Felsefe

6 Kasım 2016

Boğa Simgesi -2-

Boğa simgesi, Taurus1 ile ilişkilidir. Hem tarihsel hem de ruhbilimsel açıdan oldukça karmaşık bir simgeselliğe sahiptir ve Bâtıni Gelenek açısından önemli bir yere sahiptir. Hyperboreanlar 2 tarafından Negroların3 ejderhasına karşı bir totem olarak kullanılmıştır; ormanın ve göğün oğlu Tanrı Thor’a denk tutulur. Bu simgesel kullanım memelilerin sürüngenler ya da Aryanların Negrolar üzerindeki üstünlüğünü anlatır. Temel çelişki boğa simgesinin dünya, anne ilkesi olarak yorumlanması ile cennet ve babayı simgelediği görüşleri arasındadır. […]
6 Kasım 2016

Hadîs'in Doğası Üzerine…

Sözlü rivâyet terimi ya da şifâhi rivâyet, bir durumu; olay, kanı, görgü, tasvir, sonuç belirtici öznel bir üslupla kendi seviyesine bağlı bir aktarımdır… Yazı’ya bağlanan kaybetme sürecindeki söz’ün ilk anlamı, ya da asıl anlama en yakın anlamı, sona doğru ise artık ilk’el sözel yapısının ifade ettiğinden bambaşka bir yapıya kavuşur. Söz; söz’ü duyanı, aktaranı, aktarılanı; sözü söyleyeni, sözü söyleyenin sözünün arkasındaki hakikati, sözün söylendiği zamanı, neden söylenme gereği duyulduğunu içermekle […]
3 Kasım 2016

Ana Tanrıça ve İslam

Hz. Âsiye, Hz. Meryem, Hz. Hatice, Hz. Fatıma, Hz. Kübrâ ve Hz. Rabiâ üstün ahlâk sahibi kadınlardır ve övülmüştürler. Kocaları veya babaları için anılan günahlar onlar için anılmamıştır. Kadınlıkla temsil edilenin tamlığını ve kusursuzluğunu imlerler. Hz. Havva’nın, Hz. Âdem’in kaburga kemiğinden yaratıldığı günden itibaren, “emmare” düzeyinden başlayan nefs, bir kadın evliyâ sûretine bürünerek evrimini tamamlamıştır. Günahsızdırlar; orijindeki kutsallığı sembolize ederler ve onlar hep tanıktırlar. Bâtına aittirler yani örtülüdürler. Hz. Âsiye […]
2 Kasım 2016

Bir Mûzip (A)Gnostik: Mutasavvıf Nasreddin

Mizahın iki doğal eşlikçisi, kahkaha ve gülümseme arasındaki fark salt niceliksel değildir; yani kahkahada daha çok olan, gülümsemede daha az değildir. Bu iki duygu boşalım biçimi nitelikte uyuşmazlar. Kahkaha sürükler, (gülen/güldür(t)en) özneyi, (gülünen) nesnesiyle birleştirir. Bu birleşme tek taraflıdır: Nesnenin tanımla(n)masını özne yapmaktadır; özne nesneyi hiç’leyerek, onu işgal eder. Kahkaha patlayıcı, bazen ürkütücüdür; karşı çıkmayı tehdit eden /sindiren bir şişinmeyi taşır. Dünya öznenin kahkahasıyla, özneyle dolar. Zıtlar içiçe geçer, ancak […]
2 Kasım 2016

Hindistan Goa

Vakfmızın geçen ayki bülteninde kısaca bahsettiğim Ari uygarlığının ortaya çıktığı bölge olmasa da, Kasım ayının başında, o bölgeye yakın bir yere, Hindistan Goa’ya geldim. Uzun yıllar yoga ile iç içe olmama rağmen bu kültürün içine girme düşüncesi, hayatımda yoga ile yakaladığım dengeyi bozabileceği, abartılı bulabileceğim ve içimdeki isteği yok edebileceği korkusunu uyandırırdı. Ama yine de merak ağır bastı ve sonunda yoga ve akupunktur dersleri almak ve bu bölgede ihtiyacı olan […]
2 Kasım 2016

Düşmüş Yıldızlar

“Tanrı bir dosta gereksinim duymaz; çünkü tanrılık O’nun öz iyiliğidir. Oysa, biz dost ya da dostlara gereksinim duyarız; çünkü iyilik bizim çok ötemizde bir şeyi kapsar.” Bu görüş Aristoteles’e aittir ve bizi erdemli veya faziletli olup olmadığımızı düşünmeye teşvik eder gibi görünmektedir. Peki biz bu konuda ne düşüneceğiz? Gündelik hayatımız ile gelecek kaygısı arasında gidip gelen düşüncelerimizde bu konuya yer var mıdır? Öncelikle belirtmek gerekir ki bu tür konular üzerine […]
2 Kasım 2016

Türkiye Öğrenci Kulüpleri Sayesinde Evrimle Tanıştı

İnsanlık tarihi sahnesinde yer almış ve almakta olan tüm kültürler, insanın diğer formlardaki canlıların ve evrimin kökeni, yaratılışı ve süreçleri hakkında düşünerek emek vermiş ve açıklamalar yapmaya çalışmamış olsa, insanlık tarihi sahnesinden bahsediyor dahi olamazdık şüphesiz. Söz konusu tarihin belki de ilk sorularından olan kökenler, yaradılış ve süreçleri hakkında binlerce yıldır ister yazılı kayıtlarda ister mitler, destanlar ve masallarda dilden dile dolaşan bu görüşler, son birkaç yüzyıldır “Bilim Felsefesi ve […]
2 Kasım 2016

O'yu Bu Yapmak

Yaşam, eğimli bir yüzeyde mekân tutmaya benzer. Bu eğimli yüzeyde sabit bir noktada durmak mümkün olmaz; insan ya aşağı yuvarlanmak ya da yukarı tırmanmak zorundadır.  Aşağısı içgüdülerimiz, doğal arzularımız, alışkanlıklarımız vb. güçlerin çekim alanıdır. Bunlar kendiliğinden devinirler. İnsanın bu yönde hareketlenmesi için emek sarf etmesine gerek yoktur; özel bir yetenek, zekâ keskinliği gibi şeyler de gerekmez; çünkü bu güçler bizde verili olarak bulunurlar ve günlük yaşamın sıradanlığı içinde bilincimizin gözeneklerinden […]
2 Kasım 2016

İsmail Güleç ile “Kaç Nasreddin Hoca Var?”

Vakfımızın 13 Kasım 2012 tarihli toplantısının konuğu Sakarya Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. İsmail Güleç oldu. 2000 yılında Metin Bobaroğlu ve Mansur Yalçın ile Cem Radyo’da yaptıkları Amâk-ı Hayal sohbetlerinden tanıdığımız Güleç, “Kaç Nasreddin Hoca Var?” başlıklı konuşmasında Nasreddin Hoca’nın Biri Bir Gün isimli kitabının ortaya çıkış serüvenini anlattı. İsmail Emre “Sohbetler”i ile Lütfi Filiz’in Noktanın Sonsuzluğu adlı dört ciltlik eserinde yer alan Nasreddin Hoca fıkra ve yorumlarının bir araya […]