyin: Biri Kafatasımızda, Diğeri Karnımızda Yazar: Deniz Tipigil Hint Felsefesi Samkhya Yazar: Nilgün Çevik Ayın Konuğu: Murat Kanberi Yazar: Deniz Tipigil Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Pythagoras](https://www.dusunuyorumdergisi.com/pythagoras/) - ''Büyük âlem olan Kâinat ile küçük âlem olan insan arasında da sonsuz ilişkiler vardır. İnsanın ölümlü kısmı, parçalanan kısmıdır. İnsanın ilâhi âleme bitişik olan (Kutsal Ruh) kısmı ise ebedidir. İnsanın kutsal ruh parçası, onu ilâhi âleme doğru çeker. İnsanın hayvani ruh kısmı da onu tabiat âlemine doğru iter. İnsan bu iki âlem arasında tıpkı bir - [Altın Şiir](https://www.dusunuyorumdergisi.com/altin-siir/) - Fena ihtiraslarına hakim olmayı öğren Doğru ol, unutma ki ölüm var Hayatta kolayca kazanılan mal Ve saire kolayca mahvolabilir Haydan gelen huya gider Talihin getirdiği felâketlere gelince, Bunlara çaresiz boyun eğ, Dayan ve onları mülayimleştirmeğe çalış Kadere keder olmaz Ma’budlar, hükmü en zalimlere bırakmaz Hatanın da -gurur gibi- âşıkları vardır Filozofun, tasdiki de reddi de - [Ayın Konuğu: Dilek Yarcan Turan](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-dilek-yarcan-turan/) - Röportajımıza İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’ne girmeye karar verdiğiniz yıllara kadar olan ilk çocukluğunuzla başlayalım diliyorum. Doğum yeriniz, aileniz, ilk ve orta öğreniminiz, ilk arkadaşlarınız, ilk kahramanlarınıza dair öykülerinizle... Erzincanlı bir subay ailesinin, Ordu doğumlu üçüncü çocuğuyum. Çocukluk yıllarımdan beni en derinden etkileyen olay, insanın Ay’a ayak basmasıydı diyebilirim. Artık hayatta ne olmak istediğimi biliyordum. Astronot - [Philon'un Alegori Yöntemi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/philonun-alegori-yontemi/) - Philon’un yöntemi Alegori’dir. Alegori kutsal kitabın ruhudur. Bu kitabın harfleri cisimdir. İçindeki öyküler tarihseldir. Philon eserlerinde Phaton ve Musa’yı uzlaştırmak için alegorilere baş vurmuştur. Alegori, soyut kavramları somut kavramlarla örnekleştirme sanatıdır. Örneğin; “Adalet” gözü kapalı, sol elinde kılıç, sağ elinde terazi tutan bir kadınla temsil edilir. “Barış” ise güvercinle temsil edilir. Alegori’ye başvurmanın iki nedeni - [İçsel Arınma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/icsel-arinma/) - Yaşam denilen süreç doğum ve ölüm ikilemini içerir ve bu ikisi arasında olanlar bizi gerçekliğe ya da hayal âlemine götürür. Gerçeklik ve hayal âlemi arasında düşünceler, duygular ve eylemler seçimlerimizi belirlememize rehberlik ederler. Zıtlıklar olmadan varoluş olamaz. Hint kutsal metinlerinde bahsedildiği gibi zıtlıkları gelişip dönüşebilmek için kullanabiliriz. Hint temel metinleri olan Vedalar’ın yorumcusu bilge Patanjali, - [İdeoloji](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ideoloji/) - Modern dünyada sosyal bilimcilerin en çok üzerinde durduğu ve tartıştıkları kavramlardan birisi de ideolojidir. İdeolojiler, post-modern söylemle birlikte, küreselleşmenin varlığını yaşamın her alanında hissettirmesine rağmen, hem siyaseti hem de bu işin teorisiyle uğraşan teorisyenleri, dün olduğu gibi bugün de meşgul etmektedir. Sözlük anlamıyla ideoloji kavramı, “Şu ya da bu ölçüde tutarlı inançlar kümesi; siyasi ya - [Dostlarla Yedi Kiliseler'e Yolculuk](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dostlarla-yedi-kiliselere-yolculuk/) - Vakıf katılımcılarımızla birlikte gerçekleştirdiğimiz gezimiz, sevgili dostumuz Dilek Yarcan rehberliğinde Aziz Yuhanna’nın –İncil’de Vahiy bölümünde: “Yedi kiliseye selam” başlığı– Efes, İzmir, Bergama, Tiyatira, Sart, Filadelfya ve Laodikya Kiliselerinin meleklerine yazdığı mektupları temel alan bir hac yolculuğuydu. Gezinin güzergâhı yukarıdaki sıralamadan farklı olarak; 16 Nisan 2014 Çarşamba sabahı İstanbul’dan başlayıp Çanakkale Şehitliği’ni karşıdan selamlayarak Truva ve - [Fizik ve Kimyanın Kesiştiği Alan: Periyodik Tablo](https://www.dusunuyorumdergisi.com/fizik-ve-kimyanin-kesistigi-alan-periyodik-tablo/) - Periyodik tablo, tabloya girecek en ağır element olan Element 117’nin katılımı ile bir kez daha güncellenmeye hazırlanıyor. 4 yıl önce Moskova yakınlarındaki Dubna’da bulunan Nükleer Araştırmalar Enstitüsü’nde çalışan Rus ve Amerikalı bilim insanları, 117. sıradaki elementi sentezlemek üzere ilk adımı atmışlar ve tablonun bir kez daha güncelleneceğinin sinyalini vermişlerdi. Şimdiye dek bilinen en ağır atomların - [Pitagoras'ın Sayıları](https://www.dusunuyorumdergisi.com/pitagorasin-sayilari/) - Tamahkâr olma, zira her şeyde i’tidâl efdâldir. [1] Pitagoras’ın felsefi dizgesi genel olarak ve basitçe aritmetik sayılara ve bu sayıların ihtiva ettiği ilmi sınıflara indirgenir. Ancak Pitagoras’ın düşünce sisteminin özünü nicel sayılar değil, ama sayılar ile simgelenen ilmi bir hiyerarşi oluşturmaktadır. Pitagoras’a göre bilgi ve giderek bilgiyi nesnesi kılan tüm ilimler, ilâhi (bütünsel) bir ilmin - [Bak bu sözler ne ediyor](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bak-bu-sozler-ne-ediyor/) - Çıkan söze edin dikkat, Acı sözde olmaz kıymat; Tatlı sözde vardır hayat, Bak bu sözler ne ediyor... Bir söz yıkıyor cihanı, Yok ediyor hânümânı, Öldürüyor nice canı... Bak bu sözler ne ediyor.. Nice kapılar kapıyor, Dünyayı viran yapıyor.. Birçok canları kapıyor; Bak şu sözler ne ediyor.. Yıkıp çevirir örene, Seyret nice can verene.. Zarar edemez - [Tanrıların Binekleri - Vahanas](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tanrilarin-binekleri-vahanas/) - Hint kutsal metinleri olan Vedalar’da çok tanrıcılık ve bu tanrıların sembolik olarak anlamlandırıldığı görülmüştür. Max Müller Vedik tanrıları tabiat güçlerinin sıfatları olarak tanımlarken, din tarihçisi Oldenburg, tanrıların insan psikolojilerini yansıttığını düşünür. Tanrı sembolleri anlamlar taşıyan, beş duyu ile algılanıp görünür hale gelerek gerçekliğin kavranmasına yardımcı olan temsillerdir. Renkli Hint kültüründe, resimler ve heykeller hayatın birçok - [Feleklerin Müziği](https://www.dusunuyorumdergisi.com/feleklerin-muzigi/) - Pythagorasçı felsefenin en yüce fakat en az bilinen kısmı, yıldızsal armoniklerdir. Kürelerin feleklerin müziğini, Pythagoras’tan başka hiçbir insanın duymadığı söylenir. Anlaşıldığı kadarıyla semavî cisimlerin gökyüzü boyunca vakur yürüyüşleri sırasında kozmik koroya katılımlarını ilk gören insanlar, Khaldeliler’dir. Yakup, “Sabah yıldızlarıyla şarkı söyledikleri an” diye bir vakti tarif eder. Ve “Venedik Tüccarı” adlı oyununda Shakespeare, şöyle yazar: - [Güneş Kültü ve Tanrıçalar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gunes-kultu-ve-tanricalar/) - Orta Asya bölgesinde yaşayan yarı-göçer Ön-Türk boylarının inancında güneş önemli bir simge oluşturuyordu. Genelde din sayılmayan bir inanç sistemine “kült” adı verilmektedir. Bu tanım içinde belli bir dönemde ve belli bir coğrafyada yaşamış olan bir toplumun yerel tanrıları, tanrıçaları ve çeşitli simgeleri ele alınıp incelenir. Kült kavramı ile yerel özellikler içeren dini törenler, töreler ve - [Yeryüzünün Yüksek Yerleri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yeryuzunun-yuksek-yerleri/) - İblis İsa’yı yüksek bir dağa götürdü ve ona dünyanın tüm illerini ve onların izzetini gösterdi. Ve İblis ona dedi: Eğer bana secde edersen, bütün bu şeyleri sana veririm. [1] İblis, İsa’yı göğe yükseltir ve onu bir dağın zirvesine koyar. Ve Rabbe olan imanını işte bununla sınar. Denilir ki insanı kendi tutkuları sınar iblis suretinde veya - [Hindu Gelenek Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hindu-gelenek-uzerine/) - Hindu1 Gelenek, Kadim Bilgeliğin2 –Avrupa’ya göre düşünürsek– Yakın Doğu ile Uzak Doğu arasında akan ve diğerleriyle aynı deryada buluşan Doğu kolunu teşkil eder. Bunun yanında onu biricik kılan durumlardan birkaçını ele alalım: Hindu anlayış, Batı’daki hiyerarşik ve Uzak Doğu’daki heterarşik anlayışı iç içe barındırmasıyla farklılaşır. İsminin etimolojisinin3 de çağrıştırdığı gibi var olanların her biri için - [Antik Yunan Tragedyası](https://www.dusunuyorumdergisi.com/antik-yunan-tragedyasi/) - Antik Yunan Tiyatrosu’nda üç tür mevcuttur: Komedi, Satür (Satirik Drama) ve Tragedya. Komedi1, Dionysos Kültü ve Dionysos’a adanan phallik ilâhilerden kaynaklanmaktadır. Kır şenliklerinde köylüler birbirlerine kaba ve eğlenceli bir dil kullanırlar, phallus şekilli cisimler taşırlar ve Komoi (eğlenme) adlı Tanrı’ya ilâhiler söylerlerdi. Satirik drama (Satür/Satir2) ise adını satirler gibi giyinmiş oyunculardan almaktadır. Satirik drama; içinde - [Senin Kokun Duydu Canım](https://www.dusunuyorumdergisi.com/senin-kokun-duydu-canim/) - İlâhi bir aşk ver bana, kandalığım bilmeyeyim Yavu kılayum ben beni, steyu ben bulmayayım Al gider benden benliği, doldur içime şenliği Bu dünyada öldür beni, varıp anda ölmeyeyim Şöyle hayran eyle beni, bilmeyeyim dünden günü Daim isteyeyim seni, ayruk nakşa kalmayayım Senin kokun duydu canım, terkini urdu cihanın Hergiz belirmez mekanın, seni kande isteyeyim Aşkın - [Yeruşalim](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yerusalim/) - Ne mutlu barışı sağlayanlara! Çünkü onlara Tanrı oğulları denecek. [1] İşte, sana bir oğul doğacak, o barış adamı olacak; ve ona etrafındaki tüm düşmanlarından rahat vereceğim; onun adı Süleyman olacak ve onun günlerinde İsrail’e selâmet ve sükûn vereceğim.[2] Yeruşalim zahiri haritaların göstermediği, Allah’ın mübarek kıldığı toprağın adıdır. Onu kutsal yapan ne bir kavim ne de - [Sokrates](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sokrates/) - Sokrates’e göre âlem, akli bir düzene göre kurulmuştur ve orada tesadüfün yeri yoktur. Âlemde her şey, mevcut bir gayeye, her gaye de diğer bir gayeye göredir. Âlemde fail illetler gâi illetlere bağlıdır ve yer ve gök buna göre hazırlanmıştır. Bütün bu gayeler de, toptan, son bir gayeye yönelmiştir. Bu en son gaye de bir’dir, tek’tir. - ["Pratyahara" – Duyu Organlarının Kontrolü](https://www.dusunuyorumdergisi.com/pratyahara-duyu-organlarinin-kontrolu/) - Öz bilinç ve gerçeklik arayışı dış dünya ile iç dünyamızı birliğe getiren yollardan geçer. Bu yollardan geçerken akıl, zihin, duyular gerçekliği görmemizi engelleyip bulanıklaştırır. Özellikle duyu organlarının yetileri dışsal ve içsel yanılsamalara sebep olurlar. Kutsal metinler olan “Veda”ları yorumlayan Patanjali, Pratyahara ile yani duyu organlarının geri çekilip, pasif bırakılarak kontrol edilmesi ile gerçekliğe ulaşılabileceğinden bahseder. - [Euripides'in "Bakkhalar" (Βάκχαι)'ı Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/euripidesin-bakkhalar-i-uzerine/) - Euripides’in “Bakkhalar” adlı oyunu Yunan Tragedyası’na dair bir örnek teşkil etmektedir. Tragedyada, kısaca Yunanca “sofrosüyne” olarak tabir edilen ve özdenetim, denge ve ölçülülük anlamlarına gelen kavram ile esriklik ve çoşkuyla bütünleşen “mania” kavramının çelişki ve mücadelesini görürüz. Eser, Thebai kralı Pentheus1’un, kuzeni Dionysos2’un tanrılığını kabul etmemesi ve Dionysian külte karşı olması nedeniyle, Dionysos’un cezbesinde ne yaptığının farkında olmayan, birer - ["İnsan Üç Kez Doğar" Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/insan-uc-kez-dogar-uzerine/) - Toplumu oluşturanlar hiç kuşkusuz, onun içinde yaşayan insanlardır. İnsanlar bir toplumun içine doğarlar, hayatlarını o noktadan başlayarak çizerler. Doğduğunda kendini bir toplum içerisinde bulan insana gelirsek, değerlendirilmesi gereken başka şeyler ortaya çıkar. Bunlardan birisi bireyin doğduğu kültürdür. Birey kendini aslında toplumun içinde bulmakla kalmaz, aynı zamanda belirli bir kültürün içine doğmuş olarak buluverir. Bu insan, - [Renk Felsefesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/renk-felsefesi/) - Işık dış dünyanın ihtişamını ortaya çıkarır. Oradaki en muhteşem şeydir. Güzellik verir, güzelliği ortaya çıkarır. Ama kendisi en güzeldir. Analizcidir. Hakikati söyleyen hileleri açığa çıkarandır. Çünkü her şeyi olduğu gibi gösterir. Onun sonsuz ışınları, evrenin ölçülerini gösterir. Katrilyonlarca yıl uzaktaki yıldızlardan teleskoplarımıza akar. Bir yandan da algılanamaz ölçüde küçük nesnelere nüfuz eder ve mikroskop aracılığıyla - [Teknoloji bilim mi?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/teknoloji-bilim-mi/) - “Evrim gerçeği eğitim programlarından çıkartılıyor. Bütün toplumlarda mistik ve bilim dışı düşünceye olan ilgi arttı. Oysa modern toplumlar bilimin keşfettiği zenginlikleri ve güçleri çoktan kabul ettiler; fakat bilimin en derin mesajını dinlemediler: “[Modern toplumlar] Bilim’e borçlu olduğu tüm zenginliklerin keyfini sürerken, toplumlarımız bilimin kendisi tarafından kökten çürütülmüş değer sistemlerini yaşamaya ve öğretmeye devam etmekteler.” Modern - [Sayı 51: Ağustos 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-51-agustos-2014/) - İÇİNDEKİLER:Teknoloji bilim mi? Yazar: Ahmet Kip Renk Felsefesi Yazar: Turgut Özgüney “İnsan Üç Kez Doğar!” Üzerine Yazar: Emre Cömert Euripides’in “Bakkhalar” (Βάκχαι)’ı Üzerine Yazar: Celal Eldeniz “Pratyahara” – Duyu Organlarının Kontrolü Yazar: Nilgün Çevik Sokrates Yazar: İzzet Erş Yeruşalim Yazar: İzzet Erş Senin Kokun Duydu Canım Yazar: Yunus Emre Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası - [Anadolu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/anadolu/) - Beşikler vermişim Nuh’a Salıncaklar, hamaklar, Havva Ana’n dünkü çocuk sayılır, Anadolu’yum ben, Tanıyor musun? Utanırım, Utanırım fıkaralıktan, Ele, güne karşı çıplak... Üşür fidelerim, Harmanım kesat. Kardeşliğin, çalışmanın, Beraberliğin, Atom güllerinin katmer açtığı, Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, Kalmışım bir başıma, Bir başıma ve uzak. Biliyor musun? Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar Nazlı, seher–sabah uykularımı Hükümdarlar, saldırganlar, - [Edep - Bâtıni ve Zahiri Dünyada Sufi Etiketi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/edep-batini-ve-zahiri-dunyada-sufi-etiketi/) - Aralık 2013’te Sufi: Journal of Mystical Philosophy and Practice’de yayımlanmıştır. Edep, Allah’ın sevdiklerinin göstergesidir. Hadis Sufizm güzel ahlâktır. Kimin ahlâkı daha güzelse, o daha iyi sufidir. Ali bin Ebu Talib’e, dördüncü Halife’ye atfediliyor. (1) Zahiri Edep Sufizm için merkezi değerde olan Edep, sufi-yolunu, doğru bir duruş ve hakiki nezaket ile gitmek için gerekli olan - [Yoga Duyusal Zihin - Manas](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yoga-duyusal-zihin-manas/) - Duygulanımlarımız ve yarattığı haller, duyusal zihnimiz (sanskrit dilinde) Manas’ı oluşturur. Duyu organları ve nesneler arasındaki ilişkiden ortaya çıkan bilgilerle algılarımız ve bu algılar sonucu Hint öğretilerinde belirtilen 3 guna yani 3 hal oluşur. Sattva (açıklık, denge), rajas (hareket), tamas (donukluk, durgunluk) halidir. Yoga teknikleri ile rajas ve tamas halleri sattvik dengeye getirilebilir. Duyusal zihin; duymak, - [Falih Rıfkı Atay "Çankaya"da Anlatıyor](https://www.dusunuyorumdergisi.com/falih-rifki-atay-cankayada-anlatiyor/) - Kurtuluş Savaşı’ndan önceki yıllarda… Biz ahir zamanlık kâbusu ile gözlerimizi açardık. Bu devlet kurtulmaz, bu millet adam olmaz, Moskof ve Avusturya gavuru bizi yaşamaya bırakmaz, ilk gençlikte hep işittiğimiz sözler bunlardır. İstanbul’da hayat denilebilecek ne varsa Hıristiyanlarda ve yabancılardadır. Kapitülasyonlar, yabancılar tarafından baskılar ve gündelik müdahaleler Türk ve Müslüman halkın az çok aydıncalarını iyileşmez bir - [Elektrikle Beslenen bir Yaşam Formu: Elektrik Bakterisi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/elektrikle-beslenen-bir-yasam-formu-elektrik-bakte/) - Bilim insanları, canlılar hakkındaki paradigmalarımızı alt üst edebilecek yepyeni bir yaşam formu ile tanışmanın heyecanını yaşıyor. Huzurlarınızda, saf enerji ile beslenen Elektrik Bakterisi. Yeryüzündeki hiçbir yaşam formuna benzemeyen bu sıra dışı bakteriler, en sade ifadeyle elektron yiyerek ve elektron soluyarak yaşıyorlar ve her yerdeler. Elektron yiyen bakterilerle tanışmak mı istiyorsunuz? Yere bir elektrot saplayın ve - [Kâbe'nin Sütunları](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kabenin-sutunlari/) - Gördünüz mü o Lât ve ‘Uzzâ’yı? Ve öteki üçüncü Menat’ı?[1] İslam dini, Kur’an-ı Kerîm’in tebliğinin daha ilk yıllarında iman eden müminleri bir kavim olmaktan kabile olmaya davet etmiştir. Bu davetteki mânâ aşiretlere bağlı ırsî birliktelik oluşturan topluluklar olmaktan, ortak bir kıbleye sahip olan, aşkın bir ilke etrafında toplanan bilinçli bir toplum olmaya davettir [2]. Kabile - [Sohbet ve Sembolizma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sohbet-ve-sembolizma/) - Sohbetin sembolizmayla gizemi ve anlatımı bütün ezoterik öğretilerde gerçekliğin değil, hakikatin (Hakikatül Hakaik’in) sırrına ulaşma yolunda ve Mutlak’ı kavramada (müteali) aşkınlığı, deney üstü âleme yükselişi ifade eder. Âlemler ise biriciklikte (insanın kendi zatında) içsel bir şuurlanma ile deneyimlenerek ve devinerek kavuşma (iştiyak) arzusuyla inişli-çıkışlı (uruç-rücu) olup yakine ulaşmasıyla gerçekleşir. Sohbetin zaman üstü (bengi), katlı anlatımı dinleyende bir iç - [Sayı 52: Eylül 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-52-eylul-2014/) - İÇİNDEKİLER:Sohbet ve Sembolizma Yazar: Mansur Yalçın Kâbe’nin Sütunları Yazar: İzzet Erş Elektrikle Beslenen bir Yaşam Formu: Elektrik Bakterisi Yazar: Deniz Tipigil Falih Rıfkı Atay “Çankaya”da Anlatıyor Yazar: Elif Ersoy Yoga Duyusal Zihin – Manas Yazar: Nilgün Çevik Edep – Bâtıni ve Zahiri Dünyada Sufi Etiketi Yazar: Llewellyn Vaughan-Lee Anadolu Yazar: Ahmed Arif Bülteni PDF olarak - [Platon](https://www.dusunuyorumdergisi.com/platon/) - İNSANIN salt güzellikle karşı karşıya geldiği an yok mu sevgili Sokrates, işte yalnız o an için insan hayatı yaşamaya değer! dedi Mantineialı yabancı kadın (Diotima). Günün birinde onu görürsen, hiçe sayarsın artık altınları, süsleri püsleri, o şimdi aklını başından alan güzel çocukları, delikanlıları, hep yanlarında kalmak, yüzlerine bakmak için seni de herkes gibi yemekten içmekten - [Mağara](https://www.dusunuyorumdergisi.com/magara-2/) - içimdeki mağarada kurumuş ölüler yatar zehirle gülen zümrüt ve yakut yatak içinde bir zaman beni uğurlamaya gelen haramîler içimdeki mağarada bir yığın kitap var bakınca yakından tasvirlerin gözleri oynar ve konuşur hepsinin yüzleri benim yüzüm gibi ve gözleri benim gözüm gibi - [Mağara](https://www.dusunuyorumdergisi.com/magara/) - mağaranın duvarına hayvanları taştan oydum kükrediler karanlıkta türkülerle karşı koydum karanlıktı mağara ışığı taştan oydum üşüyordum bir de güneş koydum aşk oydum mağaranın duvarına aşk oydum ağrıdı taşlar yarıldı mağara - [Platon'un Mağara Alegorisi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/platonun-magara-alegorisi/) - Uzun girişi, ışığa açılan bir çeşit yeraltı mağarasında yaşayan insanlar halet et. Bu adamların çocukluklarından beri ayaklarından ve boyunlarından prangalanmış olduklarını, bu nedenle hep aynı noktada kaldıklarını, sadece önlerine bakabildiklerini, prangalar yüzünden kafalarını çeviremediklerini düşün. Arkalarında, yüksek bir yerde yanan ateşten çıkan bir ışık olsun, ateşle mahkûmlar arasında uzanan bir yol. Ön tarafta alçak bir - [Yunus Peygamber](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yunus-peygamber/) - Meir Elhadad’ın, 28 Şubat 2012 tarihli vakıf toplantısında “Hayal ve Dil üzerine” adlı konuşması ve Kutsal Kitap içinden Yunus bölümünün açıklamaları… “Bugünkü konumuz dil ve aynı zamanda imgelem ve hayal gücü: Asıl ilgilendiğim alan Sufilerin gerçekle bağlantı kurmak adına ‘dil’i nasıl ele aldıkları ve ‘dil’de ne ile ilgilendikleri. Öncelikle felsefede sözcük ya da nesne olarak - [Üçüncü Göz Ajna](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ucuncu-goz-ajna/) - Hindu geleneğinde aydınlanma arayışı içinde yüksek bilinç âlemine götüren kapı, üçüncü göz kapısı olarak bilinir ve bilgeliği simgeler. Ajna Sanskrit dilinde emir, komut, irade anlamındadır. İrade gücüne sahip olmayan hiçbir zaman özgür olamaz, beden emir verir ve o da uyar. Duyu organları pasif hale geldiğinde, aklın sınırlamaları aşılarak içsel, sezgisel biliş ve psişik deneyimler gelişir, - [Platonik Düşünce](https://www.dusunuyorumdergisi.com/platonik-dusunce/) - “İnsan için gerçek yaşam, felsefi yaşam ya da bilgelik yaşamıdır, çünkü ancak felsefecidir ki gerçek evrensel bilime erişir ve olgusallığın ussal doğasını ayrımsar.” [1] Pitagoras’tan Platon’a geçiş: “Platon niçin Biçimleri Sayılar ile özdeşleştirdi? Biçimleri Sayılar ile özdeşleştirmedeki itkisi gizemsel ve aşkınsal Biçimler dünyasını ussallaştırma ve anlaşılır kılma güdüsü olarak görülebilir. Bu durumda anlaşılır kılma düzen - [Seçerek Olmak – Olarak Bulmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/secerek-olmak-olarak-bulmak/) - Özgürlük kavramı gerçek edimselliğini insanda bulur. Seçim yapmak aynı anda seçim yapmamayı da içerdiği zaman özgürlük yaşanan bir olgu haline gelebilir. Çünkü ancak o zaman özgür irade var olabilir. Seçim yapmak iradesi canlı cansız tüm varlıkların doğasında vardır. Bir bitki topraktan hangi mineralleri alacağını seçer. Tek hücreliden omurgalıya kadar her hayvan neyi yiyeceğini seçer. Kimyasal - [Sayı 53: Ekim 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-53-ekim-2014/) - İÇİNDEKİLER:Seçerek Olmak – Olarak Bulmak Yazar: Mustafa Alagöz Platonik Düşünce Yazar: İzzet Erş Üçüncü Göz Ajna Yazar: Nilgün Çevik Yunus Peygamber Yazar: Meir Elhadad Platon’un Mağara Alegorisi Yazar: İzzet Erş Mağara Yazar: Bülent Ecevit Mağara Yazar: Asaf Halet Çelebi Platon Yazar: Tanımsız Derleyen Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Bayram Mübârek Ola...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bayram-mubarek-ola/) - Yaydık hikmet örtüsü, Kurduk nimet sofrası, Besmeleyle oturduk, İkram; şifâ çorbası. Allah rızıklar verdi; Besmeleyle ye dedi; Besmelesiz yenen şey Bana erişmez dedi.. Lokmalar bir tohumdur, Bu vücut bir tarladır, Besmeleyle ekersen; Verir “hikmet meyvası”. Gizlenmiştir lokmaya, İblis fitne sokmaya, Besmeledir ilâcı, Ona gelir bu acı. Ehli gaflet ne bilsin? Besin görür lokmayı.. Fazla fazla - [Dünya Felsefe Günü](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dunya-felsefe-gunu/) - 2002 yılından beri her yıl Kasım ayının üçüncü Perşembe günü, Dünya Felsefe Günü olarak kutlanmaktadır. Dünya Felsefe Günü kutlanması önerisini getiren, Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin başkanı olduğu Türkiye Felsefe Kurumu’dur (TFK). Bu konuda Uluslararası Felsefe Kurumları Federasyonu’nun çok değerli çabaları olmuştur. Türkiye Felsefe Kurumu, Uluslararası Felsefe Kurumları Federasyonu’nun aktif bir üyesidir. Türkiye Felsefe Kurumu’nun önerisi - [Brahman ve Atman İlişkisi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/brahman-ve-atman-iliskisi/) - Gerçeği arama; kalıcı ve sonsuz olanı bilme arzusu, akıl yürütmeler aracılığı ile anlaşılır hale gelir ve mutluluğa ulaştırır. Hintli filozof Şankara, herkesin var olma bilincine sahip olduğundan bahseder, yani yaşadığımızın farkında olmak, bilme yetimiz ve potansiyelimizin bilinç olduğu söylenebilir. Hint geleneğinde Mutlak, “Brahma” BRH (güçlü kuvvetli) evrensel ruh, her şeyin öz varlığı olarak kabul edilir, - [Dilimiz DNA'mızı Değiştiriyor; Tüm Tercihlerimiz Gibi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dilimiz-dnamizi-degistiriyor-tum-tercihlerimiz-gib/) - DNA (Deoksiribonükleik asit) tüm canlı organizmalar ve bazı virüslerin, canlılık işlevleri ve gelişmeleri için gerekli olan biyolojik işlemlerin şifrelerini taşıyan genleri oluşturan bir nükleik asit. Protein ve RNA gibi hücrenin diğer bileşenlerinin inşası için gerekli olan bilgileri içermesinden dolayı bir kalıba, bir şablona benzetilebilir. Bu şifreleri taşıyan DNA parçaları ise gen olarak adlandırılır. DNA, hücrelerde - [Fedon'dan Alıntılar / Platon](https://www.dusunuyorumdergisi.com/fedondan-alintilar-platon/) - “Gizli olarak anlatılan bir öyküye göre biz insanlar bir tür hapishanede gibiyiz ve kendimizi özgür bırakmamalı ya da kaçmamalıyız; bu bana anlaşılması güç büyük bir giz gibi görünüyor.” [1] * * * “En bilge insanların dünyadaki en iyi gözlemciler olan tanrılar onları gözlerken hizmetlerini bırakmaya istekli olmaları usa uygun değildir. Bilge insan hiç kuşkusuz özgür - [Ağaç Kültü](https://www.dusunuyorumdergisi.com/agac-kultu/) - bir insan ömrünü neye vermeli para mı onur mu taş dikenli yol ağacın köküne inmek mi yoksa çırpınıp duruyor yaprak dediğin Zülfü Livaneli Eski çağlardan bu yana insanlığın doğa ile kurmuş olduğu mitsel ilişki günümüzde de halen gücünü korumaktadır. Sembollerle örülü bu birikim, özellikle kozmogoni mitleri (evren doğum) açısından, ağaç kültlerinde kendini bulmuştur. Hayat ağacı - [Atatürk Önderdir](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ataturk-onderdir/) - Aşağıdaki yazı, Sayın Metin Bobaroğlu’nun 10 Kasım 2005 tarihinde TV8 kanalında yayınlanan “Hülya Aydın ile Yeni Vizyon” programında Mustafa Kemal Atatürk’ün önderlik vasfı ve aydınlanmaya verdiği önem üzerine yaptığı konuşmanın metnidir. Öncelikle tabiî ulusumuza başsağlığı diliyorum, hatta bütün insanlığa başsağlığı diliyorum. Çünkü Atatürk sadece bizim ulusumuz için değil, bütün insanlık için bir önder. Ne yönden? - [Sayı 54: Kasım 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-54-kasim-2014/) - İÇİNDEKİLER:Atatürk Önderdir Yazar: Metin Bobaroğlu Ağaç Kültü Yazar: Evren Gül Fedon’dan Alıntılar / Platon Yazar: İzzet Erş Dilimiz DNA’mızı Değiştiriyor; Tüm Tercihlerimiz Gibi Yazar: Deniz Tipigil Brahman ve Atman İlişkisi Yazar: Nilgün Çevik Dünya Felsefe Günü Yazar: Ayşe Doğu Bayram Mübârek Ola… Yazar: Osman Altav Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Hakîm](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hakim/) - Hilmi Ziya Ülken / Felsefeye Giriş adlı kitabından derleyen: Sadık Acar Hakîmler, peygamberler ve velilerin yeryüzü tarihinde birbirine az çok yakın zamanlarda, belirli bir çağ içinde meydana çıktığını görüyoruz. Sosyo-antropolojik verilere göre ilkel dinlerde, ilkel cemiyetlerde, klanlarda bu örnek insanlara rastlamıyoruz. Bu cemiyetlerin yalnız büyücüleri, Mobung’ları, kabile resileri vardır. Daha ileri kalanların birleşmesiyle oluşmuş ilk - [Soyut Akıl Buddhi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/soyut-akil-buddhi/) - Hint felsefesinde Atman’ın (bireysel öz) var oluşundaki ilk seviye Buddhi yani soyut akıldır. Kelime olarak “Aydınlanmış kişi” anlamına gelen budh kökünden gelir. Hindu mitolojisinde Buddhi, aynı zamanda tanrı Ganeşa’nın eşlerinden biridir. Doğanın tüm varoluşlarının da ilkidir. Mantık seviyesine ait olduğu için gözle görülemez, ama varlığı bilinir. Buddhi, yoga’nın en önemli prensibi ve aracıdır. Akıl; zekâ - [Melankoli ve Müzik İlişkisi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/melankoli-ve-muzik-iliskisi/) - Melankoli ile müzik arasındaki etkileşim konusunda Antikçağ sonrası düşünce ve sanat dünyasını belirleyen temel kaynak Tevrat’ın Samuel bölümünde, Saul ile David arasındaki ilişkiler oluşturmuştur. Burada melankolik bir insanla bir müzisyen arasındaki ilişkiler din kitabı kapsamı içinde anlatılmıştır: “Rabbin ruhu Saul’den ayrıldı ve Rab tarafından kötü bir ruh onu izliyordu. Saul’ün kulları kendisine dediler. İşte şimdi - [Başlangıçta](https://www.dusunuyorumdergisi.com/baslangicta/) - “Bereshit Bara Elohim Et HaShamaim ve Et HaEretz” [1] Tora’nın ilk cümlesi Tanrı’nın başlangıçta Gökleri ve Yeri yarattığı bilgisi ile başlar. Düz anlamı bakımından bu bir durum bildirmesidir. Bu bildirime göre Tanrı (Elohim) dolaysızca vardır ve yaratışın ilk eylemi olarak Gökleri ve Yeri var eder. Bir görüşe göre bu edim bir yaratmadır, bir diğer görüş - [Şüphe Etmek](https://www.dusunuyorumdergisi.com/suphe-etmek/) - Arapçası şubha olan bu kavram, Türkçede kuşku ve işkil olarak karşılanır. Şubha, şibh: “benzerlik, gibi olma” kökünden türer ve etimolojik olarak taşbih (teşbih): “benzetme” kelimesi ile ilişkilendirilir.[1] Dilimizde kuşku: “bir olguyla ilgili gerçeğin ne olduğunu kestirememekten doğan kararsızlık, kuruntu, işkil, şüphe, acaba, şek”[2] demektir. Bu tanımda referans verilen işkil Arapça işkāl/aşkāl olarak “karışık ve muğlak - [Güzel Kardeşim](https://www.dusunuyorumdergisi.com/guzel-kardesim/) - Yeryüzü insanı gergin, yeryüzü insanı savaşı çağırıyor kardeşim, Daha çok çiçek ekmeliyiz, daha çok müzik yapmalıyız, Tiyatro binaları, müzeler, sergi salonları kurmalıyız, Ekmeğimizden, aşımızdan arttırıp şehrin göbeğine ‘İnsan arıyorum’ diye haykıran, kocaman bir Diyojen heykeli dikmeliyiz. Domatesin kokusunu, horozun sokak aralarında ötüşünü unutmamalıyız kardeşim, Dede Efendi’den, Veysel’den, Yunus’tan rol çalmalıyız. Hattat Şeyh Hamdullah’a, Ressam Osman - [Felsefe](https://www.dusunuyorumdergisi.com/felsefe/) - Platon’dan günümüze insanı felsefe yapmaya yönelten şey, onun kendisini bir aradurum içerisinde görmüş olmasıdır. İnsan kendisini çevreleyen doğa ile kendisini aşan sonsuzluk (Tanrı) arasında kalmıştır. İnsanın bu arada kalmışlığı, Platon ve Aristoteles’ten beri hep bir şaşkınlık ve merak konusu olmuştur. Bu merak, nesne, olgu, olay ve evren bilmecesi karşısında olduğu kadar, insanın kendi iç dünyası - [Sayı 55: Aralık 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-55-aralik-2014/) - İÇİNDEKİLER:Felsefe Yazar: Metin Bobaroğlu Güzel Kardeşim Yazar: Sadık Acar Şüphe Etmek Yazar: Gülgün Türkoğlu Pagy Başlangıçta Yazar: İzzet Erş Melankoli ve Müzik İlişkisi Yazar: Turgut Özgüney Soyut Akıl Buddhi Yazar: Nilgün Çevik Hakîm Yazar: Sadık Acar Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [İdeal Devlet](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ideal-devlet/) - “Aslında bir site (devlet) hemen hemen tek bir adam gibi davranmaz mı? Örneğin, bir parmağımız yaralansa, bedenle ruhu birbirine bağlayan ve bize hâkim olan bütünlüğümüz duyar bunu. Acıyan bir tek yanımız da olsa, acıyı bir bütün olarak duyumsarız ve parmağımızın ağrıdığını söyleriz. İnsanın her yanı için de bu böyledir. İster ağrının verdiği rahatsızlık, ister zevkin - [Bir Mucizedir İnsan](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-mucizedir-insan/) - Hermetika - Hermes’in Kayıp Sözleri, Bir mucizedir insan, hak etmiştir şeref ve saygıyı. Tanrıların niteliklerini almıştır, onların içinden birisi gibi. Tanrılara âşinadır, bildiğinden dolayı geldiğini aynı kaynaktan. Gözlerini saygıyla gökyüzüne çevirir ve aşağıda Yeryüzü’ne emek verir. Kutsanmıştır arada olmakla. Kendi altındakilerin sever tümünü ve sevilir üstündekilerin tümü tarafından. Güven duyarak tanrısallığına sıyrılabilir beşeri tabiatından. O - [Sayı 56: Ocak 2015](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-56-ocak-2015/) - İÇİNDEKİLER:Pythagoras’ın Müzik Felsefesi Yazar: Turgut Özgüney Hermes Öğretisi Yazar: Haluk Berkmen Amitay oğlu Yunus Yazar: İzzet Erş Sevgi Mabedi Yazar: Oğuz Atabek İlke Olarak “İdea” Sorunu Yazar: Coşkun Özdemir Ahamkara – Ego Yazar: Nilgün Çevik Bir Mucizedir İnsan Yazar: Timothy Freke ve Peter Gandy İdeal Devlet Yazar: Tanımsız Derleyen Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası - [Ahamkara – Ego](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ahamkara-ego/) - Kendini bilmek, “Ben kimim, ben neyim?” soruları ile başlar. Hint felsefesi içinde zihnin faaliyetleri incelendiğinde ben bilincini “ego” yani ahamkara üstlenir. Sanskrit dilinde aham, ben; kara ise, yapmak, içermek, yapan, usta, aynı zamanda öldürmek, katliam gibi birçok anlama sahiptir. Ahamkara, Batı düşüncesine göre, ben bilincine sahip olan, nesnel âlem ve öznel âlemi birbirinden ayırt eden, - [İlke Olarak "İdea" Sorunu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ilke-olarak-idea-sorunu/) - Varlığın gerçekliği ki, geçicinin karşılığı olarak kalıcı olan, duyusal olmayanın karşılığı olarak düşünsel olan, görünenin arkasında onun zemini olan, onu oluşturan ama görgül olmayan, “nesnelerin nedensellik yumağı, nesnelerin modeli, planı olarak, usla kavranan soyut düşünceler olarak”, idea’dır. Hegel’in idea tanımının üstünden geçerek onu daha derinden kavramak için ilerleyelim. “Çünkü İdea, kavramın ve olgusallığın birliğidir; öyleyse - [Sevgi Mabedi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sevgi-mabedi/) - Eski uygarlıkların, yeni yerleşim kurulacak alanlarda temel bir nokta, bir başlangıç noktası belirlemek için diktikleri ve “Axis Mundi” diye isimlendirdikleri direk, aynı zamanda mabedin yerini işaretliyor ve onu temsil ediyordu. Anadolu’nun irfan önderleri şöyle açıklıyor: Mabet Mabut adına yapılan bir mekân. Mabut, sevilen sayılan, uğrunda çaba sarf edilen, ondan dilek ve beklentilerin olduğu bir ilâh, - [Amitay oğlu Yunus](https://www.dusunuyorumdergisi.com/amitay-oglu-yunus/) - İbranice Amitay, Emet kelimesinden türetilmiş bir isimdir. Emet, hakikat anlamına gelir. Amitay ise hakikatten veya hakikatin anlamlarını taşır. Amitay oğlu Yunus isminin “Hakikatin oğlu Yunus” mânâsına geldiği düşünülebilir. Yunus’un taşıdığı hakikat, kendini arayan insana öz varlığının rubûbiyetten (Rab) seslenişi gibidir. İnsan, Allah’ın sevgilisidir. Allah’ın bu sevgisi insanın sırrını taşır ve insanı insan yapan bu sırra - [Hermes Öğretisi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hermes-ogretisi/) - Hermes öğretisi seçilmiş kişilere inisiyasyon (uyumlama) yöntemiyle aktarılmış olan kadim dönemin en önemli kozmogonik sistemidir. Kozmogoni sözü Yunanca Kozmos (düzen) ve Gnosis (sezgi ile elde edilen bilgi) sözlerinden oluşmuş, evrenin ve evrende görülen düzenin sezgisel oluşumunu içeren bilgi bütünüdür. Kozmogoninin başlangıcını kadim Asya kökenli Ön-Türk kültüründe aramak gerekir. Kadim kültürlerin çoğu panteist idi. Yani, çok - [Pythagoras'ın Müzik Felsefesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/pythagorasin-muzik-felsefesi/) - Grek inisiyelerin müziğin felsefi ve sağaltıcı yönlerine dair bilgiyi Mısır’dan almış olma ihtimalleri çok yüksektir. Mısırlılara göre bu sanatın kurucusu Hermes’tir. Bir rivayete göre, Hermes, bir kaplumbağa kabuğunun oyuğuna teller gererek ilk liri yapmıştır. Hem İsis hem de Osiris, müziğin hamileridir. Bu sanatların eskiliğinden bahsederken, Platon, şarkılar ve şiirlerin, Mısır’da en azından on bin yıldır - [Philo'nun Alegori Yöntemi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/philonun-alegori-yontemi-58/) - Alegori nedir? Alegori kelimesi “Başka bir şey söylemek” anlamına gelen alle agoreuein kökünden gelmektedir. Bir metinde, sözel anlamdan başka bir anlamın kastedilmesini ifade eden alegori, dini bağlamda kullanıldığında bir rivayetin veya sanat eserinin ahlâki ve teolojik değerlerin sembolü olarak yorumlanması anlamına gelir. Alegori kelimesi Türkçede genellikle “mecaz” anlamında kullanılsa da, Greklerin yanı sıra Yahudi ve - [Sarsıcı Bir Karşılaşma Hikâyesi: Deli Dumrul](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sarsici-bir-karsilasma-hikayesi-deli-dumrul/) - “Şimdi gün batımını uğurlarken, manzarası giderek yoksullaşan tepenin başında, en az onun kadar çaresizdim. Dumrul’u öldürebilmek şöyle dursun, ölümüne bile seyirci kalabilecek gücüm kalmamış, ölüme ilişkin bütün gücümü ölümden alırken, ölüm benden gücümü almıştı. Bunca yılın döngüsü, görünmez elimin dengesinde benden habersiz terazi değiştirmişti. Beni öldüren aşk, aynı zamanda derin bir yaşama gücü vermişti bana. - [Enneadlar Plotinos'un Enneadlar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/enneadlar-plotinosun-enneadlar/) - Antik filozof Platinos’un sözlerinden derlenen ve her biri dokuz bölüm kapsayan altı kitaptan oluşan eserdir. Plotinus’un öğrencisi Porfiri tarafından hazırlanmıştır. Enneadlar Dokuzluklar anlamına gelmektedir. 