Üstbenlik Kavramı

Sayı 93 Temmuz – Ağustos 2020

Freud, 1923’te geliştirdiği “yapısal kuram”ında, ruhsal
aygıtta birbiriyle bağlantılı çalışan 3 yapıdan bahsetmiştir: altbenlik, benlik
ve üstbenlik. Altbenlik, doğuştan sahip olduğumuz, hayatımızın ilk yıllarında
ruhsal aygıtımızın tümünü kapsayan yapıdır. Zaman ilerledikçe ruhsal aygıtta
altbenlikten farklılaşarak ayrı işlevsel özellikler kazanan birimler oluşur. Bu
birimler benlik ve üstbenliktir.[1]
Oluşma süreci 5-6 yaşlarında büyük ölçüde tamamlanan, ancak gelişimi çocukluk
hatta erişkinlik dönemi boyunca da devam eden üstbenlik, kişiliğin, toplumsal
değer yargılarını, ahlak normlarını temsil eden ve bireyin doğru-yanlış
normları ile ideallerinden oluşan kısmıdır.[2]

Üstbenlik bireyin davranışlarını sürekli
süzgeçten geçirerek bireye, “bu yaptığın doğru, aferin!” ya da “bu
yaptığın yanlış, utan kendinden!”
mesajlarını verir. Benlik ise hem
altbenliği memnun etmeye çalışır, hem de üstbenlik tarafından azarlanmaktan
kurtulmak ister. Üstbenliğin
işlevleri, altbenlikten gelen, toplumun hoş
karşılamadığı nitelikteki cinsellik ve saldırganlık dürtülerini bastırmak ve
benliği salt gerçekçi hedeflere değil, ahlaki hedeflere ve kusursuzluğa
yönlendirmektir.[3]

Freud,
ruhsal aygıtta bulunan üstbenlik tarzında bir yapıyı ilk kez 1914-1915
yıllarında belirler. Bu yapı iki bölümden oluşmaktadır: benlik ideali ve
eleştirel olan bölüm. Daha sonra 1923’de Ego ve İd’de tanımladığı
şekliyle üstbenlik, yasaklara ve ideale dönük işlevleri kapsayan bir yapıdır.[4]

Freud’un
üstbenlik terimini ilk kez kullanması ise 1923’te Ego ve İd adlı
yazısında olmuştur. Ego ve İd’de üstbenlik, benlik idealinden ayrımsız bir
konumda sunulmuştur. Freud’a göre birincil narsisizmin mirasçısı benlik ideali,
sonradan üstbenliğin bir parçası haline gelir. Benlik idealinin ortaya
çıkmasıyla benliğin istekleri artar, böyle olunca istekleri artmış benliğin
narsisistik doyumunun sağlanıp sağlanamadığının kontrolü gerekir. Böylece benlik,
ideale göre denetlenir. Üstbenlik bir yargıç rolü oynarken benlik ideali
bir model oluşturur. İnsan üstbenliğine korku duyduğundan itaat ederken, benlik
idealine aşk sonucu boyun eğer.[5]

Psikanalize
Yeni Giriş Konferansları
’nda da üstbenliğin üç işlevi birden barındıran bir yapı olduğunu
söylemiştir. Bu üç işlev, kişinin kendisini gözlemi, vicdanı ve idealleridir. [6]

Peki neden ve nasıl oluşur bu üstbenlik? Freud, “Üstbenlik Oedipus
karmaşasının mirasçısıdır,”
demektedir. Üstbenlik ödip karmaşasının
çözülmesiyle oluşur. Ödip sonucunda ensestiyöz arzuların gerçekleştirilmesi
yasaklanır, çocuk da anne-babaya olan libidinal yatırımlarını nötralize eder.
Fakat yasaklanan, çocuğun ebeveynelerine duyduğu ensest arzular olmamıştır;
ensest arzuların gerçekleştirilmesi olmuştur. Arzu etme yasaklanmadığı için de
benliğin bir bölümü arzu etmeyi devam ettirir, diğer bölümü ise arzunun
gerçekleştirilmesini yasaklayan ebeveyn ile özdeşleşir. İşte üstbenlik hem bu
ensest arzusunun gerçekleşmesinin yasaklanmasını hem  arzunun devam ettirilmesini hem de  benlik bütünlüğünün korunmasını sağlayan
yapıdır.[7]
Benlik, üstbenliği kurarak Oedipus karmaşasını denetim altına alır ve aynı
zamanda kendisini altbenliğin hükmü altına sokar.[8]

