Hulusi Akkanat

19 Kasım 2016

Hakikati Kavrayış – Aydınlanma

Gotama, sonradan Bodhgaya denilen Uruvela’da dinsel açıdan yetişirken, bir assatha ya da incir ağacının (Skr: aşvattha; ficus religiosa)* altında Budha olarak aydınlanmaya ulaşmıştır. Onunkine tam ve aşılmaz aydınlanma (abhisambothi)* denir. Felsefi açıdan bu, onun hayatının en önemli olayıydı. Gotama, bothi (bodhivrkşa, bodhidruma) ağacının altında aydınlandıktan sonra, Varanasi (Benares) yakınlarında, İsipatana’daki Geyik Parkı’nda ilk vaazını verdi. İlköğretim faaliyetleri Racagaha’da odaklanmıştı. Çeşitli Vinaya metinleri Budha’nın hayatındaki bu dönemi anlatır. Başlıcaları şunlardır: 1. Pali dilindeki Vinaya (Vinaya-Pitaka), Mahagava, 2. Ssu-fen-lü 31-33 fasikül, Budha’nın Şakya kabilesinin atalarına […]
19 Kasım 2016

Anlam Bulması İstenmeyen "Anlam" Üzerine Soyutlanan Anlamlar

“Yaşamak için bir nedeni olan kişi, hemen her nasıla dayanabilir.” -Nietzsche- Burada sözü edilen “yaşama nedeni” herhalde, kişinin anlamlı bulduğu yaşam kıpırtıları olsa gerek. Victor Frankl; yaşamak için bir nedene –anlamlı bulduğu bir amaca– sahip olduğu için toplama kampında hayatta kalmayı başarabilmiştir. İnsan dünyadaki birtakım şeylere anlam verebilen, anlam üretebilen tek canlıdır. İnsan, benlik bilinci sayesinde nesneleri, canlıları, olayları, fark edebilir, fark ettiğini de fark edebilir ve bunun bir uzantısı […]
19 Kasım 2016

Platon / Theaitetos

Alıntılayan: Hulusi Akkanat “…Platon’un diyaloglarının kronolojisinde dördüncü sırayı, Platon’un filozof ve yazar kariyerinde olgunluktan yaşlılığa geçişi temsil eden ara diyaloglar oluşturur. Söz konusu diyaloglar Parmenides, Theaitetos ve Phaedros’tan meydana gelir. Bu dönemi tanımlayan, hatta dönemin diyaloglarını birleştiren en önemli husus, onlarda Platon’un ilk kez sistemine, özellikle de İdealar Kuramı’na eleştirel bir gözle bakmaya başlamış olmasıdır. Nitekim Parmenides’te idealar kuramının yol açtığı güçlük ve zorluklar üzerinde yoğunlaşılır. Theaitetos’ta ise, algının bilgi […]
19 Kasım 2016

Makinalaşmak İstiyorum!

Makinalaşmak İstiyorum!   trrrrum, trrrrum, trrrrum! trak tiki tak! makinalaşmak istiyorum!   beynimden, etimden, iskeletimden geliyor bu! her dinamoyu altıma almak için çıldırıyorum! tükrüklü dilim bakır telleri yalıyor, damarlarımda kovalıyor oto-direzinler lokomotifleri! trrrrum, trrrrum, trak tiki tak makinalaşmak istiyorum! mutlak buna bir çare bulacağım ve ben ancak bahtiyar olacağım karnıma bir türbin oturtup kuyruğuma çift uskuru taktığım gün! trrrrum trrrrum trak tiki tak! makinalaşmak istiyorum! Nazım Hikmet, 1923   Nazım […]
26 Ekim 2016

Burhan Oğuz Hocamızın Anısına: Belkemikli Omurgalı Aydın

(Türk Kültür Tarihçisi ve Mühendisi -1 Mart 1919, İstanbul – 18 Şubat 2009, İstanbul) Sanatçı ve bilim adamı hem yaratı eylemiyle hem de vatandaş eylemiyle aydın sıfatı kazanabilir. Önemli olan, sanatçı ve bilim adamı kişiliğiyle aydın kişiliğinin çelişmemesi, örtüşmesidir. Hem yaratı eylemi hem de vatandaş eylemi bakımından aydın sıfatıyla çelişen durumlar da az değildir. Demek ki ressamlık, şairlik, bestecilik, doktorluk, mühendislik, öğretmenlik, marangozluk, işçilik, çiftçilik gibi “aydın oluş” durumu ile […]
22 Ekim 2016

Sevgi (Mi?), Sevda (Mı?) Sorunsalının Gereksinimler Üzerindeki Düşün Etkileşmesi

Sevgi gereksinimi, insanoğlunun çocukluğundan beri giderek yoğunluğu azalan ama hiçbir zaman kaybolmayan temel bir gereksinimdir. Sevilmeyi her zaman sevmeye yeğleriz. Sevilme gereksinmemizden söz ederken kendimizi haklı görmekte tereddüt etmezken, sevmenin de en az onun kadar gereksinim olduğunu görmezden geliriz. Önemli olan bizi başkalarının sevmesidir (!) Sevdiklerimizle olan ilişkilerimizde karşılaştığımız sorunların çoğu onları sevdiğimiz için oluşur. Bunlar, sevilmeye olan büyük gereksinimimiz dolayısıyla yeniden yaşanır, keşfedilir ve oynanır. “Eğer beni seviyorsan” cümlesiyle […]