1. İnsan ve Ahlâk: İnsan ruhunda üç bölüm vardır: Akılsız ruh: Dış duyum ya da tutku, tutkunun algılaması (hayvan). Akıllı ruh: İç duyum, zihinsel imgeleme, kanı ve gidimli akıl (insan). Zekâ: - [Tora'da Amon Kavramı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/torada-amon-kavrami/) - “Yapıcı olarak onun yanında idim; Ve her gün onun sevinci idim. Her vakit onun önünde sevinirdim.” [1] Kral Süleyman şöyle der: “Ben anlayışım; kudret benimdir.” [2] Bu ifadenin ardında tanrısal anlayış ve insanî anlayış ayrımı yatmaktadır. Semitik gelenekte Tanrı, zâtı bakımından bir nitelenemezlik taşır. Her niteleme onun bir ismi veya sıfatına aittir. Tüm isim ve - [Samkhya Felsefesine Göre Yaradılış Süreci](https://www.dusunuyorumdergisi.com/samkhya-felsefesine-gore-yaradilis-sureci/) - Hinduizm’in kaynağı olan “Vedalar” (kutsal metinler) zamanla diğer kültürlere aktarılırken yorumlanarak yeni felsefi düşünceleri ortaya çıkarmıştır. Veda geleneğine bağlı olan bu felsefi düşüncelerin en temelleri 6 Darşana (felsefi bakış) olarak kabul edilir. Bunlar: Yoga, Samkhya, Nyaya, Vaişeşika, Purva Mimamsa, Uttara Mimamsa’dır. Darşanalar da kendi aralarında ikişer ikişer birbirleri ile bağlantılıdır. Varlıkları ve kavramları sayılarla belirleyen, - [Sayı 58: Nisan – Mayıs 2015](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-58-nisan-mayis-2015/) - İÇİNDEKİLER:Samkhya Felsefesine Göre Yaradılış Süreci Yazar: Nilgün Çevik Tora’da Amon Kavramı Yazar: İzzet Erş Enneadlar Plotinos’un Enneadlar Yazar: Suna Öztürk Sarsıcı Bir Karşılaşma Hikâyesi: Deli Dumrul Yazar: Evren Gül Philo’nun Alegori Yöntemi Yazar: Turgut Özgüney Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Tantra](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tantra/) - Hint gelenek ve kültüründe ortaya çıkan Tantra, mistik bir uygulama ve anlayıştır. Veda öğretileri zamanında başladığı bilinen bu anlayış; evren, bilinç ve beden üzerinden açıklamalar yapar. Sanskrit bir kelime olan Tantra (Thanoti) Tan kökünden gelir ve uzatma, dokuma, genişleme gibi anlamlara sahiptir. Tra (Trayaten) ise özgürleştirmek anlamına gelir. Yani genişleyerek, büyüyerek, seçenekler sunularak özgürleştiren yöntem - [Geri Dönüp Bakmamak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/geri-donup-bakmamak/) - Araf, en yüksek yerdir ve ancak irfâniyetle kazanılır. [1] Tora, Sodom ve Gomorra’yı yok etmek için inen meleklerin Lut’un yanına gitmeden önce İbrahim’e uğradıklarını anlatır. Melekler burada konaklarlar ve İbrahim onları tüm cömertliği ile ağırlar. Ardından İbrahim’in yanından ayrılıp Sodom’a, günahkâr şehre yönelirler. Midraş’a [2] göre Lut, yaşadığı şehre ulaşan insan sûretindeki meleklerin sokakta bir - [Platon / Theaitetos](https://www.dusunuyorumdergisi.com/platon-theaitetos/) - Alıntılayan: Hulusi Akkanat “…Platon’un diyaloglarının kronolojisinde dördüncü sırayı, Platon’un filozof ve yazar kariyerinde olgunluktan yaşlılığa geçişi temsil eden ara diyaloglar oluşturur. Söz konusu diyaloglar Parmenides, Theaitetos ve Phaedros’tan meydana gelir. Bu dönemi tanımlayan, hatta dönemin diyaloglarını birleştiren en önemli husus, onlarda Platon’un ilk kez sistemine, özellikle de İdealar Kuramı’na eleştirel bir gözle bakmaya başlamış olmasıdır. - [Felsefe ve Felsefeci Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/felsefe-ve-felsefeci-uzerine/) - (1995 yılında Tübitak Bilim ve Teknik dergisinde yayınlanmıştır.) Felsefenin gerçekten ne olduğu konusunda sağlıklı bilgi edinmenin zor olduğu bir eğitim ortamında yaşıyoruz. Liselerde okutulan felsefe kitaplarının bu alanı tanıtma ve sevdirme konusunda Mustafa Topaloğlu’nun bir-iki yıl önce söylediği “Aklın varsa kendine sakla, felsefe yapma” şarkısından daha iyi bir durumda olmadığı bir ortamda, üniversite sınavı aşamasına - [İnsan Olmak İşte Bütün Mesele!](https://www.dusunuyorumdergisi.com/insan-olmak-iste-butun-mesele/) - (Bu makale Anlayış Dergisi, Kasım 2006 41. sayısında yayınlanmıştır.) Anlayış Dergisi’nde şimdiye değin kaleme aldığımız pek çok yazıda, kullandığımız kavramların, bakışımızı, görüşümüzü mümkün kılan mikroskop ve teleskop gibi âletler olduğunu belirtmiş; düşünmenin, teknik anlamıyla felsefenin bir kavram matematiği olduğunu vurgulamıştık. Vurgulamıştık, çünkü kavramsal düşünmenin, başka bir deyişle, nedenselliğe dayalı biçimsel düşünmenin, kısaca mantıklı düşünmenin olmadığı, - [Modernite, Aydınlanma ve Bir Dünya Görüşü Olarak Bilim](https://www.dusunuyorumdergisi.com/modernite-aydinlanma-ve-bir-dunya-gorusu-olarak-bi/) - Postmodernizm denilen akım moda olduğundan beri modernite, tartışma konusu, hatta saldırı konusu olmuştur. Bu moda artık yatıştığı halde, ilgili tartışmalar birçok çevrelerde devam ediyor; bu kez de postmodernizm sorgulanıyor. Ancak bu tartışmalar, yeterince açık kavramlara dayanmadığı için, çoğu zaman bir “münazara” olmaktan pek ileri gitmiyor. Ben burada, kısaca, “modernite” terimini biraz didiklemeye ve bundan bazı - [Sayı 59: Haziran 2015](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-59-haziran-2015/) - İÇİNDEKİLER:Modernite, Aydınlanma ve Bir Dünya Görüşü Olarak Bilim Yazar: İoanna Kuçuradi İnsan Olmak İşte Bütün Mesele! Yazar: İhsan Fazlıoğlu Felsefe ve Felsefeci Üzerine Yazar: Murat Baç Platon / Theaitetos Yazar: Hulusi Akkanat Geri Dönüp Bakmamak Yazar: İzzet Erş Tantra Yazar: Nilgün Çevik Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Hegel Felsefesinin Edimsel Felsefe Olmasının Önemi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hegel-felsefesinin-edimsel-felsefe-olmasinin-onemi/) - Hegel, kendi felsefesini ortaya koyduğu ilk kitabı olan “Tinin Görüngübilimi”nin hemen ilk sayfalarında felsefeye bilimsel bir biçim vermek istediğine değinerek, “bilme sevgisinin” “edimsel bilme” ye dönüştürülmesinin önüne koyduğu amaç olduğundan söz eder. Edimin varlığı gerçekleşmeye dayanır, ancak gerçekleşirse kavranılır olur. Edimsel olan için erek, bilinçli yönelme, sine qua non bir özelliktir. Edimsel bilme olmadan Hegel felsefesine ait - [Ramayana Destanı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ramayana-destani/) - Astronomi (gökbilim) profesörü George Lemaitre, yaptığı araştırmalarda evrenin sürekli genişlediği ve geçmişte gezegenlerin daha sıkışık bir durumda olduğu düşüncesi ile evrenin bir başlangıcının olduğu görüşünü açıklamıştır. 1927 yılında “Büyük Patlama Teorisi”ni ortaya koyarak, evrenin yaklaşık 14 milyar yıl önce büyük patlama ile oluştuğu sonucunu çıkarmıştır. Bununla beraber hâlâ bu konu ile ilgili açıklanamayan, örneğin büyük - [Sürdürebilirlik ve Bir Kızılderili Atasözü](https://www.dusunuyorumdergisi.com/surdurebilirlik-ve-bir-kizilderili-atasozu/) - Günümüz dünyasında sivil toplumun, uluslararası kuruluşların, iş dünyasının ve hükümetlerin gündeminde çok önemli bir yer kapsayan sürdürülebilirlik kavramı, her kavram için olduğu gibi, farklı disiplinler tarafından farklı içeriklerle tanımlanıyor. Birkaç örnek ile bu farkı daha açık kılalım. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi (WBCSD) sürdürülebilir kalkınmayı “İş dünyasının ve insan yaşamının gereksinimleri ile doğal kaynakların sürdürülebilirliği arasında - [Ben Nerede?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ben-nerede/) - Bütün yapıp etmelerimiz ‘Ben’ üzerinden hayat bulur; şöyle de diyebiliriz: Tasarım yaptığımızda, etkinlik gösterdiğimizde, eylem gerçekleştirdiğimizde ve bunları değerlendirip dile getirdiğimizde merkezde hep “Ben” vardır. - Ben düşündüm, Ben yaptım, Ben söyledim, Ben planladım... (Yetilerimiz ve bunların dışlaşması) - Ben mutluyum, Ben yalnızım, Ben hüzünlüyüm, Ben... (Duygulanımlarımız) - Benim evim var, Benim bilgim var, Benim - [Hermenötik, Tipoloji ve Hüküm](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hermenotik-tipoloji-ve-hukum/) - Bir kutsal metni anlamlandırabilmenin yolu, yine ve ancak kendi içinde işaret ettiği anlayış yönteminde saklıdır. Örneğin Tora’daki kronolojik anlatımın ardında, okuyan, kendine ait olanı bulup çıkarmalıdır. Kitaba inanan (mümin) ile onda kendini arayan (talip) için ayrım bu noktada tezahür eder. Bu mânâ itibariyle Tora hermenötik (tevil), İncil tipolojik (tevhîd) ve Kur’an hükmi (hikmet) kitaplardır. Tora’nın - [And-İçme Kadehleri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/and-icme-kadehleri/) - İslamiyet’ten önce tüm Türk toplumlarında and-içme törenleri önemli yer tutardı. Bahaeddin Ögel, “Dünden Bugüne Türk Kültürünün Gelişme Çağları” adlı eserinde (Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayını, İstanbul 2001) şu ifadeleri kullanmaktadır (sayfa 292): “Yüeçi kralının başı altınlatılıp and kadehi yapıldı. Büyük devlet akit ve andları bu kadehle yapıldı. Göktürk devleti kendisini eski Juan-Juan devletinin mirasçısı olarak - [Anlam Bulması İstenmeyen "Anlam" Üzerine Soyutlanan Anlamlar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/anlam-bulmasi-istenmeyen-anlam-uzerine-soyutlanan/) - “Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla dayanabilir.” -Nietzsche- Burada sözü edilen “yaşama nedeni” herhalde, kişinin anlamlı bulduğu yaşam kıpırtıları olsa gerek. Victor Frankl; yaşamak için bir nedene –anlamlı bulduğu bir amaca– sahip olduğu için toplama kampında hayatta kalmayı başarabilmiştir. İnsan dünyadaki birtakım şeylere anlam verebilen, anlam üretebilen tek canlıdır. İnsan, benlik bilinci - [Sayı 60: Temmuz 2015](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-60-temmuz-2015/) - İÇİNDEKİLER:And-İçme Kadehleri Yazar: Haluk Berkmen Anlam Bulması İstenmeyen “Anlam” Üzerine Soyutlanan Anlamlar Yazar: Hulusi Akkanat Hermenötik, Tipoloji ve Hüküm Yazar: İzzet Erş Ben Nerede? Yazar: Mustafa Alagöz Sürdürebilirlik ve Bir Kızılderili Atasözü Yazar: Deniz Tipigil Ramayana Destanı Yazar: Nilgün Çevik Hegel Felsefesinin Edimsel Felsefe Olmasının Önemi Yazar: Gülgün Türkoğlu Pagy Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten - [Görme Hevesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gorme-hevesi/) - yurdunu terk etmişti mecnun, çölü de terk etsin söyleyin, görme hevesinde ise Leyla’yı da terk etsin ey derviş, burada, olgunluğa erişince elde edilir erek sen dünyayı terk etmişsin bir tek, öte dünyayı da terk et öykünmekten daha iyidir kendini yok etmek kendin ara yolunu, Hızır’ı beklemeyi terk et sanki kalemsin dilin ellerin sözleriyle dolu elin - [Doğa Karşısında Hayret / George Wilhelm Friedrich Hegel](https://www.dusunuyorumdergisi.com/doga-karsisinda-hayret-george-wilhelm-friedrich-he/) - Hayret, insanın doğa ile dolayımsız ilk bağından ve doğayla en yakın, salt pratik bağıntısından kopup, doğadan ve kendi tekilliğinden tinsel olarak geri durduğunda ve şeylerde artık tümel, kendinde-var-olan ve kalıcı bir öge aradığında ve gördüğünde ortaya çıkar... Doğal nesneler insanın kavrayışı için var olan ve kendilerinde insanın kendisini, düşünceleri, aklı tekrar bulmaya çalıştığı, ‘başka’ olanlardır. Doğal - [Molek](https://www.dusunuyorumdergisi.com/molek/) - “İlâh Molek’e ateşte kurban edilmek üzere tohumunu vermeyeceksin. Tanrı’nın adına leke getirmeyeceksin. RAB benim.” [1] Yahudi ezoterizmi Kabala, en temel günahın Tanrı’ya eş koşmak olduğu konusunda İslam ile birleşir [2]. Kabala’nın Sefirot diyagramına göre, hayat ağacının zirvesinde bulunan Keter, Tanrı’nın benliğine işaret eder. Keter’e denk gelen Ehyeh (Ben) ismi bu Benliğin ifadesidir. Bu nedenle Keter, - [Âdem](https://www.dusunuyorumdergisi.com/adem/) - Âdem’e ait uluhiyet mertebesine Hazret tahsis edilmesinin sebebi: Var olanları varlıkta bütünlükte [cem] toplayarak, varlığın hakiki (vech) yüzleri ile onları kendi mertebelerinde koruyarak ve bütün (şe’n) oluşların nedenselliğini, sebeplerini ve ne için (imkân) mümkün olduklarını ve (maksadını) gayelerini anlayarak, ve bunun da bilincine erdikten sonra (Âdem) kendi varlığının şuurunu tamamlayıp kemalâtının olgunluğuna erişmesidir. Âdem kelimesinin - [Terimsiz ve Yöndemsiz Düşünme](https://www.dusunuyorumdergisi.com/terimsiz-ve-yondemsiz-dusunme/) - PLATON, Phaidros diyaloğunda, yazının Mısır tanrısı Thoth tarafından icat edilip Firavun’a sunulduğunda, Firavun’un pek çok açıdan bu yeni keşfe şiddetle itiraz ettiğini, en önemlisi de bilginin ehil olmayan kişilerin eline düşeceğinden korktuğunu dramatik bir biçimde anlatır ve ekler: Düşünce bir defa yazıldı mı, artık sağda solda dolaşır; anlayanın anlamayanın eline düşer; kime bir şey söylemeli - [4 Temel İlâhi İsim](https://www.dusunuyorumdergisi.com/4-temel-ilahi-isim/) - Fütühât-ı Mekkiye’de yaratma edimi anlatılırken; dört temel ilâhi isim üzerinde durulur: EL ALÎM: Her şeyi hakkıyla bilen. “Bir şeyin mahiyetini anlamak, yakinen bilmek” manalarına gelen ilm kökünden sıfat olup “hakkıyla bilen” demektir. Allah’a nispet edildiğinde “küçük, büyük, gizli, aşikâr, uzak, yakın her şeyi öz yapısı ve mahiyetiyle bilen” anlamına gelir. Mübalağa ve süreklilik ifade eden - [Hakikati Kavrayış - Aydınlanma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hakikati-kavrayis-aydinlanma/) - Gotama, sonradan Bodhgaya denilen Uruvela’da dinsel açıdan yetişirken, bir assatha ya da incir ağacının (Skr: aşvattha; ficus religiosa)* altında Budha olarak aydınlanmaya ulaşmıştır. Onunkine tam ve aşılmaz aydınlanma (abhisambothi)* denir. Felsefi açıdan bu, onun hayatının en önemli olayıydı. Gotama, bothi (bodhivrkşa, bodhidruma) ağacının altında aydınlandıktan sonra, Varanasi (Benares) yakınlarında, İsipatana’daki Geyik Parkı’nda ilk vaazını verdi. İlköğretim faaliyetleri Racagaha’da odaklanmıştı. Çeşitli Vinaya metinleri Budha’nın hayatındaki bu dönemi anlatır. - [İbn el-Arabî Düşünce Sisteminde İlahi Ben, Beşeri Ben](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ibn-el-arabi-dusunce-sisteminde/) - İlâhi Ben: Kavranılamayan, anlatılamayan, mutlak (aşkın) olan bir “Zat” (essence) vardır ve “saf varlık” ancak ona aittir. O olmayan her şey, bizatihi (en-soi) yok olan (adem) ve bu yokluk (non-être: varlık olmayan) temelinde, içinde Zattan bir şeyler yansıttığı ölçüde bir varlığı kabul eder. İbn El-Arabî’nin düşüncesi modellerini Parmenides’in düşüncesinde bulmaktadır. Yeni Eflatunculuk (neo-Platonizm) bu düşünceyi Eflatun’un Sofist ve - [B Harfinin Gelişimi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/b-harfinin-gelisimi/) - B harfinin kökeni Ön-Türk UB / BU olarak okunan damgaya kadar uzanır. Resimde üstte Orhon abecesinde kullanılmış olan iki değişik B harfini görüyoruz. Solda görülen işaret BU veya UB damgası, ortada B2 olarak belirtilen ince sesli B hecesi (Be, bi, bö, bü) ve onun sağındaki kalın seslilerle okunan Bi hecesi (ba, bo, bu, bı) görülüyor. - [Evrensel Bilgeliğin Sembolü Süleyman](https://www.dusunuyorumdergisi.com/evrensel-bilgeligin-sembolu-suleyman/) - Süleyman ismi, sırası ile ve bir arada ışık, ihtişam ve hakikat anlamına gelen 3 heceye bölünebilir. Sol-om-on şu halde Moriah dağının yamacındaki taştan tapınak, Süleyman tapınağı “Sonsuz Işığın Evi”nin dünyasal sembolüdür. Gizem öğretilerine göre Süleyman’ın 3 tapınağı vardır. Tıpkı 3 usta, 3 tanık, 3 dönüşüm çadırı olduğu gibi... İlk tapınak evrenin büyük evidir, bunun ortasında - [Tanrı ve Müzik](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tanri-ve-muzik/) - Ne sazı çalansın ne de vuransındır mızrap Çekil de sen aradan dinlesin kendini Rab Tanrı, ruhla “yazışır.” Bu yazışmanın ortak grameridir müzik. Tanrı’nın ses halinde de olsa bir nesnenin/maddenin başka hiçbir formuna nasip olmayacak kadar öznelliğimize, oradan ruhumuza, ruhumuzdaki hakikate sızmasını izin vermesidir müzik. Bir nesneye/maddeye gösterilen bu yüksek hoşgörüden sesin sarhoş olmasıdır müzik. Müzik, - [Sayı 61: Ağustos 2015](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-61-agustos-2015/) - İÇİNDEKİLER:Tanrı ve Müzik Yazar: Vefa Önal Evrensel Bilgeliğin Sembolü Süleyman Yazar: Turgut Özgüney B Harfinin Gelişimi Yazar: Haluk Berkmen İbn el-Arabî Düşünce Sisteminde İlahi Ben, Beşeri Ben Yazar: Metin Bobaroğlu Hakikati Kavrayış – Aydınlanma Yazar: Hulusi Akkanat 4 Temel İlâhi İsim Yazar: Ayla Pakkan Terimsiz ve Yöndemsiz Düşünme Yazar: İhsan Fazlıoğlu Âdem Yazar: Mansur Yalçın - [İlle Dostun Bir Tek Gülü Yaralar Beni](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ille-dostun-bir-tek-gulu-yaralar-beni/) - Hikâye olunur ki: Pir Sultan Abdal, idam edileceği darağacına doğru yürümeye başlar. Hızır Paşa emir verir: “Herkes Pir Sultan’ı taşlasın, taş atmayanın boynu uçurulacak, bilsin.” Uğruna mücadele ettiği halk, Pir Sultan’ı taşlamaya başlar. Taşlar Pir Sultan’a kadar gelmekte, ama ona değmeden yere düşmektedir. Pir’in musahibi (can yolda- şı) Ali Baba, taş atmasa da can korkusundan - [İlâhi Ezgi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ilahi-ezgi/) - Merak ettiğimiz, evren ve kendi geçmişimiz ile ilgili aradığımız gerçeklere götüren izleri tarih, mitoloji ya da destanlarda bulabiliyoruz. Bu kaynaklar bazen semboller, benzetmelerden bazen de net, açık anlatımlardan, gelecek için ise bize yol gösteren, yönlendiren önemli bilgilerden oluşuyor. Hint destanı Mahabharata’da olduğu gibi, şiirsel anlatımı ile bireysel olarak ele alındığında insanı, daha geniş bir açıdan - [Kalabalığın İçinde ya da İçimizdeki Kalabalık](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kalabaligin-icinde-ya-da-icimizdeki-kalabalik/) - Hayatımızın içinde hiç kimsenin karışamadığı bir süreç var; polisin, hukukun, yönetmeliklerin, kısaca organize bir otoritenin ve bu anlamda dışsal hiçbir gücün elini dokunduramadığı... Aslında gerçek hayatımız bu alanda yaşanır ve duyumsanır. Burası insanın kendi kendisiyle ilişki alanıdır. Genel olarak her bireyin ilişkilerini üç yoldan yaşadığını söyleriz; Doğayla, başkalarıyla ve kendi kendisiyle... Kadim dünyaya ait şöyle - [Deli Dumrul Boyu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/deli-dumrul-boyu/) - Bu yazının ilk bölümü Düşün-ü-yorum bülteni Nisan-Mayıs 2015 58. sayısında yayımlamıştır. İkimiz de ölümün gerçeği karşısında kalakalmıştık. Aynı silahsızlıkla kalakalmıştık. O öleceğini ben öldüreceğimi zannediyorduk. O şimdi hala öleceğini düşünürken, bense artık onu öldüremeyeceğimi biliyordum. Aramızdaki zaman farkı, her zaman olduğu gibi bir varoluş sırrı sanki titreşip duruyor aramızda. Bilmediğimiz bir terazinin dengesinde yeniden var - [Öykücü](https://www.dusunuyorumdergisi.com/oykucu/) - Hızır’la Musa’nın efsanevi öyküsü, Kuran-ı Kerim’in en önemli deneyimlerinden birini sunar [1]. Öykü, özet olarak aklın temsilcisi konumundaki Musa’nın, hakikati temsil eden Hızır karakteri karşısındaki durumunu anlatır. Musa, aklın ve toplum düzeninin mimarı ve bu yapı içinde adaletin gereğini sorgulayan moral bir karakterdir. Hızır ise olguların ardında, çoğu zaman akıl ile kavranılamayan hakikatleri bilen irfan - [Sanat Bilimi Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sanat-bilimi-uzerine/) - Bu yazı, 3 Ağustos 2015 tarihinde yapılan sohbetten alıntılanarak derlenmiştir. Genellikle Immanuel Kant’a kadar –gerçi antik dönemde Aristoteles’te de vardır ama– ağırlıklı olarak sanat; hep muhayyile, hayal gücünün ürünü olarak aklı devre dışı bırakan ve hayranlık uyandıran bir süreç gibi anlatılmış, nitekim literatürde de böyle yansıtılmıştır. Ama Kant’tan sonra, özellikle Hegel’de –onun Kant’a yaptığı eleştiri - [Sayı 62: Eylül 2015](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-62-eylul-2015/) - İÇİNDEKİLER:Sanat Bilimi Üzerine Yazar: Metin Bobaroğlu Öykücü Yazar: İzzet Erş Deli Dumrul Boyu Yazar: Evren Gül Kalabalığın İçinde ya da İçimizdeki Kalabalık Yazar: Mustafa Alagöz İlâhi Ezgi Yazar: Nilgün Çevik İlle Dostun Bir Tek Gülü Yaralar Beni Yazar: Pir Sultan Abdal Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Sayı 64: Ocak 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-64-ocak-2016/) - İÇİNDEKİLER:Kemter Dede’nin Sohbetinden Alıntı Yazar: Sadık Acar Âdem’in Kafası Yazar: Âşık Kemter Yusuf Âşık Kemter Yusuf Dede Yazar: İsmail Güleç Gönülden Devrâna Geldim* Yazar: Âşık Kemter Yusuf Âkıbetin mevt olur hey deli gönül Yazar: Âşık Kemter Yusuf Alevîlikte Bedenin Sırlanması Yazar: Ayşe Acar Dedem Yusuf… Yazar: İzzet Erş Ȃşık Kemter Yusuf’un Hayatından Kalemime Düşenler Yazar: - [Osman Çoban'ın Kemter Dede ile Tanışması](https://www.dusunuyorumdergisi.com/osman-cobanin-kemter-dede-ile-tanismasi/) - Nasıl anlatılır bilmem ki... Kemter Dede ile 1969-1970 yıllarında rehberim vasıtası ile tanıştık. Terzi kalfası olarak çalıştığım yıllarda müstakil dükkân açmaya karar verdim. Dükkânı tuttuğum çarşıdaki esnafın hepsini tanıyorduk ama çok yakın değildik. Karşımdaki komşum da içine kapanık, kendi hâlinde, çok da dışarı ile alâkası olmayan, biraz da celâlî meşrepli bir zattı. Dükkânına gidip “Abi - [Ȃşık Kemter Yusuf'un Hayatından Kalemime Düşenler](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sik-kemter-yusufun-hayatindan-kalemime-dusenler/) - XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren muhtelif etkenler vesilesiyle devlet ve toplum nezdinde başlayan değişim ve dönüşüm, haliyle âşıklık geleneğinin ve âşıkların da değişip dönüşmesini kaçınılmaz kılmıştır. Dolayısıyla pek çok unsurun terk edildiğini fakat birçok yeniliğin de geleneğe eklendiğini söylemek mümkündür. Sözgelimi bağlamanın elektro bağlamaya yaklaştığını, usta çırak ilişkisinin doğal ortamından çıkıp plak, kaset gibi araçlar - [Dedem Yusuf...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dedem-yusuf/) - Kısacık hayatlarımızda, kocaman anılar taşıyoruz... Kendisini ilk defa vakıf toplantısında uzaktan izlemiştim, daha sonra da bir ev sohbetinde yakından tanıma fırsatım oldu. Tarihin içinden çıkıp gelen duruşu beni çok çekmişti. Görmek için göze ihtiyaç olmadığını anladığımda henüz yirmili yaşlarımın başındaydım. Yaklaşmak, beni onun dünyasına sokmaya yetmezdi belli ki. Uzaktan daha heyecan vericiydi seyretmek. Yine de - [Alevîlikte Bedenin Sırlanması](https://www.dusunuyorumdergisi.com/alevilikte-bedenin-sirlanmasi/) - “Bismi Şah Allah Allah! Ber cemal-i Muhammed, kemal-i İmam Hasan, Şah Hüseyin, Ali’yi pir bilene verelim candan salavat... Dünya geçicidir, ahiret yurdu kalıcı. Tanrı'nın hükmü yürüdü. Ulu Tanrı seni kutlu bir menzile yetirsin. Kabrin ışıklı, mekânın cennet olsun. Şah-ı Merdan seni sancağı altında saklasın, beklesin. Gerçeğe Hü!...” Muhabbettir mürşitlerin kelâmı Muhabbettir müminlerin irfanı Muhabbettir - [Âkıbetin mevt olur hey deli gönül](https://www.dusunuyorumdergisi.com/akibetin-mevt-olur-hey-deli-gonul/) - Sakın meyil verme fânî dünyaya Âkıbetin mevt olur hey deli gönül Aldanma sakın ağyârın hâline Âkıbetin mevt olur hey deli gönül Nice Süleymanlar konup göçtüler Ecel şarabını canlar içtiler Nice kimseler bu hep benim dediler Âkıbetin mevt olur hey deli gönül Bakmaz mısın çarh-ı gerdûn hâline Kimse dayanmaz ol feleğin zârına Yanarsın sonra nefsinin nârına - [Gönülden Devrâna Geldim*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gonulden-devrana-geldim/) - Gönülden devrâna geldim Gonca güllerin dermeye Sînemdeki dost yaraları Gonca gülleri dermeye geldim Ol tabip yaramı sarar Âşıklar ma´şûkun arar Gönül eylemiştir karar Gonca gülleri dermeye geldim Dost gülünü hem derdiler Ârifleri haber verdiler Ol irfâna dost erdiler Gonca gülleri dermeye geldim Dost elinde kızıl güller Ârifler her zaman söyler Enginlerde cevelân eyler Gülleri hem - [Âşık Kemter Yusuf Dede](https://www.dusunuyorumdergisi.com/asik-kemter-yusuf-dede/) - Âşık Kemter Yusuf, Tunceli’nin Ovacık il- çesinde 1928 yılında dünyaya geldi. Babası Süleyman Bey ve eşi Gülsüm Hanım hayatlarını rençberlik yaparak sürdüren Anadolu köylüleriydiler. 1938 yılında Dersim olaylarının ardından Âşık Kemter Yusuf’un köyü Balıkesir’e ta- şındı. Burada dokuz yıl kaldıktan sonra, 1947 yılında, 17 yaşındayken babası ailesiyle Erzincan’a göç etti. İki kere evlenen Âşık Kemter - [Âdem'in Kafası](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ademin-kafasi/) - "Sultânım, Âdem’in dört kafası vardır. Birincisi Taş Kafa. Laf ona gider gider geri gelir. İkincisi Boş Kafa. Laf bir kulaktan girdiği gibi öbür kulaktan çıkar gider. Üçüncüsü Man Kafa. Laf onda durur kalır ama onda hâl olmaz. Dördüncüsü Hoş Kafa. Sultânım, Onlar lafı kulaktan alıp kalbe taşır. Asıl Âdem odur." Âşık Kemter Yusuf (1928 - [Kemter Dede'nin Sohbetinden Alıntı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kemter-dedenin-sohbetinden-alinti/) - Akıl ilimdir, akıl deryadır, akıl arş-ı âlâdır, akıl sidret’ül müntehadır, aklın ne kadar tarifini versek imkânını bulamazdık. Akıldır insanları her türlü varlığa vasıl eden. Aklın karşısında da bir düşman var nefs-i emmare. İşte mürşid-i kâmilden, anadan değil, mürşid-i kâmilin kelâmından doğduğu zaman, işte o evlâ, o aklın aşinası oluyor. Aklın mertebesine eriyor. Çünkü Âdem’in bedeni - [Değerler Sorunu Değer nedir?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/degerler-sorunu-deger-nedir/) - Bir şeyi, bir olguyu özne için veya toplumsal açıdan değerli kılan nedir? (Milliyet’in Ocak 1984’te tertiplediği “İstanbul’dan Göreme’ye Kültür mirasımız”ın korunması konulu seminerine sunmuş olduğum tebliği aşağıda veriyorum) Tarihî değer deyiminden geçmişte meydana getirilmiş, sanat açısından değerli bir yapıt, ya da ülke bakımından önemli bir olayın geçtiği mahal anlaşılır. Biz burada yapıtlar ve bunların arasında - [Yaşayan tarih, Burhan Oğuz'un ardından...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yasayan-tarih-burhan-oguzun-ardindan/) - Burhan Oğuz, ardında 20 bin sayfalık dev bir sosyoloji külliyatı bırakmış, bu ülkenin yetiştirdiği en önemli yazarlardan biridir. 20 bin sayfa! Eserleri üst üste koyulduğunda boyum kadar yer tutar; çoğumuzun okuduğundan fazlasını yazmış bir araştırmacı. Burhan Oğuz, 1 Mart 1335’te (1919) İstanbul’da doğdu. İlk ve ortaokulu Collége Sainte Jeanne d’Arc’ta, Liseyi Saint Benoit’da okudu. 1942’de - [Kandil](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kandil1/) - Künhül Ahbar ve Hibetullah’ın Saatnâme’si gibi eserlerde “Arşın altında bin kandil açılır. Bin kandilin içinde yedi kat yerler, yedi kat gökler… sekiz kat cennet, öküz, balık, ol kandilin içindedir…” mealinde sözler bulunuyor. Ve tarikat kandili benimsiyor, mitolojisine onu dahil ediyor: “Kandil nûrunda iken, Hazret-i Şâh-ı Üstad-ı Ezel güvercin donunda uçup cennete geçüp Tûba ağacına kondu… - [Sayı 65: Şubat 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-65-subat-2016/) - İÇİNDEKİLER:“Türkiye Halkının Kültür Kökenleri” Adlı Eserindeki İnanç ve Âdetlerin Değerlendirilmesi Yazar: İlbey Dölek Kandil Yazar: Burhan Oğuz Burhan Oğuz Hocamızın Anısına; Belkemikli Omurgalı Aydın Yazar: Hulusi Akkanat Yaşayan tarih, Burhan Oğuz’un ardından… Yazar: İzzet Erş Değerler Sorunu Değer nedir? Yazar: Burhan Oğuz Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - ["Türkiye Halkının Kültür Kökenleri" Adlı Eserindeki İnanç ve Âdetlerin Değerlendirilmesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/turkiye-halkinin-kultur-kokenleri-adli-eserindeki/) - Öncelikle adı geçen eserde yer alan inanç ve uygulamalara ait değerlendirmelerimize geçmeden önce eser ve yazar hakkında kısa bir bilginin verilmesi yerinde olacaktır. “Türkiye Halkının Kültür Kökenleri” isimli eserin yazarı Burhan Oğuz (1919-2009) hayatta iken canlı bir tarih olarak nitelendirilmiştir. Oğuz, yüksek mühendis mektebini bitirmesine rağmen Türkiye’nin sosyal tarihine ışık tutan önemli araştırmalarda bulunmuştur. Burada - [Platon'un "Bir" Hakkında Düşünceleri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/platonun-bir-hakkinda-dusunceleri/) - “Onun ne olduğunu ne söyleyebiliriz, ne de yazabiliriz. Fakat sözlerimiz ve yazılarımız ona doğru yönelirler, temâşâya uyanmamız için bizi dilden dışarı çıkarırlar, temâşâ etmek isteyene bir çeşit yol gösterirler. Çünkü ana yolu ve tâli yolu öğrendiğimiz zaman ona kadar gideriz. Temâşâ’ya gelince, o temâşâ etmek isteyen kişinin eseridir. Temâşâ’ya doğru gitmezsek ruh yukarının ihtişamının bilgisine - [Kutsal Mekânda Sanat](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kutsal-mekanda-sanat/) - Tanrının her yerde olduğuna inanılsa da insanlık tarihine bakıldığında, tanrıyı mabetlerde arayışlar tükenmemiştir. Göklerde olana ulaşabilmek için yukarıya doğru uzayan büyük tapınaklar tasarlanmıştır. Tapınaklar tanrı ile bağlantı kurulabilecek sığınaklar ve ölümden sonraki dünyanın varlığının algılanmasını sağlayan semboller olarak düşünülmüştür. Tüm kültürlerin dini inançlarını yaşadığı tapınaklar, aynı zamanda bu kültürün estetik algısını, sanatsal yapısını yansıtan mimariler - [Kiros (Cyrus) Silindiri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kiros-cyrus-silindiri/) - İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin yayınlanmasından yaklaşık olarak iki bin beş yüz sene önce yazılmış ve içeriğinde köleliğin kaldırılması, din, dil, ırk ayrımına son verilmesi gibi konular barındıran Kiros Silindiri, dönemin Pers Kralı 2.Kiros tarafından M.Ö. 539 da Babil de yazdırılmıştır. Kral 2. Kiros, Pers İmparatorlukları’ndan Akamanış Hanedanı’nı kuran ve “Büyük Kiros”, “Büyük Keyhüsrev” adlarıyla da bilinen Pers - [Platon, Plotinius ve Neo-Platonism](https://www.dusunuyorumdergisi.com/platon-plotinius-ve-neo-platonism/) - Platon[1]’dan önce, antik Yunan filozofları özel olarak doğayla ilgilenmişler, doğadaki oluş ve bitiş süreçlerini maddeden hareketle değerlendirmişlerdir. Platon bu açıdan Sokrates de dâhil olmak üzere kendisinden önceki bütün felsefî birikimden keskin bir şekilde ayrılmaktadır. Maddî olanın varlığını inkâr eden Platon, gerçeğin ve gerçeksel varlığın tinsel olup, maddenin ötesinde olduğunu savunarak etkisi günümüze kadar süren idealizmin - [Sayı 66: Mart 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-66-mart-2016/) - İÇİNDEKİLER:Estetik ve Gizemcilik: Plotinos, Tarkovski ve “Zarâfet” Meselesi Özetleyen: Yaprak Çika Erdoğan Muhammedî Din Yazar: İzzet Erş Plotinos ve Sanat Yazar: İrem Nalça Platon, Plotinius ve Neo-Platonism Yazar: Hüseyin Hakan Gazioğlu Kiros (Cyrus) Silindiri Derleyen: Eraydın Erdoğan Kutsal Mekânda Sanat Yazar: Nilgün Çevik Gürel Platon’un “Bir” Hakkında Düşünceleri Yazar: Platon Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten - [Plotinos ve Sanat](https://www.dusunuyorumdergisi.com/plotinos-ve-sanat/) - Günümüz sanat dünyasında yeniden dile gelen edimsellik, dirimlilik, performativite, sessizlik, boşluk, yokluk gibi kavramlar, belirli ve sınırlı bir zaman algısının içinde tekrar etmekten –zamanın kendisini meta yaparken metalaşmaktan-, sürecin kutsandığı deneyimlerinin ise öznel, psişik ya da içgüdüye ait bir deneyim algısıyla sınırlı kalmasıyla bir türlü doyum bulamıyor. Kendilerinde –ait oldukları dizgelerde- önemli ve köklü kavramlar - [Muhammedî Din](https://www.dusunuyorumdergisi.com/muhammedin-dini/) - Dinler, vahye mazhar olan Nebîler için bir inanç unsuru olmaktan ziyade, yaşamsal bir olgu, bir tecelli, yüksek bir idrak, ulvî bir keşif, âli bir deneyimdir. Bu idrak ve şuur kendilerine hariçten ihsan olsa idi, onlar da cemaatleri gibi kendilerine bildirilene itaatle memur olurlardı. Hâlbuki bilinmeyene itaat, gaybe imândan aşağıdır. Nebîyi, cemaatinden ayıran budur. Câmia Nebîyi - [Estetik ve Gizemcilik: Plotinos, Tarkovski ve “Zarâfet” Meselesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/estetik-ve-gizemcilik-plotinos-tarkovski-ve/) - Thorsten Botz-Bornstein, Filmler ve Rüyalar: Tarkovski, Bergman, Sokurov, Kubrick ve Wong Kar-Wai. Metis Yayınları. Çeviren, Cem Soydemir, 2009. Yeni-Platoncu felsefeci Plotinos’u (MS 204-270) Rus film yönetmeni Andrey Tarkovski ile ilişkilendirmek için bir sebep var mı? İlk bakışta, birisinin ─diğer şeylerin yanı sıra─ bir tür estetik gizemciliğe yakınlaşan bir imajlar estetiği üretmiş olması; diğerinin de sinema - [Hıristiyan Tasavvufu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hiristiyan-tasavvufu/) - Saint Aurelius Augustinus (Ogüstinus 354–430): “Duyuncun pekinliği” eş deyişle insanın bilincini oluşturan iç deneyimlerinde (bellek, anlık, istenç) edimsel olarak pekin bilgi, us ya da ruha (ki bunlar özdeştirler) dolaysız pekinliği sunmaktadır. Ruh dirimli bireyin bütün kişiliğini kapsamaktadır. Birey, “öz–bilinç” yoluyla yalnızca olgusal ve bütünsel olarak var olan bir kişi olduğunu değil ama ayrıca bellek, anlık - [Aziz Georgios (Aya Yorgi) ve Ejderha Destanı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/aziz-georgios-aya-yorgi-ve-ejderha-destani/) - Hagios Georgios ya da Agios Georgios ismi ülkemizde okunduğunda olduğu gibi “Aya Yorgi” olarak kullanılmıştır. Koruyucu Aziz olarak kabul edilen Aziz Georgios’un MS 280 yıllarında Filistin’in Lod şehrinde doğduğu, 23 Nisan 303 yılında ise öldüğü biliniyor. Roma ordusunda görevli olan babası Kapadokyalı Gerontius ve bugünün İsrail sınırlarında olan Lod şehrinden annesi Filistinli Polikronya Yunan kökenli - [Hıristiyan Teolojisini Anlayamamak Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hiristiyan-teolojisini-anlayamamak-uzerine/) - Basit bir önermeyle de izah edilebilir. Musevîler Hz. Îsâ’nın mesihliğini kabul etmezler. Bunun nedeni açıktır. Onun kendi bekledikleri mesih olmadığını düşünürler. Ayrıca yalnızca kendilerine verildiğine inandıkları kitabın içinde de kendisini bulamazlar. Aynı nedenle Hıristiyanlar da Muhammed’i kabul etmezler. Zira İncil’in kendi içinde tam olduğunu, Îsâ’dan sonra gelip dinlerinde tamam edilecek bir eksiğin olmadığını düşünür. Ayrıca - [Ichthys (Balık) Sembolü](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ichthys-balik-sembolu/) - Bu yazı http://gizliilimler.tr.gg adresinden alınmıştır. İchthys (ichtys, icthys ya da ikhthus), Yunanca “balık” anlamına gelen kelimedir. Kesişen iki yay parçası içeren bir sembolü tanımlamakta kullanılır, bu sembolün ismidir. Bir balığı andıran sembol, ilk Hıristiyanlar tarafından kullanılan gizli bir semboldü.