Vedalar 1. Bölüm

Sayı 35 - Nisan 2013

Dünyanın en eski kutsal metinleri olan Vedaları, onların nerede, nasıl ortaya çıktığını incelerken, gizemli, üstün yeteneklere ve zamanımızda bile sahip olmadığımız zekâ seviyesine sahip, belki de başka bir üst gezegenden gelen bir uygarlığı hayalimde canlandırdım. Birçok araştırmacının anlamlandırmakta zorlandığı bu metinler gizemini hâlâ korumaktadır. Aslında Hinduizm’e ait kutsal metinlere ve Vedalar’a inanan birçok Hindu da benim hayalimde yarattığıma benzer bir uygarlığa inanmakta. Hindulara göre Vedalar yaratılışın başından beri var olmaktadır. Vedaların vahiy yoluyla gönderildiğini, herhangi bir yere yazılı olmayan bu bilgileri o bölgede yaşamış halkın asla unutmayacak bir zekâ seviyesine sahip olduğunu ve metinlerin yazılmadan önce uzun bir süre sözel olarak anlatıldığını kabul etmektedirler.

Bazı bilimsel araştırmalar ise yukarıda anlatılanlardan farklı bir uygarlığın oluşumundan bahseder. Bu araştırmalardan biri olan, Eski Önasya Dilleri ve Arkeolojisi Anabilim Dalından mezun Doç. Dr. Kürşat Demirci,  Hinduizmin Kutsal Metinleri Vedalar adlı bilimsel araştırma dizisinde, Vedalar ile ilgili ayrıntılı bilgilere yer vermiştir. Max Müller, Donald A. Mackenzie, Joseph Campbell gibi önemli yazar ve araştırmacıların eserlerinin de aralarında bulunduğu birçok eseri inceleyerek oluşturduğu bu araştırmaya göre, günümüz Avrupa topluluğunu oluşturacak Hint-Avrupalılar ya da Aryalar ya da Ari Uygarlığı, bugünkü Hindistan ve Pakistan toprakları içinde bulunan Dravid, Polinezya, Afrika ve diğer ırklara ait kabileleri egemenlikleri altına alarak Vedalar adı verilen eserlerin ilk geleneğini başlatmış oldular. Aryalar, Sanskrit dilini de içine alan Hint dillerinin arkaik bir formunu konuşuyorlardı. Bu dil Hititçe, Toharca, Slavanca ve Farsça ile de yakından ilişkilidir. Örneğin, “İran” kelimesi de “Ari” kelimesinin genetif plural (tamlayan çoğul) hali olup “ürün yetiştirmek” fiiliyle ilişkilidir.

Aryaların anavatanlarının bulunduğu yer hâlâ kesin olarak bilinmemekle birlikte, buna benzer bir uygarlığın, Türkiye’de Şanlıurfa ilinde yaklaşık 15 sene önce keşfedilen Göbekli Tepe tapınaklarıyla bir bağlantısı olabileceği de düşünülmektedir.

Batı ırkları (Grekler, Latinler, Keltler, Slavlar, geçmişte Hititler ve yakın kavimleri içine alan) ve Arya ırk grubu M.Ö. 2000’den önce Ren ve Batı Türkmenistan arasındaki geniş otlak arazilerinde göçebe olarak yaşayan ayrı ayrı kabileler halinde bulunuyorlardı.

Dinyeper nehri ve Danube (Tuna) nehri arasındaki ovalarda yoğunlaşan Batı kabilelerinden ilk Grekler, İtalikler, Keltler ve Germenler ortaya çıktı. Aral civarında gerçekleşen Doğu bölünmesinde ise ilk İranlılar ve Hindistan ile Pakistan’ı işgal eden Ari kabileleri ortaya çıkmıştır. Hindistan’a inen Arya kabileleri içinde Türklerin de olabileceği ve Pencap’a yerleştikten sonra Aryalar ve Türkler arasında ilişkiler olduğu da iddia edilir. 

Bir başka araştırmacı olan James Churchward, Tibet tapınaklarındaki Naacal Tabletleri’nde yazılanları çözerek, günümüzden 50.000 yıl önce Pasifik okyanusunda var olan Mu kıtası ve uygarlığının varlığından bahsetmiştir. Churchward’a göre, Mu kıtasından her kıtaya göçler olmuştur. Avrupa içlerine kadar uzanan Uygur İmparatorluğu da buradan göç etmiş, manyetik felaket adını verdiği iki büyük doğal afetle zarar görmüş ve sağ kalanlar, aralarında Avrupa’nın birçok kavminin de bulunduğu çeşitli Ari kavimleri oluşturmuşlardır.

Genel olarak bu araştırmalara göre, “kutsal metinler Vedalar”ın Ari uygarlığı tarafından, Pakistan ve Hindistan toprakları içinde çıkıp geliştiği düşünülüyor. Bir sonraki bültende Vedaların içeriği hakkında bilgilere devam edeceğim.