Ekonomi-Politik

10 Ocak 2020

İnsan Haklarına Kavramsal Bir Yaklaşım

1. Sorun İnsan hakları doktrini günümüz dünyasında her türlü felsefî ve siyasî tartışmanın odak noktasında yer almaktadır. Bugün, insan haklarından hareket etmeyen veya referans noktası olarak insan haklarını almayan herhangi bir sosyo-politik öneri ciddiye alınma şansını neredeyse peşinen kaybetmiştir. Bu hem iç politika hem de uluslararası ilişkiler açısından böyledir. Günümüzde sadece iç düzenlerini insan haklarına dayandırmayan devletlerin değil, aynı zamanda dış politikalarında insan hakları duyarlılığıyla hareket etmeyen devletlerin de meşrulukları […]
10 Ocak 2020

İnsan Hakları ve Felsefe: Temellendirici Yazılar

“İnsan Hakları ve Felsefe” adlı kitaptan alınmıştır. İnsan Hakları Kavramının Felsefe Açısından Temellendirilmesi[1] Her birey (tek olan) gibi insanî birey de –ancak bir bölümüyle kendisine ait ya da bağlı olanı içeren– bir dışdünyada yaşar. Doğal ve kültürel olanın bir tür toplamı olan dışdünyayı insan, düşünme ve dil edimleriyle “kendisinin” kılar. İnsan; başka bireylerle, teklerle, dışdünya ile, düşünme dünyasıyla ve dille olan ilişkilerini kavramlaştırır; başka bir deyişle olup bitene düşünsel ve […]
10 Ocak 2020

İnsan Hakları ve Felsefe

“İnsan Hakları ve Felsefe” adlı kitaptan alınmıştır. İnsan Hakları Kavramı “İnsan hakları nasıl bir kavramdır?” sorusuyla başlayabiliriz. Her kavram gibi, insan hakları kavramı da düşünenin, insanın belli bir dış dünya durumunu, tekil olanı, yaşananı, olup biteni, ne türden olursa olsun, nesneye[1] ilişkin olanı, kısaca belli bir dünya durumunu çerçeveleyen düşünsel bir varolandır. Her kavram gibi, insan hakları kavramı da insanın belli bir durumu, çoğun belli bir insanlık durumunu anlamasına, anlamlandırmasına […]
10 Ocak 2020

İnsan Hakları Felsefesi

Kimi sert teorik ve pratik eleştirilere karşın, insan hakları hâlâ günümüzün öne çıkan söylemlerinden biridir. Daha çok “temel kişi hak ve özgürlükleri” şeklinde dillendirilen bu söylem, her kişinin bazı temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu düşüncesidir. Kişilerin, tüm diğer rastlantısal özellikleri bir yana, yalnızca insan oldukları için bazı temel hakları oldukları varsayılmakta, bu haklara da insan hakları denilmektedir. Özgürlükten genellikle anlaşılan da her kişinin başkalarına zarar vermeden istediğini yapmada serbest […]
15 Mart 2019

Kitlelerin Afyonu Olarak Ütopyalar

Adı üstünde işte, ütopya yani hayal deriz, ama ah o insanoğlu yok mu deriz, bütün güzel şeyleri nasıl da mahvediyor, deriz. Hâlbuki insanoğlu böyle olmasa, hep iyilik güzelliğin peşinde koşsa, bak hepimiz ne kadar mutlu oluruz. Bu iş o kadar da zor değil, ama içimizde bazılarımız var, ah onlar yok mu, bizlerin bütün hayallerini emeklerini yok ediyorlar. Sonra deriz, bu tarih boyunca hep böyle olmuş, ama üzülmeyin, iyinin güzelin peşinde […]
14 Mart 2019

Bir 7. Yüzyıl Ütopyası

Medine Vesikası Örneği Üzerinden  21. Yüzyılda Çoğulculuğa (Ortak Yaşama) Dair Düşünceler  “Hukuka, toplumun sosyal ihtiyaçlarının ahlâk ve adalet ölçülerine göre karşılandığı bir toplumsal yaşama düzeni olarak bakılabilir. Bu düzen, bir takım reel ve ideal değerler üzerine kurulur. Toplumun içinde bulunduğu şartlar reel değer ölçülerinin, etik ve adalet ise ideal değerlerin kaynağıdır. Bu bağlamda “hukuk devleti”, bir hukuku olan devlet olmayıp, tam tersine, ideal değer yargılarına göre belirlenmiş olan adalet ilkesini […]
10 Temmuz 2018

Hünkâr Hace Bektaş-ı Veli ve Menşei- Bektaşi Tarikatının Postnişinlerinin Cumhuriyet’e Kadar Seyri

Hace Bektaş Veli’nin 1248- 1338 yılları arasında yaşadığı kaynaklarda yer alır. Nişabur’da doğduğu ve çocukluğunun da bu şehirde geçtiği, tasavvufla ilgili derslerini Hoca Ahmed Yesevi’nin halifesi olan Lokman Perende’den aldığı menakıbnamelerde anlatılır. Babası, Seyyid İbrahim ve annesi Şeyh Ahmet kızı, Hatem Hatun’dur. Batı Türkistan’da Moğol baskısının artması üzerine göçe zorlanan Türklerle birlikte Anadolu’ya gelir. Babası İbrâhîm-i Sânî, İmam Mûsâ el-Kâzım neslindendir ve Horasan hükümdarıdır; dolayısıyla Hace Bektaş-ı Veli bir şehzadedir. […]
14 Mart 2018

Modernite Sürecinde Medya ve Moda Aracılığı ile Kadının Tüketilişi

Modernite ile gelişen kapitalist ekonomik yapılanmanın oluşumu neticesinde, kadın tüketim ekonomisinin hem bir aracı olarak kullanılmış, hem de tüketimin temel hedefi olarak kullanılarak ekonomik olarak sömürülmüştür. Kadın, örtülü bir şekilde ona idealize edilen, dayatılan sisteme ve düzene uymadığı takdirde bir şekilde mutsuzlaştırılarak iyi bir tüketici olması sağlanmıştır. Küreselleşme başlığı altında, ‘Modernite’nin ülkesel ve ulusal nitelikli bir imajı olamaz kanaati yerleştirilerek Batı değerlerinin ve gücünün bir yayılma aracı olarak da kullanıldığını […]
11 Şubat 2018

Güvenden Umuda

“Ölümlüler arasında tek iyiliksever tanrıça bir umut kaldı, Öbürlerinin hepsi çekilip gitti Olympos’a.” Theognis [1]   Sonsuza kadar Olympos’ta zevk ve sefa içinde yaşayacak olan Tanrılar bunu paylaşmak isterler. Bu nedenle Prometheus ve Epimetheus kardeşlere hem kendilerine benzeyen hem de farklı bir varlık yaratmasını buyururlar. İki kardeş görevlerini tamamlayıp insanı yarattığında Zeus onu beğenir. İnsana ölümsüzlük dışında tüm özellikler bahşedilmiştir; gençlik, güzellik, sıhhat ve kuvvet. Prometheus’un görevi, insanlığın hayatta kalması, […]