Tarihte ve Türk Ceza Kanunu'nda İntihar

30 Ekim 2016
Sayı 25 - Haziran 2012

“İntihar” kelimesi Arapça’da, boğazına vurmak, boğazlamak, kurban etmek ve tam zamanında yapmak anlamına gelen nahr sözcüğünden gelmektedir ve Türkçe’ye Tanzimat döneminde girmiştir.

İntihar eylemleri tarih boyunca farklı kültürler tarafından kâh büyük bir günah olarak, kâh saygı duyulan bir hareket olarak görülmüştür. İslamiyet, Musevilik ve Hıristiyanlık intiharı yasaklar. Eski Yunan ve Roma uygarlıklarında intiharın devlete karşı işlenmiş bir suç olarak nitelendirildiği görülmektedir. Eski Roma’da intihar, erler ve köleler için yasaklanmıştı, çünkü köle efendisine ait olduğuna göre kendi hayatına sahip değildi. Eski Yunan’da da kölelerin intiharı yasaktı, çünkü hayatın idamesi için onlara gereksinim vardı. Fakat mahkûmların kendi canlarına kıymalarına izin verilirdi. İlk Hıristiyanlık döneminde din uğruna gerçekleştirilen intiharlara karşı çıkılmasa da Aziz Augustine’in (354–430) intihar olgusunu doğaya, topluma ve Tanrı’ya karşı işlenmiş bir suç olarak gördüğünü açıklamasından sonra Hıristiyanlık ve kilise de bu görüşü benimsemiştir.

Japon âdeti harakiri, gönüllü ve mecburi olmak üzere iki türlüydü. 12. yüzyılda, muharebelerde yenilen savaşçılar, düşman eline geçmeyi haysiyetsizlik olarak nitelendirdikleri için gönüllü olarak sıkça harakiri’ye başvuruyorlardı. Bazen de efendisinin ölümünün arkasından ona bağlılığının bir işareti olarak ya da hükümetin veya bir astının politikasını protesto için ya da görevini ihmal ettiyse kefaretini ödemek için gönüllü harakiri yaptıkları oluyordu. Ölüm cezasına çarptırılmış bir Samuray, cellâdın kellesini uçurması sonucu itibarının zedelenmemesi için, mecburi harakiri’ye başvuruyordu.  Mecburi harakiri, 1873’te yasadışı sayılmıştır. Budist keşiş ve rahibeler de toplumsal protesto biçimi olarak kendilerini yakarak intihar ederlerdi. Hindistan’daki Brahmanlar’ın da intihara müsamaha gösterdikleri ve bir zamanlar Hintli dulların intihar etmelerinin övgüyle karşılandığı bildirilmiştir.

Avrupa’da Ortaçağ’dan başlayarak önce kilise hukuku, ardından ceza hukuku aracılığıyla intihar yasaklandı. Fransa’da Dr. Guillotine tarafından milli meclise yapılan bir öneri üzerine 1790 yılında intihar suç olmaktan çıkarılmış ve bu hareketi çeşitli Avrupa devletlerine ait ceza kanunları izlemiştir; böylece Avrupa ülkelerinde intihar suç sayılmamaya başlanmıştır. İntihar girişimi, İngiltere’de 1961 yılına kadar bir suç olarak nitelendirilmiş ve cezalandırılmıştır.

Kanunumuzda intihar ile ilgili madde ceza yasasının 84. maddesidir:

        

TCK MADDE 84:

Başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İntiharın gerçekleşmesi durumunda, kişi dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Başkalarını intihara alenen teşvik eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu fiilin basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, kişi dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişileri intihara sevk edenlerle cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulurlar.

Kanunumuza göre intihar suç değildir. İntihar edene ceza verilmez, çünkü ölmüştür. İntihara teşebbüs edene ceza vermekte de toplumsal bir yarar olmadığı düşünülmektedir. Fakat kanun koyucu intihara yönlendirmeyi açık bir hüküm ile suç saymıştır. Aynı şekilde intihara teşvik veya yardım etmek de cezalandırılmaktadır. İntihara yardım, mukayeseli hukukta çoğu kez ceza kanununa aykırı kabul edilmiş ve de ağır biçimde cezalandırılmıştır. İntihara yönlendirme suçuna, kasten öldürme suçundan daha hafif ceza öngörülmesinin nedeni, intihar edenin ölüme rızasının bulunmasıdır. İntihara yönlendirme suçunun konusu mağdurun hayatıdır. TCK’da ilgili maddenin birinci fıkrasında, bir başkasını intihara azmettirme, teşvik etme, başkasının intihar kararını kuvvetlendirme ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım etme fiilleri, seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmaktadır.

Azmettirme, belli bir suçu işleme konusunda henüz bir düşüncesi olmayan ve karar vermemiş bulunan kişiye bir başkası tarafından bu kararın verdirilmesidir. Ancak kasten işlenebilen bir suça azmettirme olanaklıdır. Azmettirme aracının önemi yoktur. Telkin, uydurma mektup vb. intihara yönlendirilen kimse üzerinde teshirli olabilecek her türlü şey azmettirmek için kullanılmış olabilir.

İntihar kararını teşvik etme, azmettirme sayılmaz. Mağdurun almış olduğu intihar kararının gerçekleştirilmesini sağlamaya yönelik yapılan her türlü eylem intihara teşvik etme, kararı kuvvetlendirmedir.

İntihara yardım etme, intiharın gerçekleşmesini kolaylaştırmak demektir. İntihar edecek olan mağdura intihar araçlarını sağlamak ya da intiharı ne suretle gerçekleştireceği konusunda tavsiye ya da önerilerde bulunmak biçiminde maddi veya manevi olarak gerçekleştirilebilir. Yardım eylemi intihardan önce işlenebileceği gibi intihar sırasında da gerçekleştirilebilir. Tüm bu anlatılanlar sonucunda, insanların içinde bulundukları sosyal, kültürel ve psikolojik durumun intihar etmelerini kolaylaştırıcı etkenler olduğu, intihar eden kişinin cezalandırılamaz olduğu ve bu suçun işlenmesini kolaylaştırıcı eylemlerde bulunanların ise çeşitli şartların oluşması halinde cezalandırılabilir olduğu görülmektedir.

Kaynaklar:

1- Ersoy, Elif; (2008) Yatarak Tedavi Gören Psikiyatri Hastalarında İntihar Eğilimi ile İlişkili Özellikler. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü, İstanbul

2- Oral, Gökhan (1997), İntihar ve Adli Bilimler, Yeni Symposium 35 (2–3); 46–57

3- Aksan, Barış; Tarihte İntihar ve Tarihte Belli Başlı İntiharlar, Yayınlanmamış Çalışma