[1] Hıristiyanlığın ortaya çıktığı ilk dönemlerde Roma İmparatorluğu’nun pagan inanışından dolayı bu yeni dinin yasaklanması nedeniyle ortaya çıkmıştır. - [Sayı 67: Nisan 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-67-nisan-2016/) - İÇİNDEKİLER:Ichthys (Balık) Sembolü Hazırlayan: Akhenaton (avatar) Hıristiyan Teolojisini Anlayamamak Üzerine Yazar: İzzet Erş Aziz Georgios (Aya Yorgi) ve Ejderha Destanı Yazar: Nilgün Çevik Gürel Hıristiyan Tasavvufu Yazar: Metin Bobaroğlu Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Origen'e Göre Kutsal Metnin Mistik Anlamı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/origene-gore-kutsal-metnin-mistik-anlami/) - Clement ve Plotinus’un oluşturdukları atmosferde eğitim alan Origen (MS 185 – 254)Hıristiyan maneviyatı ve mistik davranışlar üzerinde büyük bir etki sahibi olmuştur. İlk dönem kilisesinin en önemli isimlerinden olan Origen’e göre, en büyük mistik tecrübe şehitliktir ( martyrdom). Bu, mistik yolculuğun nihâî ve en son makamı olarak görülmektedir. Mistik efendi olarak adlandırılan Origen’in mistisizmi büyük - [Konuşmada Gerçek ve Yalan](https://www.dusunuyorumdergisi.com/konusmada-gercek-ve-yalan/) - Kutsal Yazılar konuşma dilini çok iyi bir biçimde kullanarak mesajını vermektedir.[1] Örneğin bazen sözcükler mızrak, ok ve kılıçlara benzemektedir.[2] Bu örneklerde de verilmek istenilen aynı şeydir; boyutunun küçüklüğüne karşın dilin yapabileceği birçok şey vardır. Bedenin en küçük parçası olmasına karşın, düşünüldüğünden çok daha fazla zararlar verebildiği gibi bazen çok yapıcı olabilir. Yakup’un dediği gibi dil - [Thomas Aquinas'da Akıl ve İman](https://www.dusunuyorumdergisi.com/thomas-aquinasda-akil-ve-iman/) - “Patristik felsefenin ünlü babaları Clemens(150-215), Tertulian(160-22), Origenes(185-254) ve Augustinus(354-430)’tur. Bu dönem felsefesi, Hıristiyanlığa yapılan saldırılara karşı koymaya çalışan bir savunma felsefesi olarak, bir apologia’dır” [1] Edouard Jeauneau, Patristik dönemde kilise babaları içerisinde “Augustinus’un üstün kişiliğinin tüm Ortaçağ felsefesinde egemen olduğunu söylemenin, durumu abartmak olmayacağını” [2] belirtir. Gerçekten de Augustinus’un fikriyatı tüm ortaçağ boyunca etkisini sürdürür. - [Kilise Babaları](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kilise-babalari/) - Felsefe tarihi, Batının genel düsturuyla Antik Yunanda ve ilk isim olarak Thales’le başlatılır. Bu, Thales’ten önce kimsenin düşünmediği iddiasıyla değil, ama bütünsel bir felsefe tarihi kurgulayabilmek adına yapılan bir tercihtir. Batı dinî, siyasî vs. tercihlerin yanında, kendi içinde bu bütünlüğü sağlayan bir düşünce tarihi oluşturmayı da başarmıştır. Yine de buna bütün bir düşünce tarihi demek - [Duyumsal Yoksunluk, Çilecilik ve Dinsel Deneyim](https://www.dusunuyorumdergisi.com/duyumsal-yoksunluk-cilecilik-ve-dinsel-deneyim/) - * Türker Alkan, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Dergisi. Özetleyen: Selin Erş Tarihi inceleyen kişi, bugünü anlamayı ve yarını kestirmeyi amaçlar. Tarihsel deneyimler, bugünü ve yarını yorumlamamıza elverdikleri ölçüde anlamlıdır, önemlidir. Dün, bugün ve yarın arasında hiç bitmeyen bir karşılıklı etkileşim söz konusudur. Konuya böyle bakınca, tarih, durağan bir olaylar yığını olmaktan çıkar, değişen toplumsal - [Rab Korkusu, Rab Sevgisi ve Tanrının Vaadi Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/rab-korkusu-rab-sevgisi-ve-tanrinin-vaadi-uzerine/) - Soru: İslâm’daki Esma kavramı Batı’da Jung’un arketipleri ve Grek’deki Tanrı ve Tanrıçalar gibi görülüyor. Hıristiyanlıktaki tecelliler de çok etkin. Metin Bobaroğlu: burada tecelli yönünden bakıyoruz yani Tanrı’nın tecelli etmesi epifani, hiyerofani, teofani dedikleri. Bir zuhur var, bir tecelli var biliyorsunuz. Doğa zuhur kaydındadır, bir nev’i ontoloji ama epistemoloji tecelli kaydıdır. Tecellide daha çok epistem, bilgi irfan - [Sayı 68: Mayıs – Haziran 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-68-mayis-haziran-2016/) - İÇİNDEKİLER:Rab Korkusu, Rab Sevgisi ve Tanrının Vaadi Üzerine Metin Bobaroğlu ve İzzet Erş konuşmasından… Duyumsal Yoksunluk, Çilecilik ve Dinsel Deneyim Özetleyen: Selin Erş Kilise Babaları Yazar: İzzet Erş Thomas Aquinas’da Akıl ve İman Derleyen: Sadık Acar Konuşmada Gerçek ve Yalan Yazar: Turgal Üçal Origen’e Göre Kutsal Metnin Mistik Anlamı Derleyen: Behiye Bobaroğlu Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık - [Suyun Dördüncü Hâli](https://www.dusunuyorumdergisi.com/suyun-dorduncu-hali/) - Washington Üniversitesi’nden biyoloji mühendisi Prof.Dr. Gerald Pollack su hakkında devrimsel denilebilecek bir teori ortaya attı. Son on yılını dünya çapında suyun aslında sıvı olmadığını dinleyicilerine anlatmakla geçirdi. Dr. Pollack, doktorasını 1968’de Pennsylvania Üniversitesi’nden aldı. Daha sonra Washington Üniversitesi’ne katıldı ve şimdi biyoloji mühendisi. Dr. Pollack, yıllarca kasları ve nasıl kasıldıkları üzerine çalıştı. Kas moleküllerinin %99’unun su - [Tanrı'nın Bağışlaması Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tanrinin-bagislamasi-uzerine/) - Levinas’tan gelen bir mektup, bir inceleme yazısı. Daha önceden dikkatimi çekmeyen bir konuda düşünmeme neden oldu. ... İnsanın Tanrı’ya karşı olan kabahatleri Kefaret Günüyle bağışlanır; insanın başkasına karşı kabahatleri Kefaret Günüyle bağışlanmaz, meğerki öncelikle o kişinin gönlünü almamış olsun. [1] Kutsal metin anlatımlarında tartışılmaz en yalın olarak bilinen ama anlamı sorgulandığında en bilinmez ve karmaşık - [Göbeklitepe'nin Sırları Roman oldu: Mabedin Sırrı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gobeklitepenin-sirlari-roman-oldu-mabedin-sirri/) - Yazar Kaan Demirdöven’in dördüncü kitabı, ilk romanı olan “ Mabedin Sırrı”, aslında bir anlam arayışı yolculuğu... Platon’un İdealar’ı, Aristoteles’in Töz’ü, Spinoza’nın Amor Entellectus’u, Kant’ın A Priori’leri, Hegel’inSaltık Tin’i, Hermes’in kitabı, Kabala’nın gizemleri, mistik yazarların yaşamları, kadim bir cinayete ipucu olabilir mi? Bir dedektif, felsefe ve tasavvuf tarihinin içinde işlenecek bir cinayetin sırlarını çözebilir mi? Bir cinayet, - [Caspar David Friedrich'in Romantizmi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/caspar-david-friedrichin-romantizmi/) - Önder Büyükerman’a Yaşayan her fânî Her ruh özler Her sıkıldıkça arar, Dar hayatında ya dost ufku ya canan ufku. Yahya Kemal Beyatlı- Kendi Gök Kubbemiz - Ufuklar 18. yüzyılda Avrupa’da aklın her şeyi kurucu ilkesi olarak benimsendiği, tüm toplumsal yaşamın ve düşünüşün buna göre şekillendiği dönem Aydınlanma Çağı olarak nitelendirilir. Bu dönem filozofu ve - [Sayı 69: Temmuz – Ağustos 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-69-temmuz-agustos-2016/) - İÇİNDEKİLER:Caspar David Friedrich’in Romantizmi Yazar: Evren Gül Göbeklitepe’nin Sırları Roman oldu: Mabedin Sırrı Yazar: Kaan Demirdöven Tanrı’nın Bağışlaması Üzerine Yazar: İzzet Erş Suyun Dördüncü Hâli Çeviren ve Derleyen: Suna Öztürk Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Uygar İnsan Olmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/uygar-insan-olmak/) - Uygar insan olmak bir diploma sahibi olmak ve bilgi biriktirmiş olmaktan öte bir yaşam tarzıdır. Bu açış konuş- masında uygar insan olmanın ölçütlerinden söz edeceğim. Zira uygar insan, insanca ya- şamanın ne demek olduğunu bilir ve o yönde ilerleme sağlamanın yöntemlerini hem araştırır hem de uygular. Uygar insan her şeyden önce düşünen, sorgulayan ve doğru - [Sistematik Felsefe Açısından Bilim, Sanat, Din Ve Felsefenin Ayrımlı Birliği](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sistematik-felsefe-acisindan-bilim-sanat-din-ve-fe/) - Bilim, sanat, din ve felsefe aynı Birlik’in ayrımları oluşları ve nesnelerinin ortak oluşları bakımından, ancak birlikte ele alındıklarında kavranabilirler. İnsan, maddi dünya ile ilişkisinde bilim ve teknoloji, kendi kendisiyle ve diğer insanlarla ilişkisinde ise sanat, din ve felsefe üretir, bilimsel-teknolojik etkinlikleriyle bedensel ihtiyaçlarını doyurur ve konforunu yükseltir. Ama sanat, din, felsefe alanındaki etkinliklerimiz, estetik, etik - [Hz. İbrahim Zalim Olabilir mi?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hz-ibrahim-zalim-olabilir-mi/) - Böyle bir soru dünyanın önde gelen Müslüman entelektüellerinden biri olan Ziyaüddin Serdar’ın ”Mukaddes Belde Mekke” isimli eserini okuyana kadar ne aklıma gelmişti, ne de okuduğum herhangi bir kitapta tesadüf etmiştim. Soru, Serdar’ın adı geçen kitabında Hz. İbrahim’in öyküsünü anlattığı bölümde şöyle geçiyor: Muhâfazakâr İslâm’ın bu İbrahim (a.s.) öyküsünde bir hususu merak ederim. Tanrı’nın sadık bir - [İmam Cafer Buyruğu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/imam-cafer-buyrugu/) - İmam Cafer-i Sadık (699-765), Hz Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin’in oğlu olan Hz. Zeynel Abidin’in torunudur. 12 imam sıralamasında kendisinden önceki soy sıralaması şöyledir; İmam Muhammed Bakır (babası), İmam Zeynel Abidin (dedesi), İmam Hü- seyin (büyük dedesi), İmam Hasan (büyük dedesinin abisi), İmam Ali (büyük dedesinin babası). Alevîler arasında genel ifade olarak “Buyruk” ismi ile geçen - [İslam Sanatına Yansımalar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/islam-sanatina-yansimalar/) - İnsanların mağaralarda yaşadığı paleolitik dönemde mağaraların ve kayaların üzerine çizilen resimler dikkate alındığında, sanatın insanlık tarihinin başlangıcından itibaren var olduğu anlaşılabilir. Daha sonra buzullar erir, insanlar mağaralardan çıkar, saz ve kerpiçten evler yapar, ilk toplu yaşamı sağlayan köyler ortaya çıkar ve mimarinin temelleri neolitik dönemde atılmış olur. Bu topluluklar bitki liflerinden, dokuma ve topraktan kaplar - [Sayı 70: Eylül – Ekim 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-70-eylul-ekim-2016/) - İÇİNDEKİLER:İslam Sanatına Yansımalar Yazar: Nilgün Çevik İmam Cafer Buyruğu Yazar: Ayşe Acar Hz. İbrahim Zalim Olabilir mi? Yazar: İsmail Güleç Sistematik Felsefe Açısından Bilim, Sanat, Din Ve Felsefenin Ayrımlı Birliği Yazar: İbrahim Alagöz Uygar İnsan Olmak Yazar: Haluk Berkmen Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Sufi Rock Grubu "Kör Talih"](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sufi-rock-grubu-kor-talih/) - “Göçebe bir buluttum, Adım neydi unuttum. Yağamadım bir türlü, Hep içimde biriktim. Durdum durdum duruldum, Sustum sustum çoğaldım. Sonunda âşık değil, Aşk oldum bak aşk oldum.” -KörTalih -Göçebe Müzikleri oldukça farklı olan “Kör Talih”in eserlerini ‘Rûhânî Rock’ diye tanımlayan da var, ‘Türk sanat müziğinin rock hâli’ diye yorumlayan da… Ama daha çok “Sûfî - [Amaç](https://www.dusunuyorumdergisi.com/amac/) - İnsan ve insanlık bedensel ihtiyaçlarını giderme telaşı içinde, gerçekte ne olduğunu ya hiç düşünemez hale gelir, ya düşür ama bulamaz ya da pek ender de olsa bulur ama gerçekleştiremez. İnsan denilen varlığın Özü, ya da kendine özgün yüklemi, bir başka deyişle onu o yapan yetisi, bir anlık (anlama yetisi) sahibi olmasıdır. Anlık, şeyleri düşünceye çeviren - [Hayal-et Komşu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hayal-et-komsu/) - Kendinize uygun bir ev aradığınızı ve yüz katlı bir gökdelenin birinci katında sizin için mâkul bir fırsat sunabileceğini, eğer kabul ederseniz burada kalacak ilk kişi olacağınızı, bunun yanında diğer katlara kimlerin yerleşeceğinin henüz bilinmediğini söyleyen bir kişiyle bağlantıya geçtiğinizi düşünelim. Bu fırsatı kaçırmayıp teklifi kabul ettiğinizi, birinci kattaki dairenize yerleştiğinizi ve yeni hayatınıza alışmaya çalıştığınız - [Peki, Biz Bu Soruları Neden Sormuyoruz?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/peki-biz-bu-sorulari-neden-sormuyoruz/) - Bültende yazılan her yazı bence mutlaka bir tartışmaya, bir eleştiriye, bir sohbete ya da bir fikir teatisine açık olmalı. Kimi zaman yazdığım ve herkesin okuması için gönderdiğim yazılarım; bu karşılıklı sohbetlerin ve “Hâlbuki bence…”lerin eksikliğinden dolayı beni son derecede rahatsız etmiştir. Bu girizgâhı, Düşünüyorum bültenin 70. sayısında yayımlanan sayın Prof. Dr. İsmail Güleç’in kaleme aldığı - [Astroloji ve Vahdeti Vücûd](https://www.dusunuyorumdergisi.com/astroloji-ve-vahdeti-vucud/) - “ Bizler astrologlara elzem olmayan şeyler hakkında danışmak için gideriz. Birisi astroloğa gidip ne zaman iş bulacağını danışır. Senin iş durumunla Ay’ın yahut yıldızların bir ilişkisi yoktur. ” - Osho Astroloji, tüm sanıların ötesinde lojik olarak bir bilimin adıdır. Onun kendini dayandırdığı bilimsellik, her ne kadar tümden hurafelere ve boş inançlara itilmeye çalışıldıysa da temeli tümden varlığın - [David, Goliath ve Caravaggio](https://www.dusunuyorumdergisi.com/david-goliath-ve-caravaggio/) - Kitâb-ı Mukaddeste, 1. Samuel bahsi, Efraim dağlığından Elkara isimli bir adam ile başlar. İki karısı vardı; Hanna ve Pennina. Pennina’nın çocukları vardı fakat Hanna’nın olmuyordu. Ve adam orduların Rabb’ine secde kılmak ve kurban kesmek için her yıl yaşadığı şehirden Şilo’ya çıkardı. Ve Eli’nin iki oğlu Hofni ve Finehas ile Rabb’in kâhinleri de orada bulunurlardı. Elkana’nın - [Sayı 71: Kasım – Aralık 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-71-kasim-aralik-2016/) - İÇİNDEKİLER:David, Goliath ve Caravaggio Yazar: Evren Gül Astroloji ve Vahdeti Vücûd Yazar: İzzet Erş Peki, Biz Bu Soruları Neden Sormuyoruz? Yazar: Aykut Yazgan Hayal-et Komşu Yazar: Hakan Albayrak Amaç Yazar: Coşkun Özdemir Sufi Rock Grubu ”Kör Talih” Röportaj: İzzet Erş Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [İçeride Tek, Dışarıda Çok](https://www.dusunuyorumdergisi.com/iceride-tek-disarida-cok/) - Bilme ve anlama yetisiyle donanımlı olan insan bu yetisini değişik biçimlerde ortaya koyar, başka bir deyişle ifade eder: Davranışlar, eylemler, sözler “ifadenin” tekil araçları; sanat, din ve felsefe ise onun bütünlüklü- yöntemli olarak ifadesidir (ifadenin ifadesi). İfadenin bu düzeyine Logos, yani ateşli söz diyebiliriz. Bu kavram üzerinde uzun uzun durmak gerekir, fakat bu ayrı bir - [Luvi Geleneği](https://www.dusunuyorumdergisi.com/luvi-gelenegi/) - Tarihçiler, M.Ö. üçüncü bin yılın sonlarına doğru, Anadolu’da Hint-Avrupa dil grubu içerisinde değerlendirilen üç gruptan bahseder. Orta ve Doğu Anadolu’nun kimi bölgeleri, Kızılırmak Nehri’nin güney kıyısında kalan Naşa (Kaneş) te konuşulan Neşa Dili (Nesice-Hititçe), Hatti bölgesinin kuzey batısında yer alan Palaların dili ve Batı ve Güney Anadolu’da Luvilerin konuştukları Luvi Dili. Luviler üzerine tarihçilerin çalışmalarını - [Dilin Diyalektiği, Diyalektiğin Dili](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dilin-diyalektigi-diyalektigin-dili/) - “Fikirlerin düzeni ve bağlantısı Şeylerin düzeni ve bağlantısıyla aynıdır.” Spinoza “Ussal olan edimseldir ve edimsel olan ussaldır.” Hegel ÖZET “ Şeylerin düzeni fikirlerin düzeni ile aynıdır”[1]. Ancak her ikisinin düzeni de birbirine yaklaşınca biri ötekine koşan mıknatıs ve metal özelliğinde değildir. İki yanın aralarında hiçbir farklılık kalmayacak biçimde yalın öteki haline gelmesi için, her - [Platon Katıları](https://www.dusunuyorumdergisi.com/platon-katilari/) - Eski Yunan filozofu Platon’a göre evren esir, toprak, hava, ateş ile su olmak üzere beş temel öğeden oluşur. Bu beş öğenin her biri birer eşkenar çokyüzlü olan atomlardan oluşmuştur. Bundan dolayı eşkenar çokyüzlülere platon cisimleri adı verilir. Platon “Timaus” adlı eserinde bu düşüncesini açıkladıktan sonra çokyüzlüler için şöyle diyordu: “Tanrının onların sayıları, hareketleri ve diğer - [Tersten Perspektif](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tersten-perspektif/) - *Pavel Florenski’nin 1920’de kaleme aldığı Tersten Perspektif kitabından derlenmiştir (Metis Yayınları, 2001). Dünyayı bilmenin iki yolu vardır: İnsana özgü genel bilgi ve idealist –‘bilimsel’ olarak tanımlanan bilgi; tıpkı yaşamın kendisiyle kurulacak ilişkide de sadece iki olasılığın, biri içsel, diğeri dışsal diyebileceğimiz iki tür ilişkinin olması gibi; ya da aynı açıdan bakıldığında, iki kültür türünün, içe - [Platon'un Diyaloglarının Düşünce Süreçlerini İzleme Denemesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/platonun-diyaloglarinin-dusunce-sureclerini-izleme-denemesi/) - Platon, sadece düşünce tarihinin ilk büyük sistem kurucularından biri olan büyük ve önemli bir filozof değildir; o aynı zamanda İlkçağdan, tüm yapıtları günümüze erişmiş olan ilk filozoftur. Platon öldüğü M.Ö.347 yılına kadar Akademi’de gerçekleştirmiş olduğu eğitim ve araştırma faaliyeti dışında, geniş kesimler için birtakım yapıtlar vermiştir. Başka bir deyişle, Akademi’de ele alınan konular, öğretilen dersler - [Platon ve Sadr Kavramı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/platon-ve-sadr-kavrami/) - “... rabbişrah lî sadrî”[1] Aristokle[2] veya dâhil olduğu inisiyasyonda kendisine verilen isimle Platon, İslâm dünyasında Eflatun ismiyle bilinir. İslâm dünyasında kendisine neden Eflatun dendiği bir muammadır. Hâkim olan görüşe göre Grekçeden yapılan tercümeler döneminde, Arapçada “p” sessizinin bulunmaması ve yan yana iki sessiz harfin telaffuzundaki güçlük sebebiyle Platon adının İslâmî literatürde Felâtun, Felâtûn veya daha - [Sayı 72: Ocak – Şubat 2017](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-72-ocak-subat-2017/) - İÇİNDEKİLER:Platon ve Sadr Kavramı Yazar: İzzet Erş Platon’un Diyaloglarının Düşünce Süreçlerini İzleme Denemesi Hazırlayan: Hulusi Akkanat Tersten Perspektif Derleyen: Behiye Bobaroğlu Platon Katıları Çeviren ve Derleyen: Suna Öztürk Dilin Diyalektiği, Diyalektiğin Dili Yazar: Coşkun Özdemir Luvi Geleneği Yazar: Ayşe Acar İçeride Tek, Dışarıda Çok Yazar: Mustafa Alagöz Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer - [Haydi Elini Ver](https://www.dusunuyorumdergisi.com/haydi-elini-ver/) - Haydi elini ver varsın hatırı kalsın ikinin hele bir elini ver sen el eli tutunca yumuşar kalpler işlenmiş yumuşamış toprak bereketlenir ürünü çoğalır ekinin haydi ver bir elini hatırı kalmaz ikinin çoğaltır sevgiyi birleşen eller bir ikiyi çağırır iki çoğulu çoğul sevgiye yol alırsa gözler kalmaz buğulu yaşanası olur dünya - [İnsan, Varlık, Kaygı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/insan-varlik-kaygi/) - Günümüz sanatı içinde, özellikle sinema, tiyatro ve edebiyat alanında, insan neslinin tümüyle kötücül olduğunu ve yok edilmesi gerektiğini söyleyen birçok eser çıkmıştır. İnsanoğlunun, suçluluk duygusu içindeki ortak vicdanının çığlıkları... İnsan, bu kâinat içindeki var olanların en üstün ve en şereflisi midir, yoksa aşağıların en aşağısında mıdır? Bu sorunun cevabı için, önce insanı, diğer varlıklardan ayıran - [Daimon'un Karanlığında Sanat](https://www.dusunuyorumdergisi.com/daimonun-karanliginda-sanat/) - Sokrates, düşüncelerinin esin kaynağı olarak Daimon’a işaret eder[1]. Sokrates’in Daimon’u ilhamın kaynağı, sezgilerin yöneticisi, ezgilerin kaynağıdır. Daimon ile Sokrates bir düşünce sanatçısına dönüşür. Peki, nerededir Sokrates’in Daimon’u? Bizim için hiç bir yerde, Sokrates için her yerde! Bu bir kelime oyunu mu? Felsefenin sakladığı bir ipucu mu? Sokrates için her yerde olan ve bizim tanımadığımız Daimon, - [Güzellik Sevdirir, Sevilen Güzeldir](https://www.dusunuyorumdergisi.com/guzellik-sevdirir-sevilen-guzeldir/) - Sanat güzelliğin açığa çıkması, duyuların önüne getirilmesidir. Güzelin kendisinin varoluş biçimleri sanatın değişik alanlarında görülür. Sanatta sınıflama onun konusuna göre değil kullandığı araç ve yöntemlere göre yapılır. Hangi biçim altında gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin farklı sanat alanlarının ortak yanları vardır; amacı güzellik, aracı imge, yöntemi hayal gücü, iletisi duygularadır. ‘Güzel’ kavramı ‘İyi’ ve ‘Doğru’ kavramlarıyla birlikte felsefenin - [Fitneci Güzel](https://www.dusunuyorumdergisi.com/fitneci-guzel/) - Fransız yazar Honoré de Balzac’ın Bilinmeyen Başyapıt isimli eseri sanatı kavramsal düzeyde ele alan, kapsamlı düşünme olanağı sunan bir kısa öyküdür. On dokuzuncu yüzyılda yazılmış olmasına karşın zamanına aşkın tinselliği okuyucuyu sarsıcı niteliktedir. Bugüne dek Cezanne, Matisse, Picasso gibi birçok ünlü sanatçının, Karl Marks’ın, sanat kuramcılarının ilgisini çeken bir başucu yapıtı olmuştur. Balzac’ın ve öykünün - [İlk Ve Orta Öğretimde Felsefe Dersleri Alan Çocuklar Fark Yaratıyor](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ilk-ve-orta-ogretimde-felsefe-dersleri-alan-cocuklar-fark-yaratiyor/) - Dünyanın her yerinde ilk ve orta öğretim düzeyindeki okullar, STEM alanlarında (Science-Bilim, Technology-Teknoloji, Engineering-Mühendislik, Mathematics-Matematik) 21. yüzyılın standartlarını karşılayıp karşılayamadıkları konusundan durmak bilmeyen, amansız baskılarla yüzleşiyor. Pek azı bu alanların dışında kalan felsefeyi konu ya da dert ediniyor. İngiltere’de tam da bu alanda yapılan son çalışmayı inceledikten sonra bu bakış açısı tamamen değişebilir. Education Endowment - [Francis Bacon'ın Mekân Anlayışı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/francis-baconin-mekan-anlayisi/) - Hakan Tüner’e “1870 savaşında Estaque’da saklı yaşamış olduğundan dolayı Cezanne’a kızılmaz, herkes saygıyla onun “Hayat korkunç” sözünü anar. Oysa eğer felsefenin bize “Hayatı coşkuyla yaşayanlar” olduğumuzu öğretmediği söylense, Nietzsche’den beri herhangi bir öğrenci felsefeyi düpedüz reddeder. Sanki ressamın uğraşında, başka her çeşit acilliği aşan bir acillik varmış gibi. O buradadır, yaşamda, güçlü ya da güçsüz - [Hint Sanatı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hint-sanati/) - Geçmişten günümüze dünyanın birçok yerinde olduğu gibi Hindistan topraklarında da tarihi etkileyecek sınırsız sayıda sanat eseri ve sanatçılar var olmuştur. Bu büyük uygarlığın yüzyıllarca dönüştürerek sürdürdüğü felsefe, din, ideolojilerini yansıtan sanat eserlerini incelemek ve açıklamak için yine yüzyıllara ihtiyacımız olacak fakat genel bir bilgi elde etmek için Hint sanatını anlamamıza yardımcı olan, bilinen ilk kaynakları inceleyerek - [Sayı 73: Mart – Nisan 2017](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-73-mart-nisan-2017/) - İÇİNDEKİLER:Hint Sanatı Yazar: Nilgün Çevik Gürel Francis Bacon’ın Mekân Anlayışı Yazar: Evren Gül İlk Ve Orta Öğretimde Felsefe Dersleri Alan Çocuklar Fark Yaratıyor Yazar: Deniz Tipigil Fitneci Güzel Yazar: Gülgün Türkoğlu Pagy Güzellik Sevdirir, Sevilen Güzeldir Yazar: Mustafa Alagöz Daimon’un Karanlığında Sanat Yazar: İzzet Erş İnsan, Varlık, Kaygı Yazar: Hakan Tüner Haydi Elini Ver Yazar: - [Tekvir / Dürülü Bükülü](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tekvir-durulu-bukulu/) - 81. Sure Tekvir / Dürülü Bükülü 1 dürülüp bükülünce güneş ve solup yitince yıldızlar dağılıp gidecek dağlar o vakit sahipsiz kalır en değerli mallar. 2 toplaşınca yabani canlar yanıp tutuşunca denizler ve eşdeğeriyle birleşince nefsler o vakit sorulur küçük kıza seni diri diri gömdüren o günah neydi ? 3 kayıtlı sayfalar açılınca ve sema örtüsü - [Modern Fizik Ve Felsefe](https://www.dusunuyorumdergisi.com/modern-fizik-ve-felsefe/) - Platon’dan günümüze insanı felsefe yapmaya yönelten şey, onun kendisini bir aradurum içerisinde görmüş olmasıdır. İnsanın, kendisini çevreleyen doğa ile kendisini aşan sonsuzluk (Tanrı) arasındaki sıkışık konumu, Plato ve Aristoteles’ten beri hep bir şaşkınlık ve merak konusu olmuştur. Aynı merak, nesne, olgu, olay ve giderek evren bilmecesi karşısında olduğu kadar, insanın kendi iç dünyasına yönelik olarak - [Happening ve Performans](https://www.dusunuyorumdergisi.com/happening-ve-performans/) - Sanat ne zaman gerçekleşir? İlk sezgi sanatçıya ulaştığında mı? Bu sezgilerin bir eskize dönüşmesinde mi? Tüm eskizleri unutup sanatını icra edeceği araçlarının önüne geçtiğinde mi? Eseri hayata geçirme anında mı? Yoksa eser tamamlandığında mı? Hatta Marksist bir tavırla eserini sergilendiğinde ve izleyici onu kendine ait kıldığında mı? Çünkü bir eserin toplumsallaşma yoluyla değer kazanması bu - [Bilmeden İdeolojikleşmeye](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bilmeden-ideolojiklesmeye/) - Her şey bilmeye konu olabilir. Şu anlamda; hiçbir şey bilincin önünde bilinmez olarak kalamaz. Bilen özne olur ve bu evrensel özne olan tek varlık insandır. Bir şeyin bilinebilirliği onun halden hale geçmesine bağlı. Ama bu “geçişlerin” bir sistemi, zorunlu iç bağlantıları ve süreçleri olduğuna da bağlıdır. Bilme bu dönüşümlerin, süreçlerin ve zorunlu bağlantıların açığa çıkarılmasıdır. - [Ana Tanrıça Kültü](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ana-tanrica-kultu/) - “Bir zamanlar, Gökler, denizler ve kayalar, Birbirlerinden ayırt edilemeyecek halde imişler. Fakat birdenbire ortada bir musiki ötmüş; Gökler ve denizler gene bir kâinat teşkil etmekle beraber birbirinden ayrılmışlar. O esrarengiz mûsıkî, Kybele’nin doğduğunu ilân ediyormuş. Onun sembolü de ay imiş.” İlk insan topluluklarının anaerkil düzende bir yaşantılarının olup olmadığı 19. yüzyıldan günümüze dek hâlâ tartışılmakta - [Can Gülüm (Hampartsum)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/can-gulum-hampartsum/) - Paskalya’nın (Surp Zadik’in 40. Günü) Kristos’un Göğe Yükseliş (İsa’nın Göğe yükselişi) olarak geçer. Bu tarihlere denk düşen ilk Pazar gününe kadar yapılan kutlamaya “Can Gülüm” denilmektedir. Ermeni kültüründe Vicag (niyet) ismi ile de anılan bu geleneğin eski zamanlarda nasıl karşılandığı ve kutlandığına dair Sarkis Seropyan şöyle diyor; “O dönemlerde bahara giriş bir başka neşe, bir - [Salome, Yudit ve Delila](https://www.dusunuyorumdergisi.com/salome-yudit-ve-delila/) - Yazı yazmak için oturup yarım bırakanlardanım. Her oturuşumda iki davetsiz mÎsâfirim olur: Platon ve Aristoteles. Konuşmadan, beni esir alırlar. Platon olanaklı olduğu ölçüde soyut olanda kalmamı, İdeal olanı vurgulamamı önerir: “Veciz olanı, lakonik ifadeyi anlamayanla işin ne?” diye sorarak baskı kurar. Aristoteles ise tüm bağlantıları göstermemde, bir dizge oluşturmamda ısrar eder; analitik ve mükemmeliyetçi yanımı - [Sayı 74: Mayıs – Haziran 2017](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-74-mayis-haziran-2017/) - İÇİNDEKİLER:Salome, Yudit ve Delila Yazar: Gülgün Türkoğlu Pagy Can Gülüm (Hampartsum) Alıntılayan: Ayşe Acar Ana Tanrıça Kültü Yazar: Elif Ersoy Bilmeden İdeolojikleşmeye Yazar: Mustafa Alagöz Happening ve Performans Yazar: İzzet Erş Modern Fizik Ve Felsefe Yazar: Bülent Gürkan Tekvir / Dürülü Bükülü Çeviri: Özgür Ülker Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz.Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Neden Us'lanmıyoruz?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/neden-uslanmiyoruz/) - İnsan doğadaki bütün varlıkların özelliklerini kendinde topladığı ve aklı sayesinde onlara aşkın olduğu için yeryüzünün tek hâkimi ve hükümranı olmuştur. “Yeryüzünde bir halife yaratacağım.” (Bakara 2/30) Ancak insanın kendi kendisine hükmetmesi, dünyaya hükmetmesinden daha zordur. Nasıl ki insan doğaya, doğa yasalarını tanıyarak hâkim olabilmişse, kendine de ancak kendini tanıyarak hâkim olabilir. Kendini tanıyan insan, yapısından - [Dil Geleneği Ve Tarih Bilinci](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dil-gelenegi-ve-tarih-bilinci/) - Gadamer dili, tarihsel devamlılığın önemli bir koşulu olarak yorumlar ve bu nedenle dilin bir gelenek olduğu savını ileri sürer[1]. Toplumlar, medeniyetler, uygarlıklar vs. açısından dil bağlamında geleneğinin devamlılığını ve sürekliliğini sağlayacak olan o kültürün bağlı olduğu metinleri anlayabilme yeteneği ve başarısıdır. Dil, tarih bilinci ve uygarlaşma için öncelikli bir dinamiktir. Bu dinamiğin sürekliliği için toplumu - [Korku Hayatın Bekçisi, Özdeşlik Korkunun Elçisi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/korku-hayatin-bekcisi-ozdeslik-korkunun-elcisi/) - Hayata ne için geldiğimiz sorusuna doğru dürüst bir yanıt veremeyiz, ancak ne aradığımız konusunda bir şeyler söyleyebiliriz. Yaşımıza, sosyal konumumuza, yetilerimize ve olanaklarımıza bağlı olarak farklı yanıtlarımız olsa da bunları soyutlamaya taşıdığımızda sonuçta “Mutluluk” istediğimiz konusunda birbirimize yaklaşırız. Diğer tüm canlılardan farklı yanlarımızdan birisi de bu; maddî yaşantımızı nasıl sürdüreceğiz sorunu yanında bir de nasıl - [Bir Yapay Zekâ Olarak İnsan](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-yapay-zeka-olarak-insan/) - Politik olarak, giderek kendi içine kapanan; neredeyse tamamı, yeniye ve yeniliğe uyum sağlamakta zorlanan bir dine ait; haftalık gündemi, bir Kuzey Avrupa ülkesinin bir yıllık gündemine yetecek denli yoğun bir ülkenin vatandaşları olarak, ve haklı olarak dünya gündemini izlemekte zorlanıyoruz. Bunlara ilâve olarak, yapay zekâ ve Robot Teknolojileri (RT) konuları, ürünlerini sorgusuzca tüketebilme hakkımızdan olsa - [Gerçek Kavramı Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gercek-kavrami-uzerine/) - Osmanlıca: Vaki, Şen’i; Fransızca: Reel; Almanca: Real; İngilizce: Real; Türkçe: Gerçek. Sözlükteki karşılığı: Bilinçten bağımsız, somut ve nesnel olarak var olan. Etimolojisi: Hint-Avrupa dillerinde mal ve mülkiyet anlamlarına gelen re kökünden türetilmiştir. Önce Sanskritçeye “zenginlik” anlamında ram sözcüğüyle geçen bu kök, sonra da Latinceye mal ve şey anlamlarına gelen res, “isim halinde rem” sözcüğüyle geçmiştir. - [Tevhid](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tevhid/) - Vakit, zaman derler: (ân-ı dâim)dir: (Zevk-i Küllî) derler: (kalb-i selîm)dir; (Hâl) lisânı derler, sükûtlar okur, Bakıp (ümmî) derler; onlar âlimdir. Göz ile okunur, dudak değildir, Bakarak dinlenir, kulak değildir; Öyle bir yoldur ki, değil meydanda, İrfanla yürünür, ayak değildir. Semâda zannetme, senden sanadır, Boşluğa değildir, O Rahmân’adır; Adetsiz yolların, bir ucu sende, Yürü! Gayre değil, - [Sayı 75: Temmuz – Ağustos 2017](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-75-temmuz-agustos-2017/) - İÇİNDEKİLER:Tevhid Yazar: Metin Bobaroğlu Gerçek Kavramı Üzerine Yazar: Bülent Gürkan Bir Yapay Zekâ Olarak İnsan Yazar: Gülgün Türkoğlu Pagy Korku Hayatın Bekçisi, Özdeşlik Korkunun Elçisi Yazar: Mustafa Alagöz Dil Geleneği Ve Tarih Bilinci Yazar: İzzet Erş Neden Us’lanmıyoruz? Yazar: Gökçen Taviloğlu Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Hepsi aynı takımdan: Yalnızlık, Ölüm, Dürüstlük ve Dostluk...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hepsi-ayni-takimdan-yalnizlik-olum-durustluk-ve-dostluk/) - Her şeye katlanır da insan kendisine katlanamaz. Tanımadığı insanla baş başa kalır; kendisi ile kalamaz. Yalnızlık korkusu denmiştir bunun adına. Yalnızlık korkusu, değil hakkında tartışılması, cümlede geçmesinden bile rahatsızlık duyulan bir düşmandır. Bireyler arası ilişkilerde, değinilmeyerek gözetilen bir sözsüz hukuk içeriğidir. Yalnızlık, yaşamı etrafında örgütleyen güçlü duygulardan birisidir; çünkü, ölmeye yazgılıdır insan. Yalnızlık ölümü çağrıştırır. - [Amerikan Edebiyatı’nda Yalıtılmışlık Teması](https://www.dusunuyorumdergisi.com/amerikan-edebiyatinda-yalitilmislik-temasi/) - Amerikan Edebiyatı, yalıtılmışlık temasını hem bireysel karakterler ve izole kalma nedenleri hem de bunun, bir bütün olarak Ulus üzerine olan etkileri üzerinden ele almaktadır. F. S. Fitzgerald ve Edith Wharton gibi yazarlar, kendini gerçekleştirme arayışında olan bireyler olarak görebileceğimiz, karışık bilinçlere sahip karakterler yaratmıştır. Bu deneme yazısı, Amerikan Edebiyatı’nda yalıtılmışlık temasının oldukça çok işlenmesinin sebeplerini - [Astroloji, Bilim Ve Astro Kültür](https://www.dusunuyorumdergisi.com/astroloji-bilim-ve-astro-kultur/) - Bir ada etrafındaki denizden, bir balık ve yosun içinde yaşadığı sudan ayrı düşünülemez. Hepsi birbirleri ile türlü biçimlerde etkileşerek bir bütünselliği oluşturur. Deniz, saf bir su parçasını değil, içindeki tüm oluşum ve yaşamların tümü ile birlikte bir bütünselliği ifade eden bir kavramdır. Benzer şekilde, Evren, Gökyüzü ve Dünya’da birbirinden kopuk ve ayrışmış değildir. Yeryüzündeki canlıların - [“Astroloji Ve Vahdet-i Vücûd” Yazısı Üzerine Bir Eleştiri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/astroloji-ve-vahdet-i-vucud-yazisi-uzerine-bir-elestiri/) - * İzzet Erş’in Düşün-ü-yorum Bülteni 71. sayısında yayımlanan “Astroloji ve Vahdet-i Vücûd” başlıklı yazısına istinaden. “Yazılarını büyük zevkle okuduğum ve faydalandığım İzzet ERŞ’in Düşünüyorum dergisinin 2016-Kasım sayısında yer alan “Astroloji ve Vahdeti Vücud“ başlıklı yazısını okudum. Astrolojinin hayli tartışmalı olan yerini konu alan bu yazıda katılmadığım bazı hususları paylaşmak isterim. Yapıcı bir katkısı olması dileği ve - [Evrim Kuramı Bağlamında Ateist ya da Dindar Olmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/evrim-kurami-baglaminda-ateist-ya-da-dindar-olmak/) - Evrim Kuramı’na, karşı çıkanlar onun yalnızca bir kuram olduğunu, olgusallık taşımadığını ileri sürerler. Evrim olgusunun yadsınamaz bir gerçeklik olmasını daha sonra ele almak üzere şimdilik bırakarak, kuramların alaycı bir dudak bükme ile geçiştirildiğine sıkça tanık olunduğuna işaret etmek gerek. Aslında bu tutum, doğal bilincin zorunlu bir tutumudur: Doğal bilinç, yalnızca duyu algılarına çarpan verileri, bilgiye - [Sayı 76: Eylül – Ekim 2017](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-76-eylul-ekim-2017/) - İÇİNDEKİLER:Evrim Kuramı Bağlamında Ateist ya da Dindar Olmak Yazar: Gülgün Türkoğlu Pagy “Astroloji Ve Vahdet-i Vücûd” Yazısı Üzerine Bir Eleştiri Yazar: Hüseyin Topuz Astroloji, Bilim Ve Astro Kültür Yazar: Hüseyin Topuz Amerikan Edebiyatı’nda Yalıtılmışlık Teması Yazar: Julie Pagy Hepsi aynı takımdan: Yalnızlık, Ölüm, Dürüstlük ve Dostluk… Yazar: Gülgün Türkoğlu Pagy Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası - [Gerçekliğin Üç Boyutu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gercekligin-uc-boyutu/) - Genelde gerçeklik “İnsan bilincinden bağımsız, somut ve nesnel olarak var olan her şey” şeklinde tanımlanır. Ama göz ardı edilen nokta, insan bilincinden bağımsız hiçbir şeyin olmadığıdır. Dışımızda var olanları beş duyumuzla algılıyoruz. Algıladığımızı veya algıladıklarımızı ise kendi bilgilerimizle ve varsayımlarımızla yorumluyoruz. Dış dünya olarak tanımladığımız ortam, aslında sonsuz ve bütünsel bir enerji alanıdır. Bu enerji alanında - [Yakub'un Güreşi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yakubun-guresi/) - Ve Yakub yalnız başına kaldı ve seher sökünceye kadar, bir adam onunla güreşti. Ve onu yenmediğini görünce, uyluğunun başına dokundu ve onunla güreşirken Yakub’un uyluk başı incindi. Ve (adam) dedi: Bırak gideyim, çünkü seher vakti oluyor. Ve (Yakub) dedi: Beni mübarek kılmadıkça seni bırakmam. Ve ona dedi: Adın nedir? Ve o dedi: Yakub. Ve dedi: - [iTaksi Uygulaması Ve Soyutlama Yetisi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/itaksi-uygulamasi-ve-soyutlama-yetisi/) - Sosyal medyada iTaksi uygulaması nedeni ile görüntülü ve sesli kayıt alınması gündeme oturdu. Yolculuk sırasında alınacak kayıtların bazı avantajlar sağlayacağı, özellikle güvenliği arttırıcı bir önlem olduğu ortada ancak özel hayatın gizliliği nedeni ile birçok kişi haklı olarak tedirgin. Bu uygulamaya geçen taksilerde yazılı bir uyarının olmaması tedirginliği artırıyor.