Ela Gülboy

10 Ocak 2020

Medine Vesikası Örneği Üzerinden İnsan Haklarına Dair Düşünceler

Medine Vesikası’nın imzalandığı 7. yüzyıl koşullarından başlarsak, Hz. Muhammed’in, Mekke’de yaşadığı olumsuzlukların sonucu Medine’ye sığındıktan hemen sonra, muhacirlerle (hicret edenler ile) Medine’li Ensar’ı (muhacirleri kabul edenleri) ikişerli kardeş yapması çok önemlidir: “Kanınız kanımız, dostluğunuz dostluğumuzdur.” Hatta bu “kardeşleşme” çağrısı sırasında kendisi de Hz. Ali’nin elini tutacaktır. Medine’de yaşayan topluluklar arasında birçok anlaşmazlıkların hüküm sürdüğü dönemde, Mekke ve Medineli Müslümanların yardımlaşma ve dayanışması, aralarındaki sulh ve huzur Mekke’de yaşayan diğer toplulukların […]
14 Mart 2019

Bir 7. Yüzyıl Ütopyası

Medine Vesikası Örneği Üzerinden  21. Yüzyılda Çoğulculuğa (Ortak Yaşama) Dair Düşünceler  “Hukuka, toplumun sosyal ihtiyaçlarının ahlâk ve adalet ölçülerine göre karşılandığı bir toplumsal yaşama düzeni olarak bakılabilir. Bu düzen, bir takım reel ve ideal değerler üzerine kurulur. Toplumun içinde bulunduğu şartlar reel değer ölçülerinin, etik ve adalet ise ideal değerlerin kaynağıdır. Bu bağlamda “hukuk devleti”, bir hukuku olan devlet olmayıp, tam tersine, ideal değer yargılarına göre belirlenmiş olan adalet ilkesini […]
25 Ocak 2017

Diller Arası Sınırları Atlama Çabası: Şiirde Çeviri

Kitab-ı Mukaddes’in Tekvin 11:1 âyetinde [1]; Tanrı, tek millet, tek dil olan halkın yeryüzüne yayılması için dillerini ayırır, bu kavmin Tanrılara, cennete yakın olmak için inşa ettikleri Babil kulesi ise tamamlanamaz. [2] Bab-ilu Asur-Akad dilinde “Tanrı’nın Kapısı” anlamını taşırken, İbranice balil kelimesinin “karışıklık çıkartmak” anlamından dolayı âyette, Tanrı’nın halkın dil birliğini bozduğu ve kente bu nedenle Babil adının verildiği belirtilmiştir. Öte yandan Sa’lebi, “Kısas-ı Enbiya” eserinde şöyle der: Arap diline […]