Haluk Berkmen

9 Aralık 2019

Evrenin Temel Yapısı

İnsanlar en eski dönemlerden beri doğada belli bir sistem, bir döngü olduğunu fark etmişlerdir. Güneşin doğup battığını, gündüz ile gecenin birbirlerini kovaladıklarını, mevsimlerin değişip tekrar geri geldiklerini saptamışlardır. Doğada bir döngü hareketi her boyutta bulunuyor. Elektronlar atom çekirdeği etrafında, ay dünya etrafında, dünya da güneş etrafında dönüyor. İnsanlar evreni ve çevrelerini anlayıp tutarlı bir şekilde açıklamak için önce mitoslar ve destanlar, zaman içinde pozitif doğa bilimlerini geliştirmişlerdir. Fakat maddeyi ve […]
15 Mart 2019

Ütopyadan Distopyaya

Günümüzden 50,000 yıl önce Pasifik Okyanusu’ndaki Mu kıtasındayız. İki Mu rahibi konuşuyorlar: – Eskiden ülkemiz bir cennetti, her yandan akan dereler, meyve ve sebze bahçeleri arasında yaşam kolay ve insanlar mutlu idiler. – Haklısın, eskiden sadece iki büyük aktif volkan varken, günümüzde onlarca volkan aktif hale geçti. Onların saldığı kül ve dumandan dolayı gökyüzü karardı; güneşi bile göremez olduk. – Evet, Güneş Tanrı bize küstü. Yeryüzündeki volkanların sürekli lav püskürmesi […]
14 Mart 2018

Unutulmuş Tarih

Yazılı belgelere dayanarak toplumların geçmişteki olaylarını yer ve zaman göstererek inceleyen bilim dalına tarih deniyor. Yazının icadından önceki devirleri inceleyip yorumlayan bilim dalına da Prehistorya denir. Prehistorya “tarih-öncesi” demek olduğundan, Prehistorya yerine “Unutulmuş Tarih” demeyi daha uygun buluyorum. Zira Unutulmuş Tarih, yazılı kaynakların bulunmadığı simgelerin ve mitlerin geliştiği, günümüzün dünya bakışına ters düşen yorumlar içeren bir dönemdir. Unutulmuş tarihi yeniden canlandırmak için kadim dilleri, örfleri, âdetleri, yazı öncesi simgeleri incelemek, […]
11 Şubat 2018

Umudun Anası Arzu…

Umut sözünde beklenti ve heyecan vardır. Beklemek ise daima gelecekle ilgilidir. Beklenti uzak bir geleceğe, heyecan ise “hemen” ve “şimdi” ile ilgili yakın bir geleceğe işaret eder. Hem uzak hem de yakın bir gelecek ile ilişkili olan umudun kaynağı nedir? Umut duygusunda bencil bir istek bulunur. Egosunun tatmin olmasını isteyen insan umut içindedir. Bu umut duygusunun genelde bir eksiklikten kaynaklandığı söylenir. Birçok filozof ve psikologa göre umut duygusunun temelinde “arzu” […]
10 Aralık 2017

Gerçekliğin Üç Boyutu

Genelde gerçeklik “İnsan bilincinden bağımsız, somut ve nesnel olarak var olan her şey” şeklinde tanımlanır. Ama göz ardı edilen nokta, insan bilincinden bağımsız hiçbir şeyin olmadığıdır. Dışımızda var olanları beş duyumuzla algılıyoruz. Algıladığımızı veya algıladıklarımızı ise kendi bilgilerimizle ve varsayımlarımızla yorumluyoruz. Dış dünya olarak tanımladığımız ortam, aslında sonsuz ve bütünsel bir enerji alanıdır. Bu enerji alanında farklı titreşimlerde farklı dalgalar bulunur. Bu dalgaların bazılarını duyu organlarımızla algılayabilsek de pek çoğunu algılayamıyoruz. […]
3 Ağustos 2017

Bilimsel Estetik

Eski dönemlerden beri estetik üzerine pek çok düşünceler üretilmiştir. Soyut ve düşünsel bir “estetik değer” düşüncesi çok eski dönemlerden beri ileri sürüle gelmiştir. Ancak bu tür bir düşüncenin bilimsel temeli var olabilir mi? Özellikle pozitif bilim açısından bu konuya ne tür bir yaklaşım yapılabilir ve ne gibi ölçütler veya kriterler getirebilir? Benim özellikle ilgilendiğim ve kendimce inceleyeceğim konu bu ölçütler ve kriterler konusu olacaktır. İnsan doğa içinde var olan ve […]
5 Şubat 2017

Kaygı ve Teslimiyet

Danimarkalı filozof Søren Kierkegaard (1813-1855) 1843 yılında Korku ve Titreme ile 1844 yılında Kaygı Kavramı adlı iki önemli felsefî eser yazdı. Korku ve Kaygı’yı, Johannes de Silentio (Sessizliğin Yohan’ı) takma adı altında yayınladı. Bu eserinde Varoluşçuluk felsefesinin temellerini atmış oldu. Kierkegaard hiçbir düşünce sisteminin bireyin benzersiz deneyimlerini açıklayamayacağına inanıyordu. Ona göre en yüce ahlâkî varlık bireyin kendisidir. Birey kendi kimliğini bir problem olarak bulur ve yaşamın anlamını, kendi varoluşunun gizemini […]
21 Kasım 2016

Sınırlarımızı Oluşturan Mantığımızdır

Belli bir ağırlığı, hacmi, rengi olan ve öznenin dışında kalan her cansız varlığa nesne denir. Aristoteles (M.Ö. 384 – M.Ö. 322) nesnelerin 10 tane “kategorya” adını verdiği özellikle tanımlanabileceğini ileri sürmüştür. Bu özellikler şunlardır: Cevher, nicelik, nitelik, görelik, mekân, zaman, durum, pozisyon, etki, edilgi. Bu 10 tane kategoriden hangileri sınırlı, hangileri sınırsızdır? Nicelik sayısal bir değer olduğundan sınırlıdır. Nitelik renk, koku gibi tanımlı özellikler içerdiğinden sınırlıdır. Görelik özelliği bağımsız olmayıp […]
20 Kasım 2016

Uygar İnsan Olmak

Uygar insan olmak bir diploma sahibi olmak ve bilgi biriktirmiş olmaktan öte bir yaşam tarzıdır. Bu açış konuş- masında uygar insan olmanın ölçütlerinden söz edeceğim. Zira uygar insan, insanca ya- şamanın ne demek olduğunu bilir ve o yönde ilerleme sağlamanın yöntemlerini hem araştırır hem de uygular. Uygar insan her şeyden önce düşünen, sorgulayan ve doğru olanı yapmaya çalışarak yaşamında gelişme sağlayan insandır. Sorgulamanın ise iki boyutu vardır. Birincisi, aktarılan bilgileri […]