[1] Şehirleşmeyi ve şehirlileşmeyi ancak kısmen başarabilmiş, bizimki - [Sayı 77: Kasım – Aralık 2017](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-77-kasim-aralik-2017/) - İÇİNDEKİLER:Anadolu Aydınlanması Ve Cumhuriyet – 1. Bölüm Yazar: Metin Bobaroğlu Kural Mı, İlke Mi? Yazar: Mustafa Alagöz iTaksi Uygulaması Ve Soyutlama Yetisi Yazar: Gülgün Türkoğlu Pagy Yakub’un Güreşi Yazar: İzzet Erş Gerçekliğin Üç Boyutu Yazar: Haluk Berkmen Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Kural Mı, İlke Mi?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kural-mi-ilke-mi/) - “Hep tespitte kalmak yakınmanın bir türüdür.” Bu sözü ilk duyduğumda, pek çok ilişki alanlarına ait söylemler belleğimde canlanmaya başladı. “İfade” deneyimi yaşamın doruğudur. Çünkü tüm etkinliklerinizin, tasarımlarınızın ve eylemlerinizin içselleştirilip, bir başka bilince sunacak olgunlukta ortaya konulması demektir. “İfade” derken, bunu somut haliyle yani kavramıyla söylüyorum: Logos, Ateşli Söz, Kelâm içerik aynı; dönüştürücü gücü olan söz - [Anadolu Aydınlanması Ve Cumhuriyet - 1. Bölüm](https://www.dusunuyorumdergisi.com/anadolu-aydinlanmasi-ve-cumhuriyet-1-bolum/) - Aydınlanma döneminden sonra Rönesans ve aydınlanma hareketlerinden sonra da birey ve bireycilik önemli bir şekilde Avrupa dünyasında parladı. Bu bireycilik sorunsalı toplumculukla dengelenmiştir ve birey ve birey olma, kalıcı modernitenin temel ilkesi olmuştur. Özgürlük, eşitlik ve dayanışma, üç temel ilke, aydınlanmanın doğurduğu ilkelerdi ve bunların topluma yansıması, toplumda karşılık bulması tabii ki bir devrim niteliğinde olmakla birlikte tarihî bir birikimi de gösteriyordu. - [Muhkem ve Müteşabih Okuma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/muhkem-ve-mutesabih-okuma/) - “Allah, sözün en güzelini, birbirine benzer, çoklu anlama gelen bir Kitap halinde indirdi... (O) bununla dilediğini doğru yola iletir. Ama Allah kimi sapıklığında bırakırsa artık ona yol gösteren olmaz.”[1] Kur’an-ı Kerim, âyetlerinin iki farklı biçim altında toplandığını belirtir. Bunlar hükmî yani genel geçer olmayan, doğrudan anlaşılan ve inanırı yorumsuz olarak hükme bağlayan âyetler ile benzetmeli - [Düşüncem kaderim olur mu?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dusuncem-kaderim-olur-mu/) - Eskiden, düşünce dünyasının tamamen soyut olduğunu zannederdik. Bırakın ürettiğimiz düşüncenin sorumluluğunu almayı, bir bedel ödemeden var olabildiğimiz tek alan olduğunu sanırdık düşünce yaşamının. Artık, her düşünmemizde bir kodlamayan RNA (Ribonükleik asit) üretildiğini, epigenetik mekanizmaların devreye girdiğini biliyoruz. Yani düşüncelerimiz, duygularımız bedenleniyor! Epigenetik alanında heyecan verici gelişmeler var. Beyin hücreleri olan nöronlar, diğer nöronlarla nöral ağlar - [Sayı 78: Ocak – Şubat 2018](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-78-ocak-subat-2018/) - İÇİNDEKİLER:Anadolu’da Dayanışmanın Ruhu: Âhiyân-ı Rûm ya da Ahilik Yazar: Mehmet Özgür Ersan Azimut Yazar: Nurhan Verda Ecim Çatal Yazar: Suna Öztürk Anadolu Aydınlanması ve Cumhuriyet Yazar: Metin Bobaroğlu Düşüncem kaderim olur mu? Yazar: Gülgün Türkoğlu Pagy Muhkem ve Müteşabih Okuma Yazar: İzzet Erş Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Anadolu Aydınlanması ve Cumhuriyet](https://www.dusunuyorumdergisi.com/anadolu-aydinlanmasi-ve-cumhuriyet/) - Türk devrimi normal koşullarda gerçekleşmiş bir devrim değil, İstiklâl Savaşının içinden muzaffer çıkan bir toplumun, kendi bilincine varmasıdır. Yani aydınlanma burada edimsel olarak (fiilen) gerçekleşmiştir. İnsanlara aydınlanmayı fikren anlatmak, onları bir eyleme yönlendirmek içindir. Ama Anadolu halkları bunu, ölüm-kalım savaşı üzerinden yani başka güvenecek kimsesi kalmadığı için kendine güvenerek, muzaffer bir biçimde kendi kazanmıştır. Ben, bunu böyle - [Çatal](https://www.dusunuyorumdergisi.com/catal/) - Varoluş felsefesinin kurucularından olan Soren Kierkegaard, ilginç bir şekilde bir Pagan filozofu Sokrates üzerinden Hıristiyan Felsefesini anlamaya, yeni bir yorum getirmeye çalışmıştır. Her ikisinin de ortak noktası insan olmanın anlamını keşfetmeye çalışmaktır. Bunun için de uğrunda yaşayıp ölebileceği bir fikir arayışına girişmiştir. Bir balıkçı köyünde inzivaya çekildiğinde şunları yazar: "Ne bilmem değil, ne yapmam konusunda - [Azimut](https://www.dusunuyorumdergisi.com/azimut/) - “[Fransa’da hazırlanan bir haritanın üzerinde] Rasyonel ve kanıtlanabilir bilimsel metodun yeni ve değişmez sembolü olan bir üçgen bulunmaktaydı. [Bu üçgen], geometri ve matematiğin değişmez yasalarının, geniş, dağınık ve kaos içinde olan dünya üzerindeki zaferini fiziksel olarak ortaya koymaktaydı. Babilliler ve Yunanlılar daireye tapmaktaydılar, Çinliler ise kareyi kutsadılar; Fransızlar [ise] dünyayı fethedenin [daire veya kare değil] - [Anadolu’da Dayanışmanın Ruhu: Âhiyân-ı Rûm ya da Ahilik](https://www.dusunuyorumdergisi.com/anadoluda-dayanismanin-ruhu-ahiyan-i-rum-ya-da-ahilik/) - Ahi Evran’ın, “Elini, dilini, belini bağlı, kapını, gönlünü, sofram açık tut” prensibi birçok kavrama model oldu. 13. yüzyılda büyük bilge Ahi Evran tarafından temelleri atılan Ahilik felsefesi, Anadolu’da yüzyıllardır birlik, beraberlik, yardımlaşma ve dayanışmanın ruhunu oluşturuyor. Ahi Evran’ın, “Elini, dilini, belini bağlı, kapını, gönlünü, sofranı açık tut” prensibi temel alınarak ortaya çıkan Ahilik, Selçuklu ve - [Zenginlikler ve Farklılıklar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/zenginlikler-ve-farkliliklar/) - Düşünce ve buna bağlı olarak oluşturulan tavırlar birbirlerine ne kadar uzak ve aykırı olursa olsun eğer özgürleştirici açınımlara yönelik ise buradan doğan fikirler insanlığın evrensel tinine bir katkı, eylemler ise tarihsel bir olay niteliği taşırlar. Bilinç çelişkide kalamaz; o doğası gereği farklı ve karşıt gibi görülen belirlenimleri tümele getirmek, kavramına vardırmak ister, kendi tutarlılığını buluncaya - [Materyalizmin kalbinden Doğunun mistisizmine ulaşan yolcu: Hermann Hesse](https://www.dusunuyorumdergisi.com/materyalizmin-kalbinden-dogunun-mistisizmine-ulasan-yolcu-hermann-hesse/) - Hermann Karl Hesse, (1877- 1962) Almanya’da doğmuş İsviçreli yazar ve ressamdır. 20. yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan Hesse, roman, öykü, şiir, deneme alanlarında çok sayıda eser vermiştir. Yazar, 1946’da Nobel Edebiyat Ödülü, 1954’te de bilim ve sanat alanında Pour le MériteÖdülü’nü kazanmıştır. Bozkırkurdu, Siddharta, Peter Camenzind, Demian, Narziss ve Goldmund, Çarklar Arasında ve Boncuk - [Modernite Sürecinde Medya ve Moda Aracılığı ile Kadının Tüketilişi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/modernite-surecinde-medya-ve-moda-araciligi-ile-kadinin-tuketilisi/) - Modernite ile gelişen kapitalist ekonomik yapılanmanın oluşumu neticesinde, kadın tüketim ekonomisinin hem bir aracı olarak kullanılmış, hem de tüketimin temel hedefi olarak kullanılarak ekonomik olarak sömürülmüştür. Kadın, örtülü bir şekilde ona idealize edilen, dayatılan sisteme ve düzene uymadığı takdirde bir şekilde mutsuzlaştırılarak iyi bir tüketici olması sağlanmıştır. Küreselleşme başlığı altında, ‘Modernite’nin ülkesel ve ulusal nitelikli - [Metafizik Açıdan Yabancılaşma Sorunu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/metafizik-acidan-yabancilasma-sorunu/) - “Ben Bir Ceviz Ağacıyım Gülhane Parkında” hikâyesi... Nazım Hikmet Gülhane Parkındaki bir ceviz ağacının altında sevgilisi ile buluşmak üzere randevulaşır. Buluşacakları gün Gülhane Parkına gider ve ceviz ağacının altında beklemeye başlar, tam bu sırada polisler de orada devriyeye çıkmıştır. O dönemlerde Nazım Hikmet arananlar listesinde olduğu için polislerden gizlenmek durumunda kalır ve bu ceviz ağacına - [Unutulmuş Tarih](https://www.dusunuyorumdergisi.com/unutulmus-tarih/) - Yazılı belgelere dayanarak toplumların geçmişteki olaylarını yer ve zaman göstererek inceleyen bilim dalına tarih deniyor. Yazının icadından önceki devirleri inceleyip yorumlayan bilim dalına da Prehistorya denir. Prehistorya “tarih-öncesi” demek olduğundan, Prehistorya yerine “Unutulmuş Tarih” demeyi daha uygun buluyorum. Zira Unutulmuş Tarih, yazılı kaynakların bulunmadığı simgelerin ve mitlerin geliştiği, günümüzün dünya bakışına ters düşen yorumlar içeren - [Sayı 79: Mart – Nisan 2018](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-79-mart-nisan-2018/) - İÇİNDEKİLER:Unutulmuş Tarih Yazar: Doç. Dr. Haluk Berkmen Metafizik Açıdan Yabancılaşma Sorunu Yazar: Hulusi Alakanat Modernite Sürecinde Medya ve Moda Aracılığı ile Kadının Tüketilişi Yazar: Reyhan Gürtuna Materyalizmin kalbinden Doğunun mistisizmine ulaşan yolcu: Hermann Hesse Yazar: Nazlı Sıla Kara Zenginlikler ve Farklılıklar Yazar: Mustafa Alagöz Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Umut kimin ekmeği?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/umut-kimin-ekmegi/) - Umut, fakirin ekmeği, Umut, kralın tanrı olabilme beklentisi, Umut, Kaf dağının ardındaki Anka kuşu, Umut, yaşam enerjisi, Umut, ütopya, Umut, bebeğimize verdiğimiz isim, Umut, somut kötü verilere rağmen ekonomiye güvenin nedeni, Umut, hocanın öğrencisini sopayla adam edeceği inancı. Kısaca güldüren de umut, süründüren de. Umut, gelecekle ilgili iyi beklentiler taşımamız durumudur. Büyüdüğümüz zaman kendi kararlarımızı - [Meselin Tahkîki](https://www.dusunuyorumdergisi.com/meselin-tahkiki/) - Hz. Mevlâna’nın Mesnevî’inde zikrettiği bir meselidir...[1] “Bir zaman Rûmî ve Çinli üstatlar arasında meslekî maharetleriyle alâkalı bir münâkaşa hâsıl olmuş ve netîcede mevzu’ pâdişâhın huzûruna intikâl etmiş. Pâdişâh da bu ustaları bir sınava tâbi tutup, davâsında kimin daha mâhir olduğunu görmek istemiş. Pâdişâh’ın emri ile her iki ümmetin usta ressamlarından, hünerlerini kendilerine tahsis edilen bir - [Manipülatif Zihin!](https://www.dusunuyorumdergisi.com/manipulatif-zihin/) - Bu yazıda, kendi zihinlerinin insanlar üzerindeki etkisini sorunsallaştırarak, zihnin ‘fark edilmesi’ çabası olmadığında, insanların kendi zihin faaliyetlerinin olumsuz etkisi altında kalarak, nasıl da farkına varmadan bu durumu ‘normalleştirdiklerini’ ve insanda, bellek, anlayış, kavrayış ve algılama yetisi olan zihnin işleyişinin farkında olmanın öneminden bahsettim. Zihin, elbette, felsefi, teolojik ve psikolojik açılardan yani farklı disiplinlerle ve daha - [Kara Delik “Sınır İçindeki Sonsuzluk](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kara-delik-sinir-icindeki-sonsuzluk/) - Her şeyin sonsuz noktadan oluştuğu evrende bu sonsuzluk bizde nasıl sınır buluyor? Sınırlı bedenimizde sonsuz bir doğaya sahibiz. Her biri milyonlarca atomdan oluşan 100 trilyon civarında hücremiz var. Sonsuzluk, toplumumuzda genellikle manevi bir değer olarak ele alınır ve daha çok maneviyatçılar tarafından benimsenir. Bilim insanları ise sonlu, sınırlı, kapalı sistemlerle ilgilenirler. Sınırlı bir sistemde sonsuzluk, - [Hinduizm ve Budizm’de Temel Ayrılış Noktaları](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hinduizm-ve-budizmde-temel-ayrilis-noktalari/) - Hinduizm, Hint kıtasında var olmuş, kronolojik olarak M.Ö.2000 dolaylarında, Budizm’den önce ortaya çıkmıştır. Belirli bir kurucusu bulunmamakla birlikte,[1] müntesiplerine Hindu[2] denmektedir. Kuzey Hindistan’dan İndus nehrine kadar olan Hint alt kıtasını kapsamakta olan güçlü, bölgesel etkilere sahip bir milli özelliklere sahip bir dindir. Hindular kendi dinlerini Hinduizm olarak değil, “Sanatana Dharma” (ezelî-ebedî yasa) olarak adlandırmaktadırlar. Hindular - [Sayı 80: Mayıs – Haziran 2018](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-80-mayis-haziran-2018/) - İÇİNDEKİLER:Hinduizm ve Budizm’de Temel Ayrılış Noktaları Yazar: Yetkin Karaoğlu Kara Delik “Sınır İçindeki Sonsuzluk Çeviren: Suna Öztürk Manipülatif Zihin! Yazar: Defne Özdemir Meselin Tahkîki Yazar: İzzet Erş Umut kimin ekmeği? Yazar: Orhan Tuncay Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Röportaj - Yeşim Kalaycıoğlu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/roportaj-yesim-kalaycioglu/) - Yaşam serüveninizden bahsederek başlayalım istiyorum röportajımıza; nerelerde yaşadınız, nasıl yol aldınız bugünlere? Doğduğumdan beri İstanbul’dayım. Orta ve lise öğrenimimi Özel Işık Lisesi’nde bitirdikten sonra uzun yıllar ara verdiğim üniversite hayatıma Trakya Üniversitesi Edirne Restorasyon Bölümü’nde başlayıp yatay geçişle Yıldız Teknik Üniversitesi’nden mezun oldum. Restorasyon eğitimim ile orta ve yüksekokul öğrenimim arasındaki uzunca bir süreçte eğitimini - [Hünkâr Hace Bektaş-ı Veli ve Menşei- Bektaşi Tarikatının Postnişinlerinin Cumhuriyet’e Kadar Seyri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hunkar-hace-bektas-i-veli-ve-mensei-bektasi-tarikatinin-postnisinlerinin-cumhuriyete-kadar-seyri/) - Hace Bektaş Veli’nin 1248- 1338 yılları arasında yaşadığı kaynaklarda yer alır. Nişabur’da doğduğu ve çocukluğunun da bu şehirde geçtiği, tasavvufla ilgili derslerini Hoca Ahmed Yesevi’nin halifesi olan Lokman Perende’den aldığı menakıbnamelerde anlatılır. Babası, Seyyid İbrahim ve annesi Şeyh Ahmet kızı, Hatem Hatun’dur. Batı Türkistan’da Moğol baskısının artması üzerine göçe zorlanan Türklerle birlikte Anadolu’ya gelir. Babası - [Fatma Aliye: “Bir Kadın”](https://www.dusunuyorumdergisi.com/fatma-aliye-bir-kadin/) - Uzun yıllar, neredeyse adından hiç söz edilmeyen, son yıllarda her ne olduysa, adına sıkça rastladığımız Fatma Aliye Hanımefendi, çok uzaklardan gelerek Türkiye’nin gündemine oturdu. Hakkında birçok şey söylendi, yazıldı ve çizildi. Eserleri, nitelikleri ve yaptığı çalışmalar gün yüzüne çıktıkça, herkes kendi fikrî potasının içinde eritmeye çalıştı Fatma Aliye’yi. Birçok konuda “ilk”lerin kadını olmasının yanı sıra, - [Duvarsız Müze ve İnternet](https://www.dusunuyorumdergisi.com/6757-2/) - Küresel ağ operasyonlarına hizmet eden bir ticari kuruluş olan GSMA’ya göre, bugün 7.22 milyar aktif cep telefonu vardır.[1] Yaşayan 7.442 milyar insanla[2] kıyaslandığında modern toplumda cep telefonlarının her yerde mevcut olduğunu dile getirmeye bile gerek yoktur. Bu, internete erişen herkesin (varsayımsal olarak) birbirleriyle anında iletişim kurabildiği anlamına gelir. Özerk bilginin yapısal değişimi ile sonuçlanan bu - [Sayı 81: Temmuz – Ağustos 2018](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-81-temmuz-agustos-2018/) - İÇİNDEKİLER:Duvarsız Müze ve İnternet Yazar: Olivier Pagy Fatma Aliye “Bir Kadın” Çeviren: Reyhan Gürtuna Hünkâr Hace Bektaş-ı Veli ve Menşei- Bektaşi Tarikatının Postnişinlerinin Cumhuriyet’e Kadar Seyri Yazar: Mehmet Özgür Ersan Röportaj: Yeşim Kalaycıoğlu Röportaj: Sultan Güvenç Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Antrenör-Sporcu İlişkisinde Şiddet](https://www.dusunuyorumdergisi.com/antrenor-sporcu-iliskisinde-siddet/) - Genç bir sporcunun antrenörü ile olan ilişkisi, hayatındaki en önemli ilişkilerden biridir. Antrenör- sporcu ilişkisinde antrenörün otoritesinin varlığı ve sporcunun, antrenörün davranış ve direktiflerini sorgulamayışı akademik araştırmalarla da desteklenmiş bir bilgidir.(1,2) Spor camiasında antrenöre itaat ve sadakat bir normdur ve sporcular, ebeveynler ve spor kurumları, bu kısıtlamaları rıza ile benimseyerek kabullenir. Sporcuların başarılı olabilmeleri için - [Berzah’da (Ara Yerde)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/berzahda-ara-yerde/) - Duygular düşünceler gibi ifade edilemez. Bu bir önermedir, eğer böyle ise ikisi arasında niteliksel bir fark olması gerekir. İki şey arasındaki farkı görmek aslında onlar arasında ilişki kurmak demektir. İlişki bir yansımadır; bir işlev, bir etki, bir üçüncü hal olarak ortaya çıkma durumudur. Her ifade aslında bir düşüncenin ortaya konmasıdır, “Duygular da kendilerini ortaya koymak - [Aşk ve Akıl](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ask-ve-akil/) - Senail Özkan, “Aşk ve Akıl” adlı kitabında, Hegel’in diyalektiğin zırhlarıyla metafizik kalelerini fethetmeye çalıştığını, piramidi örerken aşktan bahsetmediğini, onun Tanrı ve insan ilişkisinin, zoraki ve cebri olduğunu söyler. Ve şöyle devam eder: “Hegel’e göre Mutlak Ruh, kendinin idrakine en mükemmel felsefede varacaktır. Felsefe hem kendini hem de dini kavrar. Dinin gerçekleştirdiği vahdet-i vücud, felsefeyle kalpte - [Gender (Cinsiyet) ve Modern Reformlar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gender-cinsiyet-ve-modern-reformlar/) - 19.yüzyıl ve sonrası dünyada sosyal yaşamı düzenlemek adına hukuk alanında birçok reformların yapıldığı dönemdir. Sosyal yaşam dendiğinde ise tabii ki söz konusu olan “birey” ve “toplum” kavramlarıdır. Bu bağlamda yapılan reformların amacı birey haklarını genişleterek yeniden tanımlamak ve birey-devlet ilişkilerini haklar ve görevler ekseni üzerinden eşitlik ilkesini temel alarak belirlemek olmuştur. Ruth Miller’da bu çalışmasında, - [Ezeli Hikmet Perspektifinin Merkezi Bir Kavramı Olarak Metafiziksel Sonsuzluk](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ezeli-hikmet-perspektifinin-merkezi-bir-kavrami-olarak-metafiziksel-sonsuzluk/) - Frithjof Schuon (1907-1998), Ezeli Hikmet (Sophia Perennis) teriminin herhangi özel bir düşünce sisteminde formüle edilmeden, başlangıçtan beri var olan evrensel hakikatlerin ve metafizik aksiyomların tamamını belirttiğini ve böylece tüm inançların ve irfanın esasını ifade ettiğini söyler. Ezeli Hikmetin anahtarı duru bir idrak, başka bir deyişle temiz bir metafiziksel muhakeme ya da ayırt edebilme yeteneğidir; gerçek - [Sayı 82: Eylül – Ekim 2018](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-82-eylul-ekim-2018/) - İÇİNDEKİLER:Ezeli Hikmet Perspektifinin Merkezi Bir Kavramı Olarak Metafiziksel Sonsuzluk Yazar: Ali Sebetci Gender (Cinsiyet) ve Modern Reformlar Çeviren: Reyhan Gürtuna Aşk ve Akıl Yazar: Suna Öztürk Berzah’da (Ara Yerde) Yazar: Mustafa Alagöz Antrenör-Sporcu İlişkisinde Şiddet Yazar: Elif Ersoy Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Aynadaki Peçe](https://www.dusunuyorumdergisi.com/aynadaki-pece/) - Örtünme bir baskı aracı mıdır yoksa bir çeşit savunma mıdır? Bu soruya cevap ararken kitabı çok farklı açılardan ele alarak araştırmasını tamamlamış olan Ann Chamberlin, bugüne kadar alışageldiğimiz cevapların dışına çıkarak okuyucuyu şaşırtıyor. “Safiye Sultan” üçlemesiyle Türkiye’de en çok satanlar listesinde uzunca bir zaman yer alan Ann Chamberlin, “Aynadaki Peçe” adlı bu araştırma kitabı ile - [TÜMATA – Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Grubu / Yaşar Güvenç ile Söyleşi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tumata-turk-musikisini-arastirma-ve-tanitma-grubu-yasar-guvenc-ile-soylesi/) - TÜMATA, 1976 yılında, Türk musikisinin doğuşunu, gelişmesini, tedavi değerini, repertuar ve enstrüman zenginliğini araştırmak ve tanıtmak amacı ile Yrd. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç tarafından kurulmuştur. 1991-1995 tarihlerinde İstanbul Üniversitesi Etnomüzikoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne bağlı olarak faaliyet gösterdikten sonra, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde, Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Birimi olarak faaliyetine devam etmiştir. - [Doğu ve Batı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dogu-ve-bati/) - Aşağıdaki metin, Senail Özkan’ın “Goethe ve Mevlana” ve “Aşk ve Akıl” adlı eserleri ile Goethe’nin Doğu Batı Divanı adlı eserinden derlenmiştir. 1753 yılında Voltaire: “İnsan, filozof olarak şu yer küre üzerinde olup bitenleri bilmek istiyorsa bakışını bütün sanatların beşiği, Batının her şeyini borçlu olduğu Doğuya çevirmek zorundadır,” diye yazar. Bugün düşün alanında kendisini hor gören - [Bir Süreç Olarak İnsan](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-surec-olarak-insan/) - İnsan pek çok nitelikle yüklü karmaşık bir varlıktır. Karmaşıklık onun zihnindeki tortulardan, geçici duygusal dalgalanmalarından, inançlarından ve kişiliğindeki iniş çıkışlarından kaynaklanmaz. Bunlar karmaşıklığın sebebi değil, varoluşundaki farklı yaşamsal enerji kaynaklarının uyumsuzluğunun ürünleridir. İnsan son satırı yazılmamış ve yazılamaz olan kitap gibi bitimsiz bir süreçtir. O, sürekli kendini aşma yolunda içten içe uyarılması ile bulunduğu duruma - [Fatıma Ana’nın Elinin Sırrı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/fatima-ananin-elinin-sirri/) - Hz. Fatıma, Peygamber efendimizin Hatice Ana’dan olan ve soyunun sürdüğü kızıdır. Peygamber efendimize, “soyu kesik” diyenlere karşı Allah “biz sana Kevser’i verdik” diye ayet göndermiştir. Hz. Fatıma, Kevser suresinin iniş sebebidir. Erkek evladı olmadığı için soyunun devam etmeyeceği söylentilerine karşı, Hz Muhammed’e Kevser suresiyle soyunun Hz. Fatıma ile devam edeceği müjdelenmiştir. Peygamberimiz bir hadisinde şöyle - [Milet Okulu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/milet-okulu/) - Hegel’e göre “Felsefe tarihi, ortaya çıkan türlü felsefelerde türlü gelişme derecelerinde yalnız tek bir felsefe bulunduğunu ve aynı zamanda bir sistemin dayandığı özel ilkelerin de ancak tek ve aynı bütünün dal budaklarından ibaret olduğunu açıkça ortaya koyar. Son gelen felsefe daha önce gelen bütün felsefelerin sonucu olup bunların hepsinin ilkelerini kapsamak zorundadır” (Böyle düşünmesinin sebebi - [Sayı 83: Kasım – Aralık 2018](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-83-kasim-aralik-2018/) - İÇİNDEKİLER:Milet Okulu Yazar: Mehmet Bobaroğlu Fatıma Ana’nın Elinin Sırrı Çeviren: Mehmet Özgür Ersan Bir Süreç Olarak İnsan Yazar: Mustafa Alagöz Doğu ve Batı Yazar: Suna Öztürk (Derleme) TÜMATA – Türk Musikisini Araştırma ve Tanıtma Grubu / Yaşar Güvenç ile Söyleşi Yazar: Sultan Güvenç Aynadaki Peçe Yazar: Reyhan Gürtuna Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | - [Üç Doğa Tasarımı ve Felsefi Natüralizm](https://www.dusunuyorumdergisi.com/uc-doga-tasarimi-ve-felsefi-naturalizm/) - Collingwood Sınıflaması İngiliz metafiziksel felsefe profesörü R. G. Collingwood (1889-1943), ölümünden sonra yayımlanan The Idea of Nature adlı eserinde Batı düşünce tarihinde, kurucu üç kozmolojik anlayış olduğunu anlatır.[1] Bunlar sırasıyla doğa kavramının, düşüncenin odağına girdiği ilk dönem, bu kavram üstünde uzun süreli yoğun tartışmaların yapıldığı ikinci dönem ve ardından kavramın yeni özellikler kazanmasıyla ayrıntılı doğa - [Efsanevi Yaratık Grifon](https://www.dusunuyorumdergisi.com/efsanevi-yaratik-grifon/) - * İlgili makale lebriz.com adresinden alınmış olup, Nalan Yılmaz'ın İstanbul Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'ndeki 1997 tarihli "Yunan Sanatında Grifon, Sfenks ve Kentauros" adlı yüksek lisans tezinden bir bölümdür. M.Ö. 3. binden itibaren Mezopotamya, Suriye ve Mısır sanatlarında rastlanan karışık yaratıklar tanrıların insan şeklinde görülmesiyle ortaya çıkarlar. Tanrısallıklarını vurgulamak için doğaüstü bir şekilde gösterilirler. Yeryüzü - [Prometheus, İsa ve Sokrates](https://www.dusunuyorumdergisi.com/prometheus-isa-ve-sokrates/) - Özgürlük istemi, insanın kendini bilme ve insan olma yolundaki macerasıdır. Sokrates öncesi Sofistler haklı olarak şunu sorgularlar, insan bildiği bir şeyi, biliyor olduğundan onu arama ihtiyacı duyamaz. Ve bilmediği bir şey ise onun için bir muamma olduğundan neyi arayacağını bilemez. Sofistlerin “bir şey” diyerek genele yaydıkları o “şeye” Tanrı, erdem, hakikatler, mutluluk vb. kavramlarla işaret - [Platonik Diyaloglar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/platonik-diyaloglar/) - Bu yazı; bu yılın konusu ; Felsefe Tarihi çalışmalarında Platon’un Diyalogları konusuna giriş yapabilmek için :bilmek, anlatabilmek ve Düşünce yürüyüşlerinde tecrübe kazanmak fırsatı olarak çalışmaya ve söze dökmeye çaba gösterdiğim sunumun metnidir. Aslında bir yazma denemesidir. İçeriği: Kısa sürede gerçekleşen küçük bir araştırmadan ve yararlandığım metinlerden derleme de diyebiliriz. Platon’nun Diyaloglarını okumak anlayabilmek serüveninde düşüncelerime - [Platon’un Ahlâk, Siyaset ve Din Felsefesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/platonun-ahlak-siyaset-ve-din-felsefesi/) - Platon’un Ahlâk Felsefesi Platon’un felsefi dizgesine baştan sona metafiziksel ikiliğin yayıldığını görüyoruz. Platon’a göre duyularla algılanabilen her türlü nesneden oluşan fenomenal dünya, uzay ve zamanın sınırlamaları altında dururken (uzay ve zamanda tutsakken), varlık bilimsel (ontolojik) olarak ideâl ya da olgusal evren ise, uzay ve zamanı aşar ve uzaysal ya da zamansal sınırlamalardan tamamen özgürdür. Zamanın - [Sayı 84: Ocak – Şubat 2019](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-84-ocak-subat-2019/) - İÇİNDEKİLER:Platon’un Ahlâk, Siyaset ve Din Felsefesi Yazar: Defne Özdemir Platonik Diyaloglar Çeviren: Sevtap Yasin Prometheus, İsa ve Sokrates Yazar: İzzet Erş Efsanevi Yaratık Grifon Yazar: Nalan Yılmaz Üç Doğa Tasarımı Ve Felsefi Natüralizm Yazar: Ali Sebetci Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - ["Alfa Ve Omega" Ve "VITRIOL" romanlarının yazarı Arda Öngören ile "kendini tanıma" serüveni üzerine...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/alfa-ve-omega-ve-vitriol-romanlarinin-yazari-arda-ongoren-ile-kendini-tanima-seruveni-uzerine/) - - Arda merhaba. “Arda Öngören kimdir?” sorusuna yanıt olarak, bunun zor bir soru olduğunu, kendini tanımanın çoğu zaman bir ömrü sürdüğünü söylemiştin. Bu zor soruyla başlayalım, Arda Öngören’i tanıma yolculuğun nasıl gidiyor? Kendimi tanıma ve keşfetme yolculuğum her bilincin kendine yaptığı yolculuk gibi başlangıcını tam olarak hatırlamadığım ama tahminlerde bulunabildiğim, zor ama ilerledikçe oldukça keyifli, - [Sokrates](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sokrates-2/) - I. Giriş Bilindiği gibi Sokrates, felsefenin ve Batı felsefesinin, özel olarak da Antik Yunan felsefesinin en önemli ismidir. Batı felsefesinin beşiği kabul edilen Antik Yunan felsefesinin bir dönemi onun ismiyle sınıflandırılır. Ondan önce yaşamış ve doğa felsefesiyle uğraşmış tüm filozoflara, Sokrates’ten önce gelenler anlamında Presokratikler, Sokrates’ten sonra gelen bütün Yunan filozofları, onun doğrudan ya da dolaylı - [Gölgelerden Körlere Hakikat](https://www.dusunuyorumdergisi.com/golgelerden-korlere-hakikat/) - H. G. Wells’in “Körler Ülkesi” isimli kısa hikâyesi bizlere çok şey anlatmaktadır. Kısaca özetleyecek olursak; dünyanın çok uzak ve ulaşılması güç bir yerinde, uzanan geniş vadinin içerisinde yaşayan bir topluluk vardır. Burada yaşayan insanların başına salgın bir hastalık musibet olur. Öyle ki, hem yaşayanların gözleri kör olmakta hem de doğan her çocuk kör doğmaktadır. Böylece - [Platon'da İdealar Kuramı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/platonda-idealar-kurami/) - Platon’un İdealar Kuramı’nı geliştirmeye başlaması, Yunan sitelerinde bozulma ve çürümenin yaşandığı bir döneme karşılık geliyor. Darbeler, karşı darbeler, savaşlar, ittifaklar ve yeni ittifaklarla geçen bu dönemin sonunda da Makedonya Krallığı, Yunan sitelerini bir bir ele geçirmeye başlıyor. Platon, söz konusu bozulma ve çürümenin sadece siyasal ve sosyal alanda olmadığı, arka planda daha köklü bir alanda - [Sayı 85: Mart – Nisan 2019](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-85-mart-nisan-2019/) - İÇİNDEKİLER:Platon’da İdealar Kuramı Hazırlayan: Bertan Başak Gölgelerden Körlere Hakikat Yazar: M. Zahid Çam Sokrates Yazar: A. Ekrem Ülkü “Alfa Ve Omega” Ve “VITRIOL” romanlarının yazarı Arda Öngören ile “kendini tanıma” serüveni üzerine… “Epinomis” yahut “Gece Toplantısı” Üzerine İrdelemeler Hazırlayan / Derleyen: Hulusi Akkanat Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Euthydemos Üzerine İrdelemeler](https://www.dusunuyorumdergisi.com/euthydemos-uzerine-irdelemeler/) - “Antik Yunan’da bir sofist filozof ve aynı zamanda Platon‘un kaleme almış olduğu diyaloglardan biridir. Platon’un eserinde Sokrates, kardeş iki sofist filozof olan Euthydemos ile Dionysodoros’la birlikte bir topluluğun önünde tartışma yürütmektedir. Tartışma, felsefenin ne olduğu, bilgiye nasıl ulaşılabileceği, neyin bilinip neyin bilinemeyeceği gibi konular üzerinde sürmekte, Sokrates’in diyalektik yöntemiyle sofistlerin o dönem ki tartışma şekli olan karşıdakini - [Tasarım Sanat Mıdır?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tasarim-sanat-midir/) - Bu yazı 02 Nisan 2009'da lebriz.com sitesinde yayımlanmıştır. Ortaçağ’da Avrupa’da önemli sanat projeleri, genellikle kiliseler ve tarikatlar tarafından yarı dinsel meslek örgütleri olan loncalara yaptırılır. Kurumların yetkilileri sipariş edilen resim, heykel, vitray, minyatürlü el yazmalarını ustalara hazırlatıp onları denetler. Bir usta kentin yönetiminde sözü geçen bu derneklere alınabilmek için kendi alanındaki becerisini göstermelidir. Bunu yaptığında - [Ermişler ya da Günahkârlar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ermisler-ya-da-gunahkarlar/) - “Ermişler ya da Günahkârlar”, “Küheylan” ve “Bir Delinin Hatıra Defteri” unutamadığım üç tiyatro eseridir. Nietzsche ne zaman aklıma gelse, bilincimin bir köşesinden Ermişler Ya da Günahkârlar tiyatro eseri bana göz kırpar. Nietzsche’nin on kitabını çevirdim. Yaşamını defalarca okudum ve hep onun bir ermiş mi günahkâr mı, dahi mi deli mi olduğunu düşündüm. Sık sık akılları - [Algı Çok Tanık Tek](https://www.dusunuyorumdergisi.com/algi-cok-tanik-tek/) - İnsan tek doğar sonra yalnızlaşır, eğer becerebilirse tekrar kendi tekliğini bilir-bulur-olur. Bu süreç insanın başlangıçta sadece sonsuz bir potansiyel, her türlü insani olanak ve yetenekle donanımlı, kendiyle özdeş saflık aşamasıyla yol alır. Başlangıçta ‘tek’lik bebeklik aşamasıdır: biyolojik olarak tam, ancak bilinç olarak bir ‘tabula rasa’, boş levhadır. Bu anlamda doğan her bebek ‘insan’ kavramının evrensel bir sureti, - [Bir Dostluk Öyküsü: Schiller ve Goethe](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-dostluk-oykusu-schiller-ve-goethe/) - Alman edebiyatının Aydınlanma çağına damgasını vuran bu iki dehasının Schiller ve Goethe’nin dostluğu, beraberlikleriyle pekiştirdikleri sanatçı yönlerini daha da ileri taşımıştır. Bu iki evrensel bilgenin toplumun ahlâk ve estetik değerlerine katkıları oldukça derindir. Hatta denilebilir ki bu ikili, Kant’tan sonra katı Alman disiplini ve görev ahlâkının yerleşmesinde de oldukça etkili olmuşlardır. Daha sonra bu disiplin - [Sayı 86: Mayıs – Haziran 2019](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-86-mayis-haziran-2019/) - İÇİNDEKİLER:Bir Dostluk Öyküsü: Schiller ve Goethe Yazar: Suna Öztürk Algı Çok Tanık Tek Yazar: Mustafa Alagöz Ermişler ya da Günahkârlar Yazar: Orhan Tuncay Tasarım Sanat Mıdır? Yazar: Nalan Yılmaz Euthydemos Üzerine İrdelemeler Hazırlayan / Derleyen: Hulusi Akkanat Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Henri Bergson ve Duygu Ahlakı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/henri-bergson-ve-duygu-ahlaki/) - Fransız yaşam bilimci ve felsefecisi Henri Bergson, yakın zamanlarda evrimci okulun en etkili savunucusu olarak, “Dirimselcilik” veya “Bergson’cu İstemcilik” olarak bilinen ve özellikle Fransa ve Latin Amerika’da olmak üzere seçkin yandaşlar kazanan felsefi bir dizge geliştirdi. Bergson’un en ünlü yapıtı “Yaratıcı Evrim”in yanı sıra yine önemli çalışmaları olan “Zaman ve Özgür İstenç”, “Özdek ve Bellek” - [Theaitetos Üzerine İrdelemeler](https://www.dusunuyorumdergisi.com/theaitetos-uzerine-irdelemeler/) - “…Platon’un diyaloglarının kronolojisinde dördüncü sırayı, Platon’un filozof ve yazar kariyerinde olgunluktan yaşlılığa geçişi temsil eden ara diyaloglar oluşturur. Söz konusu diyaloglar Parmenides, Theaitetos ve Phaedros’tan meydana gelir. Bu dönemi tanımlayan, hatta dönemin diyaloglarını birleştiren en önemli husus, onlarda Platon’un ilk kez sistemine, özellikle de İdealar Kuramı’na eleştirel bir gözle bakmaya başlamış olmasıdır. Nitekim Parmenides’te idealar kuramının yol açtığı - [Max Scheler’in İnsan Anlayışı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/max-schelerin-insan-anlayisi/) - “İnsan, gerçekliğe hayır diyebilen ebedi isyankârdır” Max Scheler “İnsan nedir?” sorusu, felsefenin doğumundan beri sorulmakta olan bir sorudur ama bu sorunun bir disiplin dalı içerisinde incelenmesine, 20. yüzyılda, Max Scheler’in (1874-1928) kurucusu kabul edildiği felsefi antropoloji dalının ortaya çıkışıyla başlanır. Bu yazıda, Scheler’in felsefi antropoloji hakkındaki görüşlerinin yer aldığı “İnsanın Kosmostaki Yeri” isimli kitabındaki görüşlerinin - [Gerçeklik Pazarı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gerceklik-pazari/) - “Gerçekten daha üstün bir hak yoktur.” Frithjof Schuon Atom ve atom-altı dünyanın bilimsel bir tasviri olan kuantum teorisine ezeli hikmet perspektifine uygun yeni bir yorum getiren emekli matematik profesörü, fizikçi ve filozof Wolfgang Smith (d.1930) Kuantum Bilmecesi adlı eserinin önsözüne şöyle başlıyor: Bu kitap, kuantum fiziği veya ‘kuantum gerçekliği’ problemi denen konu hakkındadır. Fizikçilerin, filozofların - [Sayı 87: Temmuz - Ağustos 2019](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-87-temmuz-agustos-2019/) - İÇİNDEKİLER:Gerçeklik Pazarı Yazar: Ali Sebetci Max Scheler’in İnsan Anlayışı Yazar: Elif Ersoy Theaitetos Üzerine İrdelemeler Yazar: Hulusi Akkanat Henri Bergson ve Duygu Ahlakı Yazar: Saliha Özcan Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Arketip Nasıl Bi Tip](https://www.dusunuyorumdergisi.com/arketip-nasil-bi-tip/) - Bu yazımda kültürü derinden etkilediği söylenen bu tipe yakından bakmak istiyorum. Belki de böylece bazı kitapların nasıl klasikleştiklerini anlayabiliriz. Önce klasik eser ve popüler eser (klasik severler, buradaki eser kelimesine karşı çıkabilirler) üzerine biraz kafa yoralım. Klasik eser zamanı aşar, adeta ölümsüzleşir, sonraki sanatçıları etkiler, onların yazımına bilinçli veya bilinçsiz biçimde süzülür, okuma sevenler için - [Yararcılar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yararcilar/) - Önsöz 18. ve 19. yy, Avrupa’da başta kilisenin, kral ve toprak sahiplerinin manevi, siyasi ve ekonomik