Felsefe

1 Ekim 2017

Hepsi aynı takımdan: Yalnızlık, Ölüm, Dürüstlük ve Dostluk…

Her şeye katlanır da insan kendisine katlanamaz. Tanımadığı insanla baş başa kalır; kendisi ile kalamaz. Yalnızlık korkusu denmiştir bunun adına. Yalnızlık korkusu, değil hakkında tartışılması, cümlede geçmesinden bile rahatsızlık duyulan bir düşmandır. Bireyler arası ilişkilerde, değinilmeyerek gözetilen bir sözsüz hukuk içeriğidir. Yalnızlık, yaşamı etrafında örgütleyen güçlü duygulardan birisidir; çünkü, ölmeye yazgılıdır insan. Yalnızlık ölümü çağrıştırır. Hep kaçtığımız, yüzleşmeye hazır olmadığımız ve, ne hazindir ki, olacağından emin olduğumuz tek olay. Bu […]
30 Temmuz 2017

Neden Us’lanmıyoruz?

İnsan doğadaki bütün varlıkların özelliklerini kendinde topladığı ve aklı sayesinde onlara aşkın olduğu için yeryüzünün tek hâkimi ve hükümranı olmuştur. “Yeryüzünde bir halife yaratacağım.” (Bakara 2/30)   Ancak insanın kendi kendisine hükmetmesi, dünyaya hükmetmesinden daha zordur. Nasıl ki insan doğaya, doğa yasalarını tanıyarak hâkim olabilmişse, kendine de ancak kendini tanıyarak hâkim olabilir. Kendini tanıyan insan, yapısından kaynaklanan bir zorunluluktan dolayı kendini ahlâk yasası ile denetim altında tutması gerektiğini bilir. Çünkü […]
30 Temmuz 2017

Bir Yapay Zekâ Olarak İnsan

Politik olarak, giderek kendi içine kapanan; neredeyse tamamı, yeniye ve yeniliğe uyum sağlamakta zorlanan bir dine ait; haftalık gündemi, bir Kuzey Avrupa ülkesinin bir yıllık gündemine yetecek denli yoğun bir ülkenin vatandaşları olarak, ve haklı olarak dünya gündemini izlemekte zorlanıyoruz. Bunlara ilâve olarak, yapay zekâ  ve Robot Teknolojileri (RT) konuları, ürünlerini sorgusuzca tüketebilme hakkımızdan olsa gerek, takip edilecekler listemizin belki de en son sıralarında yer alıyor. Kitap okuma oranlarının düşüklüğü […]
30 Temmuz 2017

Tevhid

Vakit, zaman derler: (ân-ı dâim)dir: (Zevk-i Küllî) derler: (kalb-i selîm)dir; (Hâl) lisânı derler, sükûtlar okur, Bakıp (ümmî) derler; onlar âlimdir. Göz ile okunur, dudak değildir, Bakarak dinlenir, kulak değildir; Öyle bir yoldur ki, değil meydanda, İrfanla yürünür, ayak değildir. Semâda zannetme, senden sanadır, Boşluğa değildir, O Rahmân’adır; Adetsiz yolların, bir ucu sende, Yürü! Gayre değil, her yol O’nadır.  İdrâk eylediysen, hayret değildir, Tamam eylediysen, gayret değildir; Edeple yürüyen, oluyor vâsıl, […]
14 Mayıs 2017

Modern Fizik Ve Felsefe

Platon’dan günümüze insanı felsefe yapmaya yönelten şey, onun kendisini bir aradurum içerisinde görmüş olmasıdır. İnsanın, kendisini çevreleyen doğa ile kendisini aşan sonsuzluk (Tanrı) arasındaki sıkışık konumu, Plato ve Aristoteles’ten beri hep bir şaşkınlık ve merak konusu olmuştur. Aynı merak, nesne, olgu, olay ve giderek evren bilmecesi karşısında olduğu kadar, insanın kendi iç dünyasına yönelik olarak da duyulmuştur. Felsefe tarihini oluşturan olumlu olumsuz tüm çözüm denemeleri, hep bu arada kalmışlığı kavramaya […]
14 Mayıs 2017

Salome, Yudit ve Delila

Yazı yazmak için oturup yarım bırakanlardanım. Her oturuşumda iki davetsiz mÎsâfirim olur: Platon ve Aristoteles. Konuşmadan, beni esir alırlar. Platon olanaklı olduğu ölçüde soyut olanda kalmamı, İdeal olanı vurgulamamı önerir: “Veciz olanı, lakonik ifadeyi anlamayanla işin ne?” diye sorarak baskı kurar. Aristoteles ise tüm bağlantıları göstermemde, bir dizge oluşturmamda ısrar eder; analitik ve mükemmeliyetçi yanımı esir alır. Onları anlamaya çalışıyor olmamdan dolayı, beni böylesine teklifsizce ele geçirmeyi kendilerine hak görmelerine […]
13 Mart 2017

Güzellik Sevdirir, Sevilen Güzeldir

Sanat güzelliğin açığa çıkması, duyuların önüne getirilmesidir. Güzelin kendisinin varoluş biçimleri sanatın değişik alanlarında görülür. Sanatta sınıflama onun konusuna göre değil kullandığı araç ve yöntemlere göre yapılır. Hangi biçim altında gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin farklı sanat alanlarının ortak yanları vardır; amacı güzellik, aracı imge, yöntemi hayal gücü, iletisi duygularadır. ‘Güzel’ kavramı ‘İyi’ ve ‘Doğru’ kavramlarıyla birlikte felsefenin de temel sorunlarından birisidir. Böyle olmakla, onu algılayan özne olmaksızın bu soruna yaklaşılamaz. Bilinç (farkındalık […]
5 Şubat 2017

Kaygı

Kaygı sözcüğünü kısaca betimleyecek olursak; kötü bir sonuca varılacak diye duyulan, duyumsanan, üzüntü, endişe anlamına gelir. Aslında kaygı insan varoluşunun temelinde bulunur. Kaygının birçok çeşitleri vardır. Birkaç örnek verecek olursak; yaşam kaygısı, psikolojik kaygılar, geçim kaygısı ve sağlık sorunlarını sayabiliriz. Aslında tüm canlılar genel olarak ölüm kaygısı taşırlar ve bu kaygıların hepsi bedene aittir. İnsanlar genel olarak bedensel tutkularını (Pathe) tatmin etmek amacıyla yaşarlar ve bunları gerçekleştiremedikleri zaman endişe ve […]
5 Şubat 2017

Kaygı ve Ümit

“Yasak, Âdem’i kaygıya sürüklemiştir, çünkü özgürlüğün olanağı onda yasak ile uyanır.” [1]   Søren Kierkegaard’ın bu sözleri kavramını özgürlükler ve yasaklarla birbirine bağlayan bir önermeyi içinde barındıran bir cümle niteliğindedir. Felsefe tarihinin ve günümüzün belki de önümüzdeki yılların halen gündem konusu olacak olan “özgürlük” kavramıyla, bazı düşünür ve bilim insanlarına göre, insanın doğumundan itibaren hayatında var olan “kaygı” kavramının arasında nasıl bir bağ olduğu merak konusu olmuştur. Ruh ile bedenin […]