Gülgün Türkoğlu Pagy

25 Ekim 2016

Bilim ve Din

Bilim ve din yüzyıllardır, bazen birbirine karşıt, bazen de birbirinden beslenen iki söylem olarak tartışma arenalarında yerlerini almışlardır. Ortaçağdan günümüze bu arenada yer alan oyuncular temel olarak üç farklı elbise giymişlerdir:  1- Uhrevî cübbe: Din adamlarının bilimle yan dal olarak ilgilendikleri dönemi temsilen. 2- Uhrevî veya akademik cübbe: Birinin diğerini şiddetle ret ettiği dönemi temsilen. 3- Akademik cübbe: Temellerini bilimsel keşiflerden alıp faal akıl vasıtası ile maneviyata ulaşılan günümüzü temsilen.  Birbirinden bağımsız üç ayrı dönem gibi görünmesine rağmen, tarihsel süreç bir kez daha tez-sentez-antitez üçlüsünü üretmiştir. Ekmeğini bilimle uğraşarak kazanan birçoğumuz, kendi dikey tarihimizde de bu formülü hayret ve hayranlıkla gözlemlemişizdir. Nobel ödüllü Francis Crick ile hayatının son yıllarında yapılan bir röportajda, eski bir ateist ve bir bilim insanı olarak artık Allah’a inanmasını şaşkınlıkla izleyenlerin olduğu hatırlatılınca, “Ben de, günümüzde bilimle uğraşanların, bilimle uğraştıkları halde Allah’ı inkâr edebilmelerine şaşırıyorum,” dediği rivayet olunur. Bugün gelinen noktada bizler bu sürece tanıklık edebilecek […]