baskılarının, despotizminin çatırdamaya başladığı yıllardır. Siyaset, düşünce ve sanat alanlarında insanlar yeni ve önemli adımlar atıyor, dünyayı; kendi dünyaları yaparak yeniden kurmaya başlıyorlardı. Cumhuriyet, demokrasi, özgürlük, aklını kullanma cesareti, yeni fikirler eski anlayışları sarsarak, yıkarak, hızla ilerliyordu. Güçlü altüst - [En Karanlık Şey](https://www.dusunuyorumdergisi.com/en-karanlik-sey/) - Platon’un mağarasının içinde zincirlerle oturan köle belki ölümü düşünememiştir. Çünkü ölümü düşünemeyen hayatını yaşayamamış, güzel kokuları burnundan içeriye aktarmamış, dilinde güzel bir tat hissetmemiş ve güzelliklere dokunmamıştır. Ölümü düşünemeyen kim olduğunu da düşünmemiştir. Köle için her şey koca bir hiçlikten ibarettir. Hatta ellerinin niye bağlı olduğunu bile düşünemez. Duvardaki gölgeler artık onun bedeniyle birleşmiş, fikirlerini - [Bertrand Russel](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bertrand-russel/) - 20. yüzyıl düşünce dünyasının en ünlü filozoflarından biri olarak karşımıza çıkan Bertrand Russell (1872-1970), gerek eserlerinin sayısı, gerek ele alıp incelediği konular (matematik felsefesi, bilgi teorisi, tarih felsefesi, ahlâk, din, politika, sosyoloji, psikoloji, eğitim vb.) ve gerekse görüşlerine etki ettiği filozofların çokluğu bakımından şüphesiz ki oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu yoğun etkileşimden dolayıdır ki, - [Heidegger Düşüncesinde Duns Scotus Mirası](https://www.dusunuyorumdergisi.com/heidegger-dusuncesinde-duns-scotus-mirasi/) - Heidegger Katolik eğitimi almış ve hatta felsefeden önce meslekî kariyerini bu çizgide belirlemeye çok yaklaşmış biri olarak skolastik düşünceyi iyi tanıyan biridir. Heidegger doçentliğini Duns Scotus’un Anlam ve Kategoriler Kuramı adlı tezi ile alır. Duns Scotus 1265-1308 yıllarında yaşamış, yüksek skolastik felsefenin önemli isimlerinden biridir. Özellikle felsefeyi teolojiden ayırarak seküler düşünceye yol açılmasında etkili olmuştur. Heidegger söz - [Sayı 88: Eylül – Ekim 2019](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-88-eylul-ekim-2019/) - İÇİNDEKİLER:Heidegger Düşüncesinde Duns Scotus Mirası Yazar: Nil Göksel Bertrand Russel Yazar: Işık Erdem En Karanlık Şey Yazar: Fadıl Aslan Yararcılar Yazar: M. Oğuz Atabek Arketip Nasıl Bi Tip Yazar: Orhan Tuncay Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Edvard Munch’un Umutsuz İnsanları](https://www.dusunuyorumdergisi.com/edvard-munchun-umutsuz-insanlari/) - Bu yazı 29 Şubat 2008 tarihinde lebriz.com web sitesinde yayımlamıştır. Acı, aşk, insan ilişkileri, melankoli, hastalık ve ölüm... İnsanın ruhsal ve fiziksel hayatını belirleyen ana etkenlerdir. Çocukluğunda ailesindeki bireylerin hastalıklarına ve ölümlerine tanık olan Norveçli ressam Edvard Munch’un (1863-1944) ömrü boyunca unutamadığı bu durumlar onu fazlasıyla etkiledi ve sanatına yön veren unsurlar oldu. Babası doktor - [Pythagoras](https://www.dusunuyorumdergisi.com/pythagoras-2/) - Hayatı Pythagoras’ın tüccar babası Mnesarchus iş nedeniyle Delf şehrindeyken karısı Parthenis’le birlikte kaderin (kader tanrıçalarının) Suriye’ye dönüş yolculuğunda yanında olup olmadığını öğrenmek için Delf kâhinine danışmaya karar verir. Yerdeki geniş bir yarığın üzerine kurulmuş üç ayaklı altın tahtında oturan Pythi (Apollon’un kadın peygamberi) sordukları soruya cevap vermek yerine Mnesarchus’a karısının hamile olduğunu, bir erkek çocuk - [Evrenin Temel Yapısı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/evrenin-temel-yapisi/) - İnsanlar en eski dönemlerden beri doğada belli bir sistem, bir döngü olduğunu fark etmişlerdir. Güneşin doğup battığını, gündüz ile gecenin birbirlerini kovaladıklarını, mevsimlerin değişip tekrar geri geldiklerini saptamışlardır. Doğada bir döngü hareketi her boyutta bulunuyor. Elektronlar atom çekirdeği etrafında, ay dünya etrafında, dünya da güneş etrafında dönüyor. İnsanlar evreni ve çevrelerini anlayıp tutarlı bir şekilde - [Hegel’in Diyalektiği Üzerine Bir Derleme](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hegelin-diyalektigi-uzerine-bir-derleme/) - Filozof Georg Wilhelm Friedrich Hegel (M.S. 1770-1831)’in büyüleyici ve cezbedici bulduğum çözümlemelerini birkaç satırda özetlemeye çalışmanın ne denli indirgeyici ve fakirleştirici bir işlem olabileceğini vurgulamak gerekir. Bu nedenle Hegel’in eserleri içinden kendi cümlelerinden alıntıları da içeren bu kısa derlemenin, düşünürün diyalektik felsefesi hakkında bir sezgi oluşturmaya yönelik olduğunu hatırda tutarak, diyalektiği üzerine daha açık ve - [Sayı 89: Kasım - Aralık 2019](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-89-kasim-aralik-2019/) - İÇİNDEKİLER:Hegel’in Diyalektiği Üzerine Bir Derleme Düzenleyen: Defne Özdemir Evrenin Temel Yapısı Yazar: Haluk Berkmen Pythagoras Yazar: Turgut Özgüney Edvard Munch’un Umutsuz İnsanları Yazar: Nalan Yılmaz Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Sayı 93: Temmuz – Ağustos 2020](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-93-temmuz-agustos-2020/) - İÇİNDEKİLER:Ahasuerus Yazar: Aykut Yazgan Hüzün, Coşku ve Tutku: Vincent Van Gogh Yazar: Nalan Yılmaz Bir Kavram Olarak Yol ve Felsefede ‘Yolda Olmak’ Yazar: Nilda Paşaoğlu Üstbenlik Kavramı Yazar: Elif Ersoy Politikos / Devlet Adamı Üzerine İrdelemeler Yazar: Hulusi Akkanat Dokuz Yüz “900” Yazar: Nilgün Çevik Gürel Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer - [Sayı 94: Eylül – Ekim 2020](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-94-eylul-ekim-2020/) - İÇİNDEKİLER:Hareket ve Newton Fiziği Üzerine Notlar Yazar: Hakan Albayrak Kötülük Problemine Perennial Felsefe Perspektifinden Kısa Bir Bakış Yazar: Ali Sebetci Lekesiz Aklın Sonsuz Günışığı: Özgürlük Yazar: Ürün Anıl Özdemir Aristoteles’in, Platon Reddiyesi Olarak Doksolojik Olanda Etik İnşa Etme Çabası Yazar: Ayşe Acar Platon’un ‘Lyssis’/ (Dostluk) Diyalogu Üzerine Düşünmek Yazar: Hulusi Akkanat Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. - [Sayı 95: Kasım – Aralık 2020](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-95-kasim-aralik-2020/) - İÇİNDEKİLER:Ata’yı Anma Yazar: Aykut Yazgan Modernist Kültürde Ölüm Yazar: Kutluhan Meral Sevsen Öldürürler Sevmesem Öldüm Yazar: Orhan Tuncay Dört Element Jeopolitik ve Edebi Barış Yazar: Nurhan Verda Ecim Yorum ve Aşırı Yorum Yazar: Celile Gökpınar Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Sayı 90: Ocak – Şubat 2020](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-90-ocak-subat-2020/) - 28 - [Sayı 91: Mart - Nisan 2020](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-91-mart-nisan-2020/) - İÇİNDEKİLER:Mesih, Yılan ve Allah’ın Asâsı Yazar: İzzet Erş Schopenhauer’in İstenç Felsefesi Yazar: İbrahim Alagöz Farklı Bir Yol Sınıf Kavgalarının Strateji Kuramcısı, Sosyalizmin KurucusuVladimir İlyich Ulyanov (Lenin) kimdir?Yazar: Hulisi Akkanat Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Sayı 92: Mayıs – Haziran 2020](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-92-mayis-haziran-2020/) - İÇİNDEKİLER:Tarihte Akıl, Aklın Yüceltilmesi ve Aklın Hilesinde ‘İnsan’ Yazar: Defne Özdemir Freud’un Din Anlayışı Yazar: Elif Ersoy Aletheia, Lethe ve Ölüme Karşı Meydan Okuyan Aşk Yazar: Ayşe Acar Korona’nın Sopası Yazar: Mustafa Alagöz İdeolojinin Hayali Düzeninde “İşçilik” Yazar: Fadıl Aslan Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Sayı 96: Ocak – Şubat 2021](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-96-ocak-subat-2021/) - İÇİNDEKİLER:Opr. Dr. Ercan Çakır ile Büyük Usta üzerine… Röportaj: Deniz Tipigil Devlet Sanatçısı İlknur Açıkel ile Ergüder Yoldaş üzerine… Röportaj: Deniz Tipigil Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Devlet Sanatçısı İlknur Açıkel ile Ergüder Yoldaş üzerine...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/erguder-yoldasin-nefes-ve-ses-teknikleri-metodolojisini-devrettigi-san-armoni-kompozisyon-tiyatro-dallarinda-ogrencisi-asistani-olmus-kizim-dedigi-dostu-devlet-sanatcisi-ilknur-acikel/) - Deniz Tipigil: Sevgili İlknur Hocam, büyük usta Ergüder Yoldaş’ı anmak adına vakfımız bu bültenimizi kendisine özel bir sayı olarak hazırlama kararı aldı bildiğiniz gibi. Daha önce değerli Ercan Çakır ile yaptığım röportajdan biliyorum ki Ergüder Yoldaş’ın üç öğrencisinden birisiniz ve birlikte geçirdiğiniz uzun yıllar, yaptığınız çok değerli çalışmalar var. Nasıl başlamak istersiniz söyleşimize? İlknur Açıkel: - [Opr. Dr. Ercan Çakır ile Büyük Usta üzerine...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/erguder-yoldasin-kompozisyon-ogrencisi-ve-bas-asistani-opr-dr-ercan-cakir-ile-buyuk-usta-uzerine/) - Deniz Tipigil: Sevgili Ercan Bey, Büyük Usta Ergüder Yoldaş’ı anmak adına vakfımız bu bültenimizi kendisine özel bir anma sayısı olarak hazırlama kararı aldı malumunuz. Ne memleketi olan ve büyük katkılar, hizmetler sunduğu ülkemizde ne de dünyada hakkıyla ve layığıyla tanınabildi bugüne kadar maalesef Ergüder Yoldaş Hoca’mız. Dolayısıyla sizinle bu röportajı yapmaktan ötürü büyük bir heyecan - [Yorum ve Aşırı Yorum](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yorum-ve-asiri-yorum/) - Umberto Eco (1992), Yorum ve Aşırı Yorum, Çev: Kemal Atakay, Ayrıntı Yayınları, 3. Basım (2019). Umberto Eco Hakkında: 5 Ocak 1932 yılında İtalya'da dünyaya gelmiştir. İtalyan bilim adamı, yazar, düşünür ve eleştirmendir. Dünya gündemine “Gülün Adı” ve “Foucault Sarkacı” isimli romanları ile oturmuştur. İtalyan yazar Umberto Eco göstergebilim ve Orta Çağ estetiği ustalarındandır. Yazar yüksek lisans ve - [Dört Element Jeopolitik ve Edebi Barış](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dort-element-jeopolitik-ve-edebi-baris/) - Okuldayken, bilimin önemini anlatmak için eskiden insanların inandığı içi boş inançlar hakkında örnekler verilirdi. Bunlardan en popüler olanlarından birisi de dört elementti. Atomların ve periyodik tablonun bilindiği bir dünyada, dört elementten bahsetmek saçma bir şeydi. Ancak, modern çağ acaba dört elementte gizlenen bilgeliğin geçersiz olduğunu kanıtlayabilmiş midir? Yoksa bizler modern dünyanın üzerinde kurulduğu aksiyom ve - [Sevsen Öldürürler Sevmesem Öldüm](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sevsen-oldururler-sevmesem-oldum/) - Ölüm Varken Anın uçukluğudur gölgelenen benizde Istıraplar demliğinden süzülürken acılar Sonsuzluk çaresizliği basılı bağrına Ellerinden akıp kayan yaşanmış anılar Yatağının başucunda titrerken bir kandil Solan güneşlerde uykuya susar gözler Karanlığı çöktü çökecek kış mevsiminin Uzayıp kaçan yaşamla uzayıp giden sisler Derin esintisi sarmalar şu bilinmezlerin Son nefes dudakta adeta son kez dans eder Kucağına alıp - [Modernist Kültürde Ölüm](https://www.dusunuyorumdergisi.com/modernist-kulturde-olum/) - Öz Bu makalenin sorunsalı, insanın toplumsal tarihi boyunca ölüm olgusunu algılama ve karşılama biçimlerinin sürekli değişimine dikkat çekmek ve buradan hareketle ölümün, günümüz modern sanayi toplumlarının kültüründe nasıl bir çehreye dönüştüğünü tartışmaktır. İnsanın ölümü yorumlaması ve ölüm karşısında takındığı tutum, onun nasıl bir coğrafyada, nasıl bir inanç ikliminde, nasıl bir ekonomik, politik ve kültürel yapılanma biçiminde - [Ata'yı Anma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/atayi-anma/) - 10 kasım 1997 19.00 muhsin ertuğrul tiyatrosu / bana saat altıda buluşalım dediler. ben de koştum. altıyı bir iki dakika geçiyordu kapıdan içeri girdim, geç kalmanın ezikliği içinde. kimseler yok bizden. yani vakıftan. fuayede bir iki insan. iki masa işgal etmişler. kahve içiyorlar. köşede yaşlı bir hanımefendi. eski moda giysiler içinde.. önündeki sehpada ata’nın cumhuriyet - [Platon'un 'Lyssis'/ (Dostluk) Diyalogu Üzerine Düşünmek](https://www.dusunuyorumdergisi.com/platonun-lyssis-dostluk-diyalogu-uzerine-dusunmek/) - İyi bir dost, çok değerli bir şey, dünyalara değişilmez bir şeydir. Ama candan bir dost bulmak pek kolay olmadığı gibi, dostluğun ne olduğunu söylemek de pek kolay değildir. Acaba seven mi dosttur, sevilen mi? Acaba soğukluk ve nefret gördüğü halde seven insan mı dosttur, sevilen mi? Yoksa sevgi karşılıklı olmadan dostluk olmaz mı? Bu soruya - [Aristoteles’in, Platon Reddiyesi Olarak Doksolojik Olanda Etik İnşa Etme Çabası](https://www.dusunuyorumdergisi.com/aristotelesin-platon-reddiyesi-olarak-doksolojik-olanda-etik-insa-etme-cabasi/) - Özet: Hesaplanabilir, ölçülebilir bir şema olarak içinde bulunduğumuz yaşam kendini mutlak bir gerçeklik olarak dayatsa da ya da gerçekliğimizin bütünüyle bundan ibaret olduğunu kabul ediyor olsak da, Platon bize bıraktığı diyaloglarla gerçeğe benzeyenin bir mimesis (taklit) olduğunu söylemeye hala devam ediyor. Bu makale Aristoteles’in “Nikomakhos’a Etik” eserinde inşa etmeye çalıştığı etik teorinin nasıl ve ne - [Lekesiz Aklın Sonsuz Günışığı: Özgürlük](https://www.dusunuyorumdergisi.com/lekesiz-aklin-sonsuz-gunisigi-ozgurluk/) - “Ruhun ereği özgürlüktür.”G.W. Friedrich Hegel“Aklınızı kullanma cesaretini gösteriniz.” Immanuel Kant Tarihte iz bırakmış bu iki düşün adamına ait aforizmalarda öz aynıdır: Kant özgürlüğün önündeki engelin aklı kullanmaktan duyulan korku olduğunu anlamış, Hegel özgürlüğün evrensel biçimiyle insanlığın asıl hedefi olduğunu görmüştür. İnsan kendinde tanrısal (sonsuz iyilik, erdem ve güzellikten) izler taşır. Bu nedenle kendisini öteki nesnelerden - [Kötülük Problemine Perennial Felsefe Perspektifinden Kısa Bir Bakış](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kotuluk-problemine-perennial-felsefe-perspektifinden-kisa-bir-bakis/) - "Acıyı deneyimlemek ile hiçbir şey arasında bir seçim yapmam gerekse acıyı tercih ederdim."- William Faulkner Tanrı, teizmin iddia ettiği gibi, sonsuz iyi ise ve her şeye gücü yetiyorsa, özgür iradeli bireylerin iyi ile kötü arasında bir tercih yapmak zorunda kaldıkları bu dünya yerine sadece iyiler arasında bir tercih yapabilecekleri başka bir dünya yaratamaz mıydı? Antikiteye - [Hareket ve Newton Fiziği Üzerine Notlar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hareket-ve-newton-fizigi-uzerine-notlar-2/) - Bu makalede içerilen formüllerin doğru okunabilmesi için pdf dosyasını indiriniz. Dosyaları indirmek için aşağıdaki başlıklara tıklayınız. Hareket ve Newton Fiziği Üzerine Notlar Türeve Giriş - [Dokuz Yüz "900"](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dokuz-yuz-900/) - Her dönemin kendine özgü sanatçısı ve sanat eseri olduğu düşüncesini kabul edersek; günümüz sanatçılarının beslendikleri kaynaklar, kullandıkları malzemeler, kendi düşünceleri, duyguları, izleyicinin tepkileri gibi unsurlarla ortaya çıkan eserlerini değerlendirirken sadece biçimsel formlar, malzeme, teknik gibi alışılagelmiş estetik algıların değil, daha çok, üretilen fikirlerin, tepkisel yaklaşımların ön planda olduğunu görebiliriz. İtalya’nın Torino şehrinde bir Ortaçağ eseri - [Politikos / Devlet Adamı Üzerine İrdelemeler](https://www.dusunuyorumdergisi.com/politikos-devlet-adami-uzerine-irdelemeler/) - Devlet adamının bir bilgisi olmadığı söylenemeyeceğine göre, devlet adamının ne olduğunu ortaya koymak için, sofistin ne olduğu aranırken yapıldığı gibi, bilgiyi bölümlere ayırmak doğru olsa gerektir. Herkes bilir ki, hesap ve hesapla aynı soydan olan şeyler, soyut bilgilerdir. El sanatlarında ise çalışanın bilgisi işe katılmaktadır. Bu durum göz önünde tutulursa, bütün bilimleri ikiye ayırıp, birine - [Üstbenlik Kavramı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ustbenlik-kavrami/) - Freud, 1923’te geliştirdiği “yapısal kuram”ında, ruhsal aygıtta birbiriyle bağlantılı çalışan 3 yapıdan bahsetmiştir: altbenlik, benlik ve üstbenlik. Altbenlik, doğuştan sahip olduğumuz, hayatımızın ilk yıllarında ruhsal aygıtımızın tümünü kapsayan yapıdır. Zaman ilerledikçe ruhsal aygıtta altbenlikten farklılaşarak ayrı işlevsel özellikler kazanan birimler oluşur. Bu birimler benlik ve üstbenliktir.[1] Oluşma süreci 5-6 yaşlarında büyük ölçüde tamamlanan, ancak gelişimi - [Bir Kavram Olarak Yol ve Felsefede ‘Yolda Olmak’](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-kavram-olarak-yol-ve-felsefede-yolda-olmak/) - İnsanlık tarihinin hemen her döneminde yol teması etrafında pek çok düşünce ve inanç şekillenmiş, hatta milletlerin ve medeniyetlerin kuruluşunda da yol ve yolda olmak en önemli etken olmuştur. “Yol nedir?” sorusu hep sorulmuştur. Yol kelimesi ana Türkçede yazılı örneği bulunmayan *yo- “yürümek” fiilinden türetilmiştir. Tarihte en eski kaynaklarda, “yol, sefer, yolculuk” (Orhun Yazıtları (735) : - [Hüzün, Coşku ve Tutku: Vincent Van Gogh](https://www.dusunuyorumdergisi.com/huzun-cosku-ve-tutku-vincent-van-gogh/) - Bu yazı 10 Nisan 2012 tarihinde leibriz.com web sitesinde yayınlanmıştır. Vincent van Gogh… Üniversitenin ilk yarıyılında, Ankara Resim Heykel Müzesi’nde sergilenen Wuppertal, Von Der Heydt Müzesi Koleksiyonu’ndaki “Patates Ekimi” adlı resmini görüp karşısından ayrılamadığım ve araştırdığım; “Doctor Who” adlı İngiliz bilim-kurgu dizisinin 5. sezonunun 10. bölümünde değişik açıdan yansıtılan Hollandalı ressam. 1880 – 1890 yılları - [Ahasuerus](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ahasuerus/) - kurgu türü birtakım hikâyeler’ deyazdığım seha ver adlı kurgu türü bir öyküde, ahasver ‘e göndermeler yapmıştım. hikâyedeki kahraman (seha ver) tarihte sözü edilen, isa’yı kışkırtan antagonist bir tipten ziyade bedduaya uğramış bir zavallının ve yine analojik olarak, onun kadar uzun sefil ve sefih bir yaşamı bir türlü ölemeden sürdürmesinin hikâyesiydi.. ebediyen yaşamaya mahkûm edilen tarihteki - [İdeolojinin Hayali Düzeninde “İşçilik”](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ideolojinin-hayali-duzeninde-iscilik/) - İdeolojiler, hayatın her alanı şekillendirdiği gibi, insanların çalışma ortamını ve durumunu da şekillendirmeye çalışıyor. İdeolojik çalışma sisteminde, bütün yapılar ve kuruluşlar çalışanlarına yeni bir kimlik verir. Bu bir bilgisayar üreticisinin bilgisayarına kendi ideolojisi bünyesinde program yüklemesi gibidir. Bunun için bütün yapı ve kuruluşlar kendine ait robotik beyinlerin oluşmasını ve sorgulamayan bir düşünce tarzı içerisinde bireylerin - [Korona’nın Sopası](https://www.dusunuyorumdergisi.com/koronanin-sopasi/) - Doğa kuvveti kuvvet olarak durağan bir enerji deposu değildir. Onun kuvvetini enerji akışları olarak gözlemler ve deneyimleriz. Enerji akışları kaotik değil, kendince ritmik ve yasalıdır. Mekanik düzeyde etki-tepki bağlamında formlar, doğal oluşumlar gerçekleşir. Sonunda organik aşamaya geçerek çeşitli yaşam formları ortaya çıkar ve çıkmaya devam eder. Etki-tepki aslında bir peş peşe sıralanma değil, eşzamanlıdır. Her - [Aletheia, Lethe ve Ölüme Karşı Meydan Okuyan Aşk](https://www.dusunuyorumdergisi.com/aletheia-lethe-ve-olume-karsi-meydan-okuyan-ask/) - Özet: Antik Yunan’da evrenselleştirilebilecek bir insan doğası bulunmaz; insan potansiyellerden oluşan, potansiyelleri teorik ve pratik yaratıcı faaliyetle ortaya koyandır.[1] Evrensel insan doğası anlayışıyla şekillenmiş modern bir insan Antik Yunan’a dair okuma yapmaya karar verdiğinde ya bütünüyle Antik Yunan’a ait olmayan bir anlayışa sahip olacaktır ya da daha önce hiç karşılaşmadığı ve bu nedenle bilmediği bu - [Freud’un Din Anlayışı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/freudun-din-anlayisi/) - Bu yazıda Freud’un sadece batılı beyaz ırkın güncel Hristiyan din anlayışını göz önüne alıp dinin diğer tüm biçimlerini bir kenara bırakarak kaleme aldığı[1] “Bir Yanılsamanın Geleceği: Bilim ve İman” adlı eserinde din üzerine olan görüşlerinin kısa bir özetinin sunulması amaçlanmaktadır. Freud’a göre insanların doğa tehlikelerinden korunabilmek amacıyla biraraya gelip kurduğu “uygarlığın” iki bileşeni vardır: 1) - [Tarihte Akıl, Aklın Yüceltilmesi ve Aklın Hilesinde ‘İnsan’](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tarihte-akil-aklin-yuceltilmesi-ve-aklin-hilesinde-insan/) - Tarih ve felsefe farklı biçimler altında incelenebilmeleri bakımından çok anlamlılık taşırlar. Tarih hem insani varoluşun belirlenmesi hem de insani olup bitmeleri ortaya çıkarmaya çalışan bir uğraşı anlamında kullanılır. Bu durumda tarih felsefesi hem tarihe yönelik felsefi bir üst bakış hem de insani olup bitmelerin felsefi anlamda eleştirel yoldan çözümlenmesi şeklinde tanımlanabilir.[1] Alman idealizmine kadar Almanya’da - [Farklı Bir Yol - Sınıf Kavgalarının Strateji Kuramcısı, Sosyalizmin Kurucusu Vladimir İlyich Ulyanov (Lenin) kimdir?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/farkli-bir-yol/) - Sınıf Kavgalarının Strateji Kuramcısı, Sosyalizmin Kurucusu Vladimir İlyich Ulyanov (Lenin) kimdir? “Filozoflar yalnızca dünyayı değişik biçimlerde yorumladılar; oysa sorun onu değiştirmektir.”Karl Marx – Feuerbach Üzerine Tezler,1845 Leninizm nedir? Lenin’in ilham verici liderliğine dair kahramanlık senaryosuna olan ömürlük adanmışlığını, ancak onu fikirlerine bağlayan duygusal harcı anladığımız vakit idrak edebiliriz. Bu senaryo, tutkulu bir birey ile onun - [Schopenhauer’in İstenç Felsefesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/schopenhauerin-istenc-felsefesi/) - Schopenhauer’ın irade felsefesi esas olarak Kant felsefesine dayanmaktadır. Ancak oluşma süreci içinde bu felsefe, kendi dönemindeki Romantiklerin (Fichte, Schelling ve Hegel) görüşlerine tepki olarak Kant’ı savunurken, bir taraftan da Romantiklerin bazı görüşlerini Kant’a karşı savunarak bir Kant eleştirisine dönüşmüştür. Bu sebeple Schopenhauer felsefesine, Romantik İdealistlerle, Kant arasındaki çatışkının bir yansıması olarak da bakmak durumundayız. Schopenhauer’in - [Mesih ve Yılanın Birliği Olarak Allah’ın Asâsı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/mesih-ve-yilanin-birligi-olarak-allahin-asasi/) - “Ve Musa cevap verip dedi: Fakat işte, bana inanmayacaklar ve sözümü dinlemeyecekler; çünkü: Rab sana görünmedi, diyecekler. Ve Rab ona dedi: Bu senin elindeki nedir? Ve dedi: Değnek. Ve dedi: Onu yere at. Ve onu yere attı ve yılan oldu ve Musa onun önünden kaçtı. Ve Rab Musa’ya dedi: Elini uzat ve onun kuyruğundan tut - [Darwin: Dünü, Günü, Bugünü](https://www.dusunuyorumdergisi.com/darwin-dunu-gunu-bugunu/) - Bu makalemde, Darwin’e giden yolda kimler vardı, Darwin neler söyledi ve Darwin’den sonra bu yolda bugüne dek neler oldu, anlatmaya çalışacağım. Darwin’den bahsederken kitaplarının konularına da kısaca değineceğim. Darwin’in pragmatist[1] mi yoksa yararcı[2] mı olduğunu düşünürsek, bana göre ikisi de değil. O bir meraklı. Bu yola meraklı olduğu için girmiş. Kendisi bir felsefeci değil. Merak - [Yeni Platonculuk ve Plotinus](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yeni-platonculuk-ve-plotinus/) - Yeni Platonculuk nedir? Bunu anlayabilmek için öncelikle Platon’u biraz tanıyalım. Platon M.Ö. 427-347 yıllarında yaşamış olan Antik Yunan filozofudur. Gençlik yıllarında Sokrates ile tanışıp öğrencisi olur ve ondan felsefi eğitim alır, daha sonra Doğu felsefesini de araştırmak için Mısır’a gider ve 12 yıl boyunca orada kalır. Atina’ya döndüğünde ise, Atina’da savaş kahramanı olarak anılan Akademos’un - [Amerikan Soyut Dışavurumculuğu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/amerikan-soyut-disavurumculugu/) - Öncelikle dönemle ilgili biraz bilgi vermekte fayda var. İkinci Dünya Savaşı sırasında uluslararası sanat ortamı Paris’ten New York’a taşınır. Bu merkez kaymasının arkasında birçok etken vardır. Mesela 1930’larda başta Almanya ve İtalya gibi Avrupa ülkelerindeki totaliter rejimlerde sanatsal yaratıcılığın kökünü kazımaya yönelik girişimler, birçok Avrupalı sanatçının ABD’ye göç etmesine yol açmıştır. Başta Gerçeküstücüler olmak üzere - [Psikolojide Narsisizm Kavramına Kohut Öncesi Bakış](https://www.dusunuyorumdergisi.com/psikolojide-narsisizm-kavramina-kohut-oncesi-bakis/) - Narsisizm sözcüğü, Narkisos söylencesine göndermede bulunarak kişinin kendi imgesine yönelik sevgisini ifade eder.[1] Narsisizm sözcüğü psikiyatride ilk kez 1898’de Havelak Alleis tarafından bir psikiyatrik patolojiyi belirtmek için kullanılmıştır. Bu terimi Paul Nacke, 1899’da, kendi bedenine genellikle cinsel bir nesnenin bedenine davranıldığı gibi davranan, yani kendi bedenine tam bir tatmin elde edene kadar bakan, onu okşayan, - [Mao Çe/Ze – Tung](https://www.dusunuyorumdergisi.com/mao-ce-ze-tung/) - “Bir Devrimcinin Otobiyografisi”[1] ve “Uzun Devrim”[2] (Mao’dan Tiananmen Meydanı’na) “ Vicdan sahibi olmakta aşırılıkta gerçek bir hastalıktır. Böyle olduğuna yemin ederim.” -Fyodor Mihayloviç Dostoyevski,‘Yeraltından Anılar/Notlar’- 1893 yılında Çin’in Hunan eyaletinde doğdu. Babası zengin bir kişiydi. 13 yaşına kadar sabahları tarlada çalışan öğleden sonraları da okula giden Mao, 1911 yılında Guomindang ordusuna katıldı. Bu ordu 1912 - [Türkiye’de ve Türkçede Felsefe (Sayı: 57)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/turkiyede-ve-turkcede-felsefe-sayi-57/) - İÇİNDEKİLER:Dil ve Felsefe* Yazar: Metin Bobaroğlu Eril Dil, Türkçe ve Felsefe Yazar: Gülgün Pagy Türkçe ile Felsefe Yazar: Kutay Akın Felsefe Yapmayı Ne Engeller? Yazar: Mustafa Alagöz Anlamdaş Olmak Millet Olmanın Temelidir* Yazar: İhsan Fazlıoğlu Prof. Avram Galanti’nin ‘Arabî Harfleri Terakkimize Mânî Değildir’ Kitabına Eleştiri* Yazar: İzzet Erş Felsefecilerimiz Yazar: Gülşen Geniş Türkiye’de Türkçede Felsefe - [Yabancılaşma (Sayı: 63)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yabancilasma-sayi-63/) - İÇİNDEKİLER:Kendini Bilmek ya da Yabancılaşmadan Özgürleşmeye Yazar: Oğuz Atabek Dört Boyutlu Yabancılaşma Yazar: Haluk Berkmen Yaban Eller / İtiraf Yazar: Özlem Alagöz Kendine Yabancılaşmak Yazar: Kutay Akın Başkalaşarak Kendinde Kalmak Yazar: Mustafa Alagöz Kendi ve Kendi Olmayanın Kurgul Diyalektiği Yazar: Coşkun Özdemir Felsefi Tinin Yabancılaşması Üzerine Bir Deneme Yazar: Ahmet Kip Olmakta Olanın Anlaşılan Kadarında - [Değerler Rabbi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/degerler-rabbi/) - İnsan doğayla ayrımını algıladığı andan itibaren “algısı ile algıladığı arasında” bir bağın olduğunu sezer. İlk elden duyusal bilinç düzeyinde de olsa bunun nedenlerini, gördüklerinin gerisinde neyin var olduğunun arayışına da başlamış olur. Algının kendisi bir üçlemenin birliğidir; algılanan, algılayan ve algı. Algı, şiddeti ve biçimi ne olursa olsun daha ilkel düzeyde de olsa akla bir - [Franz Kafka’nın Desenleri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/franz-kafkanin-desenleri/) - -Bu yazı 11 Haziran 2015 tarihinde leibriz.com sitesinde yayınlanmıştır.- Franz Kafka (1883-1924) romanlarında 20. yüzyıl başında modern hayatın getirdiği yalnızlığı, yabancılaşmayı, anlamsızlığı ve içsel huzursuzlukları simgesel ve karamsar bir bakış açısıyla aktarır. O yıllarda ekspresyonist ressamlar da çağın olumsuz ve yozlaşmış yanlarını toplumsal bir eleştiriyle resimlerinde yansıtırlar. Yargı, Dava, Şato, Dönüşüm, Açlık Sanatçısı, Ceza Kolonisi, - [Empedokles](https://www.dusunuyorumdergisi.com/empedokles/) - Bu yazı Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi İLKE’nin Güz 2005 15. sayısında yayınlanmıştır. Antik dünyada Empedokles (İ.Ö. 495-435), doğum yeri Sicilya Akragas’ın politik hayatında demokratik tarafta aktif biri olarak ve bir filozof ve şair olduğu kadar bir hekim olarak da nitelendirilirdi. Empedokles’in felsefi ve bilimsel teorileri Platon’un birçok çalışmasında anılır ve tartışılır. Bu teoriler - [Jung ve Hesse](https://www.dusunuyorumdergisi.com/jung-ve-hesse/) - Hermann Hesse: Hermann Hesse, Alman Romantizminin yazınsal geleneğinde Novalis, Hölderlin, Kleist ve Nietzsche’nin devamıdır. Alman Romantizmi üzerine yazdığı önemli bir çalışması kaybolmuş ve unutulmuştur. Schopenhauer ve Goethe ile Doğuya kavramsal bir yolculuk başlatan akımın takipçilerindendir. Herman Hesse 1946 yılında Nobel Edebiyat ödülü aldığında tanınmaya başlar. Anglo-Sakson dünyası onu ağır ve sıkıcı bulduğundan kitaplarının çoğunu çevirmediği - [Sayı 97: Mart – Nisan 2021](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-97-mart-nisan-2021/) - İÇİNDEKİLER:Felsefe Ölümü Değil Yaşamayı Öğrenmektir Yazar: Sezgi Durgun Özkan Jung ve Hesse Yazar: Suna Öztürk Empedokles Yazar: Esra Çağrı Mutlu Franz Kafka’nın Desenleri Yazar: Nalan Yılmaz Değerler Rabbi Yazar: Mustafa Alagöz Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Felsefe Ölümü Değil Yaşamayı Öğrenmektir](https://www.dusunuyorumdergisi.com/felsefe-olumu-degil-yasamayi-ogrenmektir/) - Bu yazı, Marmara Üniversitesi Öneri Dergisi Cilt 16, Sayı 55, Ocak 2021, sayısında ISSN 2147-5377, ss. 51-73 DO1: 10.14783/maruoneri.730548 numaralandırması ve “Düşünce Tarihine Alternatif Yaklaşımlar: Diotima, Arendt ve Beauvoir” adı ile basılmıştır. Giriş Düşünce tarihi genellikle Antik Yunan geleneğinden başlatılarak günümüze getirilir. Bu süreçte düşünce tarihi erkek filozofların hüküm sürdüğü bir zeminde yükselirken kadın filozofların - [Ayın Konuğu: Kazım Aksan](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ayin-konugu-kazim-aksan/) - Değerli araştırmacı, yazar ve entelektüel Burhan Oğuz hocamın, geçmişte yayın haklarını devrettiği devasa külliyatın yayına hazırlanmasında büyük emekleri olan Kazım Aksan beyefendi... - Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz? 1957 yılında, Mayıs ayının birinci günü doğmuşum; hem Ramazan imiş hem de 1 Mayıs İşçi Bayramı. Ankara’nın Çankaya semtinde İltekin İlkokulu’nda okudum. Çocukluktan beri fotoğrafçılığı çok severdim, - [Bardak ve Felsefe](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bardak-ve-felsefe/) - Felsefe yapabilmenin birinci şartı öncelikle bir bardağa sahip olmaktır. Çünkü felsefe bu alanda eğitim almamış bir akıl için başlangıçta salt “düşünce olarak düşünce” değildir. Akıl düşünce olarak düşünceye, yani arı düşünceye evrilir. Bu bir yükselmedir ve yükselmenin aracı yöntem geliştirmek veya belirli bir yönteme uymaktır. Akıl, kavrama geçişi önünde hazır bulduğu duyusal gerçekliği, yani dışsal - [Soru Sormak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/soru-sormak/) - Farazi bir sorgulamayla başlayalım. Hikâye bu ya, elinize bir imkân geçiverdi ve ne soracak olursanız olun, muhakkak size cevabını verecek olan bir peri var karşınızda. Fakat yalnızca tek bir koşul bulunmakta: Sorunuz asla ikincil kaynaklardan devşirilmiş olmayacak. Sözgelimi falanca kitaptan, filanca konuşmadan hafızaya atılmış bir noktadan hareket etmeniz yasaklanmıştır bu perinin karşısında. Bütün kavramlar da - [Schopenhauer’in Kötümserliği](https://www.dusunuyorumdergisi.com/schopenhauerin-kotumserligi/) - Dünya benim tasavvurumdur. -Temel eserinin giriş cümlesi- Alman filozof Arthur Schopenhauer, 22 Şubat 1788’de Baltık Denizi kıyısında bulunan Danzig’de doğdu. Babası, Arthur’u tüccar yapmak istiyorsa da çok yönlü gelişimi için onu sık sık seyahatlere çıkarıyordu. Dokuz yaşındayken, eğitim alması için iki yıl süreyle Fransa’da kaldı. Geri döndüğünde ana dilini unutacak kadar Fransızca öğrenmişti. Seyahatler devam - [Evrenin Tanrısal Yönetimine İnancımızın Temeli Üzerine: Fichte, İnanç ve İnsan](https://www.dusunuyorumdergisi.com/evrenin-tanrisal-yonetimine-inancimizin-temeli-uzerine-fichte-inanc-ve-insan/) - Özet: Alman idealizminin önemli temsilcileri arasında yer alan Johann Gottlieb Fichte’nin “Evrenin Tanrısal Yönetimine İnancımızın Temeli Üzerine”[1] adlı kısa denemesi 1798 yılında yayınlanmıştır. Deneme, Fichte’nin düşünce sisteminin merkezinde duran Wissenschaftslehre temel alarak yazılmış, din felsefesine dair görüşlerinin yer aldığı bir tür manifesto niteliği taşımaktadır. Bu makale “Evrenin Tanrısal Yönetimine İnancımızın Temeli Üzerine” adlı denemede Fichte’nin - [Sayı 98: Mayıs – Haziran 2021](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-98-mayis-haziran-2021/) - İÇİNDEKİLER:Evrenin Tanrısal Yönetimine İnancımızın Temeli Üzerine: Fichte, İnanç ve İnsan Yazar: Ayşe Acar Schopenhauer’in Kötümserliği Yazar: Fatih Gökhan Tevfikoğlu Soru Sormak Yazar: Kutluhan Meral Bardak ve Felsefe Yazar: İzzet Erş Ayın Konuğu: Kazım Aksan Söyleşi: Sultan Güvenç Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Kozmik Tefekkür: Zamanın Ruhu & Zamansız Bellek](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kozmik-tefekkur-zamanin-ruhu-zamansiz-bellek/) - Her şey bomboş… Kuşaklar gelir, kuşaklar geçer, ama Dünya sonsuza dek kalır. Her şey yorucu, hem de sözcüklerle anlatılamayacak kadar. Göz görmekle doymuyor, Kulak duymakla dolmuyor. Önce ne yaşandıysa, yine aynısı yaşanacak. Önce ne yapıldıysa, yine aynısı yapılacak. Her şey çoktan, bizden önce de vardı. Güneşin altında yeni bir şey yok. Geçmiş kuşaklar anımsanmıyor; Gelecek - [Ses, Görünüş, Belirsizlik ve Nesnellik](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ses-gorunus-belirsizlik-ve-nesnellik/) - Bu yazı 19 Ekim 2012 tarihinde leibriz.com web sitesinde yayınlamıştır. Görselliğin her şeyin önüne geçtiği bir çağda yaşıyoruz. Gizemli ve hayal gücünü harekete geçiren bir yanı olsa da sesin geçicilik hissi uyandırması hüzünlü. Leonardo da Vinci “resmin müzikten üstün ve kalıcı olduğunu, onun müzik gibi doğar doğmaz ölmediğini” ileri sürer. Kayıt edilse ve istenildiği zaman - [Susam ve Zambaklar - John Ruskin](https://www.dusunuyorumdergisi.com/susam-ve-zambaklar-john-ruskin/) - Kitap İncelemesi Susam ve Zambaklar, John Ruskin, Çeviri: Emre M. Bozer, Murat Erşen, Aylak Adam Yayınları. Kitap, Ruskin’in 1864’te verdiği iki konferans metninden oluşur. Bu konferanslar İngiltere ve İngiliz halkını konu alır. Ruskin’in bir sanat eleştirmeni ve toplum bilimci olması göz önüne alınınca, kitabının başlığının çiçek isimlerinden oluşması, estetik bakış açısına ve savaşın yerine güzelliklerin - [Sosyal Medyada Sosyalleşme Biçimleri: Gösteri ve Gözetim](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sosyal-medyada-sosyallesme-bicimleri-gosteri-ve-gozetim/) - Giriş Sosyal medya hayatımıza girdi gireli; yemekten haberleşmeye, alışverişten sohbet etmeye kadar gündelik yaşam pratiklerimizde farklılaşmalar ortaya çıkmaktadır. Yazının da aslında çağı için yeni bir teknoloji olduğu düşünüldüğünde, sosyal medyaya toplum tarafından sağlanan adaptasyon şaşırtıcı boyutlardadır. Zira yine yazıyla kıyaslayacak olursak, okuryazarlığın toplumların alt sınıflarında yaygınlaşması yaklaşık olarak 20. yüzyıla (özellikle ulus devletlerde okulun genelleşmesine) - [Kıssa-yı Mansûr](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kissa-yi-mansur/) - Seyyid Yahya Dede hazretlerinden... Cenâb-ı Hallâc-ı Mansûr Mesnevîsi Gönüller sultânı, aşk ve irfân menba’ı, Pîr-i Sâni-i Halvetî Seyyîd Yahyâ-yi Şirvânî Dedemizin Farsça manzûm eserleri arasında yer alan “Kıssâ-i Mansûr” başlıklı mesnevîsinin aslı 72 beyitten mürekkep olup arûzun hazec bahri “mefaîlûn mefaîlûn mefaîlu” kalıbıyla hakîkat tâliplerine işâret olarak ikrâm olunmuştur. Hak Teâlâ kendine susamış cümle canlara, - [Sayı 99: Temmuz – Ağustos 2021](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-99-temmuz-agustos-2021/) - İÇİNDEKİLER:Kıssa-yı Mansûr Yazar: Seyyid Yahya Dede Sosyal Medyada Sosyalleşme Biçimleri: Gösteri ve Gözetim Yazar: Kutluhan Meral Susam ve Zambaklar – John Ruskin Yazar: Celile Gökpınar Ses, Görünüş, Belirsizlik ve Nesnellik Yazar: Nalan Yılmaz Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Okuma Üzerine - Marcel Proust](https://www.dusunuyorumdergisi.com/okuma-uzerine-marcel-proust/) - “Okuma Üzerine” Proust’un derin hayranlık duyduğu, neredeyse tüm kitaplarını ezberlediği John Ruskin’in konferanslarının yer aldığı, “Susam ve Zambaklar” adlı kitabının önsözüdür. Proust’un Ruskin’i takdim yazısıdır. Notos Yayınevi’nden kitap olarak yayımlanan “Okuma Üzerine”, Marcel Proust’un nasıl yazdığı, üslubu hakkında fikir verebilecek niteliktedir. “Okuma Üzerine”, Marcel Proust`un birey ile kitap arasındaki ilişkiyi anlatan, büyük bir yazarın, kitapla - [Tek Boyutlu İnsandan Duyulmayan Anlam Çığlığı: Yabancılaşma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tek-boyutlu-insandan-duyulmayan-anlam-cigligi-yabancilasma/) - Dün: Cogito ergo sum – Düşünüyorum Öyleyse Varım. –Descartes– Bugün: Tüketiyorum Öyleyse Varım. Bauman; günümüz tüketim toplumu tüketicisinin, bu zamana kadar görülen herhangi bir toplumdaki tüketiciden tamamen farklı olduğunu söyler. Filozoflar, şairler ve ahlak hocaları, insanın yaşamak için mi çalıştığı, yoksa çalışmak için mi yaşadığını sorgulamışlardır, ancak günümüzde bu anlamda en çok hissedilen ikilem insanın - [Kaygıda Hüzün, Hüzünde Kaygı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kaygida-huzun-huzunde-kaygi/) - Varoluş bize bilmeceler, sırlarla dolu görünüş ve olgular evreni verir. Bilmeceler ve sırlar, bilme yetisi olan insan dışında kimsenin derdi değil. İnsan, kâinatın özeti ve onu “kendi içinde dürülü bükülü saklayan olarak” bu derdi hep taşıyacaktır. Öyle ki tüm kâinat kendi özünü, varoluşunun tüm süreçlerini insanda toplamış ve onun üzerinden kendini bilen, bilincin aynasında seyreden - [Düşüncelerde Kavramlarda Şarkılarla Yaşıyorum](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dusuncelerde-kavramlarda-sarkilarla-yasiyorum/) - Felsefe ya da daha genel anlamda söylenecek olursa bazı fikirler acaba bütün bir hayatı, deneyimleri ve onların anlamlarını da dönüştürür mü? Soruyu biraz daha açalım: Sözgelimi bir düşünceyi kavramak, aynı zamanda yaşantılardaki algıları da şekillendirir mi? Sonuçta her kavram, aynı zamanda metaforik olarak söylenecek olursa, bir yazılımdır. Üstelik bu yazılım, daha önce bilgisayarınızın masaüstünde bir - [Hegel’in Sanat Felsefesi’ne (Estetik) Dair](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hegelin-sanat-felsefesine-estetik-dair/) - Georg Wilhelm Friedrich Hegel (1770-1831)’in, sanatın var olma gerekçesini açıkladığı, o etkileyici paragrafı ile yazıya başlamak istedim. Hegel’in estetiğine yönelik sezgi uyandıracak diğer içerik de olabildiğince temel noktaları ile yazıda yer alacaktır. İnsan, hangi gereksinme ile sanat eseri ortaya koyar? “Sanatı (biçimsel açıdan) doğuran genel ve mutlak gereksinim, insanın düşünen bilinç oluşunda yani olduğu şeyi - [Bir İyileşme Biçimi Olarak Yaralanmak: Aşk Felsefesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-iyilesme-bicimi-olarak-yaralanmak-ask-felsefesi/) - Ben yine seviyor olacaktım seni Nuh Tufanı’nın on yıl öncesinden, Ve eğer istersen, lütfet bana reddedişlerini Yahudiler değiştirene dek dinlerini.