Ödipal karmaşa sağlıklı çözüldüğünde, erkek çocuk, babası gibi bir
erkek olup annesi gibi bir kadını sevmenin altyapısını, kız çocuk ise annesi
gibi olup babası gibi bir erkeği sevmenin altıyapısını hazırlamış olur.
Anne/baba gibi olma, yani özdeşim sürecinde, ebeveynlerin üstbenliklerı ile
özdeşleşilir.[9] Freud, “Çocuğun
üstbenliği anne baba imgesinden değil, onların üstbenlik imgesinden oluşur.
Aynı içeriğe sahiptir, böylece geleneği temsil eder, kuşaklar boyunca sahip
olunan değer yargılarının taşıyıcısıdır. Üstbenlik geleneği taşır,”

demektedir.[10] Üstbenlik gelişimi,
ebeveyn etkisinin azaldığı yaş dönemlerinde, öğretmenlerle, arkadaşlarla ve
ideal model olarak seçilen kişilerle özdeşim sonucu gittikçe ebeveyn
figürlerinden uzaklaşır, kişisellikten kurtulur ve kollektifleşir.[11]  “Çocuk büyüdükçe babanın rolü öğretmenler
ve diğer yetkililer tarafından sürdürülür; onların emir ve yasaklamaları
üstbenlikte güçlü olarak kalır ve vicdan kalıbı içinde ahlaki sansür uygulamayı
sürdürür.”
[12]  Yakın klinik gözlemler de Oedipus
karmaşasının aşılmasının tam olmadığı durumlarda, üstbenlik gelişmesinin de
(büyüme ve olgunlaşma anlamında) tam olmadığını göstermektedir. 

Üstbenliğin bilinçli ve bilinçdışı bölümleri vardır. Ahlaki bilinç,
eleştirel bilinç ve ideal değerleri üreten bilinç üstbenliğin bu bilinçli
bölümüne aittir. Din, sanat ve ahlakın temelleri burada oluşur. Üstbenliğin
bilinçdışı olan bölümü ise insanı kimi zaman kendine, kimi zaman da çevresine
karşı en acımasız suçları işlemeye iten bölümüdür. [13]

Üstbenlik
benliği denetleyen bir yapıdır. Freud, benlik ve üstbenlik arasında yoğun bir
gerilim meydana geldiğinde suçluluk ve aşağılık duygularının oluştuğunu;
suçluluk duygusunun vicdanla, aşağılık duygusunun ise benlik ideali ile ilgili
olduğunu söyler. Freud, Ego ve İd’de vicdanın istemleriyle benliğin gerçek
uygulamaları arasındaki gerilimin suçluluk duygusu olarak yaşandığını
söylemektedir. Dışsal yetke ile benlik arasındaki
gerilim suçluluk duygusunu oluşturur. Buradaki
gerilim, yetkenin sevgisine duyulan gereksinimle, engellenmesi agresyona yol
açan dürtüsel doyum arayışı arasındaki çatışmanın dolaysız bir dışa vurumudur.
Bu ise, pişmanlığa yol açar. Böylece, gerilimden kurtulmak için yasak
içselleştirilir ve kişiye/kişiliğe mal edilir, yani vicdan oluşur. Dürtü
doyumundan her yeni vazgeçiş vicdanın katılığını ve hoşgörüsüzlüğünü arttırır.
Vicdan toplumsal yasakların bekçisidir. Babanın/toplumun sevgisini kaybetme ve
cezalandırılma korkusu bir noktadan sonra eylem ve niyeti bir tutar. Yasağı
çiğnemeye niyetlenme bile üstbenliğin gözünden kaçmaz. [14]

Freud’un, Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları yapıtında
vurgulandığına göre üstbenliğin oluşumundaki tek dürtü agresyondur. Üstbenlik,
dışarıya yöneltilebilecek agresyonu çıktığı yere, yani benliğin kendisine,
vicdan kisvesi altında yönlendirir. Freud, 1924 tarihli Mazoşizmin Ekonomik Problemi isimli çalışmasında; “Dış dünyadan
dönen yıkıcılık, üstbenlik tarafından alınır, herhangi bir değişmeye
uğratılmaksızın, egoya yönelik sadizmin artırılmasında kullanılır,”

demektedir.[15]

