Alıntı ve Derlemeler

30 Ekim 2016

Her Şey Tanrı İçin…

Dinsel inançlar temel alındığında, kullar Tanrı’nın sözlerini, arzularını, isteklerini veya emirlerini sorgusuzca kabullenip yerine getirirler. İyi bir kul olmak çoğu zaman uygulamada sorgusuzluğu gerektirmektedir. Kendi adıma bir Hıristiyan keşişini veya bir dervişi anlayışından dolayı eleştirmek yerine, nasıl olur da böyle bir soyutlanabilme kudretini iradesinde toplayıp nefsine hükmedebildiğine şaşırırım. Yahudiler her yıl defalarca kendilerini açlıkla sınarlar. Birçok orucun yanısıra mayasız yiyeceklerle açlıklarını giderdikleri bir bayramları vardır. İyi veya kötü her eylemi […]
30 Ekim 2016

Gitarın Genç Dâhisi: Celil Refik Kaya

Celil Refik Kaya 1991 yılının Kasım ayında müzisyen bir ailede dünyaya geldi. Babası rebap ustası Mehmet Refik Kaya, amcası neyzen Ahmet Kaya’dır. Müzisyen bir ailede ve 60’tan fazla telli sazla dolu bir evde olmak, Celil’in Tanrı vergisi yeteneğini tetiklemek için gerekli ortamı yeterince sağlıyordu. Celil, henüz 6 yaşındayken boyundan büyük bir gitarla babasının yanına gelip Bach’ın 1. Lavta Süiti’nin Bourrée bölümünü çalıp bir yerini tam beceremediğini söylediğinde, babası Mehmet Refik, […]
30 Ekim 2016

Hâki Ol, Turâb Ol Ey Deli Gönül…

Nutuk 5  Mürşid-i Kâmil’den dersimi aldım Hakîkât bâbında irfâna girdim Ol güzel yârıma ikrarım verdim Hâki ol turâb ol ey deli gönül Şeriat bâbından içeri geçtik Tarikat erinden içtik bir dolu Dost cemâl görünce kaynayıp coştu Hâki ol turâb ol ey deli gönül Tarikat kapısı gülleri nûrdur Yârimin kurduğu bir ince yoldur Dört kapı kırk makam Âdem’de vardır Hâki ol turâb ol ey deli gönül Bu fâni dünyada serimi verdim […]
30 Ekim 2016

Oruç

20 Temmuz’da Ramazan ayı başlıyor. İslam’ın şartlarından biri olan “oruç”, Bakara suresinde Müslümanlara farz kılınmıştır.  Oruç Kuran’da “savm–sıyam” olarak geçer. Savm kelimesi “hareketsiz kalmak, susmak, nefsi tutmak” anlamlarına gelir. Sıyam ise savm kelimesinin çoğulu olarak kullanılır.  Gün doğmadan niyet edilerek günbatımına kadar katı ya da sıvı herhangi bir gıda almadan tutulan oruç, üreme ve konuşma gibi diğer dünyevi hazlardan da bir süre uzak kalarak nefsi terbiye edip iyi, ahlâklı bir […]
30 Ekim 2016

Kendin: Hak Olan

“Kendi bilincine bağlı olarak yaşamak” insanın kendi onurunu inşa etmesidir. Onur, kendi yetilerini kendin için işlevli kılabilmektir. Bireyin anlamı kendisinden ürettiği değerlerle yaratılır ve bu değerlere bağlılığı onun bütünlüğünü oluşturur. Bütünlük, bitmiş–tükenmiş durağan bir kütle değil, tersine kesintisiz bir eylemlilik sürecindeki şiirsellik ya da müzikal bir armonidir. Güzellik doğada yoktur, orada “güzel” vardır. Güzeller geçici, göreceli ve değişkendir ama “güzellik” mutlaktır, diğer kavramlar gibi. Bizler aslında mutlakları yaşarız, göreceli şeyler […]
30 Ekim 2016

Ferdiyet ve Memnuniyet

Her aşk, aslında hakikati anlama fırsatıdır. Her evlilik, nizamı koruma çabasıdır. Ve her çocuk, kendi geçmişimizle yüzleşmeye davettir. Tanık olduğumuz her ölüm de kendi hakikatimizden koptuğumuzu hatırlatan bir uyarıdır. Konuya giriş babında, geçtiğimiz günlerde İstanbul Üniversitesi’nde verdiğim Hegel dersinin son bölümünden bir alıntı yapmak istiyorum. Hegel uzmanı ve yorumcusu Kojève’in düşünce tarihi hakkındaki görüşüyle bitirmiştim konuyu. Kojève’e göre bütün teolojiler zorunlu olarak birer antropolojidir. Aslında, mitsel düşüncenin de dinsel düşüncenin […]
30 Ekim 2016

Tabiatı Kavrayış ve İfade Etmede Yeni Yöntem ve Dil Arayışları [1]

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Newtoncu fiziğin açıklamakta yetersiz ya da başarısız kaldığı olguların giderek artması, sadece pozitivist–mekanist paradigmanın matematiksel–fiziksel tutarlılığı hakkındaki şüpheleri arttırmakla kalmamış, doğanın kavranışı ve tasvirine ilişkin, mantıksal, dilsel, yöntemsel ve kavramsal analiz biçiminde de derin kuşkulara yol açmıştır. Doğa bilimlerinde yaşanan kriz ve keşfedilen yeni olgular sonucunda, Newtoncu fiziğin tasvir ettiği fiziksel dünyanın ve o dünyayı tasvir etmekte kullanılan dilin ve kavramsal çerçevenin sınırlarına dayanılmıştı. Doğayı […]
30 Ekim 2016

Seyr-i Sülûk Üstüne Notlar

“Melekler şöyle demiştir: ‘Her birimizin bilinen bir makamı vardır’ (es–Saffat, 37/164). İnsan ve cinler dışındaki her varlık böyledir. İnsan ve cin ise kendi makamlarında yaratılmış olsa bile, bu iki sınıfın Allah’ın ilminde belirli ve takdir edilmiş, fakat kendilerinden gizlenmiş makamları vardır. İnsan ve cinlerden her birey, nefesi bittiğinde o makama ulaşır. Herkesin son nefesi, üzerinde öldüğü bilinen son makamdır. Bu nedenle onlar, sülûk etmeye davet edilmiştir. Böylece insanlar ve cinler, […]
30 Ekim 2016

Bende Duran Günah…

Hepimiz günahkârız! Günahın ne olduğu irdelendiğinde, onun mahiyeti karşısında akıl sahibi her beşer bir günahkâr olduğunu kabul edecektir. Günah, teolojik bir kavram olmanın çok ötesindedir aslında. İnsanın ruhunu, evrimini, yaratılışını, güvendiği, inandığı, kendini dayandırdığı her şeyi kapsar. Ve insan, nefesi kendisinde olup, yaşadığını, yaşamın içinde var olduğunu, olmaya çalıştığını, olması gerektiğini her fark ettiğinde kendisine bir cennet arar. Üstelik henüz bir bebek iken kovulduğu cennetten daha pekin, kendisine rağmen günahsızlığın […]