[1] Bazı kavramlar üzerine yazmak, insanlığın başlangıcından bugüne kadar olan kısımlar üzerine yazmak zorunluluğu doğurur. Çünkü eğer insanın öznesi olduğu bir kavram veya olay söz konusuysa, münferit dinamiklerin, belirli şartların ve algılayışların da olduğunu hesaba katmak - [Sayı 100: Eylül – Ekim 2021](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-100-eylul-ekim-2021/) - İÇİNDEKİLER:Bir İyileşme Biçimi Olarak Yaralanmak: Aşk Felsefesi Yazar: Furkan Kemer Hegel’in Sanat Felsefesi’ne Dair Yazar: Defne Özdemir Düşüncelerde Kavramlarda Şarkılarla Yaşıyorum Yazar: Kutluhan Meral Kaygıda Hüzün, Hüzünde Kaygı Yazar: Mustafa Alagöz Tek Boyutlu İnsandan Duyulmayan Anlam Çığlığı: Yabancılaşma Yazar: Ürün Anıl Özdemir Okuma Üzerine – Marcel Proust Yazar: Celile Gökpınar Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık - [Sayı 101: Kasım – Aralık 2021](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-101-kasim-aralik-2021/) - İÇİNDEKİLER:Onomastik Çerçevede Osmanlı Kuruluş Dönemi Tarihi Yazar: Vatan Özgül Marx’ın “Yabancılaşma” Kavramı Üzerine Yazar: Kutluhan Meral John Roger Searle’de Mana Kavramı Yazar: Hasan Hüseyin Albayrak Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [John Roger Searle’de Mana Kavramı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/john-roger-searlede-mana-kavrami/) - Searle, sırasıyla dil felsefesi, zihin felsefesi ve sosyal kuramların doğası üzerine yoğunlaşarak, bunları birbiriyle ilişkilendirip aynı potada eriterek bir sistem kurmaya çalışmıştır. Örneğin dilin sadece yapısını inceleyerek veya mantıksal analize tabi tutarak anlaşılamayacağını düşünmüş ve söz edimlerini sosyal bağlamda ele almıştır. Bir başka açıdan da dili, zihin kavramı olan mananın (intentionality) temel formlarının bir uzantısı - [Marx’ın “Yabancılaşma” Kavramı Üzerine](https://www.dusunuyorumdergisi.com/marxin-yabancilasma-kavrami-uzerine/) - “Nesneleşmiş emek, canlı emek tarafından kendi ruhu ile donatılmıştır ve onun karşısında yabancı bir güç olarak yerleşmiştir” (Marx, 2018, s. 120). Karl Marx’ın yabancılaşma kavramını nasıl kullandığını incelemeden önce, tarihsel olarak miras aldığı düşüncenin izini sürmek; G. W. F. Hegel ve Ludwig Feuerbach’a kısaca değinerek başlamak isabetli olacaktır. Gordon Marshall’ın Sosyoloji Sözlüğü de başta Hegel’in - [Onomastik Çerçevede Osmanlı Kuruluş Dönemi Tarihi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/onomastik-cercevede-osmanli-kurulus-donemi-tarihi/) - Bu yazı Vatan Özgül'ün "Onomastik Çerçevede Osmanlı Kuruluş Dönemi Tarihi" kitabının önsözüdür... Konuya; ömrünün büyük bir bölümünü Osmanlı’nın kuruluş dönemini araştırmaya adamış, ancak ölmeden evvel son 5 sene içinde, Fuad Köprülü merkezli “Kayı Boyu faraziyesini bırakıp”, bir nevi öz eleştiri yapmaya başlayarak, Osman Bey ve Osmanlı kuruluş dönemiyle ilgili bilinenlerin/paradigmanın doğru olmadığını söyleyen Halil İnalcık’ın - [Bir İdeoloji Olarak Hümanizma Kavramının İspatı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-ideoloji-olarak-humanizma-kavraminin-ispati/) - Yazdıklarımızı kanıtlayarak, kanıtladıklarımızı yazmış olacağız. Eğer nedensellik bağı olmasaydı hiçbir şey var olmazdı, hiçbir şeyi bilinmezdi. Çünkü her varlık, nedenlerinin sonucu her bilgi nedenlerinin bilgisidir. Bir şeyin nedeni aynı zamanda o şeyin özüdür. Bir şeyin özü onun öznesidir yani yapıcı aklıdır. Bireysel ve toplumsal konuların nedeni-özü-öznesi insandır. Toplumların sorunlarının da bu sorunlarının çözümünün nedeni de - [Platon’un Kharmides / Bilgelik Diyaloğu Üzerine İrdelemeler](https://www.dusunuyorumdergisi.com/platonun-kharmides-bilgelik-diyalogu-uzerine-irdelemeler/) - Sokrates bilgeliğiyle övünen güzel bir aristokrat olan Kharmides’e “bilgelik”ten ne anladığını sorar. Kharmides önce bilgeliğin rahatlık, ılımlılık ve ölçülülük olduğunu acelecilik ve telaşla ilgisinin olmadığını söyler; ama Sokrates ona çoğu zaman aceleciliğin ve hızlı davranmanın yavaşlıktan daha iyi olduğunu söyler. O zaman, Kharmides, bilgeliği bir utangaçlık gibi tanımlar. Sokrates buna karşı Homeros’tan örnekler vererek utangaçlığın - [İstifçiliğe Karşı Koleksiyonculuk](https://www.dusunuyorumdergisi.com/istifcilige-karsi-koleksiyonculuk/) - Kimi uğraşıları karşıtını temsil eden düşüncelerle tartışmak, onları değerlendirirken daha hızlı yol alınmasına yardımcı olabilir. Koleksiyonculuk için de istifçilik, böylesi bir zıtlığı işaret etmektedir. İlk bakışta görülebileceği üzere hakiki koleksiyonculuk; yalnızca sahip olmak manasına gelmediği gibi, parayla kıymetli eşyaları satın alma olgusuna da indirgenememektedir. Öte taraftan istifçilik ise, kara günleri de hesaba katan, temkinli-tedbirli olmaktan - [Hegel’de Özgürlük Kavramına Dair Bir Çerçeve](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hegelde-ozgurluk-kavramina-dair-bir-cerceve/) - * “Bu kısa metin Doğan Göçmen’in “Hegel’de Özgürlük Kavramı Üzerine” başlıklı yazısından alınmıştır. Yazı Şubat 2022’de Doğu-Batı Yayınlar’ından “Düşünce Tarihinde Özgürlük” adı altında Armağan Öztürk ve Cengiz Çevik’in editörlüğünde yayınlanacak olan derleme kitapta yayınlanacaktır. Doğu-Batı Yayınları’ndan Taşkın Takış Beye metnin yayınlanmasını mümkün kıldığı için teşekkür ederiz.” Hegel’in felsefesi bir özgürlük felsefesidir. Bu bakımdan onun felsefesi - [Einstein’ın Rüyası; Birleşik Alan](https://www.dusunuyorumdergisi.com/einsteinin-ruyasi-birlesik-alan/) - “Evren bir bütündür. Tek bir organizma gibidir. Belki bu yüzden birbiriyle tamamen ilgisiz iki şey yoktur. İlişkileri görebildiğinizde evren kalbini açar size… Geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki ayırım sadece bir yanılsamadan ibarettir.” “İnsan, bizim tarafımızdan evren diye adlandırılan bütünün, zaman ve uzayda sınırlı bir parçasıdır. Kendini, düşüncelerini ve duygularını diğerlerinden ayrıymış gibi deneyimler. Bu, bilincinin - [Sayı 102: Ocak – Şubat 2022](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-102-ocak-subat-2022/) - İÇİNDEKİLER:Einstein’ın Rüyası; Birleşik Alan Yazar: Suna Öztürk Hegel’de Özgürlük Kavramına Dair Bir Çerçeve Yazar: Doğan Göçmen İstifçiliğe Karşı Koleksiyonculuk Yazar: Kutluhan Meral Platon’un Kharmides / Bilgelik Diyaloğu Üzerine İrdelemeler Yazar: Hulusi Akkanat Bir İdeoloji Olarak Hümanizma Kavramının İspatı Yazar: Coşkun Özdemir Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Sayı 104: Mayıs – Haziran 2022](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-104-mayis-haziran-2022/) - İÇİNDEKİLER:Yeni Matematik, Yeni Siyaset, Yeni Ekonomi ve Yeni Felsefe Yazar: Verda Ecim Kuantum Dünyası Yazar: Suna Öztürk Tinin Fenomenolojisinde Doğal Bilinç ve Platon’un Mağarası Yazar: Ayşe Acar Karl Marx: İnsanın Çıplaklaştırılması ve Emeğin Metalaştırılması Yazar: Doğan Göçmen Balarıları ve Bal Hakkında Yazar: İbrahim Yılmaz Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Sayı 107: Mart - Nisan 2023](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-107-mart-nisan-2023/) - İÇİNDEKİLER:Sokrates’in Rüyası Yazar: Suna Öztürk Platon’un Mağarasından Çıkamamak Yazar: Ayşe Acar Bir Hayat Dersi: Rocky Felsefesi Yazar: Kaan Demirdöven Felsefe ve Onun Nesnesi Dikkate Alınarak Yapılan AdKavram-Nesne İlişkisine Dair Bir Tartışma Yazar: Coşkun Özdemir Toplum Yazar: Ozan Bilal Platon’un Symposion’un (Şölen) Kritize Denemesi Yazar: Hulisi Akkanat Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer - [Sayı 106: Eylül - Ekim 2022](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-106-eylul-ekim-2022/) - İÇİNDEKİLER:Kanılarla Hesaplaşmak ve Kendine Eğilerek Kendini Bilmek Yazar: Kutluhan Meral Hiç Basılmayacak Bir Kitap: Gönlün Görüngübilimi Ya Da Sessiz Metin Yazar: Kaan Demirdöven Eğlence Kültürü ve Boş Zaman Etkinlikleri Yazar: Ürün Anıl Özdemir Sözün Okumaya Etkisi Nedir? Yazar: Celile Gökpınar Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Sayı 108: Mayıs - Haziran 2023](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-108-mayis-haziran-2023/) - İÇİNDEKİLER:Bir “Çeviri” Tercümesi – Kamer Suresi Yazar: Özgür Ülker Bilincin Deneyiminin Bilimi ya da Tinin Fenomenolojisi Üzerine – 1 Yazar: Kutluhan Meral Mustafa Kemal’in Bilinmeyen Alman Düşünce ve Felsefe Kaynakları Yazar: Doğan Göçmen Tartışma Sanatının İncelikleri Yazar: Fatih Gökhan Tevfikoğlu Doğu Batı Arasında Felsefe Yazar: Ayşe Acar Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | - [Sayı 109: Temmuz - Ağustos 2023](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-109-temmuz-agustos-2023/) - İÇİNDEKİLER:Köşeye Sıkışmak Yazar: Onur Yılmaz Hatay, Samandağ Deprem Bölgesi Elimi Bırakma Resim Sergisi Yazar: Seher Ünver Fichte ve Yunus Emre’de Arı Ben’in İfadesi Yazar: Ayşe Acar & Sadık Acar Jung ve Mandala Yazar: Elif Ersoy Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Sayı 10: Ahlak Sorunu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-10-ahlak-sorunu/) - İÇİNDEKİLER:Ahlâk Öğretileri Yazar: Turgut Özgüney İslâm Âlemi Önce Geçmişini Bulmalıdır Yazar: İhsan Fazlıoğlu Ahlak’ın Temeli Nedir? Yazar: İzzet Erş İşrakiye Mektebi (İlluminisme) Yazar: Sadi Aslangiray Tasavvuf Yazar: Mehmet Selim Öziç Gölgenin Gölgesi Olmamıza İzin Ver Ey Yâr! Yazar: Dücane Cündioğlu Hasidik Gelenekteki Tzaddik (Sadık) Arketipi Yazar: Yakup ibn Yusuf Ahlakın Kaynağı Yazar: Yannis Toussulis Şuurlu - [Cumhuriyetin Yeni Yüzyılı - 2023](https://www.dusunuyorumdergisi.com/cumhuriyetin-yeni-yuzyili-2023/) - İÇİNDEKİLER:Atatürk, Anadolu İrfanı ve Aydınlanma Yazar: Sadık Acar 100. Yılında Türkiye Cumhuriyeti Toplumu Yazar: Ozan Bilal Atatürk, Cumhuriyet ve Töre Yazar: Kemal Aytuğlu Yüzüncü Yılda Cumhuriyet Yazar: Suna Öztürk Tematik Dergi Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Sayı 105: Temmuz - Ağustos 2022](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-105-temmuz-agustos-2022/) - İÇİNDEKİLER:Hirst’ün Verity’si ve Görsel Sanatlarda Adalet Serüven Yazar: Sevil Görür Seni Kaldır Beni Kaldır… Yazar: Mustafa Alagöz Adalet ve Yasa Yazar: Nil Göksel Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Sayı 103: Mart – Nisan 2022](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sayi-103-mart-nisan-2022/) - İÇİNDEKİLER:Sokrates, Kendilik ve Mimesis Yazar: Ayşe Acar Kendiyle Kaim Olmak… Yazar: İzzet Erş İbni Haldun, “Mukaddime” ve Mitostan Logosa Geçiş Yazar: Prof. Dr. Doğan Göçmen Gülizar Akkanat Ropörtajı Röportaj: Deniz Tipigil Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine – Arthur Schopenhauer Yazar: Celile Gökpınar Bülteni PDF olarak indirebilirsiniz. Aylık Bülten Sayfası | Diğer Sayıları İncele - [Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine - Arthur Schopenhauer](https://www.dusunuyorumdergisi.com/okumak-yazmak-ve-yasamak-uzerine-arthur-schopenhauer/) - “Kitaplar bir zihnin, en saf özü, en mükemmel suretidir ve bu yüzden her zaman karşılıklı konuşmadan, hatta en büyük kafanın sohbetinden bile çok daha büyük bir değere sahiptir.” -Arthur Schopenhauer- Arthur Schopenhauer, Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine, Çeviren: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, İstanbul, 2007. Arthur Schopenhauer Hakkında: Filozof, yazar ve eğitmen Arthur Schopenhauer, Nietzsche’nin ilk - [Gülizar Akkanat Ropörtajı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bir-ogretmen-soprano-arastirmaci-orkestra-sefi-gulizar-akkanat/) - Soru: Değerli Gülizar hocam, öncelikle uzun zaman önce planladığımız bu söyleşiyi gerçekleştirebilmekten ötürü duyduğum mutluluğu ifade etmek isterim. Uzun yıllardır gerek çok yönlü bir sanatçı gerekse bir müzik eğitmeni olarak yaptığınız çalışmalara girmeden önce, söyleşimize çocukluğunuzla başlayalım istiyorum. Doğum yeriniz, aileniz, yaşam öykünüzün başlarında size yön ve ilham veren olaylar ve kişiler hakkında neler paylaşmak - [İbni Haldun, “Mukaddime” ve Mitostan Logosa Geçiş](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ibni-haldun-mukaddime-ve-mitostan-logosa-gecis/) - "Felsefenin Kurucu Bir Kavramı Olarak Barış" başlıklı yazısından alıntılanmıştır. İbni Haldun Mukaddime’de tarih bilimini ‘yalandan’, ‘yanlıştan’, ‘yanılgıdan’ ve ‘masaldan’ kurtarmak istemektedir. Böylece o, bu bilimi bilimsel olarak yeniden temellendirmek istemektedir. Bu kavramlar hem tarih biliminin içinde bulunduğu durumu (nesnel olan) hem de tarihçilerin tarih bilimine ve onun konusuna karşı bilinçli ve/veya bilinçsiz davranışlarını (öznel olan) - [Kendiyle Kaim Olmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kendiyle-kaim-olmak/) - Bağımsızlığın Karaktere Dönüşmesi veya Ben Olan Ben Üzerine... Tasavvuf, insanı malik olduğu farklı niteliklere göre, birçok farklı açıdan tanımlar. Beşeriyetinden ayırıp şuurda temellendirir, kemal basamaklarına, manadaki tekâmülüne, tevhidi idrakine, mertebesine, Allah’a olan muhabbetine göre vb. Bir nazarla da “insan” kendiyle kaim olana, kendini kendinde bulana denir. Kendini kendinde bulmak, Hâk ile hak olmaktır. Sûfilerce Hâk - [Sokrates, Kendilik ve Mimesis](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sokrates-kendilik-ve-mimesis/) - Özet: Bu makale Platon’un “mimesis” kavramındaki iyi mimesis - kötü mimesis ayrımını esas alarak bir tür mimetik deneyim olarak yorumlanabilecek olan kendilik deneyiminde –Sokrates örneği üzerinden– iyi mimesis’i anlamlandırmayı amaçlamaktadır. Sokrates -Alcibiades ilişkisinde ilişkinin diyalektik biçimine dikkat çekmek isteyen makale Sokrates’in kimliği ile bütünleşmiş olan “kendini tanı!” (gnothi seauton) ilkesinin kendilik kaygısı (epimeleia heautou) ile - [Balarıları ve Bal Hakkında](https://www.dusunuyorumdergisi.com/balarilari-ve-bal-hakkinda/) - Arılar anaerkil bir yaşam sürdürmekteler. Karıncalar için de aynı şeyi söylemek mümkün. İki hayvan cinsinin de çok çalışkan olmasının altında yatan sebeplerden birisi bu olabilir mi diye düşünmemek elde değil. Şimdi arıların yaşamını inceleyeceğiz ve onların doğasını biraz daha yakından tanıma fırsatı bulacağız. Bulunan bir arı fosilinin yaklaşık olarak 100 milyon yıl yaşında olduğu gözlemlendi. - [Karl Marx: İnsanın Çıplaklaştırılması ve Emeğin Metalaştırılması](https://www.dusunuyorumdergisi.com/karl-marx-insanin-ciplaklastirilmasi-ve-emegin-metalastirilmasi/) - Marx, ilk birikim teorisi çerçevesinde her şeyden önce kapitalist üretim biçiminin kökenini ve oluşum sürecini ve koşullarını araştırmaktadır. Fakat bunu yaparken aynı zamanda toplumun, mülkiyetin ve devletin kökenini de araştırmaktadır. Marx bu araştırmasını dilin, değerlerin ve erdemin kökenine ilişin araştırmayla ilişkilendirmektedir. Bu konuda öncelikli olarak başvurulması gereken iki önemli kaynak metin vardır. Bunlardan kronolojik olarak - [Tinin Fenomenolojisinde Doğal Bilinç ve Platon’un Mağarası](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tinin-fenomenolojisinde-dogal-bilinc-ve-platonun-magarasi/) - Özet: Bu makale G. W. F. Hegel’in bir tür keşif yolculuğu olarak tanımladığı “Tinin Fenomenolojisi” (The Phenomenology of Spirit) eserinde Hegel’in uyguladığı yöntemi genel hatlarıyla tanımlarken eserde “duyusal kesinlik ya da bu ve sanma” (sensuous-certainty; or the “this” and meaning something), “algı ya da şey ve yanılsama” (perceiving; or the thing and illusion), “kuvvet ve - [Kuantum Dünyası](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kuantum-dunyasi/) - Max Planck Alman bilim adamı ve Kuantum Kuramı’nın kurucusudur. Termodinamik yasaları üzerine de çalışmış olan Planck, kendi adıyla bilinen “Planck Sabiti”ni ve “Planck Işınım Yasası”nı bulmuştur. 1918’de kuantum enerjisi keşfi nedeniyle Nobel almıştır. 1818’de doğan Planck, 1947’de vefat eder. Üç çocuğunu ve eşini kaybettikten sonra bir oğlu da Hitler’e suikast girişiminden dolayı idam edilmiş olan - [Yeni Matematik, Yeni Siyaset, Yeni Ekonomi ve Yeni Felsefe](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yeni-matematik-yeni-siyaset-yeni-ekonomi-ve-yeni-felsefe/) - Elbette soru sorabilirsin. Burada uygun görülen soruların listesi var. Kendin için çalışma ve araştırma konusunda özgürsün. Burada uygun görülen kaynakların listesi var. Bizler özgür düşünceyi boğmaya çalışmıyoruz. Bizler, uygun görülen sonuçlara ulaştığın sürece, öğrenebildiğin her şeyi öğrenmeni istiyoruz. Bu yazıda, insanlığın özellikle 17. yüzyıldan sonra kurduğu ekonomik ve siyasi sistemlerin temelindeki varsayımların, 21. yüzyılda yanlışlanmakta - [Adalet ve Yasa](https://www.dusunuyorumdergisi.com/adalet-ve-yasa/) - Adaletin ne olduğunu sormak ve onu gerçekleştirmeye yönelmek, bir dünya içinde ve başkalarıyla kopartılmaz ilişkiler ağında olan her var oluş için zorunludur. Her ilişkide, her olay düğümünde, her karşılaşmada bu soru kendini duyurur ve yanıtlanmayı talep eder. Birlikte yaşayanların ilişkisel ağı kararlar ve eylemlerle örülür. Kararların ve eylemlerin hakkaniyete uygunluğu bu ağ içindeki her tekin - [Seni Kaldır Beni Kaldır...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/seni-kaldir-beni-kaldir/) - İletişim verili beşerî durumdan insani varoluşa giden yaşamsal bir macera, tinsel bir yolculuktur. Yolculuktan kasıt bireyin değişik yönler, araçlar ve düzeylerde ilişkiler yaşamak zorunda kalıyor olmasıdır, bir arayıştır. Anlamanın ve anlaşılmanın güvenli, özgür ve üretken bir sürecidir. “İnsan iletişim varlığıdır” demek bir abartı olmaz elbette. Her insan, genel bir ayrım yaparsak, üç türlü ilişki alanında - [Hirst’ün Verity’si ve Görsel Sanatlarda Adalet Serüveni](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hirstun-veritysi-ve-gorsel-sanatlarda-adalet-seruveni/) - Özet: Adalet kavramı insanlık tarihi boyunca üzerinde en fazla durulan, hakkında sayısız teoriler üretilen ve aynı zamanda ahlaksal, sosyal ve politik anlamda insanlığın ulaşacağı ideal bir durumu imleyen ve tanımlanması en güç olan kavramların başında gelmektedir. Bu kavram aynı zamanda felsefe tarihinin önemli kavramlarındandır ve oldukça zengin bir tarihsel gelişim sürecine sahiptir. Bu makalenin konusu - [Sözün Okumaya Etkisi Nedir?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sozun-okumaya-etkisi-nedir/) - “Dili kullanmak, sözcükleri, cümleleri ve anlamları anlamaya hazırlık; sözellikte başlar,” der Havelock. Sözellik ve okuryazarlık birbirinden tümüyle ayrı iki kategori değildir. Her ikisi de sesler ve anlamlar üzerine kuruludur. Her ikisi de bir şeyleri anlatmaya çalışır. Uygarlık tarihinde konuşmadan çok sonra ortaya çıkan okuryazarlık, sözellik aracılığıyla beslenir (Sanders, 25). Niçin dikkatimizi aslında son derece sıradan - [Eğlence Kültürü ve Boş Zaman Etkinlikleri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/eglence-kulturu-ve-bos-zaman-etkinlikleri/) - “Kaderimin efendisi ruhumun kaptanıyım.” William Ernst Henley 1. yüzyılda kapitalist sistem insanoğlunun işten arta kalan “boş zamanı”nı satın alarak, bu zamanı dünyanın neredeyse en büyük endüstrisi haline getirmiş olan “eğlence” araçları ve eylemleri yoluyla ortak (evrensel) bir “Eğlence Kültürü” oluşturacak şekilde tanımlamakta ve sunmaktadır. Bu tanımlama kapitalizmin dinamikleri, eğlencenin her deneyimlendiğinde tekrar tekrar tüketilmesine yöneliktir. - [Hiç Basılmayacak Bir Kitap: Gönlün Görüngübilimi ya da Sessiz Metin](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hic-basilmayacak-bir-kitap-gonlun-gorungubilimi-ya-da-sessiz-metin/) - Uzun zamandır, neredeyse 25 yıldır, üzerinde çalıştığım Gönlün Görüngübilimi'nin sonlarına geldim diyebilirim, sanırım 2023 Mayıs ayı gibi biter. İlk taslaktan bugüne bu hacimli çalışmanın biricik gayesi daima şu idi: Mutlak Tin'in, Evrenselin Köpüren Kasesi’nden Tekilliğinin Coşkun Bade’sine yani Gönül'e yükselişini takip etmek, Gönül’ün bilgi ile gerek episteme gerek sophos bağlamında ilişkisini incelemek ve onto-politik anlamda - [Kanılarla Hesaplaşmak ve Kendine Eğilerek Kendini Bilmek](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kanilarla-hesaplasmak-ve-kendine-egilerek-kendini-bilmek/) - İtalyanlar boşuna “traduttore traditore (çevirmen haindir)” dememiş. Herhangi bir yapıt bir dilden, bir başka dile motamot[1] aynı anlamlar korunarak çevrilebilir mi? Sonuç her zaman nitelik kaybı değildir kuşkusuz, hatta çevirmenin maharetine bağlı olarak eserin kimi parçaları daha şairane bile çıkabilir… Fakat “aynı” olamaz. Sonuçta her dilin tarihsel olarak taşıdığı bir miras vardır ve sözcüklerin kültürel - [Dil Devrimi Kaynakçası*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dil-devrimi-kaynakcasi/) - (Kitaplar koyu, yazılar açık renk yazılmıştır.) Akarsu, Bedia (1978): Atatürk Devrimi ve Yorumları, TDK Yay., Ankara. Aksan, Doğan (1976) Tartışılan Sözcükler, TDK Yay., Ankara. (1987): Türkçenin Gücü, T. İş Bankası Yay. (1996): Türkçenin Söz Varlığı, Engin Yay., Ankara. (2000): Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını, Bilgi Yay. (2000): En Eski Türkçenin İzlerinde, Simurg Yay. (2002): Anadilimizin - [Türkiye Türkçesi'nin Tarihsel Gelişimi*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/turkiye-turkcesinin-tarihsel-gelisimi/) - Oğuz Türkleri, 11. yüzyılda İran’a girerek Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nu kurdular. Aynı yüzyılın ikinci yarısında Anadolu’ya da girerek önce yerel beylikleri, sonra da Anadolu Selçuklu Devleti’ni kurdular. 1077’de yalnızca Sivas, Erzurum, Kayseri, Malatya, Konya değil, İstanbul’un hemen burnunun dibindeki İznik de Türklerin elindedir. Öyle ki, XII. yüzyıldan başlayarak İtalyan kaynakları, Anadolu’dan Türkiye adıyla söz ederler. Bunda - [Gazi'nin Dilinden Harf ve Dil Devrimi*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gazinin-dilinden-harf-ve-dil-devrimi/) - Harf devriminin gerekliliği Her şeyden evvel, her gelişmenin ilk yapı taşı olan soruna değinmek isterim. Her araçtan evvel, büyük Türk milletine kolay bir okuma yazma anahtarı vermek gerekir. Büyük Türk milleti bilgisizlikten, az emekle kısa yoldan, ancak kendi güzel ve soylu diline kolay uyan böyle bir araç ile sıyrılabilir. Bu okuma yazma anahtarı, ancak Latin - [Agop Dilaçar ve Türkçe*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/agop-dilacar-ve-turkce/) - Adı Agop. Soyadı Dilaçar. “Dilaçar” adını ona Atatürk vermişti. Türkçenin bilinen en önemli uzmanlarından biriydi. Atatürk dönemini yaşamış bir Cumhuriyet kuşağıydı. Kendisi, Ermeni kökenli bir Türkiye yurttaşıydı. Türk Dili’nin tam bir tutkunu ve belki de dilin en iyi bileniydi. Atatürk Agop’u ta Birinci Dünya Savaşı günlerinden tanıyordu. Bu tanışmanın da ilginç bir öyküsü vardı: Türkiye’de - [Türkçe Felsefe ve Kaynakları](https://www.dusunuyorumdergisi.com/turkce-felsefe-ve-kaynaklari/) - “310. Bilgi, kimya gibi, her şeyi toplar, Akıl konağıdır, her şeyi saklar.” “288. Akıl bir meş’ale, kara gecede, Aydınlatır seni, ışık bilgide.” “265. Dünyada iki tip, saygın insan var, Bir bilge, bir de Bey, sayar insanlar.” “203. Bilgisiz benim, yok hiçbir sözüm, Ey bilge, kölenim, senindir özüm.” Kutadgu Bilig1 Felsefe Kavramı Üzerine Bir tanıma - [Varlığın Evi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/varligin-evi/) - Bir söylemi tarih içinde diri tutan birçok faktör saymamız mümkün. Fakat belki de en önemlisi, söylemin ekildiği toprakta bir dil uygunluğunu yakalayabilmiş olmasıdır. Bu kıymetlidir. Tarihte her toplum kendi akacağı nehri kendi belirler. Bu toplumun dili için de böyledir. Dilin inşası toplumda dolaşımda tutulan kavramlar aracılığıyla olur ve bir kavramın dolaşımda tutulması, yaşama kök salması, - [Arı Dil ve Arı-Olmayan Dil*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ari-dil-ve-ari-olmayan-dil/) - Şu Türkçe ve İngilizce sözcükleri kendilerinden türetildikleri kökler açısından karşılaştıralım: understanding sense (meaning) mental intelligible anlak anlam ansal anlaşılır Ayrıca: anlık = mind, anlatmak = express, anımsamak = remember ve başkaları. İngilizce sözcüklerin kökenlerine dikkat edersek, ortak kavramsal kökü göstermezler. Tanrı, tanrılık, tanrısal, ya da bilgi, bilinç, bilişsel vb. sözcükleri de İngilizcede sırasıyla God, deity, - [Atatürk ve Türk Bilim Dili*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ataturk-ve-turk-bilim-dili/) - Bütünüyle Türk Dili, Bilim Dili Türkçe kenarda köşede kalmış, pek az insanın konuştuğu, bu günün gereklerine, tekniğine, bilimine yetmeyecek, iç yapısı zayıf, cılız, önemsiz bir dil midir? Hayır!... Türkçe bir anadildir, Hint-Avrupa, Sâmi-Hâmi ve Çin anadil grupları gibi, Türk dilleri (Ural-Altay Dilleri) anadil grubunun temel dilidir. Birçok lehçeleri, uzak, yakın akrabaları vardır. Baltık Denizi’nden Çin’e, - [Felsefe Açısından Dil*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/felsefe-acisindan-dil/) - Dile felsefe açısından bakınca karşımıza iki önemli ve birbirine bağlı kavram çıkıyor. İlkin toplumumuz için de önemli olan bu kavramlar üzerinde durmak, felsefe nedir, ne anlıyoruz felsefe derken; dil nedir, görevi kültürdeki yeri nedir gibi soruları ele almak istiyorum. Sonra da bu ikisinin bağlantısını, ayrıca başka alanlarla ve başka sorunlarla ilişkisini, son olarak da eğitim - [Bilim, Sanat ve Felsefe Dili Olarak Türkçe*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bilim-sanat-ve-felsefe-dili-olarak-turkce/) - Türkçe eğitim yapacağız Türkçe konuşacağız da, Türkçe konuşmak, Türk diliyle bilim, sanat ve düşünce ürünleri ortaya koymak ne demektir? Sanıyorum bir tepki olarak yabancı dille eğitime karşı çıkmak sorunun çözümüne yetmiyor. Deseler ki “Tamam, yabancı dille eğitimi kaldırıyoruz ve her türlü olanağı da veriyoruz, buyurun, kendi dilinizle eğitim yapın,” nasıl bir eğitim yapacağız? Türkçe eğitim, - [Türkçe Felsefe Dilinin Gelişimi ve Nermi Uygur*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/turkce-felsefe-dilinin-gelisimi-ve-nermi-uygur/) - Felsefe ile dil arasındaki ilişki dolaysız bir ilişkidir. Felsefe yirmi beş yüzyıllık serüveninde hep belli bir dilin içinde yapılmış ve yine o dilin olanakları çerçevesinde belli bir gelişme çizgisi izlemiştir. Bu anlamda felsefe, ancak belli bir dilin felsefeyi olanaklı kılacak ifade ve anlam dağarcığı içerisinde yapılacak düşünsel bir etkinliktir. Tarihi boyunca felsefeyi ayrıcalıklı kılan diller, - [Nâzım Hikmet ve Dil Devrimi*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/nazim-hikmet-ve-dil-devrimi/) - Nâzım Hikmet’e Göre Dil Kavgası, Aydınlık Kavgasıdır. “Türküler söylendikçe Türk diliyle Seni seviyorum gülüm, dendikçe Türk diliyle Türk diliyle gülünüp Türk diliyle ağıtlar yakıldıkça Adnan bey ben anılacağım anılacak Türk diliyle size sövüşüm... Bir adınız var, Adnan bey, adımıza benzeyen Dilimiz kuruyor dilimizi konuştuğunuz için.” “... Dilimin sözleri değerli taşlara benzer... Ben bir kuyumcu yamağıyım. - [Güneş - Dil Teorisi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gunes-dil-teorisi/) - Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşamının son yıllarında çalışma ve araştırmalarının merkezinde olan “Güneş-Dil Teorisi” geniş kitlelere ilk kez şu metinle duyurulmuştur: 1. “Etimoloji, morfoloji ve fonetik bakımından Türk Dili” hakkındaki şu notların ifade ettiği fikirler, 26 Eylül 1932 tarihinde toplanmış olan Birinci Dil Kurultayı’ndan beri geçen üç sene içinde, Türk Dili üzerinde ve bu münasebetle diğer - [Bilim Dili Olarak Türkçe*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bilim-dili-olarak-turkce/) - Türkçe’nin bilim dili olup olmadığı konusundaki tartışma, “bir dilin, bilim dili olup olmamasının hangi ölçülere göre belirlendiği” sorusunu sordurur. “Türkçe’nin bilim dili olamayacağı” şeklindeki iddia ise, şu üç anlamı içinde taşımaktadır: 1. Türkçe bilim dili olmadığı için ülkemizde Türkçeyle bilim, felsefe ve tefekkür yapılamaz. Bir dille bilim yapmak, o dille düşünmeye ve o dille eğitim - [Atatürk ve Türkçe*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ataturk-ve-turkce/) - Birinci Dünya Savaşında, buyruğu altında bulunduğum bir sırada, Atatürk’e dille ilgili bir kitap göstermiş olduğumu hatırlıyorum. Bu, genç Macar Türkologlarından Gy. Németh’in 1916’da Almanca olarak yayımladığı Türkçe dil kitapları serisinden Türkische Grammatik (Türkçe Gramer) idi. Ordumuzda bulunan Almanlar bunu kullanıyordu, bende de bir nüsha vardı. Kitap, Arap yazısı kullanmakla birlikte çevriyazıya da yer vermişti: ı - [Türkiye'de Türkçede Felsefe Üzerine Konuşmalar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/turkiyede-turkcede-felsefe-uzerine-konusmalar/) - Felsefe ile gelenek arasında nasıl bir ilişki var? Felsefe yapmak için bir geleneğe sahip olmalı mıyız? Bu topraklara özgü bir felsefi geleneğimiz var mı? Şayet böyle bir geleneğe sahipsek bu geleneğin mahiyeti ne? Hâlihazırda bu gelenekle nasıl bir ilişkimiz var ya da nasıl bir ilişkimizin olması gerekiyor? Dilin yerelliği ve sınırlılığı ile felsefenin evrenselliği arasındaki - [Felsefecilerimiz](https://www.dusunuyorumdergisi.com/felsefecilerimiz/) - Türk Dil Devrimi ile beraber Türk Dili’nin yeniden dirilmesine, arınmasına, gelişmesine ve derinleşmesine katkıda bulunan birçok düşünürümüzle birlikte burada sadece birkaç tanesine yer verebildiğimiz felsefecilerimizin özgeçmişlerini, felsefenin çeşitli alanlarında yaptıkları çalışmaları ve günümüz felsefesine ışık tutan eserlerini kısaca sergilemeye çalıştık. Dilimize ve düşünce dünyamıza bulundukları çok değerli katkılarının yanında eksik ve kusurlu kalan bu çalışmamızdan - [Prof. Avram Galanti'nin 'Arabî Harfleri Terakkimize Mânî Değildir' Kitabına Eleştiri*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/prof-avram-galantinin-arabi-harfleri-terakkimize-m/) - Günümüzde, Mustafa Kemal’in önderliğinde başarılmış dil devrimiyle ilgili en geniş kapsamlı eleştiri; bu devrimin bizi tarihimizden, Osmanlı kültür mirasından ayırdığı yönündedir. Her medeniyetin olduğu gibi Osmanlının da dünya mirasına kendine has katkıları ve kazandırdığı zenginlikleri olmuştur. Ancak her devrimin olduğu gibi dil devrimimizin de olumlu ve olumsuz sonuçları değerlendirilmelidir. Cumhuriyete geçiş birçok açıdan sancılı olmuştur. - [Anlamdaş Olmak Millet Olmanın Temelidir*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/anlamdas-olmak-millet-olmanin-temelidir/) - İnsan, beşer olarak varlık denizine bırakılmış, fırlatılıp atılmış ya da gönderilmiş herhangi bir şeydir, herhangi bir canlıdır. Bu denizde batmamak, kaybolmamak, yok olmamak için insanın bir ‘binek’e ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç, içinde bulunulan devasa sudan hareketle karşılanacak bir özellik göstermez; tersine bizâtihi insanın nutkiyetinden [akıl ve dil sahibi olmasından] kaynaklanan bir çözümle giderilir. Bu ihtiyacın - [Felsefe Yapmayı Ne Engeller?