S. Freud, bazı suçların suçluluk duygusu yüzünden gerçekleştirildiğini
söylemektedir. Melanie Klein, Freud’un suç ve bilinçdışı hakkındaki görüşlerini
geliştirerek suçlu çocuklarda üstbenliğin zayıf ve eksik olduğunu değil, tam
tersine katı ve güçlü olduğunu söylemektedir. Lampl-de Groot’ya göre suça
eğilimin etiyolojisinde üstbenlik güçlü ancak benlik ideali zayıftır. Winnicott
ise anne nesnesinin olmadığı erken yoksunluk durumlarında, bilinçdışı suçluluk
duygusunun ve üstbenliğin sağlıklı bir biçimde gelişemeyeceğini söylemektedir.
Yani zayıf bir duygusal çevre ve fizik çevre kişinin kendini suçlu hissedebilme
kapasitesinin ve ahlaki bilincin oluşumuna olanak tanımadığını söylemektedir. [16]


[1] Parman, Talat; Ergenlik ya da
Merhaba Hüzün
, Bağlam Yayınları, Mayıs 2003, sayfa: 73.

[2] Budak,
Selçuk; Psikoloji Sözlüğü, Bilim ve Sanat Yayınları, 2000, sayfa: 709.

[3] http://www.geocities.com/marufbecene/kisilik_kurami.htm

[4] Akvardar, Yıldız; Çalak, Erdoğan;
Etaner, Ulviye; Hürol, Cem; Sunat, Haluk; Tükel, Raşit; Üçok Alp; Yücel, Başak;
Psikanalitik Kurama Giriş, Bağlam Yayınları, sayfa: 95.

[5] 
Parman, Talat; Ergenlik ya da Merhaba Hüzün, Bağlam Yayınları,
Mayıs 2003, sayfa: 72,73, 89.

[6] Akvardar, Y; Çalak, E; Etaner, U;
Hürol, C; Sunat, H; Tükel, R; Üçok A; Yücel, B; Psikanalitik Kurama Giriş,
Bağlam Yayınları, sayfa: 97, 98.

[7] Parman, Talat, Ergenlik ya da
Merhaba Hüzün
, Bağlam Yayınları, Mayıs 2003, sayfa: 73.

[8] Freud, Sigmund, Metapsikoloji;
çeviren: Dr. Emre Kapkın, Ayşen Tekşen Kapkın, Payel Yayınları, Mart 2002,
sayfa: 362.

[9] Akvardar, Y; Çalak, E; Etaner, U;
Hürol, C; Sunat, H; Tükel, R; Üçok A; Yücel, B; Psikanalitik Kurama Giriş,
Bağlam Yayınları, sayfa: 94.

[10] Parman, Talat; Ergenlik ya da
Merhaba Hüzün
, Bağlam Yayınları Mayıs 2003, sayfa: 77

[11] Akvardar, Y; Çalak, E; Etaner, U;
Hürol, C; Sunat, H; Tükel, R; Üçok A; Yücel, B, Psikanalitik Kurama Giriş,
Bağlam Yayınları, sayfa: 67.

[12] Freud, Sigmund; Metapsikoloji;
çeviren: Dr. Emre Kapkın, Ayşen Tekşen Kapkın, Payel Yayınları, Mart 2002,
sayfa: 363.

[13] Parman, Talat; Ergenlik ya da
Merhaba Hüzün
, Bağlam Yayınları, Mayıs 2003, sayfa: 74.

[14] Akvardar, Yıldız; Çalak, Erdoğan;
Etaner, Ulviye; Hürol, Cem; Sunat, Haluk; Tükel, Raşit; Üçok Alp; Yücel, Başak;
Psikanalitik Kurama Giriş, Bağlam Yayınları, sayfa: 98.

[15] age, sayfa: 98

[16] Parman, Talat; Ergenlik ya da
Merhaba Hüzün
, Bağlam Yayınları, Mayıs 2003, sayfa: 72.