Ayşe Acar

14 Mayıs 2017

Can Gülüm (Hampartsum)

Paskalya’nın (Surp Zadik’in 40. Günü) Kristos’un Göğe Yükseliş (İsa’nın Göğe yükselişi) olarak geçer. Bu tarihlere denk düşen ilk Pazar gününe kadar yapılan kutlamaya “Can Gülüm” denilmektedir. Ermeni kültüründe Vicag (niyet) ismi ile de anılan bu geleneğin eski zamanlarda nasıl karşılandığı ve kutlandığına dair Sarkis Seropyan şöyle diyor; “O dönemlerde bahara giriş bir başka neşe, bir başka coşku ile kutlanırdı. Hampartsum’da dağ taş, yayla vadi, her yer coşkulu gençlerle şenlenir, ışıldardı. […]
29 Ocak 2017

Luvi Geleneği

Tarihçiler, M.Ö. üçüncü bin yılın sonlarına doğru, Anadolu’da Hint-Avrupa dil grubu içerisinde değerlendirilen üç gruptan bahseder. Orta ve Doğu Anadolu’nun kimi bölgeleri, Kızılırmak Nehri’nin güney kıyısında kalan Naşa (Kaneş) te konuşulan Neşa Dili (Nesice-Hititçe), Hatti bölgesinin kuzey batısında yer alan Palaların dili ve Batı ve Güney Anadolu’da Luvilerin konuştukları Luvi Dili. Luviler üzerine tarihçilerin çalışmalarını yürüttüğü temel kaynaklar Hitit kaynaklı Hattuşaş verilerinden oluşmaktadır. Araştırmacıların ulaşabildiği en eski Luvi izleri Kültepe-Kaneş’teki […]
25 Ocak 2017

İmam Cafer Buyruğu

İmam Cafer-i Sadık (699-765), Hz Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin’in oğlu olan Hz. Zeynel Abidin’in torunudur. 12 imam sıralamasında kendisinden önceki soy sıralaması şöyledir; İmam Muhammed Bakır (babası), İmam Zeynel Abidin (dedesi), İmam Hü- seyin (büyük dedesi), İmam Hasan (büyük dedesinin abisi), İmam Ali (büyük dedesinin babası). Alevîler arasında genel ifade olarak “Buyruk” ismi ile geçen bu eserdeki sözlerin 5. İmam, İmam Cafer-i Sadık’a ait olduğuna inanılmaktadır. “Buyruk” eserinin başlangıcında “tüm […]
25 Ocak 2017

Milliyetcilik ve Kimlik

Bir milletin mensubu olmaktan övünç duymakla, “millet”, “milliyetçilik” gibi “sınır koyucu ve sınır koruyucu” kavramlardan utanç duymak çoğu zaman “övünç” ya da “utanç” duyguları taşıyan kişinin içinde var olduğu tarih diliminin gündelik olayları üzerinden şekillenir. Uzaya mekik gönderebilen bir millete mensup kişi mensup olduğu milliyetten övünç duyarken, açlık ve şiddet problemleriyle uğraşan bir milletin mensubu kendi milliyetinden utanç duymakta zorlanmamaktadır. Başarıların, övünçlerin olduğu coğrafyalarda “milliyetçilik” masum ve hatta modern bir […]
20 Kasım 2016

Ben Kim-dim?

Edebiyat eleştirmeni, gazeteci Malcolm Cowley (1984), 85 yaşında anılarını yazmasıyla ilgili olarak şunları söylüyor: “Üniversite öğrencisiyken, ‘Ben kimim?’ diye soran öğrencileri duyduğum zaman, onları sempatiyle ve aynı zamanda hafiften küçümseyerek dinlerdim. Çünkü onların yaşındayken ben, kim olduğumu çok iyi biliyordum. Şimdi ise o kadar emin değilim. 85 yaşına bastığımdan beri bu soru bana hafiften farklı bir şekilde geri dönüyor; Ben kimdim?” Cowley’in bu açıklamasını psikolog James F. Masterson “gerçek kendilik, […]
19 Kasım 2016

Alevîlikte Bedenin Sırlanması

“Bismi Şah Allah Allah! Ber cemal-i Muhammed, kemal-i İmam Hasan, Şah Hüseyin, Ali’yi pir bilene verelim candan salavat… Dünya geçicidir, ahiret yurdu kalıcı. Tanrı’nın hükmü yürüdü. Ulu Tanrı seni kutlu bir menzile yetirsin. Kabrin ışıklı, mekânın cennet olsun. Şah-ı Merdan seni sancağı altında saklasın, beklesin. Gerçeğe Hü!…”   Muhabbettir mürşitlerin kelâmı Muhabbettir müminlerin irfanı Muhabbettir erenlerin erkânı Azizim sultanım canım merhaba Kelâmı hikmettir miraç yolunda Muhabbet sırrıdır bahri ummanda Muhabbet […]
18 Kasım 2016

Dinde Bir “Sine Qua Non”: LAİKLİK

Fransız tarihçi ve sosyolog Jean Baubérot Dünyada Laiklik isimli eserinde şöyle bir tespitte bulunur: “Franco-Fransız bakış açısına sahip olanlar, Laicité (Laiklik) kelimesinin uluslararası bir dil olan İngilizce başta olmak üzere belli dillere tercüme edilemez olduğunu iddia ederler”. Bu tespitinden sonra Laiklik terimini ise şöyle açıklar: “Bu terim Yunanca Laos kelimesinden ve kilise Latincesinden gelir. “Kilisenin buyruklarını almamış olan, din adamlarından bağımsız halk anlamına gelen” Laicus, İngilizcede Layman (ruhban sınıfından olmayan kimse) […]
18 Kasım 2016

3 Şeytan 3 Cemre

Hac ritüeli, belirli bir vakitte insan ömründe bir kez yapılan bir ritüel olarak tanımlanır. Hac’a gitme koşullarına uyum gösterebilen kişi bir niyet üzerine Hac ziyareti için bu zorunlu vakitte yola çıkar ve gittiği yerde Telbiye, Tavaf, Sa’y, Vakfe ritüellerini yerine getirir. Zorunlu vakit dışında yapılan Hac ziyareti olan Umre’de (Küçük Hac/ Hacc-ı Asgar) Hac’ın Vakfe olarak tanımlanan ve Arafat, Meşar ile Mina’da gerçekleştirilen “Şeytan Taşlama” bölümleri gerçekleşmez. Hac ritüeli tasavvufi […]
18 Kasım 2016

''Türkiye Cumhuriyeti İlelebet Payidar Kalacaktır!''

23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldığı sırada yeni Türk devletinin adı henüz konulmamıştı. Hükümet, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti adını taşımakta, hükümet başkanlığını ise meclis başkanı yapmaktaydı. Yürürlükte olan siyasî rejime uygun devlet şeklini bulmak artık bir zorunluluktu. Millî Mücadele dönemindeki olağanüstü şartların bir ürünü olan meclis hükümeti sistemi işlemez olmuştu. Bakanlar Kurulunun her üyesi için ayrı ayrı oylama yapılmakta, bu durum ise hükümet kurulmasını zorlaştırmaktaydı. 25 Ekim […]