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/felsefe-yapmayi-ne-engeller/) - İnsan hem eylemlerinin ürünü hem de eylemlerinin tasarlayıp uygulayıcısıdır. Bu durum insanın iki yönlü bir varlık olduğunu bize söyler. O, bir yönüyle madde bir yönüyle manadır; bir yönüyle yaratılmış bir yönüyle yaratandır; bir yönüyle sınırlı nesne bir yönüyle sonsuz öznedir. Sonuç olarak insan bu iki yönlü gerçekliğin, yaşamsal enerjinin birliğidir. Anca bu birlik kendi içinde - [Türkçe ile Felsefe](https://www.dusunuyorumdergisi.com/turkce-ile-felsefe/) - Düşünmek; kişinin kendi kendisiyle konuşmasıdır. Düşmek... İstençsiz bir eylemdir. Aristo “Doğa Üzerine Düşünmeler” (Metafizik) isimli eserine; “İnsan doğal olarak bilmek ister,” diye başlamaktadır. Ve “bilmek” ereğe konuşlandırılırken diğer yandan bu erek insanın “doğal” yani zorunlu “özyapısı” olarak, “olmazsa olmaz” koşulu olarak koyulmaktadır. İnsan için; “Homosapiens” derken de (homo: aynı, sapere: bilmek) bu koşul konu edilmektedir. - [Eril Dil, Türkçe ve Felsefe](https://www.dusunuyorumdergisi.com/eril-dil-turkce-ve-felsefe/) - Dil bir iletişim aracı olması bakımından, öncelikle insanın kendisi ile kurduğu ilişkinin bir göstergesidir. Bu ilişki bir dışlaşma ilişkisidir. Gizillikten edimselliğe geçen sonsuz Tin dışlaşmasını sonlu özne aracılığı ile gerçekleştirir: Bu dışlaşma öznenin yaşamıdır, tinsel varsıllıktır, özgürlüktür. Kendisini eylemleri aracılığı ile bir anlam varlığı olarak yapılandıran insan tinsel, ussal, ilkesel birliğe dönüşürken dili de kendisi - [Dil ve Felsefe [1]](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dil-ve-felsefe/) - Schelling’e göre, “karışık yapılı, kendi içinden gelişmemiş bir dil düşünmeyi engeller, tutsak eder. Dil tutsaklığı, özgür düşünmeyi, dolayısıyla felsefeyi engeller. Özgürlüğün olmadığı yerde felsefe yapılamaz, insanın özü özgürlüktür.” Bedia Akarsu’ya göre “Dünyayla bağlantıyı kuran dilinin içten gelişmesi engellenmiş bir ulusun, düşünmeye dayanan felsefe alanında başarı sağlayamayacağı açıktır.”[2] Antik Yunan düşüncesinde “LOGOS”, bir yandan “söz”, “dil” - [Karanlık Dağda Bir Düşkün](https://www.dusunuyorumdergisi.com/karanlik-dagda-bir-duskun/) - Felsefi bir yazı mı olmalı bu, yoksa edebi bir yazı mı? Felsefi bir yazı olursa; yabancılaşma düşüncesinin ta Plotinos’a ve Aziz Augustinus’a kadar geri götürülebileceğinden; 19. yy. Alman düşüncesinde kavramsallaştığından; ilk kez Hegel’in çalışmalarında, insanın kendini gerçekleştirmeye çalışan yönüyle başkaları tarafından etkilenip yönlendirilen yönü arasındaki ayrışma olarak ele alındığından; Feuerbach’ın, insanın Tanrı fikri yüzünden kendine - [İran'da Toplumsal ve Kişisel Yabancılaşma: Gholamhossein Sa'edi'nin Drama ve Sineması](https://www.dusunuyorumdergisi.com/iranda-toplumsal-ve-kisisel-yabancilasma-gholamhos/) - Tercüme: Begüm Şener ve Hayriye Güngör Yabancılaşma sorunu hem kişisel açıdan hem de toplumsal açıdan incelenebilirdi. Fakat aslında her ikisi de birdir ve sadece bir tektir. Yabancılaşma, her zaman toplumsal bir bağlamda varolur ve öyle görünüyor ki “tek başına yabancılaşma” olamaz. Yabancılaşma için, yabancılaşacak “öteki”ne ihtiyacımız vardır. Ve bu “öteki”nin toplumsal bağlamı, bireyin aileye, arkadaşlara - [Var-olmayı ve Hayatı Yeniden Anlamlı Kılmak!*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/var-olmayi-ve-hayati-yeniden-anlamli-kilmak/) - Modernizmin alâmet-i fârikası, Varlık’ı, Evren’i ve Hayat’ı dolayısıyla İnsan’ı anlamdan arındırmak, anlamdan temizlemektir (disenchantment). Latince kadîm kökü dikkate alındığında, şu-an, şimdi ve ölçmek anlamlarını içeren modernizmin, büyük oranda, anlama dayanan kavramsal olanı tasfiye edip yerine sayılabilir ve ölçülebiliri ikâme etmesi, söz konusu temizleme işleminin doğasına işaret eder. Evren’i anlamdan arındırmak, sayılabilir ile ölçülebilir olanı merkeze - [Makinalaşmak İstiyorum!](https://www.dusunuyorumdergisi.com/makinalasmak-istiyorum/) - Makinalaşmak İstiyorum! trrrrum, trrrrum, trrrrum! trak tiki tak! makinalaşmak istiyorum! beynimden, etimden, iskeletimden geliyor bu! her dinamoyu altıma almak için çıldırıyorum! tükrüklü dilim bakır telleri yalıyor, damarlarımda kovalıyor oto-direzinler lokomotifleri! trrrrum, trrrrum, trak tiki tak makinalaşmak istiyorum! mutlak buna bir çare bulacağım ve ben ancak bahtiyar olacağım karnıma bir türbin oturtup kuyruğuma çift uskuru taktığım - [Düşüncenin Nesnelleşmesi Olarak Yabancılaşma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dusuncenin-nesnellesmesi-olarak-yabancilasma/) - I. Varoluşsal düzeyde yabancılaşma: Her insanın bebekliğinden çocukluğuna geçiş ile başlayan ve her birimizin yaşamında zorunlu bir açılımı temsil eden, varoluşsal bir yabancılaşmadan söz edebiliriz. İnsan bebek olarak dünyaya geldiğinde, sadece bir olanaklar bütünlüğü olarak, bir varoluşa sahiptir. Bu onun henüz belirli bir öze sahip olmadığını, ama her şey olabilme kudretini kendinde taşıdığını ifade eder - [Hegel Felsefesinde Yabancılaşmanın Anlamı ve Rolü*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hegel-felsefesinde-yabancilasmanin-anlami-ve-rolu/) - Aşağıdaki yazı Felsefe ve Sosyal Bilimler Dergisi, 2011 Güz, 12. sayıdan alıntılanmıştır. Hegel’de Yabancılaşma’nın Anlamı: Hegel’in eserlerinde yabancılaşma’ya karşılık gelen iki kelime vardır. Bunlardan biri Entfremdung; yabancılaşma, diğeri Entäußerung; dışsallaşma’dır.[1] Dışsallaşma kendini dışa vurma, açığa çıkarma demektir. Hegel yabancılaşmayı Tinin Fenomenolojisi adlı eserinde ele alır. Fenomen’in açığa çıkan, kapalı kalamayan anlamına geldiğini göz önünde - [Lacan'da Yabancılaşma Kavramı*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/lacanda-yabancilasma-kavrami/) - * Bu çalışma Mutluhan İzmir tarafından kaleme alınmış olan Öznenin Diyalektiği (Hegel, Satre ve Lacan) adlı eserinden derlenmiştir. Lacan’ın yabancılaşma kavramı ayrılma ile birlikte değerlendirilmesi gerekli bir kavramdır. Ona göre yabancılaşmayı öncelleyen ayrılma ve bir birey olarak kendini fark etmenin, yaşamın çok erken sürecinde yaşanıp, öznenin varoluş çabasını yaratan temel kavram olarak eksikliğin oluşumuna olanak - [Yabancılaşma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yabancilasma/) - Özgün anlamı içinde bir şeyi ya da bir kimseyi başka bir şeyden uzaklaştıran, başka bir şeye yabancı hale getiren eylem ya da gelişmeye yabancılaşma diyebiliriz. Yabancılaşma psikiyatride normalden sapmaya, çağdaş psikoloji ve sosyolojide kişinin kendisine, içinde yaşadığı topluma, doğaya ve başka insanlara karşı duyduğu yabancılık hissine işaret eder. Felsefede yabancılaşma, şeylerin, nesnelerin bilinç için yabancı, - [Düşünmek Yabancılaşmaktır](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dusunmek-yabancilasmaktir/) - Düşünmek bilincin rastlantısal bir akışta şu ya da bu nesneye yönelmesi değil, özbilinçli bir etkinliktir. Tinin kendisine yabancılaşmış olanı yakalayarak düşünceye dönüştürmesi, gerçekte kendine geri dönmesidir. Düşünmek kendinde varlık imlemi taşıyan bir Ben olmayı getirir ki, öncül aşamalarında olumsal olan içeriğin zorunluğa yükseltilmesi olarak düşünmelerinde kendine dönecek olandır. Dışsallığı içselliği ile belirlenecek olan bu süreç - [Trajediden Absürde](https://www.dusunuyorumdergisi.com/trajediden-absurde/) - Nasıl çıkmalı işin içinden? Kapıları, pencereleri hiçle tıkadılar, merdivenleri söktüler...” Jack ya da Boyun Eğme - E. Ionesco 1950’li yıllarda ortaya çıkmış olan absürt tiyatro, insanlığın geçmişi ve geldiği yerle derinden ilişkilidir. Temel çıkış noktasını insanın yeryüzündeki anlam sorunundan alan bu söylem, tiyatro tarihinde (belki de sanat tarihi içinde) en keskin biçimsel farklılaşmalardan birini - [Dövüş Kulübü ve Yabancılaşma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dovus-kulubu-ve-yabancilasma/) - *2010 yılında Psikiyatrist Mutluhan İzmir’in blog’unda yayımlanan yazısından alıntılayan: Gülşen Geniş Kaynak: http://mutluhanizmir.blogcu.com/dovus-klubu-ve-yab... Film ABD’de yaşayan yabancılaşmış bireylerin günlük yaşantılarına odaklanarak başlar. Edward Norton filmde, ABD’de bir metropolde yaşayan ve büyük bir şirkette çalışan bekâr, genç bir beyaz yakalıyı canlandırmaktadır. Altı yaşında iken boşanan anne ve babasının fırtınalı aşk yaşamlarının seslerini duyarak büyümüş, sigara kullanmayan, aile ve arkadaş - [Filmlerle İletişim ve Yabancılaşma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/filmlerle-iletisim-ve-yabancilasma/) - *Serdar Öztürk'ün İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi 2013/1 sayısında yayımlanan yazısından alıntılayan: Gülşen Geniş Yabancılaşma Kavramı: Yabancılaşma ilk defa Hegel tarafından kullanılmıştır. Hegel, “Her gerçeklik biçiminin özünde ayrılık ve uzaklaşma vardır,” (Pappenheim, 2002: 74) derken konuyu daha çok idealist düzlemde açıklamıştır. Kavramı Hegel’den almasına karşın dönüşüme uğratan Marx ise, Felsefe İncelemeleri’nde yabancılaşmaya ayrı bir bölüm ayırmış ve yabancılaşmayı analiz - [KAFKA ve Yabancılaşma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kafka-ve-yabancilasma/) - Geçtiğimiz yüzyılda kitle kültürünün, teknolojik uygarlığın ve Avrupa nükleer hareketinin en ateşli karşıtlarından olan Polonyalı düşünür ve aktivist Günther Anders, Franz Kafka’nın benliğine ve sanatına sinen yabancılaşmayı, onu kuşatan koşullar itibarıyla ele alır. Anders’in tespitlerine göre Kafka’nın yabancılığı temelde Hristiyan dünyasında bir Yahudi oluşuyla başlıyordu. O ise Yahudiliğini umursamıyordu. Bu yüzden Yahudilerden de pek sayılmazdı. - [Hasta İnsan ve Hasta Toplum](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hasta-insan-ve-hasta-toplum/) - Alıntılayan: Selin Erş Aşağıdaki yazı Erich Fromm’un “Çağımızın Özgürlük Sorunu” adlı kitabından alıntılanmıştır. Freud’un ve Marx’ın ruh ve akıl hastalıkları üzerindeki düşünceleri nelerdir? Freud’un “ruh hastalığı” kavramı biraz daha iyi bilinmektedir: Eğer kişi Oidipus kompleksinden kurtulamıyorsa, başka bir deyişle, çocuksu açlıklarını yenerek, ergin ve olgun bir cinsel yaşama uyum sağlayamıyorsa, içindeki doyurulmamış çocuksu arzularla yetişkin - [Yabancılaşma ve Yabancılık](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yabancilasma-ve-yabancilik/) - Yabancılaşmanın öncülü tanışıklıktır. Daha tam olarak, “yabancılaşma” bir oluş olduğu için karşıtını, “tanışıklığı” kendi içinde kapsar ve iki-yönlü bir süreçtir. Terim daha önceden tanındığı kabul edilen bir nesnenin bundan böyle öznenin kategorilerine kapandığını, onlara yanıt vermediğini imler. Ya da, sürecin tersine dönüşünü. İnsanın özünün her nasılsa yitirilmesi insanın özünün yokluğundan başka birşeydir. İlk olarak, varoluşçu - [Yeryüzünde Bir Yabancı*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yeryuzunde-bir-yabanci/) - “Toprağın ürününü yemek için ömür boyu zahmet çekeceksin.” - Tekvin: 3/17 İki dünya savaşının ardından ortaya çıkan kimlik bunalımı, insanı, kendisini nasıl tanımlayacağı ve neye inanacağı, neyi ümit edeceği konusunda kararsız kıldı. Ne din kurumu ne de devlet otoriteleri insanlığı bu büyük felâketlere karşı koruyabilmişti. Özellikle Fransız devriminden sonra tüm dünyada, ulusçu devlet örgütlenmeleri ile Hümanist ve Pozitivist eğitim, yaygın olarak kabul - [Yabancılaşma Kuramına İlk Katkılar*](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yabancilasma-kuramina-ilk-katkilar/) - Yabancılaşma kavramı dünya yazınında birkaç yüzyıldır yer almaktadır. Özellikle dinbilim yapıtlarında işlenen yabancılaşma konusu lâik felsefeye Hegel ile, iktisat ve siyaset alanına Marx ile girmiştir. Bu düşünürlerin etkisiyle de sosyal bilimlerin pek çok disiplininde temel konulardan biri olmuştur. Hele Batı ve özellikle A.B.D. kaynaklı çağdaş bilimsel araştırmalarda en fazla kullanılan kavramlar arasındadır yabancılaşma. Böylesine ilgi - [Ölmeden evvel ölünüz!](https://www.dusunuyorumdergisi.com/olmeden-evvel-olunuz/) - İnsanı kendi bütünselliğine evrilmekten alıkoyan her şey onu kendine yabancılaştırır. İnsan tininin ve yabancılaşmanın eş zamanlı tarihi dil ile başlar. Çünkü bilincin kendine dışsal olan nesnelere duyduğu yabancılıktan kurtulması için onları kavramsallaştırarak yeniden bilincine taşıması gerekir. Fakat dil, gündelik hayatta alışılageldiği gibi sezgisel anlamda kullanılmaya devam ettiği için bu ereğini yerine getiremez. Ve böylece insanların - [Yabancılaşma Üzerine...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yabancilasma-uzerine/) - Tematik bültenimizin yeni sayısında yabancılaşma konusunu seçtik. Yabancılaşma kavramı/olgusu mutlaka birçok açıdan ele alınabilir. Geniş bir perspektifle konuyu felsefi zeminde olmak üzere teoloji, psikoloji, ekonomi, siyaset, sosyoloji, sanat, edebiyat gibi birçok alanda incelemek mümkün. Böylesine farklı birçok açı- dan ve disiplinde ele alınabilecek bir konu olsa da genel olarak yabancılaşma, insanın kendini içinde bulduğu mevcut - [Hiçbir Şey](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hicbir-sey/) - ilk önceleri kıtada yaşayan halka köpek muamelesi yaptılar.. sürüler halinde kırbaçlayarak, döverek ellerini ayaklarını zincirlere vurup gemilerle uzak ülkelere götürüp mal gibi sattılar.. sonra yetmedi.. almanı, belçikalısı, hollandalısı, fransızı, italyanı, ingilizi, bir zaman önce insanlarını esir ettikleri yerlere gidip bu sefer kene gibi yapıştılar o yerlere.. yerleştiler.. kene gibi.. ve bit gibi, sülük gibi - [Süreçte Olmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/surecte-olmak/) - İnsanın kendine yabancılaşmasını kendine uzaklaşması olarak da algılayabiliriz. İnsanın doğduğu andan itibaren olay ve olguların akışının doğrusal olması, onun kendinden, daha doğrusu geldiği yerden uzaklaştıran en temel neden olarak ortaya çıkar. Bu çıkarsama ile insanla kendisi arasındaki tek engel zamandır. Asr Sûresi 1. âyette geçtiği gibi “Ömrüne and olsun ki insan hüsrandadır(hasrettedir).”[1] Âyetin devamında “Ancak - [Okul Öncesi Çağda Anne-Çocuk İlişkisi Bağlamında Kendiliğin Oluşumu Ve Yabancılaşma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/okul-oncesi-cagda-anne-cocuk-iliskisi-baglaminda-k/) - Çeşitli kaynaklardan faydalanılarak derlenmiş bu çalışmada, insanın doğumdan itibaren ebeveynleriyle geçirdiği ilk yıllarındaki ilişkileri yoluyla kişiliğinin ve özyapısının gelişmesi, bu süreçte oluşabilecek sorunların ne şekilde kişinin kendisine yabancılaşmasına ve sağlıklı bir kendilik ortaya koyamamasına yol açtığı ele alınmıştır. Okul öncesi dönemde, yani 0-6 yaş arasındaki çocuğun duygusal gelişimi için ebeveyn çok önemli bir rol oynar. - [Kendini Ararken](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kendini-ararken/) - En önemli yabancılaşma kendi özüne olmalı insanın. Ben diye yapılandırdığım kişiliğimi değiştirmeye yardımcı olan ve beni çeken etkenlerin geçmişte deneyimleme süreçleri olmadan, sadece bilgi ile etkilerini anlama, uyum sağlama, sindirebilme ihtimali istek ve çaba ile aynı derinliğe ulaşabilir mi? Yoksa sürecini yaşamadığım için yüzeysel bir boyutta mı kalır? Afrika’dan Avrupa’ya gelen insanların kendi kültürlerinden uzaklaşıp, - [Yabancılaşma ve Özcülük Hakkında Bir Deneme](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yabancilasma-ve-ozculuk-hakkinda-bir-deneme/) - Psikolojik ve ideolojik bir kavram olarak kabul edebileceğimiz yabancılaşmanın teorisi ve pratiği hakkında yapılan tartışmalar geçmişten günümüze dek genellikle yabancılaşmayla değil, özüne yabancılaşmış ve yabancılaşmamış ile ilgili olagelmiştir. Hâli hazırdaki bu tartışmalar yöntemleriyle (karşılaştırmayla) sadece özcülük tartışmalarına yol açıyor. Bundan dolayı bugün “yabancılaşma” ile ilgili (yani bütün normallik-anormallik) tartışmalar açık bir evrenselcilik ve örtük bir - [Yabancılaşmanın Toplumsallaşması](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yabancilasmanin-toplumsallasmasi/) - “Vahşiler gibiyiz! Mikroskobu cop gibi kullanıyoruz. Hayır, yanlış. Vahşiler maneviyata daha çok önem veriyor.” Tarkovsky/Offret Yabancılaşma, en temel anlamıyla insanın “öz”ünden kopmasını ifade eder. İçinde yaşadığımız kapitalist toplum düzeninde yabancılaşmayı hayatın her alanında, gerek bireysel yaşantılarda gerek topluluk aktivitelerinde görmek mümkündür. Peki, yabancılaşmanın günümüzdeki toplumsal yaşantıda rolü nedir? Yabancılaşma ile kadın/erkek rollerini belirleyen toplumsal cinsiyetin - [Tarzan, Augustinus, Hegel ve Türlü Yabancılaşmalar...](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tarzan-augustinus-hegel-ve-turlu-yabancilasmalar/) - “Beni ben yapan bütünü kavrayamıyorum,” der Aziz Augustinus. Bu cümleyi, İsa’dan sonra 354 ile 430 yılları arasında yaşamış, Batı kilisesinin en önemli filozof-ilâhiyatçılarından olan Augustinus’un ağzından duymak ilginçtir. Çünkü Augustinus pagan inancını terk ederek Hristiyanlığa iman etmiştir ve Ortaçağ filozoflarının yürüttüğü “iman ve akıl” tartışmalarında mantıksal önceliği iman etmeye (emin olmaya) vermiştir. “Credo ut intelligam” - [Ben Kim-dim?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ben-kim-dim/) - Edebiyat eleştirmeni, gazeteci Malcolm Cowley (1984), 85 yaşında anılarını yazmasıyla ilgili olarak şunları söylüyor: “Üniversite öğrencisiyken, ‘Ben kimim?’ diye soran öğrencileri duyduğum zaman, onları sempatiyle ve aynı zamanda hafiften küçümseyerek dinlerdim. Çünkü onların yaşındayken ben, kim olduğumu çok iyi biliyordum. Şimdi ise o kadar emin değilim. 85 yaşına bastığımdan beri bu soru bana hafiften farklı - [Ötekileştir(me)me](https://www.dusunuyorumdergisi.com/otekilestirmeme/) - Ben ve öteki; bütün kargaşanın doğduğu yer, nasıl bu hale geldik? Hep mi böyleydik? Gözler sürekli dışarıya bakıyor, akıl içerde hırlaşıyor, adeta devamlı kusur arıyor, eleştiriyor, beğenmiyor, küçümsüyor… Bitmek tükenmek bilmeyen bir solucan devamlı içimizi kemiriyor. İnanması zor ama aslında dünyaya gelişimiz ne dışarısı ile ne de içimizde bir kavga ile başlıyor. Psikolojik açıdan bakacak - [Apollon Tapınağında Bir Yabancı: Friedrich Wilhelm Nietzsche](https://www.dusunuyorumdergisi.com/apollon-tapinaginda-bir-yabanci-friedrich-wilhelm/) - W. Kaufmann, kendi dönemlerine yabancı öznelerden bahsederken Nietzsche’den ödünç aldığı: “Derin Tin”[1]* ifadesini kullanır. Bu itibarla Kafka’yı, Kierkegaard’ı, Euripides’i, Shakespeare ve Sofokles’i örnek göstererek “Eğer çağdaşlarını doyurmakla yetinmiş olsalardı, yapıtlarına çağdaşlarının almaları olanaklı olmayan öylesine çok şeyi koymaları için bir neden olmazdı,” diye ekler.[2] Elbette bu yabancılardan biri, belki de döneminin en büyüğü F. Nietzsche’dir. - [Teolojik Yönüyle Yabancılaşma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/teolojik-yonuyle-yabancilasma/) - Yabancılaşma kavramı (alienation) Batı düşünce tarihine Hegel ve ardından Marx ile eklenmiş olsa da, şüphesiz köklerini Antik Yunan’da bulur. Marksist teori yabancılaşmayı sınıf ve üretimle dolaylı olarak inceler. Zira Marx’a göre bilincin edimsellik kazanması doğrudan çalışmayla ilgilidir. Ona göre, insan öz-varlığını çalışmada bulan bir canlı türdür [1]. Ancak çalışmayla etkinlik kazanan bilinç, çalışma konumlandırmasının ve - [Yabancılaşma ve Dostluk](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yabancilasma-ve-dostluk/) - Denilir ki; bu dünya yaşantısı bir hac yolculuğudur. Yolculuğun gayesi bir dostluk aracılığıyla Allah’a kavuşmaktır (vuslat). Kâbesi de dostun gönlüdür. Bahsedilen dost, Allah dostudur. Allah, Kur’an’da Hz. İbrahim için halil (dost) kelimesini kullanır1. “Dostluk” (hillet) ve “dost” (hal-il) kelimeleri “bir kimsenin bir diğerinin bütün özelliklerini, başka bir deyimle; hâl-ini, hal elbisesini (hülle) giymesi demektir(1)”. İbn-i - [Yaşantımızda Olmazsa Olmaz Bir Kavram Olarak "Yabancılaşma"](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yasantimizda-olmazsa-olmaz-bir-kavram-olarak-yaban/) - İlk olarak 11. ve 14. yüzyıllar arasında Latince ve Orta Dönem İngilizcesinde karşımıza çıkan “alienation” sözcüğü, “mülkün e.d. sahipliğin el değiştirmesi” anlamında kullanılıyordu. Daha sonra “bağıntı eksikliği”, “oyalama”, “aldatma” olarak da karşılanan sözcüğün, günümüzde kullanılan en gelişmiş anlamları “soyutlanma ve ayrılık hissi”, “yabancılaşma”, “kendilik ve nesnel dünya arasında bir uzaklaşma” veya “kişiliğin farklı fakülteleri arasındaki - [Olmakta Olanın Anlaşılan Kadarında](https://www.dusunuyorumdergisi.com/olmakta-olanin-anlasilan-kadarinda/) - Sabit, durağan ve değişmediği varsayılan bir değerden veya aidiyet içeren bir kümeden ayrılma, uzaklaşma ve kopma bir tür vefasızlık ve ihanet sayılabilir mi? Hücreleşmiş aidiyetlerde tıkanıp kalmak, mevcuda tâbi olup dışarıya kapanmak tutuculuk olarak görülebilir mi? Bilineni terk etmek ve içeriye yabancılaşmak veya bilinende demir atıp dışarıdan ayrışmak ve yalıtılmak... İnsan ve toplum her iki durumda - [Felsefi Tinin Yabancılaşması Üzerine Bir Deneme](https://www.dusunuyorumdergisi.com/felsefi-tinin-yabancilasmasi-uzerine-bir-deneme/) - Yabancılaşma; 19. yy.da Hegel’in kurgul düşüncesinde varoluşsal bir mahiyet kazanarak felsefi anlamda kavramlaştığı kabul edilen, Marx’ın iktisadi temellere oturtmasıyla politik aklın eline düşen ve oradan da popüler bilince yerleşen, Varoluşçu Felsefeyi benimseyen yazarlarla edebiyat dünyasına aktarılan, bugün farklı anlam öbeklerine ayrılmış bir şekilde herkes tarafından kullanılan bir terim. Hakkında, özenli-özensiz pek çok akademik çalışma yayımlandı. - [Kendi ve Kendi Olmayanın Kurgul Diyalektiği](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kendi-ve-kendi-olmayanin-kurgul-diyalektigi/) - Giriş: Öncelikle, Türkçenin felsefe yapmayı ne kadar kolaylaştırdığını gösterecek bir kavramla karşı karşıya bulunmak güncel (!) bir fırsattır. Felsefe aynı zamanda olgudaki karşıtlıkları birlikleri içinde bulma, tanıma ve anlama ve kavrama olarak da anlaşılmalıdır ki –her olgu karşıtlıklar, olumluluk ve olumsuzluklar yumağıdır. Çünkü felsefe somut olguyu anlar ve olgu diyalektik kurguldur, ama sözcükler ve sıradan - [Başkalaşarak Kendinde Kalmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/baskalasarak-kendinde-kalmak/) - Doğa verilidir, kendi iç yasalarının hükmü altındadır. Oysa insan bir yanıyla doğal bir yanıyla doğaya aşkın varlıktır. Doğaya aşkınlığımız onun güçlerini onun değişmez yasalarına bağlı kalarak kullanmamız anlamına gelir. Doğada hazır olarak bulunmayan, ancak onun olanaklarıyla yeni bir “doğa” oluşturup yaşatmak tin’e aittir; bu alandaki tüm etkinlikler, üretimler ve yaratımlar tinseldir. Tinsel alandaki teknik, bilimsel, - [Kendine Yabancılaşmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kendine-yabancilasmak/) - M.Ö. 1400 yılında Antik Mısır’da kullanılmakta olan Luxor tapınağının içerideki ikinci “kapısının lentosu üzerinde” kapıdan geçerken okunan bir cümle yazmaktaydı. M.Ö. 600 yıllarında aktif olan Delph mabedinin ana giriş kapısının iç kısmına 7 ulu bilgeden Spartalı Khilon tarafından kazındığı söylenen cümle de aynı cümledir. Çoğunlukla “aklını doğadan insana döndüren” bilge Sokrates’e isnad ettirilen bu söylem - [Yaban Eller / İtiraf](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yaban-eller-itiraf/) - Kaç kez doğdum bu hayatta, rüya içinde rüya… İlkinde bir kız çocuğuydum. Bu ne cehennem ya Rab, ne kötülük işledim ki bu kıyafetle doğdum, neyse günahım büyüktü her hâl bir bakayım dedim geçmişte yaptıklarıma… Ne tecavüzler, ne ölümler, ne işkenceler yapmışım. Döndüm baktım işte onların kıyafetiydi üstümdeki, Şimdi yakılma sırası bendeydi… Rüyamda çıkardım bu kadın - [Dört Boyutlu Yabancılaşma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dort-boyutlu-yabancilasma/) - Bu yazıda yabancılaşma kavramını bütünsel bir bakışla incelemek istiyorum. Yabancılaşma kavramının Sosyolojik, Ekonomik, Kültürel ve Psikolojik Yabancılaşma olarak tanımlanabilecek olan dört farklı boyutu vardır. Ancak bu boyutlar iç-içe geçmiş durumda, karmaşık ve girift bir ilişki içindedirler. Karmaşık yapısına rağmen yabancılaşmanın bilimsel açıklamasını da yapmanın mümkün olduğu görüşündeyim. Bilimsel yorumuna geçmeden önce yabancılaşmanın farklı boyutlarını inceleyelim. - [Kendini Bilmek ya da Yabancılaşmadan Özgürleşmeye](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kendini-bilmek-ya-da-yabancilasmadan-ozgurlesmeye/) - Yabancılaşma insanın kendi hakikatinden kopmasıdır. Özünü bilememek, dışavurumlarını kendi aslı sanmasına neden olur. “Özsüz görünüşler pornografiktir”(*) dendiği gibi, kaynağıyla, nedeniyle bağı kesilmiş, ereği kaybolmuş görünüşler anlamsızdır. Anlamlıyken verdiği etkiden, şaşırtıcı olarak çok uzaktırlar. Tam bir hayal kırıklığı ve boşlukturlar. Oysa yabancılaşma, yaşamın bir olgunlaşma projesi olarak çocuklukla başlar. Denir ki, yaşamımız gariplikten karib olana (yakın, - [21. Yüzyılın Yapısal Dönüşümü ve Sınırların Sonu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/21-yuzyilin-yapisal-donusumu-ve-sinirlarin-sonu/) - Klasik fizik, endüstriyel devrimi doğurduğu gibi, kuantum bilim alanlarıda 21. yüzyılın siyasal, sosyal, ekonomik yapısını değiştirecek nanoteknoloji devrimini şekillendirmektedir. Birinci Dünya Savaşı’nın temel nedeni teknolojik değişimdi. Petrole dayalı yeni enerji kaynaklarına geçişte, bu savaş genel anlamda petrol kaynaklarının paylaşımı olarak gerçekleşti. İkinci Dünya Savaşı’nda ise atom teknolojisi geldi. Gene bir dönüşüm yaşandı. Diğer nedenlerin yanı - [bumerang](https://www.dusunuyorumdergisi.com/bumerang/) - Toprak ananın bağrına bir çizgi çekti biri, sonra çevirip içine kapandı. Yeryüzü haritalandı... Çizilen çizgiler; savunma, güven ve hayatta kalabilişinin sınırlarıydı. Cömertti toprak ana; bağrında büyüttüklerini, büyütenleri büyütebiliyordu. Onu sahiplenmek, belki onun bizi sahiplenmesinin garantisiydi. Bu garantilenme, ölümün bilinmeyene savurmasının, bir türlü hazır olunamayan noktasının geciktirilmesi ve varoluşun hayata içgüdüsel tutunmasıydı. Dışarıdaki çizgi önce içeride - [Sonsuzluğa Çizilen Sınır Ben](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sonsuzluga-cizilen-sinir-ben/) - Sınır ben’dir. Ben varsa sen de vardır. Ben, seni işaretler, sen beni. Ben sen “varoluşlar coğrafyası”nın sınır çizgilerdir. Bu sınırlar, ötekileştirme “kültürsüzlüğü”yle daha bir örülüp yükseltilir. “Birey” olmak, “benci” olmak, dolayısıyla yanı başındakine duyarsız, ilgisiz bir “duvar” olmak halini alır. “Komşunun” yerini “yabancı”, güvenin yerini “kuşku” alır. Güven ki, sınırı “belirsizleştirir”, kuşku ise sınırı “derinleştirir.” - [Sınırsızlık Yolunda Aşk İle](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sinirsizlik-yolunda-ask-ile/) - Bana hayatımda hep rehber olmuş Fransız atasözünü zevk ederek başlamak istiyorum satırlarıma. Bilmenin, kişinin kendi eylemleriyle birlikte sınırlarını ve haddini aşmasıyla olan bağlantısının az ve öz harika bir anlatımı. “Bir şey bilmiyorsan öğretmen ol hiç bir şey bilmiyorsan kitap yaz.” Yazdıklarım evrenin ilminin sonsuzluğunda “ Gök kubbe altında söylenmemiş söz yoktur” bilinciyle kendi kendime yaşadığım - [İnsanın Sınırları](https://www.dusunuyorumdergisi.com/insanin-sinirlari-1/) - “İnsan olarak yaradılış amacımız nedir?, Ne yapmamız gerekiyor?, Ve bunun sınırı nedir?” gibi belli başlı sorular sınır kavramını düşünmeye başladığımız zaman aklımıza gelir. Bir insanın sınırı nedir? Neler yapmaya muktedirdir? Bir insanın ne yapabileceği, sınırlarının ne olduğu ile alakalıdır. Sınırlarını ise ancak kendini bilen bilebilir. O zaman insanın en büyük açmazı, kendini bilmek ve sonra - [Felsefe, Mantık ve Metafizik Kavramlarının Sınırlarına Dair Bir Tartışma](https://www.dusunuyorumdergisi.com/felsefe-mantik-ve-metafizik-kavramlarinin-sinirlar/) - Bilimlerin tekil nesnelerinin en evrensel olan ile bağını neden iki farklı biçimde ifade ederiz? Bazı tekil bilimler, nesnelerinin en evrensel ile bağını ortaya koyarken; örneğin, Biyo-loji, Sosyo-loji, Onto-loji deriz de, bazı bilimler için de tekil bilim nesnesinin en evrenselle bağını ortaya koymak için o bilimin felsefesinden söz ederiz. Doğa felsefesi, tarih felsefesi, hukuk felsefesi, din - [Sır ve Sınır](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sir-ve-sinir/) - Sınırsız dünyaya açtım gözümü, Güneş sınır, yıldız sınır, ay sınır. Sınırlı toprakta buldum kendimi, Dağlar sınır, dinler sınır, düşlerimde dua ettiğim dil sınır. Sırlı bir aynada gördüm kendi yüzümü, Ayna sınır, görmek sınır, ben sınır. Aşka düşüp yürüdüğüm yollarda, Mecnun sınır, Leyla sınır, çöl sınır. Varlıktan yokluğa geçiyor beden. Ölüm sır mı?, yaşamak aşikâr iken. - [Sınır - 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sinir-2016/) - İÇİNDEKİLER:Konumuz Sınır… Yazar: Aykut Yazgan Altıncısı ‘Haddini Bilmek’tir Yazar: Metin Bobaroğlu Modern Dünyada Sınırlar Yazar: Ali Aslan Kendine Saklanma Yazar: Şeyma Bobaroğlu Karanlığın Sınırı Yazar: Özlem Alagöz Avrupa Sınırlarında Küresel Zuhur Olarak “Mülteci” Yazar: Gediz Akdeniz Misafir Yazar: Kerem Yücel ‘Sınırın Öteki Tarafında’ Hayata Tutunmak: Khaled Abdulaziz ile Söyleşi Röportaj: İzzet Erş ve Elif Ersoy - [Sanat Biçimlerinde Sınır](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sanat-bicimlerinde-sinir/) - İdealin, Tikel Sanat Biçimleri yönünde gelişiminde her bir bütünlenme anının kendiliğin keskin bir bakışıyla ayrılıp yeniden bütünlenmesi üzerine inceleme: “... Çünkü kendi sıfatıyla idea, gerçekten mutlak hakikatin kendisidir, ama yalnızca henüz kendi nesnelleşmiş tümelliği içersinde olmayan hakikattir; oysa sanat güzelliği olarak İdea temelde İdea’yı cisimleştirmeye ve açımlamaya adanmış, hem özünde bireysel gerçeklik olma, hem de - [İnsanın Sınırları](https://www.dusunuyorumdergisi.com/insanin-sinirlari/) - İnsan beşerî varlığı bakımından varoluşsal sınırlar ile koşulludur. Bu sınırlar her birimiz için aynı ve değişmezdir. Beslenme, barınma, üreme, doğanın kuvvetleri ve çevre, hayatın devamı için zorunlu sınırlarımızdır. Yine de, insanı sadece bu sınırlar içinde kalarak tanımlamak mümkün olmaz, hatta onu ‘tanım’a sığdıramayız. Çünkü insan-nesne ilişkisi tanım, insan-insan ilişkisi ise tanıma ve tanınma üzerinden yürür. - [Kutsalın "Sınır"larına Felsefî Bakış](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kutsalin-sinirlarina-felsefi-bakis/) - Sınır kavramı, sözlük anlamıyla; bitme, bir şeyin sona erdiği noktadır. Bir diğer anlamı; varlık ya da etki alanının dış çevresi; eyleme olanağının kalmadığı nokta; uzayda iki bölgeyi ayıran nokta, çizgi olarak tanımlanmıştır. Bunun devamında “sınır-kavram” olarak da şu şekilde tanımlanmıştır: Bilinmeyene karşı bilmeyi sınırlayan kavram. Bilgiyi sınırlayan ama aynı zamanda bu sınırın ötesinde bir şeyin - [Devlet ve Sınır Bağlamında Türk-Kürt Sorunu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/devlet-ve-sinir-baglaminda-turk-kurt-sorunu/) - Sınır hem belirleme hem de olumsuzlamadır. Hidrojen atomunun son yörüngesinde tek elektrona sahip olması bakımından Hidrojen olarak belirlenmesi aynı zamanda onun iki elektronlu Helyum atomu olmadığını anlatır. Sınır kavramı ile belirlenenin, belirlenimini kazandığı şey olarak kalabilmesi, geçici olmasını getirir. Varlığa özdeş belirlilik Nitelik, Varlık için dışsal, ilgisiz belirlilik Nicelik ve her ikisinin birliği olarak bunları - [Diller Arası Sınırları Atlama Çabası: Şiirde Çeviri](https://www.dusunuyorumdergisi.com/diller-arasi-sinirlari-atlama-cabasi-siirde-ceviri/) - Kitab-ı Mukaddes’in Tekvin 11:1 âyetinde [1]; Tanrı, tek millet, tek dil olan halkın yeryüzüne yayılması için dillerini ayırır, bu kavmin Tanrılara, cennete yakın olmak için inşa ettikleri Babil kulesi ise tamamlanamaz. [2] Bab-ilu Asur-Akad dilinde “Tanrı’nın Kapısı” anlamını taşırken, İbranice balil kelimesinin “karışıklık çıkartmak” anlamından dolayı âyette, Tanrı’nın halkın dil birliğini bozduğu ve kente bu - [Coğrafî Dünyamız, Ülke, Düşünce ve Anlayış SINIR'larımız](https://www.dusunuyorumdergisi.com/cografi-dunyamiz-ulke-dusunce-ve-anlayis-sinirlari/) - • Dünyamız üzerinde ortaya çıkan coğrafi sınırlar ve onu tanımlayan bayrakların aslında bir sınır olduğunun, • Kendi yarattığımız sınırların asli potansiyelimizi gerçekleştirmeye nasıl engel olduğunun • İyi-Kötü, Doğru-Yanlış kavramlarının aslında anlayış sınırları olduğunun, • Izdırap biçimleri, ağlama, öfke, stres hatta mutluluk vb. bir yandan arınma fırsatları iken diğer yandan daha geniş idrak önünde birer geçici - [Sınır Ve Ben](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sinir-ve-ben/) - Sınır ilişkidir İlişki farklılıktır Farklılık çelişkidir Çelişki harekettir Hareket enerjidir [1] Farklı hatta birbirleri için bir “başkası” olmuş belirlenimlerin aralarındaki gerilimin taşıyıcısı olduğu kadar, ortaklaştıkları nadir bir özelliktir sınır. Sınır tek bir yanın değil her iki yanın da sınırıdır. Hem bitiş hem de başlangıçtır. Hem şiddeti artabilen karşıtlıktır, hem de yakınlığın umududur. Her koşulda - [Sınırları Algılamak ve Aşmak](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sinirlari-algilamak-ve-asmak/) - Bu yazıda benim amacım bir tür antropolojik/sosyolojik yaklaşımla insanın sınırlarını ve yabancılaşma ile bu sınırlılık hâlinin ilişkilerini irdelemek. Sınırları aşmak için ne gerektiği konusuna ufak da olsa bir ışık tutmaktır. Tüm canlı türleri arasında, doğduğu haliyle bu doğada var olamayacak tek tür insan. Doğduğu haliyle yaşamını sürdüremeyecek olması, insanın ilk sınırı. Öte yandan, diğer türlerden - [Gazali ve Wittgenstein: Felsefenin Sınırları](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gazali-ve-wittgenstein-felsefenin-sinirlari/) - Yirminci yüzyılın en önemli filozoflarından biri olan Ludwig Wittgenstein’ın hayatında iki farklı dönem vardır. Bunların ilki, mantıksal pozitivizmi doruk noktasına taşıyarak tüm anlamları mantık önermelerine göre açıklamaya çalıştığı kitabı Tractatus Logico-Philosophicus’u yazdığı dönemdir. Wittgenstein bu döneminde ‘mutlak kesinlik, gerçeklik ve doğruluk’ peşinde koşuyordu. Tractatus hiçbir konuda belirsizliğe olanak tanımıyordu. Wittgenstein hayatının ikinci döneminde ise ‘mantıksal - [Sınırlarımızı Oluşturan Mantığımızdır](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sinirlarimizi-olusturan-mantigimizdir/) - Belli bir ağırlığı, hacmi, rengi olan ve öznenin dışında kalan her cansız varlığa nesne denir. Aristoteles (M.Ö. 384 – M.Ö. 322) nesnelerin 10 tane “kategorya” adını verdiği özellikle tanımlanabileceğini ileri sürmüştür. Bu özellikler şunlardır: Cevher, nicelik, nitelik, görelik, mekân, zaman, durum, pozisyon, etki, edilgi. Bu 10 tane kategoriden hangileri sınırlı, hangileri sınırsızdır? Nicelik sayısal bir - [Müzikte Sınır Konusuna Kısa Bir Bakış](https://www.dusunuyorumdergisi.com/muzikte-sinir-konusuna-kisa-bir-bakis/) - İçinde yaşadığımız âlem açısından baktığımızda, her şeyde bir sınır görülmektedir ve Cenab-ı Hakk’ın kudretiyle sınırlar belirlenmiştir. Bu bütün bilim dallarında da görülmekle birlikte, zamanı geldikçe, çalışmaya, emeklere bağlı olarak sınır tedricen kalkmaktadır. İnsan tecrübelenip aklı geliştikçe sınır konusunda farklı düşünceler geliştirip sınırları aşmak için çalışmış, hâlâ da çalışmaktadır. Zaman içinde sınırlar aşılmış gibi görülse de - [Dürrenmatt’ın “Yaşlı Bayanın Ziyâreti”nden Greig’in “Avrupa”sına Frankenstein’ın Canavarına Dönüşen Toplum](https://www.dusunuyorumdergisi.com/durrenmattin-yasli-bayanin-ziyaretinden-greigin-av/) - Değişim ve ardından gelen dönüşüm dramanın odak noktasıdır. Aristotelesçi drama; şartların, durumun, dinamiklerin yarattığı değişimin, karakterin psikolojisini ve hayatını nasıl etkilediğini odağına alır. Brechtiyan(Bertolt Brecht) drama ise değişmeye direnen karakterin sosyo-ekonomik sistemin kurbanı ve sürdürücüsü olduğunun altını çizer. Öte yandan Absürd drama; değişim, hele de dönüşümü beklemenin ölüm ve doğum dışında çok da mümkün olmadığını - [Edebiyatta Sınır](https://www.dusunuyorumdergisi.com/edebiyatta-sinir/) - “Yazmak, metinlerarasılıktır.” Jorge L. Borges “Yazmak, toplumu yeniden kurmaktır.” İtalio Calvino “Yazmak, labirentte kaybolmaktır.” Umberto Eco Prolog “Sen kimsin?” “Ben herkesim.” “İşte edebiyat!” *** Çok genel bir ifade taşıyor yazımın başlığı: Edebiyatta Sınır. Edebiyatın türleri arasındaki sınırı mı, öyküdeki sınır mı, yazarın sınırını mı yoksa okurun sınırını mı işaret ettiği ise muğlak... Aslında bu muğlaklığı - [Dünya'yı Tahrif Etmek](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dunyayi-tahrif-etmek/) - “Dünyamın benim dünyam olduğu, kendini şurada gösterir ki, dilin (yalnızca benim anladığım dilin) sınırları, benim dünyamın sınırlarıdır.” Ludwig Wittgenstein Her insan varlığa sorulmuş bir soru olarak varlığın kipidir. İnsan soru varlığıdır çünkü ve kendi cevabı onun dünyasını inşa eder. Emmanuel Levinas “Soru, evrenin gönderme yaptığı inancın (doxa) kökten dönüşüm tarzıdır”[1] derken bizâtihi insan varlığını kast - [Babel](https://www.dusunuyorumdergisi.com/babel/) - Alejandro González Iñárritu tarafından yönetilen 2006 yılı yapımı Babel (İbranice kargaşa sözcüğünü çağrıştırıyor) filmi, ismini Tevrat’ta ve Kur’an’da da geçen ayrıca dünyadaki başka yerel efsanelerde de kendini duyuran, Babil Kulesi’nden alıyor. Babil Kulesi’nden Tevrat’ın yaratılış bölümünde şöyle bahsedilir: “... Ve bütün Dünya’nın sözü bir, dili birdi. Şarktan göçtükleri zaman Sinear (Sümer) diyarında bir ova buldular, - [Sınır ve Sınırsızlık ya da Peras ve Apeiron](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sinir-ve-sinirsizlik-ya-da-peras-ve-apeiron/) - Sınır kavramı, doğrudan “sınırlı” olma durumunu, daha doğrusu “sınırlılık”ı ya da “sınırlı” olmayı akla getirir. Öte yandan bu kavram, yine doğal olarak kavramın duali olan, “sınırsız”lığın varlığını da ortaya koyar. Bu bakımdan “sınır ile sınırsızlığı”, bir arada değerlendirme gerekliliği ortaya çıkar. “Sınır ve sınırsızlık, mânevî gelenekte, kadim bilgelikte ne şekilde ele alınmıştır?” sorusuna cevap aramak, - [Özgürlük Sorumlulukla, Zorunluluk Sınırla](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ozgurluk-sorumlulukla-zorunluluk-sinirla/) - Doğa insanlar tarafından bilinip bilinmemesiyle ilgili değildir. O hep akışta dalgalanır, oluşta dönüşür, sûrette belirir. İnsan dışında her şey kendinde belirli, oluş-bozuluş akışıyla tutarlı ve açıktır; yasalılık altındadır, yasalılık doğanın aklıdır. Doğada ki bu akıl, yani doğa kuvvetleri insanda Us olarak tecelli eder; evrendeki kozmos insanda logos olarak varlığını ortaya koyar. Yasalılığı yasalılar yoluyla anlar - [İnsan Zihninin Kendi Koyduğu Sınırları Aşabilmesi: ‘Öğrenilmiş Çaresizlik’ Karşısında ‘Öğrenilmiş İyimserlik’](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ogrenilmis-caresizlik-karsisinda-ogrenilmis-iyimse/) - İnsan, hayatını sürdürürken çeşitli sınırlarla kuşatılmıştır. Bunların kimisi fiziksel ve dış etkenlerden kaynaklıyken bazıları da psikolojik ve içsel nedenlerle oluşur. İnsan nasıl kendi potansiyelini ketleyebilir ve kendi kendini olumsuz sınırlarla nasıl kuşatabilir? Bunun ne kadar bilincindedir? Kendi yarattığı veya koşulların dayattığı sınırların farkında mıdır ve bunlara müdahale edebilir mi? Sınırlarının farkında olmak onları ortadan kaldırmanın - [İronik* Bir Anlamsızlık: Duvar(lar)ınız Nâzım Hikmet'in "O Duvar" Şiiri Üzerinden Etüdü](https://www.dusunuyorumdergisi.com/ironik-bir-anlamsizlik-duvarlariniz-nazim-hikmetin/) - “O duvar O duvarınız vız gelir bize vız! Bizim kudretimizdeki hız, ne bir din adamının dumanlı vaadinden, ne de bir hülyanın gönlü yakışındandır. O yalnız tarihin o durulmaz akışındandır. Bize karşı koyanlar, karşı koymuş demektir: maddede hareketin yürüyen cemiyetin ezelî kanunlarına. Sükûn yok, hareket var bugün yarına çıkar, yarın bugünü yıkar. Ve durmadan akar akar, - [Tîn İle Dîn](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tin-ile-din/) - Âdem, Yeryüzü’ne sürülünce, yaşaması için toprağı nasıl sürüp ekeceği Cebrâil tarafından kendisine öğretilir. Öğrendiklerini uygulamaya koyan Âdem, toprağı sürmeye ve ekmeye başlar. Bir türlü durmak bilmez; devamlı sürer ve eker; neredeyse tüm Yeryüzü’nü yekpâre bir tarlaya dönüştürür. Bunun üzerine Tanrı, Cebrâil’e, Yeryüzü’ne inip Âdem’in önüne bir sınır çekmesini buyurur. Cebrâil, insan kılığında Yeryüzü’ne inerek, tam - [İnsanın Çizdiği Sınır](https://www.dusunuyorumdergisi.com/insanin-cizdigi-sinir/) - İnsan bilincindeki sınır kavramı, sonradan kazanılmış olmayıp, sezgisine doğuştan sahip olduğumuz apriori bir kavramdır. İnsan, dünyaya gelmiş olduğu zaman biriminden önce fiziksel olarak var olmadığını bildiği gibi, yaşamının sonlanacağı andan itibaren de bedensel olarak varlığını devam ettiremeyeceğini sezgisel olarak bildiğinden, ömrünün sınırlı olduğunun idraki ile hayatına devam eden tek canlıdır. Burada sorulması gereken asıl soru; - [Sonsuzluğun Bitimi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sonsuzlugun-bitimi/) - Doğmadan önce nereden geldiğimizi bilemediğimiz gibi, öldükten sonrada ne olacağımızı bilemiyoruz. Doğum ile ölüm arasındaki boşlukta ise yaşantımız sınırlanır ve burada ilk sorumluluğumuz hayatta kalabilmektir. Hayatta kalabilmek için ise başka bir canlı varlığı tüketerek besin zincirinin birer halkası haline gelip, özgürlük ve sınırların anlamını, hayatta kalabilme, var olabilme isteği ile içgüdüsel olarak oluşturmuş oluruz. Evreni - [Yort!](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yort/) - Bir nesnenin veya olgunun uç noktalarının sürekliliği, o nesnenin veya olgunun birlik içindeki kimliğidir.1 O halde kimlik hem bir olumlama hem de olumsuzlama içerir. Olumlamadır, sınırladığı şeye dair bilgi verir; olumsuzlamadır, sınırladığı şeyi «geriye kalan» her şeyden ayırt eder. Söz konusu tam olarak sınırları belirli, belirlenim kazanmış bir figür ise; «geriye kalan»ın, bakiyenin, bu figürün - [Mimarlığı Tanımlayan Kavram: Sınır](https://www.dusunuyorumdergisi.com/mimarligi-tanimlayan-kavram-sinir/) - Sınırlar; fiziksel, kültürel, sosyal kurguların şekillendirdiği çevre içerisinde varlığını sürdürmekte olan insanları ayıran veya onları bir yer içinde tutmak için çevreleyen, ilişkilerini düzenleyen öğelerdir. Günümüzde, bu öğeler, fiziksel şekillenmeler gösterebilirken, tamamen soyut, gözle görünmeyen şekillerde de ifadesini bulabilen, kurallarla belirlenen bir hal almaktadır. Sınırlar, bütünün farklı iki alanını ayırmakta olan bir kavram olarak kritik bir - [Geometrik Sınır](https://www.dusunuyorumdergisi.com/geometrik-sinir/) - Her şey bir ölçüyledir. Ölçmek demek, ölçülecek şeyi “bir bilinen” ile kıyaslamak, oranlamak demektir. “Şey” kelimesi Farsça olup bir yandan bilinmeyeni ifade ederken diğer yandan mevcûdu yani varolanı ifade etmektedir. Varolan (şey) bilmeye konudur ancak şeyin ne olduğu bilinememektedir. “Eşya” kelimesi de şey-ler demek olup şey kelimesinin çoğuludur. Ünlü Geometrici İbn-i Câbir, kendi adını taşıyan - [Felsefeyle TitreŞen Şiir](https://www.dusunuyorumdergisi.com/felsefeyle-titresen-siir/) - Şiir felsefesiz de yazılır. Nasıl yaşanıyorsa yaşam, felsefeye değmeden. Şiirin şiir olarak değerini göstermez, felsefeden beslenişi ya da yoksun kalışı. Felsefe, Batıda, üç bin yıla yakın geçmişi olan bir etkinlik. Kendine özgü dili, tavrı var. Şiir daha eski. En eski. Önce şiir vardı. Şiir yaşamsız yazılamaz. Yaşam can suyu. Salt sözcüklerle görünemez şiir. Şiire yaşam üflemek gerek. Yaşamdan beslenen anlam. Bundan - [Kendini (sınır[lar/ın]da) Tanı!](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kendini-sinirlarinda-tani/) - Sınır” sözcüğünü, şu dönemin, ancak kısa yazı “okuyucuları” için sınırlanmış olması gerektiğinin bilinci ve kabulüyle başlatayım fakat değinilmesi gereken başlıkların paylaşımı için “çerçeve”(lendirme) sözcüğünü kullanmayı yeğleyerek başlayalım, sınırlara olan yolculuğumuza. Varolan(lar)ın dikkate alınmasıyla başlamak durumundayız, herhangi bir sınırdan ve/veya “sınır” kavramından bahsedeceksek. Evrendekileri ve kendimizi, duyularımızla, daha çok da dokunabildiklerimiz, görebildiklerimiz üzerinden algılamaya başladığımızı ve düşünebilmeyi becerebildiğimizi göz önünde bulundurursak, bir şeyin varoluşunun dibinde - [Evren ve Düşünsel Boyutlarımızda Sınır Kavramı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/evren-ve-dusunsel-boyutlarimizda-sinir-kavrami/) - Genel anlamı ile sınır, “ötesine” geçilebilen bir alan veya hacmin başlangıcı veya sonuysa, bu boyuttan farklı olanla belirgin bir ayrımı ifade eder. Bu durumda sınır bir ayraçtır. Ancak “ötesi olanın sınırı yoktur” gibi bir önerme ile başlangıç, bitiş ve ayracı olmayan sınırsız bir kesintisizlik veya “sınırlı olanın ötesi yoktur” önermesi ile mutlak ama kesintili (başlangıç - [İnsan İhtiyaçları Sınırsız, Kaynaklar Kıt mı?](https://www.dusunuyorumdergisi.com/insan-ihtiyaclari-sinirsiz-kaynaklar-kit-mi/) - Kapitalist dünya krizle boğuşmaya devam ederken, kapitalizmin Marksist eleştirisine dönük ilgi de her geçen gün artıyor. Hatta bir kısım burjuva iktisatçılar kapitalist krizden çıkış doğrultusunda bir ipucu buluruz diye Kapital ciltlerini araştırıyorlar; orada krizlerin temel nedeninin özel mülkiyet, rekabet ve üretim anarşisi olduğu tespitini görüyorlar ve ardından da rekabeti ve üretim anarşisini sınırlandırmak için “piyasayı düzenlemenin”, “devlet - [Sınır, Sessizlik ve Felsefe](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sinir-sessizlik-ve-felsefe/) - Wittgenstein ile Russell arasında geçen bir diyalogla başlayacağım. Wittgenstein 1911 ile 1914 arasında Cambridge’de Russell’ın öğrencisi olmuştur. Yanında bulunduğu ilk sömestrin sonunda Wittgenstein Russell’ın odasına gidiyor ve ona şöyle diyor: “Bana bir aptal olup olmadığımı söyleyebilir misiniz acaba?”. “Sevgili dostum, hiç bilmiyorum. Bu soru da nereden çıktı?” diye yanıtlıyor Russell. Bunun üzerine Wittgenstein, “ Çünkü - [Sınır ve Berzah](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sinir-ve-berzah/) - Hegel, “Belirli-Varlık”, “Sonluluk ve Sınır” hakkındaki görüşlerini Mantık Bilimi (Wissenschaft der Logik, 1812-1816) ve Felsefi Bilimler Ansiklopedisi (Enzyklopedia der Philosophischen Wissenschaften im Grundrisse, 1817) adlı yapıtlarında sergilemiştir. Hegel’e göre, kendisi olma, öncelikle başkasından bağımsızlık anlamında kendini belirlemeyi gerektirir ama kendi karşıtıyla bağlantılı olarak sınırlanmışlığı da getirir. Kendi kendisiyle sınırlanmış olan, belirlidir. Belirlenme kavramı olarak sınır, - [Milliyetcilik ve Kimlik](https://www.dusunuyorumdergisi.com/milliyetcilik-ve-kimlik/) - Bir milletin mensubu olmaktan övünç duymakla, “millet”, “milliyetçilik” gibi “sınır koyucu ve sınır koruyucu” kavramlardan utanç duymak çoğu zaman “övünç” ya da “utanç” duyguları taşıyan kişinin içinde var olduğu tarih diliminin gündelik olayları üzerinden şekillenir. Uzaya mekik gönderebilen bir millete mensup kişi mensup olduğu milliyetten övünç duyarken, açlık ve şiddet problemleriyle uğraşan bir milletin mensubu - [Kültür ve Uygarlık Arasında Sınır](https://www.dusunuyorumdergisi.com/kultur-ve-uygarlik-arasinda-sinir/) - * Kültür ve uygarlık kavramları eski Türkçeden günümüz Türkçesine farklı isimlerle ifade edilmiştir. Alıntılarda asıl metne bağlı kalındığından farklılık dikkat çekecektir. Kültür eski Türkçede ‘hars’ ve yeni Türkçede ‘ekin’ olarak karşılanmakta uygarlık ise ‘medeniyet’ olarak da ifade edilmektedir. Kültür ve uygarlık olguları arasında bir ayrım yapabilmek için öncelikle her iki kavramın, kültürün ve ondan bağımsız - [‘Sınırın Öteki Tarafında’ Hayata Tutunmak: Khaled Abdulaziz ile Söyleşi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/sinirin-oteki-tarafinda-hayata-tutunmak/) - Yerlerinden yurtlarından olmuş Suriye halkının ‘sınırın öteki tarafında’ hayata nasıl tutunmaya çalıştıklarına her gün tanık oluyoruz. Ancak hangimiz onların gerçekten neler yaşadıklarını, hayatlarını nasıl idame ettirdiklerini, kendilerine yabancı bir toplumun içinde ne gibi zorluklar yaşadıklarını biliyor? Buzdağının görünen kısmına yakınlaşıp biraz onları tanıyabilmek, anlayabilmek, tanık olabilmek ve biraz da dertleşmek için geçtiğimiz günlerde, İstanbul’da kurulmuş - [Misafir](https://www.dusunuyorumdergisi.com/misafir/) - Yağmur hiç durmamıştı. Sadece ben değil, fotoğraf makinem de iç aksamlarına kadar ıslanmıştı. Savaşın ilk aylarıydı. Hayata Destek Derneği çalışanları gelen yardım kolilerini dağıtmakta sayıca yetersiz kalmıştı. Suriyeliler, kolileri almak için birçok farklı köyden ve farklı yerden akın akın yardım örgütünün bulunduğu köyün meydanına geliyordu. Günlerce, haftalarca kimi tek bacağıyla, kimi birkaç gün önce doğmuş - [Avrupa Sınırlarında Küresel Zuhur Olarak “Mülteci”](https://www.dusunuyorumdergisi.com/avrupa-sinirlarinda-kuresel-zuhur-olarak-multeci/) - I. Modernite, varlığını ve yeniden üretimini indirgemeci ve duyarsız kontrol mekanizmaları kurabilmesine borçludur. Modernizmin “bilimsel” düzenleme alanlarına bakıldığında; düşünme biçimlerinden siyasal organizasyonlara kadar her yerde baskın biçimde göreceğimiz şey duyarsız sınır ve başlangıç koşullarına bağlı mekanikçi sınır kavramıdır. Başka bir ifadeyle sınırları çizmek, sınırların geçirgenliğini düşürüp sınır içinde homojenliği, toplanabilirliği sağlamak ve normalleştirmeyi gerçekleştirmek modern ## Sayfalar - [Anasayfa](https://www.dusunuyorumdergisi.com/) - Yazılar Akıl Önyargıda Kalırsa Yazan Mustafa Alagöz / 19 Temmuz 2026 Canlı-cansız tüm varlıklar; nesneler, olaylar dışarıdan görülen sınırlarının içinde sırlarla dolu dururlar. Görünüşler sadece bir biçim olmaktan öte kendi içsel... Devamını oku Yazılar Seksek ve Bitmeyen Döngü Yazan Sunay Demircan / 18 Temmuz 2026 İnsan evladı eve dönmeyi özlüyor. Hangi eve? O her şeyin - [Yayın İlkelerimiz](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yayin-ilkelerimiz/) - Düşün-ü-yorum Dergisi Yayın İlkeleri Dergimizde yayınlanmak üzere gönderilen yazıların aşağıdaki ilkelere uygun olması beklenir. Amaç ve ilkelere uygunluk: Dergiye gönderilen yazılar, Anadolu Aydınlanma Vakfı’nın amaç ve varlık ilkeleriyle çelişmemelidir. Bu çerçevede Vakfın amacı; dil, din, ırk, cinsiyet ve uyruk ayrımı gözetmeksizin aydınlanma odaklı bir “Sürekli Bilgi Topluluğu” oluşturmak; aydınlanmayı “Evrensel İnsan Toplumu Ülküsü” doğrultusunda farklı - [Yazarlarımız](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yazarlarimiz/) - YazarlarımızAhmet Bobaroğlu (1)Ahmet Kip (8)Ahmet Yazman (2)Akın Candan (2)Ali Kemal Öztoksoy (2)Alper Malkoç (1)Arda Öngören (2)Arzu Cengil (7)Arzu Pınar Demirel (1)Âşık Kemter Yusuf (4)Aslıhan Gelenbe Sekendiz (1)Aydın Türkmen (6)Ayfer Akbaşoğlu (1)Aykut Yazgan (24)Ayla Pakkan (2)Aynur Bobaroğlu (2)Ayşe Acar (29)Ayşe Doğu (9)Ayşe Şahan (1)Aytaç Barkot (5)Aziz Uzun (1)B Biledeğil (8)Babek Tabandeh (2)Behiye Bobaroğlu (3)Berna Öztan (2)Bertan - [Konuk Yazarlar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/konuk-yazarlar/) - Konuk YazarlarAbdülaziz Şenol Kenzî (1)Abdurrahman Sâmi Niyâzî (1)Adnan Özer (1)Agop Dilaçar (1)Ahmed Arif (1)Ahmed Kuddûsî (1)Ahmet İnam (4)Ahmet Soysal (3)Ahmet Turgut (1)Ahmet Ümit (4)Akhenaton (Avatar) (1)Albert Einstein (1)Ali Aslan (1)Ali Osman Gündoğan (1)Ali Sebetci (4)Amit Goswami (1)Asaf Halet Çelebi (2)Aydın Arif (1)Aziz Mehmet Dumlu (1)Aziz Yardımlı (6)Bedia Akarsu (1)Betül Çotuksöken (3)Bilge Sinanoğlu (1)Bilgin Saydam (1)Bilgin - [Hakkımızda](https://www.dusunuyorumdergisi.com/hakkimizda/) - HakkımızdaDüşün-ü-yorum, Anadolu Aydınlanma Vakfı’nın kuruluş amacı ve ilkeleri doğrultusunda kaleme alınan yazıların yayınlandığı bir dergidir. Anadolu Aydınlanma Vakfı’nın amacı; din, dil, ırk, cinsiyet ve uyruk ayrımı yapmaksızın, aydınlanma amaçlı sürekli bir bilgi topluluğu oluşturmaktır. Aydınlanmayı “Evrensel İnsan Toplumu Ülküsü” doğrultusunda incelemek, farklı kültürler ile insanlık uygarlığı bağlamında ve tarih sürecinde ele almaktır. Anadolu ekinsel yapısı - [Gizlilik Politikası](https://www.dusunuyorumdergisi.com/gizlilik-politikasi/) - Gizlilik Politikası Bu Gizlilik Politikası, https://www.dusunuyorumdergisi.com internet sitesinde hangi verileri topladığımızı, veri toplamamızın amaçlarını ve verilerinize ilişkin haklarınızla ilgili sizi bilgilendirmek için hazırlanmıştır. Bu Gizlilik Politikası'nı kabul etmiyorsanız, internet sitemizi kullanmaya devam etmemelisiniz. İnternet sitemizi kullanmaya devam etmeniz, Gizlilik Politikası'nı ve ilgili uygulamalarımızı kabul ettiğiniz anlamına gelmektedir. 1. Topladığımız Veriler Sitemizi kötü niyetli saldırılardan korumak - [Düşünüyorum Aylık Bülten](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dusunuyorum-aylik-bulten/) - Düşünüyorum | Aylık Bülten Sayı 110: Eylül – Ekim 2023 Gallery Sayı 110: Eylül – Ekim 2023 Sayı 110: Eylül – Ekim 2023 Sayı 109: Temmuz – Ağustos 2023 Gallery Sayı 109: Temmuz – Ağustos 2023 Sayı 109: Temmuz – Ağustos 2023 Sayı 108: Mayıs – Haziran 2023 Gallery Sayı 108: Mayıs – Haziran 2023 - [Us Düşün ve Ötesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/us-dusun-ve-otesi/) - Us Düşün ve Ötesi Dergisi Sayı 10: Ahlak Sorunu Gallery Sayı 10: Ahlak Sorunu Sayı 10: Ahlak Sorunu Sayı 9: Estetik Sorunu Gallery Sayı 9: Estetik Sorunu Sayı 9: Estetik Sorunu Sayı 8: Tarih Bilinci ve Kimlik Sorunu Gallery Sayı 8: Tarih Bilinci ve Kimlik Sorunu Sayı 8: Tarih Bilinci ve Kimlik Sorunu Sayı 7: - [Tematik Düşünüyorum Dergisi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/tematik-dusunuyorum-dergisi/) - Tematik Düşünüyorum Dergisi Cumhuriyetin Yeni Yüzyılı – 2023 Gallery Cumhuriyetin Yeni Yüzyılı – 2023 Cumhuriyetin Yeni Yüzyılı – 2023 İnsan Hakları – 2019 Gallery İnsan Hakları – 2019 İnsan Hakları – 2019 Ütopya – 2018 Gallery Ütopya – 2018 Ütopya – 2018 Umut – 2017 Gallery Umut – 2017 Umut – 2017 Kaygı – 2016 - [Yazılar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/yazilar/) - Yazılar Akıl Önyargıda Kalırsa Gallery Akıl Önyargıda Kalırsa Akıl Önyargıda KalırsaCanlı-cansız tüm varlıklar; nesneler, olaylar dışarıdan görülen sınırlarının içinde sırlarla dolu dururlar. Görünüşler sadece bir biçim olmaktan öte kendi içsel niteliklerini bir arada tutan örtücü bir yüzeydir. Bu yüzeyin altında onun özü, niteliklerinin, varlık enerjilerinin tamamı saklıdır. Bu anlamda tüm görünüşler bir anlamda “sır küpleridir.” - [Anadolu Aydınlanma Vakfı](https://www.dusunuyorumdergisi.com/dusunuyorum/) - Amacımız Vakfımızın amacı Anadolu’nun kültürel yapısı içinde oluşan düşünce ve kavramların farklı boyutlarıyla anlaşılmasını ve diğer kültürlerde yer alan kavramlarla ilişkilerinin kurulmasını sağlamaktır. Böylece düşünce yönetiminin ve araçlarının tanımlı, işlevsel kılınması sağlanarak, bireyin ve toplumun kendisini yeniden üretebilmesine ve gerçekleştirebilmesine katkıda bulunmaya çalışılır. Hakkımızda Anadolu Aydınlanma Vakfı, dil, din, ırk, cinsiyet, uyruk ayrımı yapmaksızın, aydınlanma ## Kategoriler - [Genel](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/genel/) - [Alıntı ve Derlemeler](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/alinti-ve-derlemeler/) - [Anı ve Güncel](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/ani-ve-guncel/) - [Bilim ve Teknoloji](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/bilim-ve-teknoloji/) - [Denemeler](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/denemeler/) - [Edebiyat](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/edebiyat/) - [Ekonomi-Politik](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/ekonomi-politik/) - [Felsefe](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/felsefe/) - [Yorumbilim](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/yorumbilim/) - [Hikmet ve Tasavvuf](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/hikmet-ve-tasavvuf/) - [Kavramsal](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/kavramsal/) - [Kültür ve Toplumbilim](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/kultur-ve-toplumbilim/) - [Mitoloji](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/mitoloji/) - [Psikoloji](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/psikoloji/) - [Söyleşiler](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/soylesiler/) - [Sağlık](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/saglik/) - [Sanat](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sanat/) - [Sembolizm](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sembolizm/) - [Gezi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/gezi/) - [Şiir ve Doğuşlar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/siir-ve-doguslar/) - [Tanrıbilim](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/tanribilim/) - [Bültenler](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/bultenler/) - [Yayın Kurulu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/yayin-kurulu/) - [Ruh-bilim](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/ruh-bilim/) - [Tarih](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/tarih/) - [Bilim](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/bilim/) - [Teoloji](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/teoloji/) - [Röportaj](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/roportaj/) - [Ekonomi Deneme](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/ekonomi-deneme/) - [Düşünüyorum Aylık Bülten](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/dusunuyorum-aylik-bulten/) - [Sayı 110 | Eylül – Ekim 2023](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-110-eylul-ekim-2023/) - [Sayı 109 | Temmuz - Ağustos 2023](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-109-temmuz-agustos-2023/) - [Düşünüyorum Tematik Dergisi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/dusunuyorum-tematik-dergisi/) - [Cumhuriyetin Yeni Yüzyılı - 2023](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/cumhuriyetin-yeni-yuzyili-2023/) - [Us Düşün ve Ötesi](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/us-dusun-ve-otesi/) - [Ahlak Sorunu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/ahlak-sorunu/) - [Yazılar](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/yazilar/) - [Sayı 108 | Mayıs - Haziran 2023](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-108-mayis-haziran-2023/) - [Sayı 107 | Mart – Nisan 2023](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-107-mart-nisan-2023/) - [İnsan Hakları - 2019](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/insan-haklari-2019/) - [Estetik Sorunu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/estetik-sorunu/) - [Tarih Bilinci ve Kimlik Sorunu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/tarih-bilinci-ve-kimlik-sorunu/) - [İletişim Sorunu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/iletisim-sorunu/) - [Değerler Sorunu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/degerler-sorunu/) - [Kültür Sorunu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/kultur-sorunu/) - [Yöntem Sorunu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/yontem-sorunu/) - [Dil Sorunu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/dil-sorunu/) - [Eğitim Sorunu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/egitim-sorunu/) - [Aydınlanma Sorunu](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/aydinlanma-sorunu/) - [Ütopya – 2018](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/utopya-2018/) - [Umut - 2017](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/umut-2017/) - [Kaygı - 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/kaygi-2016/) - [Sınır - 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sinir-2016/) - [Yabancılaşma (Sayı: 63)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/yabancilasma-sayi-63/) - [Türkiye’de ve Türkçede Felsefe (Sayı: 57)](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/turkiyede-ve-turkcede-felsefe-sayi-57/) - [Sayı 106 | Eylül - Ekim 2022](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-106-eylul-ekim-2022/) - [Sayı 105 | Temmuz – Ağustos 2022](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-105-temmuz-agustos-2022/) - [Sayı 104 | Mayıs – Haziran 2022](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-104-mayis-haziran-2022/) - [Sayı 103 | Mart – Nisan 2022](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-103-mart-nisan-2022/) - [Sayı 102 | Ocak – Şubat 2022](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-102-ocak-subat-2022/) - [Sayı 101 | Kasım – Aralık 2021](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-101-kasim-aralik-2021/) - [Sayı 100 | Eylül – Ekim 2021](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-100-eylul-ekim-2021/) - [Sayı 99 | Temmuz – Ağustos 2021](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-99-temmuz-agustos-2021/) - [Sayı 98 | Mayıs – Haziran 2021](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-98-mayis-haziran-2021/) - [Sayı 97 | Mart – Nisan 2021](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-97-mart-nisan-2021/) - [Sayı 96 | Ocak – Şubat 2021](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-96-ocak-subat-2021/) - [Sayı 95 | Kasım – Aralık 2020](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-95-kasim-aralik-2020/) - [Sayı 94 | Eylül – Ekim 2020](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-94-eylul-ekim-2020/) - [Sayı 93 | Temmuz – Ağustos 2020](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-93-temmuz-agustos-2020/) - [Sayı 92 | Mayıs – Haziran 2020](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-92-mayis-haziran-2020/) - [Sayı 91 | Mart – Nisan 2020](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-91-mart-nisan-2020/) - [Sayı 90 | Ocak – Şubat 2020](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-90-ocak-subat-2020/) - [Sayı 89 | Kasım – Aralık 2019](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-89-kasim-aralik-2019/) - [Sayı 88 | Eylül – Ekim 2019](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-88-eylul-ekim-2019/) - [Sayı 87 | Temmuz - Ağustos 2019](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-87-temmuz-agustos-2019/) - [Sayı 86 | Mayıs – Haziran 2019](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-86-mayis-haziran-2019/) - [Sayı 85: Mart – Nisan 2019](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-85-mart-nisan-2019/) - [Sayı 84 | Ocak – Şubat 2019](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-84-ocak-subat-2019/) - [Sayı 83 | Kasım – Aralık 2018](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-83-kasim-aralik-2018/) - [Sayı 82 | Eylül – Ekim 2018](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-82-eylul-ekim-2018/) - [Sayı 81 | Temmuz – Ağustos 2018](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-81-temmuz-agustos-2018/) - [Sayı 80 | Mayıs – Haziran 2018](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-80-mayis-haziran-2018/) - [Sayı 79 | Mart – Nisan 2018](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-79-mart-nisan-2018/) - [Sayı 78 | Ocak – Şubat 2018](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-78-ocak-subat-2018/) - [Sayı 77 | Kasım – Aralık 2017](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-77-kasim-aralik-2017/) - [Sayı 76 | Eylül – Ekim 2017](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-76-eylul-ekim-2017/) - [Sayı 75 | Temmuz – Ağustos 2017](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-75-temmuz-agustos-2017/) - [Sayı 74 | Mayıs – Haziran 2017](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-74-mayis-haziran-2017/) - [Sayı 73 | Mart – Nisan 2017](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-73-mart-nisan-2017/) - [Sayı 72 | Ocak – Şubat 2017](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-72-ocak-subat-2017/) - [Sayı 71 | Kasım – Aralık 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-71-kasim-aralik-2016/) - [Sayı 70 | Eylül – Ekim 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-70-eylul-ekim-2016/) - [Sayı 69 | Temmuz – Ağustos 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-69-temmuz-agustos-2016/) - [Sayı 68 | Mayıs – Haziran 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-68-mayis-haziran-2016/) - [Sayı 67 | Nisan 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-67-nisan-2016/) - [Sayı 66 | Mart 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-66-mart-2016/) - [Sayı 65 | Şubat 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-65-subat-2016/) - [Sayı 64 | Ocak 2016](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-64-ocak-2016/) - [Sayı 62 | Eylül 2015](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-62-eylul-2015/) - [Sayı 61 | Ağustos 2015](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-61-agustos-2015/) - [Sayı 60 | Temmuz 2015](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-60-temmuz-2015/) - [Sayı 59 | Haziran 2015](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-59-haziran-2015/) - [Sayı 58 | Nisan – Mayıs 2015](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-58-nisan-mayis-2015/) - [Sayı 56 | Ocak 2015](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-56-ocak-2015/) - [Sayı 55 | Aralık 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-55-aralik-2014/) - [Sayı 54 | Kasım 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-54-kasim-2014/) - [Sayı 53 | Ekim 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-53-ekim-2014/) - [Sayı 52 | Eylül 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-52-eylul-2014/) - [Sayı 51 | Ağustos 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-51-agustos-2014/) - [Sayı 50 | Temmuz 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-50-temmuz-2014/) - [Sayı 49 | Haziran 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-49-haziran-2014/) - [Sayı 48 | Mayıs 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-48-mayis-2014/) - [Sayı 47 | Nisan 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-47-nisan-2014/) - [Sayı 46 | Mart 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-46-mart-2014/) - [Sayı 45 | Şubat 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-45-subat-2014/) - [Sayı 44 | Ocak 2014](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-44-ocak-2014/) - [Sayı 43 | Aralık 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-43-aralik-2013/) - [Sayı 42 | Kasım 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-42-kasim-2013/) - [Sayı 41 | Ekim 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-41-ekim-2013/) - [Sayı 40 | Eylül 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-40-eylul-2013/) - [Sayı 39 | Ağustos 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-39-agustos-2013/) - [Sayı 38 | Temmuz 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-38-temmuz-2013/) - [Sayı 37 | Haziran 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-37-haziran-2013/) - [Sayı 36 | Mayıs 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-36-mayis-2013/) - [Sayı 35 | Nisan 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-35-nisan-2013/) - [Sayı 34 | Mart 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-34-mart-2013/) - [Sayı 33 | Şubat 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-33-subat-2013/) - [Sayı 32 | Ocak 2013](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-32-ocak-2013/) - [Sayı 31 | Aralık 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-31-aralik-2012/) - [Sayı 30 | Kasım 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-30-kasim-2012/) - [Sayı 29 | Ekim 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-29-ekim-2012/) - [Sayı 28 | Eylül 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-28-eylul-2012/) - [Sayı 27 | Ağustos 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-27-agustos-2012/) - [Sayı 26 | Temmuz 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-26-temmuz-2012/) - [Sayı 25 | Haziran 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-25-haziran-2012/) - [Sayı 24 | Mayıs 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-24-mayis-2012/) - [Sayı 23 | Nisan 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-23-nisan-2012/) - [Sayı 22 | Mart 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-22-mart-2012/) - [Sayı 21 | Şubat 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-21-subat-2012/) - [Sayı 20 | Ocak 2012](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-20-ocak-2012/) - [Sayı 19 | Aralık 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-19-aralik-2011/) - [Sayı 18 | Kasım 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-18-kasim-2011/) - [Sayı 17 | Ekim 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-17-ekim-2011/) - [Sayı 16 | Eylül 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-16-eylul-2011/) - [Sayı 15 | Ağustos 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-15-agustos-2011/) - [Sayı 14 | Temmuz 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-14-temmuz-2011/) - [Sayı 13 | Haziran 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-13-haziran-2011/) - [Sayı 12 | Mayıs 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-12-mayis-2011/) - [Sayı 11 | Nisan 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-11-nisan-2011/) - [Sayı 10 | Mart 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-10-mart-2011/) - [Sayı 09 | Şubat 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-09-subat-2011/) - [Sayı 08 | Ocak 2011](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-08-ocak-2011/) - [Sayı 07 | Aralık 2010](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-07-aralik-2010/) - [Sayı 06 | Kasım 2010](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-06-kasim-2010/) - [Sayı 05 | Ekim 2010](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-05-ekim-2010/) - [Sayı 04 | Eylül 2010](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-04-eylul-2010/) - [Sayı 03 | Ağustos 2010](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-03-agustos-2010/) - [Sayı 02 | Temmuz 2010](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-02-temmuz-2010/) - [Sayı 01 | Haziran 2010](https://www.dusunuyorumdergisi.com/category/sayi-01-haziran-2010/)